ÜNİVERSİTE:
Girişimciliğin Merkezi Sabancı Üniversitesi

Üniversite bünyesinde kurulan Sabancı Üniversitesi Girişimcilik Kurulu (SUGK), girişimcilerin doğru fırsatı, doğru iş modeli ve kurguyla hayata geçirmesi için tüm Türkiye’den gelen taleplere destek oluyor.
Sabancı Vakfı önderliğinde 1996 yılında kurulan Sabancı Üniversitesi, “Türkiye’de bir dünya üniversitesi kurma” vizyonuyla “Birlikte yaratmak ve geliştirmek” felsefesiyle 1999 yılında ilk öğrencilerini alarak öğretime başladı. Üniversite; katılımcı, farklılığa saygılı, özgürlükçü bir kurum kültürü içinde, tüm paydaşların gereksinimlerine duyarlı, yenilikçi, disiplinlerarası bir eğitim altyapısı ile öncülüğe yol açan özgün bilginin yaratılmasını ve yayılmasını sağlayan, araştırma ve eğitim alanındaki yaratıcılığı ile uluslararası bir referans noktası olmayı hedefliyor. Tam zamanlı ve yarı zamanlı toplam 384 akademik kadro ile 6.175'i lisans ve 3.323’ü lisansüstü olmak üzere toplam 9.498 mezun veren üniversitenin iddialı olduğu alanların başında da Ar-Ge, girişimcilik, inovasyon ve teknoloji transferi ofisi gibi yapılar geliyor. 31 Ocak 2017 tarihi itibari ile toplam aktif araştırma fonu 82.197.566 TL, aktif proje sayısı 169, öğretim üyesi başına araştırma fonu 439.827 TL ve öğretim üyesi başına araştırma projesi sayısı 0. 91 olan üniversitede 3 fakülte, 13 lisans programı, 54 lisansüstü program, 11 yan dal,  45 çift anadal programına sahip.
Türkiye’ye inovatif girişimci kazandırıyor
SUGK üniversitenin kurulduğu günden beri yürütülmekte olan faaliyetlerin toplandığı bir “şemsiye” yapı olarak faaliyete 2013’te başladı. Girişimcilik Kurulu Akademik Direktörü Prof.Dr. Dilek Çetindamar, “Kuruluş yılımız 2013 gibi gözükse de üniversite olarak kuruluşumuzdan bu yana girişimciliğin ve girişimcilik sermayesi yaratılmasının önemine inandık. 1999 yılından beri yaptıklarımız sonuçlarını verdi. 2012 yılında ilk defa verilen ‘Yılın En Girişimci ve Yenilikçi Üniversitesi Ödülü’nü kazandık. 2013 ve 2014 yıllarında Türkiye'nin En ‘Girişimci ve Yenilikçi’ vakıf üniversitesi seçildik. 2015 ve 2016 yılında tekrar ‘Türkiye’nin En Girişimci ve Yenilikçi Üniversitesi’ olduk” diye konuştu.
Girişimci öğrenci SUCOOL’da buluştu
SUGK, inovasyona dayalı fikirlerini hayata geçirmeye çalışan girişimcilerin ihtiyaç duydukları destekleri sağlayan, bu alanda hem araştırma hem eğitim faaliyetleri ile üniversiteyi destekliyor. Üniversitenin Araştırma ve Lisansüstü Politikalar Direktörlüğü’nün bir birimi olan Girişimcilik Kurulu’nun faaliyetleri arasında Teknoloji Tabanlı Girişimleri Hızlandırma Merkezi (SUCOOL) önemli bir yer tutuyor. SUCOOL, öğrencilerin erken aşama teknoloji girişimine 6 ay boyunca özel eğitim, mentorluk, iş geliştirme, müşterilerle tanıştırma, yatırımcılara hazırlık, yatırımcılarla tanıştırma destekleri sunarken yurtdışı tur ve demo günleri düzenliyor. Çetindamar, 2013 yılında İstanbul Kalkınma Ajansı, Siemens ve Girişimcilik Vakfı’nın ortaklığında hayata geçirilen SUCOOL’da desteklenen girişim sayısının 38 olduğunu bunlardan 13’ünün şirketleştiğini açıkladı. SUCOOL’da ‘3.5 Arena’ adı altında yeni bir çalışma başlattıklarını duyuran Çetindamar, şunları söyledi: “Girişimci adaylarının fikirlerini anlatması, bilgilerini paylaşması önemli. Türkiye’nin her noktasından girişimcileri 2 ayda bir 3.5 Arena adlı platformumuza bekliyoruz. Gelsinler, fikirlerini paylaşsınlar. İhtiyaçlarını belirlesinler ve talep etsinler istiyoruz. Özellikle kadın girişimcilerimiz var. Çekingenlik ve utangaçlık oluyor. Onların da katılmasını ve kendilerine güvenerek sunumlar gerçekleştirmesini istiyoruz. Çünkü girişimcilik bir takım işidir. Takımın oyuncularını nerede bulacağınız önemlidir.”
Sabancı Üniversitesi Girişimcilik Kurulu bünyesinde bulunan INOVENT A.Ş. ise Türkiye’nin ilk teknoloji ticarileştirme ve çekirdek fon şirketi olarak 2006’dan bu yana hizmet veriyor. Portföyünde 20 teknoloji şirketinin bulunduğu İNOVENT A.Ş., üniversite bünyesinde faaliyet yürüten akademisyenlerin oluşturduğu girişimlerden oluşuyor.
İnovatif girişimcilik yeterince desteklenmiyor
Girişimciliğin Türkiye ekonomisinin en önemli yapıtaşı olduğunu aktaran Dilek Çetindamar, “Gerek uluslararası gerekse ulusal konjonktürden kaynaklı olarak büyüme oranlarımız yüzde 2-3 aralığında devam ediyor. Resmi kayıtlara göre işsizlik oranımız ise yüzde 12. Ancak şu andaki konumumuzu korumak için bile her yıl 1 milyon iş yaratmak zorundayız. Çünkü nüfusumuz her yıl artıyor. Bu iş nasıl yaratılacak? Tabi ki girişimcilikle” dedi. Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin parçalarının bulunduğunun, ancak sistemin tam anlamıyla sağlıklı çalışmadığının altını çizen Çetindamar, görüşlerini şöyle açıkladı: “Türkiye’de inovasyona dayalı girişimcilik yeterince desteklenmiyor. Kaynaklar geleneksel girişimcilik sayılan alanlara aktarılıyor. Türkiye’de hemen taklit edilemeyen, yerine konulamayacak girişimciliğe öncelik verilmeli. Üniversite olarak bizim niyetimiz bu. 10 destek kapasitesi varsa 9’u bu alana verilmeli ki gelişen bir ülke ekonomisi yaratalım. Ayrıca tüm bu destek ve teşviklerin ekosistemin işleyişini sağlamak adına sivil bir yapı tarafından koordine edilmesi lazım.
Son olarak da kaynak sağlayan yapının girişimciye belli alanları empoze etmemesi lazım. Girişimcilikte millilik olmaz. Avrupa Birliği de denedi ama başarılı olunmadı. Demek ki tek doğru nokta ekosistemin eksiksiz yaratılmasında.”

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner199

Türkiye’nin 10 Ar-Ge üniversitesi arasında:...
Bir taraftan eğitim-öğretim çalışmalarını sürdürürken bir taraftan da bilimsel araştırma çalışmalarına,...

Haberi Oku