SİGORTA:
Sigorta sektörünün potansiyeli büyük

Genç nüfus, kentleşme oranın yüksekliği, yaşam süresinin uzaması, bilinçlenme düzeyi, ürün ve hizmetlerin çeşitlenmesi Türk sigorta sektörü için ciddi potansiyel oluştururken fırsatları da bünyesinde barındırıyor.
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreteri M. Akif Eroğlu, Türkiye’de sigortacılığın gerçek potansiyelini yeterince realize edememiş bir pazar olduğunu belirterek, “Ancak büyümeye açık bir sektör olduğunu söyleyebiliriz” diyor.
Eroğlu, “Uluslararası karşılaştırmalı verilere göre 2014’te, Türkiye’de sigorta penetrasyon oranı yüzde 1.4 olarak gerçekleşirken dünya ortalama penetrasyon oranının yüzde 6.2 olduğu düşünüldüğünde Türkiye’deki sigorta sektörünün kat etmesi gereken yol ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde sigorta farkındalığının arttırılması ve ihtiyaca yönelik yeni ürünlerin hayata geçirilmesi ile birlikte orta vadede büyümenin sağlanacağını ve dünya penetrasyon seviyesine yaklaşılacağını beklemekteyiz” diye konuşuyor.
Bireysel emeklilik sistemine bakıldığında da sigorta sektörüne benzer şekilde, gelişmiş ülkeler seviyesinden daha düşük bir büyüklüğe sahip olunduğunun altını çizen Eroğlu, OECD’nin 2014 raporuna atıfta bulunarak; “OECD ülkeleri emeklilik fonlarının GSYH’ye oranı yüzde 84 seviyesinde iken ülkemizde bu oran yaklaşık yüzde 2’dir. Bu aynı zamanda bireysel emeklilik pazarının büyüme potansiyeline işaret etmektedir. Otomatik katılım sisteminin başlamasıyla gerek fon büyüklüğü, gerek katılımcı sayısı açısından yukarıda da açıkladığımız üzere ciddi bir artış trendi bekliyoruz” açıklamasını yapıyor.
Sektörü rakamlarla irdelersek; sektörün 2015 yılı aktif büyüklüğü 95.5 milyar TL’ye ulaştı. Bu rakam içinde hayat dışı sigorta şirketlerinin payı 33.7 milyar TL iken hayat ve emeklilik şirketlerinin payı ise 61.8 milyar TL oldu. Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri M. Akif Eroğlu, sektörün 2014 yılına göre aktif büyüklüğünde yüzde 21 oranında artış gerçekleştiğini belirtti. Sektöre ilişkin farklı rakamlar sunan Eroğlu, hayat dışı sigorta şirketlerinin özsermaye büyüklüğünün 7.5 milyar TL, hayat emeklilik şirketlerinin özsermaye büyüklüğünün 4.8 milyar TL’ye ulaştığını, 2015 yılında hayat dışı sigorta şirketleri 577 milyon TL bilanço zararı, hayat ve emeklilik şirketleri 827 milyon TL bilanço karı elde ederken sigorta sektörünün 2015 yılında bilanço karının 250 milyon TL olarak gerçekleştiğini açıklıyor.

BES’in 2016 yılı fon tutarında 70 milyar TL hedefleniyor
Sigorta sektörünün büyüklüğünü yansıtan bir diğer veri ise prim üretimidir. Buna göre; 2015 yılında sigorta sektöründe hayatdışı branşlarda 27 milyar TL ve hayat branşında 3.8 milyar TL olmak üzere prim üretimi 30.8 milyar TL olarak gerçekleşti.
Eroğlu, “2016 yılında prim üretiminin, hayatdışı branşlarda 39 milyar TL ve hayat branşında 4.5 milyar TL olmak üzere 2015 yılına kıyasla yüzde 27 artışla 39.5 milyar düzeyinde gerçekleşmesi beklenmektedir” öngörüsünü sunuyor.
Eroğlu, BES’te katılımcı sayısı ve toplam fon büyüklüğüne ilişkin ise bilgileri paylaşıyor: “30 Haziran 2016 itibarıyla 6.4 milyon katılımcı sayısına ulaşan Bireysel Emeklilik Sistemi’nde (BES) birikmiş toplam fon tutarı, 6.2 milyar TL devlet katkısıyla birlikte 54.8 milyar TL’ye ulaşmıştır. 2016 yılı sonunda 7 milyona yakın katılımcıya ulaşılması beklenmektedir. Toplam fon tutarının ise 70 milyar TL’ye yaklaşacağı tahmin edilmektedir.”
Türkiye’de yürürlüğe girmesi beklenen BES’e otomatik katılım ile birlikte 45 yaşın altındaki çalışanlar ile çalışma hayatına yeni başlayan kişilerin sisteme girmesi planlanıyor. TÜİK’in 2014 verilerine göre Türkiye’de 18-45 yaş aralığında bulunan özel sektör ve kamu çalışanlarının 13.2 milyon olup çalışanların kademeli olarak, belirli bir takvim çerçevesinde sisteme dahil edilmesi amaçlanıyor.
Otomatik katılımın artılarını Eroğlu, şöyle aktarıyor: “Tüm işgücünün otomatik katılım ile sisteme girmesi bireysel emeklilik sistemi kapsamındaki nüfusun önemli rakamlara ulaşmasına yardım edecektir. Bu sayede ülkemizin tasarruf seviyesinin arttırılması için önemli bir adım atılmış olacak; sektörün ise gerek fon büyüklüğü, gerek katılımcı sayısı açısından gelişmiş ülkelerin özel emeklilik piyasalarına yaklaşması sağlanacaktır.
Muazzam bir fon büyüklüğü ve katılımcı sayısına ulaşılmasının yanısıra sektör açısından otomatik katılımın tasarruf yapma konusunda atalet içinde olan, düzenli gelir sahibi bireylerin sisteme daha kolay girmesine ve sistemde kalmalarına yardımcı olacağını düşünüyoruz. Zira otomatik katılım uygulanan ülkelerde sistemden çıkış oranlarının beklenenin çok altında olduğu görülüyor. Diğer yandan tamamen gönüllülük esasına dayanan ülkemiz bireysel emeklilik sisteminde aktif satış/pazarlama ve müşteri tutundurma faaliyetleri nedeniyle emeklilik şirketleri yüksek maliyetlere katlanmak durumundadır. Otomatik katılımın bu anlamda, müşteri edinme/tutundurma maliyetleri üzerinde olumlu etki yaratmasını bekliyoruz. Makro açıdan bakıldığında ise yurtiçi tasarrufların artmasına, sermaye piyasalarını derinleştirerek ekonominin ihtiyaç duyduğu uzun vadeli kaynak yaratılmasına önemli ölçüde katkıda bulunacaktır.”
Otomatik katılımın devreye girdiği ülkelerde özel emeklilik fonlarının ülkenin milli gelirine oranını arttırdığının görüldüğünü kaydeden Eroğlu, şu değerlendirmeyi yapıyor: “Otomatik katılım Yeni Zelanda ve İtalya’da 2007 yılında, İngiltere’de 2013 yılında devreye girmiştir. Bu ülkelerde otomatik katılım öncesinde 2006 itibarıyla özel emeklilik fonlarının GSYH’lerine oranları Yeni Zelanda için yüzde 12.6, İtalya için 1.2 ve 2012 yılı İngiltere için yüzde 87 iken otomatik katılımın devreye alınmasını takiben 2014 yılında bu oran İngiltere’de yüzde 96, 2012 yılında Yeni Zelanda’da yüzde 20; İtalya’da yüzde 2 olarak gerçekleşmiştir. Katılımcı sayısı açısından başlangıcından itibaren bakıldığında katılım oranları Yeni Zelanda’da 2006 yılında yüzde 15.8 iken 2013 yılında yüzde 64.4 olarak gerçekleşmiştir, İtalya’da 2006 yılı verilerine göre katılım oranı yüzde 8.5 iken 2013 yılında yüzde 15.9 olarak gerçekleşmiştir.”
Tüm bu verilerin ışığında otomatik katılımın Türkiye’de devreye girmesi halinde katılımcı sayısı ve toplanan fon büyüklüğü açısından pozitif yönde katkı olacağı tahmin ediliyor. Ancak sistemin başarıya ulaşmasında nasıl tasarlandığı, katkı payı tutarları, çıkış seçenekleri gibi temel çerçevesinin yanısıra eğitim-tanıtım faaliyetlerinin etkinliği ve mevcut diğer emeklilik düzenlemeleri ve teşviklerle etkileşimi önemli faktörler olarak dikkat çekiyor.
Eroğlu, “Bu sebeple iyi kurgulanmış bir sistemin kısa ve orta vadede Türkiye’deki katılım oranını ve tasarrufları arttıracağını düşünmekteyiz. Ülkemizin Temmuz 2016 itibariyle kredi/mevduat oranının yüzde 117.3 olduğu düşünüldüğünde tasarrufları arttırmanın ne kadar önemli olduğu görülmekte” açıklamasını yapıyor.

KOBİ’lerde prim üretimi düşük
KOBİ’ler ülke ekonomisinin can damarını oluşturan aktörlerden. Eroğlu, “Ancak KOBİ’lerin yoğun ilgi göstermesini beklediğimiz, işletmelerin ekonomik faaliyetlerinin kesintisiz devamını sağlayacak branşlarda prim üretimi halen çok düşük” diyor. KOBİ’lerde sigortalılık oranının artırılması, iktisadi faaliyetlerinin sigorta güvencesinde yürütülmesi hem sigortacılığın gelişmesine hizmet edecek hem de KOBİ’lerin daha sağlıklı büyümelerine katkıda bulunacak.
Eroğlu, Türk sigorta sektörünün yeni ürünlerle gelişimini sürdüreceğini bu doğrultuda çeşitli düzenlemelerin yapıldığını aktarıyor: “2015’te yıllık gelir sigortalarına ilişkin düzenlemeler yapılmıştır. Birliğimiz’in de aktif olarak katıldığı, tamamlayıcı sağlık sigortasına ilişkin bir model oluşturulması yönünde çalışmalar yapılmaktadır. 2016 yılında çalışanlara yönelik hukuksal koruma sigortası düzenlenmesine yönelik çalışmalar Hükümet programına girmiştir. Kefalet sigortası potansiyeline rağmen henüz hiç değerlendirilmemiş bir branştır.
Kentleşme, çekirdek aile yapısının önem kazanması gibi toplumsal, kültürel ve demografik değişimler bakım sigortası gibi ürünlere olan ilgiyi arttıracağından, bakım sigortası ürünlerinin geliştirilmesinin hem toplumsal açıdan hem de sektörün gelişimi açısından önem arz etmektedir.”
Diğer yandan, faizsiz finans sektörünün son zamanlarda önem kazanmasıyla birlikte İslami esaslara dayalı sigorta ürünleri, faize duyarlı tüketicilere sunuluyor. Eroğlu, “Ülkemizde son yıllarda giderek yaygınlık kazanmaya başlayan bu sigorta uygulamalarına özel düzenlemeler yapılması ve bu sigortanın mevzuat tanımlamaları içinde yer alması gerekmekte olup, konuya ilişkin olarak otoritenin çalışmalarını sürdürdüğünü biliyoruz” diye konuşuyor.

Anadolu Hayat Emeklilik ve Anadolu Sigorta’dan ortak kampanya
Anadolu Hayat Emeklilik ve Anadolu Sigorta tarafından düzenlenen ortak kampanya 2016 yılında da devam ediyor.
Kampanya kapsamında Anadolu Sigorta; ferdi olarak konut, sağlık ve kasko poliçesi satın alan Anadolu Hayat Emeklilik müşterilerine konut sigortalarında yüzde 35, sağlık sigortalarında yüzde 15, birleşik kasko sigortalarında ise yüzde 5 indirim imkanı sunuyor.
Anadolu Hayat Emeklilik’in, kampanya kapsamındaki dağıtım kanallarından satın alınmış, yürürlükte en az bir emeklilik sözleşmesi veya sadece yaşam teminatlı, karma, birikimli hayat veya gelir sigortası bulunan müşterileri bu kampanyadan yararlanabiliyor. İndirimden faydalanabilmek için kişilerin sigortayı satın aldıkları acenteye Anadolu Hayat Emeklilik müşterisi olduklarını beyan etmeleri yeterli.
Anadolu Sigorta müşterilerine yönelik ek katkı payı kampanyası kapsamında ise Anadolu Hayat Emeklilik nezdinde kampanya kapsamındaki planlarda yeni bireysel emeklilik hesabı açtıran ve başvurunun yapıldığı gün Anadolu Sigorta nezdinde yürürlükte en az bir ferdi sağlık, konut veya kasko sigortası bulunanlara, kampanya şartlarını sağlamaları halinde tek seferlik 100 TL ek katkı payı hediye edilecek. Kampanya şartlarını sağlayan müşterilerin cep telefonlarına başvurusunun kabul edildiğine ilişkin mesaj gönderilerek, bilgilendirilmeleri sağlanacak. Her iki kampanya da 31 Aralık 2016 tarihine kadar geçerli olacak.

NN Group halka arzının 2. yıldönümünü kutladı
Sigorta ve yatırım yönetimi alanlarında 170 yıllık köklü bir deneyime sahip olan NN Group’un 2 Temmuz 2014’de ilk halka arzı ile başlayan bağımsız şirket olma yolculuğu, bu yıl Nisan ayında ING Group’un kalan tüm hisselerini satması ile tamamlandı. Bugün NN Group, tamamen bağımsız bir şirket olarak halka açık bir şirket olmanın 2. yıldönümünü kutluyor.
NN Group CEO’su Lard Friese, yaptığı açıklamada şunları dile getirdi: “Şirketimiz; NN markası, amacımız ve değerlerimizden oluşan güçlü bir temel üzerine inşa edilmiştir. Uzun süreli ilişkiler ve şeffaf ürün ve hizmetlere dayalı mükemmel müşteri deneyimi sunma stratejimizle yolumuza devam edeceğiz Değişen çevrede var olurken bizi ileriye doğru götürecek olan yenilikçi bir zihniyet benimsemekteyiz.”
NN Hayat ve Emeklilik CEO’su Frank Eijsink ise “Marka dönüşümünün Hollanda dışında ilk gerçekleştirildiği ülke olarak, başarılı bir süreç geçirdik. Şirketimiz, faaliyet gösterdiği ülkelerde ‘Önce Sen’ anlayışının rehberliğinde yenilikçi çalışmalara imza atıyor. Müşterilerimizin finansal geleceklerini koruma altına almalarına yardımcı olmayı sürdüreceğiz” dedi.

TSB, sektörü derinleştirecek projelere odaklanıyor
Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Genel Sekreteri M. Akif Eroğlu, sigorta sektörünün daha da gelişmesi ve penetrasyon oranın artırılması için sigorta üretiminin derinleşmesi, çeşitlendirilmesi ve kapsayıcılığının da artırılması gereğinin altını çiziyor.
Bunun için gerek düzenleyici otorite gerek sektörde yeralan şirketlerle yakın koordinasyon içinde çalışmalarını yürüttüklerini kaydeden Eroğlu, “TSB olarak uluslararası sigortacılık sektöründeki gelişmeleri, Avrupa Birliği sigorta piyasasını ve düzenlemelerini yakından takip ediyoruz. Bu çerçevede 2016 Ocak itibarıyla Avrupa Birliği’ne bağlı ülkelerde Solvency II Direktifi yürürlüğe girmiş olup, ülkemiz şartlarına uyarlanmış bir Solvency II rejiminin sektörümüzde uygulanması amacıyla uyum sağlanmasına ilişkin çalışmalarımız Hazine Müsteşarlığı koordinatörlüğünde devam etmektedir. Sürecin 2017 yılında başlayarak 5 yıllık süre dahilinde sonuçlandırılmasını hedeflemekteyiz” bilgisini veriyor.
2015 yılında OSEM ve SİSEB projelerini hayata geçirdiklerini açıklayan Eroğlu, “Sigorta Araştırma ve Sertifikasyon Merkezi’nin (OSEM) amacını eşdeğer parçalara ve servislere sertifikasyon sağlayarak sektörel bazda bir standart getirmek olarak tanımlayabiliriz. Sigorta suiistimallerine karşı Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi nezdinde SİSEB faaliyete geçirilmiştir. SİSEB sigortacılık hususunda meydana gelebilecek suiistimallere karşı sigorta şirketlerini müşteri memnuniyetsizliği yaratmadan korumayı amaçlamaktadır” diyor.
Eroğlu ayrıca tamamlayıcı sağlık sigortasının Türkiye’de hayata geçirilmesi gerektiğini, Ulusal Mortalite Tabloları’nın güncellenmesi projesinin Hacettepe Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi’nin akademik danışmanlığında devam ettiğini açıklıyor.

Aksigorta’dan Türkiye’de bir ilk: “İşim Sarsılmaz”
Aksigorta, Türkiye’de bir ilk olan ve dünyada da pek benzeri olmayan, “İşim Sarsılmaz Deprem Güvencesi” ile işyerlerini deprem riskine karşı; fiziki hasar, ekspertiz şartı aramadan güvence altına alıyor.
Risk bölgesine göre 55 TL ile 225 TL aralığında değişen primlerle satın alınabilecek bu sigorta paketi ile 25 bin TL’den başlayan tazminatlar, herhangi bir ekspertiz sürecine gerek kalmadan ve işyerinin karşılaşacağı fiziki zarara bakılmaksızın en geç 10 güne kadar sigortalının banka hesabına yatırılıyor. Bunun için aranan tek şart işyerinin bulunduğu bölgedeki depremin şiddetinin Mercalli* ölçeğine göre 8’in üzerinde gerçekleşmesi. Böylece işyerlerinde fiziki hasar olsun ya da olmasın işletmenin yaşayabileceği finansal kayıplar da azaltılabiliyor.
Yıldız Teknik Üniversitesi Doğa Bilimleri Araştırma Merkezi Başkanı Prof.Dr. Şükrü Ersoy, bu ürünün Türkiye’nin en büyük eksikliklerinden birini giderecek özelliklere sahip olduğunu belirtiyor. Ersoy, 1999 yılındaki 17 Ağustos Kocaeli ve 12 Kasım Düzce depremlerindeki zararın toplam maliyetinin 15 milyar doların üzerinde olduğunu hatırlatarak; “Türkiye ekonomisine etkisini ise ölçmek mümkün değildi. İşim Sarsılmaz Deprem Güvencesi 1999’da olsaydı, bölgede yaşayan bireyler ve şirketler çok daha hızlı toparlanırlardı” dedi.
*Deprem şiddeti Mercalli metodu ile ölçülmektedir.

Sigorta Cini ve Atlasglobal işbirliği uçuruyor
Klasikleşmiş sigortacılık anlayışının dışında bir perakende zinciri olarak hizmet veren Sigorta Cini, Atlasglobal işbirliğiyle düzenlediği kampanya ile yurtdışına yapılan seyahatlerde hem yazlık hem de kışlık evlerdeki eşyaları güvence altına alıyor. Sigorta Cini, 15 Temmuz-15 Eylül tarihleri arasında geçerli olacak kampanya kapsamında www.atlasglb.com web sitesi üzerinden yurtdışı bilet satın alan ilk 10.000 kişiye üç aylık eşya sigortası armağan ediyor.
Sigorta Cini CEO’su Pieter-Bas Vos, “Türkiye’nin ilk perakende sigorta mağaza zinciri Sigorta Cini olarak Atlasglobal ile ortak bir projede yer almaktan dolayı çok memnunuz. Sunduğumuz kampanya ile Atlasglobal’den yurtdışı bileti satın alan ilk 10.000 kişinin yaşam alanı olan evlerinde gerçekleşebilecek risklere karşı koruma altına alan eşya sigortası hediye ediyoruz” dedi.
Atlasglobal’in yolcusunu en çok seven havayolu vizyonuyla sektöründe öncü markalarla işbirliğine giderek yolcularına sağladığı avantajları genişletmeye devam ettiğini vurgulayan Atlasglobal Kurumsal İletişim Başkanı Nora Alıcı; “Sigorta Cini işbirliği çerçevesinde yurtdışı bilet satın alan ilk 10.000 yolcumuz üç aylık eşya sigortası sahibi olmaya hak kazanıyor. Yurtdışı seyahat eden yolcularımız, Atlasglobal ile ayrıcalıklı uçuş keyfini yaşarken yolcularımızın evindeki eşyaları Sigorta Cini’nin bünyesinde faaliyet gösteren HDI Sigorta güvencesi ile korunuyor. Atlasglobal olarak, yolcu memnuniyeti ve sadakati çerçevesinde işbirliklerimize ve projelerimize hız kesmeden devam edeceğiz” dedi.
Sigorta Cini’nin portföyünde bulunan 11 sigorta şirketinden biri olan HDI Sigorta kapsamında hediye edeceği ilk ateş eşya sigortası ile Türkiye sınırlarındaki konutlarda bulunan kıymetli eşya haricindeki tüm eşyaları; yangın, yıldırım, infilak, sel-su basması, fırtına, yer kayması ve hırsızlığa karşı 5.000 TL’ye kadar teminat altına alıyor. Depremden kaynaklanacak olan hasarlar poliçe kapsamı dışında bulunuyor.

Emeklilik için birikim yapma süresi 7 yıl uzadı
HSBC Grubu’nun 17 ülkeden 18 binin üzerinde kişinin görüşünü alarak gerçekleştirdiği araştırma bireylerin emeklilik için öngördüğü birikim süresinin önceki nesle göre değişimine ışık tutuyor.
“Emekliliğin Geleceği: Nesiller ve Hayat Yolculuğu” raporuna göre; çalışma çağındakiler emeklilik birikimi yapma konusunda önceki nesle göre çok daha fazla baskı hissediyor ve 7 yıl daha fazla birikim yapmak zorunda kalıyor. Rapor; şu an emekli olan neslin birikim yapmaya 35 yaşında başlayıp, ortalama 23 yıl birikim yaparak 58 yaşında emekli olduğunu, günümüzde ise çalışma çağındakilerin emeklilik için 30 yaşında birikim yapmaya başladığını ve 60 yaşında emekli olmayı beklediklerini ortaya koyuyor. Bu da şimdiki neslin emeklilik için ortalama 30 yıl birikim yapacağına işaret ediyor.
Dünya genelinde çalışanların emeklilikleri ile ilgili farklı yaklaşımlar izlediğinin belirtildiği raporda, pek çok ülkede düşüş gösteren devlet desteğinin bu durumun oluşmasında etken faktörler arasında yer aldığı vurgulanıyor. Rapora göre çalışanların sadece yüzde 30’u emekliliklerini devlet emekliliği veya sosyal güvence desteğiyle karşılamayı öngördüğünü ifade ediyor.
HSBC Türkiye Bireysel Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Vekili Ayşe Yenel,“Çalışma çağındaki bireyler, uzayan yaşam süreleri ile birlikte emekli olarak geçirilen yıllar arttıkça geleneksel birikim yöntemlerinin tek başına yeterli olamayabileceğinin bilincindeler.  Bunun bir sonucu olarak da birikim yapmaya önceki nesillere göre daha erken başlamaları gerektiğini düşünüyor ve ek birikim sağlayabilecek alternatif metotları şimdiden değerlendiriyorlar” diye konuştu.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Yap Yeni Üyelik

Sigorta Cini ve BP’den işbirliği
Sigorta Cini müşterilerine 50 TL’ye varan akaryakıt hediye ediyor.

Haberi Oku