KobiEfor Sanayi Ekonomi Dergisi

İlk üç Koç’un Sanayici finansmana çalıştı

HABER

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2016 araştırması sonuçları açıklandı. Sanayinin zirvesinde Koç Holding’in şirketleri yer aldı. Birinci Tüpraş, ikinci Ford, üçüncü ise Tofaş oldu. Rapora göre sanayiciler elde ettikleri 52 milyar liralık esas faaliyet karının yarısından fazlasını ise finansman gideri olarak kaybetti.

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) 1968 yılından bu yana aralıksız gerçekleştirdiği, sektör için en değerli verileri oluşturan ve devler ligini belirleyen “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2016” araştırmasının sonuçları açıklandı. Rapora göre sanayinin zirvesinde 32 milyar 594 milyon lira üretimden satışları ile Tüpraş yer aldı. Listede ikinci sırada 16 milyar 314 milyon liralık üretimden satışları ile Ford bulunurken üçüncü sırayı ise üretimden satışları 12 milyar 856 milyon lira olan Tofaş elde etti.

Reel ekonominin mevcut durumunu ve yaşadığı sorunları ortaya çıkarması bakımından önem taşıyan araştırmaya göre, 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun üretimden satışları bir önceki yıla göre yüzde 8.8’lik artışla 450.505 milyar liradan 490.043 milyar liraya çıktı. Kuruluşların toplam faaliyet karı bir önceki seneye göre yüzde 18.6 artışla 52.4 milyar TL’ye, faaliyet karlılık oranı da yüzde 8.7’den yüzde 9.4’e yükseldi. Toplam ihracatı üç yıldır üst üste gerileyen ‘500 Büyük Kuruluş’un 2016 yılında ihracatı yeniden ivme kazanarak yüzde 3.1 artışla 55.1 milyar dolar oldu.
İlk 10 içinde beş otomotiv şirketinin yer aldığı araştırmada, listeye 48 yeni sanayi kuruluşu girdi.

Sanayi, ekonominin en yakın yol arkadaşı
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, “Türkiye’de yaşanan beklenmedik olumsuz olaylar eğer dünyanın en gelişmiş ülke ekonomilerinde yaşanmış olsaydı, bu ülke ekonomilerinde bizim ekonomimizin yaşadığı tahribattan daha büyüğü yaşanırdı. Oysa Türkiye ekonomisi, Türkiye özel sektörü ve sanayimiz, bütün bu zorluklara rağmen ekonomik aktivitesini, dinamizmini kesmedi” dedi. Sanayi sektörünün ekonominin geneli üzerinde bir performans göstererek ekonomik büyümeye en nitelikli katkıyı sunduğunu ve yüzde 3.9’luk performansıyla büyümeyi sürüklediğini vurgulayan Bahçıvan, şunları söyledi: “Sanayimiz böyle bir dönemde göstermiş olduğu performansla her zaman olduğu gibi ekonominin en yakın yol arkadaşı, zor günlerin dostu olduğunu gösteriyor. Türk sanayisi, finansman zorluğu, kur dalgalanmaları, sosyal, siyasal, terör ve jeopolitik tüm olumsuzlukları barındıran bir yıl içinde, ‘başarma’ azim ve kararlılığını korudu.”

Faaliyet karının yarıdan fazlası finansman giderine gitti
Ana faaliyetlerinde başarılı olan sanayide, finansman yönetimi son yıllardaki en temel problem olmaya devam etti. Sanayi kuruluşları, elde ettikleri 52 milyar liralık esas faaliyet karının yarısından fazlasını finansman gideri olarak kaybetti. Finansman giderleri 2016 yılında yüzde 3.6 oranında artarak 29 milyar TL’ye yükseldi. İSO Başkanı Bahçıvan, “Finansman noktası rahatlatıldığı zaman, bu kadar zorluklarla mücadele edebilen bir sektörün, daha başka neler yapabileceğinin de ipuçlarını bu raporda görmekteyiz” dedi.
TL’nin değer kaybının finansman giderlerinde beklentilerin altında etki yaptığını belirten Bahçıvan, “Çünkü finansman giderlerinin faaliyet karı içindeki payı 2016’da yüzde 63.4’ten yüzde 55.4’e indi. Her ne kadar geçen yıla göre bu parametrede bir düşüş gerçekleşmiş olsa da finansman giderlerinin faaliyet karına oranında son 4 yıl ortalamasının yüzde 56 olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Dünyada bu oran ortalama yüzde 16. Sanayi firmaları, döviz kuru dalgalanmalarının ve Türk Lirası’ndaki değer kaybının finansman giderlerine olumsuz etkisini sınırlamayı başardı” diye konuştu.

Ar-Ge konusunda sanayicilere eleştiri
Ar-Ge harcamaları bir önceki yıla göre yüzde 16.3’lük azalma ile 2.8 milyar liraya indi. Ar-Ge harcamalarının üretimden satışlara oranı 2016 yılında yüzde 0.57’ye gerilerken Ar-Ge yapan şirket sayısı da 239’a düştü. Ar-Ge konusunda sanayiciler olarak eleştirel bir pay çıkarmak gerektiğini aktaran Bahçıvan, “Veriler, Ar-Ge yatırımları konusunda verilen destek ve teşviklere sanayicilerden yeteri kadar yanıt alınamadığını göstermektedir. Sanayiciye Ar-Ge yatırımları ile ilgili olarak daha fazla sorumluluk düşmektedir” bilgisini verdi.
Erdal Bahçıvan, araştırmaya göre sanayi sektörünün uzun yıllara dayanan yapısal sorununun devam ettiğini söyledi: “Bu da GSYİH’deki imalat sanayi payının gerilemesi. Türkiye ekonomisinin yeniden ve katmadeğeri daha yüksek bir üretim ekonomisine dönmesi gerekmektedir. 2015 yılında olduğu gibi geçen yıl da bu alandaki karnemizi iyileştiremedik. İmalat sanayinin GSYH içindeki payı geçen yıl yüzde 16.7 olarak aynı seviyede kalmaya devam etti. Bu trendin tersine çevrilebilmesi kaçınılmazdır ve sanayi sektöründe koşulların iyileştirilmesi ihtiyacı sürmektedir.”

Kaynaklar içinde borçların payı yüzde 62’ye yükseldi
Borç/öz kaynak ilişkisinde, son 10 yıldır sürekli olarak öz kaynaklar aleyhine bozulan bir denge görüldü. Kaynak yapısı içerisinde borçların payı 2007 yılında yüzde 45.2 iken bu oran 2016 yılında yüzde 61.9’a yükseldi. Aynı dönemde öz kaynakların payı da yüzde 54.8’den yüzde 38.1’e geriledi. Sonuçlar, son 10 yılın en olumsuz borç/öz kaynak ilişkisini gösterdi. Bahçıvan, “Borçluluk oranları, 65/35 bandında olan dünya ortalamasına yakın olmakla birlikte bu göstergenin verdiği bir önemli mesaj şu; sanayi kuruluşlarının büyük zahmetlerle ve adeta damla damla topladıkları karlarının önemli bir bölümünün finansman giderlerine gitmesinden dolayı iç kaynaklarını büyümede kullanamamaktadırlar. Yetersiz ve eriyen öz kaynaklar nedeniyle büyümek için yeni yatırımların daha çok borçlanmaya dayalı olarak yapılması, 500 Büyük Sanayi Kuruluşu’nun görece olarak daha sağlıksız bir finansman çarkının içinde olduklarını gösteriyor” dedi.

Yine ‘İSO 500 Büyük Kuruluş’un borç yükü her geçen yıl biraz daha artarken 2016 yılında bu oran yüzde 18.8’lik artışla 207 milyar liraya yükseldi. Kaynakların bu kadar kıt ve pahalı olduğu bir ortamda, sanayilerin üzerindeki devreden KDV yükünün her geçen yıl artığını kaydeden Bahçıvan, İSO 500’ün devreden KDV’sinin 2016 yılında çok daha fazla yükselerek yüzde 23.6 ile 6 milyar liraya çıktığını hatırlattı.

Bahçıvan, işletmelerde istihdamın ise yüzde 2.2 ile yaklaşık 15 bin civarında arttığını ifade etti. Rapora göre teknoloji yoğunluklarına göre yaratılan katmadeğer itibarıyla en yüksek payı yüzde 39.3 ile orta-düşük teknoloji yoğunluklu sanayiler aldı. Düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerin payı ise 2016 yılında 1.5 puan azalarak yüzde 37.4 oldu. Orta-yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler grubunun payı ise yüzde 19.5’e yükseldi. Yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler grubunun payı da çok küçük bir artışla 2016 yılında yüzde 3.7 oldu. Verilere göre 474 imalat sanayi firmasından 192’si düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerde faaliyet gösterirken orta-düşük teknoloji yoğunluklu sanayilerde 149 firma, orta-yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerdeki 121 firma, yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerde 12 firma yer aldı.

İSO Türkiye’nin 500 Büyük Kuruluşu -2016 (İlk 10-Üretimden Satışlara Göre)
1- Tüpraş
2- Ford
3- Tofaş
4- Oyak-Renault
5- Arçelik
6- Toyota
7- EÜAŞ- Elektrik Üretim A.Ş.
8- Hyundai Assan
9- İçdaş Çelik
10- İskenderun Demir ve Çelik

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.