Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü
Türkiye 15 yıllık “istikrarlı yüksek büyüme” döneminden sonra “sürdürülebilir büyüme” dönemine geçiyor. Yeni bir ekonomik başarı hikayesinin altyapısı yeni teşvik yaklaşımları ve üretime yönelik kapsamlı reform paketleriyle döşeniyor ve döşenecek. Öncelikler 4. Sanayi Devrimi konseptine göre belirlenecek.
2016 yılının ikinci yarısından geleceğe bakıldığında, “Küresel kural” koyabilen ekonomi kalmadığı görülüyor. Bu durumda her ekonomi kendi geleceğini kendi verili dinamikleri üzerinde inşa edecek. Türkiye ekonomisi son onbeş yılda olumsuz dış ekonomik etmenlere karşı  önemli bağışıklıklar kazandı. Hükümet bir yandan  siyasi istikrar bağlamında yeni köşe taşlarını döşerken diğer yandan sürdürülebilir ekonomik büyüme için yeni bir çerçeve inşa ediyor. Açıklanan  reform paketleri ÜRETİM’e odaklanıyor.  Bu sayımızın kapak konusu olarak Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Dr. Faruk Özlü ile yaptığımız röportaj, Hükümet’in üretime dönük atacağı, kararı verilmiş adımların neler olacağını kapsıyor.

KOBİ’LER VE KOSGEB
KobiEfor: Üretim Reform Paketi’nin esasları ne olacak? Sanayici, imalatçı KOBİ’ler ve girişimciler için ne gibi yenilikler düşünülmektedir?
Bakan Faruk Özlü:
Dünyanın her yerinde KOBİ’lerin birinci önceliği finansmana erişim. KOBİ’lerimiz yürütmeye başlayacakları yeni projelerde ilk adımı güçlü atabilmeleri için maddi kaynağa ihtiyaç duyuyorlar. Diğer taraftan girişimcilerimizin de finansmana en fazla ihtiyaç duydukları aşama işletmelerini kurdukları erken dönem oluyor. Halihazırda KOSGEB de ülkemizdeki diğer destekleyici kuruluşların büyük bölümü gibi, KOBİ ve girişimcilere destekler kapsamındaki maddi kaynağı öngörülen harcamaların yapılmasından sonra transfer ediyor. Biz bu durumu değiştirmek ve bir nebze iyileştirmek adına Üretim Reform Paketi’ne koyduğumuz bir madde ile KOBİ ve girişimcilerimizin KOSGEB desteklerinden daha etkin bir şekilde yararlanmalarını ve finansmana kolay erişimlerini sağlamayı amaçlıyoruz. Bu değişiklik ile artık KOBİ ve girişimcilerimize ön/erken ödeme yapabilmemiz mümkün olacak.
Bir diğer önemli değişiklik ise KOSGEB’e, görev alanına giren konular kapsamında ilgili kuruluşlardan veri temin etmesine yönelik yetki vermemiz olacak. KOSGEB bu yetki ile hem sunduğu destek ve hizmetler açısından bürokrasiyi azaltacak ve KOBİ’ler ile girişimcilerden daha az bilgi belge talep edecek; hem de diğer kamu kuruluşlarımızdan elde ettiği bilgilerden destek politikalarının geliştirilmesi sürecinde istifade edecek. Günümüzde artık daha isabetli politikalar tasarlamak ve uygulamak için bilgiye, bilgiyi üretmek içinse veriye ihtiyacımız var. KOSGEB bu veriyi işleyecek kapasiteye sahip, biz de bu değişiklik ile ihtiyaç duyulan verilerin KOSGEB’e akmasını sağlayacağız.
Üretim Reform Paketi ile KOBİ ve girişimcilere sunulan hizmetlerin kalitesinin artırılmasına yönelik hedeflediğimiz ve hayata geçireceğimiz yeniliklerden önemli bir tanesi de KOSGEB’de e-tebligat sistemine geçilmesidir. Bu sistem sayesinde, hem bilgi güvenliği ve kişisel verilerin korunması sağlanmış olacak, hem de fiziki ortamda haftalarca süren tebligat işlemlerini saniyeler içinde gerçekleştirebileceğiz. Ayrıca kağıt, zaman ve enerji tasarrufu sağlayarak, doğa dostu kamu uygulamalarını da artırmış olacağız.
Üretim Reform Paketi’nin yürürlüğe girmesi ile Organize Sanayi Bölgeleri tarafından gerçekleştirilen arsa satış hasılatlarından yüzde 1’i oranında ayrılarak KOSGEB’e yatırılan aidat ödemelerini sonlandırıyoruz. Böylece KOSGEB ile aynı hedef kitlesine hizmet etmekte olan OSB’ler üzerindeki mali yüklerden birini kaldırmış olacağız.

TÜBİTAK’I YENİDEN YAPILANDIRMAK
KobiEfor:“Radikal bir dönüşüm gerçekleştirip TÜBİTAK’ı yeniden yapılandıracağız, daha çok sonuç odaklı bir yapıya gideceğiz” açıklamasını yapmıştınız. Planladığınız yeniden yapılandırmadan beklentiler nelerdir, TÜBİTAK’ta neler değişecek ve ‘yenilikler’ neler olacak?
Bakan Faruk Özlü:
TÜBİTAK’ın yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalar devam ediyor. Bu konuda epey mesafe aldık. Çalışmayı kısa sürede Başbakan Binali Yıldırım’a sunacağız. Ardından kamuoyu  ile paylaşacağız. Ancak şunu söyleyebilirim; TÜBİTAK, iş yapan değil, iş yaptıran bir kurum haline gelecek. Teknolojinin ticarileştirilmesi çok kolay değil. Başlangıçta ticari yapıya sahip şirketlere araştırma geliştirme faaliyetlerini verdiğimiz zaman bu konuyu da en baştan halletmiş oluyoruz. Düşündüğümüz TÜBİTAK, uygulamacı, teknoloji ürettiren bir kuruluş olacak. Kendisinden ziyade dışarıya, özel sektöre, üniversitelere iş yaptıran bir kuruluş haline gelecek.

TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGELERİ
KobiEfor: AB İnovasyon Birliği 2016 Endeksi’nde Türkiye bir üst lige yükseldi, Türkiye’nin özellikle Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyada inovasyon ve Ar-Ge alanında aldığı mesafe hakkında bilgi verir misiniz? Bu tablonun oluşmasında teknoparkların rolü ve payı nedir?
Bakan Faruk Özlü:
Ülkemizde Ar-Ge harcamasının milli gelire oranı 2002 yılında yüzde 0.53 iken 2014’te bizim için kritik olan yüzde 1 seviyesini aşmıştır. 2014 yılında, toplam Ar-Ge harcamaları 17.6 milyar TL’ye ulaşmıştır. Ar-Ge harcamaları içinde reel sektörün payı sürekli artmaktadır. Reel sektörün yaptığı Ar-Ge harcamasının hızla artmasında, başta Bakanlığımız, KOSGEB ve TÜBİTAK olmak üzere, Hükümetimiz’in uyguladığı politika, program ve destekler büyük bir rol oynamaktadır.
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (TGB) ile teknolojik bilginin üretilmesi, üretilen bilginin ticarileştirilmesi, üründe ve üretim yöntemlerinde ürün kalitesi ve standardının yükseltilmesi, verimliliği artıracak ve üretim maliyetlerini düşürecek yeniliklerin geliştirilmesi küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni ve ileri teknolojilere uyumunun sağlanması, araştırmacılara iş imkanlarının sağlanması ve ileri teknoloji yatırımları yapacak yabancı sermayenin ülkeye girişinin hızlandırılması, sanayinin rekabet gücünün artırılması sağlanmaktadır.
TGB’ler sanayicimizi, araştırmacı ve üniversitelerimiz ile buluşturarak teknolojik üretime yönelik yeni ürün ve üretim yöntemleri geliştirmeleri açısından desteklemektedir.
Üniversite-sanayi işbirliğinin gelişimine katkı sağlayacak, teknolojinin ticarileşme sürecini destekleyecek ve akademik araştırmalara lojistik destek sağlayacak bir arayüz olan teknoloji transfer ofislerinin etkinliğinin artırılması ve yaygınlaştırılması için Bakanlığımız çalışmalarını sürdürmektedir. 2016 Ağustos itibarıyla teknoloji transfer ofisi olan TGB sayısı 37’dir.

AR-GE VE İNOVASYON
KobiEfor: Tasarım, Ar-Ge ve inovasyona yönelik teşvik ve destekler bağlamında Bakanlığınız’ın yeni açılımları olacak mıdır?
Bakan Faruk Özlü: Bir yıl önce çalışmasına başlanılan ve Nisan 2016 gibi Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından KOSGEB’e devri tamamlanan Teknolojik Ürün Tanıtım ve Pazarlama Destek Programı (TEKNOPAZAR) kapsamında yeni açılımlar yapılmış ve uygulamaya alınmıştır.
Programın amacı kısaca; uluslararası pazarlarda rekabet güçlerinin artırılarak daha dinamik bir yapıya kavuşturulmalarını temin etmek amacıyla küçük ve orta ölçekli işletmelerin Ar-Ge, yenilik veya tasarım projeleri sonucunda ortaya çıkan veya patent belgesi ile koruma altına alınmış veya Teknolojik Ürün (TÜR) Deneyim Belgesi’ne sahip teknolojik ürünlerine veya prototiplerine tanıtım ve pazarlanması için destek verilmesidir.
Programın amacında ve içeriğinde yapılan değişiklikle beraber KOSGEB’e devrolduktan sonra programdan tasarım projelerinin de yararlanması planlanmıştır.

- Ar-Ge, yenilik veya tasarım projesi kamu kaynakları ile desteklenerek başarıyla tamamlanan projelerin sonucunda ortaya çıkmış,
- Patent belgesi ile koruma altına alınmış,
- Teknolojik Ürün (TÜR) Deneyim Belgesi almış ve
- Teknolojik ürün veya prototipe sahip işletmeler programa başvurabilmektedirler.

Destek oranı yüzde 100 olarak uygulanan programın süresi 1 yıl ve destek üst limiti 100.000 TL’si yurtdışındaki harcamalar ve 50.000TL’si de yurtiçindeki harcamalar olmak üzere toplamda 150.000TL’dir.
Destek kalemleri ise aşağıda sıralanmıştır:

- Basılı veya elektronik tanıtım materyalleri
- Fuarlara katılım
- Yurtdışı fuarlarda gümrük işlem giderleri
- Elektronik ticaret (e-ticaret) sitelerine üyelik giderleri
- Yazılı medyada teknolojik ürün ya da prototipin tanıtımına ilişkin giderler
- Tanıtım ve pazarlama faaliyetleri ile ilgili seyahatlerde işletmenin en fazla iki çalışanının konaklama ve ulaşım giderleri.

Ayrıca çalışmaları devam etmekte olan Teknoloji Kuluçka Merkezi Destek Programı’ndan da bahsetmek isterim. Bu program ile girişimcilik ekosisteminde yer alan teknoloji tabanlı girişimcilere; hayatta kalma olasılıklarını arttırmak için onlara fikirlerinin ve varsa firmalarının başlangıç aşamasında hem finansmana erişim hem de yeni dünya literatüründe finansmandan daha da ön planda yer alan network ve mentörlük konusunda yardımcı olmak amaçlanmıştır. Bunu KOSGEB doğrudan girişimcilere destek vererek değil ancak dolaylı yoldan girişimcilerin içerisinde yer aldığı ‘Teknoloji Kuluçka Merkezleri’ni destekleyerek yapmayı planlamaktadır.

OSB’LERİN GELİŞİMİ
KobiEfor: Orta vadede kurulması planlanan yeni OSB’ler hangileridir? Ve OSB’lerin dönüşümü konusunda Bakanlığınız’ın yapmayı planladığı çalışmalar hakkında bilgi verir misiniz?
Bakan Faruk Özlü:
Bakanlığımızca yer seçimi tamamlanmış olan 3 adet OSB (Artvin Arhavi, Kilis Polateli Şahinbey ve Yozgat Bozok OSB) projesinin kuruluş ve tüzel kişilik çalışmaları devam etmekle birlikte bu projeler çok yakında OSB’lerimiz arasına katılacaklardır. Bununla birlikte 12 adet OSB için de yer seçimi çalışmaları tamamlanma aşamasına getirilmiş olup, önümüzdeki aylarda kuruluş işlemleri gerçekleştirilecektir.
Ülkemizdeki mevcut 291 OSB’nin yönetim yetenekleri, kurumsal kapasiteleri ve katılımcıları ile olan ilişkilerini geliştirmeyi hedeflemekteyiz. Bu bağlamda OSB'lerin yenilikçi hizmetler sunmasına yönelik olarak inisiyatif alanını çeşitlendirmek, yenilikçi hizmetlerin gerektirdiği kurumsallaşmalarda insan kaynağı kapasitesini artırmak ve yenilikçi hizmetler bağlamında katılımcıları ile ilişkilerini artırarak bölge yönetimlerinin işlevselliğini geliştirmek noktasında niteliksel dönüşümü hedefliyoruz. Böylelikle OSB yönetimlerinin geleneksel algısını oluşturan temel belediyecilik faaliyetleri ve bölge içindeki destek hizmetlerine dönük sorumluluk alanlarını daha yenilikçi uygulamalar ile genişletmeyi öngörmekteyiz. Bu bağlamda OSB katılımcılarının üretimlerindeki ihtiyaçlarını değer zinciri ölçeğinde yorumlayan, başta üretim yetenekleri, teknoloji geliştirme, Ar-Ge faaliyetleri, inovasyon, pazarlama, tanıtım, insan kaynağı ve eğitim gibi alanlarda ortak politika, strateji ve faaliyetler üreten birer siklet merkezine dönüştürmek ve OSB’leri kendi ekonomik coğrafyalarında önemli bir çekim merkezi haline getirmek amacındayız. Bu sürecin yönetimi tüm paydaşların görüş, öneri ve istekleri dikkate alınarak oluşturulacaktır.

ARAŞTIRICI PERSONEL YETİŞTİRMEK
KobiEfor:Tasarım, Ar-Ge ve inovasyon konusunda insan kaynakları açığını kapatma ve eğitimin kalitesini Avrupa Birliği normlarına yükseltme konusunda Bakanlığınız’ın değerlendirmesi nasıldır? Ve ne gibi somut proje ve düzenlemelere ihtiyaç duyulmaktadır, özetler misiniz?
Bakan Faruk Özlü:
6676 Sayılı Kanun numarası ile 26/02/2016 Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Ar-Ge Reform Paketi ile Ar-Ge Merkezleri ve TGB’lerde çalışan personelin lisansüstü çalışmalar sebebiyle üniversitede geçirilen sürelerin de destek kapsamına alınması yönünde düzenleme yapılmıştır. 5746 Sayılı Kanun’un eski halinde Bakanlığımız Ar-Ge Merkezleri’ni doktoralı ve yüksek lisanslı personel sayısının artması yönünde cesaretlendirmektedir. Ancak bu merkezlerdeki personelin doktora ve yüksek lisans amaçlı olarak dışarıda geçirdikleri süreler destek kapsamına alınmamıştır. Bu Paket ile Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri’nde lisansüstü eğitim yapan personelden, doktora yapan personelin üniversitede ders için geçirecekleri sürelerin 2 yılı ve yüksek lisans yapan personelin üniversitede ders için geçirecekleri sürelerin 1.5 yılı muafiyet kapsamına alınarak, ticarileştirmeye yönelik insan kaynağı kapasitesi artırılacaktır. Böylece Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri’nde çalışan personelin niteliğinin artırılması ve üniversite-sanayi işbirliği yoluyla Ar-Ge ekosisteminin güçlendirilmesi mümkün olacaktır.
Ayrıca aynı Kanun ile Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri’nde istihdam edilen personelin gelir vergisi stopajı desteğinin artırılması yönünde de düzenleme yapılmıştır. Bu kapsamda Ar-Ge Merkezleri’nde çalıştırılan personele gelir vergisi stopaj desteği 5746 Sayılı Kanun’la doktoralı olanlara yüzde 90, diğer personele de yüzde 80 oranında sağlanmaktadır. Ar-Ge Merkezleri ve Tasarım Merkezleri’nde istihdam edilen personel niteliğinin artırılarak yüksek katmadeğerli daha rekabetçi ürün geliştirilmesinin sağlanması adına personelin doktora ve yüksek lisans yapması konusunda bu merkezlerimiz yönlendirilmektedir. Ayrıca temel bilimler alanlarından mezun olanlara iş bulma imkanı sağlayarak bu alanlara olan ilgiyi artırmak için Ar-Ge Merkezleri’nde istihdam edilen temel bilimler mezunu personelin de bu destekten daha avantajlı bir şekilde faydalanması sağlanmıştır. Bu kapsamda; Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri’nde çalışan Ar-Ge ve tasarım personelinden doktoralı olanlar ile temel bilimler yüksek lisans mezunları için yüzde 95, yüksek lisanslı olanlar ile temel bilimler lisans mezunları için yüzde 90 ve diğerleri için yüzde 80 şeklinde gelir vergisi stopaj desteğinin uygulanması sağlanmıştır. Ayrıca Ar-Ge Merkezleri’nde istihdam edilecek temel bilimler mezunlarının brüt asgari ücret üzerinden maaşlarının devlet tarafından karşılanması sağlanmıştır. Bu yenilikler bir taraftan Ar-Ge, yenilik ve tasarımda istihdam edilecek personelin nicelik ve niteliğini geliştirirken diğer taraftan da Ar-Ge Merkezlerimiz’de geliştirilecek projelerin temel araştırma boyutunun da güçlendirilerek daha nitelikli projeler için güçlü bir zemin oluşturacaktır.
‘Üniversite-Sanayi İşbirliği’ faaliyetlerinde bulunan öğretim üyelerinin bu işbirliği faaliyetleri sonucunda elde ettikleri gelirlerinden, döner sermaye kesintisi yapıldıktan sonra yüzde 85’inin kendilerine ödenmesi düzenlemesi ile de öğretim elemanlarının, üniversite-sanayi işbirliği kapsamında yürüttükleri faaliyetler sonucunda elde ettikleri yüzde 85’inin öğretim elemanlarına ödenmesi mümkün hale gelmiştir. Öğretim elemanına ödenmesi gereken ücretin yüzde 85’ine kadarı kesintiler yapıldıktan sonra ilgili öğretim elemanına ödenmektedir. Bu kapsamda öğretim üyelerinin Ar-Ge projesi yapmalarının teşvik edilmesi ve üniversite-sanayi işbirliğinin geliştirilmesi sağlanacaktır. Ayrıca Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri’nde nitelikli istihdamı artırmak adına öğretim üyelerinin Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri’nde kısmi süreli ya da sürekli çalışabilmeleri ve bu sayede elde ettikleri gelirin Teknoloji Geliştirme Bölgeleri’nde olduğu gibi döner sermaye kapsamı dışında tutulması sağlanarak bilginin ticarileştirilmesi teşvik edilebilecektir. Bu düzenleme ile öğretim elemanlarının sanayi ile işbirliği yapmaları konusunda motivasyonları artırılacak ve üniversite-sanayi işbirliği güçlendirilecektir.

ÜRETİM BAŞ TACI OLACAK
Üretim Reform Paketi'ni çalıştık. Hazırladığımız taslağı paydaşlarımıza sunduk.
Türkiye'de 700'e yakın sanayici, sanayi odası ve ilgili taraflara açtık. Onlar, kendi görüşlerini bize iletecekler. Gelen görüşleri ay sonuna kadar toplayacağız. Üretim Reform Paketi'ni, nihai haline getirdikten sonra EKK'da görüşüp Bakanlar Kurulu'na sunarak Meclis'e sevk edeceğiz.
Meclis'e sevki yıl sonuna doğru olur.
Biz şunu arzu ediyoruz: Sanayicimiz bir yatırım yapmayı düşündüğü an, yerli ve yabancı, kazmayı vurup işe başlayabilmeli, tüm önceki işlemleri devlet olarak biz, Bakanlık olarak biz yapmalıyız.
Özel teşebbüsün ‘özel endüstri bölgeleri’ kurmasının önünü açıyoruz. OSB'lerdeki yatırımcılardan emlak vergisi  alınmayacak. Şeker yasasıyla ilgili bir düzenlememiz olacak… vb.

YÜKSEK TEKNOLOJİ
‘Yüksek Teknolojili Üretim’e dönük çalışmalarımızda önemli bir noktaya geldik. TÜBİTAK savunma sanayisinde mayın dedektöründen uyduya, çok geniş spektrumda proje geliştiriyor. Örneğin; Göktürk 2 Uydusu halen envanterde kullanımda ve 2.5 metre çözünürlüğe kadar görüntüleri aktarıyor. TÜBİTAK Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü'nde (SAGE), Satha Atılan Orta Menzilli Mühimmat (SOM) füzesi geliştirildi ve şu anda envanterde bulunuyor. Başarılı bir üründür. Yaklaşık 280-300 kilometreye kadar menzile sahip seyir füzesidir. SAGE, şu anda SOM füzelerinin boyutlarını küçültüp F-35 uçaklarına entegre etme çalışması yürütüyor. Bunun üretimini ise ROKETSAN yapacak. Yeni bir yetenek olarak uydudan kontrol getiriliyor. Böylece ANKA, Türksat uydusunun kapsamı alanında çalışabilecek. Artık Türkiye, daha önce tasarladığı ve ürettiği mini, male ve taktik sınıf İHA'ları silahlandırma çalışmalarını yürütüyor. Bunda da başarılıyız, ilk örnekleri var. Bu örnekler, şu anda Özgür Suriye Ordusu'na verdiğimiz destekte kullanılıyor. Buradaki temel husus, taktik sınıfı İHA 560-600 kilogram civarında, bunun üzerindeki silah sistemi de daha küçük oluyor. Amacımız, 3.5-4 ton civarında silahlı İHA yapmak ve bunu daha güçlü silah ve kameralarla donatmak. Türkiye, İHA konusunda ciddi mesafeler aldı, dünyanın sayılı 4-5 ülkesinden birisi haline geldi.

AÇIK İNOVASYON MODELİ
Ülke olarak, açık inovasyon felsefesini yaygınlaştıracak işler yapmalıyız. Çünkü bilim ve teknolojide insanlar ve kurumlararası etkileşim ne kadar artarsa yeni bir bilgi ve ürün çıkarmak da o kadar kolaylaşır. Bu bağlamda, birbirimizin zihninden, aklından, bilgi ve tecrübesinden yararlanmamız gerekiyor. İşte açık inovasyon tam da buna imkan tanıyor. İşbirliğini ön plana çıkaran açık inovasyon modelinde tek tek bireylerin veya kurumların sahip olduğu kapasiteyi aşmak mümkün hale geliyor. Bu bağlamda tüm herkesin riskleri ve kazançları paylaştığı bir ekosistem inşa edilebilirsek en nihayetinde kazanan insanlık ve bilim olacaktır.

ANAHTAR TESLİMİ FABRİKA VERECEĞİZ
Patent Yasası’nı, muhalefet ile anlaşarak önümüzdeki bir-iki ay içerisinde kanunlaştıracağız.  Önümüzdeki süreçte başta sanayiciler olmak üzere girişimcilere çeşitli kolaylıklar sağlayacağız. Bizim girişimcimiz, sanayicimiz bir iş yapacağı zaman arsa alıyor, bina yapıyor, makine alıyor. Fakat orada parası tükeniyor. Tesisi işletmek için işletme sermayesine ihtiyacı oluyor. Bu sermayeyi ya tükendiği için bulamıyor ya da bankalara gidiyor. Bankalardan borçlanıyor. İleride işlerinde bir sıkıntı olduğunda banka mülküne el koymak zorunda kalıyor. Biz bunu aşmak için özellikle emek yoğun sektörlerde anahtar teslimi fabrika vereceğiz. Girişimci kendisi bina yapma, arsa alma işleriyle uğraşıp zor durumda kalmayacak. Biz anahtar teslim binayı makul bir fiyata kiralayacağız. Bunun usul ve esaslarını tespit ettik. Bunu bir Bakanlar Kurulu kararıyla hayata geçireceğiz.

ÖZEL SEKTÖR EĞİTİME YÖNELSİN
Eğitim öncelikle devletin işidir. Ancak özel sektörün devletin bu ağır yükünü paylaşması  büyük önem taşıyor. Devlete veya özel sektöre ait olması fark etmiyor. Kaliteli okulların sayısı arttıkça eğitim sistemimiz de çok daha iyi bir seviyeye ulaşıyor. Eğitim iyileştikçe Türkiye güçleniyor. Eğitim her ülke için kritiktir. Ancak Türkiye için çok daha hayati bir rol üstleniyor. Zira Türkiye çok büyük ve aynı zamanda çok genç bir nüfusa sahip. Nüfusumuzun yarısı 31 yaşın altındadır. Bu genç nüfus bizim en büyük zenginlik kaynağımızdır. Bu nedenle Türkiye'nin en önemli gündemi eğitimdir, eğitim olmalıdır.
Eskiden bütçemizde en büyük payı savunma harcamaları alıyordu. Artık bütçemizde en fazla payı eğitime ayırıyoruz. Müfredatı ve sistemi iyileştirmeye yönelik çok ciddi reformları hayata geçirdik. Bugün dünyada en çok konuşulan kavramların başında '4'üncü sanayi devrimi' diye isimlendirilen süreç geliyor. Öyle görülüyor ki 2020'li yıllardan itibaren kas gücü gerektiren, sık tekrar edilen ve düşük becerili işlerin tamamı robotlar eliyle yapılacak. İnsanlar ise daha çok yüksek ve beyin gücü gerektiren işlere yoğunlaşacak. Eğitim sistemini bu sürecin ihtiyaçlarını gözeterek kurgulayan toplumlar diğer toplumların önüne geçecek ve geleceğe yön verecek. Bugün eğitim yoluyla gençlerimize kazandıracağımız vasıfları belirlerken gelecekte yaşanacak bu dönüşümleri maksimum düzeyde hesaba katmalıyız. Gençlerimizin bilim ve teknolojiye olan ilgisini artırmalıyız. Ezbere dayalı bir eğitim anlayışını terk etmeliyiz. Neden-sonuç ilişkisini kavrayabilen, analitik düşünebilen, muhakeme ve problem çözme becerisi yüksek nesiller yetiştirmek zorundayız. Çocuklarımıza erken yaşlarda kodlama ve programlama yetenekleri kazandırmalıyız.
Türkiye teknoloji kullanımında çok iyi bir noktadadır. Ancak bizim teknoloji kullanan değil teknoloji üreten bir ülke olmamız gerekiyor. Eğitim anlayışımızı da bu yönde revize etmemiz büyük önem taşıyor.

SANAYİ 4.0 PLATFORMU
4. Sanayi Devrimi, son dönemlerde Doğu'daki düşük üretim maliyetleri karşısında zorlanan Batılı sanayicilerin, bir nevi kendilerini koruma hamlesidir. Çin, Tayvan ve Hindistan'da çok düşük üretim maliyetleriyle üretim yapan merkezler bulunuyor. Batılı şirketler bu ülkelerdeki merkezlerle rekabette zorlanıyor. Bu nedenle Batılı şirketler, ellerindeki işi kaybetme noktasına geldi.
Batılı sanayiler ve sanayiciler, siber sistemlerle mevcut altyapıyı entegre edip, yani sıfır stokla çalışmayı daha çok genel değil de kişiselleştirilmiş üretim metodlarını kullanmayı arzu ediyorlar. Bu şekilde de üretim maliyetlerinde ciddi bir düşüş meydana gelecek.
Türkiye'nin, 4. Sanayi Devrimi'ni ıskalamaması için bir çalışma grubu oluşturduk. Yakın zamanda bir de platform kuracağız. Bakanlık koordinatörlüğündeki bu platformda Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği (MÜSİAD), Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) ile Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) gibi kuruluşlar görev alacak. Platform  üyeleriyle bir protokol imzalayacağız. Türkiye'nin, 4. Sanayi Devrimi'ni yakalayabilmesi için bazı önlemler alacağız, bu konuda özel destekler sunacağız. Eğer Türk sanayisi kendini yenilemezse önümüzdeki 10 yılda sanki taş devrinde kalmış gibi bir duruma döneriz. Bu nedenle ülke olarak 4. Sanayi Devrimi'ni en başından takip ediyoruz. Platformu oluşturacağız ve gelecek ay bu konudaki gelişmeleri paylaşacağız.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Yatırım ve istihdama çözüm; KOBİ DESTEKLERİ
Türkiye’de işsizlik yüzde 11’i aştı ve aydan aya yükseliyor. Hükümet bu süreci, istihdam yaratan...

Haberi Oku