Cumhurbaşkanlarından uyarı! dünyada ‘sulh' için; BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GÖREVE
Ekonomik entegrasyon ve ekonomik kalkınma yönünden Avrasya ekonomisi sıçramalı başarılar gösteriyor ama uluslararası ilişkiler boyutunda terörizm gibi başka aktörlerde devreye girdi. Terörizmin yol açtığı sıcak savaşlar ve yıkımlar tehlikeli boyutlara vardı. Soğuk savaş bittiğinde geleceği beklenen ‘barış’ bir türlü gelmedi. Köktenci terörizm azdı, ayrışma tehlikeli boyutlara vardı, istemsiz göçler, insan kaçakçılığı aldı başını gitti. İnsan hakları her yerde çiğneniyor. Evrensel hukukun ve kuralların yaptırımı kalmadı.
İklim sorunları tırmandı. Dünya kaosun eşiğinde. Havzamızda gerçekleşen sıcak savaşlar hepimizi yakıyor. Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge İvanov’un da vurguladığı gibi dünyamızda devlet ve devlet dışı aktörler karşı karşıya geliyor. Göçler artık canlı yayınlardan izleniyor.
Ulus devletlerin etkisiz kaldığını görüyoruz. İyi çalışan uluslararası bir üst örgüte ve organizasyonlara ihtiyaç var.
İnsanlık biraraya gelip başaramazsa feodalizme geri dönme tehlikesi bile var. Dünya yaşanılan kaosun hangi kavşakta ve hangi yöne dümen kıracağını mı bekleyecek, yoksa öngörülebilir bir strateji mi belirleyecek?
“Soğuk Savaşa Özlem mi?” başlıklı Cumhurbaşkanları Oturumu’nu izledik. Cumhurbaşkanları Birleşmiş Milletler’i (BM) derhal uluslararası evrensel hukukun ve normların uygulanması için kendini yenileyerek görevini yapmaya çağırdılar. BM görevini yapamıyorsa yeni bir “’üst birlik’ kurulması için uluslararası toplumun biran önce akıl tutulması ve basiretsizlikten sıyrılarak bu konuda baskı yapması gerektiğinin altını çizdiler.
Cumhurbaşkanlarının diğer önemli öneri ve görüşleri özetle şöyleydi:
-“Terörizmin kaynağı; politikacılar kendi bekaları için insan yaşamlarını gasp etmekten vazgeçerlerse kurur.”
-“Bütün dünyanın iyi insanları kötü insanlara karşı birleşmeli; insan hakları, evrensel hukuka saygı ve gerçek demokratikleşmeyi kendi içlerinden başlatmalı.”
-“BM tüm devletleri, uluslararası evrensel normlara ve hukukun kurallarını eşit şekilde uygulamaya ve denetlemeye çağırmalı.”
-“Terörizmin en önemli dayanağı çifte standartlardır.”
-“Başta devletlerin, zengin kurumların yasa dışı finans kaynakları sorgulanmalı, terör örgütlerinin kullandıkları aracı finans kurumları engellenmeli, tüm bu destekleri sağlayanlara da ayrıca ulusal ve uluslararası düzeyde çok acil olarak ağır yaptırımlar uygulanmalı.“
-Ve nihayet; Hırvatistan eski Cumhurbaşkanı sayın İvo Josipovic’in de sorduğu gibi; “Acaba Batı ve diğerleri, yani teröre destek verenler, Suriye’de, Afganistan’da, Libya, Irak’ta uyguladıklarını kendilerine, ailesine ya da kendi insanına da uygulayabilir miydi?”
CUMHURBAŞKANLARI OTURUMU: “SOĞUK SAVAŞA ÖZLEM Mİ?”
Oturum’un açılış konuşmasını yapan Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver,  “Bizim nesil soğuk savaş bitti diye seviniyordu. Oysa bugün yaşadıklarımız bizlere soğuk savaş dönemini aratır hale getirdi” diye konuştu.
Bosna Hersek Federasyon Başkanı Marinko Cavara, günümüzdeki uluslararası durumun ‘Soğuk Savaş’a benzetilmesine karşı çıkarak şunları söyledi: “Bugünkü ilişkiler soğuk savaşa nazaran o kadar kötü ki nükleer ve total bir savaşa yol açması sözkonusu. İnsanlık, yeni bir dünya savaşına ‘dur’ diyebilecek midir? Nükleer silahlar gelecekte barışın korunmasına yardımcı olacak mıdır?
Nükleer alanda silahsızlanmaya ilişkin ülkeler arasında anlaşma olmasına rağmen ülkelerin maceracılığı da sözkonusudur. İnsanlığın, ama özellikle büyük ve güçlü ülkelerin, aklını başına alması ve sorumlu davranması gerekir. Gelecekte insanlar istikrarı ancak böyle kurabilecektir. ‘Soğuk Savaş’ bugünkü çatışmaların temelini attı. Dünyada bu konularda uluslararası toplum da uluslar üstü kurumlar da basiretsiz kalıyor. Günümüzün gerçekliği ya da paradigması temelinde yeni kurumlar oluşturulması gerekmektedir.”
Moğolistan eski Cumhurbaşkanı Natsagii Bagabandi, konuşmasında iklim değişikliği ve çevrenin bozulması konularına işaret ederek, “Doğa hataları affetmiyor. Her zaman haklıdır, hatalar hep insanoğluna ait. Doğa konuşamıyor ama bütün unsurlarıyla bize mesajlar veriyor. Biz hatalar yapınca uyarılar veriyor, biz bunları duymuyoruz” dedi.İklim değişikliğinin tüm insanlığın ortak sorunu olduğuna dikkat çeken Bagabandi, “Öyleyse yarattığımız bu ortak sorunları çözmek için mutlaka ortak çabaya, birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var. Umarım bizim zekamız, insanlığımız, duygularımız, bunları çözmeye yarayacaktır” diye konuştu.
Ülkesi Moğalistan’da yenilebilir enerji kaynaklarına yönelik çalıştıklarını belirten Bagabandi, şu vurguyu yaptı:  “Şu anda insanlık iki önemli sorunla karşı karşıya; 1- Yıllardır süregelen siyasi olarak daha griftleşen, politize olan bir yapımız var. 2-  Diğeri de zorunlu göçler.”
Moldova Cumhurbaşkanı Petru Lucinschi, “Bu düzeni biz bozuyorsak bizim düzeltmemiz lazım. Çok çabuk savaşı bitirmeliyiz. ‘Sulh olsun’ çağrısını uzun zamandır kimseden duymuyorum” dedi.Marshall Planı gibi bir çözümün ele alınmasını öneren Lucinschi, şunları aktardı: “Dünyada zenginlik yüzde 15’in elinde. Gelişmiş ülkelerin liderleri oralara yatırım yapın. O insanların yerinde biz de olsaydık, biz de kaçardık. Avrupa, Marshall Planı ile yerelinde yardım ve güçlendirme desteği ile nasıl kalkındırıldı ise benzer bir uygulama olabilir.”“Soğuk Savaş dönemi kutuplaşma ve düşmanlık yaratmıştı” diyen Lucinschi, şimdi kutuplaşma olmadığını, ancak kaos yaşandığını kaydetti ve “Bana göre NATO’ya gerek yok. BM gibi silahlı kuvvetleri olan bir kuruluşa ihtiyaç var, yoksa bu çatışmalar bitmez. Böyle bir teşkilat olursa daha hızlı karar alınır” dedi.
Hırvatistan eski Cumhurbaşkanı Stjepan Mesic, sığınmacılar konusuna dikkat çekerek insanlığın bu duruma gelmesinin temel nedeni olarak politika ve politikacıları işaret etti. BM’yi dikkatli olmaya çağıran Mesic, uluslararası ilişkilerde hukukun normlarından uzaklaşıldığını, marjinalize edildiğini savundu. Büyükler ve küçükler ile zenginler ve yoksullar, yani herkes için eşitlik gerektiğini savunan Mesic, her ülkenin vatandaşlarının kendi kararlarını alması gerektiğini vurguladı:“Bu onların mücadelesidir, kimsenin değildir.Global teröristlerle mücadelenin en önemli şartı mevcut politikalara son vermektir. Son verilmeli ki sığınmacılar eve dönebilsin. Özellikle Libya, Irak, Afganistan, Suriye gibi ülkelerin yeniden inşası global politikalar gerektirir. Global terörizmle mücadele için teröristlerin zeminini yok etmek zorundayız. Tüm bunlar BM bayrağı altında çözülebilir. Bunun hala mümkün ve gerekli olduğunu düşünüyorum.”
Letonya eski Cumhurbaşkanı Valdis Zatlers, konuşmasına şu soruları sorarak başladı: “Kim sorumlu? Libya, Irak, Afganistan, Yemen, Ukrayna, Suriye vb. yıkımlarından kim sorumlu? Teröristlerin finans kaynağı kim? Kim veriyor ki felaketler oluyor?”Zatlers, “Neyin ne olduğunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Kim kime karşı? Mesela Suriye’de durum çok komplike. Jeopolitik oyunlarda güçlü olmak isteyen ülkeler var. Kendi ekonomik kapasitelerine değil silahlanmaya bakıyorlar” diye konuştu.Zatlers, Karabağ’da çatışmanın tırmandırıldığını, Rusya’nın müdahalesinin felakete yol açacağını kaydetti. Dünyanın daha da değişeceğini öngören Zatlers, bu değişimde BM’nin durumunu sorgulayarak şunları söyledi: “Bu çatışmalar BM’de asla dile getirilmiyor. BM Güvenlik Konseyi ülkeler arası çatışmayı önlüyor ancak yerel sorunları çözemiyor. BM derhal uluslararası toplumu global hukuka çağırsın. BM’de yeni bir anlayış, yeni bir ruh olmalı.”
Romanya eski Cumhurbaşkanı Emil Constantinescu, ‘Soğuk Savaş’la birlikte çift kutuplu dünyanın tarih olduğunu ancak barışın bir türlü gelmediğini kaydetti. Constantinescu, “Savaş geçmişin bir deneyimi ama hala kapımızda, yakın geleceğimizde. Burada ana düşmanlıklar imparatorluk ve ordular değil, az gelişmişlik, yoksulluk, uyuşturucu ve silah kaçakçıları, sınırlar ötesi suç ve terörizm. Orta vadede organize suçlarla kaçakçılık ve terörizm birarada el ele ilerleyecek ve gerilla savaşına dönüşecek.Uluslararası paradigmalara yada teorik yaklaşımlara bakınca birtek kutuplu dünya ABD-AB’dir, geri kısım çok kutupludur. Batıda çok kutupluluk demokratlıktan ortaya çıkıyor deniliyor. Peki Afganistan, Libya, Irak, Suriye’de yapılanlar ne oluyor. Gerçek demokrasiyi sorgulamamız gerekiyor” dedi.
Arnavutluk eski Cumhurbaşkanı Bamir Topi, Berlin Duvarı’nın yıkılmasının demokrasinin değerine inananlar ile buna inanmayanlar arasında yeni bir ilişkinin doğmasına yol açtığına dikkat çekti.Sınırların eski önem ve değerini yitirdiğini paylaşan Topi, hükümetlerin terörist tehlike karşısında güçlerini birleştirmek zorunda olduğunu vurguladı.‘Cihatizim’in İslam dinini hedef aldığını, kendi alanını genişletmek için her aracı kullandığını aktaran Topi, “Dünyada şiddetli aşırı uç davranışlara şahit olmaktayız. Bütün bunların İslam dini ile zerre kadar ilişkisi yoktur. Zaten inançla ilgili değildir. Din barış, uyum ve insan refahı anlamına geliyor. İnsan varlığının da gelişmesi için şarttır” dedi.
Hırvatistan eski Cumhurbaşkanı Ivo Josipovic, “Terörizm en önemli küresel sorunlardan biri olarak karşımıza çıkıyor. Siyasi istikrarsızlık yaratıyor. Ülkelerin ekonomileri harap oluyor” dedi.Josipovic, siyasi hakların olmadığı ülkelerde terörizmin daha fazla öne çıktığını belirtti: “2011’den bu yana ABD terörizmle mücadele için 117 milyar dolar harcadı. Dolaylı hasarın bedeli 52 milyar dolar. Terör birçok ülkede ekonomiyi ve turizmi etkiliyor, yoksulluğa ve reformların aksamasına neden oluyor. Yatırımın kaçmasına neden oluyor. Terör korkusu, kültürü ve yaşam tarzımızı etkiliyor. Terörizme destek olan devlet ve zengin kurumların finans kaynaklarının kesilmesi gerekiyor.” 
Makedonya Cumhurbaşkanı Gjorge Ivanov,  “Soğuk savaşta iktidarın yarattığı korku dengesi vardı. Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla daha iyi yaşam umudu ortaya çıktı. Mutluluk 10 yıl sürdü. Sonra yeniden dünya eskiye dönmeye başladı” dedi. Günümüz dünyasında farklı farklı aktörler arasında çatışma olduğunu hatırlatan Ivanov, şunları ifade etti: “Blokların olduğu yıllarda iki devlet aktör olarak karşı karşıyaydı. Bugün ise birden fazla kutupta birden fazla aktör var. Hem devlet hem devlet dışı aktörler var. Korku dengesinin istikrar sağladığı ‘Soğuk Savaş’ın yerine bugün aşırı uçlar, şiddet, terörizm daha büyük sıkıntılara yol açıyor. Bugün yaşanan küresel dengesizliktir.Bana göre yepyeni bir düzen geliyor. Sahnede olmayan aktörler sahneye çıkıyor. Global bir ‘Demos’tan bahsediyoruz. Devlet dışı aktörler devletleri etkiler hale geldi. İnsanların ihtiyacı sessizlerin sesi olmaktır. Ulus devletin global ihtiyaca uymakta zorluk çektiğini görüyoruz. Uluslararası örgüt ve mekanizmalara ihtiyaç duyuyoruz. Bu yapıyı oluşturamazsak westphalia (1648) öncesi feodalizme geri dönme sorunuyla karşı karşıya kalırız.”
KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, son iki yılda resmi verilere göre 10 bine yakın insanın AB’ye ulaşmak için denizlerde boğulduğunu, kayıtlara geçmeyen rakamların bunun çok üzerinde olduğunun tahmin edildiğini, AB Polis Teşkilatı verilerine göre ise 10 bin kayıp mülteci çocuk bulunduğunu anlattı. Akıncı, dünyada halen 60 milyon insanın mülteci durumunda bulunduğunu hatırlattı.Akıncı, şu tehditlere dikkat çekti: “Küresel Terör Endeksi’ne göre dünya genelinde terör nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı son 15 yılda yüzde 80 oranında artış göstermiştir. Dünyada her yıl 30 bin kişi terörün kurbanı oluyor. Dünyamızda taşlaşmış sorunlar çözülürse (bu durum Kıbrıs’ta da yaşanıyor) mesela adayı çevreleyen doğalgaz kaynakları politik-ekonomik, akla uygun kullanılırsa diğer yandan AB-Avrasya-Ortadoğu’yu da içine alan bir işbirliği ve ekonomik entegrasyano yönelinirse karşılıklı ekonomik bağımlılıklar bölgesel barışı da getirir” dedi.Akıncı, “Uluslararası bütünleşme olarak algılanan küreselleşmenin aynı ideolojiyi, aynı kültürü, aynı yaşam stilini dayatan ama olanaklardan dengeli biçimde yararlanma ilkesini gözetmeyen tek yanlı süreç olarak yaşanması doğru değil” dedi.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

TBD Başkanı İlker Tabak: “Bilişim ve iletişim...
TBD 33. Ulusal Bilişim Kurultayı (Bilişim 2016), 8-9 Aralık 2016’da, Ankara’da, “Bilişim ve Demokrasi”...

Haberi Oku