Dijital ekonomiye götüren yeni bir devrim; SANAYİ 4.0
2014 yılında 158 milyar dolar gerçekleşen ihracatın teknoloji düzeyine göre dağılımında yüzde 35.8 oranıyla düşük teknolojili ürünler ilk sırada yeraldı. Yüksek ve orta-yüksek teknoloji aleyhine oluşan bu durum şunu gösteriyor: Türkiye 4. Sanayi Devrimi’ni kaçırmamalı. Teknoloji seviyesini hemen ve hızla yükseltmeli. Bu bir tercih değil, zorunluluk olarak anlaşılmalı.

Peki; 4. SANAYİ DEVRİMİ nedir?...
Dünya yeni bir Sanayi Devrimi’nin içine girdi. Bu yeni devrime  Sanayi 4.0  ya da 4. Sanayi Devrimi adı verildi.
Kavramlaştırma ilk kez 2011 ylında Almanya’nın Hannover Fuarı’nda kullanıldı. Alman Hükümeti’nin talebi üzerine ilgili uzmanlar tarafından özel bir çalışma yapıldı ve 4. Sanayi Devrimi kavramı dünyanın dikkatine sunuldu. Dünya kavramı hemen benimsedi ve tartışmaya başladı.
4. Sanayi Devrimi küresel çapta sanayi üretimini yüksek teknoloji ile donatarak, makineler arası  iletişim çağına, siber fiziksel sistemlere geçişi esas alıyor. Bu yeni devrim, ekonomiden sosyal düzene kadar yapacağı  radikal dönüşümler ile neden yeni bir sanayi devrimine geçmekte olduğumuzu da açıkça gösteriyor.
4. Sanayi Devrimi’ni tanımak ve kavramak için öncelikle üretim süreçlerindeki dönüşüme bakılıyor. Bu süreçte, akıllı  fabrikalar ile akıllı  ürün uygulamaları kendini gösteriyor. Diğer yandan, tüm üretim süreçlerini tek başına yönetmeye aday robotik sistemler dönemine geçmekte olduğumuz da  açıkça görülüyor. Bu noktada robotlar “makina” değil, “çalışan” haline geliyorlar. Böyle olunca da “insansız endüstri” akla geliyor ve makineleşmenin işgücü talebini azaltacağı tartışması yeniden canlanıyor. İşin merkezinde bulunanlar, “Teknolojik İşsizlik” kavramını devreye sokarak düşünüyorlar ve istihdamı yoketmeyen bir devrim yaratmak için yeni bir teoriye ihtiyacımız olduğuna dikkat çekiyorlar. Bu noktada köklü  üniversiteler 4. Sanayi Devrimi kavramının içini örmeye başladılar bile. Oxford Üniversitesi’nin yaptığı  bir çalışmaya göre; önümüzdeki 20 yıl içerisinde ABD’deki işlerin yüzde 47’si yok olma riski ile karşı  karşıyadır. Sadece çalışanların değil, şirketlerin de işleri yok olma yolundadır. Artan teknoloji, değişen dünya düzeni, ihtiyaçların farklılaşması ve bu ihtiyaçlara ayak uyduramayanların sistemden çıkacağına ilişkin öngörüler çok titiz akademik çalışmaların konusu olmaya başlamıştır.
Gelişmiş ülkeler 4. Sanayi Devrimi’ne ilişkin ilk politikalarını oluşturmaya başlamışken kabul edelim ki konu Türkiye’de henüz yeterince bilinmiyor. Oysa biz de sanayileşme stratejimizi ve politikalarımızı 4. Sanayi Devrimi doğrultusunda güncellemeliyiz. Orta Gelir düzeyinden çıkıp yüksek gelirli ekonomiler grubuna girmemiz buna bağlıdır.
Türkiye teknoloji kullanma konusunda başarılı bir ülkedir. Bu başarıyı teknoloji üretme konusunda da göstermeliyiz. Bu yönüyle Türkiye’nin ciddi bir seferberliğe ihtiyacı olduğu da söylenebilir. Aksi halde, 4. Sanayi Devrimi’nin dışında kalırsak, ekonomimiz kaçanılmaz olarak rekabet gücünü kaybedecek, ülke olarak küresel ekonominin gerisinde kalacağız.
Bilindiği gibi Davos 2016’nın  ana tartışma konusu da 4. Sanayi Devrimi oldu. Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) konuyla ilgili üyelerinin ve tüm sanayi dünyasının dikkatini çekmek için harekete geçti.  Üniversiteler ve sanayi odaları besbelli ki önümüzdeki süreçte konuya girecekler ve Türkiye kısa vadede 4. Sanayi Devrimi’ni konuşur ve ilgili politikaları üretir duruma gelecek. Bunun aksini düşünmek bile istemediğimiz için  KobiEfor olarak bu sayımızın kapak konusunu 4. Sanayi Devrimi’ne ayırdık. Umarız, okurlarımız nasıl bir devrimden söz edildiğini anlayacak ve kendi üretim dünyası bağlamında bu yeni devrime uygun düzenlemeleri yapmaya başlayacaktır.

Sanayi Devrimleri’nin tarihsel dizilişi
Sanayi 4.0’ı anlamak için önceki 3 sanayi devrimini tanımlayan endüstriyel paradigmaların kullanılması yararlı olabiliyor. İşte o sanayi devrimleri:

1. Sanayi 1.0;
1760’lı yıllarda başlayıp, 1830’lara kadar devam eden süreçle açıklanıyor. Bu süreçte;  genel olarak üretim, el ve beden emeğinden makine gücüne doğru kayıyor. Artış  gösteren makineler, buhar gücüyle işlev kazanıyor. Enerji olarak odun ve bio-yakıt yerine kömür kullanılıyor. Ve bu Devrim kısa sürede tüm Avrupa’yı ve ABD’yi ele geçiriyor, üretim yapısını, ekonomik ve toplumsal yapıyı değiştiriyor. Bu gelişme içinde ortalama yaşam süresi artıyor. Gündelik yaşam pratikleşiyor. Makinelerin üretimi pratikleştirmesi, üretilen ürün sayısını artırıyor. Avrupa, artan  ürünleri pazarlayabileceği ve ayrıca yeni hammadde kaynakları elde edebileceği coğrafyalara yöneliyor. Uluslararası ilişkiler değişiyor, yeniden şekilleniyor ve yeni bir dünya düzeni oluşuyor.

2. Sanayi 2.0; 1840’lı  yllardan itibaren teknolojinin daha da ilerlemesiyle, II. Sanayi Devrimi’ne geçildi. 1840–1870 dönemini kapsayan bu sürece, teknoloji devrimi adı verildi. II. Sanayi Devrimi’nin ortaya çıkmasında demiryolları ve ulaşımın gelişmesi belirleyici oldu. Ulaşımın kolaylaşmas, hammadde teminini de kolaylaştırdı. Ürünlerin yeni ve uzak pazarlara ulaşması kolaylaştı.
II. Sanayi Devrimi’nde elektrik teknolojisi öne çıktı. Üretim hatları kullanılmaya başlandı. Bu yeni ve üstün teknoloji, makinelerin daha çok gelişmesini ve üretimin büyük oranda artmasını sağladı ve “Seri Üretim” ortaya çıktı. Hammadde olarak demir ve çeliğin kullanılması yaygınlaştı. II. Sanayi Devrimi’nin başını İngiltere, Almanya, ABD ve Japonya çekti.

3. Sanayi 3.0; 1950’li yıllarla birlikte dijital teknoloji gelişmeye başladı. III. Sanayi Devrimi geldi. Z1 olarak adlandırılan ve mekanik elektrikle çalışan hesap makinesi üretildi. Bu süreç bilgisayara kadar uzandı. Dijital gelişmeler, üretim süreçlerine entegre oldu. İletişim teknolojileri devreye girdi. Üretim süreçlerinde bilgisayar ve iletişim teknolojilerinin kullanımı, çok daha küçük, mekanik ve pratik ürünleri hayata soktu. Üretimde beden gücüne duyulan ihtiyaç azalmaya başladı.

4. Sanayi 4.0;  4. Sanayi Devrimi, sanayide, makinelerin insan gücüne gerek kalmaksızın kendilerini ve üretim süreçlerini yönetmeye başlamasıyla ortaya çıktı. Bilgisayar, iletişim ve internet teknolojilerinin entegrasyonuyla ortaya çıkan karma teknoloji, makineleri yeni ve üst düzey bir yapıya kavuşturdu. Buna “Nesnelerin İnterneti” adı verildi. Bu gelişme, üretimi gerçekleştiren bir fabrikanın kendi kendini yönetebilmesine kadar uzandı.

Sanayi 4.0’ın kısa tarihi
Sanayi 4.0, son 4 yıllık bir sürede, teknik bir terim olmaktan çıktı, milyarlarca avroluk bir piyasa haline geldi. 2020 yılına kadar sadece Avrupa’da, bu alanda yıllık 140 milyar avroluk yatırım gerçekleştirilmesi bekleniyor.
Ayrıca yine 2020 yılında, nesnelerin interneti aracılığıyla 14 milyar cihazın birbirleriyle etkileşime geçmiş  olması planlanıyor.
Sanayi 4.0  Avrupa’da yaygın biçimde bilinmekte ve küresel ölçekte de giderek daha çok tanınmaktadır. 4. Sanayi Devrimi’ndeki temel amaç, kendini yönetebilen üretim süreçlerinin olduğu akıllı  fabrikaların hayata geçirilmesidir. Akıllı  fabrika oluşturmak ise ancak “Siber-Fiziksel Sistem” ve “Nesnelerin İnterneti” ile mümkün olabilmektedir. O nedenle Sanayi 4.0’ı, bu kavramları açarak anlayabiliriz. Bu kavramlardan birçoğu bugün hayata geçirilmiştir ve bunlar Sanayi 4.0’ın ilk işaretleri sayılıyor ama aynı zamanda, gelecekte neler olabileceğine dair de önemli ipuçları veriyorlar. Bu yeni devrime sadece ‘3 Boyutlu Yazıcı’lar ve ‘Nesnelerin İnterneti ‘ ile dokunmak mümkündür.

Sanayi 4.0’ın öncülleri
Halen hayatımıza girmiş ve işlev kazanmış birçok tanıdık olgu, 4. Sanayi Devrimi’nin öncülüdür. Bunları sırasıyla tanımak, Sanayi 4.0’ı tanımamızı kolaylaştıracaktır:
1- Üç boyutlu (3D) yazıcılar: 3 Boyutlu veya 3D yazıcı; dijital 3 boyutlu bilgisayar verisini (üç boyutlu CAD çizim), elle tutulabilecek gerçek nesnelere dönüştüren bir makinedir. Elektronik parçalar ve motorlar dışında neredeyse bütün mekanik parçalar 3D yazıcı tarafından basılabilmektedir. Değişik türlerde ve tekniklerde baskı yapabilen 3D yazıcılar var. En yaygn kullanıma sahip olan üç boyutlu yazıcıların çalışma prensibi bilgisayar ortamında hazırlanmış herhangi bir 3D nesnenin sanal olarak katmanlara bölünmesine ve her bir katmanının eritilen hammadde dökülerek üst üste gelecek şekilde basılmasına dayanmaktadır.
Dünya genelinde her sene yüzde 25–30 oranında büyüyen 3D yazıcı sektörü 2016 yılında 4 milyar dolarlık bir market hacmine ulaştı. Bilimcilere göre 3D baskı ile insanoğlu, “yenilikçilik” konusunda bir çağ  atlamıştır. 3D yazıcılar ile birlikte hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Örneğin; tüm üretim bilgileri bilgisayar ortamına yükleneceği için istendiği zaman istendiği kadar  ürün üretilmesi mümkün olacak, “stok” kavramı ortadan kalkacak, verimlilik artacak ve israf önlenmiş  olacaktır.
Sistem şöyle işliyor: Üretilecek ürünün 3 boyutlu tasarım programları (CAD)  ile bilgisayar verisi oluşturuluyor ve 3D baskı sürecine geçiriliyor. 3D baskı işleminde obje, katmanlar halinde üst üste serilerek oluşturuluyor. Günümüz teknolojisinde bu katmanlar plastik ergitme, lazer sinterleme, sterolitografi gibi farklı  yöntemler ile gerçekleştirilebiliyor.
3D Yazıcı ile üretim FDM (Fused Deposition Modelling) yani birleştirmeli yığma teknolojisi, ya da SLS -selective laser sintering- yani seçici lazer sinterleme ile yapılıyor. 3D yazıcı teknolojiler ile birçok farklı  malzeme ve yöntem kombinasyonlar kullanılarak oldukça geniş  bir alana  hitap edilebiliyor. Genetikten bilişim teknolojilerine, tıptan sanayiye, şehir planlamadan gıdaya ve kuyumculuğa kadar tüm hayatımızı değiştirmeye aday bir üretim alanı doğuyor.
Üretim maliyetlerini büyük oranda düşüren bu cihazlar, gelişmekte olan ülkeler için de üretim ve inovasyon konusunda çığır açıyor. Bilim dünyası çalışmalarında, yakın gelecekte üretimde 4D yazcıların kullanılmaları öngörülüyor. O zaman şunlar olabilecek: Düz bir metal parçanın su altına yerleştirildiğinde kendiliğinden boru şeklini alması, ya da yağmurlu ve güneşli hava ayrımını algılayıp kendiliğinden bota ve sandalete dönüşebilen ayakkabı gibi...

2- Nesnelerin İnterneti: Nesnelerin interneti, insanların gündelik hayatına neredeyse tamamen hakim oldu, geniş  ve kapsayıcı bir kavram haline geldi. Bu gelişmeyle birlikte nesneler sanal bir kimlik kazanıyor, çevreleriyle fiziksel ve sosyal iletişim halinde olabiliyor. Buna, nesnelerin, interneti araç olarak kullanıp birbirleriyle iletişim içerisinde olmaları ve işleri kendilerinin yönetmesi diyebiliriz.
Nesnelerin interneti sisteminin kullanıldığı  bir fabrikada, üretim süreci makine ve robotlar tarafından yönetilecek, bir terslik sözkonusu olduğunda süreç makineler veya robotlar tarafından otomatik olarak durdurulacak. Veya üzerlerine yerleştirilecek sensörler ve akıllı  etiketler, tedarik zinciri boyunca ürünlerin kendini yönetmesini sağlayacak. Makinelerin ve robotların üretim sürecini yönettiği bir fabrikada, haliyle insan kaynağına duyulan gereksinim de azalacak, üretim sürecinin daha verimli yönetilmesi, maliyetlerde ve giderlerde azalma, gelirlerde artış sağlayacak.

3- Akıllı Fabrikalar: Makinelerin, robotların ve internet ağlarının üretim süreçlerine neredeyse tamamen hakim olduğu gözleniyor. Artık Akıllı  Fabrikalar’dan ve bu fabrikalardan çıkan “Akıllı Ürünler”den sözedebiliyoruz. Akıllı  üretim, gelişmiş  yazılım ve bilgisayar programlarının, makinelere entegre edilmesi ile ortaya çıktı.

4- Siber Fiziksel Sistemler: Siber-fiziksel sistemler; gözlemleme, koordinasyon ve kontrol gibi üretim süreçlerindeki temel prensiplerin, hesaplama ve iletişim bileşkesinden oluşan karma teknoloji tarafından yönetildiği sistemlerdir. Günümüzde, siber dünya ile makineler arasındaki bütünleşme nano-teknolojiyi yarattı.

5- Büyük Veri: İnternetin ve sosyal medya araçlarının gündelik hayata hakim olması sayesinde, bilgiye erişim kolaylaştı. Ancak bilginin artması, yanlış bilgi sorununu yarattı. Çok fazla bilginin bulunduğu ortamdan gerçek ve güvenilir olanların ayıklanıp, saklanması da mümkün hale geldi. Bu gelişme  doğru bilgilerin total havuzuna, “Büyük Veri”ye götürüyor.

6- Otonom Robotlar: Robot, genel olarak “önceden programlanmış” görevleri yerine getiriyor. Operatörün veya bir bilgisayar programının kontrolünde çalışıyor. Robotların en büyük kullanım alanı endüstriyel üretimdir.

7- Simülasyon: Simülasyon, “Teknik anlamda gerçek bir dünya süreci veya sisteminin işletilmesinin zaman üzerinden taklit edilmesi” olarak tanımlanıyor. Simülasyon teknolojileri fabrikalara girmeye başladı.

8- Sistem Entegrasyonu: Sistem Entegrasyonu, birden fazla sistemin biraraya getirilerek tek bir sistem olarak çalışmasıdır. Sistemlerin işlevselliğini arttırabilmek için birçok alt sistemin birbiri ile entegre olması biçiminde gelişmektedir. Artık sistemler, tasarlanırken kendi içlerinde çalışıp diğer sistemlerle de entegre olacak şekilde geliştiriliyor.

9- Artırılmış Gerçeklik: ‘Artırılmış Gerçeklik (Augmented Reality)’, gerçek dünyadaki çevrenin ve içindekilerin bilgisayar tarafından üretilen ses, görüntü, grafik ve GPS verileriyle zenginleştirilerek meydana getirilen canlı, doğrudan veya dolaylı fiziksel görünümüdür.  Buna kısaca; “Gerçekliğin bilgisayar tarafından değiştirilmesi ve artırılmasıdır” diyebiliriz. Kullanıcı, artırılmış gerçeklik teknolojisinin yardımıyla yapay bilgi ve ögeleri gerçek dünyayla bağdaştırabilmektedir.

10- Bulut Bilişim Sistemi: Bulut bilişim (çevrim içi bilgi) aygıtlar arasında ortak bilgi paylaşımını sağlayan hizmettir. Temel kaynaktaki yazılım ve bilgilerin paylaşımı sağlanarak kullanılmasıdır.

Sanayi 4.0 Devrimi’nin çıktıları
Sanayi 4.0 Devrimi, ortaya çıkan öncülleriyle hayatımızı kökten değiştirmeye başlamış bulunmaktadır. Aşağıdaki bazı örnekleri, Devrim’in ilk çıktılarından örnekler olarak verebiliriz:

- Nesnelerin interneti ve siber-fiziksel sistemler ile daha karmaşık ve akıllı ürünler üretilebilmektedir.
- Seri üretimden-müşteri ihtiyaçlarına göre özel üretime geçilmektedir.
- Üretim tesisleri ile ürünlerin gerçek zamanlı  veri ve bilgi alışverişine başlanmıştır.
- Ürün tasarım, geliştirilmesi ve üretimi için gerekli veri ve bilgi miktarı çok büyük hacimlere ulaşmaktadır.
- Hammadde ve kaynak tüketimi en aza indirgenirken verimlilik artmakta ve yeşil enerji dönemine geçilmektedir.
- Kendi kendini organize eden üretim yöntemleri sayesinde üretim için gerekli kaynaklara (enerji, insan, makine vb.) olan ihtiyaç azalmakta, robotlar üretim süreçlerini yönetir hale gelmektedir.
- Robotların yaygınlaşması işgücüne duyulan gereksinimi azalttığından, yeni istihdam politikaları geliştirilmektedir.
- Ürün-yaşam döngü süresi kısalırken üretimdeki hata payı minimuma inmektedir.
- Robotlar üretim süreçlerini hızlandırdığından çalışma saatleri çok daha esnek hale gelmektedir.
- 3D yazıcılarla dünyanın her noktasında her türlü hammadde, ara mamul ve nihai ürün üretilebilmektedir.
- Sanayi 4.0’a uyum sağlayan firmaların küresel pazarda payı büyümekte, üretim sanal dünya ile daha iç içe geçmeye başlamaktadır.

Sanayi 4.0’ın genel yararları
Sanayi 4.0 Devrimi’nin yaratacağı dönüşüm ve sağlayacağı yararlar aşağıdaki başlıklarla özetlenebiliyor:

1- Entegrasyon: Bir fabrika içerisindeki entegrasyonun yanısıra hem firma içerisindeki diğer birimlerin dikey entegrasyonunu hem de değer zincirinin diğer aşamalarının yatay entegrasyonunu kapsıyor (Dikey entegrasyon pazarlama ve satış, ürün geliştirme, planlama, üretim, bilgi teknolojileri ve finans gibi birimleri; yatay entegrasyon ise tedarikçi, üretici, dağıtıcı ve lojistik firmalarını anlatıyor). Bu yeni devrim ile siparişin verilmesinden tüketiciye iletilmesine kadar iletişim halinde olan siber-fiziksel sistemler.
Ayrıca makine ve sistemlerde bulunan uyarıcılar tüm süreç boyunca veri üretiyor (hangi sıcaklıkta, hangi süreç, hangi makine, hangi ürün ve diğer detaylar) ve bu veriler analiz edilerek süreç sürekli olarak iyileştirilebiliyor.

2- Tasarım: Güçlü görselleştirme ve simülasyon yazılımları üreticilerin ürün tasarımı, test ve optimizasyonu aşamalarında hızlanmasını ve gelişmesini sağlıyor.

3- Üretim Planlama: Tüm fabrikanın ve ekipmanların dijital ortamda tasarlanabilmesi ve simülasyonu ile maliyet, hız, verimlilik, makine kullanımı, enerji kullanımı ve kalite optimize edilebiliyor.

4- Mühendislik: Modern üretim yüzlerce birbiri ile bağlantılı otomasyon bileşenleri içeriyor. Yeni yazılımlar bu otomasyon görevlerini tek bir portal üzerinden yönetebiliyor

5- Üretim: Geliştirilen sistemler üretim performansını gerçek zamanlı olarak ölçebiliyor ve görselleştiriyor.

6- Hizmet: Mobil cihazlar, güçlü ağ ve büyük veri analitiği teknoloji bazlı hizmet fırsatlarına olanak tanıyor.

7- İşgücü: Otomasyonun artışı ile insan gücündeki yetkinlik gereksinimleri değişecek; basit, tekrarlı işler yapan görevler yok olacak, veriyi analitik şekilde değerlendirebilen ve gerçek zamanlı olarak sisteme müdahale edebilecek insan gücü gereksinimi ortaya çıkacak.

8- Özelleştirilmiş ürün: 4. Sanayi Devrimi üretimi yüzde 30 hızlandırıp verimliliği yüzde 25 artıracak. Akıllı üretim süreçleri, akıllı ürünler ve uzaktan müdahale edilebilir sistemler esneklik sağlayacak; müşterilerin de sisteme entegrasyonu ile müşteri istekleri doğrultusunda düşük maliyetlere özelleştirilebilen ürünler üretilecek.

9- Üretkenlik: Önümüzdeki 5-10 yıl içinde pek çok şirket Sanayi 4.0’a uyum sağlayacak ve hammadde hariç üretim maliyetleri yüzde 15-25 arasında iyileşecek, toplam üretkenlik kazanımları yüzde 5 ile 8’e ulaşacak.

10- Ciro artışı: Sanayi 4.0 sayesinde üreticilerin gelişmiş  ekipman ve yeni veri uygulama isteği, müşterilerin kişiselletirilmiş  ürünlere yönelik gittikçe artan talebiyle paralel olarak artacak.

11- İstihdam: Sanayi 4.0 sayesinde üretim sektöründe yüzde 6-10’luk istihdam artışı  beklenmektedir. Yeni işgücüne talep en fazla mekanik-mühendislik sektöründe hissedilecek.

12- Yatırım: Üretim süreçlerini ‘Sanayi 4.0’a adapte edebilmek için üreticilerin cirolarının yüzde 1 ile 1.5’ini yatırıma ayırması öngörülmektedir.

Sanayi 4.0’ın kazandırdığı sektörel vizyonlar
Yeni sanayi devrimine doğru yürüyüşü hızlandırmak için yeterli beceri ve bilgi eksikliği bulunmaktadır. Sanayi 4.0 demek, işgücü talebinin azalması demektir. Bu nedenle kurumlardaki departmanlarda fazla işgücü tehdit oluşturmaktadır.  Genel olarak; yüksek teknolojiye odaklanan ve yüksek katmadeğer yaratan sektörler, Sanayi 4.0’a daha hızlı  uyum sağlamaktadır.
Sanayi 4.0’ın getirdiği yeniliklerle birlikte ilgili sektörlerin 2025 yılına kadar yüksek büyüme oranları sergilemesi beklenmektedir. Sektörlerin bu devrim bağlamında 2025 vizyonu yukarıdaki tabloda verilmektedir.

Sanayi 4.0’ ın sektörel görünümleri
Aşağıda, Sanayi 4.0’ı görünür hale getirebilmiş sektörlerden örnekler seçilmiştir.

Sensörler: Sanayi 4.0’ın imalat süreçlerinde ortaya çıkardığı  değişimler, genel olarak, dijital teknolojilerle yapılan “dijital üretim” diye adlandırılıyor. Süreçteki yenilik ise sensörlerin  her evrede, hem kullanılan hammadde hakkında detaylı  bilgi aktarabilecek, hem de geri bildirim sağlayabilir nitelikte olmasıdır. Süreç kontrol mekanizmaları ise artık çok daha karmaşık yapıları çözebilir ve olası sorunlara anında müdahale edebilir niteliktedir.

Radyo-frekans teknolojileri: Radyo dalgaları aracılığıyla bilgi tanımayı mümkün kılan teknolojiler, günümüzde kablosuz teknolojisine kadar  erişimi  olup, üretim sürecinde çok daha hızlı  ve pratik bilgi aktarımına yaramaktadır.

Otomotiv Sektörü: Sanayi 4.0’ın kendini açıkça gösterdiği sektörlerin başında otomotiv gelmektedir. Otomotiv, ileri teknolojik gelişmeleri durmaksızın uygulamaktadır. İnsansız, otomatik sürüş gerçekleştirebilen otomobillere yaklaşılmıştır.

Tekstil Sektörü: Sanayi 4.0; tekstil sektörüne esnek, hızlı  ve daha çok ürün elde edilmesini sağlayan üretim süreçleri soktu. Nesnelerin interneti,  tekstil makinelerinin ileri teknolojiyle kendi aralarında bilgi akışı gerçekletirmesini mümkün kılıyor. Siber-fiziksel sistemler ve nesnelerin interneti ile donatılmış olan sözkonusu yeni tekstil türüne, “Akıllı Tekstil” adı verilmektedir. Akıllı tekstiller  özellikle tıbbi, askeri, teknik alanlarda kullanılıyor. Sanayi 4.0 yolunda önemli bir adım olan nano teknoloji, leke tutmama,  kendi-kendini temizleme, kırışmama,   antibakteriyel yapı, su geçirmezlik, renk değiştirebilme gibi ürün özellikleri ortaya çıkarıyor. Uyumak üzere olan sürücüleri uyandıran araba koltukları, kalp atışlarını dinleyen yatak çarşafları, oda sıcaklığına göre renk değiştiren dokumalar gibi ürünler ‘Akıllı Tekstil’ örnekleridir. ‘Akıllı Tekstil’ ile dokuma tezgahları; sensörler yardımıyla üretim yönetimini kendileri yapar hale gelmişlerdir.

Sanayi 4.0’ın yarattığı istihdam yapısı
Sanayi 4.0’ın direkt sonuçlarından biri de istihdam yapısına etkileridir. 2012 verilerine göre; Japonya'da robot sayısı 310 bin, Çin'de 96 bin ve ABD'de 168 bindir. Küresel istihdam sorunu  artarken  robotların bu derece yaygınlık kazanması, işgücüne duyulan ihtiyacı niceliksel olarak azaltıyor, istihdam yapısını yeni bir niteliğe dönüştürüyor. Robotların işgücü ve istihdam yapısına etkileri, “Teknolojik İşsizlik” yaratıyor. Meslekler kayboluyor.

Sanayi 4.0 Devrimi’ne ayak uydurma
“Devrime ayak uyduranlar ayakta kalacak, uyduramayanlar yokolacak” denildiğine göre Sanayi 4.0 Devrimi’yle firma bazında uyumlu olabilmenin koşulları hakkında da fikir sahibi olmamız gerekmektedir. İşte bazı kriterler:

Firmalar arası standardizasyon: Firmaların, teknolojik gelişmeleri birebir uygulayabilmeleri için belirli standartlara erişmiş  olmaları gerekiyor.

Karmaşık sistemlerin yönetilmesi: Fabrikaların akıllı  hale gelmesi, üretim süreçlerinin kendilerini yönetebilir hale dönüşmesi ve robotların yaygınlaşması, firma içi sistemleri eski dönemlere göre çok daha karmaşık hale getiriyor. Bu bağlamda yönetim prensipleri de bu karmaşık sistemleri yönetebilir niteliğe erişmiş olmalıdır.

Gelişmiş bir altyapı: Kapsamlı, güvenilir ve yüksek kaliteli bir güvenlik, telekomünikasyon ve iletişim ağı  geliştirilmesi gerekmektedir. Bu da gelişmiş  bir dijital altyapı geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Açık vermeyen bir güvenlik sistemi: Üretimin akıllı hale gelmesi ve dijital hayatın bu derece yaygınlaşması, güvenlik sistemlerinin de çok daha ileri boyutlara taşınmasını gerekli kılmaktadır. Zira nesneler arası internet ağının yaygınlaşması, siber-saldırı olasılığını artırmaktadır.

Organizasyon ve tasarım: Sanayi 4.0 ile birlikte akıllı  yapıya dönüşen firma ve fabrikalarda, iş  akış  şemaları ve tasarımları da değişmektedir. Özellikle robotların yaygınlaşması, sadece birer makine olarak değil, birer çalışan olarak ele alınmalarını ve insanlarla birlikte uyum içinde yönetilmelerini zorunlu kılmaktadır.

Yasal düzenleme:  Makinelerin adeta birer çalışan haline gelmesi, firmalara ilişkin yasal düzenlemelerin de kapsamlı  bir biçimde yeniden ele alınmasını ve düzenlenmesini gerektirmektedir.

Kaynak etkinliği: Sanayi 4.0, hammadde ve kaynaklarını, akıllı  sistemlere uygun biçimde, çok daha etkin düzeyde yönetilmelerini sağlamaktadır.

Sanayi 4.0 ile bütünleşme stratejileri
4. Sanayi Devrimi’ne gerek ülke ve gerekse firma bazında uyum sağlayabilmek için belirgin bir strateji oluşturmak zorunludur. Bu stratejinin düğüm noktaları aşağıda sıralanmıştır:

- Üreticilerin öncelikleri belirlemesi ve işgücünün niteliğini artırmaları için plan.
- Gelişimin ve değişimin temel noktalarının belirlenmesi.
- Değişimin işgücüne uzun vadedeki etkilerinin ortaya konulması.
- Üreticilerin teknoloji düzeylerini belli bir plana bağlayarak dengelemeleri.
- Yeni taleplere yönelik yeni iş  modellerinin tanımlanması.
- Analitik araçlara yönelik yeni teknolojilerin geliştirilmesi.
- Dijital dünyaya uygun yeni ve kalıcı işbirliklerinin kurulması.
- Standartlar belirlenmesi ve uygulanması.
- Altyapı sistemleri ve eğitim uyumunun sağlanması.
- Teknolojik altyapı olanaklarının güçlendirilmesi.
- Bilişim teknolojilerini, inovasyonu ve girişimciliği güçlendirmeye yönelik eğitim programları ve üniversite bölümlerinin kurulması.
- Tüm firmanın birbiri ile bağlanması, entegre olması. Öncelikli olarak belli standartların geliştirilmesi, ortak tanımların oluşturulması ve tutarlılığı sağlamak için referans mimarisinin yaratılması.
- Ürünler ve sistemler giderek daha karmaşık hale geliyor. Dolayısıyla sistemlerin modelinin oluşturulması, planlanabilmesi.

Türkiye ve Sanayi 4.0 Devrimi
Türkiye, dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasındaki yerini son dörtte kalarak korusa da küresel rekabetten, inovasyona, iş  kolaylığından, eğitimin niteliğine kadar birçok uluslararası sıralamada olumsuz bir tablo sergilemektedir. Yüksek orta gelirli ekonomiler arasında yeralan Türkiye’de imalat sanayi, düşük ve orta düşük teknoloji grubunda yoğunlaşmıştır. Oysa ki orta gelir tuzağında bulunan Türkiye’nin yüksek gelirli ekonomiler arasına girebilmesi için yüksek teknolojili üretime hızla  geçiş  yapması kaçınılmazdır. Sanayi 4.0’daki gelişmeler de bu geçişin ne kadar hızlı  olması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Türkiye 2003-2014 yılları arasında düşük ve orta düşük teknolojili ürünlerde 90 milyar dolar dış  ticaret fazlası verirken yüksek ve orta yüksek teknolojili alanlarda 438 milyar dolar dış  ticaret açığı  verdi. 2014 yılında 158 milyar dolar gerçekleşen ihracatın teknoloji düzeyine göre dağılımında yüzde 35.8 oranıyla düşük teknolojili ürünler ilk sırada yeraldı. Yüksek ve orta-yüksek teknoloji aleyhine oluşan bu durum Türkiye’nin niçin hemen teknoloji seviyesini yükseltmesi gerektiğini de gösteriyor.
Teknoloji seviyesi arttıkça gelir artmakta, ücretler artmakta, refah artmakta, bu da tasarrufların artmasına yardımcı olmaktadır.

Değerlendirme
The Boston Consulting Group (BCG) Araştırması’nda Türkiye için şöyle denilmektedir: “...Türkiye’nin üretim üssü statüsünü sağlama alması, şirketlerin, Sanayi 4.0’ın getirdiği teknolojik avantajları ne kadar kapsamlı  ve hızlı uygulayacaklarına bağlı  olacak.” Türkiye’nin 2023 hedefleri ve sanayi strateji belgeleri küresel gelişmeye ayak uydurabilmek yönünde atılmış önemli adımlardır.  Ancak ülke olarak, belirlenen hedefler doğrultusunda zamanında eyleme geçme konusunda ciddi anlamda sorunlarımız bulunmaktadır.
Atılması zorunlu adımlar geciktikçe etkisi de azalmaktadır. Firmaların tek başına Sanayi 4.0’a yatırım yapabilmesi için ülkedeki gerekli koşulların da bir ekosistem olarak buna uygun olması gerekmektedir. Gelinen noktada bunun da mümkün olmadığı görülmektedir. Zorunlu adımların hemen atılması bu nedenle önemlidir.

MEHMET ŞİMŞEK
Başbakan Yardımcısı

4. Sanayi Devrimi’ne yasal çerçeve
Sadece 2007'de çekilen küresel doğrudan yatırım tutarı, 22 yılda çektiğimizden daha fazla. Bu küresel koşullarla kısmen ilişkili ama tesadüf değil. Bu yatırım ikliminin iyileştirilmesi, yapısal reformlar, siyasi istikrar ve güçlü liderlik sayesinde sağlandı. Bugün de yine aynı eşiğin arifesindeyiz.
"Sanayi 4.0" kapsamındaki teknolojiler birçok kesime yeni fırsatlar, verimlilik artışı ve inovasyon imkanları sunmaktadır. Örnek verirsek; engelli insanların önemli bir kısmı gelişmekte olan ülkelerde bulunmaktadır. Teknolojik gelişmeler ve dijitalleşme ile bu kişiler bulundukları yerden katmadeğer üretimine inanılmaz derecede katkıda bulunabilecekler.
Küresel krizden sonra yatırımlarda ciddi yavaşlama oldu. Birçok ülkede yatırımlarda artış yaşanmadı. Bu da dünyadaki büyüme performansını aşağıya çekti. Türkiye'yi biran önce daha öngörülebilir bir ülke haline getirmek ve yatırım iklimini iyileştirmek gerekir.
Bunları yaparken 4. Sanayi Devrimi’nin gerektirdiği yasal düzenlemeyi oluşturmamız gerekiyor. Çok düzenlemenin olması faydalı değil, az ama etkili düzenleme olmalı. Hemen hemen tüm alanlarda mümkün olduğunca geniş alanı, esnekliği, dinamizmi öldürmeyecek şekilde özel sektöre bırakmak lazım. Hemen hemen bütün alanlarda istisnasız genel kuralları koymak gerek. Anayasa için de bu böyledir. Asgari ücreti anayasa konusu yapmak akıl karı, rasyonel değil, anlamı yok. Sadece özgürlüklerin, devletin vatandaşa olan sorumluluklarının ve vatandaşın devlet ile diğer bireylere olan sorumluluklarının çerçevesi çizilmeli. Esas itibarıyla özgürlüklerin en geniş şekilde tanımlanması, sistemin net şekilde ortaya konulması yaklaşımı hakim olmalı.
(Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) ve Dünya Bankası'nın "2016 Dünya Kalkınma Raporu" tanıtım toplantısı ve Türkiye Yatırım Fonu imza töreni konuşmasından)

M. RİFAT HİSARCIKLIOĞLU
TOBB Başkanı

Dijital ekonomi için 
Türkiye Yatırım Fonu
Önümüzdeki dönemde internet ekonomisinin, sadece G20 ülkelerinde yılda yaklaşık yüzde 8 büyümesi bekleniyor.
İnternet bir yandan yeni fırsatlar getirirken bir yandan da yeni uçurumlar oluşturdu. En tehlikeli uçurum da KOBİ’ler için. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki KOBİ’lerin büyümesinin temelinde inovasyona yönelik yatırımlar var. Bunun yolu da dijital teknolojilerin etkin kullanımından geçiyor. Bu teknolojileri etkin kullanamayan KOBİ’ler rekabet yarışında geride kalacak.
Kurduğumuz Türkiye Yatırım Fonu yenilikçi şirketlere ve internet ekonomisine yönelik yeni nesil ilk destek modelidir. Biz artık 'desteklenecek şirketi bürokrat seçmesin' diyoruz. Kamu, kaynağını internet ekosistemini geliştirmekte kullansın. Girişim sermayesi fonları bu ekosistem içinde doğru şirketleri seçerek kaynak aktarsın. Girişim sermayedarları yatırım yaptıkları şirketlere sadece mali kaynakla değil, mentorluk ve yeni bağlantılar sağlayarak da destek olsun.
Dijital ekonomi yeni bir devrim ortaya çıkardı. Önce davrananlar bu sürecin kazananları olacak. Türkiye Yatırım Fonu ile ülkemiz girişimcilerinin bu devrimde ilk davrananlardan biri olmasının önünü açıyoruz.
Yaşanan bu büyük değişimin sorunsuz olması beklenemez. Yasal çerçeveyi hazırlamak ve uygulamak devletlerin görevidir. Biz de iş dünyası olarak elimizi taşın altına koymaya hazırız. Dünyada dijital ekonominin gelişiminin, kişisel verilerin korunmasına ilişkin karşılıklı güven ortamının tesisi ile olacağının bilincindeyiz.
Türkiye’de Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun en kısa sürede yasalaşacak. Eminim bu kanun dijital ekonomiden Türk girişimcilerinin daha fazla faydalanmasında bir dönüm noktası olacak. Dijital ekonomi bizlere hayal dahi edemeyeceğimiz bir dünyanın kapılarını aralıyor. Bilgiye erişimin çok daha kolay olduğu, uzakları yakın eden bir dünya. Böyle bir dünya dijital ekonominin dönüştürücü gücü ile mümkün.
(Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) ve Dünya Bankası'nın "2016 Dünya Kalkınma Raporu" tanıtım toplantısı ve Türkiye Yatırım Fonu imza töreni konuşmasından)

SEDAT ŞÜKRÜ ÜNLÜTÜRK
TÜRKONFED Başkan Yardımcısı ve TÜSİAD Başkan Yardımcısı

Düğüm nokta eğitim
Türkiye, Sanayi 4.0’la yeni tanışıyor. Bu konuda TÜSİAD önemli bir farkındalık oluşturuyor ve kısa bir süre içinde bütün paydaşların birarada olacağı, sürekli bir platform olma çabası sözkonusu. Üniversiteler, akademisyenler, kamu kurum ve kuruluşları ile sanayinin birarada olması çok önemli çünkü…
Almanya’da da aynı sistem uygulandı ve çok güzel çalışıyor. Sanayiye yeni teknolojinin girmesiyle verimliliğin yüzde 15-20 artış yapacağı söyleniyor. Türkiye gibi üretici bir ülkede, böyle bir artışın önemli olduğunu söyleyebilirim.
Ben sanayinin bunu hızlıca uygulayabileceğini düşünüyorum. Çünkü Türk sanayicisi Avrupa’yla entregre olmuş durumda. Burada en önemli faktörün, nitelikli insan gücünün temini konusunda olacağı kanaatindeyim. İkincisi, bütün bunları yapabilecek olan insan gücü bizim şu anda yetiştirmekte güçlük çektiğimiz Ar-Ge ve inovasyon konusunda da gündeme gelen nitelikli bir insan gücü. Sanayi 4.0’ın kamu politikalarında bir değişime yol açabileceğini ümit ediyorum.
Sanayi 4.0, bir sürü bileşeni olan bir konu; yani nesnelerin internetinden büyük veri analizine, robotlardan verilere kadar bütün sistemin içinde varolabilmesinden bahsediyoruz. Çok kapsamlı bir iş.
TÜSİAD’ın kurmaya çalıştığı platform tam da bu konuya yardımcı olmaya çalışıyor. Ama hemen yarın yapılması gereken en önemli şey, kapsamlı bir eğitim reformu olmalı. Özellikle Sanayi 4.0 için çok fazla sayıda nitelikli insan ihtiyacı olacak. Bunların hemen yapılması lazım ki bunu yaptığımız oranda da bir üst seviyedeki teknolojik değişime hazır hale gelebilelim.

MEHMET BÜYÜKEKŞİ
TİM Başkanı

Sanayi 4.0 
gündemimizde
İnternetin, nesneler arası iletişimi sağladığı; makinelerin üretim süreçlerini tek başına optimize ettiği Sanayi 4.0 Türk sanayicilerinin de gündemini oluşturuyor. Üretimde verimliliğin arttığı, akıllı sistemlerin ve robotların profesyonel hayatta yerini aldığı bu sistemin Türkiye’de bilinirliği hızla artıyor ve uyum süreci konusunda çalışmalar yoğunluk kazanıyor.
Sanayi 4.0 yeni fırsatların yanısıra bazı zorlukları ve riskleri de beraberinde getiriyor. Şu gözden kaçırılmamalı, eğer bir ülke Sanayi 4.0’ın dışında kalırsa diğer ülkeleri “yakalaması” çok daha zor olacak.
Gelişmekte olan ülke ekonomilerinin gelişimini tetikleyecek olan şey verimlilik artışıdır. Bu noktada radikal değişimlere gidilmesi gerekiyor. Bu değişimler maliyetli, ancak hiçbir şey yapılmıyor olmasına nazaran daha kazançlı olabilir. Çünkü verimlilik artışına yatırım yapılmadığı takdirde ekonomik büyüme yavaşlayacak. Ayrıca sadece yüksek üretkenlik değil, özelleştirilebilen ürünler, pazara inme süresi de önemli olmasını beklediğimiz faktörlerdir.
Sanayi 4.0 yapay zekası yüksek robotlar ve akıllı makinelerin devridir. Sanayi 4.0 üretimde verimliliği artıracak, hammadde artıklarını ve işgücü ihtiyacını azaltacak. Maliyetler düşerken kalite artacak. Üretim kapasitesi ve hızı artacak, zamandan tasarruf sağlanacak. Ekonomik büyüme sürerken refah ve alım gücü artacak. Hayat çok daha kolaylaşacak.
Sanayi 4.0 çoğunlukla üretim şirketlerinin yatırım yapmasını gerektiriyor. Birçok şirket için yatırımın geri dönüşünün ne kadar olacağı belirsiz durumdadır. Henüz somut bir icra planının mevcut olmayışı da şirketlerin bu konuya tereddütle yaklaşmasına neden olabiliyor.
Çalışanların niteliği üretim şirketlerindeki en önemli konulardan biridir. Yeni iş modelleri ve süreçleriyle bağlantılı olarak modern cihazların, akıllı teknolojilerin ve bilişim sistemlerinin kullanımı ve dijitalleşmenin artması geleceğin “çalışanları” için çok daha yüksek kalitede bir eğitim gerektirebilir. Türkiye’nin yaptığı ihracat çoğunlukla ucuz işgücüne dayalı bir rekabet anlayışıyla yapıldığı için Sanayi 4.0’a uyum sağlayamayan bir Türkiye gelecekte bu devrimi gerçekleştirmiş ülkelere muhtaç kalabilir.

JOHANNES ZUTT
Dünya Bankası Türkiye Direktörü

4. Sanayi Devrimi’ne yasal çerçeve
Türkiye çok kısa zamanda orta gelirli ülke haline geldi. Fakat ülke üst gelir grubuna geçebilmek için bazı zorluklarla karşı karşıya.
Büyüme, istihdam ve hizmet, dijital yatırımların en önemli geri dönüşümleridir. Dijital teknolojiler, şirketlerin daha verimli olacağını, insanların nasıl fırsatları yakalayacağını ve hükümetlerin nasıl daha iyi kamu hizmeti vereceğini gösteriyor. Dijital teknolojiler, firmaların, kişilerin ve kamunun ekonomik ve sosyal masraflarını önemli miktarda düşürecek.
Cep telefonu ve diğer dijital teknolojiler gelişmekte olan dünya genelinde hızla yaygınlaşırken; daha yüksek büyüme, daha fazla istihdam ve daha iyi kamu hizmetleri gibi öngörülen dijital faydalar beklentilerin gerisinde kaldı. Dünya nüfusunun yüzde 60'ı, sürekli genişleyen dijital ekonominin kapsama alanı dışındaki konumunu koruyor.
Ayrıca dünya genelinde internet kullanıcılarının sayısının 2005 yılından bu yana üç kattan fazla artmasına rağmen dört milyar kişinin halen internet erişimi bulunmuyor. Birçok münferit başarı hikayesi olmasına rağmen teknolojinin küresel üretkenlik, yoksullara ve orta sınıfa yönelik fırsatların çoğaltılması ve hesap verebilir yönetişimin yaygınlaştırılması üzerindeki etkisi şu ana kadar beklenenden az oldu.

ENDER YORGANCILAR
EBSO Yönetim Kurulu Başkanı

Türkiye’ye reform stratejisi gerekir
Sanayi 4.0; Almanya’da, 2011 gibi çok yakın bir tarihte kamuoyu ile paylaşılmış ve çok kısa sürede küresel ekonomik gündemin ana maddelerinden biri haline gelmiş, yeni dünya düzeninde ekonomik ve toplumsal ilerlemenin başlangıç noktası olarak görülmüştür.
Sanayi 4.0 kavramının ülkemizde henüz yeni yeni tanınmaya başlandığını gözlemliyoruz. Bu bağlamda Dördüncü Sanayi Devrimi olarak da anılan bu sürecin, Türkiye’de çok yeni bir algı olduğunu ifade edebiliriz.
Günümüzde ulaştığımız yeni nesil dördüncü Sanayi Devrimi üst düzey bilişim, robot ve internet teknolojilerini ortak bir kesitte buluşturmaktadır. Üç boyutlu yazıcılar, nesnelerin interneti, siber-fiziksel sistemler, bulut bilişim sistemleri vb. gibi kavramlar, sözkonusu karma teknolojinin ana bileşenleridir.
Yakın geçmişte bilimkurgudan ibaret olarak görülen teknolojik gelişmeleri gerçeğe döndüren Sanayi 4.0, ekonomimiz ile iş dünyamızı makinelerle donatmakta ve dijital ortama taşımaktadır. Bu gelişmeler doğrultusunda beden gücüne dayalı olarak işleyen geleneksel fabrika modelleri terk edilmekte, robotlara ve makinelere dayalı olarak işleyen akıllı fabrikalar yaygınlaşmaktadır.
Sanayi 4.0 yolunda, mevcut durumumuzdaki dezavantajlarımız maalesef fazladır. Ülkemiz; eğitim, iş kolaylığı, ekonomik rekabet, inovasyon, vb. gibi alanlarda hem kendine yakışmayan hem de Sanayi 4.0’ın gerektirdiği atılımın oldukça gerisinde duran bir performans sergilemektedir. Küresel ölçekte gerçekleştirilen endeks çalışmalarında da, geri sıralarda yeralmamız bu durumu kanıtlayan bir olgudur.
Bu bağlamda, sözkonusu olumsuz imajımızı değiştirmek ve Sanayi 4.0 yolunda ilerleme sağlayabilmemiz için bilim ve eğitim alanları başta olmak üzere kapsamlı bir reform stratejisini uygulamaya koymamız şarttır.

ADNAN DALGAKIRAN
Makine İhracatçıları Birliği Başkanı

Endüstri 4.0 çağını yakalamak
 zorundayız
Teknoloji alanında hızla devam eden dönüşüm, gelişmiş sanayileri fiziksel süreçlerden bağımsız bir üretim sistemine doğru taşıyor. Gelişmiş ülkeler, sanayide yeni bir evreye geçiyor. Geleneksel sanayideki standart işçilik anlayışının yerini akıllı fabrika sistemlerinin alacağı bir endüstri anlayışı gelişiyor. İleri teknolojili ülkeler, tedarik ve müşteri ağlarını data analiziyle yönetecek, Endüstri 4.0 diye adlandırılan bir sanal fabrika sistemine hazırlanıyorlar. Uluslararası rekabette Endüstri 4.0 anlayışının öne çıkacağı 21. yüzyıl, internet üzerinden yönetilen ve birbirleriyle konuşan makinelerin çağı olacak.
Türkiye olarak, süreç otomasyonunda devrimci yeniliklerin yaşanacağı Endüstri 4.0 çağını yakalamak zorundayız. Türkiye'nin makinecileri bu yönde özverili bir çalışma içine girmiş durumda. Makine İhracatçıları Birliği olarak biz de dünyadaki gelişmeler konusunda üyelerimizi ve sektörümüzde faaliyet gösteren tüm kurumları bilgilendirmek üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

VOLKMAR DENNER
Bosch Ceo’su

BOSCH: Sanayi 4.0 yazılımları
Ağa bağlı bir yaşam için çözümler geliştirmeyi sürdüren Bosch, Endüstri 4.0 uygulamaları için tasarladığı ve üretim dünyasına yeni bir boyut getiren APAS ailesi yazılım çözümlerini görücüye çıkardı.
APAS ailesi ile ilgili değerlendirmede bulunan Bosch CEO'su Volkmar Denner şu bilgileri paylaştı: “Bosch’un geliştirdiği APAS ailesinin üyeleri arasında üretimi daha esnek ve verimli hale getiren otonom üretim asistanları da yeralıyor. Ağa bağlı üretim için geliştirilen ‘APAS üretim asistanı’ ise yapabildikleriyle herkesi şaşırtırken çok yönlü olduğunu da sergiliyor.
Yeni nesil bir endüstriyel robot sistemi olan APAS üretim asistanı, bir güvenlik bariyeri olmadan insanlarla birlikte çalışabiliyor. 120'den fazla hassas sensöre sahip patentli tasarımı sayesinde, personel fazla yaklaştığında çalışmayı güvenlik amaçlı durdurabiliyor.
APAS ailesinin bir diğer üyesi ‘APAS inspector’ ise yüksek çözünürlüklü bir kamera ve 3D ölçüm tekniğiyle yüzeyleri kontrol ediyor. APAS İnstructor isimli ailenin bir diğer üyesi de metal bileşenlerdeki mikro çatlakların tespit edilmesini sağlıyor. Ayrıca ‘APAS speedswitch’ adındaki bir lazer tarayıcıyla APAS üretim asistanının etrafındaki alan da takip edilebiliyor. Sistem üretim hattında presleme, şekillendirme, damgalama veya delme gibi diğer işlemlere tabi tutulan parçaları ‘APAS flexpress’ ile hassas bir şekilde monte edebiliyor. Tüm bu üretim asistanları, bağımsız bir şekilde veya birbirleriyle birlikte çalışabiliyor.”

ALİ RIZA ERSOY
Siemens Türkiye Genel Müdür Yardımcısı ve Dijital Fabrika
 Bölüm Direktörü

Siemens: Endüstri 
4.0 Platformu
Hızla gelişen teknoloji olanakları sayesinde yeni bir sanayi reformu olan Endüstri 4.0 dönemine giriliyor.
Siemens Türkiye, sponsorluğunu üstlendiği Endüstri 4.0 Platformu ile akademisyenlerden sektör profesyonellerine, karar vericilerden öğrencilere kadar endüstriyle ilgili tüm kesimleri tek çatı altında biraraya getirmeye hazırlanıyor. Platformun ilk çalışmalarından biri olan, www.endustri40.com adresi üzerinden yayınlanacak portal ise bir bilgi havuzu niteliğinde. Mühendislik alanının saygın dijital yayıncılarından ElektrikPort’un hazırladığı portal, tüm paydaşların kendi bilgi ve deneyimlerini paylaşmasıyla Endüstri 4.0’a geçiş sürecinde rehber rolü üstlenecek.
Portalda Endüstri 4.0’ın yol haritası, üretim teknolojilerindeki gelişmeler, Endüstri 4.0’a geçiş sürecinde karşılaşılabilecek zorluklar, eğitim sisteminin Endüstri 4.0’a entegrasyonu gibi önemli başlıklar; haber, teknik makale ve röportajlar aracılığıyla ele alınacak ve geniş kesimlerin aktif katkısıyla alanında bir ilk olacak.
Siemens Türkiye Genel Müdür Yardımcısı ve Dijital Fabrika Bölüm Direktörü Ali Rıza Ersoy, “Siemens Türkiye olarak, teknolojimiz ve ürünlerimizle endüstrinin rönesansı olarak adlandırılan bu önemli geçiş döneminde dünyada olduğu gibi Türkiye’de de aktif rol üstlenmeye hazırız. Endüstri 4.0 Platformu’na verdiğimiz desteği de bu alanda atacağımız adımların ilki olarak değerlendiriyoruz” dedi.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Yatırım ve istihdama çözüm; KOBİ DESTEKLERİ
Türkiye’de işsizlik yüzde 11’i aştı ve aydan aya yükseliyor. Hükümet bu süreci, istihdam yaratan...

Haberi Oku