8 Mart Dünya Kadınlar Günü hatırlattı; küresel ekonomiyi ‘KADIN KATILIMI' büyütecek

Türkiye, OECD ülkeleri içinde kadın istihdamında yüzde 34 ile son sırada; 2023’e kadar kadınların işgücüne katılımını yüzde 38’e çıkaracak. Kadın katılımında yüzde 4 artış kişi başına reel GSYİH’yı yüzde 5.6 oranında artıracak. Türkiye’de ‘Kadın Katılımı’ yüzde 50’ye yükselir ise kişi başı reel GSYİH yüzde 12, OECD ortalamasına yükselirse yüzde 17.5 oranında artacak.
Ekonomik sorunlara KADIN KATILIMI olmaksızın kalıcı çözüm bulunamıyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle Türk iş dünyası bu gerçeği bir kere daha hatırladı, konuştu ve olması gereken önemiyle değerlendirdi.
Türkiye açısından konu çok çok önemli.
KOBİ’ler dahil Türkiye’de 2 milyon işletmemiz var; tümü kadın katılımının ekonomik değerini bilmek zorunda. Dünyada ve Türkiye’de yapılan bilimsel araştırmalar şunu gösteriyor:
- Kadının şirkette yönetime katılımı finansal getiriyi yüzde 15 daha artırıyor.
- Yönetiminde en az 3 kadın olan şirketlerde yatırım karlılığı, hiç olmayan şirketlere göre yüzde 60 daha fazla.
- Kadınlar ekonomiye erkeklerle aynı oranda katılırsa  2025 yılında küresel GSYİH’ya 28 trilyon dolar fazla (yüzde 26 artış) eklenecek. Bu artış yaklaşık olarak ABD ile Çin ekonomilerinin toplam büyüklüğü kadar olacak.
- Kadın-erkek ekonomiye eşit katılırsa ABD’de GSYİH yüzde 5, Japonya’da yüzde 9, Hindistan’da ise yüzde 27 daha yükselmiş olacak. Bu oran Birleşik Arap Emirlikleri’nde GSYİH’nın yüzde 12’si, Mısır’da yüzde 34’ü olabilecek.
- Kadın ve erkeklerin işgücüne katılım oranlarının birbirine yaklaşması durumunda, 2030 yılında Türkiye’nin de dahil olduğu tüm OECD ülkelerinin toplam ekonomilerinde yüzde 12’lik potansiyel bir ilave kazanç sağlanacak. 
Kadının ekonomiye ve işgücüne katılımıyla ilgili bu gerçek ortada iken Türkiye’de artık ekonomik sorunlara çözüm ararken ‘KADIN KATILIMI’nı gözardı etmek, bundan böyle ‘masum bir ihlal’ sayılmayacak, ihmal eden her kim veya hangi kurum olursa olsun, sorumluluk altına girecektir.
Bunu dikkate alarak ve 8 Mart’ın açtığı pencereden bakarak, 2017 yılında Türkiye’de “Ekonomiye Kadın Katılımı” konusunda neler konuşuldu, neler yapıldı, özetleyerek okurlarımıza aktarıyoruz:
Türk şirketlerindeki kadın yönetici oranı düşüyor
Bağımsız denetim, vergi ve danışmanlık firması Grant Thornton’ın her yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde hazırladığı araştırmanın 2017 tekrarı yayınlandı. 36 ülkeden 5.526 katılımcı ile gerçekleştirilen araştırmaya göre ‘kadın yönetici oranları’ global ortalama, 2012’den 2017’ye yüzde 21’den yüzde 25’e 4 puanlık bir artış yaşarken Türkiye ortalaması yine aynı dönem içinde, yüzde 31’den yüzde 23’e 8 puanlık bir düşüş yaşıyor. Bölge ortalamaları olarak ele alındığında, geçen yılki araştırma sonuçlarında olduğu gibi G7 ülkeleri en kötü performansı gösteren bölge olarak öne çıkıyor. G7 ülkeleri özelinde sonuçlara bakıldığında, bu ülkelerdeki kıdemli yönetici rollerinin sadece yüzde 22’si kadınlar tarafından temsil edilirken G7 şirketlerinin yüzde 39’unda hiçbir kadın yönetici bulunmaması dikkat çekiyor. G7 ülkeleri arasında, en kötü performansı sergileyenler, yüzde 7’lik kadın yönetici oranı ile Japonya ve yüzde 18’lik kadın yönetici oranı ile Almanya.
Diğer taraftan Baltık ve Doğu Avrupa ülkeleri, yüzde 38’lik oranlar ile en yüksek kadın yönetici oranlarına sahip bölgeler olarak öne çıkıyor. Araştırmanın lider ülkesi Rusya’da kadın yönetici oranı yüzde 47 iken (geçen yıla göre 2 puanlık artış), Rusya’nın ardından yüzde 46 ile Endonezya ve her biri yüzde 40’arlık oranlar ile Estonya, Polonya ve Filipinler geliyor. Araştırma sonuçlarını değerlendiren Grant Thornton Türkiye Pazarlama ve İş Geliştirme Direktörü Hilal Baltacı, “İlk defa bu yıl, global ortalamada her 4 yöneticiden 1’inin kadın olduğu bir seviyeye gelindiğine”dikkat çekti; “Şirketlerdeki cinsiyet dengesi ile şirketin finansal performansı arasındaki doğru orantıya rağmen global kadın yönetici seviyesindeki artış, şaşılacak derecede yavaş”değerlendirmesinde bulundu.
MINT ülkelerindeki marjinal artış
Grant Thornton’un araştırmasının sonuçlarına göre, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu MINT ülkeleri (Meksika, Endonezya, Nijerya ve Türkiye) en dikkat çekici artışı yakalayan grup. Bu gruptaki kadın yönetici oranı 2016’da yüzde 24 iken 2017’de yüzde 28’e yükseliyor fakat bu grup içindeki en düşük ortalamaya sahip ülke yüzde 23 ile Türkiye. Diğer MINT ülkelerinin ortalamaları ise şöyle: Endonezya yüzde 46, Nijerya yüzde 29 ve Meksika yüzde 24. Yine bu grup içinde yönetimde kadın olmayan şirketlerin oranı yüzde 36’dan yüzde 27’ye geriledi. Araştırmada Türkiye sonuçları son bir yılda 3 puanlık bir artış gösterse de son 6 yıllık seyirde maalesef düşüşe işaret ediyor. 2012’de yüzde 31 olarak gerçekleşen oran 2017’de yüzde 23’e kadar geriliyor. Türkiye’de son 6 yıl içinde 8 puanlık bir düşüş söz konusu. Yine de Türkiye, her dört yöneticiden birinin kadın olduğu yüzde 25’lik global ortalamaya çok yaklaşmış durumda ve yüzde 23’lük ortalaması ile Türkiye, Amerika, Hollanda, İngiltere ve Almanya gibi ülkeleri geride bırakıyor.
Kadın yönetimde olduğunda verimlilik artıyor
Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED), Türkiye’nin refah seviyesinin artmasında kadınların oynadığı rolü vurguladı ve kadın istihdamının ve kadınların şirketlerin üst yönetiminde temsilinin önemine dikkat çekti.
YASED Başkanı Ahmet Erdem, şu mesajı verdi: “Türkiye nüfusunun yaklaşık yarısını kadınlar oluşturmasına rağmen erkeklerin istihdam oranı kadınlara göre 2.5 kat fazladır. Oysa kadınlarımızın iş hayatında yer almaları, sadece toplumsal cinsiyet eşitliliğinin sağlanması ve demokrasi açısından değil, dünya ekonomisinin büyümesi, ekonomik dayanıklılığın artması, hane halkı gelirinin yükselmesi ve yoksulluğun azaltılması açılarından da önem arz etmektedir. Ayrıca çalışmalar göstermektedir ki kadın erkek çalışan oranının yakın olduğu kurumların finansal performanslarının ve verimliliklerinin sektör ortalamalarının üzerinde gerçekleşme oranı yüzde 15’tir. Dünya Ekonomik Forumu’nun tahminlerine göre, kadınların işgücüne katılım oranındaki yüzde 1’lik artış küresel GSYH’yı 80 milyar dolar arttırmaktadır.”
Ömer M. Koç, HeForShe’de küresel lider
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer M. Koç, Birleşmiş Milletler Kadın Birimi tarafından yürütülen HeForShe hareketinin küresel liderleri arasına katıldı. Ömer M. Koç, “Sayıları 95 bini aşan çalışma arkadaşımız, on bine yakın bayimiz, yan sanayicilerimiz ve tedarikçilerimiz ile çok büyük bir aileyiz. Etki gücümüzün büyüklüğü, sorumluluğumuzun da büyüklüğünü gösteriyor. Toplumsal cinsiyet eşitliğini merkeze alan zihinsel ve toplumsal dönüşümü gerçekleştirmek için ısrar etmeyi, ‘Kadınsız toplum yarınsız toplumdur’ diyerek çalışmayı sürdüreceğiz” dedi.
2030 yılına kadar toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamayı hedefleyen HeForShe’nin bu hedefe ulaşmayı hızlandırmak amacıyla oluşturduğu 10x10x10 Etki Programı kapsamında iş dünyasından seçilen 10 küresel liderinden biri olan Ömer M. Koç, Koç Topluluğu’nun program dahilindeki taahhütlerinin de sözcüsü olacak. Koç Holding’in 2020 yılına kadar toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri ile 100 bin kişiye ulaşma ve toplumsal cinsiyet duyarlı işyerini güçlendirerek bu yöndeki çalışmaları yaygınlaştırma taahhüdü bulunuyor.
Güler Sabancı: “Cam tavanları kırmamız gerekiyor”
Sabancı Holding, Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla “Hayata Yön Verenler” başlıklı bir buluşma gerçekleştirdi. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Hürriyet Gazetesi’nden Elif Ergu Demiral yürüttü. Arizona Üniversitesi Astronomi ve Fizik Bölümü Prof.Dr. Feryal Özel, Stanford Üniversitesi Araştırma Görevlisi Dr. Gözde Durmuş, Sinema ve Tiyatro Sanatçısı Demet Akbağ, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, Uzman Öğretmen Melahat Aydın ve Gazeteci Ayşe Karabat’ın katıldığı panelde, panelistler çalışmalarını ve kariyer yolculuklarını katılımcılarla paylaştılar.
Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, konuşmasında şunları dile getirdi: “Birleşmiş Milletler 2030 yılında kadın-erkek eşitliğinin tüm dünyada sağlanmasını hedefliyor. Bu yıl için de kadınlar günü temasını ‘değişen iş dünyasında kadın’ olarak belirledi. Evet, iş dünyası değişiyor; küreselleşme, teknolojik ve dijital dönüşüm, 4. sanayi devrimi hepimizin konuştuğu kavramlar. Ama kadının değişen dünyada kendine yer bulması sosyal haklara erişmesinden yönetim kademelerine gelmesine, cinsiyete duyarlı bütçelemeden teknolojiye erişimine çok çeşitli değişkenlere dayanıyor. Elbette aşılacak engeller, kırılacak cam tavanlar çok. Türkiye’de kadının işgücüne katılımı hala yüzde 33 seviyesinde.”
Sabancı Vakfı aracılığı ile daha sağlam bir gelecek için katkı yapmaya çalıştıklarını aktaran Güler Sabancı, “Sabancı Vakfı olarak kadın alanındaki çalışmalara son 10 yılda 15.000.000 TL’ye yakın kaynak aktardık. Bu çalışmalarla doğrudan 170.000, dolaylı olarak 700.000’e yakın kişiye ulaşıldı. Bu yıl ilk kez hayata geçirdiğimiz kısa film uzun etki yarışmasının teması da mülteci kadınlardı. Gururla söylüyorum ki Türkiye ortalamalarının üzerinde kadın çalışan oranlarına sahibiz. Çalışanlarımızın yüzde 40’ı kadın. 2016 yılında terfi eden çalışanlarımızın ise yüzde 52'si kadın. Ama bunu yeterli görmüyoruz ve daha iyisini istiyoruz” bilgisini verdi.
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik ise şöyle konuştu: "Dönüşen ve gelecekte de dinamizmini artıracak olan bir iş dünyası için kadın ve erkeğin yetenekleri birbirini tamamlayan unsurlardır. Kadının hayatın her alanında erkeklerle birlikte var olmasının, ülkenin demokratik, ekonomik ve sosyal açıdan gelişmesinin tek çıkar yol olduğunu görmeli, ‘toplumsal zihniyet dönüşümünün’ bu yönde olmasına azami çaba sarf etmeliyiz. Zira ‘tek kanatla uçamayız’."
Boyner: Öncelikle zihniyet değişmeli
Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner şunları söyledi: “Ülke olarak kadınların hayatın her alanına eşit katılımları için hedeflediğimiz seviyenin gerisinde kalmaya devam ediyoruz. Bu durumdan sadece kadınların değil tüm toplum olarak hepimizin zarar gördüğünü fark edebilmemiz bence önemli bir değişimin başlangıcı olacak. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda öncelikle dil ve zihniyet değişimine ihtiyacımız var. Kadınlara tüm diğer kimliklerinden önce ‘kadın’ demenin, aynı zamanda kadınların eşitlik ve özgürlük taleplerine kulak, hatta ses vermenin; farklı toplumsal cinsiyet kimliklerine saygı göstererek insani haklarını tanımanın ilk adımı olduğunu düşündük ve ilanımızın sonunda ‘Bize kadın deyin’ dedik.”
“Girişimcilikte Önce Kadın’la 20 ilde 20 bin kadın”
Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü, Türkiye Vodafone Vakfı ve Türkiye Bilişim Vakfı işbirliğiyle hayata geçirilen Girişimcilikte Önce Kadın Projesi’nde yeni dönem eğitimleri 10 ilde aynı anda başladı. Yaklaşık 6 ay sürecek eğitimler Adana, Kayseri, Denizli, Trabzon, Gaziantep, Erzincan, Mersin, Muğla, Kocaeli ve Sivas’ta bulunan toplam 72 Halk Eğitim Merkezi’nde 140 danışman öğretmenin liderliğinde eşzamanlı yürütülecek. İlk yılında 10 bin kadına ulaşarak 15 milyon TL’yi aşkın ekonomik değer yaratan Girişimcilikte Önce Kadın Projesi’nin yeni döneminde de 10 bin kadına daha eğitim verilerek toplam 20 ilde 20 bin kadına ulaşılmış olacak.
Vodafone Türkiye CEO’su Colman Deegan, şöyle konuştu: “Türkiye Vodafone Vakfı çatısı altında 2011 yılından bu yana gerçekleştirdiğimiz projelerle 11 bini aşkın kadın girişimciye ulaştık ve 2.5 milyon TL’yi aşkın sosyal yatırım yaptık. Girişimcilikte Önce Kadın Projesi ile kadınların girişimcilik yoluyla ekonomiye tam katılımlarını sağlamayı hedefliyoruz.”
TürkTraktör kız öğrencileri davet etti
TürkTraktör, Filizlerin Mucizeleri Projesi kapsamındaki Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri’nde Okuyan Kız Öğrencilere yönelik yapılacak olan proje faaliyetlerinin ve çalışmalarının tanıtımını yaptı. TürkTraktör Yetenek Yönetimi ve İnsan Kaynakları Müdürü Ceren Ertem; projeyle ilgili şu bilgileri verdi: “Tarım ve otomotiv alanında kadın işgücü ve girişimciliğinin artırılmasını desteklemek üzere hayata geçirdiğimiz ‘Filizlerin Mucizeleri’ projemizi Eğitim, Tarımsal Üretim ve İstihdam olmak üzere 3 farklı konuyu sahiplenecek şekilde tasarladık.”
Ertem, proje çalışmaları dahilinde, otomotiv sektörünün önemli üretim merkezlerinden olan Bursa, Kocaeli, Sakarya, Ankara ve Eskişehir’deki ‘Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri’ni ziyaret edeceklerini belirterek; “2017 yılı içerisinde toplam 58 okula yapacağımız ziyaretlerimizde, öğretmenler, veliler ve yaklaşık 3 bin kız öğrenci ile bir araya geleceğiz. Ziyaretlerimizde, kız öğrencilerimize ağır sanayide çalışmaları için rol model olacak, mentorluk yapacak, öğrencilerle birlikte ailelerine ve öğretmenlere de toplumsal cinsiyet eşitliği farkındalıklarını artıracak seminerler vereceğiz” diye açıkladı.
Ford Otosan’dan “Eline Sağlık”
Ford Otosan, toplumsal cinsiyet eşitliğinin önemine değindiği 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel dijital kampanyasıyla kadınların yapacaklarının bir sınırı olmadığını farklı bir şekilde ele alıyor. Şirket, kampanya ile tüm kadınları üreten ve hayata dahil olan bireyler olarak kapsayıcı bir şekilde ayrıştırmadan cesaretlendirmeyi hedefliyor.
Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, kampanya ile ilgili şunları söyledi:“Yaşama katılan, her türlü katmadeğer üreten tüm kadınların; eşit şartlar ile ekonomiye katılmaları, eşit şartlar altında çalışmaları ve kazanmalarını önemsiyoruz. Ülkemizin geleceğinin bu cinsiyet eşitliğinin sağlanması ile daha aydınlık, daha refah olacağını biliyoruz. Kızlarımıza meslek seçimlerinde cinsiyetin değil yeteneklerin ön planda tutulmasının gerekliliğini aktarmaya çalışıyoruz.”
Yapı Kredi ‘kadın yönetici’ sayısı ile sektör lideri
Yapı Kredi, kadın yönetici sayısı ve kadın çalışan oranında sektör liderliğini 2016 yılında da sürdürdü. Toplam istihdamı içinde kadın çalışan oranı yüzde 62 olan Yapı Kredi, 2016 yılsonu itibarıyla kadın yöneticilerin, toplam yöneticilere oranını ise yüzde 43 olarak açıkladı. Kadın istihdam oranı ile sektördeki liderliğini böylece 2016’da da sürdüren Yapı Kredi’nin yeni işe alımlardaki kadın oranı ise yüzde 62 olarak gerçekleşti.
Yapı Kredi CEO’su Faik Açıkalın, “Kadınların çalışma hayatına katılımı ekonominin yanı sıra toplumun da gelişmişliğini yansıtan en önemli göstergelerden biri. Bu alanda ülkemizde özellikle son yıllarda çok ciddi bir politika izleniyor. Kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanmaları adına projeler yürütülüyor. Yapı Kredi olarak kadın istihdamına verdiğimiz özel önemle bir anlamda ülkemizin geleceğine yatırım yaptığımıza inanıyoruz.”

KAGİDER’den kamu ve özel sektöre çağrı
Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) hem özel sektör hem de kamu ihalelerinde kadın tedarikçilerden satın alımların artması için farkındalık yaratmak ve orta uzun vadede ekonomik anlamda güçlenen kadının yaşadığı topluma, aileye ve ülke ekonomisine geri dönüşünü sağlamak amacıyla “Kadından Almalı, Memleket Kazanmalı” ismi verilen bir kampanya hazırladı.
Kampanya ile kamu ve özel sektörde satın alma yapan tüm kurumların dikkatini çekmek istediklerini söyleyen KAGİDER Başkanı Sanem Oktar, “Neden kadından almalı, diyoruz. Çünkü kadının yönettiği üretimde hata oranı daha az oluyor. Ayrıca kadınlarımız daha organize ve çözüm odaklı çalışıyorlar. Bir de bunun ekonomik kalkınma boyutu var. Kadın üreticilerinden mal ve hizmet alarak ülke ekonomisinin gelişmesine ve daha fazla kadının iş hayatına dahil olmasına katkı sağlarsınız. Kadınların ekonomiye dahil olması demek GSMH’nın yüzde 30 artması anlamına geliyor. Kadınlar girişimci olunca daha fazla kadını istihdam ediyor. Ekonomik olarak güçlenen kadın, hem ailesinin hem de toplumun güçlenmesine katkı sağlıyor” diye konuştu.
TÜİK’in 2016 yılı verilerine göre Türkiye’deki kadın işveren sayısının 111.000, kadın girişimci oranının ise yüzde 8 olduğuna dikkat çeken Sanem Oktar, yapılacak teşvik çalışmalarına cinsiyet eşitliği perspektifinden yaklaşılması gerektiğini söyledi. Güneydoğu teşvik paketinde kadın istihdamı ve kadın girişimciliği için kota getirilmesini istediklerini de ifade eden Sanem Oktar, “Verilen teşviklerde kadınlar için hedef konulmasını ve ticaret heyetlerine işkadınlarının da davet edilmesini istiyoruz” dedi.

TÜRKONFED, 3. İş Dünyasında Kadın Raporu’nu açıkladı
Bünyesindeki 31 kadın derneği ile Türkiye’nin en büyük örgütlü kadın gücü olan Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED), bu yılsonunda üçüncüsünü yayımlamayı planladığı İş Dünyasında Kadın Raporu’nun ilk faz sonuçlarını 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesinde yayımladı. Türkiye’de 2007’den 2015’e kadınların işgücüne katılım oranlarının incelendiği rapor, kadın istihdamının artırılmasına yönelik politika önerileri ile dikkat çekiyor. Raporun ilk faz sonuçlarına göre Türkiye ekonomisi 2007-2015 yılları arasında düzenli ücretli sınıfında 5 milyon 325 bin kişi için iş yarattı ve bu işlerin yaklaşık yüzde 40’ında kadınlar çalıştı. Diğer yandan Türkiye,  2007 ile 2015 yılları arasında düzenli ücretli işlerde 2 milyon 160 bin kadına net iş sağlayarak 63 ülke içinde “Kadın İstihdamını En Fazla Artıran Ülkeler” sıralamasında da yüzde 77 gibi bir oranla birinci sırada yer aldı. Yaşanan olumlu gelişmeler ile Türkiye’de kadın istihdam oranının arttığını ancak bu oranın halen AB hedeflerinin oldukça altında olduğunu ortaya koyan rapor; 2015 yılına gelindiğinde yaklaşık 20 milyon kadının başta ev işleri olmak üzere hala çeşitli gerekçelerle işgücüne dahil olmadığına dikkat çekiyor.
Eğitim işgücüne katılımın

yolunu açıyor
Eğitim seviyesinin yükselmesi kadınların işgücüne katılım oranını arttırmada en önemli faktör olma özelliği taşıyor. Raporun ilk faz sonuçlarına göre, yükseköğretimde 2007 yılında kız çocuklarında yüzde 18.7 olan okullaşma oranının 2015 yılında yüzde 41.1 seviyesine ulaştığı belirtildi. 2015 yılı itibariyle lise mezunu kadınlarda işgücüne katılım oranı yüzde 32.7 iken söz konusu oran meslek lisesi mezunlarında yüzde 40.8’e, üniversite mezunu kadınlarda yüzde 71.6’ya yükseliyor. Ülkemizde 2007-2015 döneminde okullaşma oranlarında gözlemlenen belirgin artışta kız çocuklarının geçmiş yılların aksine ilk defa özellikle yükseköğretimde erkeklerin önüne geçmesinin önemli etkisi olduğunun belirtildiği raporda, bu gelişmenin eğitim kalitesi ve temel amaç olan toplam faktör verimliliğindeki iyileşme ile birlikte ele alınması gerekliliğinin de altı çizildi.
Rapora göre Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgesinde uygulanan istihdam teşvikleri, İŞKUR tarafından toplum yararına yürütülen işbaşı eğitim programları gibi aktif işgücü piyasası politikaları ile kadınlara yönelik sosyal sigorta prim indirimleri ve doğum borçlanması gibi uygulamaların olumlu etkisi görüldü. Bu sayede 2007’den bugüne kadın sigortalı çalışan sayısını yüzde olarak en fazla artıran ilk 5 il sırasıyla Kilis, Bingöl, Şanlıurfa ve Şırnak oldu.
TÜRKONFED İDK Komisyonu Başkanı Prof.Dr. Yasemin Açık, konuya ilişkin şunları söyledi: “Türkiye’de kadınların işgücüne katılımı yüzde 32’lerde gerçekleşmesine rağmen küresel ölçekte bu oranın yüzde 50 ve üzerinde olduğu düşünüldüğünde halen kat etmemiz gereken çok yol olduğu görülmektedir. Her 10 girişimciden sadece birinin kadın olduğu ülkemizde, eğitim başta olmak üzere, düşük ücret ve çocuk bakım hizmetleri ile ilgili yetersizlikler kadınların işgücüne katılımını olumsuz etkileyen faktörlerin başında yer alıyor.
Uluslararası araştırmalar, 2025’e kadar kadınların eşit katılımının sağlandığı en iyi senaryoda küresel düzeyde toplam GSYH’de yüzde 11’lik, yani 12 trilyon dolarlık bir artış öngörüyor. Kadınların ekonomik ve toplumsal hayata katılımının önündeki engellerin ortadan kaldırılması ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması ile kadın istihdamında yaratılacak olan artış, Türkiye’nin küresel rekabette de önünü açacaktır.”

Oyak Renult’a ‘İş Yaşamında Kadınlara Destek Ödülü’
İş kadınları ile güçlü bir Türkiye’ye ulaşmak vizyonuyla faaliyetlerini sürdüren Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği (BUKİAD), iş yaşamında başarılı olan kadınları ve kadınlara iş hayatında katkıda bulunan şirketleri ve kurumları, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamaları kapsamında sekiz yıldır düzenlediği İş Yaşamında Başarılı Kadın Ödülleri etkinliğinde, yedi farklı kategoride ödüllendiriyor. Türkiye’nin en büyük otomobil üreticisi Oyak Renault, 2017 BUİKAD İş Yaşamında Başarılı Kadın Ödülleri’nde “Yılın İş Yaşamında Kadını Destekleyen Şirketi” seçildi.
Oyak Renault Genel Müdürü Tunç Başeğmez, açıklamasında; “Kadınların iş hayatında daha fazla rol üstlenmesi, Türkiye'nin sahip olduğu zengin insan kaynağı potansiyelini ve kültürel çeşitliliğini güçlü bir şekilde kullanmasını sağlayabilir” dedi.

Kadının en büyük sorunu şiddet
Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi’nin bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdiği “Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması”nın 2017 yılı sonuçları Kadir Has Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mustafa Aydın, Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Merkezi Müdürü Doç.Dr. Mary Lou O’Neil ve Kadir Has Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç. Dr. Aslı Çarkoğlu’nun sunumlarıyla düzenlenen bir basın toplantısıyla paylaşıldı.
“Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Algısı Araştırması”, Şubat ayında 23 ilde, kadın ve erkek bin 216 kişi ile gerçekleştirildi. Türkiye genelinde kadınların en büyük sorunu yüzde 55 ile ‘şiddet’ oldu. Türkiye’deki kadınların en önemli sorunu listesinde işsizliğin yüzde 12 ile ikinci ve eğitimsizliğin yüzde 11 ile üçüncü sırayı aldığı gözleniyor. Araştırmaya katılan kadınların sadece yüzde 25’i şu anda aktif olarak iş yaşamında varlık gösteriyor. Katılımcıların yüzde 34’ü geçmişte çalıştığını, yüzde 41’i ise hayatında hiç çalışmadığını ifade etti.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner199

Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan...
Ogan Soysal'ı kaybettik. Kuruluşunu birlikte gerçekleştirdiğimiz Marmara Grubu Vakfı'nın değerli...

Haberi Oku