Avrupa Birliği'nin kapısında bir ülke: Bosna-Hersek
Ülke Cumhurbaşkanı Mladen Ivanic, Federasyon Cumhurbaşkanı Marinko Cavara, Meclis Başkanı Saffet Softic, Federasyon Başbakanı Fadil Novalic, Ülke Genel Sekreteri Melika Mahmutbegovic ve eski Başbakan şimdi ise Maliye Bakanı olan Vjekoslav Bevanda ile baş başa görüştüm. Türkiye Büyük Elçisi Haldun Koç tarafından da kabul edildim.
Bütün bunları niye yazıyorum? Çünkü Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin ne zorlu şartlar altında gerçekleştiğinin bilinmesini istiyorum. Yaklaşık Mayıs ayından beri ben ve arkadaşlarım yollardayız. Ziyaret ettiğimiz ülke sayısı şimdiden yirmi altıyı aştı. İstanbul’da ziyaret ettiğim diplomat sayısı altı ay içinde altmışı geçti. Bu defa Bosna Hersek’e ziyareti Nigar Sargan’la birlikte gerçekleştirdik. Bosna Hersek İstanbul Başkonsolosu Began Muhiç de büyük bir zarafet göstererek bana eşlik etti.
Sabah ilk ziyaretimizi Vjekoslav Bevanda’ya yaptım. Ziyaretimizde öğrendim ki; Avrupa Birliği’nin temsilcisi benden bir kaç dakika önce Bakan Bevanda’yı ziyaret ederek acilen cevaplaması için hükümete 3200 soru sunmuş. Her alana ait sorulara cevap verebilmelerinin altı ay kadar sürebileceğini söyleyen Bakan, Avrupa Birliği’nin performans temelinde işleyen bir örgütlenme olduğunu dolayısıyla burayı kazanmanın yolunun sabır ve tahammülden geçtiğini de vurguladı. Eksiklikle gerçekleşecek bir katılımın Avrupa Birliği’ni işlemez kılacağını da söylemeden, edemedi.
Hatırlanacağı üzere iki ay önce Eylül ayının son günlerinde Avrupa Birliği, Bosna Hersek hükümetinin üyelik başvurusunu kabul ederek Avrupa Komisyonu’ndan, ülkenin AB kriterlerine ne derece uygun olduğunu incelemesini istedi. Türkiye’nin adaylık müzakerelerinin uzaması nedeniyle sık sık “Hıristiyan kulübü” olmakla suçlanan Avrupa Birliği, ikinci Müslüman ülkenin, Bosna-Hersek’in tam üyelik başvurusunu kabul etti. Saraybosna yönetimi, uzun ve zorlu geçecek müzakerelerin ardından AB’ye girmeyi umut ediyor.
Bosna’nın AB'ye üyelik başvuru süreci özellikle Yugoslavya’nın dağılmasının ardından 1990’larda yaşanan etnik çatışmaların bıraktığı miras nedeniyle bir hayli karmaşık bir süreç oldu. Savaşın ardından imzalanan Dayton anlaşması ile Bosna Hersek iki özerk bölgeye ayrıldı. Boşnak ve Hırvatlar bir bölgenin, Bosnalı Sırplar da diğer özerk bölgenin yönetimini devraldı. Üçlü cumhurbaşkanlığı sistemi benimseyen ülkede her etnik gruptan bir cumhurbaşkanı seçiliyor.
AB’ye adaylık başvurusu yapabilmek için özellikle ekonomik alanda oldukça etkili reformlar gerçekleştirilen ülkede, halen idari ve adli reformların yapılması bekleniyor. AB yönetimi Saraybosna’yı, sosyo-ekonomik, adli ve idari reformları tamamlamaya çağırıyor. Öte yandan Avrupa Birliği üyeliği ülkede herkesin uzlaştığı hedef olduğundan, Avrupa’nın burada nüfuzu çok güçlü, buna karşılık Avrupa’dan beklentiler de çok yüksek. Yalnız bir bölgenin gelişmesiyle Bosna Hersek’in gelişemeyeceğine inanıyorlar. Zira biliyorlar ki Bosna Hersek, Boşnak’tan, Sırp’tan ve Hırvat’tan oluştuğu için ancak yaratılacak tek bir pazarın Bosna Hersek’in kalkınması ve geleceği için gerekli olduğuna inananlar çoğunlukta.
Öte yandan Bosna Hersek gelecek için umut vaat eden büyük bir potansiyele sahip. Turizm açısından başvurulabilecek doğal ve tarihi kaynakları bol. Ekonominin büyüme potansiyeli büyük, işgücü ucuz, başta kömür, demir ve boksit olmak üzere önemli yeraltı kaynakları var.
Bu arada Bosna Hersek’in Avrupa Birliği’yle olan ticari ilişkilerini de bu kısa çalışma ziyaretim esnasında yeniden gözden geçirdim. Bosna Hersek dış ticaretinin yarısını AB ülkeleriyle gerçekleştirmektedir. Ancak öteden beri süregelen ekonomik ilişkiler nedeniyle dağılan eski Yugoslavya’dan doğan devletlerle olan ticari ilişkileri de büyük önem arz etmektedir. Bosna Hersek geçen yıl 5 milyar dolar ihracata karşılık 9 milyar dolar ithalat gerçekleştirmiş. Ülkemizin buradaki yerine gelince; Bosna Hersek’in ihracatında yedinci, ithalatında sekizinci sıradayız. Geçen yıl Bosna Hersek’in ihracatında payımız yüzde 3.9 iken ithalatında payımız yüzde 4.1’den ibarettir.
Her zaman söylemişimdir... Orada Almanya, İtalya, Sırbistan, Hırvatistan, Çin, Slovenya vardır. Ama Türkiye yoktur. Bu gidişimde bunu yeniden müşahede ettim.
Bosna Hersek AB’nin kapısında, ama gözü Türkiye’de…
Geç olmadan Türkiye, Bosna Hersek’teki gerçek yerini almalıdır.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Mücevherde bu yılın favorisi; zümrüt
MÜTİSAD Başkan Yardımcısı Nergis Sürücü 2017’de büyük mücevherlerin moda olmasının beklendiğini...

Haberi Oku