23. Dünya Enerji Kongresi dünya liderlerini ağırladı
Kongrede; Rus doğalgazını Türkiye’ye ve Avrupa’ya taşıyacak Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı konusunda anlaşma imzalandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın evsahipliğinde gerçekleşen 23. Dünya Enerji Kongresi, ‘Yeni Ufukları Kucaklamak’ ana temasıyla İstanbul’da sona erdi. Üç bin delegenin ağırlandığı kongreye, 250 konuşmacı katıldı. Kongrenin en dikkat çeken bölümü ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk gün dünya liderlerini ağırlamasıydı. Sözkonusu toplantıya; Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı katıldı. Bu zirvenin hemen ardından iki önemli uluslararası anlaşmaya imza atıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in katıldığı imza töreninde iki ülkenin enerji bakanları, Rus doğalgazını Türkiye’ye ve Avrupa’ya taşıyacak Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı konusunda anlaşma imzaladı. Akabinde Türkiye ile KKTC arasında elektrik iletim hattı kurulmasını da içeren işbirliği anlaşması yapıldı.
Kongrenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin enerjide büyük ölçüde dışa bağımlı bir ülke olduğunu, artan enerji talebini karşılamanın yanında enerji arz güvenliğini sağlamak ve enerji sepetini çeşitlendirmek için çalıştıklarını söyledi. Erdoğan, şu bilgileri verdi: “Türkiye, Ortadoğu ve Hazar Havzası başta olmak üzere dünyanın ispatlanmış doğalgaz rezervlerinin yaklaşık 3'te 2'sinin bulunduğu bir bölgede yer alıyor. Bu bölgelerdeki enerji kaynaklarının dünya pazarlarına ulaştırılması noktasında çok önemli projelere öncülük ettik. Mavi Akım, İran ve Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz boru hatları ile Türkiye-Yunanistan Doğalgaz Enterkonnektörü projeleri, Türkiye'nin bu alandaki konumunu küresel ölçekte tescillemiştir. Azeri petrolü başta olmak üzere Hazar petrolünün Ceyhan'a akışını sağlayan Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattı'nı hayata geçirdik. Yine Azerbaycan'la birlikte geliştirdiğimiz Güney gaz koridorunun belkemiğini teşkil eden Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi'ni (TANAP) inşa ediyoruz. TANAP ve hattın devamını oluşturacak Trans Adriyatik Boru Hattı'yla Azeri gazı Türkiye ile birlikte Avrupa piyasalarına ulaşmış olacaktır. Türkmen gazının da bu projenin bir parçası olması için yoğun çaba harcıyoruz."
Doğu Akdeniz gazının da kaynak çeşitlendirme çalışmalarında yeni bir alternatif durumuna geldiğine işaret eden Erdoğan, yapılan araştırmaların bu gaz için "en karlı ve ekonomik" güzargahın Türkiye olduğunu gösterdiğini aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin doğalgaz ve enerji ticaret merkezi haline gelebilmesi adına yeni ve önemli yatırımların arifesinde olduğunu bildirerek, "Bu senenin sonunda ve 2017 yılında çok kritik adımlar atacak, bu alanda büyük yatırımlar gerçekleştireceğiz. Böylece doğalgaz ticaretinde bölgemizdeki tüm ülkeler için güvenilir bir ortak haline gelme hedefimize, bir adım daha yaklaşacağız" açıklamasını yaptı. Erdoğan, Rusya Federasyonu, Cezayir ve Norveç'ten sonra Avrupa'ya dördüncü doğalgaz koridorunu TANAP ile oluşturma amacında olduklarını aktardı.
Nükleer enerji önem kazanacak
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin önem verdiği bir diğer alanın da nükleer enerji olduğuna işaret ederek, şunları aktardı: “2010 yılında Rusya Federasyonu ile Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projesi'nin gerçekleştirilmesine yönelik bir hükümetlerarası anlaşmayı imzaladık. Japonya'yla da Karadeniz kıyısında tesisine karar verilen Sinop Nükleer Güç Santrali Projesi için bir anlaşma yaptık. Şimdi de üçüncü nükleer santral projesini hayata geçirmenin arayışı içerisindeyiz. Zira ileri teknoloji noktasında, bizim ciddi noktada bir enerji potansiyeline ihtiyacımız var. Hedefimiz, önümüzdeki yıllarda elektrik üretimimizin yaklaşık yüzde 10'unun nükleer enerjiden karşılanmasıdır." Türkiye’nin yenilebilir enerji açısından da önemli bir konuma sahip olduğunu dile getiren Erdoğan, enerjinin her alanında ülkenin yatırıma müsait olduğuna dikkat çekerek tüm enerji şirketlerini yatırıma davet etti.
Putin: Petrol çıkarılması sabitleşsin
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dünyanın yeşil enerji arayışında olduğunu belirterek, "Bizim ortak görevimiz, tüm insanların güncel enerji kaynaklarına erişmesidir. Şu anda 2 milyar civarında insanın böyle bir erişimi yoktur. Enerjinin gelişmesinin önündeki engelleri kaldırmalı herkesin erişmesini sağlamalıyız. İnsanlık yeşil enerjiye doğru gitmektedir. Bu da ana hat ve doğru yol. Yenilenebilir enerjiye talep artıyor" dedi. 10 yıl sonra sıvı doğal gaz ticaretinin hacminin boru hatlarındaki sevkiyatları aşacağını belirten Putin, "Petrol ve doğalgaz tüketimi de artmaya devam ediyor. Tahminlere göre 10 sene sonra sıvı doğal gaz ticaretinin hacmi boru hatlarındaki sevkiyatları aşacaktır. Sıvı doğal gaz ticaretine ilgi daha da artacaktır. Tahminlere göre, 2020 yılına kadar petrol tüketimi yüzde 26 olacak. Doğal gaz yüzde 24, bio kaynakları yüzde 10, atom enerji yüzde 7, hidro enerji yüzde 3, diğer yenilebilir kaynaklar yüzde 5" diye konuştu. Jeoloji aramalarına yapılan düşük yatırımlar nedeniyle enerji çeşitliliğinin artış kaydedemediğine değinen Putin, şunları söyledi: "Bugün ki tabloda düşük fiyatlar sayesinde son 25 sene boyunca en uzun süren yatırım aktivitesinin düşüşüne sebep oldu. Son 2 yılda petrol çıkarmada kapital harcamalar yarım trilyon civarında düştü. Jeoloji aramalarına düşük yatırımlardan dolayı, son 70 yılda yeni kaynak en az artış kaydedildi. Bazı projeler iptal ediliyor. Bu devam ettiğinde enerji açığı ve sonuçta fiyat dağlanmalarını getirecektir. Bu durum üreticiyi ve tüketiciyi vuracaktır." Putin petrol çıkarılmasının sabitleştirilmesi gerektiğini, Rusya’nın petrol üretiminin kısıtlanması tedbirlerine katılmaya hazır olduğunu paylaştı.
Madura: enerji kaynakları çeşitlendirilmeli
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, ülkesi için 100 yıldır petrol rezervlerinin korunmasının çok büyük bir sorumluluk olduğunu belirterek “Doyumsuz vampirler var. Ekonomide siyasette ve enerjide bunlara karşı da mücadele ediyoruz. Petrolde büyük bir zenginlik var ama 21. yüzyılda bazı yeni sinyaller arıyoruz ve enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi gerekiyor” dedi. Ülkesinin enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi konusunda özellikle finans alanında bazı girişimleri olacağını anlatan Maduro, “İşte ben de bu etkinlik aracılığıyla söylüyorum, Venezuela’da yatırımcılar için büyük fırsatlar var ve lütfen gelin. Kazan kazan ilkesiyle yapılabilecek çok şey var” diye konuştu. Petrol fiyatlarından kaynaklanan baskının tüm piyasaları etkilediğini belirten Maduro şöyle devam etti: “Fiyatlar artık sürdürülebilir olmaktan çıktı. Maliyetlerin bile altında olduğunu söyleyebiliriz. Yatırım konusunda büyük ülkeleri, orta büyüklükteki ülkeleri de çok zorlayan bir durum bu. OPEC ülkeleri bir anlaşmaya varmalı. Fiyatlar daha adil, gerçekçi ve yatırımcıları teşvik edebilecek boyutta olmalı. Dolayısıyla burada bazı mekanizmalara ihtiyacımız var. Petrol çok önemli bir enerji kaynağı, işliyoruz ama yeni mekanizmalara ihtiyacımız var. Ancak bu sayede adil ve istikrarlı bir piyasaya ulaşabiliriz.”
Türkiye’deki enerji güvenliği tüm dünya için önemli
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkiye'nin enerji dünyasında önemli bir role sahip olduğunu belirtti. Türkiye'deki enerji güvenliğinin sadece dost ülkeler için değil tüm dünya için çok önemli olduğunu vurgulayan Azerbaycan Lideri Aliyev, “19. yüzyıl başlarında ilk kez endüstriyel petrol çıkarıldı. Sonra ise denizde çıkarılan petrol ilk kez Azerbaycan’da yapıldı. Çıralı ve Güneşli petrol yatakları dünyadaki en büyük petrol sahalarından biridir” dedi. Azerbaycan’ın dünya pazarlarına çıkışı olmayan ülkelerden biri olduğu için üç boru hattına sahip olduğunu kaydeden İlham Aliyev, “Yine dünyanın en büyük doğal gaz sahası Şahdeniz, Azerbaycan’da bulunuyor” diye konuştu. Aliyev, Azerbaycan Şahdeniz doğalgazını Türkiye ve Avrupa’ya taşıyacak TANAP anlaşmasını da tarihi bir anlaşma olarak nitelendirdi.
Kıbrıs sorununun çözümü enerjiye yarayacak
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da su ve hava gibi enerjinin de yaşamın vazgeçilmezleri arasında yer aldığına işaret ederek şunları söyledi: “Bir süredir global koşullar enerji sektöründe ciddi zorluklar yaratıyor. Petrol fiyatlarının düşüşüne, ekonomik büyümedeki düşüş kadar arzdaki artış da yol açmıştır. Avrupa Birliği ülkelerinde güneş ve rüzgar enerjisi önemli oranlarda ciddi arttı, önümüzdeki 35 yılda daha da artması bekleniyor. Dünyadaki sera gazı salımının 35 yıl içinde bugünkünün beşte birine inmesi hedefi konulmuştu. Buna rağmen günümüzde enerji üretiminin büyük bir bölümü fosil yakıtlarından gelmektedir. Risk ve istikrarsızlıkların arttığı bu dönemde enerji çeşitlendirmesi her ülke için çok önemlidir. Kıbrıs sorununun çözülmesi bölgenin enerji kaynaklarına da ciddi katkı sunacaktır. Sadece Kıbrıs ve Türkiye için değil çok daha geniş bir coğrafyaya yayılan fırsatlardan bahsedebiliriz.”
Yıldırım: Enerjide yeni yatırımlar gündemde
Başbakan Binali Yıldırım, enerji arzının güvenliği, çeşitliliği ve enerji kaynaklarına güvenli, makul sayılacak fiyatlarla erişimin her ülke için artık bir ulusal çıkar ve güvenlik konusu haline geldiğini aktardı. Yıldırım,  böyle bir ortamda, enerji alanında karşılıklı menfaatlerin gözetildiği bir uluslararası işbirliği ve dayanışmanın hiç olmadığı kadar önem kazandığını vurguladı. Binali Yıldırım, ulusal ölçekteki amacın, enerji sepetinin yüksek enerji talep artışı gerçeğine cevap verecek hale getirilmesi ve gerekli esnekliğin sağlanması olduğunu belirterek, "Elektrik üretiminde özellikle yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızı değerlendirerek yeni santralleri devreye alıyoruz. Ülkemiz, yenilenebilir enerjinin dünyadaki gelişen ve yükselen eğilimini yakından izlemekte ve yenilenebilir enerjinin önem ve önceliğini anlamaya her gün daha fazla özen göstermektedir" dedi. Düşen teknoloji maliyetleri ile yüksek yenilenebilir enerji potansiyeli değerlendirilerek özellikle güneş ve rüzgardaki mevcut kapasiteye yenilerinin eklendiğini ifade eden Yıldırım, hali hazırda yenilebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki oranının yüzde 32'ye ulaştığını kaydetti.
Yıldırım, Türkiye'nin ayrıca kaydadeğer jeotermal enerji potansiyelinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: "Ülkemiz dünyada özellikle jeotermal ısı uygulamalarında ilk 5 ülkeden birisi konumundadır. Bir enerji kaynağı olarak kabul edilen enerji verimliği alanında da önemli adımlar atmaktayız. Bu konuda kapsamlı bir master plan hazırlıklarımız tamamlanma aşamasına gelmiştir. Ayrıca elektrik iletim ve dağıtım sistemimize de önemli yatırımlar yapılmaktadır. Avrupa iletim sistemiyle entegrasyon sağlamamız her iki taraf açısından sevindiricidir. Bu işbirliğini artırarak devam ettiriyoruz. Şimdiki hedefimiz Mavi Akım'dan sonra Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı Projesi'ni süratle hayata geçirmektir. Avrupa'nın enerji güvenliği bakımından da büyük önem taşıyacak Güney Gaz Koridoru'nun bel kemiğini Azerbaycan ile gerçekleştirdiğimiz TANAP projesi tesis edecektir. Ancak bu koridorun çeşitli halkalardan oluştuğunu ve bir halkada meydana gelecek sorun ve gecikmenin doğrudan diğerlerini de etkileyeceğini unutmamalıyız."
Ortak enerji projeleri yapılmalı
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, enerji kaynaklarının siyasi istikrarın sağlanamadığı coğrafyalarda yoğunlaştığına işaret etti. Bu kaynakların güvenli bir şekilde taşınmasının büyük önem taşıdığını kaydeden Albayrak, şöyle dedi: “Türkiye, Batı ile Doğu'yu buluşturarak doğal kaynakların sorunsuz bir şekilde bölge coğrafyasına ulaşmasında önemli bir rol oynuyor. Temel kaygımız küresel barış ve istikrarın sağlanması. Politikalarımızı oluştururken enerjiyi yapıcı bir enstrüman olarak kabul ediyoruz. Uluslararası projelerin bölgesel huzur çıtasını yükseltmek için bir fırsat olacağına inanıyoruz. Türkiye ulusal menfaatleri çerçevesinde bu kazan-kazan prensibine dayanan bölgesel arz güvenliğine katkı sağlayacak ve huzuru önceleyen her projenin müttefiki olacak, hayata geçmeleri yönünde sorumluluk almaktan kaçmayacak.
Bölgesel enerji projelerinin, ortak aklı harekete geçirerek, kangren haline gelmiş bölgesel itilafların ve terör faaliyetlerinin önlenmesinde önemli bir işlev göreceğini savunan Enerji Bakanı Berat Albayrak, “Yeter ki bizler kaynakların daha adil dağılımını sağlayalım, kaynakları huzurun inşası için ve barış için paylaşalım” diye konuştu.
Türk Akımı imzalandı
İstanbul’daki 23. Dünya Enerji Kongresi’nde bir araya gelen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, daha sonra Rus doğalgazını Türkiye’ye ve Avrupa’ya taşıyacak Türk Akımı Doğalgaz Boru Hattı konusunda anlaşma imzaladı. Anlaşmayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan duyururken Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Türkiye’ye satılan gazın fiyatını indirdiklerini açıkladı.

Siemens, Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmaya devam ediyor
Siemens, İstanbul’da düzenlenen Dünya Enerji Kongresi 2016’daki standında tüm yenilikçi enerji çözümlerini sergiledi.
Siemens Türkiye Enerji Yönetimi Dijital Şebekeler Ülke Direktörü Hasan Ali Pazar, “Siemens her türlü enerji üretim tesisleri ve enerji yönetim tesisleriyle ilgili yenilikçi ve bütünleyici çözümleri pazara sunuyor. Bunları gaz, kömür, rüzgar, jeotermal santraller olarak özetleyebiliriz. Siemens’in buradaki katkısı yenilikçi, rekabetçi ve bütünleşik çözümleri pazara sunmaktır. Bugünlerde daha çok gündemde olan eski santrallerin rehabilitasyonu, rüzgar santralleri ve kömür santralleri vb. yoğun çalışmalar yapmaktayız” diyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yeni YEKA (Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı) projelerinin rüzgar ve güneş enerjisi pazarına ilgiyi de arttıracağını belirten Hasan Ali Pazar, bu nedenle yenilenebilir enerji pazarında önemli bir hareketlenme yaşanacağını öngörüyor ve Siemens’in tüm imkanlarıyla buna hazır olduğunu ifade ediyor.
Enerji santrallerinin rehabilitasyon ve yenilenmesinde Siemens imzası
Hasan Ali Pazar Türkiye enerji piyasasındaki en cazip konulardan birinin rehabilitasyon olduğuna dikkat çekiyor: “Özelleştirme hareketleriyle birlikte Türkiye’nin eski santrallerinin atıl kapasitelerinin sisteme katılması sözkonusu. Termik santraller, özellikle kömür santralleri ve bazı gaz santralleri de gündemde. Siemens geçmişte bu santrallerin teknoloji kuruluşlarıydı. Halihazırda eski santrallerin rehabilite edilmesinde gerekli tüm elektrik ve otomasyon sistemlerinin yenilenmesi, verimli ve bugünün şartlarına uygun, rekabetçi hale getirilmesi konusunda Siemens’in etkin mühendislik ve uygulama ekipleri var. Türkiye’nin her yerindeki santrallerin rehabilitasyonunda aktif olarak görev almak için çabalıyoruz. Özellikle Ege Bölgesi’nde ağırlıklı olmak üzere; Yatağan, Yeniköy, Seyitömer, Soma, Hamitabat, Çatalağzı, Kangal,  Çayırhan termik santrallerinin yenilenmesi veya rehabilitasyonu sözkonusu. Rehabilite edilecek santrallerin hepsinde Siemens’in önemli bir altyapısı ve beklentisi var.”
Rüzgar ve güneşle ilgili sahaların belirlenmesi ve enerji üretimlerinin başlaması rehabilite edilen santrallerle atıl kapasitelerin aktifleşmesi ve yeni enerji üretim kaynaklarının oluşturulmasıyla Türkiye enerji sektöründe hızla büyüyeceğini öngören Hasan Ali Pazar, nükleer enerji konusuna da değiniyor: “Türkiye’nin kuzeyinde ve güneyindeki nükleer enerji santrallerinin kapasitelerinin ortaya çıkmasıyla birlikte Türkiye enerji konusunda güçlü bir adımını atmış olacak. Ancak burada problem nükleer santraller ve diğer enerji üretim santrallerinin ürettikleri enerjiyi iletmesi ve altyapı tesisleridir. Bu da çözülmesi gereken ana konu olacak. Bununla ilgili Siemens’in hem doğru akım hem alternatif akımla ilgili iletim teknolojileri konusunda çalışmaları ve çözümleri var.”
Kaliteli, verimli, tasarruflu dijital çözümler
Siemens’in akıllı ve dijital şebekeler konusundaki  kabiliyetlerini her enerji tesisinde kullanabileceğini kaydeden Hasan Ali Pazar, Endüstri 4.0 ve Dijital Şebekeler çalışmalarının daha kaliteli, verimli, tasarruflu ve akıllı çıktılar üretme amacında buluştuğunu vurguluyor: “Siemens, Endüstri 4.0, dijital şebeke çalışmalarının yanısıra akıllı şehirler konusunda da çalışıyor. Bütün Ar-Ge ekiplerimizi ve teknolojik yaklaşımlarımızı bu yöne yönlendirdik. Dünyanın çeşitli ülkelerinde uygulamalarımız var. Türkiye’de de İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kartal Belediyesi ve Turkcel ile kamunun yararına olabilecek tüm altyapılara akıllı şehirler dokunuşunu ortaya koymak, ihtiyaçların karşılanmasının teknolojik karşılıkları konusunda Siemens olarak çalışıyoruz. Bu konuda yazılım, donanım çeşitli çözümlerimiz var. Türkiye’de de böyle bir örnek çalışmaya imza atmak istiyoruz. Çalışmalarımızın özünü dünyadaki sınırlı enerji kaynağını tasarruflu kullanmak oluşturuyor.”
Hasan Ali Pazar, Siemens’in yıllık cirosunun yüzde 5’ini Ar-Ge’ye ayırdığını anlatıyor: “Siemens yıllık 4-5 milyar avro civarında parayı Ar-Ge’ye harcıyor. Siemens enerji alanında sağladığı ürünlerle birlikte sunduğu iş modelleri, yaklaşımları ve çözümleriyle öne çıkıyor.”

Sabancı: Enerjisa, Türkiye ve bölgenin en büyük üretim ve dağıtım şirketi
Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, enerji serbestleşmesinin önemine değinerek, Türkiye’nin enerji sektöründe örnek bir reform programına sahip olduğuna inandığını kaydetti. Sabancı, “Son 10 yıl içinde enerji üretim kapasitesi ile enerji üretimi ve dağıtımının özelleştirilmesine 70 milyar dolar yatırım yapıldı. Enerjisa olarak biz, iş ortağımız E.ON ile birlikte bu yatırımın 11 milyar dolarını gerçekleştirdik. 14 ilde 9 milyon tüketiciye ulaşıyoruz ve yaklaşık 20 milyon kullanıcıya verimli elektrik üretimi ve dağıtım hizmeti veriyoruz. Enerjisa’nın Türkiye ve içinde bulunduğu bölgede özel sektörün kurduğu en büyük elektrik üretim ve dağıtım şirketi olmasından büyük gurur duyuyorum” diye konuştu.
Türkiye’nin hala enerji sektörüne yatırım yapması gerektiğinin altını çizen Sabancı, yatırımı harekete geçirmenin yolunun da elektrik ve doğalgaz pazarlarının serbestleştirilmesinden geçtiğini söyledi: “Serbest bir doğalgaz pazarı ve artan ticaret ile Türkiye bölgesinde doğalgaz ticaret merkezi olma potansiyeline sahip. Bu elektrik için de geçerli. Ki bu da daha geniş ara bağlantılar ve iyileştirilmiş elektrik takas pazarı koşulları ile mümkün olacaktır. Enerji politikası, yasa koyucular ve onların doğru liderlikleri sürdürülebilir bir enerji sektörü için esas teşkil eder. Türkiye oldukça etkin bir liderliğe, iklim değişikliğinin ve sürdürülebilirliğin bilincinde, yeni teknolojilere açık genç ve dinamik bir nüfusa, güçlü büyüme potansiyeline ve enerji sektöründe istekli oyunculara sahip.”
Sabancı, üzerinde durulması gereken diğer bir konunun enerji verimliliği olduğunu belirtti:“Son dönemde hazırlanan bir rapora göre gelecek 15 yılda toplam temel altyapı yatırımının yüzde 28’inin yani yaklaşık 25 trilyon doların enerjiden geleceği tahmin ediliyor. Bununla birlikte, enerji verimliliği yatırımları neredeyse aynı miktarda hatta üzerinde bir ek yaratıyor. Bu, elbette finansal kuruluşların enerji verimliliği için daha fazla sermaye akışı sağlamasını gerektiriyor ve politika oluşturucular da bu konuyu daha fazla ele almalı. Sürdürülebilir enerji altyapısı oluşturmak 3’lü bir kazanç sağlıyor: büyümeyi destekliyor, sera gazı emisyonlarını azaltıyor ve enerji erişimini yaygınlaştırırken iyileştiriyor. Bu da teknolojinin önemini her şeyden daha öne çıkarıyor. Yani tüm zorluklara rağmen fırsatlar kapıda.”

Borusan Lojistik’ten rüzgar enerji santrali taşımacılığında bir ilk: ‘Kanat Adaptörü’
Borusan Lojistik, Türkiye lojistik sektörüne iz bırakmaya devam ediyor. Danimarkalı Vestas Wind Systems A/S’nın ürettiği 10 adet rüzgar türbinine ait 30 devasa rüzgar kanadının taşıma işini üstlenen Borusan Lojistik, deniz mesafesinden 300 metre yüksekte aldığı kanatları ‘Kanat Adaptörü’ kullanarak 10 kilometre boyunca taşıdı ve 1.100 metreye çıkarttı.  Şirket bu başarılı yatırımıyla yeni bir ilke imza attı. Türbinler, Borusan EnBW Enerji’nin İzmir Kemalpaşa ilçesi sınırları içerisinde inşaat çalışmaları sürdürülen Fuat Rüzgar Enerjisi Santralı (RES) projesinde kullanıldı.
Proje taşımacılığı süreçlerinde anahtar teslim sistemle çalıştıklarını belirten Borusan Lojistik Genel Müdürü İbrahim Dölen; “Müşterilerimizin satış ve operasyonlarını tek elden aynı ekip ile gerçekleştiriyor, her karar ve aksiyonda işimize ve müşterimize yüksek katmadeğer yaratmak bilinciyle çalışıyoruz. Türkiye’nin lider lojistik markalarından olmanın verdiği sorumluluk ve güçlü altyapımız sayesinde müşterilerimizin tüm taşıma ihtiyaçlarına cevap verebiliyoruz. Yurtiçi ve yurtdışı taşımalarımızda farklı kapasitelerdeki özmal lowbed araçlarımız ve sözleşmeli tedarikçilerimizle gabari dışı ve ağır tonajlı malzemelerin taşımalarını gerçekleştiriyoruz” dedi.  Bu teknolojinin Türkiye’de ilk kez kullanılacak olması nedeniyle ekipman için teknik ekibin çok ciddi bir mühendislik çalışması yaptığını söyleyen Dölen, bu sayede ekipmanın doğru kullanımını sağlayacak ön bilgiye sahip olduklarını belirtti. Ön bilginin yanısıra hem tedarikçinin hem de kendi operasyon ekiplerinin eğitim almasını sağladıklarını vurgulayan İbrahim Dölen, Türkiye’de bu konuda tecrübeli operasyon ekibi olmadığı için Scheuerle’nin Almanya’da bulunan, daha önce bu teknolojiyi kullanmış müşterilerinden destek alarak ilk sevkiyatları yaptıklarını vurguladı.

Atlas Copco’dan enerji verimliliği sağlayan çözümler
Endüstride toplamda harcanan elektrik enerjisinin yaklaşık yüzde 10’u basınçlı hava üretmek için kullanılıyor. Buradan hareketle bir fabrikanın elektrik faturasının yüzde 40’ını basınçlı hava üretiminin oluşturduğu söylenebilir. Enerji fiyatlarının ve rekabetin artması enerji verimliliği talebini de beraberinde getiriyor.
Atlas Copco, sanayide birinci önceliğin en zor koşullarda kesintisiz çalışabilen dayanıklı ve enerji tasarrufu sağlayan ekipmanlarda olduğunu görerek büyükten küçüğe ürettiği tüm kompresörlerde bu önceliği göz önünde bulunduruyor. Firmanın ürün gamında yer alan tüm basınçlı hava teknolojileri, hava ve gaz işleme ekipmanları, hava yönetimi sistemleri ve vakum çözümleri enerji verimliliği sağlıyor. VSD teknolojisi, vida teknolojisi gibi birçok teknolojinin sektördeki öncülüğünü üstlenen firma, enerji verimliliği bağımsız kuruluşlar tarafından onaylanan ürünleri ile müşterilerinin sürdürülebilir ve karlı büyümesine katkıda bulunuyor.
Atlas Copco’nun VSD teknolojisine sahip ürünleri yüzde 35’e kadar enerji tasarrufu sağlıyor. Firma, müşterilerinin verimliliğini ve güvenilirliğini artırmalarına yardımcı olmak için basınçlı hava ürünlerine gelişmiş kontrol ve izleme sistemleri yerleştiriyor. Ekstra sensörler, dijital bağlantılar, lokal network sistemi, internet ve SMS iletişim fonksiyonları ile kolayca genişletilebilen Elektronikon® kontrol cihazı özel müşteri gereksinimlerine uyarlanabiliyor.
Atlas Copco'nun ES merkezi kontrol cihazları, birden çok kompresörü ve blowerı, bunların yanısıra kurutucuları ve filtreleri eşzamanlı olarak izlemenin ve kontrol etmenin en verimli yolu. ES kontrol cihazı, bütün basınçlı hava ağı için merkezi bir kontrol noktası sunarak, tüm basınçlı hava sisteminin optimum performans sergilediğinden emin olunmasını sağlıyor.
Firmanın enerji verimliliği sağlamak için sunduğu çözümler arasında AirNet boru sistemleri de yer alıyor. Basınçlı hava hatlarında meydana gelecek 1 barlık basınç kaybı, mevcut kompresörün yüzde 7 fazladan enerji tüketmesi anlamına gelir. Dolayısıyla basınçlı havanın istenilen noktaya, kaliteli olarak, doğru basınçta ve en düşük maliyetle iletilmesi büyük önem taşır.
Airnet çözümleri sektörün bu ihtiyacına cevap veriyor. Tüm endüstriyel proseslerin yaklaşık yüzde 70’inde sıcak su kullanımı söz konusu. Bu ihtiyaç için proseste harici yakıt kullanılıyorsa Atlas Copco enerji geri kazanım üniteleri ile söz konusu yakıt tüketim ihtiyacı azaltılabilir ve maliyetler düşürülebilir. Atık ısı; duşta, üretim proseslerinde, mekanın ısıtılması ve günlük sıcak su ihtiyaçlarında değerlendirilebilir.

Koç Holding Enerji Grubu Başkanı Yağız Eyüboğlu: ‘Enerji arz güvenliği sağlanmalı’
Koç Holding Enerji Grubu Şirketleri Aygaz, Opet ve Tüpraş Dünya Enerji Kongresi’ni destekledi. Kongrede Koç Holding Enerji Grubu Başkanı Yağız Eyüboğlu “2060 Senaryoları: Büyük Dönüşüm” başlıklı panelde katılımcılara seslendi. Gelecekte enerji arzı ve kullanımının demografik, ekonomik, jeopolitik, iklim ve teknolojik olmak üzere 5 ana faktör tarafından şekilleneceğini belirten Eyüboğlu, “Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, bugün 1.3 milyar insanın elektrik ile tanışmadığı, 2.7 milyarının hala odun veya tezek gibi geleneksel biokütle enerjisine bağımlı olduğu bir dünyada yaşıyoruz. 2060 yılında dünya nüfusunun 10 milyarı geçeceği, nüfusun yaklaşık yüzde 70’inin şehirlerde yaşayacağı öngörülüyor. Dünya nüfusu artarken bir yandan da gelişmekte olan ülke ekonomilerinin güçlenmesi, yaşam kalitesindeki artışı da beraberinde getiriyor. Eş zamanlı olarak doğal kaynakları tüketme hızımız da artıyor. Bu dönemde dünya nüfusu 3 milyar artarken bu sayının en az 2 milyarı enerjiyi yoğun olarak tüketen orta gelir grubundan gelecektir” diye konuştu.
Hızla artan enerji ihtiyacı karşısında, dünyanın hiçbir enerji kaynağını göz ardı etme lüksü olmadığını belirtirken enerji arz güvenliğinin de çözülmesi gereken en önemli sorun olduğunun altını çizen Eyüboğlu, “Hiç kuşkusuz sahip olduğumuz medeniyet ve teknolojik gelişimimizin enerjisini şimdiye kadar fosil yakıtlardan sağladık. Fosil yakıtların kullanımı, gelişen alternatif yakıt teknolojileri ile göreceli olarak azalacak olmakla birlikte, öngörülebilir gelecekte en önemli enerji ve hammadde kaynaklarından biri olmayı sürdürecektir” dedi. Yapılan projeksiyonlarda, dünya ısı artışını maksimum +2 C ile sınırlayan ve alternatif enerji kaynaklarının hızlı gelişimini varsayan senaryolarda dahi, 2040 yılında fosil yakıtların hala yüzde 60 paya sahip olacağı öngörüsü öne çıkıyor. Özellikle yüksek enerji yoğunluğuna gereksinim duyulan ağır taşımacılık ve havayolu ulaşımı, çimento, demir çelik sanayii gibi alanlarda kullanımın artarak devam edeceği anlaşılıyor.
İklim değişikliğinde kötüye gidişi önlemek üzere Paris COP21’de belirli bir aşamaya gelindiğinin kabul edildiğine dikkat çeken Eyüboğlu, şu noktalara değiniyor: “Emisyon değerlerinin düşürülmesinde en çok dile getirilen konulardan biri ulaşım sektörünün elektrifikasyonu. Ancak istenilen emisyon hedeflerinin yakalanmasında araç parkının elektrifikasyonundan çok, elektriğin hangi kaynaktan üretildiğinin önem arz ettiğini unutmamalıyız. Aksi taktirde araç parkının elektrifikasyonu tek başına beklenen emisyon düşüşünü sağlamayacaktır. Kazanan tarafta olmak için Ar-Ge ve inovasyon çalışmalarına yoğunlaşmaya devam etmeliyiz. Enerji kaynaklarının dönüştürülmesinde de küresel olarak geçerli tek bir doğru çözüm, senaryo yoktur. Hangi enerji modeli seçilirse seçilsin sağlıklı ve yaşanılabilir bir çevre için her ülke kendi Ar-Ge çalışmalarını sürdürmeli, enerji verimliliğini artırmalı ve üretilen her birim üretim için sarf edilen enerji tüketimi azaltılmalıdır. Kazananlar değişime her yönüyle adapte olanlar olacaktır.”

Danışman: Kongrede global enerji sektörünün geleceği belirlendi
Kongre’nin Altın Sponsoru olan Akenerji, Sepaş Enerji ve SEDAŞ standı ziyaretçilerin ilgi odağı oldu. Şirket yöneticileri ziyaretçilerle yakından ilgilendi. Global enerji sektörünün geleceğinin belirlendiği 23. Dünya Enerji Kongresi’nin çok önemli bir zaman diliminde yapıldığını belirten Akkök ve CEZ Grubu’nun şirketleri olarak kongrede yer almaktan da büyük onur duyduklarını belirten Akenerji Genel Müdürü Ahmet Ümit Danışman kongreyi değerlendirdi.
Danışman, “Uzun vadeli bakıldığı için ‘2060 yılında enerji sektörü nereye gidecek?’ sorusu var. Dünyanın nüfusu 10 milyar seviyesine çıkacak. Elektrik tüketimi bugüne göre 2 misli artacak. Bu enerjinin nereden nasıl karşılanacağı konuşuluyor. Yenilenebilir enerji son derece önemli. Enerji verimliliği konusu önemli. 3 yılda bir yapılıyor bu önemli toplantı. Bu kez İstanbul’da gerçekleşiyor olması önemli. Katılım gayet güzel. Organizatörleri bu anlamda tebrik ediyorum” dedi. 
Danışman, firmalarına ilişkin ise şu bilgilendirmeyi yaptı: “Biz Akkök ve CEZ Grubu’nun şirketleriyiz. Enerji sektöründeki 25 yılı aşkın deneyimi ile enerji üretim ve ticaretinde Türkiye’nin en köklü şirketleri arasında yer alan şirketimiz Akenerji ile elektrik üretim sektöründe faaliyet gösteriyoruz. 8 adet hidrolik, bir adet doğalgaz, bir adet rüzgar santralimiz var. Ayrıca yine aynı grubun sahip olduğu elektrik dağıtım bölgesi var: SEDAŞ Bölgesi. Bölge; Gebze, İzmit, Adapazarı, Düzce ve Bolu’dan oluşuyor. 3.4 milyon nüfusa ve 1.6 milyon müşteriye, doğrudan sanayi, ticarethane ve hane halkına elektrik dağıtımı yapan bir şirket. Bir de Sepaş Enerji adında bir perakende şirketimiz var. Bu da bölgedeki müşterilere doğrudan elektrik satan şirketimiz. Yani bizim elektrik üretim tarafında Akenerji, dağıtım tarafında SEDAŞ, perakende tarafında Sepaş Enerji olmak üzere grubumuzun 3 adet önemli şirketi var.”

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

İnşaat Dosyası
“Kentsel Dönüşümün Bilinmeyenleri” Kentsel dönüşüm hakkında hiç konuşulmayanlar, Kalekim ve Winsa...

Haberi Oku