Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek: 'En kötüsü geride kaldı”
Türkiye İş Bankası’nın “İş’le Buluşmalar” toplantılarının 40’ıncısı ‘Türkiye’nin Rekabet Gücünü Artırmak’ başlığıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Toplantıya katılan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, zor bir dönemden geçildiğini ve kendilerinin de zorlukların farkında olduklarını söyleyerek, “Kolay değil. Muhtemelen en kötüsü geride kaldı. Şimdi ufak bir belirsizlik var. Yönetimde istikrar temsilde adaleti sağlayacak Anayasa değişikliğini de aradan çıkartırsak inanıyorum ki o reform gündemine, rasyonel zemine, hızla Türkiye gelecek. Uluslararası normlarda Türkiye rekabet gücünü artıracak, verimliliği artıracak. Siz gerçekliği iyileştirdikçe güneşi balçıkla saklayamazsınız. Bugün, gerçekliğimiz algımızdan daha iyi” dedi. Şimşek, “Gelecekle ilgili kötümser olmanıza gerek yok. Evet, sıkıntılar var ama bu sıkıntıları aşmak için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Türkiye felaketlerden nasibini aldı. Gelinen noktada Türkiye büyük bir direnç gösteriyor. Türkiye ekonomisi diğer sıkıntıları da aşabilir” diye konuştu.

“5 milyar dünyalıyı pazarınız olarak görün”
Şimşek, rekabet gücünü artırmak isteyen firmaların sadece verimlilik değil pazar çeşitliliği, maliyet kontrolü yanında nitelikli insan gücü içinde ‘cazibe merkezi’ olma tavsiyesi verdi: “Tek pazara sırtınızı dayadığınızda hatta tek ürüne sırtınızı dayadığınızda sıkıntılar yaşıyorsunuz. Türkiye’de küreselleşme arzulanan düzeyde olmadı. İhracata tali bir konu olarak bakıldı. Firma düzeyinde rekabetçi olmak için dışarıya açılmak lazım. Bugün dünyada orta sınıfın büyüklüğü 1.8 milyar kişi. 2030 yılında bu sayının 5 milyar kişiye yükseleceği tahmini yapılıyor. 5 milyara hitap etmek ve o kitle için iş modeli geliştirmek daha iyidir diye düşünüyorum. Nitelikli insan en kritik değişkendir. Şirket ölçeğinde de bu değişmez. Nitelikli insan için cazibe merkeziyseniz başarılı olma şansınız çok yüksektir. Odaklanma önemlidir. Çıkıp 3 öncelik belirlerseniz ve gerçekten de kaynaklarınızı ve enerjinizi o alanlara yoğunlaştırsanız rekabetçi ve başarılı olma olasılığınız daha yüksektir. Tali konuları başkasına vereceksiniz.”

Finansal kesimin açık pozisyonu yok
Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, Türkiye’nin yurtiçi ve yurtdışı kaynaklı önemli risklerle karşı karşıya kaldığı bu dönemde bütçe açığı, kamu borç stoğu, cari açık, bunların milli gelire kıyasla oranları gibi temel makro ekonomik göstergelere bakıldığında aslında olumsuz bir tabloya sahip olmadığını ifade etti. Bali, ülkenin büyüme bakımından 2016’ya çok güzel bir başlangıç yaptığını, ikinci çeyrekte biraz ivme kaybolsa da ilk yarıda yüzde 3.9’luk bir büyüme gerçekleştiğini hatırlattı. Bali, son çeyrekte de iktisadi faaliyetin makro ihtiyati tedbirlerdeki bir kısım gevşemelerle ve kamu harcamalarıyla birlikte biraz daha hareketlendiğinin gözlemlendiğini söyledi.
Konjonktürü değerlendiren Bali, şu anda finansal kesimde bir açık pozisyon olmadığını kaydederek, “Bunun, daha önce yaşadığımız türbülanslardan en önemli farklarından bir tanesi bu… Fakat finansal kesim dışındaki firmaların yani reel sektörün net döviz pozisyon açığı, Eylül 2016 itibariyle 212.8 milyar dolar ile milli gelirin yüzde 30’una yaklaşmış durumda. Fakat bunun vade yapısına baktığınızda şunu görüyoruz; kısa vadede Türkiye 2014’ün başına kadar net açık pozisyona sahipken reel sektörümüz yaşanmakta olan olaylar nedeniyle kısa vadede açık pozisyonu 2014’ün başından itibaren kapattı ve bir miktar da atıl pozisyona geçerek geldi. 2016’da makul seviyede kısa vadede açık pozisyondan bahsedebiliriz” bilgisini verdi.
Eylül 2016 itibariyle yurtdışı piyasalardan reel sektörün uzun vadeli borç gelir ödemelerinin 1.7 katı kadar yeni kredi temin ettiğini gösterdiğine işaret eden Bali, “Finans sisteminin yurtdışı kaynak temini konusunda da hiç fena olmayan bir performansı var. Sadece İş Bankası 15 Temmuz’dan bu yana 2.5 milyar doların üzerinde dış kaynak temin etmiş durumda. Mesela 5.5 yıl vadeli Euro tahvil ihracına çıktık, 500 milyon dolar taleple çıktık, 1.3 milyarın üzerinde talep geldi” diye konuştu.

“Benim dövizle işim yok”
İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, yine de kur riskine maruz kalmış firmaların pozisyonları, bunun nasıl yönetileceği ve bunun bankaların aktif kalitesine olan etkisinin önümüzdeki günlerin önemli konularından biri olacağına dikkati çekti.
Bankacılara öteden beri yöneltilen sorulardan birinin “kur ne olacak sorusu” olduğunu ifade eden Bali, şöyle konuştu: “Biz de bu soruya hep bilimsel bir şekilde yanılarak cevap veririz. Fakat bugünlerde fazla sorulan bir soru da şu; ‘paramızı dövize yatıralım mı?’ Ben bu toplantıda kendi pozisyonumu söyleyeceğim. 30 yıl civarında bankacılık sektöründeyim. Bugüne kadar hiç döviz birikimim olmadı, hiçbir döviz tasarrufum olmadı. Ben Hazine kökenli bir bankacıyım, dövizdi, forward’dı bunları bilirim, ama hiç döviz birikimim olmadı. Peki niye olmadı? Çünkü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım, gelirim Türk Lirası, harcamalarım da Türk Lirası... Benim dövizle bir işim yok. Biz vatandaşlarımıza, firmalarımıza da aynısını tavsiye ediyoruz.” Bali, şöyle seslendi: “Hepimiz, elimizi taşın altına koymalıyız ve 2-3 nesilde zar zor bir araya getirilmiş Türk işletmelerin değerlerini koruyacak şekilde davranmalı, asla acil kararlar alarak bunların çarçur edilmesine neden olmamalıyız. Daha önce ifade ettim, tekrarında yarar görüyorum; eğer bugün yarışacaksak bankalar olarak kâr yarışı değil feragat yarışı yapmalıyız. İş Bankası olarak bu samimiyet ve kararlılıkla çalıştığımızı ve çalışmaya devam edeceğimizi huzurlarınızda ifade etmek istiyorum.”

Hüsnü Özyeğin: “Bilmediğiniz işe girmeyin, trene ilk binen siz olun”
Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü M. Özyeğin ise ilk iş yaşamından başlayarak konuklara çocukluğundan başlayarak gerçekleştirdiği girişimcilik hikayelerini anlattı. Özyeğin, salondaki katılımcılara; “Sizlere öğüt olarak değil, başına işler gelmiş bir adam olarak birkaç şey söyleyeceğim” dedi. Özyeğin, “Bilmediğimiz işlere girmememiz lazım. Bunu bilmediği işlere giren bir adam olarak söylüyorum. Bir de trene ilk binmek önemli. Son binerseniz işler o kadar iyi gitmiyor. İşi boşamak eşi boşamaktan kolaydır. İyi bir adama satarsanız iyi gider” diye konuştu.
Girişimcilere deneyimlerini aktaran Özyeğin, “Hep işin başındaki adamı seçtim. Ondan sonra da bu CEO'ya ekibi seçmeyi bıraktım…Ayrıca sadece üst yönetimden bilgi almadım. Çünkü onlar sadece iyi bilgiyi getirir. Zaman zaman orta kademeyi ararım. Alt kademeyi de ararım. Üst yönetimin benim alt kademeyle konuştuğumu bilmesi iyi oluyor. Kurumsal yönetişim ilkelerini bozmadan bunu yapmaya çalışıyorum” diye konuştu.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner199

"Bilgeiş" projesi başarıyla tamamlandı.
Avrupa Birliği-Türkiye Cumhuriyeti mali işbirliği kapsamında Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) tarafından...

Haberi Oku