KONE Türkiye Genel Müdürü Haldun Ulusoy; 'Şimdi değilse ne zaman, sen değilsen kim?”

“Carpe diem”; Latin edebiyatının ünlü ozanı Horace’ın sözü… “Bugünü, anı yaşa, şu anın tadını çıkar, gününü gün et, yarını düşünme” anlamında sıklıkla kullanılan sözü sevse de KONE Türkiye Genel Müdürü Haldun Ulusoy’un yaşam felsefesini; “Şimdi değilse ne zaman, sen değilsen kim?” sözü özetliyor. 
Herkesin yaşamında yapacaklarına dair hep bir erteleme bulunduğunu, daha sonra yapmaya yöneldiğini ve geleceğe bıraktığını vurgulayan Ulusoy için işler böyle yürümüyor. “Bu işi bugün çözmemiz gerekiyor, hızlı şekilde çözüm üretmeliyiz” yaklaşımını benimseyen Ulusoy, günümüz iş yaşamının en önemli nirengi noktalarından birinin “hız” olduğuna işaret ediyor: “Yaşam ve müşteriler bizden hız bekliyor. İkinci önemli nokta ise sorumluluk almak. ‘Sen değilsen kim?’ O sorumluluğu alıp, işi tamamlamamız gerektiğini düşünüyorum. ‘Carpe diem’; günü yaşamak önemlidir ama yapılacak işler için yarını beklememeliyiz. Ve bugün mutlu olmalıyız.”
Ulusoy’a göre; zorlanma, değişimi gerektiriyor. Değişimi ve rekabeti çok seven Ulusoy, zorlandığı zamanlar değişimi başarınca kendini daha mutlu hissediyor. Ulusoy kendini inşa eden özelliklerini ise şöyle sıralıyor: “Çalışmayı gerçekten çok seviyorum. Takipçiliğim beni öne çıkaran özelliklerimdendir. Uyumlu bir takım kurabiliyorum. İyi bir takım kurup, onlarla beraber yol almayı seviyorum. Sürekli yenileniyorum, bir yerde takılıp kalmıyorum, her zaman ‘Daha farklı ne yapabilirim?’ diye düşünürüm. Değişime açığımdır. Çalışkanlık ve takipçiliğimin yanı sıra bende performans tutkusu var. Bir şeyleri yapmak ve farklılaştırma tutkusuna sahibim. O tutkuyu takım arkadaşlarıma da aşılamaya çalışıyorum. Bizde açık kapı politikası var, bütün çalışanlarla diyalogun önemine inanıyorum. Bence mutsuz bir çalışandan iyi verim almak çok zor. Sonuçta başarı odaklı bir kurum olduğumuz için performans son derece önemli. Performans olmadan, şirketin ayakta kalması, hedeflerimize ulaşmamız mümkün olmaz.”
Haldun Ulusoy, KONE’nin de takım çalışmasına çok önem verdiğini kaydediyor: “Takım çalışması olmadan başarının gelmeyeceğine inanıyoruz. Uyumlu takımların başarı katsayıları ise daha yüksek. Herkesin birbirini değiştirdiği, zenginleştirdiği, yeni fikirlerin ortaya atıldığı, takip edildiği ve her fikrin üzerine katkı sunulabilen uyumlu takım oluşturmak çok önemli.”
Haldun Ulusoy, iyi bir CEO’nun, liderin performans tutkusu olması gerektiğini vurguluyor: “Liderin, performans tutkusunu, ekibine, organizasyonuna yayabilmesi gerekiyor. Yenilenme enerjisi olmalı, dünyada ve çevresinde neler olup bittiğini izlemeli, bu yenilikleri organizasyonuna uygulayabilmeli. Takım çalışmasına inanmalı ve doğru takımı ve müşteri odaklı bir organizasyon kurabilmeli.”
İzmir’de mutlu, keyifli bir çocukluk: Burdur’da 1966’da dünyaya “Merhaba” diyen Ulusoy’ın bir ablası bir kızkardeşi var. Burdurlu aile, devlet memuru babanın işi nedeniyle 1969 yılında İzmir’e taşınmış. Gazi İlkokulu, Necatibey İlkokulu sonra Bornova Anadolu Lisesi.
Haldun Ulusoy, İzmir’de mutlu, keyifli bir çocukluk yaşadığını söylüyor: “Sokak aralarında arkadaşlarımızla oynardık; futbol, bilye, saklambaç, yakartop…  Bizim kuşağımız sokak kültürünü aldı. Lise yıllarında briç oynamaya başladık. İlkokulda sınıfın gözdesi, çok başarılı bir öğrenciydim ama ortaokulda İngilizce’de çok zorlandım. El bebek, gül bebek büyümedim, çocuk odaklı değil, aile odaklı bir yaşamımız vardı. Ailecek yaşamın zorluklarına beraber göğüs germeye alışmıştık, hepimiz birbirimize destek olduk, kardeşlerim de üniversite mezunudur. Bizim kuşak, Anadolu sıcaklığıyla büyüdü. İlişkilerimizde her zaman birbirimize saygı ve sevgi yol gösterdi.”

İzmir’den İstanbul’a: Yıl; 1984. Haldun Ulusoy’un İstanbul hikayesi, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Uçak Mühendisliği Bölümü’nü kazanmasıyla başlar: “Ailem eğitime çok önem verir. Amcamın üniversitedeyken yaşadığı eve yerleştim, bir evde tek başına yaşamayı öğrendim. Benim için büyük bir adımdı. Ancak kuvvetli lise eğitiminden sonra üniversite bana inanılmaz kolay geldi, çok keyif alamadım. Üniversitede çok değerli hocalarımız olmasına rağmen İTÜ, beni zorlamadı. Kendimi çok fazla zorlanmış hissetmedim. 1988 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde yeni açılan Sistem Kontrol Yüksek Mühendisliği programında yüksek lisansa başladım ve aynı zamanda çalışmaya başladım.”
İş hayatına ilk adımı; AutoCAD özel dersleri vererek atan Ulusoy, SEAŞ müşavirlik şirketinde bilgi işlem bölümünde yarı zamanlı çalışmaya başlar. Zorlu yüksek lisans eğitiminden büyük keyif alan Ulusoy, başarılı bir şekilde mezun olur. Mezun olduğunda artık SEAŞ’ın Bilgi İşlem Müdürü’dür. 1991 yılında askere gider, orada da çok çalışır, programlar yazar, keyifli bir askerlik dönemi sonrası 1993 yılında bina otomasyon sistemleri alanında çalışan SCS’de otomosyan mühendisi olur. Bir yılın sonunda patron şirketinin kendisine göre olmadığına karar verir, izin isteyerek işten ayrılır. Amerikan şirketi Honeywell’in bina otomasyon sistemleri grubunda yan otomosyan mühendisi olarak işe başlar. Türkiye’nin ciddi değişim yaşadığı Özallı yılların rüzgarına kapılan Ulusoy da Honeywell’de kariyer basamaklarını hızla tırmanır. Mühendislik Müdürü, Satış Müdürü, Doğu Avrupa Operasyon Müdürü, Doğu Avrupa Genel Müdürü, Kuzey Avrupa Operasyon Müdürü olur. Avrupa Operasyonlar Direktörü iken 2011 yılında aldığı teklifle KONE ailesine katılır.

“KONE, Türkiye’deki birçok ilke imza atan şirket”: Ulusoy, KONE’nin Türkiye’de son 10 yılda her yıl çift haneli başarılı büyümesinin istikrarlı bir şekilde devam ettiğini anlatıyor: “2019 yılında bu büyümemizin devam etmesini hedefliyoruz. Birçok alanda sektör liderlerinden biriyiz. Dünyadaki yenilikleri en hızlı şekilde ve en önce Türkiye’ye getiren şirketiz. Bu, Türkiye’de KONE’nin en önemli başarılarından biri. ‘Yapay zekalı asansör sistemleri, tüm teknisyenlerimizin 24 saat akıllı telefonlarından asansörlerin arızalarını otomatik olarak öğrenmeleri ve hizmet verebilmeleri, çağrı merkezi hizmetimiz gibi birçok konuda Türkiye’de ilkleri gerçekleştiriyoruz, sektöre birçok konuda öncü oluyoruz ve bundan gurur duyuyoruz.”
AYSAD (Asansör ve Yürüyen Merdiven Sanayicileri Derneği) Yönetim Kurulu Üyesi, DEİK Türk Finlandiya İş Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi Haldun Ulusoy aynı zamanda Avrupa’daki tüm asansör ve yürüyen merdiven sanayicileri derneklerinin çatı kuruluşu  bir konferedasyon olan European Lift Association’ın (ELA) Enerji ve Çevre Komitesi’nin çevirmenliğini yapıyor.

“Muhakkak spor yapmak şarttır”: Koşmak, bisiklet ve yüzmek… 15 ve 10 yaşındaki iki oğluyla birlikte haftada 3-4 kez spor yaptığını aktaran Ulusoy, son olarak KONE’den 16 arkadaşıyla birlikte Vodafone’un düzenlediği yarışta birlikte koşmuş ve derece almış. Üniversite yıllarında dağcılıkla da uğraşan Ulusoy, her yaştan insanın mutlaka spor yapması gerektiğini, mutlu olmak ve mutlu yaşamak için sporun bir fırsat ve araç olduğunu düşünüyor.

“Savaş Sanatı”: Ailesiyle birlikte seyahati çok seven Ulusoy, geçen yaz tüm Karadeniz’i ailecek arabayla gezdiklerini anlatıyor. Yurtdışında da her yıl Helsinki, Paris, Berlin gibi farklı farklı şehirlere gittiklerini belirten Ulusoy’un çocukluğundan beri hayali ise Kuzey Kutbu’na gitmek. Business casual tarzda giyinmeyi tercih eden Ulusoy, klasiklerin yanı sıra futuristik ve kişisel gelişim kitapları okumayı seviyor. Başucu kitaplarından biri ise Sun Tzu’nun “Savaş Sanatı” adlı kitabı. Öyle ki birçok arkadaşına da kitabı alıp hediye etmiş.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner216

“Make it done! Gerçekleştir!”
Her başarı öyküsünü bir meydan okuma olarak gören; Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan ve Türkmenistan’dan...

Haberi Oku