Yerli ve milli üretimin yol haritası: Kümelenme Anadolu Kümeleri İşbirliği

Türkiye’deki kümeler ve küme girişimleri arasındaki işbirliği ve koordinasyonun sağlanması amacıyla kurulan Anadolu Kümeleri İşbirliği Platformu (AKİP) sağladığı kurumsal birikim ile yol gösterici bir noktaya geldi.  KOBİ’ler bazında önemli bir farkındalık yarattı, kümeler nezdinde etkisini genişletmeye devam ediyor. Kümeler arası işbirliklerini, iş ortaklıklarını artırmak, ortak projeleri geliştirmek, sunmak ve yürütmek, uluslararası işbirliği ağı ve platformlarında etkin yer almak ve kümelerin uluslararası tanıtımını yaparak küresel değer ve tedarik zincirlerine eklenmesini sağlamak açısından kararlı ve iddialı bir kurum olarak vizyon geliştiriyor ve  AKİP’in dönem sekreteryası OSTİM tarafından yürütülüyor.
OSTİM Vakfı Müdürü Gülnaz Karaosmanoğlu ile yaptığımız görüşme Türkiye’nin kümelenme vizyonunu özetler nitelikteydi; okurlarımızla paylaşıyoruz.
Kümelenmenin sağladığı: "Kümelenme” belli bir kalkınma modelinin temelidir. KOBİ olarak yığışacağız. Bilgi artacak. İnsan kaynağı yetiştirilecek. Yerli ürünler öncelikle kullanılır olacak. Bölgemiz rekabet gücü kazanacak. Bölgedeki tüm kuruluşların ve işletmelerin işbirliği kaçınılmaz olacak. Ortak verimlilik artacak. Sinerjik bir etki ortaya çıkacak.
Kümelenmede Türkiye’nin durumu: Kümelenmeye ve kümelenme politikalarına ilgi tüm dünyada artıyor. Çünkü, küme; üyesi şirketlerin verimliliğini, yenilikçiliğini, rekabet edebilirliğini, karlılığını ve iş yaratma becerilerini artırmak yoluyla küresel rekabetin engellerini aşmayı sağlıyor. Türkiye ‘Endüstriyel Kümelenme’ politikasına geçmekte geç kalmamıştır. Özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin deneyimleri üzerine kurulan yeni endüstriyel bölgeler Avrupa’da 1990’lı yıllarda başlar. Coğrafik olarak sınırlanmış ve sektörel olarak uzmanlaşmış firma kümelenmelerinin çok başarılı bir ihracat performansı gösterebilmesi dikkat çekmiştir.
“Sen ne isen kümelenme o”: Endüstriyel kümelenmeler farklılıklar gösterir. Çünkü kümelenmeler, küme içindeki firmalar arası ilişkilerin doğasına göre farklı şekillenir. Bu açıdan şu üç tip endüstriyel kümelenme görünür: (1) Saf yığılma (toplanma) modeli, (2) Endüstriyel kompleks (3) Toplumsal ağ modelleri.
Saf yığılma veya toplanma modelinde firmalar arası ilişkiler geçici niteliktedir. Endüstriyel kompleks türünde firmalar arası uzun dönemli ve kararlı ilişkiler ön plandadır. En önem ve geleceğin modeli üçüncüsüdür; Toplumsal ağ modelinde iktisat-dışı faktörler, örneğin; firmalararası ilişkilerde güven ve dayanışma ön plana çıkar. Güven ilişkileri kendisini ortak lobicilik, girişim ortaklığı biçiminde risk yüklenme, formel olmayan ittifaklar kurmak gibi birçok düzeyde gösterir.
Toplumsal ağ modeli kümelenme şu tespitten doğar: Geleneksel olarak yerel boyutları dikkate almayan endüstriyel sektör politikaları yerine mekan (yer) faktörünü analizin merkezine yerleştiren endüstriyel küme politikaları hem kaynak dağılımındaki etkinlik ve teknolojik yenilikler açısından hem de yerel kalkınma sonuçları açısından olumlu etkiler yaratmaktadır.
Türkiye, özellikle Endüstri 4.0 devrimini tartışırken kendi geleneksel ekonomik temeli ve kültürüne dayalı ve çok başarılı endüstriyel kümelenme varyantları yaratabilecek tarihsel kapasiteye sahiptir; KOBİ yönetimleri yaratıcı olmalıdırlar.

Bursa sanayisinden ‘Kümelenme’ atağı
“Bursa Büyürse Türkiye Büyür” vizyonuyla çalışmalarını sürdüren Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) kent ve ülke ekonomisine ivme kazandıracak projelere imza atıyor. Kümelenme modeli ile firmalara birlikte hareket edebilme kültürünü kazandıran BTSO, Uluslararası Rekabeti Geliştirme (UrGe) projeleri ile de üyelerinin dış ticaret hacmini artırıyor.
Bursa Teknoloji Koordinasyon ve AR- GE Merkezi (BUTEKOM) Genel Müdürü, BTSO Projeler ve Kümelenmeler Koordinatörü, Bursa Uzay Havacılık Savunma Konseyi ve Kümelenmesi Başkanı Dr. Mustafa Hatipoğlu, 11 ayrı UrGe projesi ile BTSO’nun Türkiye’deki oda ve borsalar arasında en fazla projeyi aynı anda yürüten kurum olduğunu belirtti.
Şehrin farklı sektörlerdeki potansiyelini harekete geçirmek adına oluşturulan kümelenme modelinin ardından Ticaret Bakanlığı’nın Uluslararası Rekabetçiliği Geliştirme (UrGe) Projesi desteklerinden yararlanarak çalışmalara başladıklarını söyleyen Hatipoğlu, “Bursa ülke ekonomisinin kalkınmasına liderlik eden bir şehir. Potansiyeli gün yüzüne çıkmış ve çıkabilecek bir dizi sektörde Türkiye’nin lokomotifi konumunda. Kümeleme çalışmaları da Bursa’nın bu potansiyelini açığa çıkarmak ve geliştirmek için önemli bir araç. BTSO olarak bu çalışmalarımız doğrultusunda oluşturacağımız sinerjiyle kent ve ülke ekonomisine üst düzeyde katkı koymaya devam etmeyi amaçlıyoruz” diye konuştu.

BTSO’nun hedefi 20 UrGe projesi
UrGe projeleri konusunda Türkiye’deki oda ve borsalara örnek çalışmalara imza atan BTSO, Bursa’nın güçlü olduğu 10 ayrı sektörde yürüttüğü UrGe projeleri ile firmaların ihracatına önemli destekler sağlıyor. Son olarak giysilik kumaş sektöründe yeni bir UrGe projesinin de Bakanlık tarafından onaylanmasının ardından UrGe projesi sayısını 11’e yükselten BTSO, hizmet sektörüne yönelik de HİSER Projesi’ni hayata geçirdi. BTSO koordinasyonunda yürütülen projelerin sayısını 20’ye yükseltmeyi hedeflediklerini ifade eden Hatipoğlu, UrGe ve kümelenmeler içerisinde 600 firmanın yer aldığını söyledi. Kümelenmelerin hem ana sanayi hem de yan sanayi için yeni işbirlikleri oluşturduğunu ve rekabet avantajı sağladığını kaydeden Hatipoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı: “Gelişmiş ekonomilere sahip ülkeleri dikkate aldığımızda küme yapılanmasının önemi bir kez daha gözler önüne seriliyor. Firmalar tek başlarına yapamayacağı çalışmaları kümenin içinde güçbirliği sağlayarak gerçekleştirebiliyor. Kümelenmeye 2013 yılında başladık ve aradan geçen zaman içinde bu kültürü oturttuğumuzu söyleyebilirim. Sahip olduğumuz sektör çeşitliliği sayesinde kümelenme alanında Türkiye’nin en zengin iliyiz. Kümelenme modeli aynı zamanda milli ve yerli üretime de çok büyük katkı sağlıyor.”

“Katmadeğerli üretimi artırmalıyız”
Kümelenmelerde yer alan firmaların katmadeğerli üretim için zamanla önemli bir dönüşüm de gerçekleştirdiğini kaydeden Hatipoğlu, “Bursa’da özellikle otomotiv sektörü önemli bir güce sahip. Dolayısıyla firmalarımız daha çok seri üretim gerçekleştiriyor. Nitelikli bir işgücüne sahibiz. Ancak savunma ve havacılık gibi stratejik sektörlerde ihtiyaç duyulan katmadeğerli ürünler ise daha az miktarda ve özel şartlarda üretilebiliyor. Katmadeğerli üretim her zaman seri üretimden sağlanmaz. Firmalarımızı özellikle katmadeğeri yüksek ürünlerin üretimi için teşvik ediyoruz” dedi.

BTSO URGE VE KÜMELENMELERİ
UrGe’ler
- Uzay-Havacılık Savunma  l Raylı Sistemler
- Yenilenebilir Enerji Sistemleri l Makine
- Kompozit l Kimya l Gıda, l Tekstil,
- Bebe ve Çocuk Giyim-1,
- Bebe ve Çocuk Giyim-2,
- Giysilik Kumaş l HİSER

Kümeler
- Uzay Havacılık Savunma
- Raylı Sistemler
- Yenilebilir Enerji Sistemleri
- Sürdürülebilir Ev Tekstili
- Kimya-Plastik
- Otomotiv Elektroniği
- Akıllı Hareketlilik

BASDEC rüştünü ispatladı, Bursa’yı üretim üssü yapacak
Bursa Uzay Havacılık Savunma Sanayi Kümelenmesi (BASDEC), Türk savunma sanayinin yaklaşık yüzde 75’ine hizmet verebilecek düzeyde olan üretim kapasitesiyle Bursa’yı 2023 yılında ‘Uzay Havacılık ve Savunma’ alanlarında Türkiye ve yakın coğrafyanın üretim üssü haline getirmek amacıyla kuruldu.
BASDEC’in kuruluş öyküsü 2013 yılında başlıyor ve 2014 yılında Ekonomi Bakanlığı’nın Uluslararası Rekabetçiliği Geliştirme Projesi (Ur-Ge) kapsamında sunduğu desteklerle birlikte yeni bir boyut kazanıyor. Ur-Ge projesiyle birlikte ‘kümelenme’ ve ‘dernekleşme’ çalışmalarını da tamamlayan BASDEC, Bursa ekonomisinin yüksek teknolojili üretim ve ihracat dönüşümünde de stratejik rol üstleniyor.
BASDEC Proje Uzmanı Mesut Hatipoğlu, Türkiye ekonomisinin lokomotifi Bursa’nın başta otomotiv ana ve yan sanayi olmak üzere, makine, imalat ve tekstil sektörlerindeki tecrübesiyle yüksek teknolojili üretim için güçlü bir altyapıya sahip olduğunu ifade etti. Kentin Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) liderliğinde yakın gelecekte uzay, savunma ve havacılık sektörlerinde de önemli bir güç haline gelmeyi hedeflediğini vurgulayan Hatipoğlu, bu amaçla BASDEC’in kurulduğuna dikkat çekerek, “Kümenin temelinde Bursa otomotiv sanayinin teknolojik altyapısı var. Söz konusu firmalar için havacılık ve savunma alanında farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz. Bu dönüşümü sağladığımızda Bursa, uzay ve havacılık alanında gerçek bir üretim üssü olacaktır” diye konuştu. Yürüttükleri işbirlikleri ve küme üyelerine sağlanan destekler bunun en önemli kanıtı.

Yeni URGE için hazırlıklar tamamlanıyor
BASDEC üyesi 78 firmanın yaklaşık 4 bin 500 kişiye istihdam sağladığını belirten Mesut Hatipoğlu, “Uzay, Havacılık ve Savunma Ur-Ge projemizi 27 firmamızla tamamladık. 3 yıllık proje sürecinde eğitim faaliyetleri, yurt dışı ziyaretler ve ikili işbirlikleri gibi önemli faaliyetler gerçekleştirdik. Firmalarımıza yeni bir vizyon kazandıran proje sayesinde sektörümüz için çok önemli bir kriter niteliğinde olan AS9100 belgesine sahip olan firma sayımız Bursa’da 11’e yükseldi” ifadelerini kullandı.
Daha etkin ve verimli yeni bir Ur-Ge projesi için de hazırlıkların tüm hızıyla sürdüğünü belirten Mesut Hatipoğlu, “Bu kapsamda 50’ye yakın firmanın projemizde yer almasını amaçlıyoruz” dedi. Proje kapsamında bulunan firmaların ihracat hacmini artırmayı hedeflediklerini dile getiren Mesut Hatipoğlu, “Bu noktada ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Azerbaycan, Kazakistan, Singapur ve Ukrayna gibi ülkelerde sektör açısından önemli firmalarla üyelerimizi buluşturmayı ve ikili iş görüşmeleri gerçekleştirmelerini planlıyoruz. Firmalarımızın gelişim sürecinde ve dünya pazarlarındaki rekabetinde yeni dönemde Ticaret Bakanlığı’mızın ve Odamızın sunduğu desteklerin de çok önemli payı olacak” diye konuştu.

BASDEC yeni yetenekleri ortaya çıkaracak
Havacılık sektörünün yüksek standartlar istediğini ve bu alanda üretici olmanın ciddi zorluklar barındırdığını vurgulayan Hatipoğlu, şöyle devam etti: “Yürüttüğümüz çalıştaylarda küme ve küme dışı firmaları buluşturuyoruz. Ayrıca Ur-Ge ve küme firmalarımızı üretim sahalarında ziyaret ederek, potansiyellerinin açığa çıkmalarına katkı sağlıyoruz. Bu anlamda Bursa’da çok önemli firmalar mevcut. Örneğin; bir Bursa firmamızın ürettiği makine ABD’de tekrar kullanılabilir roketlerin üretimde kritik bir görev üstleniyor. Yeni yetenekleri de açığa çıkarmak ve sanayimize kazandırmak da öncelikli hedeflerimiz arasında bulunuyor. “

EYDEP sektöre avantaj sağlayacak
Sektörün düzenleyicisi olan Savunma Sanayi Başkanlığı’nın başlatmış olduğu, Endüstriyel Yetkinlik Değerlendirme ve Destekleme Programı’nın  (EYDEP) önemli olduğunun altını çizen Hatipoğlu; ’’EYDEP Programı ile üretim sektöründe yer alan firmaların endüstriyel yetkinliklerinin, yerlileştirme politikaları doğrultusunda nasıl verimli kılınabileceğini ve mevcut durumlarını analiz ederek ulusal çapta değerlendirmesi için çalışacak. Bursa firmalarının da bu program vasıtasıyla ‘Ana Üreticiler’  için tedarikçi havuzunda her zaman en üst seviyede yer alacağını düşünüyoruz’’ değerlendirmesini yapıyor.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner223

banner216

Kur dalgalanmaları yabancıya yaradı Markalı...
REIDIN-GYODER Yeni Konut Fiyat Endeksi sonuçlarına göre Temmuz ayında, markalı konut projelerinin yüzde...

Haberi Oku