TEKNOLOJİ:
İşletmelerde Sanayi 4.0 Devrimi; Bilişim teknolojileri ve endüstrinin buluşması

Endüstri 4.0 Devrimi kapsamında “Akıllı İşletme” konusu güncelleşti. Türkiye’de konuya öncelikle ‘Bilişim’ ve ‘Endüstri’ sektörleri odaklandı. Kamu tarafında ‘Sanayide Dijital Dönüşüm Platformu’ kuruldu.
Platformun amacı Türkiye’yi yeni sanayi devrimine hazırlamak ve işletmelerin dijital dönüşümünü hızlandırmak olacak. Türkiye’nin dijital dönüşümüne bu platform öncülük edecek.

Özel kesime bakıldığında, Endüstri 4.0 Devrimi büyük endüstri kuruluşlarının, ‘Sanayi Odaları’nın ve birçok üniversitemizin gündemine girmiş bulunuyor. KOBİ ölçekli endüstriyel işletmeler ise kavrama giderek artan ölçüde ilgi gösteriyor ve sürecin dışında kalmamak için hangi adımları atması gerektiğini soruyor, öğrenmeye çalışıyor. Uygulamada ise Endüstri 4.0 Devrimi’nin bazı unsurları imalatçı KOBİ’lerimizin çoğunda mevcuttur ancak bu unsurları ‘Akıllı Üretim Süreci” halinde ‘birleştirmek’ noktasında emekleme dönemindeyiz.

Bu arada, AB Komisyonu’nun, ‘Avrupa Endüstrisini Dijitalleştirme’ başlığı altında bir aksiyon planı oluşturduğu da kaydedilmeli. Planın amaçları şunlar:

- Tüm sanayi şirketlerinin dijital teknolojilere erişimini kolaylaştırmak.
- Avrupa’da dijital sanayi platformlarının oluşmasına zemin hazırlamak.
- Dijital dönüşümden faydalanmak için işgücü alanlarını hazır tutmak.
- Akıllı endüstrinin yaygınlaşması için uygun çözümler sunmak.

Üretim yapan işletmeler hem Türkiye’den, hem Avrupa’dan, hem de dünyanın her yerinden öğrenerek sürece katılarak amaçlarına ulaşabileceklerdir. Amaçlara bakalım:

İşletmenin amaçları:

- Planlanandan az veya daha çok üretim, hatalı üretim, stok israfı vs.’yi ortadan kaldırmak.
- Daha az maliyetle üretim yapmak, minimum enerji kullanmak, az ısı üretmek.
- Zaman kazanmak, daha az kaynak ve az bellek kullanmak.
- Yüksek hızda ve güvenilirlikte çalışabilmek,
- Eski işlere göre en az iki kat verim elde etmek,
- Daha kaliteli ürün üretmek.

Ve ayrıca

- Üretimi etkileyen ve üretim yönetimini
 tetikleyen tüm çevre unsurlarını ve süreçlerini de yenilemek ve akıllı hale getirmek.

İşletmelerde amaca giden yol Endüstri 4.0 bağlamındaki işletme sorunları teknoloji sayesinde çözümleniyor. Teknolojik çözümler şu alanlara yoğunlaşıyor:

a) Ürünü pazara çok hızlı çıkarmak. Buna yönelik olarak inovasyon döngüleri kurmak.
b) İkinci olarak, kişiye özel üretimi kitlesel üretime karşı çıkarmak. Bu teknolojik çözüm şeklini günümüz tüketim kültürünün, bireyselliği ön plana çıkarması zorlamaktadır. Kişiye özgü hazırlanmış ürünler istisna bir talep bulmaktadır. Üretim bandını değiştirmeden aynı bantdan kişiselleştirilmiş ürünleri aynı hızda çıkarmak mümkün oluyor. Bunu da dijitalleştirilmiş  kompleks iş süreçleri sağlıyor.

Türkiye’nin avantajları var
İşletmelerin şimdiden görmesi gereken, Türkiye’nin Endüstri 4.0 konusunda oldukça avantajlı olduğudur.
Türkiye’deki fabrikaların çoğunluğu, üretim süreçlerindeki otomasyon kullanımına bağlı olarak Endüstri 2.0 ile 3.0 arasında bir yerdedir. Otomotiv, ilaç, savunma ve havacılık gibi sektörlerde ise Endüstri 4.0’a çoktan geçildiği söylenebilir.

Devletin bu konuya liderlik etmesi de fırsat telakki edilmeli ve avantaj olarak kaydedilmelidir.

Sanayi 4.0 hedefi ile 2023 hedefi örtüşüyor
Endüstri 4.0’ın Türkiye gibi ülkeler açısından vazgeçilmez özelliklerinden biri hem ülkeye hem de üretim sektörüne olan katkılarının somut olarak ifade edilebilmesindedir.

Endüstri 4.0 ile Türkiye’de büyümeyi yüzde 5 ila yüzde 8 arası bir oranda yakalamak mümkün görünmektedir.

Çünkü, GSYİH’deki yüzde 4 artışın 1 puanı endüstriyel üretimden geliyor. Bunun anlamı, Türkiye büyümesinin dörtte birinin sanayisinden geldiğidir. Endüstri 4.0 ile sanayideki büyüme iki ya da üç katına çıkarılabiliyor. Ekonominin geri kalanı durağan işlese bile Türkiye yüzde 6’yı aşan bir büyüme elde edebiliyor.

Sonuç olarak:
İşletmenin ‘akıllı’ oluşunun uğraklarından değil, ihtiyaçlara karşılık düşen çözümlerden söz etmemiz gerekir. Bu çözümlerin altyapısı zaten varolan otomasyon altyapımızdır. İşletmenin üretiminde ürün kalitesinde gerçek zamanlı veri toplamaya gereksinme var. Makine öğrenmesi sistemi gerekiyor. Geribildirim yönetim sistemine ihtiyacımız var. Süreç iyileştirme çözümlerimiz ve  fonksiyonel testlerimiz olmalı.
İşlem kontrol teknolojileri gerekiyor. Üretim ve dağıtım süreçlerinde çalışacak akıllı robotlar, Ar-Ge, satış pazarlama ve yönetim süreçlerinde kullanılacak yapay zeka sistemleri, dış dünyayla bilgi alışverişleri gerçekleştirecek sistemler (internet nesneleri ve tüm bu akıllı sistemlerin hep birlikte uyumla çalışması) ve diğer özel çözümler, ayrı ayrı varılacaklar ve uyumlu çalışan bir bütün oluşturacaklar. İşte AKILLI İŞLETME!

Sanayi 4.0’da Türkiye’nin yol haritası olmalı
İTO’nun “Sanayi 4.0: Fırsatlar ve Yerli Uygulamalar” semineri İstanbul’da gerçekleştirildi.  Seminerde Türkiye’nin Sanayi 4.0 sürecinde nerede olduğu ve bu alanda hizmet veren KOBİ ölçeğindeki işletmelerin sürece katkıları irdelendi.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından düzenlenen “Sanayi 4.0: Fırsatlar ve Yerli Uygulamalar” Semineri, İTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Seminere; TOSYÖV Başkan Yardımcısı ve İTO Meclis eski Başkan Vekili Osman Deveci ile TOSYÖV Yönetim Kurulu Üyesi Yusuf Akça da katıldı.

Seminerin açılış konuşmasını yapan İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Erkesim, geleceğin dünyasının Sanayi 4.0 ile şekilleneceğini ve Sanayi 4.0’ı ülke olarak ıskalama şansımızın olmadığını belirterek, “Aksi halde geleceğin dünyasında rekabet etme şansımızı kaybederiz. Sanayi 4.0’ın 4 ana faydasını şu şekilde sıralayabilirim: Birincisi firmaların üretkenliğini artıracaktır. Firmaların hammadde hariç üretim maliyetleri yüzde 15 ile 30 arasında düşecektir. İkincisi üretici firmaların ciro artışına olumlu etki edecektir. Üçüncü olarak istihdam yüzde 6-10 arasında artacaktır. Dördüncü olarak da firmaların üretim süreçlerini Sanayi 4.0’a entegre etmeleri için cirolarının yüzde 1 ile 1.5’nin yatırıma ayırması öngörülmektedir” bilgisini verdi.

4. Sanayi devrimini Türkiye açısından değerlendiren Erkesim, şu noktalara değindi: “İmalat sanayi düşük ve orta düşük ürün ve teknoloji grubunda yoğunlaşmıştır. Türkiye’nin yüksek gelirli ekonomiler arasına girebilmesi için yüksek teknolojide üretim yapması zorunluluktur. Sanayi 4.0’daki gelişmeler de bu geçişin hızlı olması gerektiğini açıkça göstermektedir. Türkiye’nin ciddi bir seferberliğe ihtiyacı olduğunu söylememiz gerekir. Aksi halde ekonomimiz kaçınılmaz olarak rekabet şansını kaybedecektir.” Erkesim, firmaların Sanayi 4.0’a yatırım yapması için yol haritasına ihtiyaç olduğunu kaydetti.

Teknopark İstanbul Genel Müdür Yardımcısı İsmail Arı ise 3500 Ar-Ge personeli, 220 Ar-Ge firması, 45 milyon dolar ihracat gerçekleştiren bir teknopark olduklarını belirtti. Arı, Sanayi 4.0 hakkında bilgi verdi. Sanayi 4.0’a ilişkin de önemli bir  tespitte bulunan Arı, katmadeğerde hammaddenin yazılama kaydığını, bu alanda önemli çalışmaların yapılabileceğini söyledi.

Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM) Direktörü İbrahim Elbaşı ise Sanayi 4.0’ın getiri ve götürülerine odaklandı: “Endüstri 4.0’ın götürecekleri; mavi yaka, meslekler, geleneksel ulaşım sistemleri, atıl kaynaklar, geleneksel üretim araçları, uzaktan kumandalar… Getirileri ise işbirliği, rekabet, yapay zekaya sahip nesneler, drone entegrasyonu, akıllı toplum ve dinamikleri, kalifiye çalışan zaruriyeti, yeni meslekler, yeni sektörler, kablosuz ve yenilenebilir sistemler."

Akınsoft Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Akın, Türkiye’nin şu anda Sanayi 2.0 sürecinde olduğunu belirterek, Sanayi 4.0’ın temelinin robotlaşan yaşam olduğunu kaydetti. Buna hazır olup olunmadığı noktasında ise ‘hayır’ ifadesini kullanan Akın, Sanayi 4.0 ile mavi yaka çalışanın yok olacağı görüşüne ise katılmadığını belirterek şunları anlattı: “Mavi yaka çalışanın niteliği artacaktır. İnsanlığın çalışma saatleri 2 saate inebilir. Ve günün birinde robotlar insanlığı ele geçirir mi derseniz benim yanıtım ‘evet’tir. Ülkelerde acil olarak Yapay Zeka Bakanlığı kurulmalıdır.”





Pimtaş Arge Müdürü:  Özlem Tura Kozankurt

“Sanayi 4.0 ile fiili maliyeti yöneterek rekabet gücü sağladık”
Odağında plastik inşaat malzemeleri imalatı olan Pimtaş, tarım, endüstri, turizm, otomotiv yan sanayi, inşaat gibi birçok farklı sektöre 8 binin üzerinde ürün sunuyor.

Pimtaş Arge Müdürü Özlem Tura Kozankurt, rekabetin ağır şartlar altında sürdüğü plastik imalat sektöründe, hem sektör çeşitlendirme hem de maliyetleri kontrol etme amacıyla yeni bir yönetim anlayışını benimsediklerini söyledi. İhraç pazarlarında da bu yaklaşımı benimsediklerini belirten Kozankurt, bilinçli şekilde farklı pazarlara yöneldiklerini ve böylece riskleri en aza indirmeye çalıştıklarını ifade etti.

“Üretim aşamalarımızın hepsi Sanayi 4.0’a göre hizmet veriyor”
Pimtaş’ın rekabetçi bir firma olduğunu vurgulayan Kozankurt, yürüttükleri Sanayi 4.0 çalışmalarının şirkete katkısını şu sözlerle özetliyor: “Üretim aşamalarımızın hepsi Sanayi 4.0’a göre hizmet veriyor. Bu sebeple hızlı bir üretim tekniğimiz var. Bunlar da maliyetlere yansıyor. Böylece fiili maliyeti yönetiyoruz. Yapılan her operasyonu sistemsel takip ediyoruz bu da revizyonlara çok açık olan bir unsur. Bu sebepten dolayı rekabetçi bir ortam içerisindeyiz ve ithalatlar ile bizim iç piyasayı bozacak bir yapıya gelinmedi.

Tabii ki uluslararası alanda ciddi rakiplerimiz hatta o rakiplerin Türkiye’de satın aldığı fabrikalar da var. Fakat bizim pazarlama modelimizle üretim hızımızla ilişkilendirdiğimizde bu pazarda henüz onlara pay vermedik. Özellikle Uzakdoğu, Çin gibi düşük maliyetli olmasına rağmen onları kalite anlayışımızla yendik.

Diğer tarafta Avrupa ile kıyaslandığında aynı kaliteli ürünü daha ucuza sağladık. Hatta mevcut üreticilerin kendi ülkelerinde dahi ciddi rekabetler içerisinde olduğunu gözlemliyoruz. Kapasiteyi her zaman arttıran bir yapı içerisine giriyoruz. O yüzden bizi ithalatlar ile etkileyen bir durum olmadı.”

Kaliteye verilen önem
Kaliteye verdikleri önemin altını çizen Kozankurt, yaklaşık 90 ülkeye ihraç ettikleri ürünlerinde TSE Belgesi’nin yanı sıra özellikle Hollanda, İngiltere, Amerika, Fransa, İngiltere, Çek Cumhuriyeti, Rusya gibi ülkelerin standart sertifikalarını aldıklarını kaydediyor.

Ar-Ge projeleriyle büyümek
Pimtaş’ın Bakanlık onaylı bir Ar-Ge merkezi bulunduğunu aktaran Kozankurt, bu merkezde 30 kişi istihdam edildiğini ifade ediyor: “Fiili olarak yıl içerisinde 10-25 arası Ar-Ge projesi gerçekleştirmekteyiz. Asıl hedefimiz bir Ar-Ge merkezi oluşturmaktan ziyade bir mükemmeliyet merkezi kurmaktı. Şu anda bunun için adımları atmaya devam ediyoruz. Pimtaş, şu anda 60 bin metrakere kapalı alanda hizmet veriyor, bunun yaklaşık 3 bin 500 metrekaresi sadece Ar-Ge Merkezi ve mükemmeliyet merkezine ayrıldı. Hedefimiz bu rakamı; 10 bin metrekareye çıkarmak. Yer tahsisi yapıldı, diğer çalışmalarımız devam ediyor.

Ayrıca kuluçka merkezi kuruyoruz. Yaklaşık 35 öğrencilik bir kuluçka merkezi olacak. Çıkacak projelerde melek yatırımcı olmayı düşünüyoruz. Tersine mühendislik bölümümüz, özel sınıflarımız var.”

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
İlgili Haberler

banner199