Bakan Berat Albayrak'tan; Hedef ‘yerli ve yenilenebilir enerji' ‘Enerji'de birincil sorun 'yerlileşmek”

Petrol ve gazımızın yüzde 95'ini ithal eden bir ülkeyiz. Ekonomi alanında bunu hesap ederek konuşmalıyız. İki temel stratejimiz var: Biri “arz güvenliği”, diğeri de “yerli enerji üretimi”ni artırmak. Eneriyle ilgili sorunlarımız ve çözümlerimiz bu iki temel strateji ekseninde şekilleniyor. 2017 yılı da böyle olacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Bütçe konuşmasında Türkiye’nin 2017 enerji gündemini, mevcut durumu da ortaya koyarak özetledi.
Türkiye açısından durum kötüye gitmiyor. 2014'te enerji ithalatı 54.9 milyar dolarken 2015'te 37.8 milyar dolar gerçekleşti. Durum kontrol edilebilir seviyede olduğu için, yeterli olmasa bile, enerji fiyatlarını düşürecek programlara başvurulabiliyor. Tükettiğimiz 1 yıllık birincil enerji tablosunda  doğalgaz yüzde 31, kömür yüzde 27, petrol ürünleri yüzde 30 ve yenilenebilir enerjiler yüzde 12 payla yer alıyor.
Orta ve uzun vadede çözmemiz gereken üç enerji düğümü var: Bunları; a) Ekonominin artan enerji ihtiyacının karşılanmasını güvence altına alacak çeşitlendirmeyi gerçekleştirmek, b) Yerli enerji üretimini (kömür ve yenilenebilir) artırmak suretiyle ithalatı azaltmak, c) Başta yenilenebilir enerji kaynakları olmak üzere, enerjinin her alanında kullanılan ileri teknolojileri ülkemize kazandırmak şeklinde özetlemek mümkün.
Türkiye, büyüyen bir ekonomisi olduğu için yüksek oranda artan enerji ihtiyacını karşılamak için sürekli kapasite artırıyor. Bakan Albayrak’ın verdiği bilgilere göre; Türkiye'de 2015 ile 2016'nın ilk dokuz ayında işletmeye alınan yeni santraller ve kapasite artışlarının toplamı 9 bin 104 megavat oldu.  2002'de 298 olan elektrik üretim santrali sayısı, 2016 yılı Eylül sonu itibarıyla altı kat artarak 2 bin 97’ye ulaştı. Enerji sektörünün önümüzdeki 10 yılda toplam yatırım ihtiyacı 110 milyar doları aşacak.
Enerji mevzuatımızdaki güncel düzenlemeler ile yatırımcıların izin, ruhsat, onay, ön lisans, lisans prosedürlerindeki süreçler önemli ölçüde sadeleştirildi, enerji alanında reformlara devam edilecek.
Enerji sektörümüzün üst başlıkları çerçevesinde 2017 yılına bakarak Türkiye’nin yoğunlaşacağı alanları okurlarımızla paylaşmak istiyoruz.
1- Doğalgaz yatırımları
Türkiye'nin yıllık doğalgaz tüketimi yaklaşık 50 milyar metreküptür. Doğalgaz depolama kapasitesi ise 10 milyar metreküp olmuştur. Bu enerji seksiyonunda Türkiye’nin gündeminde şu devasa yatırım projeleri bulunmaktadır:
- TANAP: Yakın vadede, 6 milyar metreküp gazın ülkemize, 10 milyar metreküp gazın Avrupa'ya taşınmasına yönelik geliştirilen ve yüzde 30 ortak olduğumuz TANAP Projesi'nin 2016 yılı sonuna kadar inşaatın yüzde 55'inin tamamlanması planlanmaktadır. TANAP'ta 2018'de ülkemize, 2020'de Avrupa'ya gaz arzının sağlanması hedefleniyor.
- Türk Akım Projesi: Proje, Türkiye'nin komşu devletleriyle olan sınırlarına kadar uzanan her biri yıllık 15.75 milyar metreküp kapasiteye sahip iki hattan oluşacak
- Doğalgaz Ticaret Merkezi: Güneydoğu Avrupa'da sağlıklı işleyen bir gaz piyasası bulunmuyor. Doğalgaz piyasamızın büyüklüğü gibi etkenler de göz önüne alınarak bir doğalgaz ticaret merkezinin Türkiye’de kurulması hedefleniyor.  TANAP ve Türk Akımı projeleri bu hedefi destekliyor
- Türkiye’de ilk defa kurulacak yüzer LNG depolama ve gazlaştırma ünitesi (FSRU) projelerinin devreye alınması çalışmalarına da hız verildi. İskenderun ve Saros körfezlerinde her biri günlük 20 milyon metreküp olmak üzere iki adet FSRU'nun doğalgaz şebeke sistemine bağlantısının sağlanacağı projenin 2017'de mühendislik çalışmalarının sürdürülmesi ve 2019'da projenin yapım çalışmalarının tamamlanması planlanmaktadır.
- Tuz Gölü Doğalgaz Yeraltı Depolama Projesi'nde Ocak 2017 itibarıyla birinci grup deponun, 2019'da ikinci grup deponun tamamlanması hedeflendi. Bu projede depolama kapasitesinin toplamda 5.4 milyar metreküp ve yüzey tesislerinde yapılacak revizyonlar ile de günlük geri üretim kapasitesinin 80 milyon metreküpe çıkarılması planlanmaktadır.
- Kuzey Marmara Doğalgaz Deposu’nda 2017 yılında genişletme çalışmalarının üçüncü fazına başlanması öngörülmektedir. Çalışma sonunda depolama kapasitesinin 4.6 milyar metreküp ve geri üretim kapasitesinin ise günlük 75 milyon metreküpe çıkarılması hedeflenmektedir.
Projenin ilk etabının 2019'da ikinci etabının ise 2020 yılında tamamlanması planlanıyor.
- Marmara Ereğlisi LNG Terminali’nin günlük 18 milyon metreküp olan sürdürülebilir gaz gönderim kapasitesinin 2017 Aralık ayında 27 milyon metreküp seviyesine çıkarılması hedeflenmektedir.
- Karadeniz’in derin sularındaki hidrokarbon potansiyelinin keşfedilmesi ve ekonomiye kazandırılması hedefi doğrultusunda 2018 yılında Batı Karadeniz’de bir adet derin deniz kuyusu açılacak.
- Kaliteli ve sürdürülebilir elektrik temini açısından içinde bulunulan 2016-2020 uygulama (tarife) döneminde dağıtım şirketlerinin 18 milyar lira yatırım yapmaları sağlanacak. Kamu tarafından yapılacak 12 milyar lira yatırımla bu tutar 30 milyar lirayı bulacak.
- Son 14 yılda petrol ve doğalgaz yurtiçi arama ve üretim yatırımları için 9.3 milyar dolar.
Petrol ve doğalgaz alanında 2017-2019 yılları için 867 milyon dolar yurtiçi ve 4.31 milyar dolar yurtdışı yatırımı planlandı.
2- Yerli kömüre yatırımlar
Dünyadan birincil enerji üretiminin yaklaşık yüzde 30'u, elektrik üretiminin ise yüzde 41'i kömürden sağlanmaktadır. Bu nedenle Türkiye enerjide “kömür”e yoğunlaşmayı yeniden gündemine almalıydı ve aldı. Türkiye’nin ihtiyacı olan yüksek kalorili kömür aramalarına ağırlık verildi, verilecek. Bu amaçla 600 bin metre sondaj yapılması hedefleniyor. 2023'e kadar yerli linyit ve taşkömürü kaynaklarının tamamı elektrik üretim amaçlı değerlendiriliyor olacak.
Kömürde perspektif şu: Türkiye, dünya toplam enerji kaynaklı karbon salımının yüzde 0.95'inden sorumlu. 2005 yılında 8.3 milyar ton olan linyit kömür rezerv miktarı 15.9 milyar tona ulaşmış bulunuyor. 2019 yılına kadar yerli kömür kaynaklı elektrik üretimimizin yıllık 60 milyar kilovatsaate çıkarılması amaçlanıyor.
Bu hedeflere ulaşılabilmesi adına yerli kömürden elektrik üretecek bir model oluşturuldu.
Yapılan yasal düzenleme ile yatırımcıya ÇED, kamulaştırma gibi bütün izinleri kamu sağlayacak, kömür sahası karşılığında en ucuz elektriği kim üretecekse ihaleyi o firma alacak. Bu şekilde 7 milyar tona yakın linyit rezervi değerlendirilecek.
3- Yenilenebilir enerji ve Türkiye
Türkiye yerli yenilenebilir enerjiye odaklanıyor. Türkiye'nin yüzde 32.2 yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretim değeri ile dünya ve Avrupa ortalamasının üstünde yer alıyor. Son on yıllık dönemde elektrik üretim tesisi yatırımlarının yüzde 52’si yenilenebilir enerji kaynaklı gerçekleşti. 2015-2019 yılı Stratejik Planı’na göre 2019 yılına kadar hidrolikte 32.000 megavat, rüzgarda 10.000 megavat, jeotermalde 1.000 megavat, güneşte 3.000 megavat ve biyokütlede 700 megavat kurulu güce ulaşılması hedeflendi. Kısaca, yerli yenilenebilir enerji kaynaklarının üretim sepeti içindeki oranı artırılacak. Bu saikle yenilenebilir enerji alanında teknoloji transferi, Ar-Ge yatırımı ve yerli üretimi önceleyen yeni bir ihale modeline geçildi. Güneş enerjisi santralleri ön lisans başvuru yarışmaları sonuçlandı.
Ekim sonu  itibarıyla 27 güneş enerjisi santraline ön lisans, iki güneş enerjisi santraline lisans verildi.
Ayrıca toplam 660.2 megavat kurulu güce sahip 861 lisanssız güneş santrali işletmede bulunuyor.
Rüzgar, güneş ve jeotermal enerjisinin elektrik üretiminde kullanımının arttırılmasında dünya ortalamasının çok üstüne çıkıldı.
Yeni ihale modeli ilk uygulaması: Bakan Berat Albayrak yeni ihale modeli ilk uygulamasını şöyle tanıttı: “Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) Yönetmeliği kapsamında ilk uygulama Konya ili, Karapınar ilçesinde gerçekleştirilmektedir. YEKA olarak belirlenen toplam 27.19 kilometrekare büyüklüğündeki alanın 19.19 kilometrekarelik kısmına bin megavat kapasiteli güneş enerjisine dayalı elektrik enerjisi üretim tesisi kurulacaktır. Kurulacak olan üretim tesisinin işletmeye girmesiyle birlikte her yıl yaklaşık 1.7 milyar kilovatsaat elektrik enerjisi üretilecek ve her yıl yaklaşık 600 bin adet evin yıllık elektrik ihtiyacı karşılanacak. 30 yıl boyunca işletilecek olan elektrik enerjisi üretim tesisinde; ülkemizde entegre bir şekilde imal edilecek fotovoltaik (FV) güneş modülleri ve yurtiçinde faaliyet gösteren üreticilerden temin edilecek, yerli malı belgesine sahip yardımcı aksamlar kullanılacak. 2017'nin başında benzer bir ihale rüzgarda da yapılacak.”
Fotovoltaik güneş modül üretimi: 18-24 ay sürede faaliyete geçirilmesi hedeflenen entegre fabrikada üretilecek fotovoltaik güneş modüllerinin toplam yerli katkı oranı en az yüzde 75 olacak. Yerli katkı oranının yüksek olması ülkemiz ekonomisine doğrudan ve dolaylı olarak çok büyük katkılar sağlayacak. Ayrıca ‘Ar-Ge Merkezi’nin de 18 ay içinde kurulması ve katmadeğeri yüksek çıktılar elde edilmesi bekleniyor.
Jeotermal enerji: Jeotermal kaynaklı elektrik üretim kurulu gücü 2002 yılına göre 40 kat artış ile 725 megavata ulaştı. Jeotermal uygulamalar 2002 yılına göre 2015 yılında sera ısıtmada yüzde 686 artış ile 3.931 dönüme ve konut ısıtmada yüzde 281 artış ile yaklaşık 114 bin 567 konuta ulaştı.
2017 yılında jeotermal kaynak arama amacıyla 50 bin metre jeotermal arama sondajı yapılacak.
4- Nükleer enerjide perspektif
Bakan Albayrak nükleer enerjide gelinen durumu şöyle özetledi: “Dünyada elektrik üretiminin yüzde 11'i nükleer enerjiden sağlanıyor. Yarısı Fransa, ABD ve Japonya'da olmak üzere dünyada 450 nükleer santral reaktörü işletiliyor. Türkiye’de 3 proje üzerinde çalışılıyor. Akkuyu ve Sinop'ta kurulacak santrallerde önemli aşamalar kaydedildi. 3. Santral için yer seçme çalışmaları sürüyor.
İlk 2 proje 4'er adet reaktör ünitesine ve toplam 9 bin 280 megavat kurulu güce sahip olup işletme ömürleri 60'ar yıldır. Akkuyu santralinin ilk ünitesi 2023 yılı sonuna kadar işletmeye alınacak.
Sinop santrali projesinde ise zemin etüt ve fizibilite çalışması ile ÇED çalışmaları sürdürülmektedir. Her iki NGS projesinde yerli ekipman kullanımı noktasında uygun ekipman üretip malzeme tedarik edebilecek yerli firmalarımıza yaklaşık 16 milyar Dolarlık iş imkanı doğabilecek.
Akkuyu ve Sinop Nükleer Santral projelerinin inşaatının en yoğun olduğu zamanlarda toplam 20 bin kişi, işletme döneminde 7 bin kişi çalışacak.”
5- Maden arama
Albayrak’ın verdiği bilgiler bağlamında son beş yılda yürütülen arama çalışmaları neticesinde 900 milyon ton bakır, 275 ton altın, 1.5 milyar ton demir, 41 milyon ton krom, 2.4 milyar ton dolomit, 1.5 milyar ton kalsit ve 1.2 milyar ton feldispat ve seramik katkı maddesi ile 1 milyar ton sodyum sülfat rezervinin tespit edildiğini öğrendik. Ayrıca 3.5 milyar tona ulaşan ‘Bor’ rezervleri büyük oranda görünür hale getirildi.  2017 yılında metalik ve endüstriyel hammadde aramalarına yönelik 350 bin metre sondaj yapılması planlanıyor. MTA Genel Müdürlüğü’nün yurtdışında arama ve araştırma faaliyetleri yürütebilmesine olanak sağlayacak yasal düzenleme tamamlandı.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

TBD Başkanı İlker Tabak: “Bilişim ve iletişim...
TBD 33. Ulusal Bilişim Kurultayı (Bilişim 2016), 8-9 Aralık 2016’da, Ankara’da, “Bilişim ve Demokrasi”...

Haberi Oku