MÜSİAD Başkanı Nail Olpak: MÜSİAD antitez değil, tezdir


Bürokrasinin giderilmesi noktasında kişilerden bağımsız sisteme yönelik reformun gerekli olduğunu aktaran Olpak, bunun da Başkanlık sürecinde rahatlıkla yapılabileceğine inanıyor.
Türkiye’nin 2016 yılında fiili savaşın içinde olmak dahil birkaç büyük zorlukla karşı karşıya kaldığını ve buna rağmen yılı büyüme ile kapattığını kaydeden MÜSİAD Başkanı Nail Olpak, “Türkiye şöyle veya böyle 2016’nın 9. ayına kadar 27 çeyrek büyümüştür. Şöyle veya böyle diyorum çünkü yüzde 2.2 büyüme bizi mutlu etmiyor. Bizim daha çok büyümeye ihtiyacımız var. Bunu yeterli görmüyoruz. Ama aynı dönemde koşulları bizlerle mukayese edilmeyecek ülkelerde de benzer bir durum oldu. Almanya yüzde 1.3 büyüme sağladı. ABD, yüzde 1.6 büyüdü. O nedenle de diyorum ki; ülke olarak kendimize haksızlık etmeyelim” dedi. Piyasada sıkıntı olduğunun altını çizen Olpak, ama sıkıntıyı; “Öldük. Bittik. Yandık” kaygısına götürülemeyeceği kanaatinde olduğunu paylaştı.
Türkiye’nin 15 Temmuz darbe girişimiyle ciddi sınavdan geçtiğini ve buna rağmen toparlandığını aktaran Olpak, şunları anlattı: “Türkiye tarihinde dönüm noktası diyeceğimiz bir olayla karşı karşıya kaldık. Devamında adı konuluyor konulmuyor ayrı ama Türkiye bir savaşın içinde. Kıyısında, eşiğinde değil içindeyiz. Fiili savaşın sonuçlarından hiçbir şekilde etkilenmeyeceğim düşüncesi herhalde mümkün olmaz. Bunun yanısıra Suriye’den gelen göçmenlerin üzerimizde oluşturduğu zorluklar var. Yurtdışı konjonktürde İngiltere’nin AB’den çıkması sözkonusu. Dünyanın fabrikası denilen Çin’in büyüme hızı düşüyor. 2012’de Orta Gelir Tuzağı denilen bir raporumuz vardı. Dünya şimdi ‘Düşük Büyüme Tuzağı’nı konuşuyor. Bu 2016 konseptli kavramdır. Tüm bunlar gözönüne alındığında dünya güllük gülistanlık, bir tek bende sorun var tablosu yok.”
“Referandumdan evet çıkar ekonomi büyür”
Kur tahmini yapmayan ancak referanduma ilişkin tahminde bulunan Nail Olpak, büyük bir sürpriz olmaz ise referandumun onaylanacağına inanıyor. Son 2 yılda 5 seçim yaşandığını ve Başkanlık süreciyle birlikte yeni bir seçim beklemediğini ifade eden Olpak, “Seçimlerin 2019’da olacağını düşünürsek bizim önümüzde 2 yıllık bir süre var. Bu iki yıl işlerimize konsantre olacağımız dönem. 2017 bence 2016’dan daha iyi bir yıl olacaktır. Baz etkisini de düşünürsek yüzde 4’leri aşan büyüme rakamlarına ulaşacağımızı düşünüyorum” dedi. MÜSİAD olarak 2017 beklentilerini üyelerine sorduklarını da kaydeden Olpak, 11 bin üyelerine anketle ulaştıklarını belirterek şu bilgileri verdi: “Ankete 4 başlıkta yanıt vermek gerekirse: Üyelerimizin yüzde 38’i bu yıl yeni yatırım planladığını söylüyor. Yüzde 31’i ilave istihdam planladıklarını açıkladı. Yüzde 33’ü tasarruflarını artıracaklarını kaydetti. Yüzde 48’i de iyimser olduğunu açıkladı.”
Reform ve teşvikler büyümenin motoru olacak
Türkiye’nin büyümede üretime ağırlık vereceğinin Hükümet tarafından dillendirildiğini hatırlattığımız Olpak, reformların bu sürece büyük katkı sağlayacağını söyledi. Olpak, Hükümet’in açıkladığı programları şöyle değerlendirdi: “Evet üretim önemli ama nasıl üretim olacağı daha önemli. Hükümet bu noktada inovasyonun önünü açacak adımlar attı. Ar-Ge Kanunu’nu ardından Patent Kanunu’nu çıkardı. MÜSİAD olarak sürecin içinde olduk. 7.5 saat süren toplantılara katıldık. Madde madde tartıştık. Büyümenin önündeki bize göre en önemli sıkıntı finansmandır. Çünkü büyümek için yatırım yapacaksın ama yatırım için para lazım. Para için klasik başvurduğumuz nokta bankacılık kesimi. Borsa gelişmemiş, sermaye piyasaları derinlik sağlamamış. Bankacılık dışında bir alternatifimiz yok. Bankacılık kesiminin en fazla tıkandığı nokta da teminat. Teminat ise proje teminatı değil gayrimenkul. MÜSİAD olarak en fazla şikayet ettiğimiz nokta bu oldu. Biz taşınırların da teminat altına alınması gerektiğine inanıyoruz. Ayrıca Kredi Garanti Fonu’nun yapısı da değiştirildi. Onu da yakından incelemekte fayda var. Ve son olarak Başbakan Binali Yıldırım, Cazibe Merkezleri’ni açıkladı. Normal şartlar altında üretim ile ilgili olan bir kişinin cazibe merkezleri programından faydalanmaması imkansız. Şunu anlatmaya çalışıyorum; üretimi ciddi şekilde sağlayacak mekanizmalar oluşturuldu. Tüm bu adımlar 2017’nin ilk aylarında olmasa da 2017’nin ikinci yarısı ve 2018’de kendini gösterecektir. Burada belki arsa üretimi sıkıntı olabilir. Çünkü OSB’ler bölgede yatırım için öncelikli olacak. Ama arsa sıkıntısı var. Hızlı şekilde burada da bir çözüm sağlanmalı.”
Kamu çalışanlarına yönelik reform yapılmalı
Nail Olpak’a göre tüm yapılanlara rağmen ekosistemde çok önemli bir nokta eksik duruyor o da bürokrasi. Bürokrasiyi “toplumun içindeki bizler” olarak tanımlayan Olpak, sıkıntının bürokrasinin içindeki şahıslardan ziyade yaratılan sistemden kaynaklandığını savundu. Görev yapacak kişilerin kimliğinden bağımsız olarak yaptıkları işlerde ‘olumlu veya olumsuz’ performansa dayalı bir sistemle değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Olpak, “Sistemin doğru ve hızlı iş yapanın önünü açacak, maddi gelirini, konumunu yükseltecek şekilde; tıkayanın da performansının ödüllendirilmediği sisteme ihtiyaç var. Referandumu geçtikten sonra reform yapılacaksa kamuda kamu personel rejimiyle ilgili yapılmalıdır. Bu reform kişiselleştirilmeden sistemle yapılmalıdır. Başkanlık sisteminin bu reformu yapmasının önünde engel yoktur” dedi.
FETÖ olayında da bu noktanın öneminin ortaya çıktığını kaydeden Olpak, kamudan bu kadar kişinin tasfiye edilmesine rağmen sistemin işlemesine dikkat çekerek, “Sizin, benim, onun işini aksatıp kendi işini yürütme üzerine sistemleri vardı. Bunlar ayıklanıyor, işleyişimiz daha da hızlanıyor. Bu güzel. Ama sistemin bütününde konuşursak kamuda 3 milyonun üzerinde çalışanımız var. Kişileri bağımsızlaştırarak bu süreci hayata geçirmeliyiz” diye konuştu.
Nail Olpak ikinci bir noktaya dikkat çekerek 2019 yılında 3 seçimin birleşeceğini ancak milletvekili seçimlerinin 4 yıl yerine 5 yıla çıkarılmasıyla tüm seçimlerin 5 senede bir yapılarak ekonomiye daha fazla zaman ayrılacağını savundu. Olpak, “Milletvekili seçimleri 4 yılda bir yapılıyor. Cumhurbaşkanlığı ve mahalli seçimler 5 yılda bir. 2019’da bu 3 seçim birleşiyor. 2019’dan sonra ise bir ayrışma olacak. Bu fırsatı değerlendirelim. 3 yılda 5 seçim yaşamak var, 5 senede 1 seçimi yaşamak da” açıklamasını yaptı.
“Aynı piyasadayız birbirimizi tanırız”
MÜSİAD’ı 4 bin 800 üyeyle devralan ve bugün 11 bin üyeye ulaştıran Başkan Nail Olpak, “Büyüme bazı yapılardan kaçanların yarattığı bir yapı değildir. MÜSİAD büyümesini 2012-2013-2014 ve 2015’in ilk yarısında yapmıştır. Başkan olduğumda genel merkez artı 33 şube yapımız da 86’ya çıkmıştır. Bunun 20 tanesi temsilcidir. Yurtdışında 68 ülkede 181 noktaya ulaştık. 2.5 kat büyüyen bir MÜSİAD var. Bunlar herhalde 1 yıl içinde yapıların devreden çıkmasıyla MÜSİAD’a gelenlerle olmamıştır” dedi.
“TUSKON gibi yapılardan gelenler oldu mu?” sorusuna Olpak şu yanıtı verdi: “Evet geldi. Hatta bazı yerlerden toplu talepler geldi. Bu taleplere kapımızı kapattık. Hele pazarlığa yönelik girişlere asla geçit vermedik. MÜSİAD’ın kuruma bakışında tek bir kriteri vardır; ticari itibar. Biz başvuranların cirosuna, karına, banka hesap cüzdanına bakmıyoruz. 4 yıl önce nasıl araştırıyorsak yine aynı araştırmayı yapıyoruz. Kişilerin ilişkisi ticari büyüme imkanı hukuki çerçevenin içinde mi olmuş veya adı öyle olmakla birlikte boyutun ötesine mi geçmiş. Biz aynı piyasadayız. Tanırız birbirimizi. Niyet okuyuculuğu yapmıyoruz.”
“FETÖ ilişkisinde ‘tamahkarzedeler’ var”
Bu ülkede bir dönem bankaların yüksek faizlerinden yararlananların olduğunu ve bunların işler tersine dönünce ‘zede’ olarak ortaya çıktığını hatırlatan Olpak, FETÖ olayında da tamahkarzedelerin bulunduğunu söyledi. Olpak, “FETÖ ilişkisinde iyi niyetinde ötesinde olan tamahkarzedeler var. Göz göre bu işin içinde kalmış, başka işlerin döndüğünü gören ve kendi  de işin içinde olup bugün bağıranlar var. Kusura bakma ama sen tamahkarzedesin. Benim üyelik aidatıma çok deyip kuruma ödediğinin yüz katını oraya bağış diye verip gözü görmeyenler var. Bugün gelmiş ben FETÖzedeyim diyor. Burada hainlerle ilgili hiç konuşmuyorum. Sadece alttaki grubun bu şekilde ayrıştırılması lazım. MÜSİAD’ın kapısı bunlara kapalı” diye konuştu.
“MÜSİAD antitez değil, tezdir”
Nail Olpak, MÜSİAD’ın rekabet üzerine kurgulanan bir yapı olmadığının altını çizdi: “MÜSİAD antitez değildir. Antitezlerin yaşama şansı her zaman yoktur. Bana göre MÜSİAD bir tezdir.” MÜSİAD’ın TÜSİAD gibi iş dünyasının bir temsilcisi olduğunu aktaran Olpak, “TÜSİAD rakibimiz değil. Bu ülke adına doğru şeylerin yapılacağına kanaat getirirsek ortak metnin altına imza atarız, atıyoruz. Ve ne kadar çok doğruda buluşuyorsak bu ülkenin karınadır” bilgisini verdi. Aynı ülkede yaşayan, aynı pazara ürün satıp aynı pazardan ürün alan iki yapının birçok yerde kesiştiğini kaydeden Olpak, “Bunun olmadığını söylemek gerçeği inkar etmektir. Ama politikalar bazında veya olaylara bakış açısında ise ortak değiliz. Şunu da söylemekte fayda var: Gerçekler görüldüğü gibi değildir. Bazı yapılar, kamuoyu önünde daha eleştirel gözükse de kapalı kapılar ardında Hükümet’e övgüler yapar. MÜSİAD bu anlamda daha fazla eleştiriseldir. Çok net söylüyorum” görüşünü sundu.
Hükümet’i eleştirdikleri noktaları da hatırlatan Olpak, şunları söyledi: “MÜSİAD olarak 65. Hükümet’ten beklentilerimizi rapor olarak sunuyoruz. Bu raporda 4 başlık var; ekonomik barış, çalışma barışı, sosyal barış ve siyasal barış var. Sosyal barışın alt kalemlerinde eğitim sektörü öne çıkıyor. Eğitim sektöre sağlanan ilerlemelere rağmen en fazla politika değişimine uğrayan alan olmuştur. Milli eğitim kadro yönetimi ve öğretim odaklı yapılanmadan eğitim merkezli kalıcı politikalara odaklanılmalıdır. MÜSİAD olarak yapılan güzellikleri takdir ediyoruz ama güzel olmayana güzel değil diyoruz. MÜSİAD 2012 Orta Gelir Tuzağı’ndan çıkışta iki noktaya dikkat çekmiştir. Bunlardan biri eğitim biri de hukuktur. Sadece eğitim yetmez. ‘Türkiye için hızlı ve adil işleyen hukuk devleti ortak ve acil ihtiyacımızdır. ‘Bunu sağlamanın yolu köklü zihniyet devriminden geçer’ dedik. Biz ifadelerde ajite edici ifadeler kullanmıyoruz diyerek eleştirilmiyor diye algılanıyoruz. Oysa gerçekler öyle değil. Ama MÜSİAD olarak kamuoyu önünde yaygaracılık yapmak gibi bir şey olmayacak bizim için. Tersi gibi dışarıda yaygara yapıp içeride alkış tutan konumunda da olmayacağız.”
“Biz paradan para kazanmıyoruz”
MÜSİAD üyeliklerini kişi bazlı ve ölçek sınırlaması yapılmadan gerçekleştirildiği için ekonomideki ağırlıklarının ölçülemediğini söyleyen Olpak, ancak yüzde 99 oranında KOBİ ağırlıklı bir yapı olduklarını paylaşıyor. Rakamlarla ifade ettiğinde de Türkiye’nin ilk 500 araştırmasında 65-70, ikinci 500 araştırmasında da yine 70 civarında üyelerinin bulunduğunu dile getiren Olpak, “Hangi şartlarda olursa olsun üretmeye yani büyümeyi sağlayacak üretmeye devam diyoruz. Hukuki ve meşru talebiniz ne varsa onları yerine getireceğiz. Tasarruflarımızı ve alışverişlerimizi TL ile yapalım. Hangi para birikiminden geliriniz varsa o para biriminden borçlanın. Paradan para kazanmayı finans piyasası oyuncuları yapsın yani riskinizi minimalize edin. Biz paradan para kazanan değiliz” uyarısını yapıyor.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner199

"Bilgeiş" projesi başarıyla tamamlandı.
Avrupa Birliği-Türkiye Cumhuriyeti mali işbirliği kapsamında Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) tarafından...

Haberi Oku