20Eylül’de açıklanan Yeni Ekonomi Programı’nı (YEP) iş dünyası ‘gerçekçi’ olarak değerlendirdi. Bu aynı zamanda programın ‘gerçekleşebilir‘ olduğuna güvenmek demektir. Ben de programın gerçekçi olduğu görüşündeyim ama aşırı ihtiyatlı hazırlandığı için düşük tutulan hedeflerin birçok kalemde aşılacağını düşünüyorum.
2017 yılında yüzde 7.4 büyüyen ve 2018’in ilk iki çeyreğinde de yüksek performans sergileyen Türkiye ekonomisinin 2018-2021 döneminde ortalama 3.8, toplamda yüzde 14.6 büyüyeceği öngörüsü aşırı karamsar.
Düşük büyüme öngörüsü yatırım eğiliminde üç yıldır görülen yavaşlamadan, artan maliyetler nedeniyle üretim için yapılan ithalatın düşmesinden, doğrudan yatırımcı yabancı sermayenin duraksamasından üretiliyor olmalı.
Sıkıntı ve zorluklar tamam ama kabullenmek ve boyun eğmek zorunda olmadığımız bir gerçekliktir. Türkiye’nin girişken üretici sivil ekonomik dinamikleri ve potansiyeli bundan önce olduğu gibi bundan sonra da kendi çözümlerini üretebilecektir.
Ne var ki sivil ekonomik dinamikler özgürleştirildiklerinde etkin olabilirler. İçinde bulunduğumuz süreçte şunları yapmakla ekonomik alanı özgürleştirmiş oluruz:

- Piyasaların kur hassasiyetini yatıştırmakla,
- Yapısal reformları yapmakla,
- Sektörel bazda stratejik eylem planlarını ortaya koymakla,
- Güven veren ve öngörülebilir olan bir yatırım ortamını tesis etmekle,
- Siyasal ortamı kapsayıcı ve bütünleştirici hale getirmekle,
- Hukuk sistemimizi AB standartlarına çıkarmakla,
- AB ile aramızdaki işlemez duruma gelen tüm mekanizmaları yeniden işler hale getirmekle.

Yeni Ekonomi Programı’nı (YEP) kapak dosyamızda bulacaksınız. Ama biz YEP’in “üretimde yerlileşme” vurgusunu alıp somutlayarak ayrı bir dosya yaptık. Çünkü, yerli üretime yönelik kamu politikaları belirgin biçimde değişiyor.
Hemen ilk aşamada, ithal edilen 1000 adet endüstriyel ara malının Türkiye’deki 1000 KOBİ’ye ürettirilmesi ve bu sayede 30 milyar dolar “milli tasarruf” sağlanması öngörülüyor. Bu hedef on yıl önce konulsaydı, ‘soyuttur’ derdim ama şimdi demiyorum; çünkü bu 1000 KOBİ’nin Türkiye’de bulunduğunu ve harekete geçmeyi beklediğini biliyorum. Kamunun başlangıç aşamasına sağladığı bir defaya mahsus cömert desteğini de hesaba katarsak, “ithal edilen bu endüstriyel ara malını ben de üretirim, hem de daha iyisini” diyen KOBİ’lerimizin misliyle ortaya çıkacağını söyleyebilecek durumdayım. Özellikle Teknoparklarımızda oluşan potansiyel bu KOBİ’lerimizi işaret ediyor.
Bu noktada önerebileceğim bir yenilik şu olabilir: İthal edilen endüstriyel ara malını üretmeye ve başlangıç desteğine talip KOBİ’lerin “uygunluk değerlendirmesini yapacak” kurum ile “desteği verecek kurum”un aynı kurum olmaması yönünde bir yapılandırmaya gidilmelidir.
Güvendiğimiz genç bir ekonomimiz var; Cumhuriyetimiz’in 100. yılına çok az kaldı, ağzımızdan çıkan hedefleri elimizle tutabilmemiz için çok çalışmalıyız.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner227

banner223

banner216

banner229