2008 krizinden sonraki 10 yıl, küresel ekonomiyi üretim, dış ticaret ve bölgesel ağırlıklar yönünden önemli ölçüde değiştirdi. Bu değişikliğin  doğal sonucu olarak, dünyanın en güçlü ekonomisi ABD küreselleşmeyi yavaşlatan, korumacılığı öne çıkaran politikalar geliştiriyor. ABD ekonomisiyle içli dışlı olmuş Batı Avrupa ekonomileri de  korumacılığın ağır bastığı yeni bir konsepti, kendi aralarında tartışmaya başladılar.

Diğer yandan dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi olan Çin ise küreselleşmeyi hızlandırmak istiyor, korumacılığa itiraz ediyor. Böyle bir duruma gelindi. Küresel ekonomide gelinen bu yeni durum bütün ülkeler için olduğu kadar, Türkiye için de yeni ekonomik politikaları zorunlu kılmaktadır.

Türkiye’yi de içine alan küresel ve bölgesel jeopolitik gelişmeleri göz ardı etmeyen, ancak son 20 yılda kazanılmış küreselleşme birikiminden de vazgeçmeyen bir noktadan hareketle yeni üretim ve ticaret politikaları geliştirmemiz gerekmektedir. Özel kesim tarafından bakarsak gündemi üretim, yatırım ve dış ticaret yönünden yeni stratejilerin oluşturması belirleyecek. Kamu tarafından bakarsak Türkiye’nin gündemi yeni mevzuat, yeni teşvik sistemleri ve yeni bir girişimcilik kültürünün yaratılması olarak şekilleniyor ve bu bağlam eğitim politikalarında köklü yeniliklere  gidilmesini de kapsıyor.

Özetlersek, kamuyu ve özel kesimi yakından ilgilendiren yeni bir ekonomik politika gündemi kendini dayatmış, ilgili bir çok konu güncelleşmiş ve aciliyet kazanmıştır. Bütün bunlar hepimizin önünde duran ortak politika konuları olmuştur.

Önemli soru şudur: “Korumacılık mı, yoksa küreselleşme yoluna devam mı? Türkiye kendi geleceği açısından bu sorunun doğru cevabını bulmuş gözükmektedir. Tutulacak yol, yükselen korumacılığı göz ardı etmeyecek, ancak küreselleşmeden de vazgeçmeyecek bir sentez olacaktır. Hükümet bu konuda yeni bir konsepti benimsemiş, adına da ‘korumacılık’ değil, “ÜRETİMDE YERLİLEŞTİRME” demiştir. Bu yeni konsepte yakından bakalım:

Bu sayımızın kapak dosyasında göreceksiniz; Bakanlar Kurulu geçen ay,  Başbakan Yardımcısı başkanlığında ve beş bakanlıktan oluşan “Yerlileştirme Yürütme Kurulu” oluşturdu. Kurul’a  ilgisi temelinde bütün bakanlıklar katılabilecek. Yapılacak iş, üretimin yerlileştirilmesi olacak.

Bu yeni strateji şöyle uygulamaya geçirilecek: Önce 5 odak sektör saptandı; ‘Kimya ve ilaç sanayi, gıda sanayi, yarı iletken elektronik ürünler, makine ve teçhizat, motorlu kara taşıtları. ’Sanayi 4.0’ kapsamında stratejik önem taşıyan ve diğer odak sektörlerle yatay ilişki içerisinde olan bilişim ve yazılım sanayi  de odak sektörler kategorisine dahil edildi.

Bu odak sektörlerden ilk etapta saptanan 43 ürün için eldeki sanayi üretim envanterine göre ‘Ürün-KOBİ Eşleştirmesi’ yapılacak. Ardından ‘Ürün  temelli teşvik ve destek” düzenlemeleri gelecek. Uygulama ülke çapında olacak; merkezde “Yerlileştirme Yürütme Kurulu” tarafından koordine edilecek.

Yerlileştirme süreçleri ‘Sanayi 4.0’ dediğimiz konsept ekseninde geliştirilecek. Sonuçta, Türkiye’de üretilmesi mümkün fakat bugün ithal edilmekte olan  endüstriyel mallar Türkiye’de üretilmiş ve bu yoldan da dış ticarette 100 milyar doları aşan bir açık kapatılmış olacak. Ayrıca yüksek katmadeğerli ihracat potansiyeli ile sağlanacak faydanın stratejik önemi sinerji oluşturacaktır.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner199