2017'de ekonomik yükselişe yeni bir ‘kaldıraç'; GÜMRÜK BİRLİĞİ REFORMU


Sorun şu: Avrupa Birliği-Türkiye Gümrük Birliği, 6 Mart 1995 tarihinde Ankara Anlaşması ile kurulan AT-Türkiye Ortaklık Konseyi'nin uygulama kararı almasıyla 31 Aralık 1995 tarihinde yürürlüğe girdi. Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisine “yararları” ve “zararları” oldu. Türkiye’yi zarara uğratan Gümrük Birliği hükümleri şunlar oldu:
- Gümrük Birliği  AB'ye, Türkiye’nin dış ticaret ilişkilerini yönlendirme hakkı verdi. Türkiye, önkoşul olmaksızın AB'nin üye olmayan bir ülke ile imzaladığı (yani dünyada diğer tüm ülkeler) tüm anlaşmaları kabul etti (16. ve 55. maddeler).
- Türkiye Gümrük Birliği’ne girerek, AB bilgisi olmadan herhangi bir AB üyesi olmayan ülke ile anlaşma yapmamayı kabul etti. Aksi takdirde AB, müdahale ve bu anlaşmayı iptal etme hakkına sahip (56. madde).
- Türkiye, Gümrük Birliği’ne girerek, kayıtsız şartsız AB Gümrük Birliği için yapılan yeni yasalara paralel yasaları yapmayı kabul etti (8. madde).
- Türkiye, Gümrük Birliği’ne girerek, tüm yasaları ve tek Türk hakimi olan Avrupa Adalet Divanı'nın kararlarını kabul etti (64. madde).
- Türkiye, Gümrük Birliği’ne girerek, Avrupa mallarına kendi pazarını açtı. Türkiye'nin yerli mallarındaki kalitesindeki fark nedeniyle rekabet etmekte büyük bir zorluk oluştu. Avrupa malları, herhangi bir gümrük ücreti olmadan Türkiye'ye aktı.
Bu çerçevede yaşadığımız 20 yıl, AB'ye üye olmadan Gümrük Birliği'ne giren ilk ülke olduğumuz için Türkiye ekonomisine zarar verdi. Çünkü AB, Türkiye’ye verdiği taahhütlere uymadı. Sonuçta Gümrük Birliği Türkiye'nin refah seviyesini artırmadı,  aksine azalttı. Türkiye'nin ekonomik büyümesine herhangi bir katkı sunmadı. Son yirmi yılda AB ile ticaretinde Türkiye toplamda 300 milyar dolar civarında zarara uğradı.
Avrupa Türkiye’ye ‘madik attı’
Başbakan Binali Yıldırım, son TÜSİAD toplantısında yaptığı konuşmada, AB’yi kastederek “Bize madik attılar" dedi. Ve nihayet  Başbakan Binali Yıldırım başkanlığında toplanan Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nda da Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesi kapsamındaki çalışmaların hızlandırılması kararlaştırıldı. AB Komisyonu da bu konuda yetkilendirildi. Gümrük Birliği güncellemesi 2017 yılında bitirilecek.
Türkiye'nin Gümrük Birliği'nde revize edilmesini istediği başlıklar şöyle:
- Türkiye'nin AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı STA'lardan eş zamanlı yararlanmasını sağlayacak yasal bağlayıcılığı olan bir hüküm oluşturulması,
- Tarım tavizlerinin karşılıklı olarak geliştirilmesi ile hizmetler ve kamu alımları alanlarında karşılıklı açılım,
- İşleyen bir anlaşmazlıkların halli mekanizmasının tesis edilmesi,
- Karayolu kotalarının kaldırılması,
- Türkiye'nin Gümrük Birliği'nin işleyişine ilişkin komitelere katılımının sağlanması,
- Tarafların birbirlerine karşı uyguladıkları ticaret politikası önlemlerinin gözden geçirilmesi.
Bu bağlamda Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ile Gümrük Birliği güncellemesinin değişik boyutlarını, dış ticaretimizde gerçekleşme (2016) ve öngörüleri (2017), ayrıca Bakanlığın yenilikçi düzenleme ve uygulamalarını konuştuk. 60 bin ihracatçımızı yakından ilgilendiren ve hepimizi etkileyen bu konularda sayın Tüfenkci’den dinlediklerimizi okurlarımıza aktarıyoruz.
Dış ticaretimizde gerileme
KobiEfor
: Sayın Bakan, Türkiye’nin dış ticareti 2016 yılında nasıl seyretti?
Bülent Tüfenkci: Bakanlığımız ve TÜİK işbirliği çerçevesinde oluşturulan dış ticaret verilerine göre 2016 yılının Ocak-Ekim döneminde ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2.8 oranında azalarak 117 milyar dolar; ithalatımız ise yüzde 5.8 oranında azalarak 163.3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.
Böylece 2016 yılının Ocak-Ekim döneminde dış ticaret hacmimiz geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4.6 oranında gerileyerek 280.3 milyar dolar olmuştur. Yine aynı dönemde dış ticaret açığımız ise 2015 yılının Ocak-Ekim dönemine kıyasla yüzde 12.5 oranında azalmış ve 46.2 milyar dolara gerilemiştir. 
Bakanlığımız idari kayıtlarından derlenen resmi olmayan geçici dış ticaret verilerine göre, 2016 yılının Ocak-Kasım döneminde ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1.2 oranında azalarak 129.9 milyar dolar; ithalatımız ise yüzde 4.8 azalarak 180.2 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.
2016 yılının Ocak-Kasım döneminde geçici verilere göre dış ticaret hacmimiz geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3.5 oranında azalarak 310.1 milyar dolar olmuştur. Yine aynı dönemde dış ticaret açığımız ise 2015 yılının Ocak-Ekim dönemine kıyasla yüzde 11.9 oranında azalmış ve 50.4 milyar dolara gerilemiştir.
OVP’de 2016 yılı sonunda ihracatımızın 143.1 milyar dolar; ithalatımızın ise 198 milyar dolar seviyelerinde gerçekleşeceğini öngördük.
Dış ticarette 2017 yılı öngörülerimiz
KobiEfor: 2017 yılına ilişkin dış ticaret öngörüleriniz ve hedefleriniz nelerdir?
Bülent Tüfenkci: 2016 yılı şüphesiz ki ülkemiz adına talihsiz gelişmelerin yaşandığı bir yıl olmuştur. Küresel ve jeopolitik risklerin yanında 15 Temmuz darbe girişimi ülkemizin makroekonomik dengelerini olumsuz yönde etkilemiştir. Bu hain girişimin ardından piyasalarda meydana gelen dalgalanmaların yanısıra FED’in faiz artırım sürecinin, Brexit’in etkileriyle Avro Bölgesi’nde yaşanan belirsizliklerin ve Çin ekonomisindeki yavaşlama ile yön bulmaya çalışan küresel koşulların küresel ekonomik sisteme entegre halde olan ülkemiz ekonomisine yansımaları da olumsuz olmuştur.
2015 yılında yüzde 4, 2016 yılının ilk iki çeyreğinde yüzde 4.5 büyüyen ülkemiz üçüncü çeyrekte yüzde 1.8 küçüldü. Ancak bizim 2016 yılının son çeyrek döneminde bu daralma eğiliminin tersine döneceğinden ve 2017’nin 2016’dan çok daha iyi geçeceğinden şüphemiz yok. 2017 yılı için gerçekleşecek büyüme hedefimiz yüzde 5 seviyelerindedir. Aldığımız tedbirler ve reformlarımız ile birlikte üretim, yatırım ve ihracatımız hız kazanacak ve bu büyüme hedefimizi yakalayacağız.
Buna ilaveten ülkemiz gerek iç gelişmeler gerekse de küresel gelişmelerden kaynaklı olarak dış ticaret alanında sahip olduğu potansiyeli tam anlamıyla kullanamamıştır. Dolayısıyla 2016 yılında dış ticaret hacmimizde bir miktar gerileme söz konusudur. Ancak 2017 yılına gelindiğinde bu olumsuz gelişmelerin dış ticaretimize etkisinin üreticilerimizin ve ihracatçılarımızın azmi ve Hükümetimiz’in desteği ile giderileceği şüphesizdir.
OVP’de 2017 yılında ihracatımızın 153.3 milyar dolara; ithalatımızın ise 214 milyar dolara yükseleceğini tahmin ettik. Nihayetinde 2017 yılı sonuna gelindiğinde toplam dış ticaret hacmimizin yaklaşık 368 milyar dolara yükseleceğini öngörüyoruz.
Gümrük Birliği revizyonu başlıyor
KobiEfor: Sayın Bakan, Gümrük Birliği Güncellemesi çalışmalarını 2017 yılında başlatıyorsunuz. Güncellemenin kapsamı ve Türkiye’nin bu gündemden beklediği sonuçlar nelerdir?
Bülent Tüfenkci: Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği’ni tesis eden 1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararı ile ülkemiz tek taraflı olarak Gümrük Birliği ile ilgili alanlarda AB mevzuatına ve politikalarına uyum yükümlülüğü üstlenmiştir.
Sistemik sorun: Gümrük Birliği, ülkemizin AB’ye tam üyeliği öncesinde geçiş dönemi düzenlemesi olarak tanımlanmış bir yapı teşkil etmektedir. Bu geçici niteliğiyle birlikte ülkemiz ile AB arasında Gümrük Birliği asimetrik bir yapıda teşkil edilmiş ve öngörülenden daha uzun süredir yürürlükte kalmasıyla birlikte ülkemiz açısından sistemik sorunlar ihtiva eden bir ortaklık ilişkisine dönüşmüştür.
Serbest dolaşım: Gümrük Birliği’nin güncellenmesi kapsamında, mevcut kazanımların korunması, işleyişinde süregelen sorunların çözümü ve en başta amaçlanan malların serbest dolaşımının yanısıra iş kurma hakkı ve hizmet sunumunun da serbestleştirilmesi hedeflenmelidir.
Yaşamsal açılımlar: Gümrük Birliği’nin güncellenmesi kapsamında müzakereler bakımından hiç şüphesiz en uygun seçenek ortaklık ilişkisinin tamamlanması anlamına gelen tam üyelik seçeneğidir. Öte yandan Gümrük Birliği’nin güncellenmesi süreci sadece AB ile ticari ilişkilerimiz açısından değil, AB ve ABD arasında müzakere edilen Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı’na (TTIP) katılım hedefimiz açısından da büyük önem arz etmektedir. TTIP süreci tarım, hizmetler, kamu alımları ve fikri mülkiyet hakları gibi alanlarda kapsamlı açılımlar içermektedir. Bu itibarla gerek söz konusu güncelleme süreci kapsamında yapılacak reform niteliğindeki açılımlar, gerekse TTIP kapsamında ABD tarafından masaya getirilecek ticari sorunların çözümünde kaydedilecek mesafe hem ülkemizi TTIP’e katılım için hazır hale getirecek, hem de ülkemizin TTIP gibi kapsamlı bir liberasyona hazır olduğuna ilişkin ABD tarafına olumlu sinyaller verecektir. Bu nedenle Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ile TTIP birbirine paralel ve destekleyici süreçler olarak görülmektedir.
Gümrük Birliği ile ilgili alanlarda AB’nin karar alma ve danışma süreçlerinde Türkiye’nin yer almaması, AB’nin akdettiği ‘Serbest Ticaret Anlaşmaları’ndan (STA) ülkemizin eşzamanlı yararlanmasını sağlayan yasal bağlayıcılığı olan hükümlerin eksikliği ve bu kapsamda söz konusu STA’ların üstlenilmesinde yaşanan güçlükler ile Gümrük Birliği’nden tam anlamıyla yararlanmamıza mani olan karayolu kotaları hususları sistemik sorunlar haline gelmiştir. Söz konusu hususlara ilişkin olarak Gümrük Birliği Kararı’nda hiç hüküm bulunmaması veya mevcut hükümlerin ülkemiz açısından yetersiz kalması bu sorunlara kaynak teşkil etmiştir.
‘Serbest Ticaret Anlaşmaları’ndan kaynaklı sıkıntılar çözülecek
KobiEfor: Sayın Bakan, AB’nin yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmaları (STA) bize sorulmadan yapılıyor ama bizi de kapsıyor.Bu sıkıntılardan söz eder misiniz?
Bülent Tüfenkci: 1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararının 16. maddesi, Türkiye’nin, AB’nin STA’larını da kapsayan tercihli rejimlerine uyumunu öngörmektedir. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı STA’lar sonucunda AB’ye indirimli gümrük vergisine tabi veya gümrük vergisinden muaf olarak ithal edilen eşya, AB ve Türkiye arasındaki Gümrük Birliği çerçevesindeki serbest dolaşım ilkesi kapsamında bir engelle karşılaşmaksızın ülkemize de ithal edilebilirken Türkiye’nin halen AB üyesi olmaması nedeniyle söz konusu anlaşmaların yapıldığı karar mekanizmasına ve müzakere sürecine dahil edilmemesi bir çelişki ortaya çıkarmaktadır. Bu durum Türkiye’nin ticari menfaatlerini olumsuz etkilemektedir.
Ticaret sapmaları: AB’nin imzaladığı ancak Türkiye’nin anılan ülkelerin isteksizliği nedeniyle sonuçlandıramadığı STA’lar dolayısıyla AB söz konusu ülkelere uygulanan gümrük vergilerini indirirken veya tamamen kaldırırken ülkemiz tarafından söz konusu ülkelerden doğrudan yapılan ithalatta vergi tahsilatı yapılmaya devam edilmekte, bu durum da anılan ülkelerin doğrudan ülkemize ihracat yapması yerine, AB’ye ihraç ettikleri eşyanın AB üzerinden Türkiye’ye ithal edilmesine ve dolayısıyla vergi kaybı ve ticaret sapmasına neden olmaktadır.
Tavizlerin dışında kalmamız: Ayrıca STA yapılan üçüncü ülkelerce AB’ye verilen tavizler AB üyesi olmaması nedeniyle Türkiye için geçerli olmamaktadır. Bu ülkeler, Türkiye’den yapılan ithalata yüksek vergi oranları uygulamaya devam edebilmektedir. Sonuç olarak, tek tarafın (AB tarafının) menfaatine işleyen bir mekanizma ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle Türkiye açısından AB’nin STA imzaladığı üçüncü ülkeleri STA yapmaya yönlendirmek iyice zorlaşmaktadır.
Yeni akımlar: AB son yıllarda akdettiği yeni nesil STA’lar kapsamında tarım, hizmetler, yatırımlar ve kamu alımları gibi alanlarda üçüncü ülkelerle Türkiye ile olan ortaklık ilişkisinden daha derin tercihli düzenlemeler gerçekleştirmektedir. Son dönemde, ülkemiz de üçüncü ülkelerle benzer şekilde Gümrük Birliği’nden daha geniş kapsamlı STA’lar (Güney Kore ile hizmetler ve yatırım, Peru ile hizmetler, Singapur ve Japonya ile hizmetler, yatırımlar ve kamu alımları) müzakere etmeye başlamıştır. En önemli ortağımız olan AB ile ekonomik ve ticari ilişkilerimizi bu yeni akımlar çerçevesinde geliştirmemizde birçok açıdan önemli yararlar bulunduğu değerlendirilmektedir.
Taahhütlerde ortaklık: AB’nin STA’larının doğrudan üstlenilmesi halinde sanayi mallarının yanısıra tarım, hizmetler ve kamu alımları gibi alanlarda AB’nin ilgili STA ülkesine verdiği taahhütlerin üstlenilmesi anlamına gelecektir. Bunun için AB ile entegrasyon düzeyimizin bu açılımları sağlayabilecek seviye de olması ve dolayısıyla aynı açılımların AB’ye de yapılmış olması gerekmektedir. Bu durumda, ülkemizin ilgili alanlardaki açılımları bir takvim dahilinde yapması talebinde bulunulabileceği düşünülmektedir.
Tarımda ileri entegrasyon: AB’nin imzaladığı STA’larda ülkemize göre daha fazla tarımsal taviz verdiği dikkate alındığında, AB’nin STA’larının doğrudan üstlenilmesi seçeneğinin tarım sektörünü olumsuz etkileyebileceğine yönelik çekinceler bulunmaktadır. Bu nedenle STA müzakerelerinin AB ile eşzamanlı yürütülmesi ve tamamlanması, üçüncü ülkelerle karşılıklı yarar temeline dayalı anlaşmalar ortaya çıkaracaktır. Bu itibarla Gümrük Birliği’nin güncellenmesi kapsamında tarım alanında sağlanacak ileri entegrasyonun tarım sektörünün daha rekabetçi hale getirilmesine yönelik reformlar ile desteklenmesinde fayda görülmektedir.
STA yapma kapasitemiz artacak: Bu çerçevede, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ile ülkemizin daha önce hassasiyet gösterdiği alanlarda reform niteliğinde açılımlar yapılacak, hem AB hem de ABD’nin gündeme getirdiği ticari sorunlara çözüm bulunacaktır. Bu durum ülkemizin STA yapabilme potansiyelini artıracak, ülkemizin Trans Atlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) sürecine katılımı için önemli bir adım olacaktır.
Ülkemizin gerek Gümrük Birliği’nin güncellenmesi gerekse TTIP sürecine katılım kapsamında tarım alanında açılımlara gitmesi tarım alanındaki hassasiyetlerimizin alternatif politikalar ile desteklenerek azaltılmasına yardımcı olacak, bu durum tarım alanında taviz talep eden ülkeler ile STA imzalamamızı kolaylaştıracaktır.
Benzer şekilde hizmetler, kamu alımları gibi yeni alanlarda açılım sağlamamız söz konusu alanların diğer ülkelerle STA’ya konu olmasını sağlayarak AB’nin farklılaşan STA politikasına uyumu kolaylaştıracaktır.
Hizmetin serbest dolaşımı: Ortaklık Antlaşması’nın 14. maddesinde hizmetin serbest dolaşımı şu şekilde düzenlenmiştir. “Âkit Taraflar,  hizmet edimi serbestliği kısıtlamalarını aralarında kaldırmak için, Topluluğu kuran Antlaşma’nın 55, 56 ve 58 ila 65’inci (dahil) maddelerinden esinlenmekte uyuşmuşlardır.” 23 Kasım 1970’te imzalanan ve 1 Ocak 1973’te yürürlüğe giren Katma Protokol 41. maddesi 1. fıkrasında ise şu şekilde bir ifade yer almaktadır: “Akit Taraflar, aralarında, yerleşme hakkı ve hizmetlerin serbest edimine yeni kısıtlamalar koymaktan sakınırlar.”
Hizmetin serbest dolaşımı her şeyden önce kişilerin (işçilerin) serbest dolaşımını ve yerleşim serbestisini tamamlar. Bir başka deyişle hizmetlerin serbest dolaşımı, hizmeti sunanların serbest dolaşımını beraberinde getirmektedir.
Vize sorununun çözümü: Türkiye, ilgili AB Konseyi Yönetmeliği uyarınca, AB ülkelerine girişte vize alması gereken ülkeler arasında yer almaktadır. Vize başvurularında davet mektubu gibi çok sayıda belge talep edilmesi, vize başvurularının kısa sürede sonuçlandırılmaması, kalış sürelerinin kısa tutulması, konsolosluklarda kötü muamele ile karşılaşılması ciddi sorunlara yol açmaktadır.
1963’ten bu yana AB ile ortaklık ilişkisi yürüten, 1995’te Gümrük Birliği’ne taraf olan ve 2005 yılından bu yana müzakere eden ülke sıfatını taşıyan Türkiye’nin diğer ülkeler ile kıyaslandığında bu alanda ayrımcılık ve haksızlıklarla karşı karşıya kaldığı düşünülmektedir.
Haksız vize uygulamasından toplumun tüm kesimleri ve çeşitli meslek grupları olumsuz etkilenmekle birlikte, özellikle en fazla etkilenen kesimin başında iş dünyası gelmektedir. Zira malları Birlik içinde serbest dolaşımda olan Türk işadamlarının kendilerinin bu hakka sahip olmamaları ve Avrupalı muhataplarının ya vizeden muaf tutulmaları ya da sınırda çok kısa sürede ve az bir ücret karşılığında vize alabildikleri düşünüldüğünde, bu durum, Türk işadamlarına, yeni iş bağlantıları kurmak bir yana, mevcut işlerini dahi yürütmekte güçlükler çıkarmakta ve böylece ticaretin önünde teknik bir engel teşkil ederek haksız rekabete yol açmaktadır.
Vize uygulaması, hem 1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararı ile tesis edilen Gümrük Birliği’nin temelini teşkil eden malların serbest dolaşımı ilkesine, hem de yerleşme hakkı ve hizmet sunum serbestisine yeni engeller getirilmesini yasaklayan Katma Protokol’ün 41. maddesine açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Taraflar arasındaki mevcut Ortaklık Hukuku göz önünde bulundurularak gerçek kişilerin hizmet sunumu amacıyla dolaşımı önündeki engellerin kaldırılması müzakere sürecinin temel önceliklerinden biri olmalıdır. Bununla birlikte, konunun göç politikaları ve istihdam piyasaları üzerindeki doğrudan etkisi dikkate alındığında her iki taraf için de siyasi hassasiyet ve korumacı reflekslerin yüksek olması beklenmektedir.
Bu kapsamda bir taraftan sistematik sorunlara çözüm bulunması, diğer taraftan günün koşullarına uyarlanması amacıyla Gümrük Birliği’nin güncellenmesi önem arz etmektedir. Bu kapsamda Gümrük Birliği’nin modernize edilerek fikri mülkiyet hakları, gümrüklerde işbirliği, ticari koruma araçları ve anlaşmazlıkların halli mekanizmaları gözden geçirilmelidir.
Güncellenmesi gerekli konular
KobiEfor: Güncelleme hangi konulara odaklanacak?
Bülent Tüfenkci:  “Ülkemizin AB’nin Üçüncü Ülkelerle İmzaladığı STA’lardan Eşzamanlı Yararlanmasını Sağlayacak Yasal Bağlayıcılığı Olan Bir Hüküm Geliştirmesi” kapsamında, ilk yöntem olarak AB’nin tarım, kamu alımları, hizmetler, fikri mülkiyet, kuralları dahil olmak üzere üçüncü ülkelerle akdettiği STA’lara otomatik taraf olma; aksi takdirde ise STA müzakeresinin eşzamanlı yürütülmesi ve tamamlanması hedefinin hükme bağlanması hedeflenmektedir. Bu kapsamda ülkemiz müzakere pozisyonu olarak, STA’nın eş zamanlı yürürlüğe konulamadığı durumda trafik sapmasının karşılıklı hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Bu çerçevede AB’de serbest dolaşımda olan Türk ürünlerinin ilgili STA ülkesine tavizli olarak gidebilmesi hedeflenmektedir.
Bu kapsamda AB desteğinin alınması TTIP sürecine ülkemizin katılımının sağlanması açısından özellikle önem arz etmekte; Cezayir, Güney Afrika gibi AB ile STA’sı bulunan ama ülkemiz ile halihazırda STA müzakeresi yürütmeyen ülkeler kapsamında AB’nin siyasi destek vermesi büyük önem arz etmektedir. Böyle bir bakış açısının ülkemizin STA yapabilme kapasitesinin artmasına fayda sağlayacağı ve ileride Ukrayna, Latin Amerika, Kanada gibi ülkelerle de yürütülecek müzakerelere öncülük edeceği kuşkusuzdur.
“Malların Serbest Dolaşımının İyi İşleyişi İçin Gümrükler Alanında Daha Yakın İşbirliği Tesis Edilmesi” kapsamında ülkemiz tarafından ihraç ürünlerimizin rekabet gücünün arttırılması amacıyla gümrüklerde mümkün olan en az prosedürle karşılaşmak suretiyle AB pazarına girişe yönelik taleplerimize öncelik verilmesinde yarar görülmektedir. Bu kapsamda, gümrük prosedürlerinin ve denetimlerinin AB ile karşılıklı olarak ticareti kolaylaştıracak şekilde azaltılmasına yönelik tutum belirlenmesi önem arz etmektedir.
“Ticarette Teknik Engeller Kapsamındaki Yükümlülüklerin Yerine Getirilme Çerçevesinin İyileştirilmesi” kapsamında ürün güvenliği ve teknik düzenlemelere ilişkin ulusal mevzuatımız AB mevzuatına uyumludur. Ancak son yıllarda AB’nin gerek yatay gerek dikey alanlarda teknik mevzuat yapma sürecine hız vermiş olmasından kaynaklanan uyum ve uygulama sürecinde bazı aksamalar yaşanmaktadır.
Teknik mevzuat uyumunun da bir bileşeni olduğu “Malların Serbest Dolaşımı” başlığı halihazırda askıda bulunan müzakere fasıllarından biri olduğundan kısa vadede bir ilerleme kaydedilmesi henüz olasılık dahilinde görülmemektedir.
“Fikri Mülkiyet Haklarına İlişkin Mevcut Yükümlülüklerin Uygulanma Çerçevesinin İyileştirilmesi” kapsamında AB’nin ülkemizden fikri mülkiyet hakları alanında mevcut uygulamalarda iyileştirmeler ve AB ile mevzuat farklılıklarımızın (telif hakları, sınai mülkiyet hakları, patent hakları, coğrafi işaretler, eczacılık ürünlerine veri korunması) giderilmesi beklentisinde olabileceği değerlendirilmektedir.
Diğer taraftan, ülkemiz, Gümrük Birliği kapsamında yer almasına karşın, kullanılmış motorlu araçların serbest dolaşımını kısıtlama uygulamaktadır. Müzakereler kapsamında, Avrupa Birliği’nin bu kısıtlamanın kaldırılmasına yönelik talepte bulunması beklenmektedir. Otomotiv Sanayii Derneği tarafından yaptırılan araştırmaya göre AB’deki kullanılmış araç fiyatlarının Türkiye’deki fiyatlara oranla çok düşük olması nedeniyle AB’den kullanılmış araç ithalatının serbest bırakılması halinde otomotiv sektöründe yaklaşık 25 bin kişilik bir istihdam kaybının olması, Türkiye ekonomisi için ise toplamda 5-6 milyar Euro brüt kaybın ortaya çıkması beklenmektedir.
İç pazarda Çin malları
KobiEfor: Sayın Bakan, iç pazarı Çin mallarından koruma konseptimiz nedir?
Bülent Tüfenkci: Bilindiği üzere, ülkemiz ithalat politikası 31.12.1995 tarihli ve 22510 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İthalat Rejimi Kararı ile bu Karara dayanılarak çıkarılacak mevzuat hükümleri çerçevesinde yürütülmektedir.
Bu Karar’da yer alan hususlara ilişkin olarak Ekonomi Bakanlığı, yönetmelik ve tebliğler çıkarmakta, Karar metninde sözü edilen izinleri ve talimatları vermekte, ithalatın her aşamasında gerekli görülecek değişiklikleri yapmakta ve önlemler almakta, ithal malları fiyatlarının gerektiğinde kontrolünü yapmakta, özel ve zorunlu durumları inceleyip sonuçlandırmaktadır.
Bu kapsamda, iç pazarda satılan Çin mallarına karşı dampinge karşı vergi, ek mali yükümlülük, gözetim uygulaması gibi ticaret politikası önlemleri tatbik edilerek yerli üreticinin rekabet gücünün arttırılması sağlanmaktadır. Bahse konu önlemler, Ekonomi Bakanlığı başkanlığında toplanan Kurul Kararı’na istinaden yürürlüğe girmekte olup Bakanlığımız bahse konu ‘Kurullar’ın daimi birer üyesi olarak yerli üretim dalının korunmasında önemli söz hakkına sahiptir.
Gümrüklerde 2017 yılı projeleri
KobiEfor:  Bakanlığınızın gümrüklerde 2017 yılı yenilikler ve düzenlemeler gündemi nedir?
Bülent Tüfenkci: 2017 yılında da gümrük işlemlerinin daha hızlı ve güvenli şekilde gerçekleşmesi amacıyla çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak önceliğimiz, gümrük işlemlerinden kaynaklanan formalitelerin azaltılması ve ticaretin kolaylaştırılması; buna bağlı olarak da gümrük işlem maliyetlerinin minimum düzeye indirilmesine imkan sağlamaktır.
Bir yandan güvenlik ve emniyeti sağlarken diğer yandan da yasal ticaretin kolaylaştırılması amacıyla, risk temelli kontroller ve basitleştirilmiş usullerin geliştirilmesine ilişkin çabalarımız önümüzdeki dönemde de artırılarak devam edecektir.
Kaçakçılıkla mücadelemizi de etkin ve kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Kaçakçılıkla mücadelenin sınır aşan bir eylem olduğunun bilincinde olarak, yoğun mücadele verebilmek için ulusal ve uluslararası kurumlarla yaptığımız işbirliği faaliyetlerini daha da artıracağız.
Bu hedefler doğrultusunda 2017 yılında gerçekleştirmeyi planladığımız projelerimizden kısaca bahsetmek istiyorum.
Güvenilir ticaret erbabına kolaylıklar: Gümrük yükümlülüklerini yerine getiren, izlenebilir ve düzenli kayıt tutabilen, mali yeterlilik, emniyet ve güvenlik standartlarına sahip bulunan, kendi oto kontrolünü yapabilen güvenilir firmalara gümrük işlemlerinde birtakım kolaylık ve imtiyazlar sunmak adına bir süredir ‘yetkilendirilmiş yükümlü statüsü’nü uyguluyoruz. 9 Aralık 2016 tarihi itibariyle 45 firma adına ‘Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası’ düzenlenmiştir. Yaklaşık 30 firmanın başvuru süreci devam etmektedir.
Karşılıklı tanıma: Karşılıklı tanıma anlaşmalarının imzalanması suretiyle bir ülkede güvenilir kabul edilen ticaret erbabı diğer ülkede de güvenilir kabul edilmekte ve o ülkede de gümrük uygulamalarında daha az kontrole tabi tutulma, öncelikli kontrol gibi kolaylıklardan faydalanabilmektedir. 9 Haziran 2014 tarihinde Güney Kore ile karşılıklı tanıma anlaşması imzaladık. Bununla ilgili pilot uygulamanın hazırlık çalışmalarına devam ediyoruz. 2017 yılında anılan düzenlemenin yürürlüğe girmesi ve özellikle ABD ile bu yönde önemli ilerleme sağlanması öngörülmektedir.
Onaylanmış kişi: Onaylanmış kişi statü belgesini yeniden düzenledik. Buna göre, ‘Onaylanmış kişi statü belgesi’ sahipleri herhangi bir ilave koşula gerek kalmaksızın15 Ağustos 2017 tarihinden itibaren aşağıdaki kolaylıklardan faydalanabileceklerdir;
- Sınıf ayrımı olmaksızın tek tip belge.
- Serbest dolaşımdaki eşyanın ihracatında mavi hat uygulamasından yararlanma.


- Yıllık 5 milyon dolar tutarınca ihracat veya 20 milyon dolar tutarınca ithalat ve ihracat yapmış olma ile imalatçı olma koşullarını karşılamaları halinde; hem dahilde işleme rejimi kapsamındaki eşyanın ihracatında da mavi hat uygulamasından yararlanabilme, hem de bu ilave koşulları sağlamayan statü belgesi sahiplerine göre ithalatta daha az muayeneye tabi tutulabilme.


Kaçakçılıkla Mücadele:  Kaçakçılıkla mücadelenin etkin şekilde yapılabilmesi için 3’lü sac ayağının –İdari, Teknik/Fiziki ve Beşeri Kapasite- da güçlü olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu düşünceyle 2016 yılında olduğu gibi teknik/fiziki kapasitemize yaptığımız yatırımları artırarak devam etmeyi planlıyoruz.
Birlik Gümrük Kodunun Mevzuatımıza Aktarılması: 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun, Gümrük Birliği’nin düzgün ve sağlıklı bir şekilde işleyebilmesinin sağlanması açısından, AB’de 2016 yılı içerisinde yürürlüğe giren yeni AB Gümrük Kodu ile uyumlaştırılması çalışmalarının tamamlanması 2017 yılındaki en önemli önceliklerimizdendir. Bu çerçevede, Birlik Gümrük Kodu hükümlerinin ulusal mevzuatımıza yansıtıldığı yeni bir Gümrük Kanunu hazırlanmasına yönelik çalışmalar yürütülmektedir.
Ticaretin Kolaylaştırılması Kurulu: Günümüz uluslararası ticaret ortamında, zaman ve para kaybının en aza indirilmesi, şirketler ve ülkeler adına en öncelikli odak noktası olarak ortaya çıkmaktadır. Bu iki konuda karlılığın sağlanması “ticaretin kolaylaştırılması” adını verdiğimiz olgu dahilinde sağlanabilmektedir.
Ülkemizde bu şekilde, bir komitenin kurulması çalışmaları, ticaretin kolaylaştırılması alanında ana paydaş kurumlar olan Bakanlığımız ve Ekonomi Bakanlığı koordinasyonunda yürütülmeye başlanmıştır.
Basitleştirilmiş Gümrük Hattı: Sistemin Belarus, Ukrayna, Kazakistan ve Azerbaycan ile de oluşturulması için girişimlere başlanmıştır.
Veri Değişimi Projeleri: Komşu ülkeler başta olmak üzere yapılacak “Veri Değişimi”  projeleri ile sınır geçiş ve gümrük işlemlerinin tekrara yer vermeden kolaylaştırılması ve alınacak verilerin risk analizine tabi tutularak kaynakların daha riskli alanları yönlendirilebilmesi hedeflenmektedir.
e-TIR projesi: TIR Sistemi’nin coğrafi genişlemesine ve işlemlerin elektronikleştirilmesi sürecine özel önem atfetmekte ve bu doğrultuda faaliyetleri hızlıca sürdürmekteyiz. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı olarak, TIR Sistemi’ne ilişkin teknik altyapısı hazırlanan elektronik TIR’a dünya çapında öncülük ediyoruz.
64. Hükümet Eylem Planımız’da da bu sebeple e-TIR Projeleri'ne yer verdik. Şu anda Gürcistan ve İran ile ayrı ayrı yürüttüğümüz iki e-TIR Pilot Projemiz bulunmaktadır.
Fikri ve Sınai Mülkiyet Haklarının Korunması: Fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunması kapsamında, Bakanlık olarak; hak sahiplerinin, kamu ve özel sektör temsilcilerinin, konuya ilişkin sivil toplum kuruluşlarının farkındalıklarını artırmak suretiyle gümrük idarelerinde daha etkin olarak koruma gerçekleştirilmesi mümkün olacaktır. Bu çerçevede, Bakanlığımız’ın AB projesi eşliğinde hazırlanacak kamu spotu ve eğitim materyalleri, düzenlenecek hizmet içi eğitimler, bölgesel seminerler ve ulusal seminerler ile tüm paydaşların konuya dair bilinçlendirilmesi hedeflenmektedir.
Sınır Ticaretinin Geliştirilmesi: Sınır ticaretinin geliştirilmesi amacına yönelik olarak 2017 yılında Bakanlığımızca hayata geçirilmesi planlanan ve Doğu ile Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nin, ülkemizin diğer bölgelerinin kalkınmışlık seviyesine ulaştırılması amacına yönelik olarak geliştirilen proje kapsamında; Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri’nde yaşayan halk, sınır komşusu ülkelerin (İran, Irak, Suriye, Gürcistan, Nahçıvan) sınır bölgelerinde yaşayan halk, kamu kurum ve kuruluşları ile bölgedeki tüm esnaf ve tacirlerin sınır ticaretine katılımının sağlanması öngörülmekte olup sınır ticareti yapılan bölgelerde yaşayan halkın refahının artırılarak ekonominin canlandırılması suretiyle istihdam artışı ve ticaretin geliştirilmesi hedeflenmektedir.
Ticarette 2017 yılı projeleri
KobiEfor:  Bakanlığınızın ticarette 2017 yılı yenilikler ve düzenlemeler gündemi nedir?
Bülent Tüfenkci: Biliyorsunuz, Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu ile ticari aktörlerimizin taşınır rehni karşılığında kredi kullanabilmesini daha kolay hale getirdik. Üretici ve yatırımcımız, 1 Ocak 2017’den itibaren alacak ve stoklarının yanısıra ağaç, hammadde, hayvan, makine, irat, kira geliri, tarımsal ürün, ticari plaka ve ticari hat ile ticari projelerini kredi talebinde teminat olarak gösterebilecek.
Ayrıca tacir ve esnafımız taşınır rehni karşılığında birbirlerine kredi imkanı sağlayabilecek. Böylece tacir ve esnafımız karşılıklı olarak birbirlerinin yatırımlarını finanse edebilecek. Bunun yanında, taşınır rehinlerinde aleniyeti sağlamak üzere ‘Rehinli Taşınır Sicili’ni kuracağız. Sicilin faaliyete geçmesiyle taşınır varlıkları teminat olarak kabul eden kredi ve kefalet sağlayan kurum veya kuruluşlarımızın tereddütlerini gidereceğiz.
e-Ticaret: Önümüzdeki yıl içinde de elektronik ticareti geliştirmeye yönelik çalışmalarımız devam edecek. Bu kapsamda görüşe açtığımız Elektronik Ticarette Güven Damgası Hakkında Tebliğ Taslağı ve Elektronik Ticarette Bildirim Yükümlülükleri Hakkında Tebliğ Taslağı’nı yürürlüğe koymayı ve ayrıca Elektronik Ticaretin Geliştirilmesi Projesi’ni hayata geçirmeyi planlıyoruz.
Perakende: Perakende Bilgi Sistemi’nin altyapısını tamamlayarak uygulamaya geçirmeyi ve görüşe açtığımız İkinci El Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik Taslağı’nı yürürlüğe koymayı planlıyoruz.
Taşınmaz Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Yönetmelik Taslağı’nı da yürürlüğe koymayı hedefliyoruz.
Ticari verimlilik: 2017 yılı için öncelikli hedeflerimizden bir diğeri, kamuoyunda sıkça dile getirilen üretici fiyatı ile perakende satış fiyatı arasındaki farkın kapatılmasına ilişkin olarak iki önemli adım atmak olacak. İlk olarak üreticilerin ürünlerini üretici örgütleri üzerinden pazarlamalarını teşvik ederek aracı maliyetlerini azaltacağız. İkinci olarak ürünlerin taşıma ve muhafazasında kullanılan kap ve nakil vasıtalarına ilişkin standartları devreye sokarak yüksek zayiat oranlarını aşağı çekeceğiz.
Ürün ihtisas borsası: 2017 yılına ilişkin bir başka hedefimiz; tarım ürünleri ticaretinin tamamıyla elektronik ortama taşınması amacıyla ulusal ve uluslararası düzeyde faaliyet gösterebilecek teknik altyapıya sahip Türkiye Ürün İhtisas Borsası’nın kuruluş ve faaliyete geçiş işlemlerinin tamamlanmasıdır.
Kooperatifleşme: 2012 yılında yürürlüğe koyduğumuz “Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı”nın bu yıl sona erecek uygulama dönemini uzatmayı planlıyoruz. Ayrıca yeni Kooperatifler Kanunu Tasarısı’nın taslağını tamamladık ve kamuoyunun görüşüne açılacak hale getirdik. Bu çalışmayla önümüzdeki dönemde taslağa ilişkin görüş ve önerilerin alınmasını müteakip kanunlaşmak üzere Başbakanlığa iletilmesi planlanmaktadır. Yeni alanlarda kooperatifçiliğin gelişmesine yönelik çalışmalarımıza hızla devam edilecektir. ‘Kooperatif Sigortacılığı’ kapsamında ‘Katılım Sigortacılığı’nın kooperatifler eliyle gerçekleştirilmesi, Karşılıklı Sigorta Kooperatifleri, Yenilenebilir Enerji Kooperatifleri, Geri Dönüşüm Kooperatifçiliği ve halihazırdaki kooperatifçilik uygulamalarına ilişkin girişimcilere ve kooperatif ortaklarına yönelik olarak eğitim ve seminer programlarına hız verilecektir.



Gümrük Birliği’nin Türkiye ekonomisi zararına sonuçlarına AB ile ticaretimiz açısından bakıldığında; karşımıza yukarıdaki tablo çıkıyor. Son 7 yılda ticaret açığımız 551 milyar, 529 milyon dolar oluyor. Ancak Türkiye ekonomisinin Gümrük Birliği’den gördüğü asıl zarar; AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı ‘Serbest Ticaret Anlaşmaları’ndan (STA) kaynaklanıyor. 
Bu mekanizma şöyle işlemiştir: AB ortak gümrük tarifesini kendi önceliklerine göre belirlemektedir ve çoğu durumda STA’lar çerçevesinde daha düşük vergiler uygulamaktadır. Bu durum, Türkiye’nin AB’nin STA müzakere ettiği üçüncü ülkelerden ithal edilecek çoğu sanayi ürününe yönelik tarifelerinin giderek serbestleşmesine, tarımsal ürünlere yönelik tarifelerinin de seçici bir şekilde serbestleşmesine yol açmıştır. AB’nin STA imzaladığı ancak Türkiye’nin imzalamadığı ülkelerden ticaretin saptırılması yoluyla yapılan ithalat Türkiye’ye gümrüksüz olarak girebilmektedir. Ancak doğrudan Türk limanlarına gelen ithal mallar için ithalat tarifeleri uygulanmaktadır.
Buna paralel olarak Türk şirketleri AB’nin STA müzakere ettiği pazarlardan bazılarına doğrudan karşılıklı erişim imkanı bulamamıştır. Bu durum AB’li ihracatçılar karşısında Türk şirketleri için bir rekabet dezavantajı doğurmuş, Türkiye’nin bu ülkeler ile ticaret müzakerelerindeki pozisyonunu zayıflatmıştır. AB’nin bir üçüncü ülke ile STA imzaladığı ancak Türkiye’nin imzalamadığı durumlarda, ihracatçılar mallarını AB üzerinden gönderme ve böylelikle ticareti saptırma zorunda kalmışlar, böylelikle Türkiye aynı zamanda piyasa erişim fırsatlarını da kaybetmiştir.
Katmadeğer bakımından hesaplandığında Türkiye’nin hizmetler sektörünün yüzde 42 olan toplam ihracata katkı oranı, benzer ülkeler arasındaki en yüksek orandır. Bu durum Türkiye için hizmetlerin diğer ihracat sektörleri için önemli bir girdi oluşturduğu ve hizmetlerin ülkenin rekabet gücü için büyük öneme sahip olduğu gerçeğine işaret ediyor. Ama Gümrük Birliği cerçevesinde 20 yıl boyunca Türkiye’nin GSYH’sinda hizmetler ticaretinin payı aynı kalmıştır.
Sonuç olarak; Gümrük Birliği’nden çıkılmalı, AB ile aramızda ‘yeni nesil’ STA’lar yapılmalı. Bu durum Gümrük Birliği’nden sağlanan bazı avantajları kaybetmeye neden olsa da diğer taraftan AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı STA’lar sebebiyle Türkiye’nin zarar görmesini önleyecek ve de en önemlisi; dış ticaret politikasını bağımsız bir şekilde belirleyebilmesinin önünü açacaktır.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner193

XIII. KOBİ Zirvesi mesajını verdi: “KOBİ...
Türkiye’nin KOBİ’lerinin buluşma noktası olan ve bu yıl 13.’sü tertiplenen KOBİ Zirvesi, İstanbul’da...

Haberi Oku