EKONOMİST:
Prof.Dr. Taner Berksoy; 'Büyüme bu yıl dengesiz olacak”
Ekonomist Taner Berksoy, ekonominin sağlıksız büyüdüğü uyarısını yaparak 3 yılı geçmeyen özenle hazırlanmış bir yol haritasının devreye alınması önerisini sunuyor. Olumsuzluklara rağmen iyimser olan Berksoy ile Türkiye ekonomisinin mevcut yapısını ve geleceğini konuştuk.

KobiEfor: Türkiye’de büyüyememe sıkıntısının tanımı nedir?
Taner Berksoy: Sadece Türkiye değil kısmen Asya hariç dünyadaki tüm ülkeler 2008 krizinden bu yana büyüyememe sorunu ile karşı karşıya. Potansiyel büyümenin altında bir performans sergileniyor. Örneğin; Türkiye’nin ortalama büyüme potansiyeli yüzde 5. Ama bizim performansımız yüzde 3’lerde kalıyor. Bu yıl seçimlerin de etkisiyle büyümeyi hızlandıracak teşvikler sağlandı. KGF ve Eximbank destekleri buna örnek. Yeni ve güzel olan gelen teşvikler imalatı da kapsadı. Tüm yapılanlar doğru adımlardı. Mart ayı sanayi üretim verilerine bakınca karşımıza şu çıktı; bir miktar büyüme hızlanacak gibi. Ama verilerin alt kollarını incelediğimizde karşımıza bir sorun çıkıyor. Çünkü büyüme tüm sektörlerden gelmiyor. Ancak az sayıda birkaç sektörde haraketlilik var. Yıl sonuna kadar bu böyle devam ederse şu sonucu çıkarırız; teşviklerden sanayi sektörü olumlu etkilenmiş ancak üretimin tüm alt sektörlerini kapsayan bir yapıda değil. Dolayısıyla şu sonuca varıyorum; bu yıl büyüme dengesiz olacak.

KobiEfor: Peki dengesiz büyümenin etkisi ne olur?
Taner Berksoy: Türkiye gibi bir ekonomi için dengesiz büyüme sürdürülemez. Genel kanı kamu yatırımları ağırlıklı büyüme modelinin 2019 yılına kadar sürdürülmesi. Bu tablonun 2019’a veya ötesine taşınması mümkün değil. Bunun için teşvikler sağlandı. Ama teşvikler hep seçim dönemine denk geldiği için dağınık bir şekilde sunuldu. Çünkü ekonomiden çok siyasi kaygılar belirleyici oluyor. Bilinçli teşviki bir kenara koyuyoruz. Dolayısıyla sürdürülemez ve dengesiz bir büyüme modeline zorluyoruz. Büyüme dengeli olduğunda sağlıklıdır.

KobiEfor:Türkiye büyüme ve enflasyon arasına mı sıkışacak?
Taner Berksoy: Türkiye’de ekonominin en temel sıkıntılarından biri enflasyondur. Siyasi riskler nedeniyle TL’de kur patlaması oldu ama kur düşerse enflasyon da düşer umudunda olamayız. 2017’nin ikinci yarısında enflasyon daha yüksek olabilir. Çünkü bir yandan büyüme destekleniyor. İki tane çelişki burun buruna. Bu iki yapıyı ileriye taşımak daha zor. Çünkü büyüme için teşvikler veriliyor ve bu teşvikler enflasyonu biraz daha yukarı çıkarıyor. Çünkü tamamen talebe dönük teşvik yapıyoruz. 2017’nin sonunda şu konuşulacak; büyümeyi mi teşvik edeceğiz, yoksa enflasyonu mu frenleyeceğiz? Normal koşullarda ufukta seçim yoksa siyasi iktidarlar hafifçe büyüme frenine basar. Ama Türkiye’de büyüme frenine basmak zaten çift haneye ulaşmış olan işsizlik oranlarını daha da yukarı çıkaracağı için sıkıntı yaratacaktır. Burada öngörüm şu; Türkiye enflasyon baskısı nedeniyle daha yavaş büyüyecektir. İşsizlik yüksek düzeyde çakılı kalacaktır. Enflasyon bir miktar gerileyecek. Ama iki sorunu çözemeden süreci geçireceğiz. Şunu da unutmamak lazım; enflasyon ekonomik yapıyı bozuyor. Çünkü biz sonuna kadar açık bir ekonomiyiz. Çok dikkatli, çok uzun vadeli olmayan, her noktası düşünülmüş 3 yıllık planlar yapmalıyız.

KobiEfor: İşsizliğin bu oranlara ulaşmasını hangi faktörlere bağlıyorsunuz?
Taner Berksoy: İstihdam konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sanayicilere çağrısı vardı. Ama bizim gibi dışa açık ekonomilerde bu çağrılar çok verimli olmuyor. Çünkü buradaki uyumu piyasa fiyatlandırmaları sağlar. Eğer durum bir miktar aleyhinize ise piyasa sizi bir miktar gecikme ile düzeltir. Çok iyi kurgulanmamış, çok iyi planlanmamış emirle merkeze buyruk yaparsanız bütün mekanizmayı bozarsınız. Dolayısıyla yüksek işsizlik verileri çağrının çok da iyi, verimli olmadığını gösteriyor. Ancak bir şey daha var; Türkiye ilginç bir dönemden geçiyor: Suriye. Henüz araştırması yok ama Suriye göçünün işsizlik piyasasına çok ciddi etkisi olduğunu düşünüyorum. Çünkü vasıflı işgücü burada kalmadı. Suriye’den gelenler bizim inşaat, tekstil gibi vasıfsız işgücünün yoğun olduğu sektörlerde kullanılıyor olabilir. Dolayısıyla görece ucuz vasıfsız işgücünün her biri bir Türk işçisini ikame ediyor demektir.

KobiEfor: Her şeye rağmen büyüme için kaynağı nereden bulacağız?
Taner Berksoy: Büyüme için kaynağa ihtiyaç var. Ama bu kaynak nereden sağlanır bilmiyoruz. Öyle mi değil mi bilmiyorum ama Körfez Bölgesi’nde sermaye yığılması algısı var. Kanaatim bu birikimin küresel sermayeye kıyasla küçük olduğudur. Üstelik Körfez sermayesinin sadece Türkiye’ye gelmesini düşünemeyiz. Bize küçük bir kısmı gelecektir. Artı tabii Körfez bunu Türkler’in yararına olsun diye yapmıyor. Kendisine kazanç veya yerleşme imkanı yaratmak için yapıyor. Ayrıca ben Körfez ülkelerinin Türk inşaat sektöründe spekülasyon yaptığına inanıyorum. Bir tarafı bu. Diğer bir tarafı ise Avrupa ile sıkıntılar var. Erdoğan yeniden AB’ye döndüğünde yarattığı sıkıntıyı ne kadar hızlı siler bilmiyorum. Hiç gözden uzak tutmamamız gereken nirengi noktası ise bizim iktisatta göbek bağımız Avrupa ile.

KobiEfor: Peki Türkiye’nin ihracatı neden istenilen oranda artmıyor?
Taner Berksoy: Bizim ihracatın şöyle bir özelliği var. İhraç ettiğimiz malları üreten sektörler; hadi yeni pazarlara açılalım şeklinde hareket etmiyor. Kur müsaade edince 2 adım ileri gidiyoruz. Kur aleyhimize geliştiğinde 2 adım geri gidiyoruz. İhracatta hareket edemiyoruz gibi oluyor. Şimdi oradaki bir neden bizim sanayi ve imalat sektöründen bir şekilde vazgeçmiş olmamızdan kaynaklanıyor. İkincisi ise kapitalizmin özelliği. Kapitalizm krizlerden çok büyük teknolojik atılım ile çıkıyor. Örneğin; sanayi 4.0 gibi. Türkiye olarak buna ayak uydurabilir miyiz bilmiyorum. Çünkü öyle bir yapımız yok. Bizim sanayi sektöründeki altyapı ve kapasite dağılımımız bu tür gelişmeye yatkın veya uyumlu değil. O yapıyı bütünüyle değiştirmek lazım. Şu andaki konjonktürde bunu yapabilir miyiz? Çok emin değilim. Bu nedenle ihracatımız hep geleneksel mal ihraç eden ve yüksek teknolojili ihracatımız arada derede kalan, kura bağlı, pazar genişlemesine bağlı bir yapıda ilerler.

KobiEfor: Yine iç tüketim ağırlıklı mı
 büyüyeceğiz?
Taner Berksoy: Evet iç tüketim ağırlıklı yapımız devam edecek. Ama şunu da unutmayalım; iç tüketimi öcü haline getirmemek lazım. Biz birçok ülkeye kıyasla büyük bir ekonomiyiz ve talep tarafımız aktif. Ve dolayısıyla muhtemelen iç tüketim ile birlikte hareket edebilecek avantaja sahibiz. Ama düzgün kullanılması lazım. Çünkü iç tüketim ile büyürken enflasyona takılmamak lazım. Onu kırarsan bir yere gidemezsin.

KobiEfor: Türkiye’nin reformlarda hayalleri ve gerçekleri nelerdir?
Taner Berksoy: Olmayacak şeyleri hedef olarak koyarsanız hayal olur uçarsanız. Ekonominin kapasitesi belli. Daha ileriye gitmek ise özenli yaklaşım ile olur. Aksi halde zıplamak istiyorsan bir tarafı sakatlıyorsun. Çok itip kakıcı değil bağlayıcı bir vizyon olmalı. Ülkemizde siyaset ile ekonomi çok iç içe. Onu normalleştirmek lazım. Ülke olarak çok da karamsar değilim. Ak Parti’nin ekonomi politikalarını performans olarak değerlendirdiğimde 2002 yılında ilk iktidara geldiklerinde ferasetli davrandılar. IMF programını sonuna kadar götürdüler. Sonra tek başlarına kaldıklarında konjonktür değişti. Ve ciddi bir kriz geldi. Tecrübe gerekiyordu. Temkinli olmayı gerektiren süreçte çok taraflı kaldılar. Elimizde kala kala inşaat kaldı. Buna başarı demek mümkün değil. Dönüp bakınca programın getirileri  dışında yollar yapıldı, tüneller kazıldı ama o kadar. İmalat sektöründe bu çalışmalara feda edildi.

KobiEfor: Avrupa Birliği’nin geleceği ne olur?
Taner Berksoy: Avrupa Birliği’nin fonlama kapısı Almanya. Ve Avrupa Birliği’nde Almanya’nın baskın tarafının bir sıkıntı yarattığı gerçek. AB’de kriz yaşansa da uzlaşı kültürü devam ediyor, görülebilir gelecekte çok sıkıntı olacağını sanmıyorum. 
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner199

Ekonomi büyümek için özgürlük istiyor Katılım...
Prof.Dr. Erol Katırcıoğlu’na göre Türkiye ekonomisi 2009 yılından bu yana sürdürülemez bir yapıda...

Haberi Oku