KobiEfor Sanayi Ekonomi Dergisi

Hazır giyim sektörünün gelecek vizyonu; yeşil dönüşümle şekillenecek

DOSYA

Pandemi, iklim değişikliği, ekonomik krizler ve Rusya-Ukrayna savaşı ile birlikte şekillenen yeni Dünya ekonomisinde; tüm sektörlerde olduğu gibi hazır giyim sektöründe de çevreye duyarlı sürdürülebilir üretim, tercih değil bir zorunluluk.

Türkiye hazır giyim sektörü, sürdürülebilir tekstil vizyonu ve Tekstil Sektörü Sürdürülebilirlik Eylem Planı, Tekstil Geri Dönüşüm Merkezi Projesi, Yeşil Ekonomiye Geçiş Projesi, Organik Türk Pamuğu Projesi, Organik Tarım Modeli gibi çalışmalarla yeşil dönüşerek geleceğe hazırlanıyor.
Türkiye’nin Paris İklim Anlaşması’nı TBMM’de kabul edip onaylamasının ardından hazır giyim sektöründe yeşil dönüşüm heyecanı başladı.
Sürdürülebilirlik çalışmalarını hızlandıran hazır giyim şirketleri, karbon ayak izi ölçümü, üretim süreçlerinde yeşil dönüşüm çalışmalarıyla daha çevreci, daha yeşil ve sürdürülebilir üretime odaklandılar.
Uzmanlara göre hazır giyim sektöründe yaklaşık 39 bin firma faaliyet gösteriyor ve İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) verilerine göre bu şirketlerin 18 bine yakını ihracatçı. Geçen yılın ilk 10 ayında yapılan 16.7 milyar dolar hazır giyim ihracatının yaklaşık yüzde 60’a yakınının Avrupa Birliği’ne (AB) gerçekleştirildiği göz önüne alındığında hazır giyim şirketleri için yeşil dönüşüm artık sektör için bir zorunluluk ve ihtiyaca dönüştü.
AB, 2030’a kadar Avrupa’da karbon salımını yüzde 50 azaltmayı, 2050’de karbon nötr (sıfır karbon) ilk kıta olmayı hedefliyor. Dolayısıyla AB’ye ihraç edilecek ürünlerin de yeşil ve çevreci olması gerekiyor. Aksi halde AB’nin Sınırda Karbon Düzenlemesi ile kıtaya ihraç edilecek tüm ürünlere AB ülkeleri yüksek oranlarda Karbon Vergisi uygulayacak. Bu da ciddi anlamda büyük maliyet ve markaların pazarda rekabet edememesi demek. AB ülkelerine ihracatını sürdürmek isteyen her hazır giyim şirketinin, bu nedenle acilen üretimde yeşil dönüşüme bugünden başlaması gerekiyor.

TİM’den Türk Tekstil Sektörü Sürdürülebilirlik Eylem Planı
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle; 100 bini aşkın ihracat ailesinin tek çatı kuruluşu olarak, ‘Yeşil dönüşüm’ konusunda ellerini taşın altına koymuş durumda olduklarını belirterek, mücadeleye TİM İklim Komitesi’ni kurarak başladıklarını, ‘Dünyayı tüketmeden, dünya için üretmek’ mottosuyla hazırladıkları 12 ana hedeften oluşan TİM Sürdürülebilirlik Eylem Planı’nı geçtiğimiz yıl Haziran’da kamuoyuyla paylaştıklarını, TİM Sanayide Sürdürülebilirlik Bilim Komitesi’ni üniversiteler, kamu ve özel sektör, ulusal ve uluslararası STK’lar ve finans kuruluşlarının temsilcileriyle kurduklarını ve sektörel eylem planlarını oluşturmaya başladıklarını anlattı.
Adım adım ‘sürdürülebilir tekstil’: İsmail Gülle, ‘Sürdürülebilir tekstil’ vizyonunu tüm sektörde tabana yaymak amacıyla hazırlanan ‘Türk Tekstil Sektörü Sürdürülebilirlik Eylem Planı’nın detaylarını geçtiğimiz Temmuz’da kamuoyuna açıkladıklarını, eylem planını hayata geçirmek üzere Sürdürülebilirlik Platformu oluşturulacağını ifade etti ve yürütülecek çalışmaları sıraladı:
“• Platform içerisinde alt komiteler kurulacak. Hammadde ve ürün özelinde sürdürülebilir hammadde girişimlerinin teşvik edilmesi ve Ar-Ge çalışmalarının gerçekleştirilmesi sağlanacak, üretimde sertifikalı materyallerin kullanımı ve bu kaynakların gelişimine yönelik teşvik çalışmaları yürütülecek. Organik pamuk üretiminin daha fazla teşvik edilmesi için çalışmalar gerçekleştirilecek.
• Sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi başlığında ise tekstil tedarik zincirinde izlenebilirliği desteklemek ve şeffaflığı kolaylaştırmak amacıyla uluslararası paydaşlarla projeler geliştirilecek.
• Döngüsellik kapsamında tekstil atıklarının toplanması, ayrıştırılması, geri kazanımı ve dönüştürülmesi kapsamında yerel yönetimler ve markalarla işbirliği çalışmaları planlanacak. Tekstil Geri Dönüşüm Merkezi Projesi’nin hayata geçirilmesi için girişimler başlatılacak.
• İklim çalışmalarıyla kurumlarda bilimsel karbon ayak izi ölçüm ve raporlaması ile pilot uygulamaların hayata geçirilmesi sağlanacak. Karbon emisyonu azaltmaya yönelik yol haritası hazırlanacak.
• Boyahane ve diğer işletmelerde su ve enerji tüketiminin asgariye indirilmesi için finansal kaynak yaratmak üzere girişimlerde bulunulacak.
• Son olarak kurumsal sosyal sorumluluk konusu başlığında iş sağlığı ve güvenliği risklerininin en aza indirilmesi, kadın çalışan istihdam oranının artırılması için projeler geliştirilecek.”

İsmail Gülle, çevre kirliliği noktasında tekstil sektörünün 20 yıl öncesiyle kıyaslanamayacak noktada olduğuna değinerek, tekstil ihracatçılarının ulusal ve uluslararası standartlara uygun, sertifikalı, lisanslı üretim yaptığını, küresel tedarikçilerine güvenilir ve çevre dostu ürünler sunduğunu, çevre konusunda oluşturulan negatif algıyı sektörün iyileştirmesi adına, eylem planında tekstil sektörü atık suların geri kazanımı, sektörün enerji tüketiminin azaltılması, geri dönüşüm gibi birçok önemli konuda somut adımlar atılacağını paylaştı.
Gülle, tekstil ve hazır giyim sektörünün üretim ve işgücü açısından Dünya’daki en büyük ve en önemli endüstrilerin başında yer aldığına dikkat çekti: “Hiç şüphesiz ki sürekli olarak gelişen fonksiyonları ve giderek artan farklı kullanım alanlarıyla gelecekte de insan hayatı için önemini korumaya devam edecektir. Sürdürülebilir bir dünya, gelecek dönemin en önemli önceliklerinden biri olacaktır. Bugün gelinen noktada sadece ABD ve AB değil, Dünya’nın neredeyse tamamına yakını iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı topyekûn bir mücadelenin hazırlığı içinde. Çevreye duyarlı sürdürülebilir üretim Türkiye’miz ve Dünyamız için bir tercih değil bir zorunluluktur. Türkiye sanayisinin daha temiz üretim yöntemi ve faydaları konusunda teknik kapasitesinin geliştirilmesi ve farkındalık düzeyinin artırılması, rekabet gücümüzü korumak, daha çok ve uzun süreli katmadeğer yaratmak için hazırladığımız sürdürülebilirlik eylem planı çok önemli. Bu eylem planıyla tekstil sektörümüzde kalıcı bir dönüşüm sağlayarak küresel ihracattaki pazar payını daha da artırmayı ve Avrupa Yeşil Mutabakatı normlarına üst düzey uyumu hedefliyoruz.”
“Türkiye’yi sürdürülebilirlik alanında marka ülke haline getireceğiz”: Gülle, tekstil sektörü sürdürülebilirlik eylem planıyla Türkiye markasına, ihracatına ve katmadeğerine en önemli katkılardan birini sağlamaya devam edeceğini kaydetti: “Eylem Planı ile sektörün sürdürülebilirlik alanındaki örnek çalışmalarını tabana yaymak, sektörümüzü sıfır atık, enerji tüketimi ve döngüsel ekonomi alanında bilinçlendirmek, sürdürülebilir bir gelecek inşa eden Türk tekstil sektörünün marka algısını tüm dünyada yükseltmek, ulusal ve global fon kaynaklı projeler gerçekleştirmek en önemli önceliklerimiz arasında yer alıyor. Böylelikle sektörümüzün sürdürülebilirlik vizyonunu artırmayı, küresel ihracatta daha üst basamaklara ulaşmayı hedefliyoruz. Türk tekstil sektörünün küresel sistemde yerini koruması ve daha üst sıralara çıkması için dünyadaki gelişmelere kolay uyum gösteren, şeffaf ve dünyamızın geleceğine karşı sorumluluk hisseden üretim ve satış süreçlerine sahip olmaları ve bu dönüşüme uygun hareket etmeleri büyük önem taşıyor. Eylem planıyla birlikte sektörümüz sürdürülebilirlik konusunda projeler geliştirerek rekabetçi avantajını artıracak ve üretimi gelecek kuşaklara taşıyabilme fırsatı bulacak. Sürdürülebilirlik olgusunu, bir risk değil dönüşüm süreci olarak görmeli ve fırsat olarak değerlendirmeliyiz. İnşallah, tekstil sektörümüzün öncülüğündeki bu hamle tüm ihracatçı sektörlerimizi teşvik edecek ve sektörel yol haritalarımız en kısa zamanda tamamlanacaktır. Öncü olmak, bir alanda ilk olmak her zaman daha zordur. Tekstil ve hammaddeleri sektörümüz, büyük bir vizyonla, sürdürülebilirlik eylem planımız çerçevesinde aksiyon alan ilk sektörümüz oldu. Eylem planımızdaki hedefleri bir bir gerçekleştirerek Türkiye’yi sürdürülebilirlik alanında marka ülke haline getireceğiz. Tüm sanayicilerimizi, üreticilerimizi, tedarikçilerimizi ve ihracatçılarımızı; doğayı ve çevreyi önceleyen bir üretim anlayışına davet ediyorum. Fabrikalarımızın eski altyapılarını yenileyelim, yıkama ve boyama suyu altyapısını ayırıp, yıkama suyunu geri kazanalım. Yıkama ve boyamada daha az su kullanan teknolojileri yaygınlaştıralım, üretimde mümkün olduğunca fosil yakıtların payını azaltalım.”

“Yeşil Ekonomiye Geçiş Projesi çok önemli”
İHKİB (İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gültepe, “İHKİB olarak sürdürülebilir ve çevre dostu üretim konusunda yıllardır kafa yoruyor, sektörün sürdürülebilir üretim kapasitesinin arttırılmasında öncülük yapıyoruz. Kurumsal karbon ayak izi ölçümü ve hesaplanması, ürün yaşam döngüsü, iklim değişikliği, sera gazı emisyonu gibi konularda firmalarımıza eğitim veriyor, farkındalığın artırılmasına çalışıyoruz. Sektörün akıllı fabrikalara dönüşüm süreçlerini destekliyoruz. Girişimlerimiz sonucu sürdürülebilir enerji yatırımları teşvik kapsamına alındı. Yeni teşvik mekanizmalarının oluşturulması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” açıklamasını yapıyor.
Gültepe, şu bilgileri veriyor: “İHKİB’in iştiraki EKOTEKS uluslararası işbirlikleri ve üniversitelerimizin de katkısı ile ‘Organik Türk Pamuğu Projesi’nin alt yapısını tamamladı. Proje sayesinde sektörde kullandığımız pamuğun DNA’sı ile oynanıp oynanmadığı, ürünün yüzde 100 organik olup olmadığı kolaylıkla anlaşılabiliyor. AB Sıfır Atık Yönetmeliği çerçevesinde kirli atık suların testlerinin EKOTEKS’te yapılabilmesi için akreditasyon çalışmaları devam ediyor. EKOTEKS’in sektör için kronik sorun olan denetim yorgunluğunun çözümü için geliştirdiği ‘Türkiye Hazır Giyim ve Konfeksiyon Standardı’, kısaca (EKS 308) olarak adlandırdığımız projeyle üretici firmaların sürdürülebilirlik ve  Kurumsal Sosyal sorumluluk (KSS) kapasitelerinin yükseltilerek sertifikalandırılmalarını sağlayacağız.”
Paris İklim Anlaşması’nın geçen yıl TBMM’de onaylanmasının sektör için büyük bir motivasyon kaynağı olduğuna değinen Gültepe, onay sürecinin tamamlanmasıyla yurt dışındaki iş ortaklarına sürdürülebilir çevreci üretimde kararlılıkları konusunda güçlü bir mesaj verdiklerini ve daha gidecekleri çok uzun bir yol, atacakları çok adım bulunduğunu kaydetti. Gültepe, bu süreçte yapmaları gerekenleri şöyle özetledi:
“• Sektörün karbon salınımının ölçülmesi ve düzenli olarak raporlanması için sistem oluşturulmalı.
• AB mevzuatına uyumlu yerli ETS sistemi kurulmalı.
• Karbon vergisinin getireceği ek maliyetler ortaya konulmalı.
• Yeni yatırımlarda Yeşil Mutabakat hedefleri ve karbon salım oranları göz önüne bulundurulmalı.
• Modern teknolojiler kullanarak karbon salınımı, enerji tüketimi ve atıklar azaltılmalı.
• Üretim süreçlerinde sürdürülebilir ve geri dönüştürülebilir malzemeler kullanılmalı.
• Üretim ve dağıtım süreçlerinde temiz, yenilenebilir enerji tercih edilmeli.
• Sınırda karbon düzenlemesi konusunda kamu otoritesi ve sektörler arasında sıkı işbirliği yapılmalı.
• Ticaret Bakanlığı tarafından yayınlanan Türkiye Yeşil Mutabakat Eylem Planı dahilindeki çalışmalar takip edilmeli.

Kısa süre önce AB’nin Sürdürülebilir Tekstil Stratejisi açıklandığını belirten Gültepe, sektörün bu büyük dönüşüme hazır olması gerektiği uyarısını yapıyor:
• 2024’te yürürlüğe girecek Dijital Ürün Pasaportu’nun sürdürülebilirlik, döngüsellik parametreleri, ürünün hacmi ve ürünün menşei bilgilerini de içermesini zorunlu hale gelecek.
• Markalar ve üreticiler 2025’ten itibaren hazır giyim ve tekstil ürünleri atıklarını kademeli olarak toplamak zorunda olacak ve Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (EPR) kapsamında üreticiler ürettikleri atık kadar katkı payı ödeyebilecek.
• Yine 2024 yılı itibariyle ürünlerin çevresel sürdürülebilirliğine ilişkin zorunlu performans kriterleri devreye girecek.”
“Güvenli moda öne çıkacak”: Gültepe, hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe Pandemi ile birlikte iş yapış şekillerinde çok önemli değişimler olduğunu, sürdürülebilir, çevre dostu üretime geçildikçe yeni değişimleri de göreceğimizi ifade etti: “Üretim süreçlerinin tüm aşamalarında şeffaflık ve verimliliğin kontrol edilebilmesi için güçlü bir dijital altyapıya ihtiyaç olacak. Firmalar enerji ihtiyaçlarını güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir kaynaklardan sağlayacak. Güvenli moda öne çıkacak. Hazır giyimde üretiminde dönüştürülebilen ve yeniden kullanıma imkân veren malzemeler tercih edilecek. Toplam üretim içinde ‘kullan at’ anlayışıyla  üretilen düşük maliyetli ürünlerin payı azalırken daha uzun ömürlü ürünlerin oranı artacak. Sürdürülebilir ürünlerin esnek bir üretim yapısıyla hızlı ve teknojik süreçlerle ulaştırılması daha önem kazanacak. Bu süreçler tamamlandıkça sektörümüzün katmadeğerli ihracatı artacak.”
Yeşil Ekonomiye Geçiş Projesi: Gültepe, hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün sürdürülebilir üretim alt yapısında rakibimiz olan birçok ülkeye göre avantajlı konumda olduğuna da dikkat çekti: “Ancak önümüzdeki dönemde özellikle AB ve ABD gibi büyük pazarlarda rekabet gücümüzü koruyabilmemiz için sürdürülebilir üretim alt yapımızı güçlendirmemiz gerekiyor. AB ve Türkiye mali işbirliği çerçevesinde finanse edilen ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından yürütülen Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında ‘Yeşil Ekonomiye Geçiş’ projemiz çok önemli. AB’nin mali yardım aracı IPA III kapsamındaki projemizde tasarım aşamasındayız. Yine aynı kapsamda yer alan geri dönüşüm projemizle ilgili tasarım çalışmamız devam ediyor. Hazır giyim ve konfeksiyon ihracatımızda ortalama kilogram birim fiyatı 16.5 dolar civarında. Biz orta vadede kilogram birim fiyatımızı 40 dolara, ihracatımızı da 20 milyar dolardan 40 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Hedefe ulaşabilmemiz için ihracatımızda sürdürülebilir ve geri dönüşümlü ürünlerimizi artırmamız gerekiyor. Sürdürülebilir ve markalı ihracatımızı ne kadar çok artırabilirsek hedefimize de o kadar hızlı ulaşabileceğimize inanıyorum.”

“Kaybedecek zamanımız yok”
TGSD (Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Kaya, hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe Pandemi ile birlikte sürdürülebilir ve çevre dostu ürünlere talepte hızlı bir artış gözlemlediklerini belirterek, aslında sürdürülebilir üretim ve dijitalleşmenin Pandemi’den önce de TGSD için öncelikli başlıklar arasında bulunduğunu, sektörün uluslararası organizasyonlarından İstanbul Hazır Giyim Konferansı’nda yıllardır bu iki konunun öncelikli başlıklarını oluşturduğunu söyledi. Sektörün sürdürülebilir üretim ve yeşil dönüşüm çalışmalarında rakip birçok ülkeye göre daha güçlü bir alt yapıya sahip olduğunu aktaran Kaya, şunları ifade etti: “Ancak henüz istediğimiz aşamada olduğumuzu söyleyemeyiz. Sektörel ihracatımızın yaklaşık yüzde 65’ini gerçekleştirdiğimiz AB, Yeşil Mutabakat ile 2050’de karbon salınımını sıfırlamayı hedefliyor. AB üyesi ülkeler ithal ettikleri tüm ürünlerde sürdürülebilirlik şartı arayacaklar. Diğer taraftan ülkemizden her yıl milyarlarca dolarlık alım yapan AB merkezli bazı markalar 2025’ten itibaren tedariklerini sürdürülebilir girdilerle üretilen ürünlerden yapacaklarını ilan ettiler. Dolayısıyla kaybedecek zamanımız yok. Sektörümüz için hayati öneme sahip AB pazarında ve özellikle ABD’de rekabet gücümüzü artırabilmemiz için sürdürülebilirlik ve yeşil üretim konusunda adımlarımızı hızlandırmamız gerekiyor.”
Türkiye’nin yıllık 1.5 milyon ton civarında hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı bulunuyor. Rekabet gücümüzü kaybetmememiz için 2025’e kadar ihracatımızın yüzde 20’sinin organik pamuk temelli iplik, kumaş ve sürdürülebilir elyaflardan oluşması gerektiğini aktaran Kaya, “Şimdilik fabrikalarımız mevcut kapasiteleri ve uluslararası standartlarıyla rakip ülkelere göre avantajlı görünmekle birlikte eksiklerimizi hızla tamamlamalıyız. Sürdürülebilir ve organik üretim aynı zamanda katmadeğerli ihracatımızın da artması anlamına geliyor. Hazır giyimde 16.5 dolar civarında olan kilogram başına ihracat birim fiyatımızı sadece sürdürülebilir üretim kapasitemizi arttırarak rahatlıkla 20 doların üzerine çıkarabiliriz” dedi.
Sürdürülebilir üretimle ilgili eylem planlarını geçen yıl Eylül’de kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Kaya, planın başlıklarını şöyle sıraladı:
• Sürdürülebilir enerjiye dönüşüm yatırımları teşvik kapsamına alınmalı;
• 1. ve 2. bölgelerdeki firmaların dönüşüm yatırımları yerinde teşviklerle desteklenmeli;
• Sektörün düşük faizli krediye erişimine imkân sağlanmalı, hammadde maliyetlerindeki artış nedeniyle ortaya çıkan finansman ihtiyacı için Eximbank devreye girmeli;
• İnsan kaynakları politikaları sektörün değişen ihtiyaçları doğrultusunda gözden geçirilmeli.
• Organik ve sertifikalı pamuk üretimi 250 bin tona çıkarılmalı. ‘İzlenebilir’ pamuk ekim alanları hızla arttırılmalı.
İlk organik tarım modeli Söke’de başlıyor, İzmir ve Şanlıurfa’da devam edecek: Organik pamuk üretiminin çok önemli olduğunu vurgulayan Kaya, TGSD olarak bu konuda inisiyatif aldıklarını açıkladı: “Sürdürülebilir pamuk uygulamaları konusunda atılacak adımları değerlendirmek üzere TGSD’nin koordinasyonunda geçen yıl tüm paydaşlarımızla bir araya geldik. Toplantıda ortaya çıkan önerilerimizi Tarım ve Orman Bakanlığımıza ilettik. Tarım ve Orman Bakanlığımızın işbirliğiyle sözleşmeli organik pamuk tarım modelinin ilk uygulamasını Aydın’ın Söke ilçesinde başlattık.
Çalıştığımız ihracatçı firmaların da alım garantisi vermesiyle Söke’de 20 bin hektarlık alanı organik pamuk alanına çeviriyoruz. Bakanlığımız fidan ve diğer bir takım destekleri veriyor. 200’e yakın çiftçimizle 20 bin hektarlık ekilen alanı organiğe çeviriyoruz. Söke’nin ardından İzmir ve Şanlıurfa’da da benzer projeleri uygulamaya geçireceğiz.” 

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.