Başbakan Binali Yıldırım Yeni Orta Vadeli Programı açıkladı: ‘İŞ'İMİZ ‘KIŞ' BAHTIMIZ ‘YAZ'!

Başbakan Binali Yıldırım, Başbakan Yardımcıları; Mehmet Şimşek ve Nurettin Canikli, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan ve Maliye Bakanı Naci Ağbal, Yeni Orta Vadeli Programı (2017-2019) açıkladılar.
Başbakan Binali Yıldırım sunumunda programı dillendirdi. Programın arkasına konulacak politikayı açıkça sergileyerek rakamları ve yüzdeleri canlandırdı.;
Yeni OVP, dengeleri bozulmuş bir dünya ekonomisinde dengeli bir Türkiye ekonomisinin yıldız gibi parlatılmasının mümkün olduğu iddiasını taşıyor. Başbakan Yıldırım’ın sunumu, ekonominin geleceğine dair piyasa karamsarlığını dağıtıyor, biran önce  atak ekonomiye ve hormonsuz gelişmeye geçiş yönünde karar vericileri cesaretlendiriyor. 
Başbakan Yıldırım’ın OVP sunumu Türk iş dünyasını “arkadan ittirici”  özellikteydi.  Yıldırım, "gelişmiş" ve "gelişmekte olan" ülkeler ayrımı yaparak, Çin ve Hindistan'ın diğerlerine biraz "fark yaptığını" vurguladı; genelde, gelişmekte olan ülkelerin dünya büyümesindeki yavaşlamaya rağmen büyümelerini istikrarlı bir şekilde artırmaya devam ettirdiklerine dikkat çekerek şunu söyledi:
“Türkiye ekonomisi 2009 yılı dışında, 27 çeyrek boyunca sürekli büyüdü. Ekonomi bu sene de aynı şekilde büyümeye devam etti. Bu yıl Çin ve Hindistan dışında Türkiye, dünya ortalamasının iki katı büyümeyi yakaladı. Bu büyüme bizim için yeterli değil. Yüzde 3-4 bandında bir büyüme bizim asla hedeflediğimiz bir büyüme değildir. Ancak 'el ile gelen düğün bayram' derler, küresel olumsuzluklar bizi de etkiliyor. Avrupa'da eksi düzeylere veya sıfır düzeylerine giderken biz yine yüzde 3'ün üzerinde bir büyümeyi 2016'da yakaladık."
Yıldırım sunumunda, Hükümet’in aldığı kararlarla farkındalık yaratmaya çalıştığını belirterek iş dünyasının yatırıma odaklanmasını istedi ve şunları hatırlattı: “Hatırlayın Haziran-Ağustos arası Meclis'ten iş alemimizi, çalışanlarımızı, emeklilerimizi, bütün toplum kesimlerini ilgilendiren çokça kanun çıkardık. Bu kanunlar 'laf olsun' diye çıkarılan kanunlar değil, her biri vatandaşımızın hayatına dokunan, onların hayatını kolaylaştıran ve geleceklerine yönelik bir birtakım faydalar sağlayan kanunlar. Şimdi bunların semeresini görmeye başladık. Şunlar var burada:  Prim affından tutun, vergilerin yeniden yapılandırılmasına, Varlık Barışı’na, Türkiye Varlık Fonu'nun kurulması, şehitlerimize, gazilerimize bazı ilave imkanların araç alımında sağlanması, esnafa ÖTV muafiyeti sağlanması, teşviklerin özel, sipariş usulü yapılması. Yani öyle sıradan teşvik değil özellik arz eden katmadeğeri yüksek mallar, üretim için sipariş usulü yani ısmarlama teşvik modelinin geliştirilmesi, ihracatın artırılmasına yönelik tedbirler alınması. Burada yerlileştirme var, millileştirme var. Firmalar, ihracat artışını sağlamayı taahhüt ederlerse onlara ilave teşvikler sağlanacak."
Başbakan, 3 yıllık Orta Vadeli Program kapsamında; "2017-2019 dönemlerinde büyüme oranını artıracağız. Bu bir kere vazgeçilmez bir hedefimiz. Çünkü 2023 hedeflerine doğru emin adımlarla giderken düşük büyüme oranı bizim işimize yaramıyor. Onun için büyüme oranlarını mutlaka 2017'den başlayarak 2019'a kadar belirli bir oranda yukarıya çekeceğiz. Bu, yüzde 5'in altında olmayacak" dedi.
Yıldırım, OVP'nin 5 temel amacı bulunduğuna dikkat çekti, Türkiye'de siyasi istikrarın olduğunu, milletin Hükümet’e tam desteği bulunduğunu, milletin desteği olduktan sonra istikrarın süreceğini, istikrar sürünce de büyümenin kendiliğinden geleceğini söyledi.
Başbakan’ın koyduğu izlek doğrultusunda yeni OVP’yi (2016-2019) okurlarımızın dikkat ve değerlendirmesine sunuyoruz.
BÜYÜME TAHMİNLERİ DÜŞÜRÜLDÜ
Ekonominin  toplamda ve bileşenleri bazında “büyüme” altbaşlıklarına ilişkin Ocak 2016’da açıklanan Orta Vadeli Program’a göre öngörülen hedefler Yeni OVP ile kısmen geri çekildi. OVP büyüme hedeflerini  yıllar itibarıyla (1) numaralı tablodan izleyebiliyoruz.
Tablodan gördüğümüz, 2016 yılı için büyüme gerçekleşmesinin 4.5'tan 3.2'ye çekildiğidir.
Ancak büyüme iddiası korunmaktadır. Büyüme hedefi 2017 için tahmin yüzde 5'ten yüzde 4.4'e indirilmiştir ama 2018 ve 2019'da yüzde 5 büyüme öngörülmüştür. Ancak  okurun dikkatine sunmak isteriz ki Ekim 2016 ayında sanayide büyüme bir önceki aya göre yüzde 10 artmıştır. Bu da bize, Türkiye ekonomisinin büyüme kapasitesinin OVP’de öngörülen hedefleri aşabileceğini anlatmaktadır.
Başbakan Yıldırım, “Büyüme nasıl olacak?” sorusunu şöyle yanıtladı: “İstikrar olunca kapsayıcı bir büyümeyi de gerçekleştireceğiz. Büyümenin kalitesinden bahsediyoruz. Saman alevi gibi birden bire büyüyorsunuz, tamamen tüketime bağlı, tamamen ürün bazlı büyüme. Bu kalıcı olmaz. Katmadeğer üreten, fark oluşturan, mukayeseli üstünlük sağlayan bir büyüme altyapısını oluşturmak. Büyümenin çeşitliliğini, kalitesini artırmak dolayısıyla rekabet gücümüzü geliştirmek. Türkiye'nin mutlaka katmadeğeri yüksek teknolojik ürünlerde söz sahibi olması gerekir. Bunu ileri teknoloji sanayi üretiminde, savunma sanayinde, uzay ve havacılık, bilişim, ilaç sektöründe ve kimyasallarda başarabiliriz. Bu sektörlere daha fazla yoğunlaşacağız, söz konusu alanlarda yerlileşmeyi, millileştirmeyi artırıcı tedbirleri alacağız.”
ENFLASYONLU BÜYÜME YOK
Türkiye’de ekonomik büyüme denilince akla hemen  “yüksek enflasyon”  gelir. OVP bu sapmayı yaşatmamayı öngörüyor. Enflasyon kaleminde belirlenen hedefleri (2) nolu tablodan görebiliyoruz.
Enflasyonda 2016 yıl sonu beklentisi yüzde 7.5 olarak korundu. 2017 enflasyon tahmini yüzde 6'dan 6.5'a yükseltildi. 2018-2019 enflasyon tahminleri ise yüzde 5 olarak belirlendi.
Başbakan Binali Yıldırım, OVP’nin enflasyon öngörüsünü şu sözlerle değerlendirdi:
“İkinci temel amacımız enflasyonu düşürmektir. Bu sene planladığımız şekilde, büyük bir öngörülemeyen bir şey olmazsa yüzde 7.5 seviyesinde bir enflasyon ile sezonu kapatmış oluyoruz. Seneye hedef daha düşük, seneye enflasyon oranımız yüzde 6.5 devam eden senede daha da azalıyor yüzde 5 seviyesine gerilemiş oluyor. Görüyorsunuz, kademe kademe enflasyonu düşürmek en önemli hedeflerimiz arasında yer alıyor, oradaki oranlar belki küçük görülebilir ama şöyle bir 15 yıl öncesine gidelim, çift haneli rakamları oranları hatırlayalım, yüzde 30-50'leri. Ben daha yeni işe başlamıştım, 70'li yılların sonunda yüzde 135 enflasyonu gördüm. Sabah parayı alan dövizcilere koşuyordu, öğlen olmadan alırsa kar ettiğini sanıyordu. Öyle günlerden bugünlere geldik ama bunu da yeterli görmüyoruz. Bu aşağı doğru eğilim bizim kararlılığımızı gösteriyor. Bu konuda kararlıyız, enflasyonu mutlaka sürdürülebilir düşük bir orana çekeceğiz. Bu sağlıklı büyüme için çok önemli."

DIŞ TİCARETİN BÜYÜTÜLMESİ

Türkiye son iki yılda önemli bir ihracat-ithalat daralması yaşadı. Bu konuda yeni bir atılım dönemine gireceğimiz ve bunu başarmakta zorlanmayacağımız anlaşılıyor. Yeni OVP’nin, (3) numaralı tablodan da gördüğümüz hedefleri  öngörümüzü doğruluyor.
Gelecek 3 yıl süresince ihracatın reel olarak yıllık yüzde 6.7, ithalatın da yüzde 4.5 artacağı tahmin edilirken 2017 yılı sonunda 153.3 milyar dolar olması beklenen ihracatın dönem sonunda 193.1 milyar dolara, 214 milyar dolar olması beklenen ithalatın da dönem sonunda 261.8 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
Cari açığın milli gelire oranının 2017 yılı sonunda yüzde 4.2 olarak gerçekleşmesi, söz konusu oranın program dönemi sonunda yüzde 3.5'e gerilemesi öngörülüyor.
Enerji ithalatının ekonomik faaliyetlerdeki ivmelenmeye ve petrol fiyatlarındaki yukarı yönlü eğilimin devamına bağlı olarak gelecek yıl sonunda 32 milyar dolar olacağı, program dönemi sonunda da 41.3 milyar dolar seviyesine yükseleceği tahmin ediliyor.
Seyahat gelirlerinin de gelecek yıl 23.5 milyar dolar olacağı, uluslararası güvenlik kaygılarının azalmasına ve dış politikadaki olumlu gelişmelere bağlı olarak yıllık ortalama yüzde 14.6 artışla program dönemi sonunda 27.7 milyar dolara ulaşması hedefleniyor.
Başbakan Binali Yıldırım, dış ticaretimize ilişkin konulan OVP hedeflerini şu sözlerle dillendirdi:
"Satarken azimli, alırken nazlı olacağız. İçeride yapılan bir şey varsa fuzuli yere dışarıdan alınmaması, fiyatların rekabetçi seviyeye düşürülmesi gerekir. Milletin bir şeyi pahalı almasına da gönlüm razı olmayacak. Türkiye'de üretilenin de dışarıdaki ile aşağı yukarı aynı olması gerekir.
İhracatçılara yeni destek verdik.  Diyelim 1 milyon dolarlık ihracat yapıyorsun, geldin dedin ki, 'Bu sene ben 200 bin dolar daha fazla ihracat yapacağım', kardeşim yapacağın bu 200 bin dolar için sana ilave destek vereceğiz, artıracağın miktar için destek verilecek. Belirli destekler var. Mevcut desteklerin üzerine bir destekten bahsediyoruz. Bunun için Eximbank'ın destek bütçesini artırıyoruz, 3 katına çıkarıyoruz. Eskiden 1 milyar liraydı, şimdi 1 milyar dolara çıkarıyoruz. Böylece cari açığı azaltma yönünde kararlı bir programımız olacak."

CARİ AÇIĞIN TELAFİSİ

Türkiye’nin, korkulmaması gereken müzmin ekonomik sorunlarından biri “cari açık”tır.
Sıcak para girişine olan yakıcı ihtiyacın sebebi budur. Önümüzdeki 3 yılda bu konuda nasıl bir seyir izleneceği ve cari açıkta düzelmenin hangi seviyelerde olacağı (4) numaralı tabloda gösteriliyor.
Yeni OVP’ye göre cari işlemler açığının bu yılı 31.3 milyar dolar olarak tamamlaması bekleniyor.
Cari açığın gelecek yıl 32.0, 2018’de 31.7 ve 2019’da da  31.2 milyar dolar olacağı öngörülüyor. Cari açığın GSYH'ye oranının ise 2016'da yüzde -4.3, 2017'de yüzde -4.2, 2018'de yüzde -3.9, 2019'da yüzde -3.5 olması hedefleniyor.
Başbakan Yıldırım, “İrad masrafı kurutmuyor, açık bulunuyor, iradı artırmak ve daha çok satmak gerekir” diyerek sorunu özetliyor. 2015-2016 yıllarında Rusya ile yaşanan kriz nedeniyle turizm gelirlerinde yüzde 40 düşme yaşandığına dikkat çeken Yıldırım, bu kalemde toparlanmanın başladığını, diğer OVP kalemlerinde sağlanacak gelişmelere bağlı olarak da iyileşeceğine olan kuvvetli inancını dile getirdi.
YENİ OVP’NİN 2016-2019 İSTİHDAM HEDEFLERİ
Türkiye ekonomisinin  yapısal normu olarak makul işsizlik oranı yüzde 10 civarındadır. Bunun üstüne çıkılması endişe, altına inilmesi ise güven kaynağıdır. İşsizlik yatırımla ve girişimciliğin geliştirilmesiyle azaltılabilir. Bu iki araç Yeni OVP’de kullanılacak ve (5) numaralı tabloda gösterilen işsizlik oranlarına ulaşılmaya çalışılacak, yüzde 10’un altında işsizlik hedefine 2019’da ulaşılacaktır.
Binali Yıldırım istihdam konusunu şöyle özetledi: “İşsizlik oranlarında da OVP döneminde istikrarlı bir düşüş öngörüyoruz. 2016 yılında bir miktar yükseliş olacak. Özellikle tarımdan tarım dışı alana kayışla ilgili bir problem var. Oradan gelen istihdam talebinin karşılanması nedeniyle böyle bir rakam ortaya çıkıyor ama daha sonraki yıllarda yine tarımdan tarım dışı alana talep artışı öngörülmesine rağmen OVP hedefleri yakalanacak. Özellikle 2017'den itibaren daha yüksek oranda yatırım hedefleri çerçevesinde istihdam dostu bir büyüme gerçekleştirilecek ve bu yatırımlar desteği ile bu rakamlar, inşallah, 3 yıllık OVP döneminde gerçekleştirilmiş olacak."

MALİYE POLİTİKALARI KORUNACAK

Hükümet’in OVP hedeflerini gerçekleştirmek için başvuracağı önemli silahlardan birinin bütçe uygulamaları olacağı anlaşılmaktadır. Hedeflenen bütçe açıkları ile “kan bankası” işlevi görecek, ekonomideki olumsuza doğru eğim tersine çevrilerek yükseliş trendi yakalanacak. Tablo (6)’da bunun rakamsal ifadesini buluyoruz: Bütçe açığının 2016 yılında 34.6 milyar TL, 2017'de ise 46.9 milyar TL olması bekleniyor. Demek ki bütçe açığının GSYH'ye oranı bu yıl yüzde 1.6 olacak. 2017'de ise bütçe açığı, 1.9'a yükselecek. Hedef, 2018'de yüzde 1.6, 2019'da yüzde 1.3 seviyesine düşecek.
OVP’nin bütçe açığı hedeflerini dikkatli okumalıyız. Açık hedefi 2017’de politika tercihi olarak yükseltiliyor. Buradan, enflasyonda görece yükselmeyi göze alarak yatırımlara odaklanılacağını okuyoruz. Hatta bu politika çerçevesinde bütçe açığının 2017’de yüzde 2’lerin üzerine çıkması bile mümkündür. Sonuç olarak; “Büyüme mali politikalara feda edilmeyecek!” Bütçenin toparlanması politikasına en erken 2018 veya 2019 yılında geçilecek. 
Başbakan Binali Yıldırım, bütçe konusunu şöyle seslendirdi:  "2017 yılında bütçe açığını yüzde 2'nin altında tamamlamış olacağız. Turizm gelirlerimiz yüzde 40 azaldı, sonra biraz toparladı. Bir darbe geçti, terörle mücadele ve 1 Kasım seçimlerinde vatandaşa, çalışanlarımıza verdiğimiz vaatler vardı. 1 Ocak'tan itibaren asgari ücret, vergi kolaylıkları, gençlere teşvikler... Ciddi anlamda bir kaynak aktarımı söz konusu oldu. Tarımda da maalesef kurak bir yıl geçirdik. Bütün bu olumsuzluklara rağmen bütçe açığını yüzde 2'nin altında yani 1.6 düzeyinde tutmayı başardık.
Bunun için Maliye Bakanımız başta olmak üzere bütün bakanlarımıza teşekkür ediyorum. Bu yükseğe çıksaydı, diğer yıllarda bunun bedelini ödeyecektik. Bu sene içerisinde aldığımız anında tedbirlerle bu düzeyde tutmayı başardık.
Bütçe açığı göreceli olarak devam edecek. 2017'de bilerek 1.9'u hedefliyoruz. Bunu neden yaptığımızı biliyoruz. Önümüzdeki günlerde detaylarını da kamuoyuyla paylaşacağız ama ondan sonra 2018'de tekrar bütçe açığı azalmaya devam edecek. Eğer arka planında gerekli tedbirleriniz, hazırlıklarınız varsa bütçe açığını büyük bir tehdit olarak göremezsiniz. Türkiye yüzde 10'ların üzerinde bütçe açığını görmüş bir ülke, ne zaman gördü? Yine bizim AK Parti iktidarında gördü ama büyümeye devam etti, bunlar sürekli olan şeyler değil. Öyle bir an gelir karar alırsınız, bütçe açığını büyütmenin, büyütmemekten daha fazla faydası vardır veya bir zaman gelir bütçe açığını küçültmek sizin için en önemli tedbirdir, onu yaparsınız. Türk ekonomisinin temeli sağlam, bir göstergeyle oynamakla ekonominin bütün parametreleri olumsuz etkilenmiyor. Kaynaklarımız, beşeri kaynaklarımız, altyapımız sağlam. Özel sektörümüzün fevkalade büyük bir başarısı var."

YATIRIMLARA KAYNAK NEREDE?

Yatırım odaklı orta vadeli planlamanın getirdiği soru “kaynak nerede?” oluyor. Başbakan Binali Yıldırım bu soruya şu cevabı veriyor: “Yatırımlar hız kesmeden devam edecek. Yatırımlar için kaynak problemimiz yok. Her şeyden tasarruf olur ama yatırımdan kısıtlama olmaz. Yatırım ülkeyi geleceğe hazırlamaktır. Yatırımın kalitesi de önemli. Altyapı yatırımlarına, istihdam oluşturacak, büyümeye katkı sağlayacak yatırımlara çok daha fazla kaynak ayıracağız. İlk yatırımları 2017'de 2016'ya göre artırmış olacağız. Bunların bir kısımını bütçeyle yapacağız ama büyük bir kısımında da alternatif finans yöntemlerini kullanacağız. Türkiye'de dünyanın en büyük havalimanını, en geniş asma köprüsünü, dünyanın 4. büyük köprüsünü ve birçok şehir hastanelerini; şehir gibi hakikaten 5 bin-6 bin yataklı hastaneleri kamudan, bütçeden kaynak kullanmadan yaptık. Bunların hepsini topladığımız zaman 50 milyar dolar yapıyor. Kaynak var, illa bütçeden yapmamız gerekmiyor, 'para yok, yatırım yapmayalım' böyle bir şey yok. Nasıl büyüyeceğiz? Hem büyüyeceğiz, hem kaynak üreteceğiz, hem de enflasyonu kontrol altına alacağız. Bütün bunlar kararlılık ve istikrarla oluyor.
TASARRUF BÜYÜTÜLECEK
Yatırımların büyümesi tasarrufla yetmediği yerde borçlanmayla oluyor. Başbakan Binali Yıldırım OVP’yi sunumunda tasarruf konusunda izleyecekleri politikayı şu sözlerle özetledi: "Kamu olarak tasarrufta örnek olacağız. Önce kendimizden başlayacağız. Araç alınmasına, yeni bina alınmasına, yapılmasına, kiralanmasına mecburiyet olmadıktan sonra izin vermeyeceğiz. Gereksiz dış seyahatleri sınırlandıracağız. Daha birçok tedbir var. Personel alımında asgari düzeyde, güvenlik, eğitim dışında fazla personel alımı düşünmüyoruz. Dolayısıyla tasarrufu devletten başlatacağız, sonra vatandaşa yüzümüz olsun. Önce biz yapalım, sonra da vatandaşa dönelim 'biz yapıyoruz, siz de katkı sağlayın' diyebilelim."
İLK GİRİŞİME KOLAYLIKLAR
Binali Yıldırım, yatırım ortamını yapacakları reformlarla hızla iyileştireceklerini belirterek şu kararları paylaştı: “İşyeri açılmasında büyük sorunlar oluyor. Belediyeler ayrı hatırını soruyor, bakanlıklar ayrı hatırını soruyor. Kapı kapı dolaşıyor. Bir sürü de para harcıyor dükkan açmak için. Küçük esnafın zaten eti ne, budu ne? Elindeki avucundakini de dükkan açmak için orada burada veriyor. İşe başlayınca sen sağ ben selamet, elde yok, avuçta yok. Bunları şimdi basitleştiriyoruz.  Bu kapsamda işlemler tek bir merkezden ve makul bir zaman içerisinde ve bedelle yapılmış olacak. Rehnin sadece bina, arsa gibi varlıklardan olmayacak, bilgisayar, torna tezgahı veya herhangi bir değer, makina da teminat olarak görülecek. Bankalar bunları saymıyor, binayı boş zannediyor. İçinde duvarları olan, sağlam temelleri, sağlam ne varsa onu teminat kabul ediyor. Diğer varlıklar teminat kabul edilmiyor. Yani bir tablosu var dünya kadar para. Onun da teminat olması lazım. Bütün bunları imkan dahiline getirecek Taşınır Rehni Kanunu Meclis Genel Kurulu'nda. Bunu da bu dönemde, 26'ıncı Dönem İkinci Yasama Yılı'nda çıkarmış olacağız.
İHRACATÇIYA
EK DESTEK
OVP’de öne çıkarılan konuların başında ihracatın artırılması, çeşitlendirilmesi ve yüksek, orta yüksek teknolojiyle üretilen ürünlerin ihracattaki payının yükseltilmesi geliyor. Başbakan Binali Yıldırım ihracatın desteklenmesi noktasında Hükümet’in duruşunu şöyle özetledi: “Rekabet gücü artmayınca sürdürülebilir bir kalkınma bir büyüme mümkün hale gelmiyor.  Harcı alem üretim herkes yapıyor. Herkes ihracatçı oldu. Dünyanın bir çok ülkesi onlardan satın alırdı. Çantasını eline alan satıyor. Pazar daraldı. Fark oluşturmak lazım. Teknolojiye yenilikçiliğe yatırım yapmamız gerekiyor. Hesabımızı kitabımızı düzgün yapacağız. Eldeki parayla ihtiyaçları karşılayacağız.”
ARABULUCULUK SİSTEMİ GELİYOR
Ticari mevzuatta yapacakları yenilikçi düzenlemeler konusunda Binali Yıldırım eksik ve gedikleri kapatacaklarını belirterek aldıkları şu kararları paylaştı: “Arabuluculuk sistemi getireceğiz. Belirli bir düzeye kadar hak ihlalleri için bu mekanizmayı kullanacağız.  Sadece bilirkişiye emanet edilmiş bir yargı sistemi ile bir yere varamayız. Bir destek unsuru olabilir. Düşürülecek ve buna göre kanun Meclis’te, kanun geçecek; yargılamada ciddi bir hızlanma yargılama süreleri kısalmış olacak.
“Benzer bir şekilde noterlik sistemini de yeniden düzenleyeceğiz. Yargılama sürelerinin kısaltılması asıl hedeflerimizden biri. Vatandaş ne diyor? ‘Geç gelen adalet adalet değildir’. Uzlaşma mekanizması geliyor. Mahkemeye gitmeden, burada bir sistem kurulacak. Orada uzlaşacaklar, helalleşip gidecekler. Mahkemeler lüzumsuz yere meşgul olmayacak.”
EĞİTİM’DE YENİ DÜZENLEMELER
Ekonomide konulan hedeflerin insan kaynaklarının geliştirilmesi alanında bir karşılığının olmaması elbette beklenemez. Binali Yıldırım,  Türkiye’nin en büyük avantajının ‘genç nüfusu’ olduğuna bir kere daha dikkat çekerek OVP sunum konuşmasında sözü eğitime getirdi ve şunları söyledi: “Herkesin elinde telefon sürekli bir şeyle meşgul. Bunun için de yol lazım. Yol sadece otomobillere yol lazım değil. Akıl yollarının şerit sayısı 2 şeritle olacak gibi değil. Binlerce şerit bilgi demek bir adım öne geçmek… Benim bir lafım var; ‘Ulaşımda hız felakettir. Bilişimde hız berekettir’.
Uzun vadeli büyümenin esası insana yatırım. Bunun için 2019’a kadar ikili öğretime son vereceğiz. Öğrencilere kötü haber, yarım gün okuyacaklardı tam gün okuyacaklar. Ama daha çok şey öğrenecekler. Okul öncesi eğitim zorunlu değil. Okul öncesi eğitimi zorunlu hale getireceğiz. Türkiye’de millet zannediyor ki yabancı dil bilme oranı yüksek, hiç de öyle değil. Biz yıllardan beri yabancı dil bilmem, ne yabancı dil, civar ülkelere göre istediğimiz düzeyde değil. Onun için 4+4+4 sisteminin ilk 4’ten sonra 5 sene, yabancı dil eğitimi mecburi hale gelecek. Çıraklık eğitimini de mecburi hale getiriyoruz.”
OVP’DE KANUN HEDEFLERİ
Binali Yıldırım, yatırım ortamını iyileştirecek ve yatırım eğilimini güçlendirecek bazı kanunların Yeni OVP döneminde çıkarılacağını da söyledi. Bu kanunlar şunlar olacak:
- Türkiye Uzay Ajansı kurulacak.
- İstanbul Finans Merkezi Kanunu çıkarılacak.
- Vergi Usul ve Gelir Vergisi Kanunları  yasalaştırılacak.
- Taşınır Rehni Kanunu çıkarılacak.
- Patent Kanunu hayata geçirilecek.

GÖRÜŞLER:

NACİ AĞBAL (Maliye Bakanı): Toparlanma 2017’de
Orta Vadeli Program (OVP) piyasalar üzerinde olumlu etki yaptı.  Son derece inandırıcı, gerçek, ayağı yere basan bir program olarak telakki edildi. Ekonomik program gerçekçi, rasyonel, öngörülebilirdir ve reformlarla desteklenecektir.
Türkiye ekonomisinin temelleri sağlamdır. Herhangi bir şekilde gündelik piyasa hareketleriyle Türkiye ekonomisini değerlendirmek doğru bir yaklaşım olmaz. 2016 için yıl sonu büyüme tahminini yüzde 3.2 olarak belirledik. Burada bu revizeyi yapmamızı gerekli kılan dış koşullar var, iç koşullar var. 2016 yılında gerek global istikrarsızlıkların azalacağı, global ekonomide IMF’nin tahminlerine uygun olarak daha olumlu bir büyüme trendi geleceğini, Avrupa Birliği’nin yine tahminlere uygun olarak daha yüksek oranda büyüyeceğini varsaymıştık. Turizm sektörü için yılın başında daha olumlu bir beklenti içindeydik. Tarım sektörüyle ilgili beklentilerimiz büyüme anlamında daha yüksekti. Dolayısıyla burada 2016 için büyüme tahminimizi aşağı yönlü revize ettik.
İçeride özellikle bu terör olaylarının meydana getirdiği, Rusya krizinin meydana getirdiği turizm sektöründe bir daralma var. Tek başına bu, büyüme üzerinde yüzde 1 civarında bir aşağı yönlü etki meydana getirdi. Gelecek yıl özel sektör yatırımlarında, bu yıldan daha iyi bir performans gerçekleşecek. 2017 yılında turizm sektöründe de hızlı bir toparlanma bekliyoruz.
İhracatın bu sene büyümeye katkısı negatif olacak, gelecek yıl artacak.
LÜTFİ ELVAN (Kalkınma Bakanı): Öncelik yatırımlarda olacak
OVP 2017-2019’da büyümeyi hızlandırarak istihdamı artırmak, enflasyonu düşürerek fiyat istikrarını korumak, yurtiçi tasarrufları artırmak, cari işlemler açığını azaltmak, kamu mali dengelerini daha da güçlendirmek ve böylece makroekonomik ve finansal istikrarı korumak temel önceliklerimizdir.
Kamu kesimi yatırımları bütüncül bir yaklaşımla özel kesim yatırımlarını tamamlayacak şekilde tasarımlanacak ve hayata geçirilecek. Kamu yatırımlarına ayrılan kaynaklar bir taraftan öncelikli sosyal ihtiyaçları giderecek ve üretken faaliyetleri destekleyecek nitelikteki altyapı alanlarına yönlendirilirken yatırımların maliyet etkin, verimli ve zamanında gerçekleştirilmesine, mevcut sermaye stokunun daha etkin kullanılmasına ve yatırım harcamalarının en kısa zamanda ekonomik ve sosyal faydaya dönüştürülmesine azami özen gösterilecek. Kamu yatırımlarının gerçekleştirilmesinde özel sektörün katılımını sağlayan kamu-özel işbirliği uygulamaları edinilen tecrübeler de dikkate alınarak yaygınlaştırılacak. Ekonomik büyümeye ve sosyal gelişmeye katkısı en yüksek, acil hizmet ihtiyacını karşılayabilecek yatırımlara öncelik verilecek.
TARKAN KADOOĞLU (TÜRKONFED Başkanı): İnsana yatırım doğru hedeftir
Revize edilen OVP’yi olumlu karşıladık. Başbakan Binali Yıldırım’ın özellikle “büyümenin kalitesini artırmak için katmadeğeri yüksek teknolojili sektörlere yatırım yapmayı” vurgulaması, Türkiye’nin düşük büyüme-yüksek enflasyon-cari açık sorununun çözülmesinde önem taşıyor.
Mali disiplinden mesleki eğitim reformuna, kurumsal kalitenin geliştirilmesinden ekonominin rekabet gücünün artırılmasına TÜRKONFED’in sunduğu önerilerin OVP’de yer almasından memnuniyet duyduk. 2016 ekonomik büyüme tahmininin yüzde 3.2 seviyesine düşürülmesi, yurtiçi ve yurtdışında yaşanan ekonomik gelişmeler doğrultusunda gerçekçi olmuştur.
OVP’de açıklanan yapısal reformların hayata geçmesi ile ekonomi canlanacak, özellikle büyümenin kalitesi ve kurumsal kalitenin geliştirilmesi, Türkiye’de tekrar yüksek büyüme oranlarına ulaşılmasını ve ekonominin sürdürülebilir olmasını sağlayacaktır.
Başbakan Binali Yıldırım’ın, “İnsana yatırım yapacağız” açıklamasını önemsiyoruz. ‘Çıraklık eğitimi’ ve ‘iş başında eğitim’ gibi reformlar KOBİ’lerde, hem kayıtdışılığın azaltılması hem de ekonomik büyümenin kalitesinin gelişmesine katkı sağlayacaktır.
MEHMET BÜYÜKEKŞİ (Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı): OVP hedeflerini aşacağız
Dünya ekonomisinde yaşanan gelişmeler ile petrol ve emtia fiyatlarındaki düşük seyrin yanısıra bölgesel ve jeopolitik gelişmeler, büyüme ve ihracat beklentilerini olumsuz etkiledi. Açıklanan hedefler asgari beklentileri yansıtıyor. İnanıyoruz ki Türkiye ekonomisi atılacak yapısal reform hamleleriyle bu tahminlerin üzerinde performans gösterecek, ihracatımız da OVP hedeflerini aşacaktır.
Küresel ekonomideki durgunluk uluslararası finans kuruluşları tarafından da tescillendi. Dünya Bankası 2016 küresel büyüme beklentisini yüzde 2.2'ye revize etti. 22 Eylül'de de OECD büyümeyi aşağı yönlü revize etmişti. Küresel durgunluk ihracatımızı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Bunun en önemli göstergesi de 2016'nın 7 ayında küresel ticaretin yüzde 5.4 daralmasıdır. Diğer taraftan, Rusya, Irak ve Suriye başta olmak üzere yakın pazarlarımızda yaşadığımız sorunlar da ihracatımız üzerinde olumsuz etki yarattı. Türkiye'nin ihracatının, bir önceki OVP'deki hedeflere ulaşamamasının en önemli nedenleri bunlardır.
Hükümet’e 2016 yılı başında ihracatta sıçrama yaptıracak 22 maddelik bir paket arz ettik.
Paketteki maddeler olumlu karşılandı.
Bu önerilerin bir an önce yasalaşarak hayata geçmesiyle OVP'de belirtilen ihracat hedeflerinin üzerine rahatlıkla çıkılabilecek. Başbakanımız’ın açıklamasında Eximbank'ın destek bütçesinin 3 katına çıktığını görüyoruz. Bu da ihracatçılarımızın finansman ihtiyaçlarında ciddi bir kolaylık getirecektir. Bunun yanında Hükümetimiz’in firmaların ihracat artışlarına göre destek vereceğini açıklaması, ihracatçılar için ciddi bir motivasyon kaynağı olacaktır. Hükümetimiz’in desteği ve bize olan güveniyle ihracatçılar ailesi olarak durmaksızın çalışmaya devam ederek hedefleri yıkacağız.
İBRAHİM ÇAĞLAR (İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı): Yelken açıyoruz
Büyüme kalitesini artırmamızın şart olduğu bir döneme girdik. Yeni Orta Vadeli Program'da (OVP) savunma, bilişim ve ilaç sanayisi gibi katmadeğeri yüksek sektörlerde millileşme vurgusu iş dünyamıza bu yolda cesaret verecek. Başbakan Binali Yıldırım'ın açıkladığı 2017-2019 dönemi Orta Vadeli Program'ı Türkiye'nin yeni bir başarı hikayesi yazma kararlılığını ortaya koydu. Hain darbe girişimini atlatırken küresel çalkantı ortamında bu yılki makro hedeflerimizi küçük revizyonlarla geçmemiz büyük şanstır. İş dünyası olarak, gelecek üç yıllık makro yol haritasındaki hedefleri elbirliği ile gerçekleştireceğiz. Sayın Başbakan'ın dikkat çektiği gibi büyümenin kalitesi ve yeni hedef sektörler çok önemli. Başbakanımız’ın 'Her şeyden tasarruf olur ama yatırımda olmaz' sözünü de kararlılık mesajı olarak algılıyoruz. İstikrar, büyüme ve yenilikçi yatırımlara yönelme hedeflerinin yeni OVP'nin omurgasını oluşturması memnuniyet verici. Büyüyen ekonomimizin 2019 yılı sonuna kadar daha yüksek oranlı büyümelere yelken açması, iş dünyası için motive edici bir unsur olacak.
NAİL OLPAK (MÜSİAD Genel Başkanı): Hedeflerden vazgeçmiyoruz
Türkiye ekonomisi yılın 2'nci çeyreğinde yüzde 3.1 büyüyerek pozitif büyüme performansını kesintisiz 27 çeyreğe çıkardı. 2016-2019 dönemini kapsayan yeni OVP'de büyüme tahmininin aşağı yönlü revize edilerek yüzde 3.2'ye çekilmesi olağan karşılanmalı. Türkiye ekonomisinin önümüzdeki çeyreklerde de pozitif büyüme alışkanlığını sürdüreceğini, hatta ivmesini artırarak 2017 için öngörülen yüzde 4.4'lük büyüme hedefini aşacağını düşünüyoruz.
Bununla birlikte 2016'nın Ocak-Ağustos döneminde önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2.4 azalan ihracat ve yüzde 7.2 oranında azalan ithalat, dış ticaret rakamlarına yönelik önceki programda yer alan tahminlerde revizyonu zorunlu hale getirmişti. Bu yılın Ağustos ayında yüzde 7.7 artan ihracat ve yüzde 3.7 artan ithalatla birlikte, kalan 4 ayda dış ticaretin ivme kazanacağını ve güncel OVP kapsamında öngörülen hedeflerin tutturulacağını düşünüyoruz.
Yeni OVP, Türkiye ekonomisinin hedeflerinden vazgeçmediğini göstermekte, kendisine yöneltilen bütün iç ve dış tehditlere rağmen yapısal reformların hayata geçirileceğine ve belirlenen büyüme stratejisinin kararlılıkla uygulanacağına işaret etmektedir.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Yatırım ve istihdama çözüm; KOBİ DESTEKLERİ
Türkiye’de işsizlik yüzde 11’i aştı ve aydan aya yükseliyor. Hükümet bu süreci, istihdam yaratan...

Haberi Oku