KobiEfor Sanayi Ekonomi Dergisi

7. İstanbul Finans Zirvesi

HABER

7. İstanbul Finans Zirvesi’nin açılış konuşmasını yapan Maliye Bakanı Naci Ağbal, AB üyeliğinin Türkiye için stratejik hedef olduğunu belirtti. Ekonominin büyümeye devam ettiğine ve mali disiplin sayesinde bütçe açığının düştüğüne dikkat çeken Ağbal, yatırımları arttırmak için teşviklerin dışında yapısal reformlara da hız vereceklerinin altını çizdi.

“Jeopolitik riskler ve finans” ana temasıyla gerçekleştirilen 7. İstanbul Finans Zirvesi (IFS’16), Hükümet ve iş dünyasını biraraya getirdi. Bu sene zirveye 26 farklı ülkeden 46 konuşmacı ve 800 katılımcı iştirak etti. Zirvenin açılışına katılan Maliye Bakanı Naci Ağbal, Türkiye ekonomisinin büyümesine ilişkin, "İkinci yarı 15 Temmuz darbe girişiminin olduğu ve global kırılganlıkların da devam ettiği bir süreç. Hükümet olarak yılın ikinci yarısında da ekonomik büyümenin yukarı yönlü olması noktasında hem tüketim hem de yatırım tarafında önemli düzenlemelere imza atıyoruz. 2016 yılı için büyüme hedefimiz yüzde 4.5 idi. Yıl içinde meydana gelen gelişmelere baktığımızda büyüme oranının bunun bir miktar altında kalacağını görüyoruz" dedi. Attıkları adımların kamu maliyesindeki harcamalara verimlilik ve etkinlik getirirken diğer taraftan da gelir performansını artırdığını anlatan Ağbal, “Dolayısıyla kamu maliyesinde reform çabalarımız devam edecek. Biz bunlara ikinci nesil reformlar diyoruz. İnşallah şu andaki mali disiplini sürdürmek için reform çabamızı aynı şekilde sürdüreceğiz” bilgisini verdi.
Toplantı sonrası soruları yanıtlayan Naci Ağbal, vergi borcu yapılandırmasına ilişkin; “31 Ekim'e kadar başvuruları alacağız. Vergi borcu olanlara diyoruz ki 'Ekim sonuna kadar da beklemeyin. En kısa sürede vergi dairesine gelin. Peşin ödeme çok avantajlı. Peşin ödeme halinde ana paranın dışında ödeyeceğiniz faiz miktarı neredeyse yok mertebesinde. Vatandaşlarımızdan özellikle rica ediyorum; vergi dairelerine gittiklerinde memura 'Ben borcumu peşin ödemek istiyorum' desinler. Bir de 'Taksitle ödersem kaç lira olur?’ diye sorsunlar ve yan yana koysunlar. Görecekler ki peşin ödeme halinde çok cazip ödeme koşulları var" açıklamasını yaptı.
“İstanbul’un cazibesini artıracak”
İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul'un aynı zamanda bölgenin en önemli finans ve ticaret merkezlerinden biri olduğuna vurgu yaparak, "Bütün yatırımcılarımızı İstanbul'un sunduğu imkan ve fırsatlardan istifade etmeye davet ediyoruz. Üçüncü Havalimanı’ndan sonra yatırımcılar için cazibesini daha da artıracak. Kentin yükselme yürüyüşüne yeni başladığı da düşünülebilir. Biz Valilik olarak yapılacak her türlü yatırımın yanında olduk, olmaya devam edeceğiz" diye konuştu.
Siyaset ile iş dünyası ayrılmalı
Zirve kapsamında düzenlenen, moderatörlüğünü LBV Varlık Yönetimi Başkan ve Başekonomisti Cornelia Meyer'in yaptığı mülakatta konuşan Royal Dutch Shell eski Başkan ve eski CEO'su Sir Mark Moody-Stuart, Türkiye'de siyasetin rolü ile iş dünyasının rolünün birbirinden ayrılması gerektiğini belirterek, her iki tarafında kendine ait sorumlulukları olduğu, iş dünyasının bir şekilde siyasilerle iletişim kurarak veya bağış yaparak kendilerine bir yer edinmemeleri gerektiğinin altını çizdi.
Moody-Stuart, Türkiye'ye gelecek yabancı yatırımcının nerede durması gerektiğinin önemine işaret ederek, "İş dünyasından gelen bir insan olarak, Türkiye'nin komşuları ile ilgili durumuna bir öneri vermem kolay değil. Türkiye, Rusya, İran, Suriye, Suudi Arabistan ve ABD, bunların her birinin bölgede kendilerine ait amaçları var ve aralarında da bir anlaşma yok ve hepsi her noktada da bir araya gelemiyorlar. Farklı amaçları, farklı hedefleri olan ülkelerinde hiçbir zaman için her konuda anlaşabilmeleri mümkün değil. Umarım ki hükümet bu dengeyi kurmakta başarılı olacaktır” açıklamasını yaptı.
Murat Çetinkaya ilk kez zirvede
TC Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, IFS’16’daki özel oturumunda ilk kez ekonomi kamuoyunun karşısına çıktı. Çetinkaya MB’nın bu süreçteki aksiyonlarını ve ekonominin finans ihtiyaçlarını karşılamak için bundan sonra izleyeceği yolu anlattı. Çetinkaya, küresel ve jeopolitik ölçekte bu kadar farklı boyutta sorunlar varken neden odakta fiyat istikrarı ve enflasyon olduğunu şöyle anlattı:
"Bunun temel sebebi yüksek ve oynak enflasyonun dediğimiz bütün bu risklerle baş etmeyi güçleştiren rolüdür. Dışarıda dalgalar ne kadar sert olursa olsun kendi temellerimiz güçlü olduğu sürece dirençli kalabiliriz. Dünya ekonomisi ciddi sınavlardan geçmeye devam ediyor. Gelişmekte olan ülkelerin kalıcı bir hasar görmeden atlatması için iktisadi temellerini sağlamlaştırmaya devam etmeleri gerekiyor.
Eminiz ki sorunlar kısa sürede çözülmeyecek. Biz küresel ölçekte önümüzdeki dönemde Merkez Bankaları ve politika yapıcılar olarak tüm bu sorunları özellikle çalışmayan aktarım mekanizmaları tartışmaya devam edeceğiz. Merkez Bankası olarak önümüzdeki dönemde iktisadi temelleri sağlamlaştırmak için fiyat istikrarına odaklanacağız. Fiyat istikrarının ekonomik istikrar açısından önemine ve tüm ekonomik aktörlere sağlayacağı kazanımlara dair farkındalığın artırılması temel önceliklerimizden biridir."
Karlı bankacılık Türkiye’nin yararına
Zirvenin ‘Bankacılar ve CEO’lar’ oturumunun moderatörlüğünü Bloomberg HT Radyo Genel Yayın Yönetmeni Açıl Sezen yürüttü. Oturuma Denizbank CEO’su Hakan Ateş, Karadeniz Ticaret ve Kalkınma Bankası Başkanı İhsan Uğur Delikanlı, GAMA Güç Sistemleri Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Özgür U. Eroğlu, Halkbank Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Özdil, Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdürü Dr. Fahrettin Yahşi katıldı.
Denizbank CEO’su Hakan Ateş, sektörün büyüklüğünün 2001 krizi öncesi toplam gayrisafi milli hasılanın (GSMH) yarısı kadar olduğunu söyledi. Ateş, Türk bankacılık sektörünün 2015 karının yüzde 11'in altında olduğunu, 2014'te de yüzde 11'in üzerinde gerçekleştiğini hatırlatarak, şunları kaydetti: "O yılların enflasyonuna baktığımızda cüzzi rakamlar kalır sektörde. Türkiye'de bankacılık 2008'den bu yana doğru dürüst hiç temettü ödemedi. Hissedarının cebine para koymadı. Gelen bütün paralar, elde edilen karlar tekrar sermayeye ilave edildi. Bu yetmedi 2. kuşak dediğimiz borçlar bulundu piyasalardan, maliyeti de yüksektir. Bu da yetmedi 1. kuşak sermayelerle desteklendi ve halen de destekleniyor. Bu şunu gösteriyor, siz bir yatırıma hangi koşulda para yatırırsınız, karı geri verebiliyorsa geri verirsiniz. Dolayısıyla Türk bankacılık siteminde bugün sermaye yeterliliği yüzde 15'in üzerindedir. Problemli krediler 3.24 ama satılmışları da geri koyarsanız 4.66'dır, yüzde 5'in altındadır. Biz demek ki kaynakları akılcı dağıtıyoruz. Bunu yaparken de risk faktörünü doğru ölçüyoruz.”
Ateş, bankaların karlılık konusunda fahiş beklentiler taşımadığını ifade ederek, "Malum işimiz risk almak ama aldığımız riskin de bir fiyatı var. O da risk ağırlığı olarak sermayemizden düşüyor ve biz hiçbir zaman yüzde 12'nin altına düşürmemek zorundayız sermayemizi" dedi. Bankacılık karlılığının ekonominin lehine olduğunu savunan Ateş, karlı bankacılığın manivela etkisiyle ülke ekonomisini kalkındırdığını söyledi.
Albaraka Türk Genel Müdürü Fahrettin Yahşi, son dönemde bir miktar bulanıklık olsa da Türkiye’nin dinamik yapısıyla tekrar yabancı yatırımcının ilgisini çekeceğine inandığını söyledi. Yahşi, bankacılık sektörü genelindeyse sektörün karşılaştığı en önemli iki sorunun sermaye yeterlilik rasyosu ve vadeler özelinde olduğunu belirtti. Yahşi, “Yeni sermaye girişlerine ihtiyacımız var. İçinde bulunduğumuz durum ve sıkıntılar sadece bankaların altından kalkacağı bir sıkıntı değil. Hükümet’in, ülkemizde kredi ihtiyacının ne olduğuna eğildiği; bankaların kredi kapasitelerini artırmak için neler yapılacağının tartışılacağı bir ortama ihtiyaç var. İkinci sorun ise vadeler. Toplanan fonların yüzde 20’si vadesiz.
Geri kalanı 3 ayın altında bir vade içeriyor. Bu da yapısal sorunlarımızdan biri. Sermaye yeterlilik rasyosundaki sorun da göz önünde bulundurulduğunda karlılık da bunların sonucu olarak ortaya çıkıyor” diye konuştu.
Halkbank Yönetim Kurulu Başkanı Recep Süleyman Özdil, bankacılık sektörünün yıl sonunda sene başında hedeflenen rakamlara yakın kapanış gerçekleştireceğine inandığını belirterek, "Yılı bütçelenen, hedeflenen noktalarda kapatacağız diye düşünüyorum. 2017'yi de daha parlak daha iyi bir yıl olarak görüyorum" dedi.
Siyasetçiler risklere karşı duyarlı
IFS’16 7. İstanbul Finans Zirvesi’nin ikinci gününde gerçekleştirilen ‘Kısa ve Orta Vadede Bölge Ekonomisi’ oturumunun moderatörlüğünü Başbakan Eski Yardımcısı ve Kalkınma eski Bakanı Cevdet Yılmaz yürüttü. Oturuma katılan TBMM Milletvekilleri Ziya Altunyaldız, Faik Öztrak ve Erhan Usta Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgedeki gelişmeleri tartıştı.
MHP Milletvekili Erhan Usta, Türkiye’nin 2011 yılından bu yana gündeminde olan ekonomideki yapısal reformları Hükümet’in bir türlü yaşama geçirememesinin, bölgesel riskler nedeniyle daha fazla önem kazandığını belirtti. Türkiye’nin tasarrufları arttırması gerektiğini ancak kredi kartı taksitlendirmesindeki sınırlandırılmanın kaldırılmasıyla tüketimi canlandırmasının birbiri ile çeliştiğine dikkat çekti.
CHP Milletvekili Faik Öztrak da kitlelerin talepleriyle başlayan Arap baharında gelinen noktanın beklentilerin dışında olduğunu ve bu gün Türkiye’yi en çok etkileyen Suriye krizi ile güncellendiğini belirtti. Bu sıkıntıların hem Türkiye hem de Avrupa’daki istikrarı olumsuz etkilediğini belirten Öztrak bölgedeki istikrarın sağlanmasının dünya için çok önemli olduğunu anlattı. Türkiye’den 4.5 saatlik bir uçuş ile 1.5 milyarlık bir nüfusun taleplerine ulaşmasının mümkün olduğunu belirten Öztrak, Türkiye’nin yeni bir hikaye yazması gerektiğini vurguladı. Öztrak bunun için 15 Temmuz sonrasındaki birlik ve beraberlik uzlaşmasının sürdürülebilir hale getirilmesini ve yönetim krizinin aşılarak olağanüstü dönemden olağan döneme geçilmesi gerektiğini kaydetti. Öztrak, hukuk devletinin güçlendirilmesinin ve demokrasinin daha katılımcı hale getirilmesinin de yatırımlardan pay alması için önemli olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin 2000’li yıllardan bu yana bir başarı hikayesi yazdığını söyleyen AK Parti milletvekili Ziya Altunyaldız, küresel sistemde sorun olduğunu, yanısıra 2008’den bu yana süren ekonomik krizin aşılamadığını ve ülkelerin başta terör olmak üzere istikrarsızlıklarla mücadele ettiğini anlattı. Darbe girişimi sonrasında gösterilen birlik ve beraberlik ruhunun, Türk milletinin neleri başarabileceğinin göstergesi olduğunu söyleyen Altunyaldız, Türkiye’nin beklenen yeni başarı hikayesini birlik ve beraberlik içinde yazmaya başladığını söyledi.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.