DOSYA Haberleri Tümü

Kurumsal pencere

Türkiye 2013 yılı ekonomi gündemi genel ve sektörel bazda önemli yeniliklere ve gelişmelere sahne olacak. Dünya ve özellikle Avrupa ekonomisinde yaşanacak toparlanma şirketlerin ve girişimcilerin faaliyetine yeni bir ivme kazandıracak. Denebilir ki Türkiye 2023 hedefleri için ilk ısınma hareketlerine 2013 yılında başlayacak. Açılan bu yeni ekonomik platformun kurumsal düzenleyici aktörleri de yeni gündemleriyle sürece özel sektörün yanısıra güç katacaklar. Bu kurumsal gündeme aşağıda bir kaç değişik pencereden bakıyoruz:



KOBİ’ler ve Rekabet Hukuku

Rekabet Kurumu Başkanı Prof. Dr. Nurettin Kaldırımcı KOBİ’lerin piyasalardaki rekabetçi yapının korunması ve geliştirilmesindeki fonksiyonlarına vurguyla, bu işletmelere desteğin bir yanıyla da Rekabet Kurumu'nun uygulayacağı politikalar ile şekilleneceğini söylüyor. Kaldırımcı’ya göre piyasa ekonomisinin temeli olan rekabetçi sistemin ülkemizde yerleşmesi ve sürdürülmesi, KOBİ'lerin piyasalarda bağımsız işletmeler olarak faaliyetlerini devam ettirebilmeleri ile doğrudan ilişkilidir.

Rekabet hukukunun KOBİ’lere uygulanması
Kaldırımcı’nın KobiEfor’a açıklamasına göre rekabet hukuku uygulamasında işletmenin tüm pazarlardaki gücü dikkate alınır. İşletmenin bağımsız karar verebilme yeteneğini ifade eden sahiplik olgusuna bakılır. Bu bağlamda özellikle geniş ürün yelpazesine sahip büyük işletmelerin kontrolünde bulunan küçük işletmeler rekabet hukuku bakımından özel bir değerlendirmeye tabi tutulur. Klasik KOBİ tanımları bağlayıcı sayılmaz, rekabet kuralları olay bazında ve piyasa koşulları göz önünde bulundurularak uygulanır.

Rekabeti sınırlayıcı anlaşma ve kararlar
Rekabeti sınırlayıcı işlemleri iki türlü oluyor: Birincisi, pazarın aynı seviyesinde etkinlik gösteren teşebbüslerin gerçekleştirdiği anlaşma ve kararlar yatay işlemler; ikincisi, pazarın farklı seviyelerinde yer alan teşebbüslerin, taraf olduğu anlaşmalar ise dikey işlemler sayılıyor. Büyük işletmeler gibi, KOBİ’lerin de 4. maddeye aykırı eylemleri ihlal kabul edilerek para cezası uygulanıyor. KOBİ’lerin taraf olduğu ve ihlal niteliğindeki anlaşmalar genellikle fiyat tespitine, pazar (müşteri ve bölge) paylaşımına ve satış veya üretim miktarı kontrolüne yöneliktir. “Bu nedenle KOBİ’lerin bu konularda hassasiyet gösterip bu tür anlaşmalara taraf olmamaları gerekir” diyor Rekabet Kurumu Başkanı.

“De Minimis” Kuralı
“Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında ticareti veya rekabeti hissedilir derecede etkilemeyen anlaşmalar rekabet kurallarının uygulanmasından muaf tutulmuştur” diyen Kaldırımcı. Bu pazarda rakipler arası anlaşmalar tarafların toplam pazar payları yüzde 10’u aşmıyorsa rekabet hükümlerinden muaf tutuluyor. KOBİ’lerin muafiyetten yararlanabilmeleri için herhangi bir pazar payı eşiğine ihtiyaç bulunmuyor.

KOBİ muafiyet
Nurettin Kaldırımcı, KOBİ’lerin genel olarak satış fiyatı belirlemeye, pazar (bölge veya müşteri) paylaşmaya ve üretim miktarı veya satışı kısıtlamaya yönelik anlaşmaları muafiyet alma imkanına sahip değildir” diyor fakat ekliyor: “Bununla birlikte, KOBİ’lerin piyasadaki etkinliğini ve verimliliğini artıran, piyasada rekabet ortamını zorunlu olandan fazla sınırlandırmayan üretim, birlikte satın alma, araştırma-geliştirme, finans ve yönetim alanlarında yapacakları işbirliği anlaşmaları, diğer koşulları da taşımaları halinde muafiyetten yararlanabilirler. Ancak bu tür bir muafiyetin genel bir muafiyet olmayıp, dosya bazında değerlendirileceği unutulmamalıdır.

Hakim durumun istismarı
Nurettin Kaldırımcı’nın paylaştığı bilgiye göre hakim durum, bizatihi bir yasaklama sebebi değildir. KOBİ’lerin ise tanımları gereği hakim durumda bulunmaları hayli zordur. Ama KOBİ’ler hakim durumdaki teşebbüslerin ihlal sayılabilecek, rekabete aykırı eylemlerinden korunuyorlar.

Birleşme ve devralmalar
Rekabet Kurumu Başkanı Prof. Dr. Nurettin Kaldırımcı’nın aktardığına göre; KOBİ’lerin taraf olduğu birleşme ve devralmalar şu limitlerle Rekabet Kurumuna bildirilmek zorundadır: İşlem taraflarının Türkiye cirolarının toplamının 100 milyon TL’yi aşması. İşlem taraflarından en az ikisinin Türkiye cirolarının ayrı ayrı 30 milyon TL’yi aşması. Devralma işleminde devre konu varlık ya da faaliyetin, birleşme işlemlerinde ise işlem taraflarından en az birisinin Türkiye cirosunun 30 milyon TL’yi ve diğer işlem taraflarından en az birisinin dünya cirosunun 500 milyon TL’yi aşması.
Nurettin Kaldırımcı, “KOBİ’lerin korunması ve geliştirilmesi bakımından Rekabet Kurumu’nun çok hassas olduğunun altını çiziyor.

Fikrini patentle koru
Türkiye’de değişim ve dönüşüm denilen sürecin anlaşılabilmesi bakımından bakılması gereken ilk yerlerden biri de patent ve marka başvurularıdır. Türk Patent Entitüsü Başkanı Prof. Dr. Habip Asan KobiEfor’a, aynı zamanda Ar-Ge ve İnovasyon kapasitemize de işaret eden şu bilgileri veriyor:

Marka Başvuruları
Türkiye’de marka tescil başvuru sayısı geçen yıl 1110.266 olmuş. Böylece Türkiye, Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında bir yıl içerisinde en çok marka başvurusu yapılan ülke olma özelliğini korumuş. 2013 yılında da Türkiye’de marka tescil başvuru sayısının 120,000 civarında olması tahmin edilmektedir.

Tasarım tescilinde patlama
Habip Asan 2012 yılında toplam 41.353 tasarımın tescil edildiğini belirtiyor. Tescil edilen tasarımlar iller bazında şöyle yoğunlaşıyor: İstanbul 17.750, Gaziantep 3.181, Bursa 2.975, Ankara 2.411, İzmir 1.878, Kayseri 1.461, Kocaeli 691, Konya 685.
Tasarım tescili sayısında Türkiye Avrupa’da 2. Dünya’da ise 5. duruma yükselmiş bulunuyor. Tabloya dikkatli bakarsak tasarımda KOBİ dinamiğini kolayca görebiliriz. İmalatta KOBİ-yoğun illerin öne çıktığı görülüyor.

Tasarımlar ticarileşiyor
Habip Asan, Endüstriyel Tasarımların Korunmasına İlişkin Kanun Tasarısını Bakanlığa sunduklarını söylüyor. Bu tasarı ile; -Türkiye’nin gerçeklerine ve ihtiyaçlarına uygun, daha hızlı ve iyi işleyebilecek bir sistem kurulacak.
Tasarımların ticari hayata kazandırılması için yapılacak harcama maliyetleri patent ve faydalı modele nazaran daha az olduğundan ticarileştirilmeleri de hızlı bir şekilde gerçekleşmektedir. Çünkü direk olarak tüketicinin tercihine sunulmaktadır.
Tasarımların rekabet ortamının ve sanayinin gelişmesine katkıda bulunması, nitelikli ve özgün tasarımların sayısının artırılması için gerek mevzuat ve gerekse ilgili kesimleri bilinçlendirme çalışmaları Türk Patent Enstitüsü’nün gündemindedir.

Patent ve faydalı model
Türkiye’nin endüstriyel mülkiyet ilişkilerinde uzun yılların geride kaldığı patent ve faydalı model konusunda bugünkü durumunu Habip Asan şöyle özetliyor: “2012 yılında toplam 15.333 adet patent ve faydalı model başvurusu yapıldı. Bu başvuruların 4.508’i yerli patent başvurusu, 3.716’sı da faydalı model başvurusudur. Dolayısıyla yerli başvuru sayımız 8.224, yabancı başvuru sayısı da 7.109’dur. Geçen yıla göre toplamda yüzde 14 oranında artış gerçekleşmiştir. Artış yerli başvurularda yüzde 13’tür.”
2012’de verilen belge sayısı 10.114, artış yüzde 19 oldu. Bu oran yerli patent başvurularında yüzde 21 olarak gerçekleşti. Toplamda ise 7.869 adet patent ve 2.299 adet faydalı model tescil edildi.
Habip Asan 2013 yılında yerli patent ve faydalı model başvurularının toplamda 10 bin civarında olmasını beklemektedir. Bu durum ülkemizde artık 5 haneli rakamlara ulaşılması bakımından önemlidir.

Standartınız yoksa yoksunuz
TSE (Türk Standardları Enstitüsü) Başkanı Hulusi Şentürk’e 58 yıllık birikimi olan kurumun Türkiye’nin iç ve dış ticaretine konu olan ve kalite olgusunun da nesnel temelini oluşturan Türkiye’de standardizasyon, uygunluk değerlendirme, metroloji ve kalibrasyon konusundaki faaliyetlerini sorduk.

Uluslararası itimat
Şentürk’ün verdiği bilgiye göre Enstitü bugün tüm dünyada aranan bir belgelendirme kuruluşu durumuna yaklaşmıştır. İslam Ülkeleri Standardizasyon ve Metroloji Enstitüsü’nü (SMIIC) kuran, Türk Cumhuriyetlerinde standardizasyon teşkilatlarının kuruluşuna öncülük eden ve bunların tek çatı altında toplanmasını sağlayan TSE standardizasyon, belgelendirme ve deney alanlarında 78 ülkeden 98 farklı kuruluşla işbirliği anlaşmaları imzalamış bulunuyor.

Dünyanın Batı yarısında prestij
Şentürk TSE’nin, başta Avrupa olmak üzere uluslararası ve bölgelerarası kuruluşlar nezdinde ve bunların yanı sıra Türkiye’nin ticaretinin yoğun olduğu ülkelerde ilişkilerin geliştirilmesi, metroloji ve kalibrasyon, akreditasyon, belgelendirme, danışmanlık ve ekspertiz hizmetlerinin verilmesi amacıyla da önemli adımlar attığını belirtiyor. Özbekistan, Kazakistan, Azerbaycan, Suudi Arabistan ve KKTC’de mevcut olan TSE Temsilciliklerine ilaveten, 2012 yılında 15 farklı ülkede 20 Çözüm Ortaklığı Ofisi açılmış.
Yurtdışında belgelendirme ve uygunluk değerlendirme alanında faaliyet gösteren özel sektör kuruluşları ile TSE arasında imzalanan protokollerle kurulan Çözüm Ortaklığı Ofisleri için öncelik, ilgili ülkede bu alanda faaliyet gösteren Türk özel sektör kuruluşlarına tanınmaktadır.
Çin, Almanya, Fransa, İngiltere, Finlandiya, Romanya, İran, Tayvan, Hong Kong, Kanada, Güney Kore, Hollanda, Brezilya, Nijerya ve Senegal’de açılan 20 Çözüm Ortaklığı Ofisi sayısının, 2013 yılında 30 yeni ofisin dâhil olmasıyla 50’ye yükseltilmesi hedeflenmektedir.
Şentürk 2013’ün kurumsal gündemini şöyle özetliyor:

TSE’nin 2013 gündeminden
- Başlayan ve 2013 yılında da devam eden, ambulansların periyodik muayenelerinin gerçekleştirilmesidir.
- Avrupa Birliği Mevzuat Uyumu çerçevesinde; Asansör Bakım İşletme Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik ile zorunlu hale gelen asansörlerin periyodik yıllık kontrolleri. Asansörlerin yüzde 35’i TSE tarafından denetleniyor.
- TSE’nin Türk sanayisinin uluslararası pazarlarda rekabet gücünü arttırmaya yönelik ihtiyaç duyulan tüm alanlarda muayene ve deney hizmetlerini verebilecek bir yapıya kavuşmasına yönelik çalışmalar... 9 ayrı yerleşkede faaliyet gösteren 17 deney laboratuvarı mevcut. Bu çalışmalar arasında; İstanbul Pendik’te Yangın ve Ses Yalıtım Laboratuvarı ile Enerji Sistemleri Laboratuvarı, Ankara Temelli’de Laboratuvar Kompleksi, Yüksek Gerilim ve Güç Laboratuarı, Otomotiv Test Merkezi ve Ar-Ge Kompleksi, Antalya Pestisit Laboratuvarı, Ankara - Ostim Rulman Laboratuvarı, Ankara - Enerji Sistemleri, Makine ve Malzeme Laboratuvarı ve Yazılım Test Laboratuvarı bulunmaktadır.
- Otomotiv sanayi için büyük önem arz eden Otomotiv Test Merkezi yatırımı. Projede TSE’nin nihai hedefi; Türk otomotiv sanayisine rekabetçi konumunu sürdürebilmesi için katkı sağlamak, üreticilere Ar-Ge altyapısı oluşturmak, tasarım, üretim, markalaşma beceri ve kapasitelerinin arttırılabilmesi için test laboratuvarları, belgelendirme hizmetleri ve eğitimlerle verdiği hizmetlerin kalitesini dünya standartlarına taşımak.
- Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın verdiği yetki çerçevesinde tadilat projelerini onayladığı araçların muayenelerini de yapabileceği Araç Kontrol Merkezleri kurmak.
- Uygunluk değerlendirme ve standardizasyon konularında Akademik Dergi hüviyetinde bir dergi çıkartılması.

Ticaret yeni baştan
Yeni Türk Ticaret Kanunu ile Türkiye’de ticaretin hukuki altyapısı 1. Temmuz 2012’de başlayan köklü bir reforma tabi tutuldu. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürü İsmail Yücel ile bu reformun etkilerini konuştuk. Yücel “ticaret şirketleri” açısından çağdaş açılımlar dönemine girildiğine işaret etti. Kanunun yatırım ortamını şeffaf ve güvenli hale getireceğini söyleyen Yücel şöyle diyor: “Şirketlerin işleyiş maliyetleri azaltılmış, hızlanan ticari hayata zaman tasarrufu sağlanmış, elektronik ortamı azami derecede kullanma imkanı tanınmış, sermaye şirketleri için iç ve bağımsız denetim somuta bağlanmış, kaynakların etkin kullanımı, şirket performanslarının artması, finansal kaynaklara erişimin sağlanması ve çıkar çatışmalarının önlenmesi ve sürdürülebilirlik temin edilmiştir. Kurumsal yönetim yaklaşımı; şeffaflık, adillik, hesap verilebilirlik ve sorumluluk olmak üzere dört ana temel üzerine oturtulmuştur.”
Tek ortaklı sermaye şirketleri, hakimiyet ilişkileri bağlamında şirketler topluluğu, yönetim kurullarında yapı değişikliği, gayrı faal şirketlerin hızla tasfiyesi, girişimcilerin cesaretlendirilmesi gibi düzenlemelerin piyasa etkilerinin görülmeye başlandığına dikkat çeken Yücel şu bilgileri paylaşıyor: “Yeni kurulan şirket ve kooperatif sayısı gün be gün artmaktadır. Ancak, başarıyı yakalayamayan şirket ve kooperatiflerin sayısı da her geçen gün artmaktadır. Küçük ve orta ölçekli şirketlerimizi koruyucu önlemler alınmış, örneğin, işletmeler KOBİ’lere ödemelerini altmış gün içinde yapmak zorunda bırakılmıştır. Böylesine önemli bir kanun iş dünyamızla uyumlu hale getirilerek çıkartıldığı için Türkiye’nin gelişmesine önemli katkılar sağlayacaktır.”

Yorum Gönder
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir. Teşekkür Ederiz.
Yorumunuz onaylanmıştır, teşekkür ederiz.
Ad Soyad
Yorumunuz
Facebook Yorumları