KobiEfor Sanayi Ekonomi Dergisi

TÜSİAD: Politika, uygulama ve finansman

HABER

“Türkiye’nin Sanayi 4.0 Dönüşümü Konferansı”na katılan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, Dördüncü Sanayi Devrimi’nin ne ürettiğinizden ziyade nasıl ürettiğini etkileyecek bir süreç olduğunu belirterek bu sürecin önündeki finansal engelleri kaldıracaklarını söyledi.

TÜSİAD tarafından düzenlenen “Türkiye’nin Sanayi 4.0 Dönüşümü Konferansı” Sabancı Center’da gerçekleştirildi. Konferansta TÜSİAD ve Boston Consulting Group (BCG) işbirliği ile hazırlanan Türkiye’nin Küresel Rekabetçiliği İçin Bir Gereklilik Olarak Sanayi 4.0: Gelişmekte Olan Ekonomi PerspektIşi” başıklı rapor tanıtıldı. Konferansa Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık ve TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran- Symes katıldı. Konferansta Sanayi 4.0 dönüşümünün Türkiye’ye sunacağı fırsatlar ve yol haritası tartışıldı. Ardından “Türkiye İçin Neden Sanayi 4.0 ve Nasıl Bir Yol Haritası” başıklı panel gerçekleştirildi. Konferansın açılışında konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, çok kapsamlı bir üretim reform paketi için de çalışmaları sürdürdüklerini belirterek, bu paketle Türkiye'de üretenin ve üretimin önünü açacak düzenlemeleri hayata geçirmeyi planladıklarını kaydetti. Sınai Mülkiyet Kanun Tasarısı’nın da hazırlıklarını tamamladıklarını bildiren Işık, bu tasarının kanunlaşmasıyla patent, marka ve tasarımlarla ilgili başvuru, tescil ve koruma süreçlerini hem iyileştirecek hem de hızlandıracak önemli düzenlemeleri hayata geçireceklerini aktardı. Bakan Işık, "Sanayi 4.0 ile ilgili TÜBİTAK'ın dahi yeniden yapılandırılması ile ilgili çalışmaları başlattık. TÜBİTAK'ı özel sektör ile rekabet eden, özel sektörün yapabileceği Ar-Ge'yi yapmak için devlete eleman alan bir kurum değil, aksine özel sektörün yapacağı Ar-Ge'yi sipariş ile yaptıran, özel sektörün yapamadığı temel, nitelikli, öncü Ar-Ge'yi yapan bir kurum haline dönüştürmek istiyoruz" diye konuştu. Fikri Işık, 2020’de 50 milyar cihazın birbirine bağlı olacağını, 3 milyondan fazla robotun hayatlara gireceğinin tahmin edildiğini belirterek, küresel ticaretin yarısına yakınının bu dönüşümün oluşturacağı ekosistemden etkileneceğinin öngörüldüğünü kaydetti. Özellikle nesnelerin interneti, büyük veri, simülasyon-yapay zeka, robot-sensör teknolojileri, bulut bilişim, 3D yazıcılar gibi alanlarda yaşanan gelişmelerin, toplumların üretme ve yönetme biçimini ciddi anlamda etkileyeceğini ifade eden Işık, “Dördüncü Sanayi Devrimi, ne ürettiğinizden ziyade nasıl ürettiğinizi etkileyecek bir süreçtir. Yani bu süreç, sensör, robot veya 3D yazıcı gibi ürünleri üretmenin ötesinde, ne üretirseniz üretin, üretiminizde sensörleri, robotları, 3D yazıcıları kullanmayı gerektiriyor. Bu süreç, sadece belirli sektörlerdeki sanayicilerimizi değil, hangi sektörde olursa olsun tüm üreticilerimizi ilgilendirmektedir.
Toplu iğne dahi üretiyor olsanız, rekabet gücünüzü korumak için üretiminizi bu yeni perspektife uyarlamak zorundasınız. Zira yeni nesil teknolojiler, tedarikten satIış sonrası hizmetlere kadar üretimin her aşamasında, verimin ve kalitenin artmasını sağlayacak. Bu nedenle güçlü olduğumuz otomotiv, makine, kimya gibi sektörlerde kalıcı sıçrama yaptıracak hedeşer koymalıyız" diye konuştu.

"Sanayi 4.0'ın önündeki finansman engellerini kaldıracağız"
Katmadeğerin düşük fakat kitlesel üretim yapılan tekstil, mobilya gibi sektörlerde ise verimliliği artıracak dijitalleşmeye hızla uyum sağlanması gerektiğini aktaran Işık, Sanayi 4.0'ın, herhangi bir sektörde, işgücü, varlık yönetimi, kaynaklar, hizmetler, pazara giriş, inovasyon, kalite ve arz-talep döngülerinde muazzam katkılar oluşturacağını söyledi.
Bakan Işık, Hükümet ve Bakanlık olarak bütün bu dönüşümün işaret ettiği gerçeklerin farkında olduklarını belirterek, “Bu dönüşümü temel olarak üç katmanda inceliyoruz; politika, uygulama araçları ve finansman. Politika boyutunda ilk adımı, 29. Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu (BTYK) Toplantısı’nda, yani bilim ve teknoloji politikalarımıza ait en üst düzey karar alma merciinde, 'Akıllı Üretim Sistemlerine Yönelik Çalışmaların Başlatılması' kararını alarak attık” diye konuştu. Üretim Reform Paketi’nde de akıllı üretim sistemleriyle ilgili bakanlığa görev verecek yasal altyapıyı oluşturmayı hedeşediklerini ifade eden Işık, uygulama araçları boyutunda ise hem KOBİ düzeyinde hem de büyük üreticiler için akıllı üretim sistemlerine geçişi sağlayacak gerekli mekanizmaları kuracaklarını kaydetti.
Işık, finansman boyutunda ise Horizon gibi uluslararası fon mekanizmalarıyla Kalkınma Bankası ve diğer finans aktörlerinin yapacağı işbirliğiyle gerektiğinde kamunun doğrudan desteğiyle Dördüncü Sanayi Devrimi’ne intibakın önündeki finansman engellerini kaldıracaklarını vurgulayarak, şunları dile getirdi:
"Özellikle risk ve girişim sermayesi fonlarını çok daha etkin ve yaygın bir hale getireceğiz. Yeni nesil dijital teknolojilerde ülkemize ciddi bir ivme kazandırmak için çok ciddi bir gayret içindeyiz. Bu nedenle hangi eylemleri hangi sürede hayata geçireceğimizi içeren yol haritalarımızı dikkatle ve bir gelecek vizyonuyla hazırlıyoruz. Strateji belgelerini çok önemsiyoruz. Türkiye 2002 yılında üretimde düşük teknoloji seviyesindeydi. Yüksek teknolojili üretim çok ciddi Ar-Ge gerektiriyor. Bizim sanayideki anlayışımız yeni değişiyor. Ar-Ge'nin önemini büyük sanayi şirketlerimiz daha yeni kavramaya başladı. KOBİ'ler ya Ar-Ge yapsın ya da bu hizmeti satın alsın. İşletmeler ya tasarım yapsın ya da bunu satın alsın. Artık tasarımsız katmadeğeri yükseltmek çok mümkün değil. Ar-Ge'siz teknoloji düzeyini yükseltmek mümkün değil."

Başaran-Symes, “Yeniyol haritasına ihtiyaç var”
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Başaran-Symes, Sanayi 4.0'ın iş yapış şekillerini değiştiren yönüne dikkati çekerek, "Sanayi 4.0 hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için farklı fırsatlar sunuyor. Gelişmiş ülkeler Sanayi 4.0'ın sunduğu otomasyon esnekliğiyle verimliliklerini artırmayı hedeşiyor. Bu şekilde sanayide azalan rekabet güçlerini yeniden kazanmayı öngörüyorlar. Yükselen ekonomiler ise Sanayi 4.0 ile daha yenilikçi ve katmadeğerli ürünler üreterek refah seviyelerini artırma fırsatlarını kovalıyorlar" diye konuştu.
“Sanayinin yeni çağı yanı başımızda evrilirken bizler neredeyiz?" sorusunu soran Başaran-Symes, "Hepimiz açıklanan verilerden biliyoruz ki Küresel Rekabetçilik Endeksi bize Türkiye'nin rekabet etme yeteneğini geliştiremediğ ini açıkça söylüyor" ifadelerini kullandı.
Üretim süreçlerinde yüksek teknoloji kullanımındaki zayışıklara dikkati çeken Başaran-Symes, şunları kaydetti: "İhracatımızda yüksek teknolojili ürünlerin payı sadece yüzde 3.7. Oysa AB'de ileri teknoloji ürünlerin payı yüzde 15. Bizde üretimin yüzde 38'i düşük teknolojiyle gerçekleşiyor, girişimlerimizin yaklaşık yüzde 60'ı düşük teknolojiyle çalışıyor. Bu tespitlerin hemen ardından iki hedefi paylaşmak isterim. İlki, orta ve ileri teknoloji ürünlerde Avrasya'nın üretim üssü olmak ve ikincisi, orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerde Afroavrasya'nın tasarım ve üretim üssü olmak. Bu ifadeler 2011 ve 2015'te yayınlanan sanayi stratejilerimizin vizyonlarını oluşturuyor. Bu perspektif son 5 yıldır aslında sanayi politikalarımızın merkezinde bulunuyor. Ancak buna rağmen maalesef yüksek teknolojili ürün üretimini artıramı yoruz, sadece konuşuyoruz. Demek ki yeni bir anlayış, yeni bir yol haritası olmalı…"
KOBİ'lerin iş yapış biçimlerini geliştirememeleri halinde gelecekte işsiz kalacağını aktaran Symes, eğitim faaliyetlerinin önemine vurgu yaptı. Sanayi 4.0'ın öncülüğünü iş dünyasının yapacağını belirten Cansen Başaran Symes, nitelikli işgücüne talebin artacağını ifade etti.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.