2017'yi iyi atlattık; 2018 hedefi: ‘BÜYÜK TÜRKİYE'

Geçtik 2017’nin içinden; girdik 2018’in içine, yürüyoruz. Tartışarak yürüyoruz; ‘Yarın dünya nasıl olacak?’, ‘Türkiye nasıl olacak?’; ‘Ben nasıl olacağım?’ diyerek. Yıl bağlanmaları böyle olur; hassasiyetler yükselir; yıllık stratejiler yapılır; taktikler geliştirilir; yol haritaları çizilir ve ‘bismillah’ denilerek ilk adım atılır. Dergi olarak onsekiz yıldır yaptığımızı bu yıl bağlamında da yaparak okurlarımızla paylaşmayı yararlı gördük. Uluslar arası verileri bir araya getirip dünyaya, Türkiye’nin verilerini toparlayıp kendimize baktık; vardığımız ekonomik sonuçları özetleyerek kapak dosyamızı oluşturduk. Okurlarımızın bilgi ve değerlendirmesine sunuyoruz.
2018 YILINA BAŞLARKEN DÜNYA EKONOMİSİ
Dünya ekonomisi 2016 yılı Haziran’dan beri toparlanıyor. Özellikle 2017 yılında ‘Gelişmiş Ülkeler’deki artan büyüme küresel çaplı yatırım, istihdam ve ticarete olumlu yansımaya başladı.
Gerçi özel sektör yatırımlarında ve ticarette, 2008 krizi öncesindeki büyüme ivmesi henüz yakalanmış değil ama toparlanma, Birleşik Krallık’ın AB’den çıkışı (Brexit) ve dış ticarette artan korumacılık eğilimi ile oldu; dünya ekonomisi 2017 yılında yüzde 3.6 büyüdü. ABD’de 2017 ekonomik iyileşmesi beklenenin altında geçekleşti; yüzde 2.2 büyüdü. Avro Bölgesi’ndeki toparlanma gelişmiş ülkelerde büyümeyi yukarı çekti. 2016 yılında yüzde 1.7 büyüyen gelişmiş ekonomiler 2017 yılında yüzde 2.2  büyüdüler.
2018 yılı için ekonomik büyüme öngörüleri şöyle: G7 ekonomileri yüzde 2, ABD ekonomisi yüzde 2.3, Çin’in ekonomisi yüzde 6.5, Hindistan ekonomisi yüzde 7.4, Gelişmekte olanlar yüzde 4.9, Türkiye yüzde 5.5
Bu temelde dünya ticaretinin 2018'de yüzde 4 artacağı hesaplanıyor.
Avrupa: Türkiye için Avrupa’nın ekonomisi çok önemlidir, çünkü dış tıcaretimizin yarısı Avrupa iledir. Avrupa Merkez Bankası’nın parasal normalleşmeye geçiş sürecine yönelik belirsizlik hakim olmakla birlikte uygulanan para politikasının ekonomi üzerinde sınırlı etkisinin olduğu görülüyor. Avro Bölgesi’nde özellikle Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya gibi ülkelerin ekonomik performansındaki artışa bağlı olarak büyüme yukarı yönlü seyrediyor.
Büyümedeki artış, tüketim harcamalarındaki yükselme, yatırımlardaki toparlanma ve ihracattaki artışlardan kaynaklanıyor. Artan istihdam oranları, uyumlu para politikası ve azalan siyasi belirsizlikler Avro Bölgesi’nin toparlanmasında önemli rol oynuyor. Avro Avrupası’nda işsizlik 2017’de yüzde 9.1 ile en düşük seviyeye geriledi. Ancak Avrupa’da finansal kırılganlık ve zayıf yatırım iştahı sürmektedir.
Gelişen Ülkeler: Petrol ihracatçısı ülkelerdeki zayıf büyümeye rağmen bazı emtia üreticisi ülkeler ile Çin’deki kamu altyapı yatırımlarındaki artış sayesinde 2017 yılında, yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerin genelinde, büyüme beklenenin üzerinde arttı; 2016 yılında yüzde 4.3 büyüyen bu ülke grubu 2017 yılında yüzde 4.6 büyüdü.
Çin-Hindistan: 2016 yılında yüzde 6.7 büyümüş olan  Çin ekonomisi olumsuz küresel basınca rağmen 2017 yılında yüzde 6.8 büyüdü. Hindistan ekonomisinin büyümesi ise 2017 yılında yüzde 6.7  gerçekleşti. Bu iki ülke ile beraber Türkiye’nin gösterdiği yüksek büyüme, küresel ekonominin büyümesini de yukarı doğru çekti ve bu etki ile 2017'de dünya ticaret hacmi de yüzde 4.2, büyüdü.
Dünya 2018 yılına yüksek umutlarla girdi.
TÜRKİYE EKONOMİSİ 2017: EKONOMİK GERÇEKLEŞMELER
Türkiye 2016 yılında, ekonomik açıdan olumsuzluklar yaşadı; büyüme yavaşladı; ihracat düştü; kamu ve özel sektör kesimi kan kaybının büyümesini önlemeye yönelik tedbirlere odaklandı. Bu olumsuzluklardan hareketle 2017 yılının da ‘kötü’ olacağı öngörüleri ağırlık kazandı.
Ancak 2017 yılı, öngörüldüğü gibi olumsuz yaşanmadı. Türkiye ekonomisi, kamunun aldığı cesur önlemler ve özel sektörün gösterdiği kararlılık sayesinde, beklenmeyen ölçüde yüksek bir performans gösterdi. Bu ekonomik başarıya değişik yönlerden birlikte bakalım.
2017-Ekonomik büyüme: Türkiye ekonomisi 2016 yılında yüzde 3.2 büyümüştü; 2017 yılında ekonomi, öngörülenden çok yüksek büyüme performansı gösterdi. Yılın ilk iki çeyreğinde 5.3 ve 5.4 büyüme gösteren ekonomi üçünçü çeyrekte 11.1 gibi dünya rekoru bir büyüme yakaladı. 2017 büyümesinin  yüzde 7 ve hatta daha da yukarısında olacağı hesaplanıyor.
2017’nin yüksek büyümesinin dayanakları şunlar oldu: Kredi genişlemesi, vergi indirimleri, prim ertelemesi, makroihtiyati tedbirlerin esnetilmesi, açık bütçe politikası ve kamu alacaklarında yeniden yapılandırma…
Yurtiçi talep artışı, Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) kaynaklarının ve etkinliğinin artırılması ve işletmelerin finansmana erişim imkanlarının kolaylaştırılması ekonomiyi canlı tuttu. 2017’de yüksek ve dengeli bir büyüme performansı gözlendi. Üretim yönünden sanayi ve hizmetler sektörlerinin katmadeğerlerinde kaydedilen artışlar büyümeyi destekledi.
Makine ve teçhizat sektörü yatırımlarında görülmedik bir ivme yakalandı. Tarımsal üretimde de artış kaydedildi. Ayrıca turizm sektöründe gözlenen canlanma olumlu yüksek büyümeye olumlu etkide bulundu.
2017-Yatırımlar: Kamu kesimi sabit sermaye yatırımları 2017 yılında reel olarak yüzde 4.7 oranında arttı; 3.042 kamu yatırım projesi yürütüldü. 22.6 milyar TL tutarındaki 794 proje yıl içinde başlanıp bitirildi.
Kamu kesimi sabit sermaye yatırımlarının yüzde 55.9’unu merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idareler, yüzde 32.3’ünü mahalli idareler, yüzde 10.9’unu işletmeci KİT’ler, yüzde 0.1’ini özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar, yüzde 0.8’ini döner sermayeli kuruluşlar ve sosyal güvenlik kuruluşları gerçekleştirdi.
2017 yılında özel kesim sabit sermaye yatırımları ise reel olarak yüzde 4.8 oranında arttı.
2017 Yılı Yatırım Programı’nda yapılan 80.4 milyar TL tutarındaki tahsis içinde yüzde 29.8 oranındaki payla ulaştırma-haberleşme sektörü ilk sırayı almış, bunu yüzde 16.8 oranıyla eğitim, yüzde 12.7’yle tarım, yüzde 9.2’yle sağlık ve yüzde 6.2 payla enerji sektörleri izlemiştir.
2017 yılında, mahalli idare yatırımları ve yatırım işçilik giderleri hariç olmak üzere;
2017- İşsizlik:  TÜİK verilerine göre 2016 yılında işsizlik oranı artarak yüzde 10.9’a yükselmişti.  Aynı yılda tarım dışı işsizlik oranı yüzde 13, genç nüfusta işsizlik oranı ise yüzde 19.6 olarak gerçekleşmişti. 2017 yılında işsizlik oranı yüzde 10.8 oldu. Bu arada 1.4 milyon kişiye yeni istihdam sağlandı.
2017-Enflasyon: 2017’de çekirdek enflasyon,  aşırı genişlemeci makroekonomik politikalar nedeniyle son 3 yılın en yüksek seviyesine yükseldi, yüzde 10.7 oldu. Buna göre enflasyon, Merkez Bankası’nın yüzde 5 hedefinin iki katından daha fazla gerçekleşti. Döviz kurundan kaynaklanan enflasyon baskıları enflasyonu,  yüksek enflasyon ise cari açığı olumsuz etkiledi. Ancak 2017’nin son çeyreğinde enflasyonda düşüş eğilimi gözlendi ve yıl sonu enflasyonu yüzde 9.5 olarak hesaplandı.
2017-İhracat: Türkiye 2017’de ihracatta hiç beklenmeyen bir yükseliş yakaladı. Üretim ve ihracata verilen teşvikler bu artışta etkili oldu; ancak esas başarıyı özel sektör kesiminin performansında aramalıyız.
İhracat 2016 yılında yüksek oranda düşüş ile 142.5 milyar dolar gerçekleşmişti. 2017 yılında ise  156.5 milyar dolar gerçekleşti; ancak iyimser bakışla kesin sonuç alındığında ‘rekor’ olarak revize edilmesi de mümkün olabilecek.
İhracat başarısı, Türkiye’nin geleneksel en büyük dış ticaret partneri AB’nin toplam ihracatımızdaki payı 2.1 puan azalışla yüzde 46.2’ye düşerken yakalanmış olmasıyla dikkat çekici. Aynı dönemde Yakın ve Orta Doğu ülkelerine yapılan ihracatın payı ise 2.7 puan artarak yüzde 24’e yükseldi.
Bu bize, Türkiye’nin bir bölgede kaybettiğini başka pazarlarla telafi edebilecek bir ihracat yapısına ulaştığını gösteriyor. 
2017-İthalat: İthalat yurtiçi talep ve üretimdeki artışa, enerji fiyatlarının artmasına ve altın ithalatının hızla yükselmesine bağlı olarak 2017 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 11.8 oranında artarak 222 milyar ABD dolar seviyesinde gerçekleşti.
Türkiye’nin ithalatı 2016 yılında 198.6 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.
2017-Dış ticaret açığı:  İhracatta toparlanma ve küresel ticarete yönelik kaygıların azalması cari açığı olumlu etkiledi. 2017 yılı dış ticaret açığı 65.5 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşti. Buna bağlı olarak cari işlemler açığının GSYH’ya oranı, 2017 yılında yüzde 4.6 seviyesinde oldu. Altın ticareti hariç tutulduğunda cari açığın milli gelire oranı yüzde 3.7’ye gerilemektedir.
2017-İç tasarruf: 2017 yılında toplam yurtiçi tasarruf oranı 0.5 puan artarak yüzde 25 oldu. Kamu tasarrufunun 1.1 puan azalmasına karşın özel tasarrufların 1.6 puan artması, iyileşmede belirleyici oldu. Bir önceki yıla göre, GSYH’ya oran olarak kamu harcanabilir gelirindeki 1.4 puan gerileme, kamu tasarruflarında 1.1 puan gerilemeye yol açtı.
2017-Dış borç stoku: 2016 yılında 404.5 milyar dolar olarak gerçekleşen Türkiye’nin toplam dış borç stoku, 2017 yılının ilk yarısında 432.4 milyar dolara yükseldi.
‘2017 Sermaye ve Finans Sektörü’
büyüklükleri
2016 yılındaki olumsuzluklara rağmen Türkiye’ye yönelik sermaye hareketi giriş yönlü eğilimini korumuş, Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) yatırımlarında 823 milyon ABD doları net giriş olurken Hazine’ce yurtdışında ihraç edilen tahviller 2.7 milyar ABD doları net borçlanma sağlamış, diğer sektörlerin tahvil ihraçları 1.4 milyar ABD doları olmuştu.
2017 yılında ise yurtiçi ekonomik aktivitedeki güven ortamına bağlı olarak Türkiye’ye yönelik net portföy yatırımlarında 27.2 milyar dolar giriş kaydedildi. Aynı dönemler itibarıyla DİBS’e ve Borsa İstanbul ‘(BIST)’e 9.9 milyar dolar sermeye girişi gerçekleşti. Tahvil ihracından Hazine 3.5 milyar dolar ve bankalar 5.6 milyar dolar borçlanma sağladı. Diğer yatırımlar kaleminde net sermaye girişleri 3.1 seviyesinde gerçekleşti.
Mali piyasalar: Finans sektörünün toplam aktif büyüklüğü, 2017 yılı Haziran ayında 3.5 trilyon TL olarak gerçekleşti. Sektördeki payını en çok artıran sigorta ve emeklilik şirketleri ile portföy yönetim şirketleri oldu.
Bankacılık: Haziran 2017’de bankacılık sektöründe faaliyet gösteren 51 bankanın 33’ü mevduat, 13’ü kalkınma ve yatırım, 5’i ise katılım bankasıydı. 2016 yılı Haziran ayında 53 olan banka sayısının gerilemesinin nedeni, bir katılım bankasının ve Türkiye’de şubesi bulunan bir yabancı bankanın sistemden çıkmış olmasıdır. Haziran 2017’de bankacılık sektörünün toplam aktif büyüklüğü TL bazında yıllık yüzde 20 artarak 3 trilyon TL; ABD doları bazında ise yüzde 1 azalarak 847 milyar ABD doları olarak gerçekleşti.
Haziran 2017 itibarıyla yerli özel sermayeli bankalar sektör aktiflerinin yüzde 36.2’sini, yabancı sermayeli bankalar yüzde 29’unu ve kamu bankaları da yüzde 34.8’ini temsil ediyordu.
Bankacılık bilançosunun en önemli aktif kalemi olan krediler, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 22.2 artarak Haziran 2017 itibarıyla 1.9 trilyon TL’ye yükseldi. Vergisel teşvikler ve Kredi Garanti Fonu (KGF) destekli ilave kredi imkanları kredilerdeki artışta etkili oldu. Aynı dönemde tüketici kredileri yıllık yüzde 15.8 ve kredi kartları yüzde 6.6 artarken KOBİ kredileri yüzde 20.2 ve kurumsal krediler yüzde 28 arttı.
Haziran 2017’de, bankacılık sektörünün dönem net karı önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 33.2 oranında artarak 25.4 milyar TL’ye yükseldi.
Bankacılık sektörünün düzenleme ve denetimine uluslararası standartlar doğrultusunda yenilikler de geldi. Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 01/01/2018 tarihinden itibaren yürürlüğe girdi.
Sermaye piyasası: Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin piyasa değeri 2016 yılı sonunda 614.1 milyar TL iken Haziran 2017’de 773.2 milyar TL’ye yükseldi; 405 olan şirket sayısı 404’e düştü. Bu dönemde, Borsa İstanbul’daki yabancı payı yüzde 63.4 seviyesinden yüzde 65.2’ye yükseldi. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası (VİOP) işlem hacmi Eylül 2017’de 591 milyar TL’ye ulaşmış bulunuyordu.
Menkul kıymet: Menkul kıymet yatırım fonları 2017 yılı ilk yarıda, 43.8 milyar TL’den 48.5 milyar TL’ye ulaştı. Portföy büyüklüğü ise aynı dönemde yüzde 14.3 artarak 139.7 milyar TL oldu. Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının aktif toplamı ise 2017 yılı Haziran sonunda yüzde 5.6 artışla 64 milyar TL olarak gerçekleşti. Aynı dönemde özel sektör menkul kıymet stoku yüzde 7.1 artarak 55.5 milyar TL seviyesine yükseldi.
Sigortacılık:  2017 yılı ilk yarıda sigorta şirketleri tarafından sigortalılara verilen teminat tutarı, 92.1 trilyon TL’ye yükseldi.  Bu dönemde direkt prim üretimi yüzde 10.9 artarak 22.9 milyar TL seviyesine ulaştı. Toplam ödenmiş sermaye açısından yabancı sermayenin payı 2017 yılı yarısında yüzde 72 olarak gerçekleşti.
Banka dışı finansal kuruluşlar: Haziran 2017 itibarıyla BDDK gözetiminde faaliyet gösteren banka dışı finansal kuruluş sayısı 113’tür. Bu kuruluşların aktif toplamı 123.9 milyar TL olup bankacılık sektörü aktif toplamının yüzde 4.2’sine denk gelmektedir. Banka dışı finansal kuruluşların aktifleri, Haziran 2017’de bir önceki yılın aynı dönemine göre finansal kiralama, faktoring, finansman ve varlık yönetim şirketlerinde sırasıyla yüzde 23.6, yüzde 19.3, yüzde 13.6 ve yüzde 14.2 artmıştır.
Faizsiz finans: Haziran 2017 itibarıyla Türk bankacılık sektörü içerisinde 2’si kamu, 3’ü özel sermayeli olmak üzere 5 katılım bankası faaliyet göstermekteydi. Katılım bankalarının aktif büyüklüğü Haziran 2017’de, yüzde 13.6 artışla 143.1 milyar TL’ye ulaştı. Katılım bankacılığı aktiflerinin en büyük kısmını oluşturan krediler aynı dönemde 84.2 milyar TL olarak gerçekleşti.
TÜRKİYE: 2018 YILI İÇİN EKONOMİK ÖNGÖRÜLER
Türkiye yatırım ortamı iyileşti: Türkiye’nin ekonomik performansının ‘iş yapma ortamı’na bağımlılığı bilinmektedir. 2018 yılı için Türkiye’de iş yapma ortamına özellikle ve öncelikle bu açıdan bakmamız gerekiyor.
Dünya Bankası "İş Yapma Kolaylığı 2018" raporunu yayımladı. On ayrı kritere göre yapılan değerlendirme sonucunda Türkiye'ye, 100 üzerinden 69.14 puan verildi.  Rapora göre, Türkiye, geçen yıla kıyasla 9 basamak yükselerek 190 ülke arasında en kolay iş yapılan 60. ülke oldu. Türkiye'nin de içinde yer aldığı Avrupa ve Orta Asya bölgesindeki ortalama puanın 71.33 olarak belirlendiğini söylersek iş yapma ortamı yönünden Türkiye’nin ne ölçüde iyileşmiş olduğunu daha iyi anlarız.
Dünya Bankası raporunun bilgi notunda, Türkiye'nin geçen yıla göre 9 basamak yükselmesinin nedenleri, "metodoloji değişikliği, çeşitli reformlarla iş hayatını düzenlemede görülen iyileşme ve veri setlerindeki revizyonlar" olarak gösterildi. Türkiye en büyük iyileşmeleri "kredi temini" ve "mülkiyet tescili" kriterlerinde kaydetti. Krediye erişim kolaylığında puanını 45'ten 55'e çıkartan ve bu kritere göre sıralamada 77. ekonomi olan Türkiye, mülkiyet tescilinde ise 1.67 puanlık artışla puanını 74.67'ye yükseltti ve 46. sırada yer aldı.
Türkiye en iyi performansını ise "azınlık yatırımcıların korunması" kriterinde göstererek 190 ülke arasında 20. sırada yer alırken "sözleşmelerin uygulanması" ve "elektrik temini" kriterlerinde sırasıyla 30. ve 55. oldu.
Geçen seneye göre tek puan kaybını "iflasların çözümü" kriterinde gösteren Türkiye, 33.26 puanla 139. sırada yer aldı. Söz konusu gerilemenin, OHAL kapsamında iflas erteleme başvurularının askıya alınması kararından kaynaklandığı belirtildi.
2018 yılı yatırımları:  Kamu kesimi sabit sermaye yatırımları 2018 yılında reel olarak yüzde 2.7 oranında artacak. Bu yatırımların yüzde 49.5’i merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idareler, yüzde 34.7’si mahalli idareler, yüzde 14.8’i işletmeci KİT’ler, yüzde 0.1’i özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar, yüzde 0.9’u döner sermayeli kuruluşlar ve sosyal güvenlik kuruluşları tarafından gerçekleştirilecek. 2018 yılında cari fiyatlarla kamu kesimi sabit sermaye yatırımlarının tarım, ulaştırma, eğitim ve diğer hizmetler alt sektörlerinde yoğunlaşması bekleniyor.
2018 yılında özel kesim sabit sermaye yatırımlarının reel olarak yüzde 6.0 oranında artış göstereceği tahmin ediliyor. 2018 yılında özel kesim yatırımları imalat sanayii, ulaştırma ve konut alt sektörlerinde yoğunlaşacak.
Türkiye’de, Yap-İşlet-Devret (YİD), Yap-İşlet (Yİ), Yap-Kirala-Devret (YKD) ve İşletme Hakkı Devri (İHD) olmak üzere dört temel Kamu Özel İşbirliği (KÖİ) modeli uygulanmaktadır. Bu modellerle yapılabilecek projelerin sektörel kapsamı oldukça geniş olup, halihazırda karayolu, havaalanı, liman, yat limanı ve turizm tesisi, gümrük tesisi ve gümrük kapısı, kentsel altyapı, sağlık tesisi ve enerji tesisi projeleri yürütülmektedir.
2017 yılında 221 KÖİ projesi için uygulama sözleşmesi imzalandı. 83 projeyle ilk sırada yer alan enerji sektörünü, karayolu (41), liman (22), sağlık (21), havaalanı (18), yat limanı (17) ve gümrük tesisi (15) projeleri takip izledi. 187 proje işletmeye alındı, 34 projenin yürütülmesine devam ediliyor.
İHD modeliyle yürütülenler hariç olmak üzere, uygulama sözleşmesi imzalanan projelerin toplam yatırım büyüklüğü 2017 yılı fiyatlarıyla 60 milyar ABD dolarına ulaşıyor.
2018 yılında KÖİ modelinin kullanımı mevcut tecrübeler de dikkate alınarak geliştirilecek, modelin uygulanma kapsamı dünyadaki uygulamalar dikkate alınarak genişletilecektir. Bu çerçevede, planlama, etüt, ihale, sözleşme de dahil olmak üzere tüm KÖİ süreçlerinin uluslararası uygulama örnekleri de dikkate alınarak iyileştirilmesini hedefleyen kamuda KÖİ kapasite geliştirme projesi tamamlanacaktır.
Gelişmiş ülkelerle ülkemiz arasındaki gelişmişlik farkları ile ülkemiz içerisindeki bölgeler arası ve bölge içi gelişmişlik farklarının azaltılması için halen önemli miktarlarda kamu yatırımı ihtiyacı bulunmaktadır.
2018 yılı ihracat hedefleri: İhracat fiyatlarının 2018 yılında, yüzde 2 oranında artması beklenmektedir. Bu bağlamda 2018 yılında ihracatın (fob) yüzde 8 oranında artarak 169 milyar ABD dolarına yükselmesi bekleniyor.
2018 yılında seyahat gelirlerinin 23 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşeceği, hizmetler dengesinin ise 13.6 milyar ABD doları fazla vereceği tahmin edilmektedir. 2018 yılında birincil gelir dengesinde 9.9 milyar ABD doları açık öngörülürken ikincil gelir dengesinde 2.3 milyar ABD doları fazla beklenmektedir. Söz konusu beklentilerle 2018 yılında cari işlemler açığının 40 milyar ABD doları, cari işlemler açığının GSYH’ya oranının ise yüzde 4.3 seviyesinde gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.
2018 yılı ithalatı: İthalat fiyatlarının yüzde 2.2 artması bekleniyor.  2018’de ithalatın (cif) yüzde 6.8 oranında artarak 237 milyar ABD dolarına ulaşması ve böylece dış ticaret açığının 68 milyar ABD doları olması öngörülmektedir.
2018 yılı büyüme: 2018 yılında GSYH büyüme hızı yüzde 5.5 olarak hedeflenmektedir. Katmadeğerin tarım sektöründe yüzde 4, sanayi sektöründe yüzde 5.7 oranında artması beklenmektedir. Hizmetler sektörü (inşaat dahil) katmadeğerinin ise yüzde 5.5 oranında artacağı tahmin edilmektedir.
2018 VE SONRASI…
Yenilikçi büyüme politikası: Kamu politikaları yüzünü, büyümenin istikrarlı bir şekilde devam ettirilmesi amacıyla yüksek katmadeğerli ihracatın ve üretken alanlara yönelik özel kesim yatırımlarının ekonomik büyümeye daha fazla katkı sağlamasına çevirmiştir. Kurumsal manada iş dünyasının 2018 ve sonrası için odaklandığı konu da budur. Çünkü tüm üretim faktörlerinde verimliliği artırmaya yönelik politikalar uygulanarak daha dengeli bir büyüme yapısına geçiş sağlanabilecektir. Özellikle sanayi sektöründe ileri teknoloji kullanan ve rekabetçi üretim yapısını teşvik eden mekanizmaların yaygınlaştırılması ve toplam faktör verimliliğinin büyümeye katkısının artırılmasına yönelik faaliyetler tüm toplumsal aktörleri kuşatacaktır. Sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme anlayışı çerçevesinde, rekabetçi ve esnek bir işgücü piyasası oluşturulmasına yönelik politikalar izlenerek, işgücünün kalitesinin ve üretkenliğinin artırılması ve çalışma hayatına ilişkin kuralların etkin bir şekilde uygulanması da Türkiye’nin birinci meselesi olacaktır.
Yurtiçi tasarruflar: Türkiye ekonomisinde yüksek oranlı ve istikrarlı büyümenin sağlanmasında finansmanın sürdürülebilir ve sağlıklı kaynaklardan temin edilmesi, dış kaynaklara olan bağımlılığın azaltılması ve kaynakların gelir artırıcı, istihdam sağlayıcı ve verimlilik potansiyeli yüksek alanlara yönlendirilmesi yoluyla yatırımların ve üretimin artırılması ve bu sahada etkin teşvikler kullanılması yurtiçi tasarrufu güçlendirebilecektir.
Yatırımlar: 2017 yılı düzenlemeleri 2018 yılını yatırımlar yönünden canlandıracaktır. 2017’de şunlar yapıldı: Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar, bazı güncellemeler yapılarak uygulanmaya konuldu. Bu çerçevede özellikle imalat sanayiine yönelik yatırımlar kapsamında gerçekleştirilecek yatırım harcamaları için yatırıma katkı oranına ilave 15 puan verildi; vergi indirimi oranı ile yatırıma katkı tutarının yatırım döneminde kullanılabilecek oranı ise yüzde 100’e çıkartıldı; 1’inci, 2’inci ve 3’üncü bölgelerde yapılan orta-yüksek teknolojili yatırımların 4’üncü bölge desteğinden faydalanması sağlandı. Cazibe Merkezleri Programı’nda yer alan 4’üncü ve 5’inci bölge illeri ile Kilis ilindeki OSB’lerde yapılan belli yatırımların 6’ıncı bölge desteklerinden faydalanması temin edildi; imalat sanayi yatırımları için bina ve inşaat harcamalarına KDV iadesi getirildi, öncelikli yatırım konuları arasına lisanslı depoculuk, nükleer enerji santrali yatırımları ve referans laboratuvarı, ilaç ve tıbbi cihaz analiz ve kontrol laboratuvarı ile laboratuvar kompleksi yatırımları eklendi.
Ayrıca 2018 yatırımları için 2017 yılında zemberek kuruldu; düzenlenen yatırım teşvik belgesi sayısı, 2017 yılında 7 bine yaklaştı.
2018 yılında bürokrasiyi de yatırımların artırılması yönünde seferberlik halinde göreceğiz. Devlet desteği veren kuruluşlardan veri toplanması, raporlanması ve izlenmesini sağlamak amacıyla Hazine Müsteşarlığı bünyesinde Devlet Destekleri Bilgi Sistemi kuruldu; bundan sonraki süreçte sisteme girilen verilerin değerlendirilerek etki analizi çalışmaları yapılması öngörülüyor.
Farkında olduğumuz bir ihtiyaç da uluslararası yatırımların imalat sanayii gibi verimlik artışı imkanı daha yüksek alanlara yönlendirilmesi ve ekonominin ihtiyaç duyduğu uluslararası yatırımların girişinin artırılması amacıyla uluslararası doğrudan yatırım stratejisi hazırlanmasıdır.
Bilim, teknoloji ve yenilik: Türkiye’de kamunun, iş dünyasının ve bütün toplumun yaratıcı ve yenilikçi entelektüel kapasite bakımından, işlendiğinde hemen sonuçlar veren zenginliği bilinmektedir. Bu konuda, Ar-Ge harcamalarının GSYH’ya oranının son on yılda yüzde 0.53 düzeyinden yüzde 1.06’ya yükselmiş olması, yeterli kriterdir. Sorun, bunda özel sektörün payının 0.50 olmasıdır; AB-28 ortalaması 2.03’tür.
Ar-Ge ve yenilik kapasitesini belirleyen en önemli unsurlardan olan araştırmacı insan gücümüz de iyiye gitmektedir. Tam zaman eşdeğer (TZE) araştırmacı sayısı 100 bini, TZE Ar-Ge personeli sayısı ise 130 bini geçmiştir. Bu artışı asıl olarak özel kesim sağlamıştır; çalışanların yüzde 54.5’i özel sektörde, yüzde 35.4’ü yükseköğretim kurumlarında ve yüzde 10.1’i de kamudadır.
Ar-Ge Reform Paketi’nin Mart 2016’da yürürlüğe girmesiyle özel sektör Ar-Ge Merkezi Belgesi alan işletme sayısı Eylül 2016’da 272 iken Eylül 2017’de 635’e yükselmiştir. Ayrıca Eylül 2017 itibarıyla tasarım merkezi belgesi verilen işletme sayısı 94’e ulaşmıştır. Özel sektör Ar-Ge merkezlerinde 39.154 Ar-Ge personeli çalışmakta olup, bu merkezler özellikle makine ve teçhizat imalatı, otomotiv, otomotiv yan sanayi, bilgi ve iletişim teknolojileri, kimya, savunma sanayii ve elektrik-elektronik sektörlerinde faaliyet göstermektedir. Tasarım merkezlerinde ise Eylül 2017 itibarıyla 2.007 kişi istihdam edilmektedir.
Kanunla yükseköğretim kurumlarına sermaye şirketi statüsünde teknoloji transfer ofisi kurabilme, yükseköğretim kurumlarının uygulama ve araştırma merkezleri ile araştırma enstitülerinde doktora sonrası araştırmacı istihdam edebilme ve öğretim üyelerine Ar-Ge niteliğinde çalışmalar yapmak üzere ücretli araştırma izni alabilme imkanı sağlanmıştır. Ayrıca temel bilimler mezunlarının teknoloji geliştirme bölgelerinde istihdam edilmeleri teşvik kapsamına alınmıştır. Bütün bunlar Türkiye’nin dönüşmekte olduğunun işaretleri sayılmalıdır.
İmalat sanayinde dönüşüm: İmalat sanayiinde 2016 yılında üretim ve ithalat artmış, ihracat ise azalmıştır. 2017’de ise imalat sanayii üretimi, ortalama yüzde 4.9 artmıştır. Bu dönemde deri, elektrikli teçhizat, elektronik, makine, otomotiv, mobilya ve petrol ürünleri sektörlerinde üretim artışı imalat sanayii ortalamasının üstünde olmuş; gıda, tekstil, giyim, kimya, ilaç, plastik, ana metal sektörlerinde ise altında kalmıştır. İmalat sanayii kapasite kullanım oranı, 2017 yılında önceki yıla göre yüzde 77.4’ten yüzde 78.1’e yükselmiştir. Sektör performansını şu da gösteriyor: İmalat sanayi ihracatında ülke çeşitlenmesi artmaktadır. 2002-2016 döneminde imalat sanayii ihracatında AB-27 ülkelerinin payı azalırken (yüzde 57’den yüzde 48.6’ya), başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere (yüzde 8.5’ten yüzde 20.4’e) Afrika ülkelerinin payı (yüzde 4.8’den yüzde 8.3’e), Türk Cumhuriyetleri’nin payı (yüzde 1.8’den yüzde 3’e) artmıştır. Ayrıca 2017 döneminde gıda, tekstil, ana metal, elektronik, plastik ve kimyasal ürünler hariç imalat sanayi sektörlerinde ithalat azalmıştır.
Geliyoruz bam teline: İmalat sanayi ekonomik küreselleşmeden yüksek seviyede etkilenmekte olup gelişmiş ülkelerin küresel imalat sanayii içindeki payı ve kendi ekonomileri içindeki imalat sanayinin payı azalmaktadır. İmalat sanayiinde etkinlik kaybının olumsuz etkileri küresel ekonomik krizle birlikte daha net ortaya çıkmış, gelişmiş ülkelerde sanayi politikasına olan ilgi ve korumacılık yönünde talepler artırmıştır.
Ülkemiz küreselleşmenin etkisinin iyice arttığı bu süreçte dünya imalat sanayii içinde payını artırabilmiştir. İmalat sanayii katmadeğeriyle dünyada 20’nci, Avrupa’da 10’uncu sırada iken son on yılda dünyada 16’ncı, Avrupa’da ise 6’ncı sıraya yükselmiştir.
Önümüzdeki dönemde imalat sanayinin teknoloji, tasarım ve markalaşma odaklı olarak daha yüksek katmadeğerli bir yapıya dönüşümünü sağlamak büyük önem taşımaktadır. Proje bazlı teşvik sistemine de zaten imalat sanayinin yapısal dönüşümünü sağlamak için geçilmiştir.
Sanayi 4.0: Yapay zeka, robotik teknolojiler, akıllı üretim sistemleri, 3D yazıcılar, nesnelerin interneti, büyük veri ve bulut bilişim gibi alanlarda yaşanan hızlı gelişmeler neticesinde ortaya çıkan tabloya Sanayi 4.0 Devrimi denilmesi anlamlıdır. Bu devrimle birlikte imalat sanayii başta olmak üzere birçok alanda iş yapma anlayışının tamamen değişmeye başladığı görülmektedir. Bu bağlamda imalat sanayimizin rekabet gücünde pazarlara yakınlık, hızlı ve küçük partili üretim yapabilmeye dayanan esnek üretim yapısı büyük avantajdır. Yeni teknolojilerden daha etkili bir şekilde istifade edilmesi mevcut esnek üretim yapımızın korunup geliştirilmesi açısından zorunludur.
Sanayide dijital dönüşümün hızlandırılması yönünde birkaç adım attık. Akıllı üretim sistemlerine hizmet eden kilit ve öncü teknolojileri belirledik. Akıllı Üretim Sistemleri Teknoloji Yol Haritası’nda ‘Dijitalleşme, Etkileşim ve Geleceğin Fabrikaları‘ ana başlıkları altında kritik teknolojiler, stratejik hedefler ve kritik ürünler saptandı. Türkiye’de yüksek katmadeğerli yatırım döngüsünü başlatmak ve gelişmiş ülkelerle aramızdaki teknoloji farkını kapatmak için büyük fırsatlar sunabilecek bu yeni sanayi devriminin, istesek de kaçıramayacağımız kadar içindeyiz.

BİNALİ YILDIRIM-Başbakan: “Vergi reformu yapacağız, reformlara devam”
“2008 krizi 1929 buhranına bir ölçüde benzetiliyor, bu doğrudur. Üzerinden yaklaşık 10 sene geçmesine rağmen küresel krizin henüz bittiğini söyleyemeyiz. Zamanında alınan tedbirler sayesinde en asgari düzeyde etkilenen ülke olduk. Küresel krizde Türkiye büyümesini artırmaya devam etmiş, istihdama, üretime katkı sağlayan bir ülke olarak ayakta kalmasını bilmiştir.
2017’de Kredi Garanti Fonu ile 250 milyar lira bir kaynak oluşturduk ve bundan 200 bin civarında işletmemizin yararlanmasını sağladık. KOSGEB'in KOBİ'lere sağladığı imkanlar ile 500 bin işletmemiz nefes aldı, işlerini yoluna koydu ve ekonomimiz büyümeye devam etti. Kriz senaryolarını ters yüz edip geride bıraktık.
2018 kolay olmayacak ama ülkemizin bugüne kadar kazanımları sayesinde, 2018'de de büyüme aynen devam edecek. İki haneli duruma gelen enflasyonun aşağı doğru seyri devam edecek. Gerekli tedbirleri alıyoruz, etkilerini gösterecek.
2018’de reformları yapmaya devam edeceğiz. Vergi reformunu yapacağız. Yatırım ortamının iyileştirilmesi için iddialı bir eylem planını hayata geçireceğiz. Beşeri sermayemizin kalitesini artıracağız.
Küresel ekonomide eksen kayması yaşanıyor. 2040 için öngörü gelişmiş 7 ülkenin geliri, gelişmekte olan ülkelerin yarısına düşecek. Yeni adaylar var. Çin, Hindistan, Rusya ve Meksika hatta Türkiye...
Geçtiğimiz 10 yıl içinde küresel krizde dünyada sadece 10 tane büyük proje yapıldı. 6 tanesini Türkiye yaptı. Türkiye'yi kimse küçük görmesin.”

MEHMET ŞİMŞEK-Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı: “Hayal bile edilemez performans gösterdik”
“2017 üçüncü çeyrekte beklentilerin oldukça üzerinde bir büyüme söz konusu oldu; yüzde 11.1 büyüdük.  Büyümenin detaylarına bakıldığında, çok olumlu sayılacak trendler bulunduğunu görüyoruz.
Makine-teçhizat yatırımlarında
çok büyük artış oldu
Yatırımlar gelecek açısından çok önemli. Yatırım her şeyin başı. Yatırımla birlikte üretime geçiş, istihdam, ihracat… Yatırımlar da nitelik olarak eğer makine-teçhizat yatırımı varsa kaliteli yatırım kategorisine girer. Özellikle makine-teçhizat yatırımı üretken kapasiteyi artırıyor yani geleceğe ilişkin beklentileri, büyümenin devamı ve refahın kalıcı artması noktasında olumlu etkiliyor. Rakamlara bakıldığında üçüncü çeyrekte makine-teçhizatta yüzde 15.3’lük artış var. Bu son derece önemli bir rakam. Son bir yıldır her ne kadar Türkiye büyüdüyse de makine-teçhizat yatırımları eksideydi. Yatırım kısmına bakıldığında daha çok inşaat yatırımlarında artış vardı. İnşaat her ne kadar bir ihtiyaçsa da esas olan makine-teçhizat, yazılım ve Ar-Ge yatırımlarıdır. Üçüncü çeyrekte yatırımlarda bu kadar güçlü bir artış, gelecek açısından son derece pozitif bir sinyaldir.
Büyüme, dördüncü çeyrekte de devam etti. Dolayısıyla yılın tamamında bizim yüzde 5.5’lik hedefimizin epey üzerinde bir büyüme söz konusu olacak. Şu anda muhtemelen rakamlar yüzde 6.5 üstü bir büyümeye işaret ediyor. Rakamlar güçlü.
Büyümede Kredi Garanti Fonu’nun (KGF) da etkisi bulunuyor; bu kapsamda 200 binin üzerinde KOBİ krediye erişim sağladı. Bir taraftan istihdam bir taraftan KOBİ’ler. Büyüme, hem yüksek hem kapsayıcı. Sanayi esas itici güç. Genel anlamda hakikaten bir yıl öncesine göre hiç kimsenin hayal edemediği kadar güçlü bir performans söz konusu.”

NİHAT ZEYBEKCİ-Ekonomi Bakanı: “Yatırım teşvikleriyle dünyada ses getireceğiz”
“2017 üçüncü çeyrek ortalamasına bakarsak dış ticaretten istediğimiz sonucu elde ettik. Büyümemiz olsun ama bu büyümemiz üretime, yatırıma, ihracata dayalı olsun istedik. Onu elde ettik. 2018'le ilgili beklentilerimiz son derece pozitif.
İstihdam yaratan bir büyüme sağladık; Bir milyon küsür vatandaşı son 1 yıllık süreçte istihdam ettik. Yatırım teşvik belgelerine baktığımızda artış yüzde 50'nin üzerinde. İstihdamla ilgili beklentilerimiz yüksek. Yüzde 6 ve üzerinde büyümesi gereken bir ülkeyiz. Türkiye'nin elde ettiği bir başarıdır bu. Büyümedeki en büyük pay, özel sektörün, ekonomi aktörlerinin başarısıdır. 
Enflasyonda TL'nin kurun hareketli olması sebebiyle istediğimiz sonuçları elde edemedik. 2018'in içinde ilk çeyrekte enflasyonla ilgili güzel sonuçlar alacağız.
AB'nin genelinden 5 kat daha fazla büyümüş bir ülke olarak konuşuyoruz. 2018'in 2017 gibi başarılı olmasını, çok iyi sonuçlar elde edilecek bir büyüme rakamı bekliyoruz. İhracatı 2018 yılında iki kat artırmak istiyoruz. 
Reel ekonomide, istihdamda çok önemli şeyler yaptık. AB'ye gittik. Muhataplarımızla 2014 Ocak ayından beri Gümrük Birliği’nin güncellenmesi için çalışmalar yaptık. Bu 160 milyar dolarlık bir ticaret hacmine ulaşmak demek. Güncellenmesiyle tarım gıda, hizmetler ve elektronik ticarette ekonomik entegrasyonu tamamlayıcı bir şekilde atılacak adımlarla AB'de kazanacak biz de kazanacağız. Gümrük Birliği'nin güncellenmesinde somut adımlara yaklaştık. 
Proje bazlı yatırım teşvik sisteminde kapsamlı bir yetki aldık. Yatırımcıyla herşeyi konuşabiliriz. Yatırım teşvik belgelerinin arttığını gördük. 2017’de proje bazlı sistemde 70 milyar TL'lik yatırım teşvik belgesi verdik. Dünyada ses getirecek yatırım teşvik belgelerini vereceğiz. Türkiye'nin rakamları 2018'de de oldukça iyi gelecektir.”

M. RİFAT HİSARCIKLIOĞLU-Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı: “Türkiye ekonomisi ve reel sektörümüz, sağlamdır, dinamiktir”
“Türkiye, Hükümet’in verdiği destek ve teşviklerle dünya standartlarının üzerinde büyüme gerçekleştirdi. Ekonomik büyümede 9 ay itibariyle yüzde 7.4’e, sanayide ise geçen senenin 3 katına ulaşıldı. 2016’da sanayide üretim artışı yüzde 2’lerdeydi. Bu sene yüzde 6’ya ulaştık. Hükümetimiz’in verdiği teşviklerin boşa gitmediğini, özel sektöre güç verdiğini görüyoruz. Bununla ilgili bir gösterge daha var. 11 ayda çek kullanım tutarı arttı. 708 milyar liradan 722 milyar liraya yükseldi ama karekodlu çekin de sayesinde, karşılıksız çek miktarı azaldı. 27 milyar liradan 16 milyar liraya geriledi. Piyasadaki rahatlama, buraya da yansımış oldu.
Geçen yıla göre 55 milyar lira fazla yatırım yapıldı ve son iki yılın en güçlü yatırım artışı bu çeyrekte yaşandı. Camia olarak istihdam seferberliğinde Cumhurbaşkanımıza verdiğimiz sözü yerine getirdik. İhracatta 2016’nın tamamındaki rakama, bu yıl 11 ayda ulaştık. Buradaki başarımızda da Gümrük ve Ticaret Bakanımız’ın büyük payı var. Gümrük işlem sürelerini ve maliyetlerini azaltmada gösterdiği kararlılık ve başarı sayesinde, dış ticaretimiz ivme kazandı. Tüm bunlar şunu gösteriyor. İçeride ve dışarıda karşımıza çıkarılan her türlü sıkıntıya rağmen Türkiye ekonomisi ve reel sektörümüz, sağlamdır, dinamiktir.
Gelecek yıl, 2017’den daha iyi olacak: Gelecek yılda da benzer bir performans göstermeyi hedefliyoruz. Elbette sıkıntılar da var. Mesela hem faiz oranlarındaki hem de döviz kurlarındaki yükselme, reel sektörü zorluyor. Firmalarımızın finansman yükünü artırıyor. Bu konularda da reel sektöre destek verileceğine inanıyoruz. Bir diğer önemli konu ise Şırnak, Cizre ve Silopi’deydim. Bölgedeki işadamlarımız, Cazibe Merkezleri Programı başvuru sonuçlarının açıklanmasını ve teşviklerin hayata geçmesini büyük bir umutla bekliyor.
Gelecek yılda küresel büyümenin ve ticaretin, bu yıldan daha iyi olması beklentisi piyasalara hakim oldu. Büyümeden Türkiye'nin payını alması için istihdam, üretim ve ticaret teşviklerinin sürmesini istiyoruz. 2016’da gelişen ülke tahvillerine, 40 milyar dolar para girişi olmuştu. Bu rakam 2017’de 80 milyar dolara çıktı. 2018’de de bu artış sürebilir. Bu niye önemli? Çünkü önümüzdeki sene, kamu ve özel sektör olarak, 210 milyar dolar civarında dış kaynak ihtiyacımız var. Demek ki iyi bir büyüme hikayemiz olursa hem dünyada bize karşı oluşturulmak istenen algıların önüne geçer hem de bu finansman kaynağından daha fazla istifade edebiliriz. Kamu ve özel sektör elbirliği içinde çalışarak, bu yüksek büyüme temposunu, kalıcı hale getirebiliriz.”

MEHMET BÜYÜKEKŞİ-Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı: “2018’de ihracatta rekor kıracağız”
“2017 yılını ihracat ve istikrar için ‘atılım yılı’ olarak ilan ettik, koyulan hedefleri aşmak için de bir yol haritası oluşturduk. Bu yıl hükümetten talep ettiğimiz desteklerin birçoğu kabul gördü. Verilen destekler, ihracatçılarımıza can suyu oldu. Aynı zamanda, dünya ekonomisindeki toparlanma da ihracatımıza misliyle yansıdı.
2018 yılında ise ihracatta OVP hedefi olan 169 milyar doları aşarak tüm zamanların rekorunu kıracağımıza inanıyoruz.
“İngiltere, Japonya ve Endonezya’da yeni TTM’ler açacağız”: TİM olarak bu yıl 28 ülkeye ticaret heyeti organize ettik, Afrika’dan Uzak Doğu’ya, Avrupa’dan Orta Doğu’ya kadar birçok ülkeye ihracatçıları götürdük. Gelecek yıl ise Şili’den Japonya’ya Senegal’den Ukrayna’ya en az 30 ülkeye ticaret heyeti organize etmeyi planladık. İhracatçılarımıza ilgili pazar hakkında bilgi verdiğimiz ‘ROTA’ programlarımıza 2018 yılında da devam edeceğiz. Bu yıl ihracatçılarımıza 9 ülke hakkında bilgi verdik. 2018’de ise en az 10 ülkeyi daha detaylarıyla anlatacağız.
Yine 2017 yılı içerisinde Türkiye Ticaret Merkezleri Projesi’ni hayata geçirdik. Bu çerçevede Tahran, New York, Chicago ve Dubai’de Türkiye Ticaret Merkezleri’ni açtık. 2018 yılında ise İngiltere, Japonya ve Endonezya’da yeni TTM’ler açacağız. ABD’deki TTM’lerimize biri Miami diğeri yine New York olmak üzere iki yeni TTM daha ekleyeceğiz. Rusya, Almanya, Katar gibi ülkeler ise TTM açmayı planladığımız ülkelerin başında yer alıyor.
“2018 istihdamın artmaya devam ettiği bir yıl olacak”: İnanıyoruz ki 2018 yılı Türkiye için güçlü büyümenin devam ettiği, risklerin görece olarak daha aşağıya indiği, istihdamın artmaya devam ettiği bir yıl olacak. Güçlü büyüme momentumunu 2018 yılında da devam ettireceğiz.”

EROL BİLECİK-TÜSİAD Başkanı: “Dört dörtlük devrim: Sanayi 4.0”
“2017 yılında, dünya en çok Sanayi 4.0’ı konuştu. Ülkelerin en önemli büyüme stratejilerinden biri olan Sanayi 4.0, dünyanın ekonomik merkezlerinde gündemin üst sıralarına oturdu. Yeni yıla girerken de, teknolojinin üretim süreçlerinin her aşamasında kullanıldığı yeni bir sistemin kalp atışlarını duyuyoruz.
Bir an evvel adapte olmamız gereken 4. Sanayi Devrimi, ‘dört dörtlük’ bir devrimdir!
Sanayide dijital dönüşümü gerçekleştirmenin yarısı, teknolojileri üretim hatlarına ve değer zincirinin bütününe entegre etmekle ilgili. Diğer yarısı ise; bunu mümkün kılacak stratejileri ve politikaları hayata geçirebilmekle. Bu sürecin başarısının sürdürülebilirliği ise ancak ve ancak teknolojiyi ülkemizde geliştirmekle mümkündür. Türkiye'nin bilgi ve teknoloji üretmeden gelişmesi de kalkınması da mümkün değildir. Türkiye, küresel bir güç olmak istiyorsa; bir an evvel kendi teknolojisi ile üretim yapmaya başlamak zorundadır.
Yakın bir zamana kadar, bizimle aynı ekonomi rakamlarına sahip olan ülkeler, bugün, sanayide dijital dönüşümün başarı hikayelerini yazıyorlar.
Şunu iyi biliyoruz: Sanayinin dijital dönüşümü, tek bir şirketin veya bir sektörün, tek bir teknoloji ile başarabileceği bir süreç değildir. 4. Sanayi Devrimi, değer zincirinin tüm halkalarının rol aldığı, kararlılık isteyen bir ekip işidir. Unutmamamız gerekir ki; eller çok olunca, yük hafifleşir. Eğer etkili işbirliklerini destekleyen mekanizmaları hayata geçirirsek; ana sanayinin tedarik sanayisinin gelişimini ivmelediği; sektörel derneklerin iş dünyasını ateşlediği; kamu, özel sektör ve akademinin el ele koştuğu sürdürülebilir bir ekosistemi hep birlikte yaratabiliriz.
4. Sanayi Devrimi sürecinde büyük önem arz ettiğine inandığım bir diğer husus ise ‘insan’. ‘Dijital Dönüşüm’ ile birlikte gerek işgücünde gerekse özel hayatlarımızda büyük değişiklikler meydana geliyor. Ve bu değişiklikler etkisini katlayarak devam edecek. Bu değişimleri tehdit değil, fırsat olarak görmek ise yine bizim elimizde. İnsan, dijital dünyanın en asli unsurudur. ‘Dijital Dönüşüm’ü bir fırsata çevirebilmek için eğitim ve istihdam alanında uzun dönemli stratejilere ihtiyacımız var. Bunları hayata geçirmek ise yine kamu ve özel sektör işbirliğiyle mümkün.”

TARKAN KADOOĞLU-TÜRKONFED Başkanı: “Reformların temelinde KOBİ’ler yer almalı”
“2017 yılı küresel ekonomilerin geçmiş döneme kıyasla daha olumlu bir ortam içinde olduğu bir yıl oldu. İçinde bulunduğumuz bu ılımlı küresel büyüme ortamında, Türkiye de gösterdiği büyüme performansıyla öne çıktı.
2018 yılının ekonomik politikalar ve sonuçları açısından birden fazla dengeye dikkat edilmesi gereken hassas bir yıl olacağını düşünüyoruz. 2017 büyümesinin yüzde 5’in altına düşmemesi, maliye ve para politikası hedeflerinden uzaklaşmadan, finansal piyasalarda oynaklık yaratmayacak bir hareket alanı açması gerekiyor.
Türkiye’nin hareket alanını genişletebilmesinin yolu, yapısal tarafta verimliliği ve üretkenliği artıracak, potansiyel büyüme hedefini yukarı itecek adımlar atmaktan geçiyor. Önceliklendirilen, iyi anlatılmış ve uygulama kararlılığını ispat eden bir reform haritası, Türkiye’yi 2018 yılında küresel ekonomik risklerden ve finansal piyasa oynaklığından koruyacaktır.
Bu noktada geliştirilmesi gereken alanları; ‘Kurumlar, Eğitim Kalitesi ve İstihdam Piyasası’ olarak 3 ana başlıkta sıralayabiliriz. Kurumlar açısından; yargı bağımsızlığı, anlaşmazlık halinde kanunların yeterliliği, küçük yatırımcının korunması ve fikri mülkiyet hakları öne çıkmaktadır.
Eğitim ve istihdam piyasası açısından; çağdaş ve bilimsel bir eğitim sistemi ile nitelikli mesleki eğitim, iş dünyasında kadın istihdamı ve kadınların çok yönlü güçlendirilmesi, gençlerin uzun dönemli istihdam becerilerinin geliştirilmesi ile genç istihdamı üzerine yeni politikalar üretilmesi gerekmektedir. İş ortamı, iş yapma kolaylığı, kayıt dışı ile etkin mücadele, vergi oranları ve KOBİ merkezli politikaları yeni dönem reformlarının odak noktası olmalıdır.
Türkiye ekonomisinde girişimciliğin yüzde 99’unu KOBİ’lerin oluşturduğunu göz önüne aldığımızda, büyümenin kalitesini artıracak her reformun temelinde KOBİ’lerin de yer alması gerekiyor. 2018’de büyümede kalite ve verimliliği geçerli kılabilmek için bu yıl raporlarımızda vurguladığımız “il/bölge özelinde reçetelerde” eğitim odaklı, yaratıcılık odaklı çalışmaların desteklenmesi, kayıt dışı istihdamı  ve işgücü maliyetini azaltacak prim teşviklerinin desteklenmesi, çocuk/yaşlı bakımı ve kreş fonunun hayata geçirilerek kadınların işgücüne katılımının artırılması önerilerimizin hayata geçmesi önem taşımaktadır.”

ABDURRAHMAN KAAN-MÜSİAD (Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği) Genel Başkanı: “Yatırımlardaki artış ekonomiye olan güvenin işareti”
“Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2017 yılının 3. çeyreğinde gerçekleşen yüzde 11.1 oranındaki GSYH artışı, Türkiye adına oldukça sevindirici bir gelişme. Bu oran Türkiye’nin G20 ülkeleri arasında yılın 3. çeyreğinde en çok büyüyen ülke olduğunu gösteriyor. Böylece, yılın ilk 9 ayında da ortalama olarak 7.3 puanlık bir gelişme sağlanmış oldu. Çift haneli bu büyüme oranı, ekonominin bütün aktörleri adına, önümüzdeki döneme yönelik motive edici bir gelişme olarak da ilave bir ehemmiyet arz etmektedir. 11.1 puanlık gelişme dengeli bir büyümeye işaret ediyor. Bu dönemde yalnızca iç talep değil, aynı zamanda dış talep de büyümeye de ciddi bir şekilde katkı vermiş ve yatırımlardaki artış da ivme kazanmıştır. İç talepteki artış oranı yüzde 11.7 olarak gerçekleşerek önceki çeyrekteki artışın neredeyse 4 katına çıkmış, dış ticaret rakamlarında son dönemde görülen canlanmayla birlikte mal ve hizmet ihracatındaki artış oranı da yüzde 17.2 olmuştur.
Türkiye ekonomisi topyekûn bir büyüme kaydediyor: Yatırımlardaki artış, reel sektörün ekonomiye olan güvenine işaret ediyor. Yatırımlardaki artışın yalnızca inşaat sektörü yatırımlarından kaynaklanmaması, sanayi sektörü adına büyük önem arz eden makine ve teçhizat yatırımlarının da yüzde 34.0 oranında artış kaydetmesi; Türkiye ekonomisi adına sevindirici bir gelişmedir. Yatırımlardaki artışın sürmesi, reel sektörün ekonomiye olan güveninin sürdüğüne işaret etmesi bakımından da oldukça önemli bir gelişme olmuştur.
Türkiye ekonomisi, önümüzdeki süreçlerde de büyümesine devam edecek. Faaliyet kollarına göre GSYH artışına bakıldığında, yine dengeli bir artış olduğunu görüyoruz. Nitekim bu dönemde hizmetler, sanayi, tarım ve inşaat sektörlerinin tamamında artış gerçekleşmiştir. Sanayi sektöründe gözlenen yüzde 14.8’lik genişlemede imalat sanayiinin 15.2 puan artış kaydetmesi etkili olurken hizmetler sektöründe 20.7 puan, tarım sektöründe 2.8 puan ve inşaat sektöründe 18.7 puan büyüme kaydedilmesi, Türkiye ekonomisinin topyekûn bir büyüme kaydettiğini göstermektedir. Türkiye ekonomisinin önümüzdeki dönemde de güçlü büyüme performansını sürdüreceğini ve yılsonunda yüzde 7’nin üzerinde büyüme oranı sağlanacağını tahmin ediyoruz. 2018 yılı böyle bir motivasyonla girdiğimiz ve önde gelen ekonomiler arasından pozitif olarak ayrıştığımız bir yıl olacaktır.”

Sonuç: İnsan-teknoloji oynaşması-kaynaşması
2018 yılı ve sonrasına spekülatif olmayan tahmin ve öngörülerle baktıktan sonra bir de “görünen köy kılavuz istemez” misali bakmamız yararlı olacaktır. Bilhassa yenilikçi ve girişimci olanlar için bilişim teknolojileri temelinde akıl almaz genişlikte alanlar açılmaktadır. Teknoloji ile adeta sihirbazlık ölçeğinde yaratıcılıklar sergilenmektedir. Sanayi 4.0 ile birlikte gelen akıllı dünya, beraberinde bir de Toplum 5.0 denilen ‘süper akıllı toplum’u da getirmektedir. Bütün bunlar bize, içine girmediğimiz sürece “oyun” gibi görünebilir; bu nedenle vakit kaybetmeden gerçeğin içine girmeliyiz. Deneyelim:
Yapay zeka: Önümüzdeki birkaç yıl içinde yapay zeka, sadece veri düzenlemede değil, veriye göre harekete geçmede de harcadığımız zamanı kısaltacak. İşletmeler, kendileri adına veri odaklı "düşünme görevlerini" yerine getirmesi için yapay zekadan faydalanarak yeniliklerin kapsamını belirleme, içeriğini tartışma, senaryosunu planlama ve test etme sürelerini azaltacak.
Nesnelerin IQ’su: 2018 yılından başlayarak nesnelerin internetinin can verdiği şehirleri, işletmeleri, evleri ve taşıtları daha fazla görmeye başlayacağız. İşlem gücü maliyetinin düşmesi ve bağlantı maliyetlerinin sıfır dolara yaklaşması ile yakın zamanda 100 milyara ve sonra da bir trilyona yakın bağlı cihaza sahip olacağız. Tüm bu verilerin yapay zekanın gücüne sahip işlem gücü ile birleşimi de makinelerin, kaynaklarımızı daha iyi bir şekilde yönetmesine yardımcı olacak. Teknoloji, bizim bir uzantımız gibi işleyecek. Her nesne akıllı hale gelecek ve daha akıllı hayatlar yaşamamıza olanak sağlayacak.
Artırılmış gerçeklik: 2018’den itibaren artırılmış gerçeklik gözlüklerini daha fazla kullanmaya başlayacağız. Örneğin; inşaat işçisi, mimar ve mühendis ekipleri; tek bir proje görünümü üzerinden yeni yapıları görselleştirmek, çalışmalarını koordine etmek ve bir teknisyen sahaya gelemediğinde çalışanlara iş üstü eğitimi vermek için artırılmış gerçeklik gözlükleri kullanıyor. Bu tarz uygulamaları özellikle oyun ve eğlence sektörlerinde daha fazla görmeye başlayacağız.
Sanal gerçeklik: Önümüzdeki on yıl içerisinde sanal gerçeklik ve yapay zeka gibi teknolojiler insanların duygularından ve önyargılarından bağımsız hareket etmesine yardımcı olacak. Birkaç sene içerisinde yapay zekanın bilinçli ve bilinç dışı önyargıları gidermesi için işe alım ve terfi prosedürlerine uygulandığını göreceğiz. Bunun yanı sıra sanal gerçeklik, iş mülakatlarında potansiyel bir çalışanın gerçek kimliğini bir avatar ile maskeleyerek, iş görüşmelerinde sadece liyakatın kriter alınmasını sağlayacak.
Medya ve eğlence, e-spor: 2018 yılında sanal gerçeklik gözlüklerinin kullanımının artmasıyla dünyada ilginin her geçen gün arttığı e-spor, ana akım haline gelecek. Bu teknoloji sayesinde belirli bir fiziksel yeterliliğe veya güce sahip olmadan başarıya ulaşmak mümkün olacak.
‘Mega-bulut’a yolculuk: Bulut teknolojisinden bir sonraki adım olan, birden çok bulutun uyumlu ve bütüncül bir şekilde çalışacağı mega bulut teknolojisine geçiş başlayacak. Mega bulutu oluşturmak için ağ oluşturmada (veriyi bulutlar arasında taşımada), depolamada (veriyi doğru buluta yerleştirmede), hesaplamada (iş yükleri için en iyi işlem yapma ve hızlandırma olanağından faydalanmada), organizasyonda (ağ iletişimini, depolamayı ve hesaplamayı bulutlar genelinde ilişkilendirmede) çoklu bulut inovasyonlarını hayata geçirmemiz gerekecek.
Şirketler siber güvenliğe öncelik verecek: Makinelerle giderek artan ilişkilerimiz göz önüne alındığında, yaşanan ufak aksaklıklar büyük sorunlara yol açabiliyor. Bu nedenle 2018 yılında uluslararası şirketler siber güvenlik araçlarına ve teknolojilerine öncelik verecek.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner227

banner223

banner216

banner229

Güneş bulut arkasından gözüktü; YENİ EKONOMİ...
Dengelenme-Disiplin-Değişim (YEP 2019-2021) Hazine ve Maliye Berat Yeni Ekonomi Programı’nı (YEP) Programın...

Haberi Oku