Üniversitelerimiz  ile sanayicilerimiz ve girişimcilerimizin ortak ekosistemi; Türkiye'nin Teknoparkları
Teknoparklar girişimcilik için ekosistemdir; aktörleri üniversite ve sanayici-girişimcidir. Türkiye’de teknopark sayısı hızla artıyor. Yeni girişimci, Ar-Ge-inovasyon projesinin mekanı olarak teknoparkı tercih ediyor. Yeni iş modelleri teknoparklarda oluşuyor. Yüksek teknoloji ürünlerinin ihracatımızdaki payı teknoparklarla artıyor.
Teknoparkların Gayri Safi Yurtiçi Milli Hasıla’ya, teknoloji girişimciliğine, üniversite-sanayi işbirliğine ve istihdama çok ciddi katkıları var. Globalleşme motivasyonunu artırıyorlar. Teknokentlerde, başta yazılım, bilgisayar ve iletişim teknolojileri, elektronik, makina ve teçhizat imalatı olmak üzere, uzay, tarım, medikal, enerji, kimya, gıda, savunma, otomotiv gibi sektörler öne çıkıyor.
Teknoparklardan veriler: Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ‘Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’ 2017 Mayıs verilerine göre Türkiye’de 66 teknopark bulunuyor. Bu teknoparklarda toplam 4 bin 510 şirket yer alıyor ve 46 bin 314 kişi çalışıyor. Teknoparklarda yürütülen toplam Ar-Ge projesi sayısı 30 bin 317. Teknoparklardaki şirketlerin toplam satışı 47 milyar TL. Bunun 2.6 milyar doları ihracat rakamlarından oluşuyor. Verilere göre ihracatın yüzde 35’i geçen 2 yılda yapıldı. Yani, 900 milyon dolar civarındaki ihracat 2015 ve 2016 yıllarında gerçekleştirildi. Özellikle geliştirilen yazılım ve yüksek teknoloji gibi katmadeğerli ürünlerin artmasıyla teknoparklarda yer alan şirketlerin ihracat hedefleri de artıyor.
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde toplam 185 adet yabancı/yabancı ortaklı firma yer alıyor. Bölgelerde faaliyet gösteren firmalar tarafından tescil ettirilen patent sayısı 640.
2016 yılı Ekim ayında düzenlenen rapora göre Türkiye’de en çok ihracat gerçekleştiren teknoparklar sırasıyla şu şekilde;
İTÜ Arı Teknokent, ODTÜ Teknokent, Ankara Teknoloji Geliştirme Bölgesi, TÜBİTAK-Marmara Araştırma Merkezi, GOSB Teknopark, Hacettepe Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi, İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi, Yıldız Teknik Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi, Gazi Teknopark Teknoloji Geliştirme Bölgesi, İstanbul Teknoloji Geliştirme Bölgesi.

Yeni tekno atılımlar: Teknoparklara 5 yeni teknopark daha ekleniyor. Biyoteknolojiden kimyaya, uzay ve havacılıktan otomotive kadar birçok alanda teknoloji üretecek olan teknoparklar Gaziantep, Zonguldak, Karabük, İzmir ve Ankara'da kurulacak. Kurulacak teknoparklar kısa vadede yaklaşık 170 yeni girişimci firmaya ev sahipliği yaparken teknoparkların yüzlerce Ar-Ge projesine imza atarak 500 milyon lirayı aşkın katmadeğer üretimiyle, 100 milyon lirayı aşkın ihracat yapması bekleniyor.
Açılacak teknoparkların her biri için de teknoloji geliştirme alanında yeni hedefler belirlendi. Gaziantep teknoloji geliştirme bölgesi tekstil, gıda, makine ve plastik-kimya alanlarında faaliyet gösterirken 3 yıl içerisinde 12 tanesi büyük ölçekli, 6 tanesi uluslararası olmak üzere burada 70 şirketin kurulacağı öngörülüyor. Zonguldak teknoloji geliştirme bölgesinde ise seramik teknolojileri, metal ve makine teknolojileri, gıda teknolojileri, başta olmak üzere ülkenin ithalatında önemli bir hacim tutan teknolojiler geliştiren girişimcilere yer verilecektir. Bu kapsamda 10 yılın sonunda; 500 milyon liralık ithalatın önüne geçecek bir katmadeğer oluşturulması ve 100 milyon liralık ihracata imkan verecek bir katmadeğer üretileceği öngörülüyor.
Karabük için 5 yıllık sürenin sonunda 210 Ar-Ge, 100 tasarım projesi üretimi öngörülürken 30 yerli firma yer alacak. Dokuz Eylül Sağlık Geliştirme Bölgesi'ndeki 58 firma hücre ve gen teknolojilerinden tanı kitlerine kadar biyoteknolojide faaliyet gösterecek. Ankara'da 17 firmanın ön kayıtları tamamlandı. Burada makineden savunma sanayisine ve uzaya kadar birçok alanda üretim yapılacak.

TÜRKİYE’DE ENDÜSTRİYEL YAZILIM ALANI
Üretim Reform Paketi Kanunu ile yazılım sektörü “Sanayi Sektörü” kapsamına alındı. Sanayi 4.0 bağlamında endüstriyel üretimle bilişim sektörünü kaynaştırmayı amaçlayan bu düzenleme ile sanayiciye sağlanan teşvik ve destekler  yazılım üreticilerini de kapsar hale getirildi. Bu destekle birlikte sanayicinin ufku yazılımcının yaratıcı ufkuyla birleşecek ve genişleyecektir. Türkiye’de yerli yazılım sektörümüz genellikle ticaret sektörüne, e-ticarete ve bilgi toplumunun vitrinine odaklanmışken bundan böyle artık mesleki teknik eğitim alanıyla endüstriyel üretim alanına da nüfuz etmesi beklenmektedir.

TEKNOPARKLARA KAMUSAL İMTİYAZLAR HEDEF: 2023
Teknoparklar, yeni teknoloji tabanlı işletmelerin oluşumu ve var olan işletmelerin gelişmesinin sağlandığı yapılar olarak üniversiteler ve araştırma kuruluşlarındaki bilimsel çalışma sonuçlarının, uygulamaya aktarılmasındaki en etkili mekanizmalardır. Teknoparklardaki şirketlere uygulanan muafiyetler 2023’e kadar sürecek.

Girişimcilere;
- Teknoparkta Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları 31 Aralık 2023 tarihine kadar gelir ve kurumlar vergisinden muaf.
- Teknoparkta ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetleri katmadeğer vergisinden muaf.
- Teknoparkta çalışan araştırmacı, yazılımcı ve Ar-Ge personelinin ücretleri 31 Aralık 2023 tarihine kadar her türlü vergiden muaf.
- Teknoparkta bulunan personelin sigorta primi işveren hissesinin yüzde 50’si destekleniyor.
- Teknoparkta  çalışan Ar-Ge personelinin, Teknopark dışında geçirmesi gereken süreye ait ücretlerinin bir kısmı gelir vergisi kapsamı dışında.

Öğretim Üyelerine;
- Teknoparkta görevlendirilen öğretim üyelerinin elde edecekleri gelirler üniversite döner sermaye kapsamı dışındadır.
- Öğretim elemanları Teknoparkta yaptıkları araştırmalarının sonuçlarını ticarileştirmek amacı ile bu Teknoparkta şirket kurabilmekte, kurulu bir şirkete ortak olabilmekte ve / veya bu şirketlerin yönetiminde görev alabilmektedir.

Türk Girişimciler için Silikon Vadisi’ne açılan kapı: ODTÜ TEKNOKENT
Türkiye’nin ilk ve en yenilikçi teknoparkı olan ODTÜ TEKNOKENT, ülkemizin uluslararası arenada rekabet gücünü artıracak teknolojileri geliştiren ve üreten firmalara, araştırmacılara ve akademisyenlere çağdaş alt ve üst yapı olanakları sunmayı amaçlıyor. ODTÜ TEKNOKENT, gerçekleştirdiği üniversite-sanayi işbirliğini artırmaya yönelik etkinlikleriyle taraflar arasında sinerji doğmasına katkı sağlıyor.
ODTÜ’nün araştırma kapasitesi ve bilgi birikiminin, girişimcilerin yenilikçi nitelikleri ile birleşmesine öncülük eden ODTÜ TEKNOKENT; ulaştığı büyüklük, teknopark yönetimindeki deneyimi ve öncü rolü, geliştirdiği hizmet ve programları ile Türkiye’de başarılı bir model haline gelmiş olup, Türkiye’nin diğer bölgelerinde kurulan teknoparklara da önemli destekler veriyor.
Dünyada ise özellikle üniversite içinde kurulmuş teknoparklar arasında büyüklük açısından önemli bir yere sahip olan ODTÜ TEKNOKENT; üniversite ile özel sektörün işbirliği sonucu geliştirilen teknolojilerin yüksek katmadeğerle küresel pazarlara satıldığı dünya çapında tanınan, uluslararası bir teknoloji ekosistemi olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
Başarısı tescilli

ODTÜ TEKNOKENT; T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Performans Endeks çalışmalarında üst üste beş yıl birinci sırada yer alarak en başarılı teknoloji geliştirme bölgesi seçildi. ODTÜ TEKNOKENT’te 2003 yılında toplamda 80 şirket faaliyet gösterirken, 2007 yılında bölgede faaliyet gösteren şirket sayısı 180’e ulaştı. 2014 yılı itibarıyla da 300’ün üzerinde şirket faaliyet göstermeye başladı. 2016 yılında 330’dan fazla teknoloji şirketi, 5500’ün üzerinde personel için yaratılan istihdam olanakları ve Ar-Ge faaliyetlerinin yürütüldüğü 137 bin m2 kapalı alanı ile 10 yıllık dönemde Türkiye’deki diğer teknoloji geliştirme bölgelerine de örnek teşkil edecek başarılara imza atıldı. Akademik bilgi altyapısı ile sanayinin yetenekli ve yaratıcı işgücünün bir araya geldiği ODTÜ TEKNOKENT’te yer alan şirketler 2016 itibariyle 13 milyar TL’nin üzerinde teknoloji satışı ve 1.2 milyar doların üzerinde teknoloji ihracatı gerçekleştirerek ülke ekonomisine önemli katkılar sağladı.
ODTÜ TEKNOKENT Genel Müdürü Mustafa  İ. Kızıltaş, ODTÜ TEKNOKENT’in yalnızca Türkiye’de değil, dünyadaki teknoloji temelli Türk firmalarıyla da ilişki içerisinde olduğunu, bugün, Türkiye’de en çok karşımıza çıkan “beyin göçü” kavramının tam tersini gerçekleştirmek için çalışmalarına devam ettiğini belirtiyor. Kızıltaş, “ODTÜ TEKNOKENT, Türk insanının her zorluğu ve engeli aşabileceğine olan inancıyla, özellikle girişimcilere olan desteğini sürdürüyor ve henüz kurulma aşamasında olan, 4-5 yıllık teknoloji firmalarına da kendi bünyesinde destek vermeye devam ediyor” diye konuşuyor.

Ekosistemini kendi yaratıyor
2016 yılı sonu itibariyle ODTÜ TEKNOKENT’te faaliyet gösteren teknoloji şirketleri ve girişimcilerin yüzde 50’si yazılım-bilişim, yüzde 21’i elektronik, yüzde 9’u telekomünikasyon, yüzde 6’sı medikal teknolojiler, yüzde 14’ü ise ileri malzeme, tarım, gıda, uzay-havacılık, enerji, otomotiv, çevre gibi alanlarda Ar-Ge çalışması yürütüyor.
ODTÜ TEKNOKENT tarafından bünyesinde barındırdığı teknoloji şirketleri ve girişimciler için çok çeşitli programlar yürütülüyor, her yıl 70 civarında yeni teknoloji şirketinin kuruluşuna destek olunuyor. Teknoloji tabanlı girişimciliğin desteklenmesi kapsamında; “Yeni Fikirler Yeni İşler Hızlandırma Programı” ve “Animasyon Teknolojileri ve Oyun Geliştirme Merkezi (ATOM)”, kuluçka merkezleri; ODTÜ KOSGEB TEKMER, Teknogirişim Kuluçka Merkezi ve ODTÜ-Halıcı Yazılımevi Kuluçka Merkezi, bir finansal araç olarak geliştirilen İş Melekleri Ağı “METUTECH-BAN Teknoloji Yatırımcıları Derneği”, akademik bilginin ticarileşmesi için “Teknoloji Transfer Ofisi”, şirketler arası işbirliklerinin geliştirilmesini amaçlayan savunma sanayi ve ICT kümeleri ile uluslararası işbirliklerini desteklemek üzere kurulan T-Jump San Francisco Hızlandırma Merkezi ile yurtdışı ofisleri gibi birçok alanda çalışma gerçekleştiriyor.

ODTÜ TEKNOKENT Girişimcilik ekosistemini destekliyor
ODTÜ TEKNOKENT kurulduğu günden bu yana start up’ların yanında olmuş ve onların iş fikirlerini geliştirmek için onlarla beraber çalışmalara imza attı. ODTÜ TEKNOKENT bu kapsamda, onedio.com, Udemy gibi birçok şirketin gelişiminde de katkı sahibi olmaktan gurur duyuyor. Mustafa İ. Kızıltaş, “Girişimcilerin iş fikirlerini geliştirirken şirketlerin değerlerini de artıran ODTÜ TEKNOKENT’in en büyük amacı, kendi bünyesinden çıkmış milyar dolarlık bir teknoloji şirketi yaratmak” diyor.
Bu doğrultuda girişimcileri de desteklemek amacıyla; ODTÜ ve ODTÜ TEKNOKENT işbirliğinde gerçekleştirilen “Yeni Fikirler Yeni İşler” (YFYİ) hızlandırma programı, teknoloji tabanlı girişimciliği yaygınlaştırmayı ve desteklemeyi amaçlıyor. YFYİ, yenilikçi ve teknoloji tabanlı iş fikri olan öğrencilerin ve yeni mezunların fikirlerini hayata geçirmeleri için imkan sağlarken, aynı zamanda başarılı birer girişimci olmaları yolunda da destek veriyor. 2005 yılından beri her yıl düzenlenen program kapsamında 200’ün üzerinde yeni şirket kurulurken, bu şirketlerle 750’den fazla istihdam sağlandı.
Öte yandan ODTÜ TEKNOKENT geçtiğimiz yıl girişimcilik ekosisteminin büyümesi ve niteliğinin artması için girişimcilere San Francisco’da hızlandırma desteği verilen ve aynı zamanda erken aşama yatırım yapılan Growth Circuit’i hayata geçirdi. YFYİ Hızlandırma Programı, Growth Circuit desteği ile global ayağı da olan bir programa dönüştü. Bu yıl, 50’ye yakın girişimcinin değerlendirildiği YFYİ Global programı kapsamında, Berkeley Üniversitesi ve Draper Üniversitesi gibi girişimcilik alanında önde gelen kurumlarla işbirliği yapılırken, Silikon Vadisi kültüründe eğitim ve danışmanlık alan, yatırımcılarla görüşme şansı bulan girişimciler, ilk günden küresel bir teknoloji şirketi olma perspektifi ve vizyonu elde etti.

ATOM’dan oyun geliştiriciler ve animasyon sanatçılarına çağrı
2008 yılında ODTÜ TEKNOKENT bünyesinde kurulan ve Türkiye’nin ilk tematik ön kuluçka merkezi olan ATOM, dünya genelinde başarılı oyunlara imza atan geliştiricilerin adresi olmaya devam ediyor.  ODTÜ TEKNOKENT’in üniversite öğrencileri arasında girişimciliği teşvik etmek amacıyla kurduğu ve “Animasyon Teknolojileri ve Oyun Geliştirme Merkezi – ATOM” adıyla girişimci öğrencilerin oyun yazılımı alanındaki fikirlerini ve projelerini geliştirebildikleri ve kendi şirketlerini kurma imkanı buldukları ön kuluçka merkezi ise Mayıs 2008’de hizmete girdi. ATOM kapsamında kurulan şirket sayısı bugün 25’in üzerine çıkarken, ATOM gruplarınca geliştirilen oyunlardan 2017’da 2 milyon doların üzerinde ihracat geliri elde edildi.
Sekiz yılda 80 ekibe destek veren ATOM, Türkiye’de oyun geliştirme sektörünün de kilit taşını oluşturuyor. Şimdiye kadar 600 saat üzerinde sağladığı eğitimlerden 1.500’ün üzerinde geliştiricinin faydalanmasına imkân yaratan merkez, sektörde faaliyet gösteren firmaların insan kaynakları ihtiyaçlarına, ekip yapılanmalarına da destek oluyor. ATOM ayrıca, staj programları, geliştirme etkinlikleri, sektör toplaşmaları gibi aktivitelerle sektörün ve sektör paydaşlarının nabzını tutuyor.
ATOM, sektörü bir sonraki aşamaya geçirmek, geliştiricileri ve animasyon sanatçılarını tüm dünyaya duyurma ve oyun için rota oluşturmak üzere çalışmalarını sürdürüyor. Geliştirici gruplara ortak ofis alanı, donanım, yazılım, altyapı destekleri devam eden ATOM, 2017 yılında destek programını bir adım ileri taşıyor. Yurt içinden ve yurt dışından uzmanlar desteğiyle hazırlanan ve sunulan eğitim çalışmaları, mentorluk desteği, işbirliği imkanları, kapsamlı stajyer programı, iş geliştirme ve proje yönetimi desteği, tanıtım ve yayın destekleri ile zenginleşen ön kuluçka programı, oyun geliştiricilerin hayallerini iş fikirlerine, iş fikirlerini de başarı hikayelerine dönüştürmeyi bekliyor.
Ayrıca, ilk kez 2009 yılında ODTÜ Teknokent ve ODTÜ Enformatik Enstitüsü işbirliği ile hayata geçirilen ve dünyanın pek çok merkezinde eş zamanlı olarak düzenlenen GGJ kapsamında, Global Game Jam (GGJ) ATOM oyun geliştirme maratonu tüm dünyadan geliştiricileri yetenek ve bilgilerini sergilemek üzere her yıl bir araya getiriyor. Geliştiricilerin belirli merkezlerde bir araya gelerek 48 saat içinde çalışan bir oyun geliştirmesi gerektiği GGJ ATOM sayesinde farklı disiplinlerden oyun geliştiriciler bir araya gelme fırsatı buluyor. Katılımcılar verilen temaya uygun oyun geliştirmek için aralıksız çalışırken, GGJ ATOM sayesinde kazandıkları tecrübe ile sektörde daha rahat iş imkanı bulabiliyor.


CYBERPARK, dünyada örnek alınan bir teknoloji üssü olma yolunda
Türkiye’nin ilk vakıf üniversitesi olan Bilkent Üniversitesi tarafından 2002 yılında kurulan ve aynı zamanda Bilkent Holding iştiraki olan Bilkent CYBERPARK, bünyesinde yazılım geliştirme ve Ar-Ge fonksiyonlarına sahip birçok firmayı bulunduran ‘bilim ve teknoloji parkı’ olarak hizmet veriyor. Vizyon olarak yerli ve yabancı teknoloji girişimcileri için bir çekim merkezi ve dünyada örnek alınan bir teknoloji üssü olmayı benimseyen CYBERPARK, 15 bina ve 6 araştırma merkezi ile 110.000 metrekarelik kapalı alana sahip konumuyla uydu kent olarak adlandırılıyor. Bilkent CYBERPARK hali hazırda 230‘un üzerinde Ar-Ge firması ve 3500’ün üzerinde personeliyle bulunduğu ekosisteme değer katan, Türkiye’nin öncü teknoparklarından birisi olarak faaliyet yürütüyor.
Girişimciye özel destekler

Tasarım ve Web alanında Cazibe Merkezi kuruluyor
Faruk İnaltekin, mevzuata yeni giren “Tasarım” başlığı ile birlikte “Web” alanında faaliyet gösteren firma ve bireylerin bir arada bulunacağı bir “Cazibe Merkezi” kurmayı hedeflediklerini açıklıyor. Yeni inşa edilerek kurulacak bölgede; öğrencisinden akademisyenine, bireysel çalışanından derneklere, yatırımcılara, büyük firmalara, seslendirme stüdyosundan özel efekt odasına, ortak kullanım atölyelerine, prototipleme merkezlerine kadar Tasarım ve Web tabanlı işler ile ilgilenen tüm paydaşların bir arada olacağı bir ortam yaratılması planlanıyor. İnaltekin, “Aynı zamanda, teknoloji tabanlı iş fikirlerine yatırım yapmak isteyen yatırımcıların bir araya gelmesi amacıyla bir de yatırım ağı (Business Angel Network) kurmayı planlamaktayız” bilgisini veriyor.

Desteklenen girişimciler başarı hikayesi yazıyor
Faruk İnaltekin, verdikleri katmadeğerli hizmetler kapsamında birçok başarı hikayesi yarattıklarını belirterek örnekler veriyor: “2010 yılında Bilkent CYBERPARK’ta kurulan ve 7 yıldır hem akademik hem de girişimci yönünü aynı çizgide buluşturarak üniversite ve sanayi işbirliğinin sürdürülmesinde köprü görevinde olan EA Nanoteknoloji, ürettiği ilk yerli damar içi lazer cerrahi sistemi ile varis ve hemoroit tedavisinde çığır açmıştır. Hem üniversite-sanayi işbirliğinin en somut örneklerinden biri olmuş hem de Türkiye'ye medikal ve ekonomik anlamda ciddi katkılarda bulunmaktadır. Ayrıca henüz Bilkent Üniversitesi’nde öğrencisiyken desteklediğimiz girişimcinin hayata geçirdiği Stajım.Net, staj başvuru süreçlerini hem stajyer arayan firmalar hem de kendilerine uygun staj olanağı arayan öğrencileri değerlendiren ve birebir eşleştirme yapan bir sistem tasarlıyor.”
Bünyelerinde yer alan şirketlerin finans kaynaklarına erişimi için maddi ve manevi birçok kurumsal hizmetleri bulunduğunu açıklayan İnaltekin, şu bilgileri veriyor: “Bilkent CYBERPARK olarak bünyemizde yer alan Start-up’lara Mikro Sermaye Desteği başlığı altında da birçok farklı destek sağlıyoruz. 15 yıllık tecrübemiz ve 250’den fazla mezunumuz ile girişimcilerin erken dönemde nelere ihtiyacı olduğunu çok iyi biliyoruz ve desteklerimizi bunlara göre şekillendiriyoruz. Düzenlediğimiz ya da destek olduğumuz yarışmalarda dereceye giren girişimcilere ve ön kuluçkamızdan mezun olarak şirketleşmiş bazı girişimcilere ücretsiz fiziki altyapı (ofis, mobilya, bilgisayar vs,)  hizmetleri ile birlikte tüm firmalarımıza şirket kurulumu, mali müşavirlik, hukuk, patent, ik, proje danışmanlıkları ve devlet destekleri bilgilendirmesi gibi hizmetler de sunmaktayız.”

Hacettepe Teknokent’in Ar-Ge geliri 1.5 milyar TL’yi aştı
Hacettepe Teknokent, Türkiye’ye ve dünyaya endüstriyel ürün ve teknoloji üreten, bilime, teknolojiye ve insanlığa katkıda bulunan firmaların ortak çalışma alanı olmak amacıyla 10 Ocak 2003 tarihinde kuruldu.  2 milyon 700 bin metrekarelik açık alan üzerinde her sektöre uygun modern çalışma ofisleri, teknolojik donanımlı Ar-Ge merkezleri, araştırma-geliştirme yapan bütün firmalara açık “Mükemmeliyet Merkezi” düzeyinde test ve ölçüm laboratuvarları imkanı sunan Hacettepe Teknokent, kiralanabilir 70.000 m2 alanı, 12.000 m2 sosyal alanı, 14 Ar-Ge binası ile Türkiye’nin önde gelen teknokentlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor.
Hacettepe Teknokent Genel Müdürü İlyas Yılmazyıldız, “Teknokentimizde faaliyet gösteren firmaların ihracatı 50 milyon doları, Ar-Ge projelerinden elde ettiği proje gelirleri de 1.5 milyar TL’yi aştı” diyor. Teknokentte; ‘Bilgisayar ve İletişim Teknolojileri, Elektronik, Enerji, Geri Dönüşüm, Gıda Sanayi, İlaç, İnşaat, Madencilik, Makina ve Teçhizat İmalatı, Medikal, Medya ve İletişim, Otomotiv, Perakendecilik, Sağlık, Savunma Sanayi, Telekomünikasyon ve Yazılım’ sektörlerinde 221 firmanın 710 projesi başarıyla sonuçlanmış 334 projesi ise devam ediyor. Teknopark’ta 140’ı aşkın patent başvurusu yapılmış, 50’si tescil edilmiş.
Teknokent olarak yeni endüstriyel ürün ve yeni teknoloji üretmeyi, bilime, teknolojiye, insanlığa katkıda bulunacak artı-değer yaratmayı hedeflediklerini söyleyen Yılmazyıldız, şunları söyledi: “Hacettepe Teknokent, üniversite-sanayi iş birliğini en üst düzeye taşıyarak, ileri teknoloji üreten ve kullanan şirketlerin kurulmalarını ve gelişmelerini desteklemektedir. İleri teknoloji alanında çalışan yerli ve yabancı şirketleri bir araya getirerek gerek kendi aralarında gerekse üniversite ile sinerji yaratabilecekleri işleyişleri oluşturmayı amaçlayan Hacettepe Teknokent, üniversitelerdeki akademik birikimin ve araştırma sonuçlarının ekonomik değere dönüştürülmesini hedefliyor. Türkiye’nin ekonomik ve teknolojik düzeyinin yükseltilmesine, uluslararası rekabet gücünün arttırılmasına katkıda bulunmanın yanı sıra ileri teknoloji üretme potansiyeli olan yeni şirketlerin kurulması, mevcut Ar-Ge firmalarının ve yenilikçi küçük şirketlerin gelişmelerini teşvik etmek de misyonumuz arasında yer almaktadır.”
100 girişimci kapasitesine sahip  Hacettepe Üniversitesi Kuluçka Merkezi, fikri olan öğretim üyelerine ve öğrencilere ücretsiz yer imkanı ve mentörlük hizmeti sağlıyor.
Hacettepe Teknokent’te kurulan akredite edilmiş Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Piyasa Gözetimi Laboratuvarı’nda, elektronik haberleşme cihazlarının standartlara uygunluk testleri ve sertifikasyon işlemleri gerçekleştiriliyor. Teknokentte; 900’ü aşkın araştırmacı personel, 1500’e yakın Ar-Ge yazılım personeli, 400 destek personeli ve diğer kapsam dışı personelle birlikte toplam 3000’i aşkın personel görev yapıyor.

OYAGEM’de hedef; dünya pazarından pay almak
Öte yandan Hacettepe Teknokent oyun sektöründeki büyüme ve potansiyeli de dikkate alarak Oyun Animasyon Geliştirme Eğitim Merkezi (OYAGEM) kurmak için ilk adımı atmış bulunuyor. Hacettepe Teknokent yürütücülüğünde, bir araya gelen; ODTÜ Teknokent Animasyon Teknolojileri ve oyun geliştirme Merkezi (ATOM), Türkiye Oyun Geliştiricileri Derneği (TOGED), Türkiye Bilişim Derneği (TBD) ve Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı (TOSYOV) çalışmalarını sürdürüyor. OYAGEM paydaşları, dünyada büyüklüğü 110 milyar dolara ulaşan oyun sektöründen Türkiye’nin aldığı payı artırmayı amaçlıyor.
Aynı zamanda Hacettepe Teknokent bünyesinde ‘’Hacettepe Üniversitesi Plastik ve Kauçuk Bilimi ve Teknolojileri Test ve Mükemmeliyet Merkezi Kurulması Fizbilite Çalışması (HÜPKAM)" projesi imzalandı. Merkez, ülkemizde birçok sektörde yoğun kullanılan plastik, kauçuk ve polimer ürünler üzerine faaliyet gösterecek.
Sağlık alanında önde ve öncü olan Hacettepe Teknokent’te, sağlık alanında faaliyet gösteren firmaların oranı yüzde 25’e ulaşmış bulunuyor. Hacettepe Üniversitesi sağlık alanında öncü üniversite olmasından dolayı dünyada 110 milyar dolarlık pazarı olan klinik araştırmalardan Türkiye’nin aldığı payı artırabilmek için Hacettepe Teknokent’te ‘’Klinik araştırmaların bir Ar-Ge olarak görülmesi’’ anlayışından yola çıkarak Hacettepe Üniversitesi Klinik Araştırma Merkezi (HÜKAM) kuruldu. HÜKAM, bilimsel araştırma olarak klinik araştırmalar, klinik araştırmalarda son durum ve gelişmeler ile dünya ve Türkiye’de klinik araştırmalar, sorunlar ve çözüm önerileri konusunda çalışacak.

Konya Teknokent’in bölgesel stratejisi: “Fikirler proje, projeler gerçek olsun”
Selçuk Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi, Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü’nün önderliğinde oluşturulan müteşebbis heyetin girişimleri sonucunda hayata geçti. Selçuk Üniversitesi Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nin Yönetici Şirketi olan Konya Teknokent Teknoloji Geliştirme Hizmetleri A.Ş. ise uluslararası standartlarda teknopark işletmeciliği sunmak üzere 2004 yılında kuruldu.
Konya Teknokent Genel Müdürü Prof.Dr. Birol Dağ, “Anadolu topraklarında neolitik çağdan bu yana medeniyete can vermiş, hızlı gelişen ekonomisi ve bölgesel kalkınma temelli sürekli büyüyen sanayisi ile geleceği inşa eden Konya’dan aldığı gücü hizmete dönüştüren Selçuk Üniversitesi TGB’nin ana hizmetinin; Ar-Ge faaliyeti yürütmek isteyen kuruluşlara kiralama yoluyla nitelikli ofis sağlamak, kendi binasını yapmak isteyen kuruluşlara arsa/inşaat alanı tahsisi yapmaktır” diye konuştu.
Konya Teknokent, bugün 12 bin 500 metrekare kapalı alanında; bilişimden biyoteknolojiye, savunma sanayinden enerjiye bünyesinde yer alan Ar-Ge ve tasarım firmaları, patent çeşitliliği, girişimcilik ve şirketleşme faaliyetleri, tecrübe ve yetkinliğe sahip kadrosu, sosyal ve fiziki imkanları ile Türkiye’nin önde gelen ‘Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nden birisi olarak dikkat çekiyor. Prof.Dr. Birol Dağ, “KOP Bölgesi’ni teknoloji vadisi haline dönüştürerek, ulusal ve uluslararası ölçekte ‘Ar-Ge/Tasarım ve İnovasyon Üssü’ olmayı hedefleyen Konya Teknokent bu kapsamda; yenilikçi, ileri teknolojiye sahip, katmadeğeri yüksek ürünlerin geliştirilmesini destekleyerek, ulusal inovasyon ve Ar-Ge/Tasarım ekosistemine katkı sağlamaktadır” bilgisini veriyor.
Konya Teknokent, girişimcilere; elektrik, su, gaz temini, internet erişimi, dahili telefon iletişimi, temizlik, güvenlik, ısıtma, personel taşıma gibi destek hizmetleri, kongre, sergi, seminer, sempozyum vb. etkinlikler için mekan desteği sağlıyor. Ayrıca deneyimli ve profesyonel uzmanlardan oluşan destek ekibi ile bünyesindeki girişimcilere teknoloji pazarlama, uluslararası iş ve proje geliştirme, Ar-Ge ve yatırım amaçlı finansman kaynaklarına erişim, fikri ve sınai mülkiyet hakları yönetimi, nitelikli insan kaynağına erişim imkanı sunuyor.

Firmalara vergi muafiyeti var
Konya Teknokent’te faaliyet gösteren firmaların; bölgedeki yazılım ve Ar-Ge faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları gelir ve kurumlar vergisinden muaf. Bölgede çalışan Ar-Ge personelinin ücretleri de gelir ve her türlü vergiden muaf olabiliyor. Ayrıca yazılım geliştirme ve Ar-Ge personelinin Ar-Ge projesi kapsamında Teknoloji Geliştirme Bölgesi dışında geçirdiği süreye ait ücretlere de gelir vergisinden muafiyet sağlanıyor.
Öğretim elemanları Üniversite Yönetim Kurulu’nun izni ile yaptıkları araştırmaların sonuçlarını ticarileştirmek amacı ile Konya Teknokent’te şirket kurabilirken kurulu bir şirkete ortak olabiliyor ve/veya bu şirketlerin yönetiminde görev alabiliyor. İşletmeler, Konya Teknokent’te başlatıp sonuçlandırdıkları Ar-Ge projeleri sonucu elde ettikleri teknolojik ürünün üretilmesi için gerekli yatırımı, yönetici şirketin uygun bulması ve Bakanlığın izin vermesi şartıyla Bölge içerisinde yapabiliyor.

KOP Bölgesi’nde destek alan ilk teknoloji transfer ofisi
Konya Teknokent bünyesinde kurulan Selçuk TTO, TÜBİTAK-TEYDEB 1513 Destek Programı kapsamında 2013 yılında desteklenen ilk 10 TTO’dan birisi olarak faaliyet yürütüyor. Prof.Dr. Birol Dağ, Selçuk TTO’nun aynı zamanda KOP Bölgesi’nde destek alan ilk teknoloji transfer ofisi olduğunu belirterek, “SELÇUK TTO girişimciliği destekleme ve inovasyona yönelik diğer nitelikli destek faaliyetleri ile üniversite-kamu-sanayi işbirliğini sağlayan etkin bir ara yüz konumuna ulaşmıştır. Bölgesel bir nitelik taşıyan SELÇUK TTO;  KOP Bölgesi’ndeki üniversiteler bünyesinde üretilen bilimsel ve teknolojik bilginin sanayiye aktarılması ve ulusal ve uluslararası işbirliği imkân ve çalışmalarının yürütülerek, toplumsal fayda ve ekonomik değere dönüştürülmesinin sağlanması faaliyetinde 4 yılı geride bırakmıştır” açıklamasını yapıyor.
Bölgede ayrıca 2013 yılında ayrıştırılmış mekan ve özel tasarımla kuluçka ve ön kuluçka hizmeti veren Prof.Dr. Ahmet Ayhan Kuluçka Merkezi ve TİM TEB Kuluçka Merkezi oluşturulmuş.

Teknopark’ların ‘Yıldız’ı
Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü’nde 2009 yılında faaliyete başlayan Yıldız Teknopark, Davutpaşa ve İkitelli yerleşkeleriyle birlikte toplam 170 bin metrekarelik alanda 280 Ar-Ge, 90 kuluçka olmak üzere toplam 370 firmayla faaliyet gösteriyor. Teknopark; farklı sektörlerde 7 binden fazla Ar-Ge ve yazılım personeline ev sahipliği yapıyor. Yıldız Teknopark Genel Müdürü Prof.Dr. Mesut Güner, sektörel çeşitliliğe önem verdiklerini belirterek bünyelerinde yer alan firmaların sektörel dağılımını şöyle açıklıyor: “Yüzde 75 yazılım, yüzde 3 makina imalat, yüzde 4 elektronik, yüzde 3 kimya, yüzde 6 ilaç, sağlık ve medikal, yüzde 9 enerji, savunma sanayi, telekomünikasyon, gıda gibi sektörlerde şirket bulunuyor.”
Yıldız Teknopark; dokunma hissine sahip yapay deri projesinden taramalı elektron mikroskobuna, iş kazalarını sonlandıran akıllı baret sisteminden mağazalarda kasa kuyruğunu sonlandıran Kiosk cihazına, NASA’ya satılan ve anlık fotoğraf görüntülemeye imkan veren Miops Smart kameradan, enerji tasarrufu sağlayan Güneş Perdesine ve kalıtsal hastalıkları iyileştirmeyi amaçlayan gen teknolojilerine kadar birbirinden farklı alanlarda başarılı inovatif projelere ev sahipliği yapıyor.

Silikon Vadisi’nin ilk Türk kuluçka merkezi Starcamp’ta Yıldız imzası
Türkiye’den 5 üniversiteyle yürüttükleri işbirliği neticesinde ABD’de hayata geçirdikleri Silikon Vadisi’nin ilk Türk kuluçka merkezi Starcamp’i kurduklarını belirten Güner, “Starcamp merkezimiz ile başta Yıldız Teknopark ve Yıldız Kuluçka firmaları olmak üzere bütün start-up ve orta-büyük ölçekli firmalara mentor ağı, hızlandırma programları, soft-landing programları, sanal ofis ve aktif ofis hizmetleri sunuyoruz” bilgisini veriyor. Starcamp büyük ve orta ölçekli şirketlerden start-up şirketlerine, hatta girişimci ruhlu üniversite öğrencilerine kadar her katılımcıya uygun programlarla hizmet veriyor” diye konuşuyor.
“Yıldız Teknopark olarak üniversite-özel sektör işbirliğini destekleyen bir vizyonla hareket ediyor, özel şirketlerle projeler yürütüyoruz” diyen Güner, Yıldız Teknik Üniversitesi ve TAI (Türk Havacılık ve Uzay Sanayi) ile imzaladıkları protokolle milli uçak, milli helikopter ve milli jet projelerinin mühendislerini yetiştirmeyi hedeflediklerini açıklıyor. Protokolle savunma sanayisinde dışa bağımlılığı azaltmak ve yerli savunma sanayisini güçlendirme amacını taşıdıklarını dile getiren Güner, savunma projelerine Ar-Ge desteği sağlayacaklarını duyuruyor. Güner, diğer yandan, Çalık Holding ile yürüttükleri “İlk İşim Girişim” projesiyle iş fikrine sahip, dereceye giren genç girişimcilere para desteği ve Uluslararası Kuluçka Merkezi Starcamp’te Hızlandırma Programı eğitimi sunduklarının altını çiziyor.
Son yıllarda, teknoloji geliştirmeye dair kamu, özel sektör ve akademi işbirliğiyle başlanan atılımın kendilerini de harekete geçirdiğinin altını çizen Güner, şu bilgileri veriyor: “İlk defa düzenlenen “Türkiye’deki Teknoloji Transfer Ofisleri Buluşması’nı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı himayesinde ve ev sahipliğimizde 20 Ekim’de gerçekleştirdik. Türkiye’deki tüm Teknoloji Transfer Ofisleri’nin (TTO) katıldığı buluşmamızda, Teknoloji Transfer Ofisleri’nin farklı yapılanma modelleri ve kurumsallığa giden süreçleri, finansal sürdürülebilirlik için hedeflenen gelir modelleri ve kariyer olarak Teknoloji Transfer uzmanlığı konusunu masaya yatırarak Türkiye’nin teknoloji transfer çalışmalarının resmi çıkarıldı.”

Konya’nın İnovasyon Üssü: InnoPark
InnoPark’ın kuruluş öyküsü; Mevlana Kalkınma Ajansı, 2011 Yılı Güdümlü Proje Destek Programı kapsamında Konya Sanayi Odası yürütücülüğünde “Konya Bölgesel İnovasyon Merkezi“ projesiyle başlıyor. Bu proje kapsamında Konya Bölgesel İnovasyon Merkezi’nin Konya Organize Sanayi Bölgesi sınırları içinde yaklaşık 4000 metrekare kapalı alana sahip ilk binasının inşaatı tamamlanıyor. Konya Bölgesel İnovasyon Merkezi Projesi’nin ortaklarının işbirliğinde yürütülen saha araştırmaları, finansal ve stratejik analizler; Bölgesel İnovasyon Merkezi’nin Konya iline kurulacak yeni bir Teknoloji Geliştirme Bölgesi bünyesinde kurulmasının merkezin sürdürülebilirliği ve etkinliği açısından daha yararlı olacağı düşüncesi ağırlık kazanıyor. Bu nedenle Konya Bölgesel İnovasyon Merkezi Projesi’nin ortakları Eylül 2014’te Konya Teknoloji Geliştirme Bölgesi Kurucu heyetini oluşturarak Konya Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nin (InnoPark) kuruluşu çalışmalarını başlatıyor.
InnoPark, 25.06.2015 tarihinde 4691 Sayılı Kanun’a göre Konya Teknoloji Geliştirme Bölgesi adıyla Türkiye’nin 50. Teknoloji Geliştirme Bölgesi olarak kuruluyor. Konya TGB, InnoPark Konya Teknoloji Geliştirme Bölgesi Yönetici A.Ş. ünvanlı yönetici şirket tarafından yönetiliyor. Innopark Konya Teknoloji Geliştirme Bölgesi Yönetici A.Ş.‘nin ortakları; Konya Sanayi Odası, Konya Organize Sanayi Bölgesi, Konya Büyükşehir Belediyesi, Konya Ticaret Borsası, Konya Ticaret Odası, Selçuk Üniversitesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi, Aksaray Üniversitesi, TOBB ETÜ, KTO Karatay Üniversitesi, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi ve bölgedeki 18 sermaye şirketi.
Konya TGB, 122 dönümlük bir arazi üzerinde 33 firmaya ev sahipliği yapıyor. Bu firmaların 27’si Ar-Ge ve yazılım firması, diğerleri hizmet firmaları. Halen bölgedeki firmalar tarafından 30 adet Ar-Ge/tasarım/yazılım projesi yürütülüyor, bugüne kadar 5 proje tamamlanmış durumda. Bölgede 100’e yakın yazılımcı, Ar-Ge/tasarım, destek personeli çalışıyor. MEVKA desteği ile inşa edilmiş olan mevcut binanın doluluk oranı yüzde 100.

Yeni yatırımlar gündemde
InnoPark A.Ş. Genel Müdürü Prof.Dr. Fatih Mehmet Botsalı, InnoPark’ın hedefinin 2019 yılında 150 Ar-Ge ve yazılım firmasına, 500 Ar-Ge araştırmacı/tasarımcı/yazılımcı personele ev sahipliği yapmak olduğunu belirtiyor. Bunun için yatırımlarına devam ettiklerini belirten Botsalı, “InnoPark, MEVKA desteğiyle inşa edilen mevcut binasının yüzde 100 doluluk oranına ulaşılmasından sonra 20.0000 m2 kapalı alana sahip 4 ek bloktan 3’ünün inşaatına başladı. Yeni blokların ilk etabının 2017 başında hizmete sunulması bekleniliyor.  InnoPark’ta ülkemizdeki diğer TGB’lerin çoğundan farklı olarak teknolojik ürünlerin seri üretiminin yapılmasına elverişli atölye ve fabrika binaları inşa edilecek” bilgisini veriyor.

Kuruluşu farklı, amacı evrensel
Fatih Mehmet Botsalı, InnoPark’ın farklı bir konumda bulunduğunun altını çiziyor. Botsalı, Türkiye’de OSB içinde konumlanmış az sayıda TGB’lerden biri olduklarına dikkat çekerek, amaçlarını şöyle anlatıyor: “InnoPark, bu özelliği nedeniyle ülkemizdeki diğer TGB’lerden farklı politika ve stratejiler geliştirmek zorunda. Konya Sanayi Odası önderliğinde, Konya Organize Sanayi Bölgesi içinde kurulmuş olan, yönetimi ağırlıklı olarak özel sektör temsilcilerinden oluşan, buna rağmen ortakları arasında bölgedeki 6 üniversite bulunan InnoPark’ın amacı; bölgemizdeki ekonomik faaliyetlerde bir eksen değişikliği oluşturmak. InnoPark’ın amacı Konya bölgesinde inovasyona dayalı ekonomik büyümeyi sağlamak, bölgemizdeki orta ve yüksek teknoloji ürünlerinin üretim ve ihracatını artırmak. Innopark, bu amaç doğrultusunda, bünyesinde farklı ülkelerden gelen araştırmacı ve girişimcilerin bulunduğu, sınırları içinde yeni ve ileri teknoloji odaklı ürünlerin seri üretimi yapılan, ulusal ve uluslararası networklere dahil olmuş, iyi çalışan evrensel bir teknopark olmak için çaba sarf ediyor.
Botsalı’ya göre bir ülkedeki üretim ve hizmet sektörü kuruluşlarının inovasyona dayalı büyümesini desteklemenin tek yolu iyi çalışan ulusal inovasyon ekosositemine sahip olmaktan geçiyor. İnovasyon ekosistemi; “modern bir ekonomide sürdürülebilir inovasyonu mümkün kılan farklı özelliklere ve fonksiyonlara sahip aktörler ve kaynaklardan oluşan ağ” olarak tanımlanabilir. Innopark, Konya’da iyi çalışan bir inovasyon ekosistemi kuruluşuna önemli katkılar sağlayan yeni bir aktör olup geniş tabana yayılan güçlü ortaklık yapısı ile Konya Bölgesinde iyi çalışan bir “İnovasyon Ekosistemi” oluşturulmasına yoğunlaşıyor. Botsalı, “Innopark, Konya’da orta ve ileri teknoloji ürünlerinin üretim ve ihracatına odaklanmış ‘Teknolojik Üretim Odaklı bir Teknoloji Geliştirme Bölgesi’dir” iddiasını sözlerine ekliyor.
InnoPark, bölgenin ‘İnovasyon Merkezi’ olma misyonu doğrultusunda bünyesinde çok farklı birimleri barındırıyor. InoPark bünyesinde; Girişimci Kabul ve İzleme Birimi, Teknoloji Transfer Ofisi, Ön-Kuluçka Birimi ve Kuluçka Birimi’nden oluşan Girişimcilik Merkezi,  Tahribatsız Muayene Laboratuvarı, Tasarım Merkezi, Kümelenme Merkezi, Yenilenebilir Enerji Teknoloji Merkezi bulunuyor. Bu merkezlere ek olarak prototip üretim merkezinin kuruluşu ve Tasarım Merkezi’nin Tasarım Analiz ve Simülasyon Merkezi’ne dönüştürülmesi çalışmaları devam ediyor. Mevlana Kalkınma Ajansı’nın desteklediği Tasarım, Analiz ve Simülasyon Merkezi ile CAE yazılımları bölgedeki KOBİ’lere kiralanabilecek veya talep edilmesi halinde Ar-Ge, ürün/proses geliştirme projesi yürüten KOBİ’lere merkezdeki nitelikli insan kaynağı ve CAD/CAM/CAE yazılımları ile mühendislik sistemlerinin modellenmesi, analizi ve simülasyonu hizmetleri sunulacak, buluş sahiplerinin patentle koruma altına alınmış ürünlerinin prototipinin üretilmesi konusunda hizmet verilerek bölgedeki patentlerin ticarileştirilmesine katkı sağlanacak.

Destek ve teşviklerin merkezi
TÜBİTAK 1601 Destek Programı kapsamında desteklenen InnoPark Teknoloji Transfer Ofisi (InnoPark TTO); Eğitim, Ar-Ge Proje önerisi hazırlama, Ar-Ge ve teknoloji danışmanlığı, Teknik Rapor hazırlama, Ar-Ge ve Tasarım Merkezi başvuru danışmanlığı, Ar-Ge ve Tasarım Merkezi idame danışmanlığı, Teknoyatırım başvuru danışmanlığı ve fizibilite hazırlama hizmetleriyle bölge sanayiine hizmet sunuyor.
Innopark TTO’nun eğitim, danışmanlık, mentörlük hizmetleri; InnoPark ortağı olan üniversitelerin öğretim üyeleri tarafından veriliyor. Fatih Mehmet Botsalı, InnoPark TTO’nun bölgedeki sanayi kuruluşları bünyesindeki Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerini desteklemek üzere İnovasyon Karnesi uygulamasını hayata geçirdiklerini ve 2017 yılında 45 sanayi kuruluşunun İnovasyon Karnesi çalışmasını tamamladıklarını açıklıyor. InnoPark TTO, İnovasyon Karnesi’ni ücretsiz olarak veriyor. İnovasyon Karnesi çalışması tamamlanan sanayi kuruluşlarına talep etmeleri halinde sürekli olarak inovasyon ve Ar-Ge mentörlüğü ve  danışmanlığı hizmetleri sunuluyor.
Öte yandan Innopark Girişimcilik Merkezi, sunduğu hizmetlerle üniversite öğrencileri, akademisyenler ve inovatif fikirlere sahip bireyleri girişimci olma yönünde teşvik ediyor; bölgede yeni ve yüksek teknoloji odaklı inovatif işletmelerin kurulmasını sağlayarak bölge sanayisine dinamizm kazandırıyor. Innopark Girişimcilik Merkezi, bölgedeki "Girişimcilik Ekosistemi"ndeki eksik olan bazı aktörlerin, kaynakların, mekanizmaların ve arayüzlerin oluşturulmasına da önem veriyor. InnoPark TTO Yenilenebilir Enerji Teknolojileri Merkezi, ilgili kesimlerin işbirliği ile yenilenebilir enerji üretimi alanında stratejiler ve projeler üretimine odaklanacak, bu kapsamda Karapınar Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi’nin teknoloji geliştirme ihtiyacını karşılayacak girişimlerin ve işbirliklerinin oluşturulmasına öncelik veriyor.
InnoPark Girişimcilik Merkezi bünyesindeki Ön-Kuluçka Merkezi; girişimci olmak isteyen adayları iş hayatına hazırlayarak kendi girişimlerini kurmalarını sağlıyor. Ön-Kuluçka Merkezi, girişimci adaylarına kendi işletmelerini kurmaları için ücretsiz eğitim, mentörlük, danışmanlık hizmetleri sunuyor. InnoPark Ön-Kuluçka Merkezi, ülkemizdeki TÜBİTAK BİGG- Bireysel Genç Girişim (1512 Teknogirişim Sermayesi Destek) programı 1. Aşama başvurularını alma ve değerlendirme konusunda TÜBİTAK tarafından yetkilendirilmiş 20 Uygulayıcı Kuruluş’tan biri. Girişimci Rampası programına 2017 BİGG Çağrısı kapsamında Türkiye’nin farklı illerinden ve Konya bölgesinden 72 adet teknolojik iş fikri başvurusu alındı. InnoPark Kuluçka Merkezi, bu iş fikirlerinin geliştirilip uygulamaya konulması ile ülkemize ve bölgemize yeni girişimciler kazandırmak için çaba harcıyor. InnoPark Kuluçka Merkezi’nde halen 6 firma kuluçka hizmeti alıyor.

NKUTEK performansıyla ilk 10’u hedefliyor
Resmi kuruluşu 2012’de gerçekleşen ve 2013’ten itibaren bünyesine Ar-Ge ve inovasyon mantığı ile çalışan şirketleri almaya başlayan Namık Kemal Üniversitesi (NKU) Teknoloji Geliştirme Bölgesi, 2014 yılı içinde Türkiye’de teknoparklar arasındaki performans endeksine tabi tutulduğunda 24. sırada yer aldı. 2015 yılında ise Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Performans Endeksi değerlendirmesinde ise 59 teknopark arasında 15. sıraya yükseldi. NKU Teknoloji Geliştirme Bölgesi Genel Müdürü Prof.Dr. Bülent Eker, 2016 yılı TGB’ler Performans Endeksi’nde ilk 10’u hedeflediklerini söylüyor. NKUTEK’in mevcut gelişimi ve hedeflerine ilişkin Eker, şu bilgileri veriyor: “Tekirdağ Merkez kampüste TGB1 adı ile 14.132 m2’lik alanda ve Çorlu Mühendislik Fakültesi kampüsünde TGB2 adı ile 24.943 m2’lik alanda 2017 yılında 34 firma ile bölgemizde tüm sanayi kuruluşları ve KOBİ’leri yerinde ve zamanında işbirliği yaparak ülkemizin kalkınmasında NKUTEK’in bir mihenk taşı olması için çaba gösteriyoruz.”
Yatırımlar tamamlanıyor
NKUTEK, halihazırda 1000 metrekarelik kapalı bir alana sahip TGB2’de hizmet veriyor. Yatırımları sürdürdüklerini ve bölgede iddialı bir yapı oluşturduklarını aktaran Eker, şöyle konuşuyor: “2017 Haziran ayında temelini attığımız yine TGB2 alanındaki TÜDEP ile işbirliği ile oluşturulan yap-işlet-devret modelindeki EURASIATECHNOPARK’ın 4000 bin metrekarelik alandan oluşan 1. aşamasını Ocak 2018’de bitirmeyi hedefliyoruz. Sözkonusu alanda 80 firma yer alacak. Sosyal tesislerle birlikte bölgemize yeni bir bakış açısı getirecek, kümelenme mantığıyla içinde yerli ve yabacı firmalar yer alacaktır.” Bölgeye şimdiden 89 talep aldıklarını hatırlatan Eker, yatırımların devam edeceğini belirterek şu noktalara değiniyor: “Aynı şekilde TGB1 alanında 2000 m2 lik kapalı alanlı 50 ofisten oluşacak binamızda 2017 yılı bitmeden temeli atılıp Haziran 2018 yılında tamamlanmasını hedeflemekteyiz. Bu alana da şu anda 57 talep bulunuyor. Yine kümelenme mantığı içinde gıda, tohumculuk ve bilişim sektörlerindeki firmalara bu alanda yer vereceğiz.”
NKUTEK, bir yandan yapılaşma yönünden çalışmalarını sürdürürken bir taraftan da AB projeleri, Kalkınma Ajansı projeleri yaparak farkındalık yaratmayı, bölgedeki tüm kuruluşlara örnek olmayı hedefliyor. Gelişmiş ülkelerde teknopark ve Ar-Ge merkezlerinin önem kazandığını belirten Eker, teknoparkların üniversitelerce desteklenmesinin firmalara büyük katkı sağladığına dikkat çekerek görüşlerini şöyle aktarıyor: “Öğretim elemanları ve öğrencilere yönelik yine teknokentimiz içinde yer alan kuluçka merkezi ile şirketleşme ve projeye dayalı çalışmalar yapıyoruz. Bölgemizde de 2016 yılı başında 8 olan Ar-Ge merkezi sayısı Ekim 2017 itibarıyla 27’ye ulaştı. Şüphesiz bu artış çok sevindirici ancak bu merkezlerin kurulması yetmiyor onların sürdürülebilir hale dönüşmesi gerek. Bu konuda da çabalarımız artarak devam ediyor. Teknoparkımız bu konuda sadece bünyesindeki firmalara değil aynı zamanda bölgemizdeki Ar-Ge merkezlerine de destek veriyor. Amacımız ülkemizde başta KOBİ’er olmak üzere tüm üretken kesime yeni vizyonlar oluşturarak öncelikli hedefimiz 2023’e başarılı bir şekilde ulaşmaktır.”

Erciyes Teknopark: Büyüyen Türkiye’nin Teknoloji Üssü
Faaliyetlerine 2007 yılında başlayan Erciyes Teknopark, 200’ün üzerinde firması, 792 Ar-Ge personeliyle bölgesinde önemli bir teknoloji ekosistemi oldu. Kuruluşundan günümüze 833 proje yürüten ve ülke ekonomisine 400 milyon TL’den fazla katkı sağlayan Erciyes Teknopark, 20 milyon dolardan fazla ihracata ve 113 fikri mülkiyet hakkına imza attı. Erciyes Teknopark A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Prof.Dr. Murat Doğan, Erciyes Teknopark’ın Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Performans Endeksi’nde iki yıldır üst üste tüm teknoparklar arasında beşinci sırada olduğunu ve Gelişmekte Olan (5-9 Yaş) Teknoloji Geliştirme Bölgeleri sıralamasında ise iki yıl üst üste birinci olduğunu belirtti.
Erciyes Teknopark’ın bünyesinde yaklaşık 20 uzmanın görev yaptığı TÜBİTAK destekli Teknoloji Transfer Ofisi (TTO) bulunuyor. TTO, üniversitelerde üretilen bilgiyi ekonomik değere dönüştürmek üzere görev yapıyor. Erciyes TTO, 2016 yılında bir Özel Sektör firması ile Erciyes Üniversitesi arasında yapılan teknoloji lisanslama sözleşmesi ile Erciyes Üniversitesi’ni teknoloji tabanlı lisanslamadan gelir elde ettiği ilk teknoloji lisansını gerçekleştirdi. Doğan, “Teknolojinin aktarılması ve geliştirilmesi konusunda bölge ekosisteminin en önemli unsurlarından biri olan Erciyes Teknoloji Transfer Ofisi, nitelikli ve konularında uzman kadrosuyla önemli hizmetler sunmaktadır” diyor. Erciyes Teknoloji Transfer Ofisi çalışmaları ile bugüne kadar 34 patent Erciyes Üniversitesi’ne kazandırıldı. Üniversite sanayi işbirliklerinin arttırılması konusunda da emek yoğun bir çalışma yürüten Erciyes Teknoloji Transfer Ofisi toplamda 95 üniversite–sanayi ortaklı projenin yürütülmesini sağladı.

Sera ile özgünlük yakalandı
Girişimci adaylarının teknoloji tabanlı, yenilikçi, ticari değeri yüksek iş fikirleri üretmelerini ve bu fikirlerini ürüne/hizmete dönüştürüp pazara sunmalarını sağlayarak başarılı girişimciler yetiştirmeyi amaçlayan Erciyes Teknopark, Sera Kuluçka Merkezi’yle bu alandaki ihtiyacı karşılıyor. “Sera Kuluçka Programı, benzeri olmayan ve tamamen özgün bir kuluçka modelidir” diyen Doğan, girişimci adaylarının kendilerine tahsis edilen her türlü donanıma sahip ofis alanlarında çalışırken aynı zamanda eğitim, mentörlük gibi hizmetlerinden ücretsiz olarak faydalanabildiğini açıklıyor. Özellikle kuluçka aşamasındaki girişimcilerin projelerini, fikirlerini prototip haline dönüştürebilmeleri için “LAB Erciyes Hızlı Prototipleme Atölyesi”ni hayata geçirdiklerini açıklayan Doğan, “Lab Erciyes içerisinde prototip çalışması için temel gereksinimlere yönelik makine, alet, teçhizat ve üretim ekipmanları bulunmaktadır. Bunlara ek olarak Lab Erciyes Hızlı Prototipleme Atölyesi’nde Sera Kuluçka Merkezi’ndeki takımlara yönelik 3 boyutlu baskı hizmeti de verilmektedir” bilgisini veriyor.

Yeni bir teknoloji geliştirme bölgesi kuruluyor
Erciyes Teknopark, bölgesinde faaliyet gösteren girişimci firmaların büyüme süreçlerinde de desteklenmesi için “Teknoloji Tabanlı Büyük Ölçekli Prototip Geliştirme Tesisi”ni planlıyor. 2018 yılında inşaatına başlanacak olan tesiste; girişimciler, teknopark ofis alanlarında geliştirilmesi artık mümkün olamayacak boyuta ulaşan Ar-Ge projelerini yeni yapılacak bu tesiste ihtiyaçları kadar alan kullanarak gerçekleştirebilecek. Doğan, tesis sayesinde teknoloji tabanlı girişimci firmaların, fiziksel ve alt yapısal yetersizlikler dolayısı ile daha çok erken aşamada teknopark dışına çıkmak zorunda kalmayacağının altını çiziyor. Aynı zamanda Organize Sanayi Bölgesi yakınında yeni bir alanın TGB olarak ilan edilmesi için çalışmaların sonuna gelindiğini aktaran Doğan, “Yeni ilan edilecek bölgede, ‘Teknoloji Tabanlı Büyük Ölçekli Prototip Geliştirme Tesisi’ ölçeğinin de ötesine geçen ölçekteki teknoloji tabanlı çalışmalar için yer tahsis edilecektir. Erciyes Teknopark, planladığı bu yapı sayesinde girişimcileri fikir aşamasından, büyük ölçekli prototip aşamasına kadar desteklemeye devam edecektir” diye konuşuyor.

ATAP, Eskişehir’den sonra Bilecik’te teknopark kuruyor
ABD’de ve Avrupa’nın önde gelen üniversitelerinde oluşturulan bilim parkları, üniversite-sanayi işbirliğiyle küçük inovatif firmaların kurulmasını sağlamış, ulusal ve bölgesel kalkınma için araç olarak görülmeye başlanmıştı. Türkiye’de ise bu çalışmalar, 1990’lı yıllarda gündeme geldi. Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Yönetimi yaptığı bir çalışmada Eskişehirli sanayicilerinin teknoloji transferinde ve teknolojinin takibinde zorlandıkları, teknolojilerini yenileyemedikleri için rekabet güçlerini yitirdiklerini tespit etti. Bunun üzerine ESO tarafından dünyada yeni bir kavram olan teknoparklar, kuluçka ve inovasyon merkezleri incelenmeye başlandı.
Şu anda Eskişehir Teknoloji Geliştirme Bölgesi’nin (ETGB) yönetici şirketi Anadolu Teknoloji Araştırma Parkı A.Ş. (ATAP A.Ş.) bu düşünceden yola çıkarak, Birleşmiş Milletler Kalkınma İçin Bilim ve Teknoloji Fonu’ndan aldığı destek ile 18 Eylül 1990 yılında kuruldu. ATAP A.Ş. Türkiye’de kurulan ilk TGB yönetici şirketi oldu. ETGB ilk olarak Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde 510 dönümlük bir alana konuşlandırılmış olup iki ayrı piramit binası inşa edildi. Artan girişimci talebi doğrultusunda Yazılımkule inşa edilerek 2008 yılı içinde hizmete sunuldu. Daha sonra Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü’ndeki taşınmazın “ETGB Anadolu Teknoparkı Ek Alanı”, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Meşelik Kampüsü’ndeki taşınmaz ise “ETGB Osmangazi Teknoparkı Ek Alanı” olarak adlandırılarak ETGB kapsamına alındı. Fiziki alanların girişimcilerin ihtiyacına cevap verebilir nitelikte olması için yapılan çalışmalar neticesinde Osmangazi Üniversitesi’nin Meşelik Kampüsü’nde yeni bir teknopark binası yapıldı ve 2017 yılı başında faaliyete geçti.

ETGB, ekosistem yaratıyor
ETGB’de yazılım, bilişim, biyoteknoloji, seramik, havacılık ve savunma, elektronik ve kimya ağırlıklı alanlarda olmak üzere 97 firma faaliyet gösteriyor. Bu firmalarda toplam 413 Ar-Ge ve yazılımcı personel çalışıyor. Firmaların 40 tanesi akademisyen girişimciler tarafından kuruldu. ETGB’de şu anda 159 Ar-Ge projesi yürütülüyor. Firmaların 2016 yılında gerçekleştirdiği satışlar 33 milyon lira olup 17 milyon lira Ar-Ge geliri elde edildi. Eskişehir Sanayi Odası ve Eskişehir Teknoloji Geliştirme Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Savaş M. Özaydemir, “ETGB, içinde yer aldığı ekosistemin yenilik üretme kapasitesinin artırılması ve teknoloji üretiminin hızlandırılmasını öncelikli hedefleri arasında görüyor. ATAP ETGB’yi uzun vadede yaklaşık 300 Ar-Ge çalışması yapan firma ile 5.000 nitelikli Ar-Ge elemanı ve yıllık 500 milyon dolar katma değer yaratan bir bölge haline getirmeyi hedefliyor” diye konuşuyor. ATAP, inovasyonu sadece sanayi işletmelerinin kendi başlarına yapabilecekleri faaliyetlerden ibaret olmayıp üniversite, sanayi ve diğer ilgili yerel-bölgesel-ulusal kuruluşların bir araya gelmesi ile ortaya çıkabilecek bir sonuç olarak değerlendiriyor.
ATAP, hem kendisinin hem ekosistemdeki paydaşlarının faydalanacağı Eskişehir’de değer yaratacak ulusal ve uluslararası destekli projeleri hayata geçirmeye odaklanıyor. Ayrıca Eskişehir’de dernek statüsünde örgütlenmiş olan Raylı Sistemler, Havacılık ve Seramik Kümelenmeleri’nin, Anadolu Üniversitesi ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nin Eskişehir’deki girişimcilik ekosistemini geliştirici proje çalışmalarına da paydaş olarak katkı veriyor.

ATAP Bilecik’te teknopark kuracak
ATAP, Ar-Ge ve girişimcilik konularında Eskişehir’de kazandığı tecrübeyi çevresindeki illere de transfer etmeyi ve buralarda girişimcilik kültürünü oluşturmayı istiyor. Bilecik’te bulunan Şeyh Edebali Üniversitesi Kampüsü’nün içinde bir ek alan oluşturulması çalışmalarına başladıklarını söyleyen Savaş M. Özaydemir, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na ATAP tarafından 2017 yılında resmi ek alan başvurusu yapıldığını aktarıyor. Bunun yanında Anadolu Üniversitesi Yunus Emre Kampüsü’nde bulunan teknopark binasının kapasitesinin tamamen dolu olmasından ve bu yerleşkede yeni bir ek bina yapmak mümkün olmadığından dolayı Anadolu Üniversitesi 2 Eylül Kampüsü’nde yeni bir ek alan kurma ile ilgili çalışmalar sürdürülüyor. Savaş M. Özaydemir, ETGB Stratejik Planı ile birlikte 2015-2018 yılını kapsayan stratejik yol haritasında teknoparkın kurumsal kapasitesini güçlendirmeye yönelik bir eylem planı hazırladıklarını belirterek, “ETGB’de Ar-Ge veya tasarım merkezi kurma konusunda ESO’daki sanayi kuruluşlarıyla görüşmeler gerçekleştirilmektedir” diyor. 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner199

İZODER Başkanı Levent Pelesen: “Sağlıklı...
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 1985 yılında aldığı kararla ilan ettiği ’13 Ekim Dünya Konut...

Haberi Oku