Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan: 'Bilgiye dayalı sermayeye odaklanmalıyız”
Türkiye Bilişim Derneği’nin (TBD) 24 yıldır geleneksel olarak düzenlediği ve Türkiye’de bilişimine yön verenleri buluşturan "Bilgi İşlem Merkezi Yöneticileri Semineri (BİMY’24) Bilişimde Bahar Buluşması” Antalya’da gerçekleştirildi. Dergimiz KobiEfor’un basın sponsoru olduğu ve bu yılki teması  “Bilişimde Gelişim, Bilişimle Gelişim” olan 2 gün süren etkinlik kamu, özel sektör ve üniversitelerin üst düzey yöneticilerinin yanı sıra bilişim ve iletişim teknolojilerine yön veren 500’ü aşkın ismi bir araya getirdi. Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik'in açılışını yaptığı BIMY'24 Bahar Buluşması'nda bilişimde yeni teknolojilerin geliştirilmesi, üretilmesi ve etkin olarak kullanılması konuları ele alındı.
Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, 2 binli yılların başından itibaren ekonominin dijitalleşme sürecine girdiğini, bilgi ve iletişim teknolojilerinin ekonomik ve sosyal yaşamda yaygın olarak kullanılmasıyla bilgi ekonomisini gündemlerine yerleştirdiklerini söyledi. Türkiye’nin büyüme potansiyelini arttırması ve küresel ekonomide refahını da koruması için üretkenliğini arttırması gerektiğini belirten Elvan, “Üretkenliği arttırmak için bilgi temelinde yenilikçiliği geliştirmek artık zorunlu hale gelmiştir. Dijitalleşmeyi sağlayan teknolojilere yatırım, bunun için kilit önem taşıyor. Lakin bu da yeterli değil, bilgiye dayalı sermayeye de yoğun bir şekilde odaklanmamız gerekiyor” dedi.
Lütfi Elvan, yapılması gerekenler konusunda şunları söyledi: “Üniversitelerin eğitim müfredatını piyasanın ihtiyaçları doğrultusunda iyileştirmeliyiz. Kalkınma Bakanlığı olarak Ar-Ge kapasitemizin daha da artırılmasına yönelik altyapıları güçlendiriyoruz. KOBİ’lere gereken önemi vermezsek ülke olarak ciddi sıkıntılar yaşayacağız. Bilgi ekonomisine geçmek için her kesimin fikrine, desteğine ihtiyacımız var. Artan otomasyon nedeniyle işsiz kalacaklara yeni ekonomi de talep edilen niteliklerin kazandırılması ve ilkokul öğrencilerine kodlama eğitimi verilmesi konusunda çalışmalar yapılması gerekli. Yazılım ve hizmetler alanı Türkiye için öncelikli alanlar olarak görüyoruz.”
Dijital dönüşüm sürecinin daha da hızlanacağına işaret eden Elvan, “Dijital dönüşüm, küresel ölçekte yeni üretim ve tüketim ağları oluşturuyor. Ve bu anlamda bir ülkenin etkinliği o ülkenin zenginliğini belirleyen önemli bir faktör oluşturuyoruz. Ülkemizin bu sürecin fırsatlarından en etkin şekilde faydalanmasını sağlayacak politikaları geliştirilmesi ve uygulanılması için tüm ekonomik aktörlere ve özellikle ülkemizin bilgi ve iletişim teknolojisi sektörüne çok önemli görevler düşüyor. Bilgi toplum stratejisi bu sürece yön vermek için oluşturduğumuz araçlardan bir tanesi.  Bilgi ekonomisine geçiş gibi iddialı bir hedefe ulaşmak için her kesimin ve her söyleyecek sözü olan herkesin fikrine ve desteğine ihtiyacımız var” diye konuştu.

Bilecik: “Dijitalleşme sürecinde gidecek çok yol var”
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, Türkiye’yi ve gençleri 21. yüzyıl becerileriyle donatmak için analitik, özgür ve yaratıcı düşünme başta olmak üzere, bilgi çağının gerektirdiği becerileri öncelik alan, geniş kapsamlı eğitim reformunun hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Bilecik, dijitalleşmeyle endüstrilerin yeniden tanımlandığını, daha önce var olmayan yepyeni endüstrilerin de doğduğunu belirtti: “Dijital değişim rekabet avantajı sağlayacak verimlilik ve büyüme getirecek inovatif iş modelleri, ürünler, hizmetler ve müşteri deneyimleri yaratmaktan geçiyor. Kurumların dijital olgunluk düzeyi, dijitale yapılan yatırımlar, dijital kanallardan elde edilen ciro, dijital süreçten sorumlu üst düzey yönetici atanması gibi bileşenlerle önümüzde halen kat edilecek çok önemli bir mesafe olduğunu görüyoruz. Bu alanlarda hızla ilerleme kaydetmeliyiz.”

Aktepe: “Dönüşümde öncelik KOBİ’lerin olmalı”
TBD Başkanı Rahmi Aktepe, TBD olarak önümüzdeki dönemde öncelikle KOBİ’lerin değişim ve dönüşümü konusunda çalışmalar yapacaklarını belirterek, “Çünkü bilmekteyiz ki bu rekabet zemininde öne geçmenin tek yolu öncelikle KOBİ’leri değişim ve dönüşüm sürecine katmaktan geçiyor. KOBİ’lerimizde değişime, girişimci olmaya, rekabetçi güç kazanmaya şiddetli bir istek doğmuştur. Sorun KOBİ’leri değiştirecek ve dönüştürecek kalıcı bir politik çerçevenin oluşturulamamasıdır. Makro düzeyde sağlanmış olumlu gelişmelere rağmen mikro düzeyde KOBİ’lerin, küresel rekabetin gerektirdiği yapılanmada zorlandıkları gözlenmektedir” diye konuştu. Değişim ve dönüşümün sadece KOBİ’lerden beklenemeyeceğinin altını çizen Aktepe, şu noktalara değindi: “Dönüşüm dinamiği KOBİ’lere dışardan ve değişimin aktörleri tarafından aşılanmak zorundadır. Değişimin aktörleri kamudur, siyasettir, üniversitelerdir, finans kurumlarıdır; her biri bir sektöre öncülük eden güçlü holding yapılarıdır; değişim konusunda kendini bir alana konumlandırmış sivil toplum kuruluşları, Ar-Ge ve inovasyon platformları, destek-teşvik sistemleridir. Türkiye’de bu aktörlerin tümü vardır. KOBİ’ler için çok değerli çalışmalar yapmaktadırlar ama alınan sonuçlar tatmin edici olmamaktadır. Çünkü koordinasyon eksikliği yaşanmaktadır.”

Rahmi Aktepe, organizasyon sonunda şu değerlendirmeyi yaptı: "Türkiye’de bilişim alanında 10’dan fazla kurum hizmet veriyor. Ama tek bir noktaya bağlı değiller. Baş döndürücü hızlı değişen ve gelişen bilişim sektörü için tek muhatap olması gerektiğini savunuyoruz. Yani devlet, özel sektörün ve sivil toplum kuruluşları ile tüm bilişim sektörünün ihtiyacını karşılayacak ve tek elden hizmet veren bir yapılanmaya gitmeli. Böylece tüm yönleriyle yazılım ve hizmet sektörünü destekleyecek politikalar oluşturulmalı. Bu nedenle Türkiye Bilişim Derneği (TBD) olarak, tek muhatap organizasyon olarak Bilişim Bakanlığı’nın kurulmasını öneriyoruz. ‘Bilgi/Bilişim Toplumu Bakanlığı’ kurulmasının yanı sıra Başbakan’a doğrudan bağlı, tüzel kişiliğe haiz bir Bilişim Ajansı kurulması da önerilerimiz arasında yer alıyor.”
Çağrılı Konuşmacı Silver Spring Network EMEA Bölgesi Genel Müdürü Burak Aydın, yeni kurulan başlangıç aşamasında olan firmaların durumuna değinerek, “Firmalardan referans iş bitirme belgesi istenmemeli. Aslında onlara referans olunmalı” dedi.
Davetli konuşmacı Bilişim Akademi ve Kalite Sistemleri Koordinatörü Ayşe Eser Baransel ise Sanayi 4.0 konusuna değindi: “20’nci yüzyılın son çeyreğinde üretime dayalı ekonomiden hizmete dayalı ekonomiye geçiş yaşanarak finans piyasalarının liberalleşmesiyle hizmet sektörü gelişmekte olan sektörlere kaydırıldı. Ancak yaşanan krizlerle dünyadaki küresel finans akışında daralma meydana gelmesi üzerine Sanayi 4.0 ile yeni dünya düzeni kurulmak üzere adımlar atıldı. Kartlar yeniden dağıtıldı. 4. Sanayi Devrimi olarak ülkemizde de gündeme gelen bu akım Almanya, ABD, Çin ve Japonya’nın girişimleriyle yaygınlaşmaya başladı. Bu çabaların en dikkat çekici noktası ise Çin’in diğer ülkelerle rakip olmasına rağmen işbirliği içinde olması ayrıca değerlendirilmelidir. Ülkemizde de KOBİ’lerin teknolojiyle gelişmesi gerektiği ortadadır. Yerli ve milli çözümler bu nedenle de önemlidir.”

II. GÜN

BİMY’24 etkinliğinin ikinci gününde “Bilişimle Gelişim İçin Ar-Ge: Sürdürülebilirlik” oturumu düzenlendi. Oturuma İnternet Kurulu Başkanı Tayfun Acerer başkanlık etti.
Hacettepe Üniversitesi Teknokent Genel Müdürü İlyas Yılmazyıldız, teknokentlerde birçok Ar-Ge projesine yeterli kaynak sağlanamadığı için yarım kaldığını belirterek, “Ya adam gibi destek vereceksiniz ya da açmayacaksınız. Bürokrasi bu konuda muhakkak ikna edilmeli. Mevzuatlar sürekli değişmemeli. Bütçesi olmayan proje başlamamalı” dedi.
İlyas Yılmazyıldız, sürdürülebilirlik için teknolojide uzmanlığın şart olduğunu aktardı: “Hacettepe Teknokent’i sağlık konusunda uzmanlaştırdık. Ayrıca oyun yazımı konusunda geliştirme çalışmalarımız var. Plastik-kauçuk sektöründe de merkez oluşturuyoruz.”
Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı (TTGV) Cengiz Ultav, Ar-Ge konusunda üniversitelere Hükümet’in odaklanması gerektiğini vurgulayarak, “Bugünkü sistemler 400 yıllık bir birikimin ürünüdür. Teknoloji ise son 50 yılın ürünüdür. Teknolojinin nereye gittiğini görmek için üniversiteler çok önemli. Yeni fikirler almak için 8 öğrenciye yatırım yaptık, şirket kurduk. Sermaye artışları ile yatırımlar yapıyoruz” bilgisini verdi.
Turkcell Kamu Satış Direktörü Murat Küçüközdemir, Turkcell olarak 715 Ar-Ge personeli istihdam ettiklerini, 2008-2015 yılları arasında; 600’den fazla proje, 200’den fazla uluslararası proje, 60’dan fazla akademik teknik yayın ve 14 üniversite ile Ar-Ge işbirlikleri yaptıklarını duyurdu. Küçüközdemir, toplam 811 ulusal, 56 uluslararası patent başvurusu yaptıklarını belirterek 2017’de Ar-Ge ve patent başvurularının ticarileştirilmesine yoğunlaşacaklarını anlattı. STM Genel Müdür Yardımcısı Ömer Korkut, Türkiye’de 542 Ar-Ge ve Teknoloji Geliştirme Merkezi olduğunu ancak buna rağmen karşılığını alamadığımızı söyledi. Korkut, “Gelecekte neye ihtiyacımız olduğunu tespit edemezsek Ar-Ge yapamayız. Temel bilimlere yatırım yapamayacağımız sürece gelişemeyiz” dedi. ASELSAN A.Ş. Kıdemli Lider Mühendis Vedat Ünal, 3018 Ar-Ge mühendisi ile çalışmalarını gerçekleştirdiklerini ve 37 üniversite ile işbirliği içinde 172 adet projenin yürütüldüğünü söyledi. Ünal, aynı zamanda 363 KOBİ ile alt yüklenici olarak çalıştıklarını da açıkladı.
Toplantının ikinci gününün öğleden sonraki bölümüne Çağrılı Konuşmacı olarak Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ katıldı. Son yıllarda başarı hikayesi yazılmadığını ve bir patinaj yapıldığını kaydeden Güldağ, “Aslında bir başarı hikayemiz var. Bilişim sektörü. Bilişimi reel sektör ile buluşturmalıyız. Bilişim sektörünün daha fazla proje üretmesi lazım” dedi.
“Ülkemizin İstihdam Sorunu, Kısa ve Uzun Dönem Politikalar, Mesleki Yeterlilik” oturumunun moderatörlüğünü TOBB ETÜ Rektörü Prof.Dr. Adem Şahin yürüttü. Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü Nurcan Önder, Bakanlık olarak 2014-2023 yıllarını kapsayan Ulusal İstihdam Stratejisi’ni yayınladıklarını ve hedeflerinin 2023’te işsizlik oranlarını yüzde 5’e düşürmek olduğunu söyledi. Bunun için sektör stratejileri olduğunu kaydeden Önder, “Bilişim, finans, inşaat, sağlık, tarım, tekstil hazır giyim ve turizme odaklanacağız. Temel amaçlarımız;  sektöre yönelik işgücünün niteliğinin geliştirilmesi, girişimciliğin teşvik edilmesi, yeni ürün ve teknoloji geliştirmeye yönelik araştırmaların desteklenerek sektördeki istihdamın artırılmasıdır” diye konuştu. Önder, bunun için her yıl 10 bin bilişim uzmanı yetiştirileceğini duyurdu.
Kalkınma Bakanlığı İktisadi Sektörler ve Koordinasyon Genel Müdürü Emin Sadık Aydın, teknolojik gelişim ve istihdam ilişkisinin hep konuşulduğunu ve artan nüfusa göre istihdamın yeterli olmadığını hatırlattı. Aydın, düşük, orta ve yüksek nitelikli işgücü arasında kutuplaşma olduğunu belirterek Sanayi 4.0’ın bu aşamada büyük bir sorun oluşturacağını aktardı. TBD Antalya Şube Başkanı, TOBB Yazılım Meclisi Başkan Yardımcısı Mehmet Akyelli, 2015 yılı rakamlarını değerlendi: “Bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) 83.1 milyarlık bir pazar. İhracat tutarı 2.2 milyar TL. BİT sektöründe 113 bin kişi istihdam ediliyor. Kısa vadede BİT istihdam envanterinin TOBB tarafından çıkarılması gerekiyor.”
KobiEfor Dergisi Genel Yayın Danışmanı Hilmi Develi ise nitelikli eleman eksikliğinin bugünün ve geleceğin en önemli sorunu olduğunun altını çizerek, tüm kurum ve kuruluşları sorunun çözümü için önlem almaya çağırdı.
“Bilişim Teknolojileri ve Verimlilik Artışı, Bilişim Harcamalarında Verimlilik” oturumunun moderatörlüğünü Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Verimlilik Genel Müdürü Anıl Yılmaz yürüttü.
Panele katılan Vodafone Kamu Satış Kıdemli Müdürü Ceyda Süer, verimlilik ve karlılık arasında doğru orantı olduğunu, dijital dönüşümün bu süreçte bir zorunluluk olduğunu paylaştı.  “2020 yılına gelindiğinde işletmelerin belli sayıda çalışanları ofislerde çalışmıyor olacak” diyen Süer, Vodafone olarak dijitalleşme konusunda yürüttükleri çalışmaları anlattı.
Takas İstanbul Genel Müdür Yardımcısı Ekrem Arıkan ise dijital dönüşümün kültürel olarak biraz güç olacağını kaydetti: “Dijital dönüşümde riskler ve zorluklar da var. Doğru yatırım ve doğru kararlar alarak bu riskler azaltılabilir. Dijital dönüşümü uçtan uca doğru planlamak gerekir. Dijitalleşme sihirli değnek değildir. Denemek başarmak, başaramamak ve sabır çok önemlidir.”
Microsoft Türkiye Kamu Satış Grup Müdürü Coşkun Dolanbay, dijitalleşme sürecinde ne yapmak istendiğinin ortaya konulması gerektiğini söyledi. Dolanbay, “Dijital dönüşümün 3 bileşeni var. Birincisi kişiselleştirme. İkincisi verimliliği artırmak için süreçlere odaklanmak. Üçüncüsü ise ortak paylaşım. Paylaşım platformları inşa etmek zorundayız” diye konuştu.
TBD Onur Kurulu Üyesi İlker Tabak, insanın, iş yapış şekillerinin değiştiğini ancak bunun farkında olmadığımızı söyledi. Tabak, KOBİ’lere bu aşamada sorumluluk düştüğünü ancak KOBİ’lerin Endüstri 4.0 ve ötesini değerlendirmesini beklememek gerektiğini aktardı. Tabak, “İşletmelerimize bunları anlatmanın farklı yolları var. Örneğin Avrupa Bilgisayar Okuryazarlığı Sertifikası. Geçtiğimiz yıl yapılan bir toplantıda öğrendik ki bilgisayar okuryazarlığı iş yerlerinde verimliliği yüksek oranda artıyor. O nedenle eğitim şart” bilgisini verdi.
“4. Sanayi Devrimi ve Bilişimle Üreten Türkiye” oturumunun yöneticiliğini ASO Genel Sekreteri Doç.Dr. Yavuz Cabbar yürüttü. Cabbar, Sanayi 4.0 için başlangıç yaptıklarını, ASO olarak karanlık fabrika adı verilen örnek fabrikanın kurulması için girişim başlattıklarını ve ASO bünyesinde ayrı bir bilişim komitesi kurduklarını belirtti. Aselsan A.Ş. Kıdemli Tasarım Lideri Alper Gerçek, Sanayi 4.0’ın kapsamı ve yararlarını belirtip bu konudaki eğitim ihtiyacına vurgu yaptı. Ankaref Genel Müdür Yardımcısı Engin Önay, yerli üreticilerin yönlendirilerek desteklenmesi ve eğitim sisteminin de bu yapılara uygun biçimde ele alınması gerektiği üzerinde durdu.
ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nden Yrd. Doç.Dr. Şeyda Ertekin, yapay zeka, büyük veri, veri madenciliği konularına değinerek teknik bilgiler paylaşarak 4. Sanayi Devrimi’nin bir büyük veri devrimi olduğunun altını çizdi. TÜRKSAT Kamu e-Dönüşüm Danışmanı Uğur Yasin Özbey, akıllı kentler konusunda bilgiler vererek, kentli nüfusun dünyada yüzde 60 oranında olduğunu, 2030 yılında ise yüzde 70’e çıkacağını, Türkiye’de ise bugünlerde yüzde 70 olan kentli nüfusun yüzde 80’lere çıkacağını belirtti. Özbey, “Kentli nüfusun artması sonucunda işsizlikte ve suç oranlarında artış yaşanacak. Trafik yoğunluğu gibi yan etkileri olacak. Akıllı kentler üzerinde yoğunlaşmalıyız” dedi.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner201

banner199

Üzümün ve turizmin doğal merkezi; BOZCAADA
Marmara Grubu Vakfı Genel Başkanı Dr. Akkan Suver,üzümün ve turizmin doğal merkezi; Bozcaaada izlenimlerini...

Haberi Oku