ÜNİVERSİTE:
Sabancı Üniversitesi'nin 5 yıllık stratejisi hazır: 'Liderliğe tutunacak”

T.C. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan “Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi’nde yıllardır 1. olarak akademi dünyasında rüştünü ispatlayan Sabancı Üniversitesi, ‘liderliğe tutunmak’ istiyor. Bunun için alışılmışın dışında Türkiye’nin ilk ‘bölümsüz üniversite’ sistemini uygulayan Sabancı Üniversitesi, öğrencilerin seçtikleri uzmanlık alanları dışındaki disiplinler hakkında da bilgi sahibi olması ve tam donanımlı bireyler olarak yetişmesini sağlıyor.
“Liderliğe tutunmak” isteyen Sabancı Üniversitesi’nin 5 yıllık stratejisi de hazır: Üniversite 2022 yılına kadar birkaç küresel ve bölgesel gelişim ihtiyacına odaklanıp, iş dünyası ve sivil toplumla etkileşimini geliştirerek, ‘Sabancı Üniversitesi’ markasını güçlendirmeyi hedefliyor. Diğer yandan Sabancı Üniversitesi’nin eğitimdeki öncü rolünü sürdürmek, nitelikli araştırma hacmimizi arttırmak, yüksek nitelikli insan kaynağını çekmek ve korumak, üniversitenin finansal sürekliliğini sağlamak, yenilikçilik ve girişimcilikteki liderliğini sürdürmek ve uluslararasılaşma düzeyini geliştirmek de diğer hedefler olarak belirlenmiş bulunuyor.
Sabancı Üniversitesi’nin hem vizyonu, hem gelişimi hem de hedeflerini detaylı öğrenmek adına Sabancı Üniversitesi Ar-Ge’den Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Şirin Tekinay ile konuştuk. Tekinay, yenilikçilik ve girişimcilikte üst üste Türkiye’nin lider üniversitesi olma unvanını korumanın liderliğe tırmanmaktan daha zor olduğunu aktarıyor. Tekinay, “Karda en önde yürüyenlerin sorumluğunu taşıyoruz. Arkadan gelenlerin işini de yüzde 70 kolaylaştırıyoruz. Bu sorumluluktan da büyük onur ve gurur duyarken keyif de alıyoruz” diyor.
Liderliğe giden yol kolay değil. Disiplinler arası ve üstü bir eğitim sistemi uygulanan Sabancı, toplumsal gereksinimlerden yola çıkarak büyüme alanlarını belirlemiş bulunuyor. Sabancı Üniversitesi, tüm araştırma projelerinin girişimci bir ruh ile gerçekleştirilmesi ve akademisyenler ile öğrencilerin kendilerini her alanda geliştirebilmesi için 8 araştırma merkezine ev sahipliği yapıyor. Bunlar; Finans Mükemmeliyet Merkezi (CEF), Istanbul International Centre for Energy and Climate (IICEC) , İstanbul Politikalar Merkezi (İPM), NanoTanı İçin Fonksiyonel Yüzey ve Ara Yüzeyler Araştırma ve Uygulama Merkezi (EFSUN), Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma ve Uygulama Merkezi (SUNUM), Tümleştirilmiş Üretim Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Merkezi (SU-IMC), Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi (SUGender) ve Veri Analitiği Araştırma ve Uygulama Merkezi’nden (VERİM) oluşuyor.

Ar-Ge Merkezleri’ne doktoralı istihdam sağlayacak
Çoklu disiplinde ilerlemek istediklerini söyleyen Tekinay, “Eğitimde öğrencilerimizin bir üst kimlik dediğimiz disiplinlere ait olmasını hiçbir şekilde baltalamadan uygulama ve araştırma merkezlerimizle lisansüstü eğitimde ilerlemeye çalışıyoruz” diyor. Türkiye’de alanında tek olan merkezlerde girişimciliğe ve teknoloji tabanlı girişimciliğe destek verdiklerini belirten Tekinay, şu noktalara değiniyor: “Tescilli yeterliliğimiz bulunan alanları platform haline getirip toplumun hizmetine sunacağız. Ayrıca sayısı 1000’e yaklaşan Ar-Ge Merkezleri ve 250’ye ulaşması hedeflenen ‘Tasarım Merkezleri’yle bu alanda işbirliklerinin merkezi olacak. Ar-Ge ve Tasarım Merkezleri’nin nitelikli hale gelmesi yeterlilik belgelerini almalarıyla bağlantılı. Bunu yaparken de üniversitelere ihtiyaç var. Bizler de üniversite olarak bu söz konusu merkezlerin yanındayız.”
Tekinay, ilginç bir bilgi paylaşıyor. Ar-Ge Merkezi statüsünde olsun veya olmasın teknoloji firmalarında çalışanların sadece yüzde 2’si doktoralı, yüzde 98’i ise lisans düzeyinde eğitimli. Bu oranın tam tersi olması gerektiğini paylaşan Tekinay, şu bilgileri veriyor: “TÜBİTAK ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı da aynı fikirde. Üniversitelere bu hedefte büyük sorumluluk düşüyor. Bizler Ar-Ge merkezi olan firmalara doktoralı eleman yetiştirmek istiyoruz. Bu iki şekilde olur; halihazırda çalışanlara doktora imkanı tanınabilir. Bunu yaparken de Ar-Ge merkezinin veya Ar-Ge merkezinin ait olduğu firmanın önceliklerine önem vererek karşılıklı anlaşma yapabiliriz. İkinci olarak da ülkemizde doktora mezunlarına bakınca bir kısmı yurtdışına gidiyor, bir kısmı akademisyen olmak istiyor. Sanayide, ‘Ar-Ge’ye çalışayım’ diye doktora yapanların sayısı düşüyor. Bunu da tersine çevirebiliriz. Onun için de rekabet öncesi Ar-Ge diye bir şey tanımlamak lazım. Araştırmada ürün bazında rekabet eden firmaların rekabet öncesi ortak olabilecekleri bir alan var. Bunun sağlanmasına vesile olabiliriz. Ayrıca TÜBİTAK da destek olacak; Ar-Ge Merkezleri ve firmalar üniversitelerin içine girip belirli alanlarda yatırım yapabilir.”

Collaboration Space’de hızlı prototip üretim hizmeti sunuluyor
Sabancı Üniversitesi’nde araştırma performansı, patent ve teknolojileri web sayfasından duyuruluyor. Bugüne kadar 4.000’in üzerinde yayına imza atılan üniversitede, geliştirilen 77 teknoloji için sayıları 377’ye ulaşan patent ve faydalı model dosyasının korunma işlemleri gerçekleştirilmiş. 52 marka başvurusu yürütülmüş. Bugün aktif patent ve faydalı model ailesi sayısına aktif markalar da eklenince aktif fikri mülkiyet sayısı 220'ye çıkıyor.  Üniversitenin araştırmada aktif proje bütçesi 82 milyon TL’nin üstünde. Şirketleşme sayısı ise 20.
Sabancı Üniversitesi’nin rakamlara yansıyan gelişiminin motorunda sanayi-üniversite işbirliği önemli yer tutuyor. Tuzla’ya konumlanan üniversitenin OSB’lerle yakın ilişkiler içerisinde olduğunu aktaran Tekinay, “Mühendislik yoğun eğitimimizde OSB’lere yakın olmak yararlı. Çünkü buradaki firmaların ihtiyacı olan hızlı prototip üretimi ihtiyacını Collaboration Space ile karşılıyoruz. Deneme yanılma zaman ve finansal bütçesi olmayan KOBİ’ler için böylece önemli bir hizmet sunuyoruz” diyor. Tekinay, üniversite-sanayi işbirliğinde ‘açık inovasyon’ denilen, sanayi ile iç içe sürekli kaynak yaratarak birlikte geliştirme modeline doğru gittiklerinin altını çiziyor.
Teknopark İstanbul’da büyümeye devam edecek: Sabancı Üniversitesi’nin teknoloji transferini bir adım öteye götürüp ticarileşmesini sağladığı ‘İnovent’ yapılanması var. Teknopark İstanbul’da 5 bin metrekare alan üzerinde çalışmalarını yürüten Sabancı, buluşları ve inovasyonlarını burada ürüne dönüştürüyor. Teknopark İstanbul’da büyümek istediklerinin altını çizen Tekinay, çalışmalarını anlatıyor: “Ülke ve üniversite kaynaklarını verimli kullanmak amacındayız. İstanbul Teknopark’a yakın bir noktadayız. Araştırmanın ticarileşme süreci ara yüzlerini tamamlamış Teknopark İstanbul’da yer almak bizim için daha verimli. Ayrıca Teknopark İstanbul ile eğitim işbirliği de yürütüyoruz. Oradaki alanımız üniversitenin bir parçası olduğu için yüksek lisans eğitimlerini orada verebiliyoruz.” Teknopark İstanbul’da Kordsa işbirliği ile faaliyete geçen Kompozit Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezi’ndeki toplam arsa alanı 296 bin metrekare olup, Sabancı Üniversitesi Tümleştirilmiş Üretim Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Merkezi (SU-IMC) 5 bin metrekarelik bir alanı kullanıyor.

Mezunların yüzde 81’i iş hayatında
Günümüzde üniversitelerin performansında mezunların işe yerleşmesi önemli kriter olarak dikkat çekiyor. Sabancı Üniversitesi'nde, 2000 yılından bugüne kadar, 6711'i lisans ve 3705'i lisansüstü olmak üzere toplam 10416 diploma verilmiş. Üniversitenin bugüne kadar 11 lisans programında verdiği mezunların yüzde 81'i iş hayatına geçmişken, yüzde 13’ü ise eğitimlerini lisansüstü düzeyde sürdürmeyi tercih etmiş. Sabancı Üniversitesi mezunlarının ilk yıl içinde bir işe veya lisansüstü eğitime yerleşme oranı yüzde 83. Tekinay, “Öğrenmeyi iyi bilen, teknolojiyi iyi kullanan ve üretmesini bilen bir nesil yetiştiriyoruz. Güçlü kökler ve kanatlar veriyoruz ama nereye uçması gerektiğine ilişkin rotasını çizmiyoruz” diyor.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner216

İstanbul Rumeli Üniversitesi Avrasya Bölgesi’nin...
Nitelikli ve kaliteli eğitim stratejisi için ‘Türkçe’ eğitim modelini uygulayan İstanbul Rumeli Üniversitesi,...

Haberi Oku