KobiEfor Sanayi Ekonomi Dergisi

Lojistik ve taşımacılık sektörünün gündeminin en önemli maddelerinden; Çevredostu, sürdürülebilir ve rekabetçi; ‘Yeşil Lojistik ve Yeşil Limanlar’

DOSYA

Türkiye ihracatının yarısına yakınını 2050’de Avrupa’yı karbon nötr bir kıtaya çevirmeyi hedefleyen Avrupa Birliği ülkelerine yapıyor. Dünya’nın ve Avrupa’nın en önemli tedarik zinciri üslerinden biri olma yolunda hızla ilerleyen Türkiye için lojistik ve taşımacılık sektörünün sürdürülebilirliği, çevredostu ve rekabetçi olabilmesi ise ancak ‘Yeşil Lojistik ve Yeşil Limanlar’ ile mümkün.

mersin e-scort, Geneva,sans-serif;">İklim krizi, Pandemi, ekonomik kriz, Rusya-Ukrayna Savaşı ve hızlanan dijital dönüşüm fırtınasıyla birlikte artık Dünya gündeminin en önemli maddelerinden biri; ‘sürdürülebilirlik, iklim değişikliği ve Avrupa Yeşil Mutabakatı.’ Avrupa Birliği ülkeleri, Avrupa Yeşil Mutabakatı ile 2050 yılında sıfır karbon emisyonu hedefiyle Avrupa’yı karbon nötr bir kıtaya çevirmeyi hedefliyor. Bu hedefin en çok yansıdığı sektörlerden başında ise sera gazı emisyonunda önemli bir paya sahip lojistik ve taşımacılık sektörü geliyor.
Dünya’nın ve Avrupa’nın önemli tedarik zinciri üslerinden biri olma yolunda önemli adımlar atan ve ihracatının yarıya yakınını Avrupa Birliği ülkelerine yapan Türkiye için; özellikle lojistik ve taşımacılıkta karbon emisyonlarını düşürmek, karbon salımını azaltmak, çevreye verilen zararı en aza indirmek ve hatta sıfırlamak, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir alternatif yakıtlar kullanmak; özetle ‘Yeşil Lojistik’ çok önemli. Karayolu, demiryolu ve havayolu taşımacılığının yanısıra denizyolu taşımacılığı açısından sektörün sürdürülebirliği, çevredosu ve rekabetçi olabilmesinin adresi; ‘Yeşil Lojistik ve Yeşil Limanlar.’ Karbon emisyonunu azaltma ve sürdürülebilirlik hedefiyle; farklı taşıma türlerinin kombinasyonu, yakıt karışımındaki değişiklikler, sürdürülebilir taşımacılık türlerinin daha yaygın kullanımı, dijitalleşme ve yeşil dönüşümü teşvik mekanizmaları, ‘Yeşil Lojistik ve Yeşil Limanlar’ pazarının hızla büyümesini sağlıyor. Çevredostu uygulamalar aynı zamanda ciddi prestij de kazandırarak hem ihracatçı hem de sektördeki şirketlerin rekabet gücünü artırıyor.

Sürdürülebilirlik ve yeşil politikalar
UTİKAD (Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Ayşem Ulusoy, liman tesislerinin kentin merkezinde veya yakınında hizmet verdiğini, gemi ve liman operasyonlarından kaynaklı kirliliğin şehir yaşamını ve insanları olumsuz etkilediğini belirterek, “Yeşil Liman projesi kapsamında yapılacak çalışmalar neticesinde belirlenen şartları yerine getiren ve bunları Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü’ne sunan liman tesislerine ‘Yeşil Liman’ unvanı verilmektedir” diyor.
Yaşanan veya yaşanması muhtemel çevre kaynaklı olumsuzlukların giderilmesi ve mümkün ise ortadan kaldırılmasının çevreye daha duyarlı liman tesislerinin ülkeye kazandırılması gerektiği düşünülerek ‘Yeşil Liman (Green Port)’ projesinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Deniz Ticareti Genel Müdürlüğü bünyesinde başlatıldığını aktaran Ulusoy, liman işletmelerinin gönüllüğü esasına dayanan uygulamanın sürdürülebilir ve yeşil politikalar çerçevesinde yapılan, sektörlerinde çevre duyarlılığı ve sürdürülebilirliği gündemine alan firmaların girişimleri olarak ön plana çıktığını söylüyor: “Bu uygulamanın geliştirilmesiyle ilgili çalışmalar kapsamında, Yeşil Liman sertifika programına yönelik ulusal mevzuatın yayımlanması ile hem çevre dostu, iş sağlığı ve güvenliğine önem veren, sürdürülebilir, hem de rekabetçi liman tesisleri oluşturulması amaçlanıyor. Denizcilik sektöründen kaynaklanan zararlı emisyonların azaltılması ve yeşil denizciliğin desteklenmesine yönelik çalışmalar kapsamında, düşük emisyonlu alternatif yakıtlarla çalışacak yeni gemilerin inşası veya mevcut gemilerin bu şekilde dönüşümü, liman tesislerinde liman elektriği ‘coldironing’ ile ilgili altyapı kurulması gibi gemilerimizde ve limanlarımızda kullanılacak yenilikçi teknolojilere finansal destek mekanizması oluşturulmaktadır. Şu ana kadar Türkiye’de yeşil liman ölçütlerini sağlayabilmiş limanlar arasında Aksa Limanı, Altıntel Limanı, Bodrum Kruvaziyer Limanı, Borusan Limanı, Egeport, Evyapport, Kumport, Limakport, Marport, Petkim, Solventaş, Asyaport, Port Akdeniz, Hopaport, Limaş Limanı, Limak İskenderun Limanı, Mardaş Limanı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Yeşil Liman şartları ve ölçütlerini yerine getirdi ve sertifikalandırıldı.”
“Yeşil Lojistik ve Yeşil Liman uygulamalarının yayılması için çalışmalar yapılmalı”: Avrupa limanlarındaki yeşil liman uygulamalarının yasal zorunluluklardan ziyade limanların kendi çevrecilik bilinci sayesinde geliştiğini belirten Ulusoy, Avrupa’da konteyner taşımacılığında önemli potansiyele sahip limanlardan Rotterdam, Hamburg ve Antwerp Limanları başta olmak üzere denizcilikte önemli ülkelerin de yeşil liman çalışmalarında ciddi mesafeler aldıklarını anlatıyor: “Bu kapsamda ard bölge taşımacılığından kaynaklanan karbondioksit emisyonlarını azaltmak amacıyla karayolu taşımacılığından, iç suyolu veya demiryolu taşımacılığı teşvik edilmektedir. Yeşil liman uygulamalarında Avrupa’da başı çeken Rotterdam Liman otoritesi, çevresel sürdürülebilirliği desteklemek adına, limana yanaşan ‘Yeşil Ödül’ (Green Award) sahibi LNG tankerlerine indirim uygulamaktadır. Hava kalitesinin daha yüksek düzeyde bozulmaması adına terminal kira sözleşmelerinde sürdürülebilirliği bir değerlendirme kriteri olarak koymakta ve yaygın kullanılan karayolu taşımacılığından daha çevresel olan demiryolu ve özellikle iç suyoluna yönelmektedir. Tüm bu uygulama ve teşvikler yeşil liman uygulamalarında destekleyici, teşvik edici olmaktadır. Ülkemizde henüz bu anlamda geniş çerçevede konuyu ele alan teşvik mekanizması oluşmadığı ve uygulamanın yasal zorunluluktan çok bu ve benzeri teşviklerle ilerlediği düşünüldüğünde uygulamanın yayılması için çalışmalar yapılması gerektiği ortaya çıkmaktadır.”
Elektrik kullanımında indirimli tarife talebi: Ayşem Ulusoy, bir diğer engelinse limanlarımızda fosil yakıta alternatif olarak kullanılan elektrik kullanımının pahalı tarife üzerinden liman işletmelerine sunulması olduğunu söylüyor: “İndirimli tarifeden faydalanabilmesi için sanayi abone grubu tarifesine geçilmesi gerekmekte ve üretim raporu sunulması talep edilmektedir. Ancak limanlarda üretim yapılmadığından üretim raporu sunulması mümkün değildir. Yüksek elektrik fiyatları fosil yakıta alternatif olacak elektrik kullanımını yüksek maliyetli hale getirmektedir. Şirketlere ve ülke ekonomisine faydalarını sıralamak gerekirse; düşük enerji ve su kullanımını, atık yönetimini ve hava kalitesini artırmasıyla masrafları düşürmenin yanı sıra toplumsal ilişkilerin gelişimi ve yeşil olmanın prestiji… Ayrıca kargo elleçleme, ambalajlama ve depolama için uluslararası standartlara uyum zorunlu kılınmış, risk ve güvenlik tedbirleri uluslararası standartlar üzerinden tanımlanmıştır. Yük istifi, yük taşıması ve ambalajlanma için uluslararası standartların yanı sıra eğitimle ilgili ölçütler de belirtilmiştir. Bu durum, çalışma güvenliğini önceleyen, eğitimli personel yetişmesine uluslararası standartlarda, verimli çalışma modelinin öncelenmesini sağlamaktadır.”

Yeşil dönüşümde ‘Yeşil Limanlar’ öncüler arasında olacak
TÜRKLİM (Türkiye Liman İşletmecileri Derneği) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Çalışma Grubu Başkanı Hamdi Erçelik, Dünya’da ve Türkiye’de liman tesislerinin kentsel alanlara yakın konuşlandığını belirterek, “Bu nedenle dünyada yaygın olarak yük ve gemi operasyonlarından kaynaklanan olumsuz etkilerin giderilmesi yönünde önlemler alınıyor. Bu kapsamda Türkiye’de çevreye daha duyarlı liman tesislerinin ülkeye kazandırılmasının gereği olarak T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından ‘Yeşil Liman (Green Port)’ projesi başlatıldı. Bu proje kapsamında yapılacak çalışmalar neticesinde belirlenen şartları yerine getiren ve bunları idareye sunan liman tesislerine ‘Yeşil Liman’ unvanı halihazırda uzun süredir veriliyor” diyor.
“Türkiye’de 20 limanın Yeşil Liman (Green Port) sertifakası var”: Türkiye’de 200 civarında kıyı tesisi olsa da bildiğimiz anlamda limancılık faaliyeti veren limanların sayısının 100 civarında olduğunu aktaran Hamdi Erçelik, bu limanlar içinden 20 tanesinin T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın ‘Yeşil Liman’ (Green Port) Sertifikası ile halihazırda belgelendirilmiş durumda olduğunu kaydediyor. Erçelik, yeşil liman politikasının, çevresel duyarlılığın artırılmasına yönelik bir kurum kültürü teşvikiyle limanın gelişimi ve operasyonlarında sürdürülebilir uygulamalar entegre edilmesini sağladığını ifade ediyor: “Bu kültür, liman çalışanlarının yanı sıra liman müşterilerine kadar da uzanıyor. Yeşil liman politikası 6 temel program bileşeni içeriyor. Bu bileşenlerin amacı ekosistemi ve deniz tabiatını korumak ve iyileştirmek, liman aktivitelerinin neden olduğu zararlı emisyonları azaltmak, liman ve kıyı suların temizliğini sağlamak, liman bölgesindeki kirli toprakların temizlenmesini sağlamak, liman çevresi paydaşlarının liman operasyonlarının ve çevresel programlara yöneliş işbirliği ve eğitimini yapmak, liman içi yapı tasarım, operasyon ve yönetim uygulamalarını gerçekleştirmek. 2022 yılında gelinen noktada Dünya’da çevre bilincinin giderek arttığı görülüyor. Özellikle limanların da lisanssız üretici olmasına izin veren yeni EPDK düzenlemesi ile yenilenebilir elektriğe geçiş ve elektrik dönüşümü limanlarımızda hızla sürüyor. Yakın gelecekte limanlarımızın bu dönüşümde öncü sektörler arasında yer alacağı açık.”
Küreselleşmeyle birlikte günümüzde ortaya çıkan zorlu rekabet ortamı, çevreyi korumaya yönelik yasalar, işletmelerin sosyal ve toplumsal sorumluluk faaliyetleri gibi etmenlerden dolayı lojistik firmaların, yeşil lojistik uygulamalarını daha yoğun bir şekilde ele almaya başladığını kaydeden Erçelik, şu bilgileri veriyor: “Bu uygulamalara bağlı olarak verecekleri kararlarla lojistik yönetiminin ve uygulamalarının her halkasında bunu ortaya koymaları ve çevre duyarlılığı konusunda işletme bilincini giderek artan seviyede oluşturmaları kaçınılmaz bir hale geldi. Bugün dünyada yaklaşık 400 milyar dolarlık çevre ve yeşil lojistik pazarının olduğu tahmin ediliyor. Bu pazar gelecekte lojistik ve tedarik zinciri yönetiminin karşılaşacağı ve önem vereceği konulardan biri olacak. Bu bağlamda Uluslararası Standartlar Organizasyonu (ISO), satıcılar için dünya çapında uygulanması amacıyla ‘ISO 14000’ olarak bilinen uluslararası bir çevre standardı geliştirdi. Sonuç olarak çevre konuları ve yeşil lojistik, değer zinciri boyunca, hammadde, gelen lojistik ve giden lojistik satın alma da dahil olmak üzere çok sayıda lojistik kararları etkileyeceğini gösteriyor. Ayrıca bu konular lojistik sektörünün yeni ve geniş bir pazar fırsatından yararlanması açısından kendini gösterdiği alanların başında geliyor. Yeşil lojistik, günümüzde geleneksel lojistik anlayışın ve faaliyetlerin dışında çevresel konular, geri kazanım, bertaraf etme, tersine lojistik ve tedarik zinciri vb. gibi konulara yönelik pazarlar yaratarak tamamen yeni bir alt sektörün oluşmasının önünü açtı. Türkiye’de de ‘Yeşil Limanlar’ın faydaları arasında çevresel duyarlılığın getirdiği yeni yasalara kolay uyum sağlanması, operasyonel verimlilik ve marka değerinin arttırılmasıyla finansman kaynaklarına kolay ulaşım konusunda öncelik elde etmek öncelikli olarak sıralanabilir.”
“Türkiye limanları şimdiden yeşil dönüşüme hazırlanıyorlar”: Avrupa Birliği’nin, 2015’te Paris İklim Anlaşması’nı, 2019’da AB Yeşil Mutabakatı ve son olarak da bu kapsamda 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını %55 azaltarak iklim nötr ekonominin önünü açmayı, geliştirmeyi ve net sıfır enerji sistemine daha da hızlı geçmeyi teşvik eden ‘Fit For 55’ uyum paketini açıkladığını anımsatan Erçelik, şunları ifade ediyor: “Bugün ülkemiz limanları gönüllü olarak rüzgâr ve güneş enerjisi ile temiz enerji üretimi, LED aydınlatma kullanımı, ekipman elektrifikasyonları ve biyo-yakıt seçenekleriyle şimdiden bu dönüşüme hazırlanıyorlar. Bir sonraki aşamada ise limanların, ihtiyacı olan enerjiden daha fazla temiz enerji üretebilen ve kendisine uğrak yapan gemilerle bağlantılı olduğu demiryolu ve karayolu taşımacılığı gibi temas ettiği diğer taşıma modlarının da enerji ihtiyacını karşılayabilen (Cold Ironing / On-Shore Power Suply) temiz enerji noktalarına dönüşmesini bekliyoruz. Dökme ve genel kargo özelinde ise yük tiplerinin standardizasyonu, farklı tiplerde ve daha yüksek kapasiteli stoklama alanlarının oluşturulmasıyla taşımacılıkta optimizasyonun üst seviyeye çıkmasını dolayısıyla karbon salınımlarının azalmasıyla daha çevreye duyarlı iş modellerinin geliştirmesi için çalışıyoruz.”
“Limanlarda yeşil dönüşüm çok önemli”: Hamdi Erçelik, limancılıkta verimlilik ve sürdürülebilirlik odağını birlikte sunan bir diğer başlığın ise ‘intermodal taşımacılık modelinin yaygınlaşması’ olduğuna dikkat çekiyor: “Ülkemiz sahip olduğu coğrafi konum gereği Çin veya Avrupa ülkelerine benzer nehirler aracılığıyla ara taşımaların yapılması mümkün olmuyor. Bu durumda bir diğer seçenek olan liman-demiryolu bağlantılarının gelecekte artacağını hem karbon emisyonlarına olan olumlu yönde etkisi hem de verimlilik, hız ve maliyet açılarından sağlayacağı avantaj açısından söyleyebiliriz. Bugün ve gelecekle ilgili bu ufuk turu dahilinde tüm limanlarımız fırsat ve gereklilikleri bugünden değerlendirerek 2050 yılında da Türk ekonomisine katkılarını artırarak devam edeceklerdir. 2050 yılı itibarıyla net sıfır sera gazı emisyonu hedefi Avrupa Birliği önderliğinde küresel olarak lojistik sektörünün karşı karşıya bulunduğu önemli konulardan. IMO’nun denizcilik için koyduğu 2050 yılı ile denizcilik sektöründe sera gazları emisyonlarının %50 azaltılması hedefinin de önümüzdeki 2-3 yıl içinde net sıfır emisyon hedefine dönüşmesi bekleniyor.
Deniz ve kara lojistik bağlantı merkezleri olarak limanlarda yeşil dönüşümün büyük önem taşıdığını kaydeden Erçelik, Türkiye’deki limanların birçoğunun elektrikli ekipman kullanımına geçmiş olsa da üretim kaynağının karbon ayak izi nedeniyle 2050 hedeflerini yakalamada yeterli olmayacağı ve limanların hızla bir dönüşüm içerisine girmesi gerektiğinin ortada olduğunu söylüyor: “Limanların kendi alanlarında öz tüketim amaçlı yenilenebilir enerji yatırımlarına ek olarak, liman dışı alanlarda da başta GES ve RES olmak üzere lisanssız olarak yenilenebilir enerji yatırımlarının hız kazanması bekleniyor. Ayrıca, limana yaşanan gemilere temin edilecek elektrik enerji altyapısının (Cold Ironing/On-Shore Power Suply) ve gemilere yeni düşük ve sıfır karbon içerikli yakıt ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik yatırımlar ileride limanların sırtına ağır yük getirecek, limanların enerji köprüleri olarak işlev görmelerini gerektirecek.”
Yeşil lojistiğin önemi artıyor: Sürdürülebilirliğin, geleceğe yaşanabilir bir dünya bırakmanın öneminin her zamankinden daha çok olduğu günümüzde lojistik sektörü de üzerine düşen görevi yerine getirerek yeşil lojistiğe ve limanlara yöneldiğini belirten Erçelik, konuya işletmeler açısından bakıldığında  yeşil imajının önemli bir pazar etiketi haline gelmesinin yanında müşteri memnuniyetini sağlamak ve bu konudaki bilince dikkat çekmek açısından yeşil lojistiğin öneminin arttığını vurguluyor: “Kurumların yeşil stratejiler benimseyerek iş süreçlerini bu odakta dönüştürmeleri uzun vadede daha temiz, daha yaşanabilir bir Dünya için gerekli bir adım olurken tüm Dünya’nın benzer misyonu benimsemesi, geleneksel yöntemlerle iş yapan kurumların zaman içinde oyun dışında kalmasına neden olacak. Bununla birlikte bu dönüşümün hızlı ve kolay olmayacağı da bir gerçek. Mevcut durumun iyi analiz edilip gereken yerlere müdahale etmek hem zaman hem de maddi açıdan büyük bir güç gerektirirken yapılacak bu dönüşümün sonuçlarını da hemen yarın göremeyeceğiz. Bu aşamada sorunumuz ortakken beraber hareket etmek, kamu, özel sektör ve STK işbirliğiyle bu dönüşümü kolaylaştıracak adımlar atmamız şart. Yeşil krediler dönüşümü hayata geçirmede önemli kolaylıklar sağlarken hedefimize ulaşma konusunda da ciddi bir destek sağlayabilir.”

Sektöre yönelik yeşil dönüşüm önerileri
UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ayşem Ulusoy, Avrupa Komisyonu tarafından taşımacılık ve lojistik sektörüne yönelik öne çıkan önerileri şöyle özetliyor: “Yenilenebilir enerji: Ulaştırma sektörünün 2030’a kadar elektrifikasyon, gelişmiş biyo-yakıtlar veya diğer sürdürülebilir alternatifler gibi yenilenebilir ve düşük karbonlu yakıtların kullanımı yoluyla yenilenebilir enerji payını yaklaşık %24’e çıkarması gerekecek. Yenilenebilir enerjilerin büyük ölçekli dağıtımını sağlamak için de altyapı ihtiyacı ortaya çıkacak. Havacılık ve denizcilik için sürdürülebilir alternatif yakıtlar: Uçakların, gemilerin ve bunların operasyonlarının verimliliğini iyileştirmek ve sürdürülebilir şekilde üretilen yenilenebilir ve düşük karbonlu yakıtların kullanımını artırmak için her iki sektörün de bu konudaki çalışmalarının ölçeklerini büyütmesi gerekecek. Karayolu için AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS): Komisyon tarafından gündeme alınan ETS’nin genişletilmesi, muhtemelen karayolu taşımacılığı emisyonlarını kapsayacak. Havacılık ve denizcilik için AB ETS: Komisyon, AB’nin en azından ETS’de AB içi havacılık emisyonlarını düzenlemeye devam etmesi ve AB içi deniz taşımacılığını ETS’ye dahil etmesi gerektiğini belirtmektedir. Araçlar için CO2 emisyonu performans standartları: Komisyon, otomobiller ve kamyonetler için 2030 CO2 emisyonu performans standartlarını yeniden gözden geçirmeyi ve bu standartları güçlendirmeyi planlıyor, 2022’de kamyonlar için 2030 standartlarının gözden geçirilmesi planlandığından kamyonlar şimdilik bu kapsam dahilinde değil. Araçlarda içten yanmalı motorların aşamalı olarak kaldırılması: Komisyon, otomobillerdeki içten yanmalı motorların AB iç pazarına arzının durdurulmasının gerekeceği zamanı değerlendirecektir. Şimdilik bu plan sadece konvansiyonel arabalarla ilgili olsa da Komisyon kamyonların da bu açıdan değerlendirmesi gerekeceğinden bahsediyor.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.