Dr. Akkan Suver, 2015 yılını değerlendirdi:'Küresel sorunlar, küresel cevaplar gerektirir!”

Olayların çözümünde hesap bilirliliğin yanısıra nezakete de ihtiyacımız var!
KobiEfor: 2015 yılını nasıl değerlendiriyorsunuz,2016 yılını nasıl öngörüyorsunuz?
Akkan Suver: Bizim nesil, ‘soğuk savaş bitti’ diye sevinmişti. Oysa soğuk savaş yıllarında aklımızdan geçmeyen olaylara 2015 yılında tanık olduk. Tanık olmakla kalmadık, içinde tarifsiz acılar bulunan olayları da yaşadık. Yaşadığımız olaylar, sınırlarımızın dışına da taştı. Artık insaf hudutlarının, insani duyguların dışındayız. Akıl almaz acımasızlıkla şekillenen Paris baskınları, akıl dışı Ankara bombalanması, Diyarbakır’da kurşunlanan düşünce, Güneydoğu’da sokakları delik deşik eden hoyratlık, Rusya ilişkilerindeki kriz, IŞİD’in vahşeti, Afrika’yı yakan katliamlar, Afganistan’ı, Pakistan’ı mesken tutan cinayetler… İşte 2015’ten aklımızda kalanlar…
Bütün bu vahşi olaylar yaşanırken yüreklerimizin ateşi üzerine bir damla su gibi düşen Nobel kazanan Türk evladı Aziz Sancar mucizesi! Haklı gururumuza gereğince sevinemedik desek, yeridir.
Terör ülkemizde onulmaz yaralar açtı, açmaya da devam ediyor.  Avrupa’ya gitmeye çabalayan milyonlarca insan, topraklarımızda denize açılacağı günü beklemekte veya karadan kaçabileceği sınır kapısı aralığı aramakla meşgul! İnsanlık bir dönemeç arifesinde! Yarınlarımız açısından bu dönemeci dönmek zorundayız. Suriye’den yanık kokuları, Irak’tan sersem sepelek davranışlar, İran’dan şaşırtan davranışlar, Rusya’dan beklenmedik çılgınlıklar, Ermenistan’dan akla zarar iftiralar gelmekte ve arkası kesilmeden geleceğe de benzemektedir. Unutmayalım ki; küresel sorunlar, küresel cevaplar gerektirir! Dolayısıyla bizim 2016’da daha dikkatli, daha sorumlu olmamız gerekmektedir. Yaşadığımız sınavdan çıkabilmemizin adresi serinkanlılıktır, sorumluluktur, biraz da nezaket ve hesap bilirliliktir.

Fosil yakıtlarına “Dur” denilecek!
KobiEfor: Paris, İklim Değişikliği Konferansı ile ilgili olarak neler söylemek istersiniz?
Akkan Suver: Paris’te tertiplenen ve kısa adı COP21 olan 21. İklim Değişikliği Konferansı, son yılların en önemli etkinliklerinden biriydi. 30 bin kişinin resmen kayıt olduğu ve 195 ülkenin hazır bulunduğu konferansın sonunda yayınlanan Paris Anlaşması ayrı bir başarı hikayesidir. 2009’da yapılan Kopenhag Zirvesi’nin çökmesi ve Kyoto Protokolü’nün anlamını kaybetmesinden sonra ortaya çıkan Paris Anlaşması, bu yılın en önemli anlaşmasıdır. Anlaşmayla iklim değişikliğinin ne kadar büyük bir tehdit olduğu en güçlü argümanlarla ilan edildi, izin verilecek maksimum sıcaklık hedefi ortaya konuldu. Isınmanın bugün 1 dereceye ulaştığı vurgulanan Anlaşma’da izin verilecek maksimum küresel ısınmanın 1.5 0C ile sınırlanması karar altına alındı. Türkiye’nin ev ödevi ise 2018 yılına kadar fosil yakıt kullanımının artışına dayalı büyümenin sonlandırılmasıdır. Paris Anlaşması’nın tam olarak yürürlüğe gireceği 2020 yılına kadar bütün yeni kömürlü termik santral lisanslarının iptal edilmesi veya engellenmesi de önlem olarak düşünülmektedir. Türkiye, Paris sonrasında özel koşullar politikası gütmek yerine sosyo-ekonomik bir dönüşüme hazır olmalı. Halihazırda küresel ölçekte pek çok özel sektör kuruluşu fosil yakıtlardan çıkarken Türkiye’nin de kendi toplumsal gelişmesi ve küresel ölçekte bir oyuncu olması için bunu dikkate alması gerekiyor. Ayrıca iklim finansmanının sadaka ve yardım olarak değerlendirilmemesi de karar altına alındı.
Birleşmiş Milletler çatısı altında kurulan Caring for Climate hareketi kapsamında Paris’te bir iş dünyası forumu da gerçekleştirildi. İş dünyası liderlerini iklim değişikliğine karşı çözümler ve politikalar üretmek üzere harekete geçirmeyi hedefleyen girişim kapsamında şirketler özellikle iklim değişikliği adaptasyonu konusunda yeni ve inovatif çözümler üretmek için çalışacaklarını vurguladı. Özellikle teknolojik yatırımlar ve inovasyon alanında fosil yakıtlara bağımlı bir ekonomi çemberinden bir türlü kurtulamayan dünyanın halen eski teknolojileri kullandığı ve karbon emisyonlarının neredeyse yarısının bu eski teknolojilerden kaynaklı olduğu da gündeme getirildi.

G-20 Türkiye için bir prestij!

KobiEfor:Türkiye’nin G-20 evsahipliği sonrası ortaya çıkan somut değerler nelerdir?
Akkan Suver: G-20’nin evsahibi olan Türkiye önceki yıllara göre 2014 yılını ekonomik büyüklük olarak dünya sıralamasında bir kademe gerileyerek 18. sırada tamamladı. G-20’de Türkiye, önemli yenilikler gerçekleştirdi. Kadınların sorunlarını ele almak ve küresel ekonomiye katılımlarını arttırmak için ilk defa Kadın-20 (W20) açılım gurubu kurdu. Türkiye; İş-20, Emek-20, Toplum-20, Düşünce Kuruluşları-20 ve Genç-20 ile Antalya zirvesine katılanlar için açılım grupları oluşturdu. Bir başka yenilik de Türkiye G-20 dönem başkanlığında bir ilke imza atarak Küresel KOBİ Forumu’nun da oluşumunu sağladı. Forumla KOBİ’lerin ulusal ve uluslararası düzeyde desteklenmesi için atılabilecek adımlar ele alındı. İklim değişikliği de G-20’de Türkiye tarafından gündeme getirildi. Bütün bunlar Türkiye açısından bir prestij, bir değer oluşturdu.

Akla ve ferasete her zamankinden daha fazla ihtiyacımız bulunmaktadır!

KobiEfor: Rusya ile ekonomik ve siyasi ilişkilerimizde olağanüstü günler yaşamaktayız. Türkiye-Rusya ilişkilerinin geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Akkan Suver: Uçak olayı talihsiz bir olaydır, ama olmuştur. Rusya’nın bu olaydan sonra takındığı tavır, siyasi nezaketin ve diplomasinin dışındadır. Ama uçak düşmeden önce de G-20 toplantıları sırasında Putin, Antalya’daki konuşmasında açıkça IŞİD’i destekleyen ülkeler arasında G-20 ülkelerinin de yeraldığına dair değerlendirmelerde bulundu,  bu ülkemizi zan altında bırakan bir imaydı. Dolayısıyla Putin’in baştan beri, Türkiye’den rahatsız olduğu bir gerçektir. Uçak olayı ile Putin, Türkiye’ye karşı ölçüsüz davranmıştır. Rusya ile Türkiye, bölgenin iki önemli unsurudur. Ticari, endüstriyel, insani açıdan yüksek düzeyde olan ilişkilerimiz zora gireceğe benzemektedir.
Ülkemizi gittikçe daha fazla içine çekmekte olan Suriye merkezli bölgesel riskin artmaya meyilli olması, Putin’in davranışlarına ayrı bir anlam vermektedir. Ukrayna’dan Suriye’ye, Irak’tan Libya’ya siyasi çatışmaların ve savaşların ülkemize ve ülkemizin yanısıra bölgemize verdiği zararı da gözardı edemeyiz. Bu zararların ekonomik maliyeti ise milyarlarca doları bulmaktadır.
Ekonomik ve siyasi sorunların iç içe olduğu bir coğrafyada savaş, terör, mülteciler, adalet ve ekonomik daralma konularını birbirinden ayrı düşünmek elbette mümkün değildir. Türkiye-Rusya münasebetlerinin içinde bulunduğu durumu da eklediğimizde uluslararası ilişkiler açısından kayıp bir yıl olan 2015 yılını, 2016’da telafi edebilmemiz için akla, ferasete her zamankinden daha fazla ihtiyacımız bulunmaktadır. Sanıyorum ki; Putin, Suriye’de Beşar Esad’ın da korunması konusunda her zamankinden daha ısrarcı olacaktır. Ve 2016’da komşumuz Suriye, Esad’la yaşayacaktır. Hesaplarımızda bunu da gözardı etmemeliyiz.

Terörün vurduğu Fransa’yı en iyi anlayan ülke biziz!

KobiEfor: Terör bu yıl içinde Fransa’ya da büyükacılar yaşattı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Akkan Suver:  Fransa bu yıl iki büyük facia yaşadı. Birincisi Charlie Hebdo’ya karşı girişilen alçak saldırıydı. İkincisinde IŞİD tarafından düzenlenen ve toplam 127 kişinin öldüğü faciadan sonra Fransızlar, bu terör olayını tüm dünyada korudukları değerlere yönelik bir savaş eylemi olarak niteledi.
Türkiye, Fransa’nın bu acısını duyan ülkelerin başındaydı. Zira terör belası ülkemizin de 2015 yılında defalarca kapısını çalmıştı. Dünyanın Fransa’ya duyduğu ilgi ise Fransa’nın bir medeniyet, kültür ve hürriyet merkezi olarak dünyada kabul görmesindendir. Saldırılar; dünyada, bu değerlere karşı yapılmış olarak değerlendirilmiştir.

İş dünyamızın istikrara ihtiyacı var!

KobiEfor: 2015 nasıl geçti ve 2016’da iş dünyasında istikrar yakalanabilecek mi?
Akkan Suver: Seçimlerden sonra tüketiciler açısından istikrarsızlık ve belirsizlik algısı ortadan kalktı. Ekonomimizin geçen yıllara göre daha kırılgan bir yapıda olduğu hepimizin malumudur. Türkiye için zayıf seyreden büyüme beklentileri, köklü reformlara ihtiyaç duyulan yapısal problemler ve dış kırılganlıklar, iş dünyası açısından 2015’te güven artışının daha sınırlı kalmasına yol açtı. Ülkemiz için sevindirici olan 12 aylık cari açığın 40 milyar doların altına inmesidir. Bu arada büyüme trendimiz için tüketime ihtiyacımız bulunmaktadır. Talebin olmasına ben çok önem veriyorum. Bu yıl ekonomik hayatımıza enerjinin bir yol ve yön vereceği de ayrı bir gerçektir. Enerji; yol haritamızı çizecek dersek mübalağa yapmış olmayız. Dolayısıyla ülke gidişatındaki stabilitenin, iş dünyamıza yansıması, 2016’nın en önemli meselesi olacaktır.

AB bize, biz AB’ye muhtacız!
KobiEfor: AB ilişkilerimizin yeniden canlanması konusunda neler söyleyeceksiniz?
Akkan Suver: 2023 yılına AB ülkesi olarak gireceğiz. AB bize ne kadar ihtiyaç duyuyorsa biz de AB’ye o kadar ihtiyaç duymaktayız. Göçmen krizi münasebetiyle çaldıkları Türkiye kapısı, gerçekte geç kalmış bir ziyaretin telafisidir. Türkiye sahip olduğu potansiyelle 2.5 milyon yabancıya evsahipliği yapabilen, dünyanın ilk 20 ekonomisi içinde yerini muhafaza edebilen bir ülkedir. AB’nin 27 ülkesi içinden; Fransa, Almanya, İngiltere, İsveç, Hollanda, Belçika ve Danimarka’yı saymazsak diğer üye ülkelerin hemen hemen hepsinden daha güçlü bir ekonomiye ve üyelik için daha müsait şartlara sahip Türkiye’ye uygulanan çifte standart bir yaklaşımdır. İnanıyorum ki; AB kuruluşunda sahip olduğu kriterlere dönemez, bugün içinde bulunduğu açmazlarla Türkiye’ye yaklaşmaya devam ederse kaybeden kendisi olacaktır. Türkiye ayakları üzerinde durabilen ve durmayı da başarıyla sürdürebilen bir ülkedir.

Anahtar Kelimeler
Akkan Suver

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Prof.Dr. Sedefhan Oğuz
Üniversiteler girişimcilerin yolunu açmalı, inovasyonu teşvik etmeli.

Haberi Oku