KobiEfor Sanayi Ekonomi Dergisi

Temkinli ve tedbirli çalışmak ve yaşamak zorunlu: 'Yeni Normal’ EKOSİSTEM

KAPAK

‘Yeni Normal’e Türkiye ekonomisi, 10 sektörden 7’sinde hızlı bir toparlanmayla başladı. Haziran’da 3 sektör yeni istihdam sağlayarak umut verdi.

Sürecin yeni bir dalgalanmaya mahal bırakılmadan gelişmesi, iş dünyası / toplum bütünlüğünün salgına karşı mücadele standartlarına harfiyen uymasına bağlı olacak. Pandemi’de dünya ve Türkiye aldıkları önlemleri kademeli olarak kaldırdılar ve duran ekonomilerini harekete geçirdiler. Mayıs-Haziran ayları ‘Yeni Normal’e dönüş bağlamında küresel bir ilk deneyim oluşturdu. KobiEfor Dergisi olarak Türkiye’nin ‘Yeni Normal’e dönüş deneyiminin Mayıs-Haziran aylarına yakından bakarak vizyon oluşturmada okurlarımıza katkı sağlamayı amaçladık.
Kapak konumuzda öncelikle; küresel ekonomik gelişmeye, Türkiye ekonomisinin genel gelişmesine ve 2020 / ikinci yarı için ekonomik öngörülere sırasıyla baktık. Buna güncel gelişmeleri, çalışmaları ve raporları da ekleyerek yapılacak ekonomi değerlendirmelerine ve iş planlarına yardımcı olmaya çalıştık.
DÜNYA
Pandemi bağlamında ilk yarısı ekonominin yavaşlaması ve durması, ikinci yarısı ise kademeli bir toparlanma sürecine sahne olan 2020 yılının tamamında dünya ekonomisinin karı-zararı ne olacak sorusuna net cevaplar Temmuz ayında ortaya çıkmaya başladı.
2020’de küresel ekonomide meydana gelecek daralma oranını IMF (Uluslararası Para Fonu) yüzde 3’ten yüzde 4.9’a; uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch ise yüzde 3.9’dan yüzde 4.6’ya yükseltti. Dünya Bankası yüzde 5.2’lik küçülme öngördü.
Küresel ekonomik hasar ve büyüme öngörüleri: IMF, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nu "Benzeri olmayan bir kriz, belirsiz bir toparlanma" başlığıyla güncelledi. Rapora göre toparlanma daha önce tahmin edilenden daha kademeli olacak, 2021 için küresel büyüme öngörüsü yüzde 5.8’den yüzde 5.4 büyümeye indirildi. Raporda, ekonomi politikalarının hane halklarına ve şirketlere destek sağlaması, ekonomiler normalleşmeye başladığındaysa desteklerin kademeli olarak kaldırılması gerektiği vurgulandı.
IMF raporunun öngörüleri şöyle: Daha önce yüzde 5.9 küçülmesi beklenen ABD ekonomisi bu yıl yüzde 8 daralacak. 2021 büyüme beklentisi ise yüzde 4.7’den yüzde 4.5’e düşürüldü.
Euro Bölgesi ekonomisi bu yıl yüzde 10.2 küçülecek, 2021’de yüzde 6 büyüyecek.
Gelişmiş ülkeler: Rapora göre bu yıl için dünyanın önde gelen ekonomilerinin büyüme tahminleri şöyle: Almanya yüzde eksi 7’den yüzde eksi 7.8’e düşürüldü, 2021 için yüzde 5.2'den yüzde 5.4’e yükseltildi. Pandemi’den en çok etkilen ülkelerden İtalya tahmini yüzde eksi 9.1’den yüzde eksi 12.8’e çekilirken 2021 için yüzde 4.8’den yüzde 6.3’e çıkarıldı. Fransa, yüzde eksi 7.2’den yüzde eksi 12.5’e düşürülürken 2021 için yüzde 4.5’ten yüzde 7.3’e yükseltildi. İspanya yüzde eksi 8’den yüzde eksi 12.8’e çekildi ve 2021 için yüzde 4.3’ten yüzde 6.3’e çıkarıldı. İngiltere yüzde 6.5’ten yüzde eksi 10.2’ye düşürülürken 2021 için yüzde 4’ten yüzde 6.3’e yükseltildi. Japonya yüzde eksi 5.2’den yüzde eksi 5.8’e ve 2021 için yüzde 3’ten 2.4’e revize edildi. Gelişmiş ülkeler grubuna yönelik büyüme beklenti 2020 için yüzde eksi 6.1’den yüzde eksi 8’e indirilirken 2021 için yüzde 4.5’ten yüzde 4.8’e çıkarıldı.
Gelişmekte olan ekonomilerde yüzde 3’lük küçülme: Rapora göre, Kovid-19 salgınının ortaya çıktığı Çin’in bu yılki büyüme beklentisi, yüzde 1.2’den yüzde 1’e düşürüldü. Çin’in 2021 büyüme beklentisi ise yüzde 9.2’den yüzde 8.2’ye çekildi. Hindistan’ın bu yılki büyüme beklentisi yüzde 1.9’dan yüzde eksi 4.5’e, 2021 için yüzde 7.4’ten yüzde 6’ya düşürüldü. Rusya bu yıl için yüzde eksi 5.5’ten yüzde eksi 6.6’ya çekildi, gelecek yıla ait büyüme beklentisi yüzde 3.5’ten yüzde 4.1’e yükseltildi. Brezilya’nın bu yıl için yüzde eksi 5.3’ten yüzde eksi 9.1’e, 2021 büyüme tahmini ise yüzde 2.9’dan yüzde 3.6’ya çıkarıldı. Bu revizyonlarla yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ülke ekonomilerine yönelik büyüme beklentisi, 2020 için yüzde eksi 1’den yüzde eksi 3’e çekildi ve 2021 için yüzde 6.6’dan yüzde 5.9'a düşürüldü.
Türkiye'ye ilişkin tahminlerde değişikliğe gidilmezken ülke ekonomisinin bu yıl yüzde 5 daralacağı, 2021’de yüzde 5 büyüyeceği öngörüldü.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings tarafından güncellenen Küresel Ekonomik Görünüm Raporu, “Koronavirüs bozulmaları hafifliyor” başlığıyla yayımlandı. Küresel ekonomiye ilişkin büyüme tahmininin sabit bırakıldığı raporda, dünya ekonomisinin bu yıl yüzde 4.6 daralacağı, 2021’de yüzde 4.9 ve 2022’de yüzde 3.4 büyüyeceği tahmin edildi.
Dünya Bankası, Küresel Ekonomik Beklentiler Raporu'nun Haziran 2020 verilerine göre; salgının yarattığı hızlı ve büyük şok ile salgına karşı alınan önlemler, ekonomiyi ciddi bir daralmaya sürükledi. 2021 için küresel ekonomik büyüme tahmini yüzde 2.6’dan yüzde 4.2’ye yükseltilen raporda, gelişmiş ülke ekonomilerinin 2020’de ortalama yüzde 7 daralması, 2021’de yüzde 3.9 büyümesi beklendiği ifade edildi. Rapora göre; ABD ekonomisi bu yıl yüzde 6.1, Avro Bölgesi yüzde 9.1, Japonya yüzde 6.1 daralacak, 2021’de; ABD yüzde 4, Avro Bölgesi yüzde 4.5, Japonya yüzde 2.5 büyüyecek.
Raporun öngörülerine göre gelişmekte olan ülkeler; bu yıl ortama yüzde 2.5 daralacak, kişi başına düşen gelir yüzde 3.6 azalacak, 2021'de ise yüzde 4.6 büyüyecek. Bu grupta yer alan ülkelerden Çin’in bu yılki ekonomik büyüme tahmini yüzde 5.9’dan yüzde 1’e düşürüldü, gelecek yıl ise 6.9 büyüyecek. Rusya’nın bu yıl 6 küçüleceği, 2021’de yüzde 2.7 büyüyeceği, Hindistan’ın bu yıl yüzde 3.2 küçüleceği, gelecek yıl yüzde 3.1 büyüyeceği öngörüldü. Türkiye’nin ise bu yıl yüzde 3.8 küçüleceği, 2021’de ise yüzde 5 büyüyeceği tahmini yapıldı.
Bu öngörüleri “bir kaza olmazsa…” diye değerlendirmek durumundayız. Çünkü Haziran’da küresel likidite bolluğunun desteğiyle piyasalar genel olarak olumlu bir görünüm sergiledi ama Pandemi’de 2. Dalga endişesi küresel ticaretin seyrine gölge düşürdü; ‘Gelişmekte Olan Ülke’ varlıklarına olan talep dalgalandı; bu olumsuz gelişmenin etkilerini önümüzdeki aylarda test edeceğiz.
Avrupa, beklenenden daha sert daralacak
Avrupa Komisyonu, açıkladığı Yaz 2020 Ekonomik Tahminler raporunda Covid-19’un etkilerinin daha önce tahmin edilenden fazla olacağı, Almanya hariç birlikteki birçok ekonominin daha da sert daralacağı, krizin daha önce tahmin edilenden daha derin olacağı öngörüldü. Avrupa Komisyonu, Mayıs’ta açıkladığı büyüme beklentilerini Yaz 2020 Ekonomik Tahminler Raporu ile aşağı yönlü revize etti, Euro Bölgesi’nin bu yıl yüzde 7.7 değil yüzde 8.7 daralmasını, ardından 2021’de yüzde 6.1 büyümesini öngördü. Avrupa Birliği için bu yıl öngörülen daralma yüzde 7.4’ten yüzde 8.3’e revize edildi, gelecek yıl ise yüzde 5.8 büyümesi öngörüldü. Covid-19 krizinden en çok etkilenen ekonomilerin; Fransa, İtalya ve İspanya olduğu, Avrupa genelinde GSYH’lerde kalıcı hasar yaratacağı, İskandinav ülkelerinde 2021 toparlanmalarının daha zayıf olacağı ifade edildi.

YENİ NORMALDE TÜRKİYE EKONOMİSİ
Dünya genelinde ve Türkiye’de Pandemi tedbirleri Mayıs-Haziran aylarında büyük ölçüde kaldırılarak normalleşme sürecine girildi. Türkiye ekonomisi imalatta olumlu görünüm sergiledi. Ancak Covid-19 krizinin çok şiddetli olması nedeniyle salgının etkisinin yüksek olduğu dönemde görülen üretim kaybının telafisi için önümüzdeki aylarda çok daha fazla çaba gösterilmesi gerekecek. Bu nedenle büyümenin önümüzdeki aylarda daha da güçlenmesi çok önemli.
Ekonomik büyümenin öncü göstergelerinden imalat sanayi performansında en hızlı ve güvenilir referans kabul edilen İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) Haziran’da 53.9’a yükseldi ve Şubat’tan bu yana ilk kez eşik değer 50.0’ın üzerinde gerçekleşti. İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI Raporu Haziran 2020 verileri sanayide büyümenin başladığına işaret etti.
Toparlanmanın nasıl bir ‘dip’ten başladığını da görmemiz gerekir. Rapora göre; Covid-19 salgınına yönelik kısıtlamaların kaldırılarak normale yaklaşılması, Haziran’da imalatçıların üretim hacimlerini belirgin bir şekilde artırmasını sağladı ve üç aylık yavaşlama dönemi sona erdi. Yeni siparişler de büyüme bölgesine geçti.
Ancak yabancı müşterilerin bir bölümünün kapalı kalması nedeniyle yurt dışından alınan yeni siparişlerdeki artış, toplam yeni siparişlere göre düşük oranda gerçekleşti. Üretim gereksinimlerindeki artış, Haziran’da hem istihdamın hem de satın alma faaliyetlerinin genişlemesini sağladı.
Diğer taraftan üretimdeki artışı desteklemek için mevcut stokların kullanılması, girdi stoklarının azalmasına neden oldu. Teslimat sürelerindeki artışın anket geçmişindeki en yüksek oranlardan birinde gerçekleşmesi, tedarik zincirindeki aksamaların devam ettiğini gösterdi. Birçok anket katılımcısı nakliye konusunda sorun yaşandığını bildirdi.
Para birimindeki zayıflık, Türk imalatçılarının girdi maliyetlerinde aylık bazda sert artışın devam etmesinde etkili oldu. Enflasyon oranı Mayıs’a göre azalmakla birlikte seri ortalamasının üzerinde gerçekleşti. Girdi maliyetlerindeki yükseliş genellikle artan satış fiyatları olarak müşterilere yansıtıldı. Böylece nihai ürün fiyatları belirgin şekilde yükseldi ve artış son üç ayın en yüksek oranında gerçekleşti.
Yükselen sektörler: İSO Türkiye Sektörel PMI anketinin Haziran 2020 verilerine göre imalat sektörlerinin çoğu toparlanma kaydetti. Takip edilen 10 sektörün yedisinde faaliyet koşulları yeniden iyileşmeye başlarken bunlardan bazılarında toparlanma güçlü gerçekleşti. Üretim, üç sektör dışında tüm sektörlerde arttı. Üretimde en hızlı artış; kara ve deniz taşıtları, elektrikli ve elektronik ürünler ile ağaç ve kağıt ürünleri sektörlerinde oldu. Bu sektörler, Nisan ve Mayıs’taki sert daralmanın ardından güçlü toparlanma sergiledi.
İstikrar kazanan ve düşüş gösteren sektörler: Üretim, makine ve metal ürünler sektöründe istikrar kazanırken gıda ürünleri ile giyim ve deri ürünleri sektörlerinde düşüş gösterdi. Gıda sektöründe, Covid-19 krizinin başlarında stoklama eğilimi nedeniyle güçlü artış gösteren talep bir miktar geri çekildi. Giyim ve deri ürünleri sektörü ise talep eksikliğinden olumsuz etkilenmeye devam etti.
İhracat: Yeni siparişlerdeki eğilimler genellikle üretim ile uyumlu bir görünüm sergiledi. Ancak on sektörden yedisinde yeni ihracat siparişleri yavaşlama gösterdi. Bu durum, ülkeler arası geçişlere yönelik kısıtlamaların sürmesi ve salgının bazı ihracat pazarlarında etkili olmaya devam etmesinden kaynaklandı.
İstihdam: Yedi sektör istihdam düzeyini yükseltti ve istihdam artışına giden sektörlerin sayısı Mayıs’a göre bir adet arttı. Kimyasal, plastik ve kauçuk ürünleri sektörü iş yaratmada başı çekerken kara ve deniz taşıtları sektöründe de güçlü istihdam artışı yaşandı. Para birimindeki zayıflığa bağlı olarak girdi maliyetleri enflasyonu genel olarak yüksek düzeyde kaldı.
Tedarik: Yine birçok sektörün büyüme bölgesine geçmesine rağmen tedarik zincirlerinde Covid-19 kaynaklı aksamalar devam etti.
Toparlanıyoruz, güven “V” çizdi
Koronavirüs salgını etkileri nedeniyle ikinci çeyrekte sert küçülmesi beklenen Türkiye ekonomisinin üçüncü çeyrekte büyüme yoluna gireceğine dair işaretler geldi. Türkiye Merkez Bankası ve Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan verilere göre; reel kesim güven endeksi ve sektörel güven endeksleri yükseldi. Hizmet, inşaat, perakende reel kesim güven endeksleri yükselişte. Özellikle reel kesim güven endeksinde siparişlerin artması ve gelecek siparişlere dair olumlu beklentiler dikkat çekici.
Reel kesim güven endeksi yükseldi: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Temmuz ayına ilişkin İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) açıklandı. Buna göre, RKGE, Temmuz’da bir önceki aya göre, iyimserlik eşiğine çıktı; 8.1 puan artarak 100.7 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde mevsimsellikten arındırılmış reel kesim güven endeksi (RKGE-MA) ise 9.6 puan yükselerek 99.4'e ulaştı.
Reel kesim siparişine güvendi: Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, son 3 aydaki toplam sipariş miktarı, mevcut toplam sipariş miktarı, gelecek 3 aydaki üretim hacmi, gelecek 3 aydaki ihracat sipariş miktarı, gelecek 3 aydaki toplam istihdam miktarı, sabit sermaye yatırım harcaması ve genel gidişata ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken mevcut mamul mal stoku endeksi azalış yönünde etkiledi. Son 3 aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacmi, iç piyasa sipariş miktarı ve ihracat sipariş miktarında, bir önceki ayda azalış bildirenler lehine olan seyir zayıfladı. Mevcut toplam siparişlerin ve mevcut mamul mal stokları seviyesinin mevsim normallerinin altında olduğu yönündeki değerlendirmeler bir önceki aya göre zayıfladı.
ÜFE beklentisi yüzde 12'ye yükseldi: Gelecek 3 aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacmi, iç piyasa sipariş miktarı ve ihracat sipariş miktarında bir önceki ayda artış bekleyenler lehine olan seyir güçlendi. Gelecek 3 aydaki istihdama ilişkin artış yönlü beklentiler güçlendi, gelecek 12 aydaki sabit sermaye yatırım harcamasında azalış bekleyenler lehine olan seyir ise zayıfladı. Ortalama birim maliyetlerde, son 3 ayda artış olduğunu bildirenler lehine olan seyir güçlenerek gelecek 3 ayda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyir ise zayıflayarak devam etti. Gelecek 3 aydaki satış fiyatına ilişkin artış yönlü beklentiler güçlenerek sürdü. Gelecek 12 aylık dönem sonu itibarıyla yıllık ÜFE beklentisi bir önceki aya göre 0.2 puan artarak yüzde 12.0 seviyesinde gerçekleşti.
Temmuz’da ankete katılan işyerlerinin yüzde 38.5'i üretimlerini kısıtlayan faktör bulunmadığını, yüzde 23.6'sı talep yetersizliğinin üretimlerini kısıtlayan en önemli faktör olduğunu belirtti.  Onu sırasıyla ham madde-ekipman yetersizliği, mali imkansızlıklar, işgücü yetersizliği ve diğer faktörler izledi.
Son 3 aydaki rekabet gücüne ilişkin gelişmeler değerlendirildiğinde, yurt içi piyasalardaki rekabet gücüne ilişkin olarak bir önceki dönemde azalış bildirenler lehine olan seyir zayıfladı. Avrupa Birliği içindeki ve dışındaki yurt dışı piyasalardaki rekabet gücüne ilişkin azalış yönlü değerlendirmeler de zayıflayarak devam etti. İçinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişat konusunda, bir önceki aya kıyasla daha iyimser olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 20.8’e, daha kötümser olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 12.3'e gerilerken, aynı kaldığını belirtenlerin oranı ise yüzde 66.9'a yükseldi.
Sektörel güven endeksleri yükseldi: Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK), Temmuz ayına ilişkin açıkladığı sektörel güven endeksi verilerine göre; güven endeksi; hizmet sektöründe yüzde 20.2, perakende ticarette yüzde 9.6, inşaatta yüzde 11.6 arttı.
Mevsim etkilerinden arındırılmış hizmet sektörü güven endeksi Haziran’da 55.5 iken Temmuz’da yüzde 20.2 artarak 66.7’ye yükseldi. Hizmet sektöründe bir önceki aya göre, son 3 aylık dönemde iş durumu, son 3 aylık dönemde hizmetlere olan talep ve gelecek 3 aylık dönemde hizmetlere olan talep beklentisi endeksleri sırasıyla yüzde 42.5, yüzde 36.5 ve yüzde 2.9 artarak 54.5, 55.2 ve 90.3 değerlerini aldı. Perakende ticaret sektörü güven endeksi Temmuz’da yüzde 9.6 artarak 94.6, inşaat sektörü güven endeksi, yüzde 11.6 yükseldi, yüzde 87’ye ulaştı.
Normalleşmede ‘Milli Üretim’e koruma: Koronavirüs salgınının Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılması ve yerli sanayinin artan ithalat baskısına karşı korunması amacıyla sanayi sektörü kuruluşları ve firmalardan gelen talepler de dikkate alınarak bazı ithal ürünlerde ek gümrük vergisi uygulanmasına karar verildi. 400'ün üzerinde ürün için 30 Eylül'e kadar geçici olarak ürün bazında değişen oranlarda yüzde 20'ye kadar, bu tarihten sonra ise 10 puana kadar daha düşük oranlarda ilave gümrük vergisi uygulanacak.
Üretim maliyeti arttı, ürün fiyatları yükseldi: Nakliye konusunda sorun yaşandı. Para birimindeki zayıflık, Türk imalatçılarının girdi maliyetlerinde aylık bazda sert artışın devam etmesinde etkili oldu. Girdi maliyetlerindeki yükseliş genellikle artan satış fiyatları olarak müşterilere yansıtıldı. Böylece nihai ürün fiyatları belirgin şekilde yükseldi ve Haziran’da artış son üç ayın en yüksek oranında gerçekleşti.
İleri teknoloji kiralama: Covid-19 salgını pek çok sektörde çarkların durmasına ve üretimde ciddi daralmalara neden olurken; yaşanan nakit sıkışıklığı finansal anlamda hayatı kolaylaştıracak yeni modellerin gelişmesine neden oldu. Makine kiralama finansman modeli, otomotiv yan sanayisini de kapsadı ve jant, fren diskleri, rot rotille, knuckle el freni, motor aksamlarındaki piston, valf ve subaplara kadar pek çok malzemenin üretimi için gerekli olan tezgahların daha uygun fiyata kiralanmasını da mümkün hale getirdi.
Türk sanayi standartları gelişiyor: Pandemi süreci tüm topluma ve sektörlere “insan ve sürdürülebilir çevre” esasını hatırlattı. Bundan hareketle Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Bilim Kurulu’nun kararlarını, sanayi tesislerinde kurumsallaşmış uygulamaları ve sendikaların taleplerini dikkate alarak güvenli üretim standartları oluşturdu.
Standartlar “İnsan ve sürdürülebilir bir çevre” esasına dayanıyor. Üretimde bu standartları sağlayan fabrikalar  “TSE Covid-19 Güvenli Üretim Belgesi” almaya başladılar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kabine’nin iki yılını değerlendirdi: “Elektrikli araçlarda dünyada lider ülkelerden biri olacağız”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’ndeki, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Kabinesi İki Yıllık Değerlendirme Toplantısı’nda, 16 bakanlığın 2 yılda gerçekleştirdiği projeleri ve atacakları yeni adımları anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından Bakanlık sınıflaması başlığı altında sıraladığı icraatlardan bazıları şöyle:
“HAZİNE VE MALİYE: Ekonomimizin bağışıklık sistemini, küresel türbülanslara karşı güçlendiriyoruz. Katmadeğerli, istihdama ve ihracata dayalı üretimi önceleyen bir ekonomik işleyiş yerleştirmeye çalışılıyor. Özel sektör için uzun vadeli, ucuz ve sürdürülebilir finansman modellerine sahip bir ekonomi hedefleniyor. 2018 ve 2019 yıllarında 2 trilyon TL’si özel sektör, toplam 2.3 trilyon lira yatırım yapıldı.
SANAYİ VE TEKNOLOJİ: • Sanayimizin kabiliyeti: Özel sektör, kamu kurumları ve akademiyle istişare içinde hazırladığımız 2023 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi’ni kamuoyuna açıkladık. Salgın döneminde sanayimizin kabiliyeti ve kapasitesi sayesinde ihtiyaç duyduğumuz ürünleri kolayca üretebildik. Sağlık alanında yenilikçi ürünler geliştirdik, küresel rekabet iddiamızı ortaya koyduk.
Yerli yoğun bakım solunum cihazı: Rekor sürede ürettiğimiz yerli yoğun bakım solunum cihazıyla hem ülkemize, hem de dünyaya nefes olduk. Tanı kitleri, aşı ve ilaç alanındaki projelerimiz, yurt dışında yapılan çalışmaların ötesinde bir vizyona sahiptir. Sanayileşme ve milli teknoloji hamlesi hedeflerimize daha hızlı varmak için üst düzey kararları alacak sanayileşme icra komitesini koruyoruz.
Türkiye’nin otomobili: Ülkemizin 60 yıllık hayali olan yerli otomobil projesini hayata geçiyoruz. 2019’un son günlerinde milletimizin takdirine sunduğumuz ‘Türkiye’nin Otomobili’nin fabrikasının temelini attık, inşallah 2022 yılının son çeyreğinde aracımız banttan inecek. Projeyle elektrikli araçlar konusunda dünyada lider ülkelerden biri olacağız. Ülke genelindeki şarj altyapısını 2023’e kadar yeterli seviyeye ulaştırarak otomobilimizin her yerde kullanılabilmesini temin edeceğiz.
Milli elektrikli tren: Raylı sistemlerde de küresel bir oyuncu olma hedefimiz var. Bu sene başında milli elektrikli trenimizi raylara indirdik, 2020 yılında da milli ana hat lokomotifimiz raylarla bulaşacak, milli yüksek hızlı trenimizi de en kısa sürede raylarla buluşturmayı hedefliyoruz.
OSB sayısı 320’ye ulaştı: Planlı sanayileşme politikalarımız kapsamımda geçen sene 7 ayrı Organize Sanayi Bölgesi (OSB) projesini tamamlamıştık, bu yılın ilk yarısındaysa 6 OSB’ye tüzel kişilik kazandırdık. Böylece ülkemizdeki OSB sayısı 320’ye ulaştı.
8.5 milyar dolarlık yatırım: Geçen yıl İstanbul, Balıkesir, İzmir, Bursa, Mardin, Çanakkale, Trabzon, Adana ve Ankara’da ilan ettiğimiz 12 yeni endüstri bölgesinde özel sektörümüz yaklaşık 8.5 milyar dolarlık yatırım planlıyor. Bu yılın ilk yarısındaysa Konya Teknoloji ve Toros Özel Endüstri Bölgeleri’ni ilan ettik.
Demir yolu ve liman bağlantıları: Ülkemizin uzun dönemli petrokimya ihtiyaçları için stratejik öneme sahip Ceyhan, Filyos ve Karapınar endüstri bölgelerinde inşallah yılın ikinci yarısında yatırımların başlamasını bekliyoruz. Tüm sanayi bölgeleri demir yolu ve liman bağlantısına kavuşacak.
Yetkinlik ve dijital dönüşüm merkezleri: Sanayide verimlilik ve dijital dönüşümü sağlamak için, Ankara, Bursa, İzmir, Konya, Kayseri, Mersin ve Gaziantep’te yetkinlik ve dijital dönüşüm merkezleri kurduk.
337 milyar liralık sabit yatırım: Son 2 senede özel sektörün 337 milyar liralık sabit yatırımını desteklemek üzere yaklaşık 440 bin vatandaşımıza ilave istihdam oluşturacak 12 bin 247 yatırım teşvik belgesi düzenledik.
137 bin işletmeye destek: KOSGEB aracılığıyla 137 bin işletmeye toplam 3.3 milyar lira destek ödemesi yaptık. Girişimcilik desteklerimiz sayesinde 62 bin yeni işletme kuruldu.
Ar-Ge merkezleri: Kalkınma ajansları ve bölge kalkınma idareleri vasıtasıyla 5 bin 870 projeye 3 milyar liraya yakın kaynak aktardık. İnovasyon öncülüğünde bir büyüme için son 2 yılda araştırma-geliştirme merkezleri sayısını 913’ten bin 236’ya, tasarım merkezleri sayısını 230’dan 372’ye, teknopark sayısını da 81’den 85’e çıkarttık.
Teknoloji Koridoru: İzmir Teknoloji Üssü Projesi’ni Bilişim Vadisi’nin kurumsal gücüyle birleştirdik. Kocaeli’den İzmir’e bir teknoloji koridoru kuruyoruz.
Meyvelerini toplamaya başladık: Adeta sıfırdan inşa ettiğimiz Ar-Ge ekosisteminin meyvelerini toplamaya başladık. Hedefimiz, 2023’e kadar ülkemizden en az 10 tane milyar dolarlık yeni şirket çıkarmaktır.
7 milyon gence ulaştık: Beşeri sermayenin güçlendirilmesi alanında kritik adımlar attık. Uluslararası lider araştırmacılar programı ile dünyanın sayılı üniversitelerinden, araştırma merkezlerinden ve alanında öncü küresel firmalarından 127 üst düzey araştırmacıyı ülkemize getirdik. TÜBİTAK’ın çeşitli programları kanalıyla ülke genelinde son 2 senede 7 milyonun üzerinde gencimize ulaştık.
105 madalya: Son 2 yılda 79 gencimiz Uluslararası Bilim Olimpiyatları’ndan 105 madalya ile döndü. Geleceğin teknoloji yıldızlarını yetiştirmek üzere başlattığımız dene-yap Türkiye projesi kapsamında 30 şehrimizde teknoloji atölyelerinin kurulumunu tamamladık. 81 ilimizde 100 dene-yap teknoloji atölyesinde 50 bin özel yetenekli öğrenci yetiştireceğiz.
TEKNOFEST: Toplumda teknoloji ve yenilikçiliğe yönelik ilgili artırmak amacıyla iki yıldır düzenlediğimiz TEKNOFEST dünyanın en büyük havacılık, uzay ve teknoloji festivali oldu. Türkiye Uzay Ajansı ile ülkemizin kritik bir ihtiyacını ve beklentisini karşılamış olduk.
MİLLİ SAVUNMA VE SAVUNMA SANAYİ: Savunma sanayisinde dışa bağımlılık yüzde 30’lara düştü. Savunma sanayisinde 60 milyar dolar bütçeli 700 proje yürütülüyor. Sektörde 1500 firmaya ulaşıldı. GPS bağımsız sürü İHA projesi KERKES başlatıldı. 15 adet ANKA İHA, 58 adet Bayraktar TB-2 İHA/SİHA, 206 adet Kamikaze Mini İHA teslim edildi. Alçak irtifa hava savunma sistemi Sungur ve HİSAR-A son aşamada. ATMACA seyir füzesi testlerinde sona gelindi. BORA füzelerinin teslimatları sürüyor. Uzun menzilli Tanksavar, Füzelerimiz, UMTAS ve LUMTAS ile Nüfuz Edici Bomba testleri sürüyor.
ULAŞTIRMA: Kanal İstanbul etüt proje çalışmaları bitti. Hızlı tren ve demiryolu yatırımları devam edecek. Hedef 5 yıl içerisinde toplamda 5 bin 500 km yüksek hızlı ve hızlı tren hattına ulaşmak.
AİLE, ÇALIŞMA VE İSTİHDAM: Salgın döneminde 3.7 milyon kişi için 14 milyar TL kısa çalışma ödeneği yapıldı. Ücretsiz izne çıkartılan veya işini kaybeden 1.7 milyon kişiye 2.8 milyar TL ödendi. Kadına yönelik şiddetle mücadele kapsamında son 2 yılda 1 milyonun üzerinde kişiye eğitim ve seminerler verildi. “Biz Bize Yeteriz” kampanyasında 2 milyar TL üzerinde destek sağlandı. 15 Temmuz şehitlerimizin yakınları ve gazileri için Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı kuruldu, Vakıf kaynaklarından, her ay şehit yakınlarına ve gazilerine bin TL nakdi destek sağlandı. 
ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK: 72 ilde 208 millet bahçesi çalışmaları devam ediyor. Sanayi alanlarının taşınması ve dönüşümü için 2 yılda 10 bin işyeri projelendirildi, 1420 adedi tamamlandı, 3 bin 422 adedin yapımı sürüyor.
TARIM VE ORMAN: Gıdada, kendi kendine yeterli olmanın ötesinde çok önemli bir ihracatçı haline gelinmek isteniyor. 2 yılda toplam bitkisel üretimimiz 8 milyon ton ilave artışla 123 milyon tona yükseldi. Tarıma Dayalı İhtisas OSB proje sayısı 23’ten 41’e yükseldi.
TİCARET: İhracatı destekleyecek, ithalatı azaltacak, cari dengeyi açıktan fazlaya çevirecek bir strateji uygulanıyor. İhracatçılara son 2 yılda toplam 6.1 milyar destek sağlandı. Yerli sanayiyi koruma amaçlı toplam ithalat rakamı 34.2 milyar dolar olan 5 bin 105 adet ürüne ilave vergi getirildi.
ENERJİ: Kendi kendimize yeterli olmanın ötesinde, küresel bir merkez olma hedefi izleniyor. Türkiye’nin ilk deniz sondaj gemisi Fatih, Ekim 2018’de Akdeniz’de sondaja başladı. İkinci sondaj gemisi Yavuz, sondaj çalışmalarına başladı. Türkiye’ye karşı Doğu Akdeniz’de kurulmaya çalışılan tuzaklar tersine çevrildi.
“Ekonomimiz adım adım yeniden yükseliyor”
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın, Twitter hesabından yaptığı açıklamalardan satırbaşları şöyle: “Temmuz verilerine maşallah. Sektörel güven endekslerindeki artışın ardından reel kesim güven endeksi de 8.1 puan artarak 100.7 seviyesine çıktı. Kapasite kullanım oranı da Temmuzda 4.7 puan artarak yüzde 70.7’ye yükseldi. Çarkları hep beraber daha hızlı çevirelim. Ekonomimiz adım adım yeniden yükseliyor. Güven endekslerinin Temmuz'da aylık bazda; hizmet sektöründe yüzde 20.2, perakende ticarette yüzde 9.6 ve inşaat sektöründe yüzde 11.6 yükselmesi sevindirici. Türkiye ekonomisi üzerine yapılan kötümser tahminler inşaallah yine boş çıkacak.
‘V’ çıkışı ilk sinyalini gördük: Sanayide çarklar yeniden hızlanmaya başladı. Sanayi üretimimiz Mayıs'ta aylık bazda yüzde 17.4 oranında arttı. Ayrıca inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplamında ciro endeksi aynı dönemde de yüzde 12.5 yükseldi. Her iki endekste ‘V’ çıkışı ilk sinyalini gördük.
Hedefimiz sağlam bir Türkiye ekonomisi: Halkımızın bilinçli davranışları hane halkının düşük borçluluk oranı ülke ekonomimizi, diğer ülkelerden pozitif yönde ayrıştırıyor. Hedefimiz mevcut kazanımlarla birlikte katmadeğerli üretim ve ihracat artışını koruyarak güçlü, sağlam bir Türkiye ekonomisi oluşturmak.
Konut satışları arttı: Tek başına 250 alt sektörü harekete geçiren konut sektöründe kamu bankalarımızın düşük maliyetli destekleri etkisini gösterdi. Konut satışları geçen ay yüzde 209.7 artarak 190 bin 12 ile tarihinin en yüksek Haziran rakamlarına ulaştı. Ev sahibi olan vatandaşlarımıza hayırlı olsun.
Düşük kamu borç stoğu, ekonomimizin güçlü sac ayaklarından: Ekonomimizin güçlü sac ayaklarından biri olan düşük kamu borç stoğu oranı pandemi sürecinde elimizi güçlendiren ve bize hareket alanı sağlayan farklılıklarımızın başında geliyor. Kazanımlarımızı koruyarak bu süreçten güçlenerek çıkacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Covid-19 pandemisi tüm dünyada ekonomileri olumsuz etkiliyor. Uluslararası kurumlar, pandemi süreciyle ülkelerin kamu borç stoğunun milli gelire oranlarının II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en yüksek seviyelerine çıkacağını tahmin ediyor.
Halkbank esnaf kredileri 3 ay süreyle ertelendi: Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Covid-19 salgını nedeniyle işleri zarar gören, Halkbank’tan kredi çekmiş esnafın borçları 3 ay ertelendi.
Ekonomiler tamamen kapanmamalı: G20 Maliye Bakanları ve Merkez Bankası Başkanları ile G20 Eylem Planı’nda gelinen aşamayı değerlendirdik. Toplantıda ikinci bir COVID-19 dalgası yaşanması halinde dahi ekonomilerimizin tamamen kapanmaması, uluslararası ticaret ve işbirliğinin sürdürülmesinin önemi vurgulandı.”
Sanayide hızlı artış

2.1 milyar TL’lik yatırım: Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Kocaeli’de katıldığı temel atma törenlerinde açıklamalarda bulundu: “Geçen yıl başlattığmız Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı ile yurt içi kabiliyetleri geliştirecek ve küresel pazarlarda rekabet gücümüzü artıracak şekilde kritik sektörlerde yerlileşmeyi ve katmadeğerli üretimi hedefledik, İlk çağrıya makine sektöründe çıktık. Katmadeğeri yüksek 22 proje belirledik, bu projeler için 2.1 milyar liralık bir yatırım öngörülüyor.
1421 yeni sanayi işletmesi, 606 yeni üretim tesisi:  Mayıs’ta sanayi üretimi, Nisan’a göre yüzde 17.4 arttı, Haziran’da bin 421 yeni sanayi işletmesi kuruldu. Bu sayı geçen seneye göre yüzde 91’lik bir artışa tekabül etti. OSB’lerde de yeni fabrikalar açılmaya devam ediyor, yılın ilk yarısında 606 üretim tesisi faaliyete geçti.”
100 milyon liralık Girişim Sermayesi Yatırım Fonu kurulacak: Biz Bilişim Vadisi’ni aynı zamanda teknoloji tabanlı girişimciliğin de merkezi haline getirmek istiyoruz. Bu amaçla 100 milyon liralık bir Girişim Sermayesi Yatırım Fonu kurulması için çalışmalara başladık. Ulaşım, haberleşme, nesnelerin interneti, finans, siber güvenlik, robotik ve otomasyon gibi alanlardaki projeleri bu fonla birlikte değerlendirmek istiyoruz.
Türkiye Açık Kaynak Platformu: İstanbul ve Doğu Marmara Kalkınma Ajansları’nın finansmanıyla Bilişim Vadisi ile TÜBİTAK TÜSSİDE ortaklığında Türkiye Açık Kaynak Platformu’nu kurduk. Platformla kamu ve özel sektörün ihtiyaç duyduğu kritik yazılımları üretmeyi, ülkemizin yazılımcı havuzunu büyütmeyi ve yazılım konusunda dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyoruz. Platform kanalıyla kodlama eğitim programları düzenleyecek ve yazılım okulları açacağız. Bu okullardan birisi de Bilişim Vadisi’nde kurulacak.”
“En hızlı toparlanan ilk 3 ülkeden biriyiz”: Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Mayıs ayı sanayi üretiminin beklentiler dahilinde yıllık bazda düşerken Nisan’a göre yüzde 17.4 yükseldiğini kaydetti: “Küresel piyasaların tümü Nisan’da sert bir daralma yaşamıştı. Mayıs’ta en hızlı toparlanan ilk 3 ülkeden biri olduk. Endeksin tüm alt kalemleri pozitif gerçekleşti.”
Okulumuz Temiz Belgesi geliyor
‘Yeni Normal’e hazırlanan okulların 31 Ağustos’ta yeniden açılması planlanıyor. Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda alınacak tedbirlere bir yenisini daha ekledi. Hijyen şartlarını yerine getiren okullara “Okulum Temiz Belgesi” verilecek.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın işbirliği ile Eğitim Kurumlarında Hijyen Şartlarının Geliştirilmesi ve Enfeksiyonu Önleme Kılavuzu hazırlandı. Kılavuz, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un katıldığı toplantıyla kamuoyuna tanıtıldı. Bakanlar Varank ve Selçuk, kılavuzun tanıtılmasının ardından, işbirliği protokolünü imzaladı, törende, TSE Başkanı Prof.Dr. Adem Şahin de hazır bulundu.
Kalkınma Ajansları 238 milyon TL finansman sağlayacak
Kalkınma Ajansları, ülke genelinde geliştirilen bölgesel projelere destek hamlesi başlattı. 31 Mart’ta ilan edilen “COVID-19 ile Mücadele ve Dayanıklılık Programı” kapsamında oluşturulan 238 milyon TL’lik kaynakla sağlık, tarım, gıda, turizm, teknoloji, e-ticaret alanlarında çok sayıda projeye finansman desteği sağlandı. KOBİ’ler yaratıcı projelerle programa katıldı. E-ticaret, kalkınma ajanslarının bu dönemde yoğunlaştığı alanlardan biri oldu. KOBİ’lerin e-ticaret konusunda bilgilendirilmesi için eğitim çalışmalarına ağırlık verildi.
BDDK’dan bankalara 11 maddelik “kolaylık” talimatı
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), tarafından banka ve banka dışı mali kuruluşlara yönelik hazırlanan 11 maddelik talimatta, ‘Yeni Normal’de bireysel ve ticari müşterilere kolaylık sağlayacakları hususları bildirdi. Talimatta, mevcut kredi limitlerine haklı ve somut gerekçe bulunmaksızın bloke konulmaması ve limitlerin kullanıma hazır tutulmasına özen gösterilmesi gerektiği ifade edildi. BDDK, ötelenen nakit akışları için güncel piyasa koşullarına uygun fiyatlama yapılmasını, kredi kartı limitlerinin sınırlanmamasını ve kart aidatları için kolaylık sağlanmasını istedi. BDDK, ilgili kurumların Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili alt düzenlemelerine uygun hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
Yeni İstihdam Paketi TBMM’de kabul edildi
İstihdama ilişkin düzenlemeleri içeren İşsizlik Sigortası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Kanuna göre, bireylerin kişilik haklarına, özel hayatın gizliliğine ve diğer temel hak ve özgürlüklere aykırı ya da çocukların fiziksel ve psikolojik gelişimlerine zarar verici şekilde internet kullanımının önlenmesi amacıyla TBMM bünyesinde Dijital Mecralar Komisyonu kurulacak.
Yükseköğretim Kanunu’nun kamu kuruluşları ve vakıflarda görevlendirme düzenlemesi kapsamında Türkiye Bilimler Akademisi’nde görevlendirilenlerin sosyal ve mali hakları emsalleri ile eşitlenecek.
Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını gerekçesiyle Cumhurbaşkanı’nın kısa çalışma başvurusunu 31 Aralık 2020 tarihine kadar uzatma yetkisi genişletiliyor. Buna göre, Cumhurbaşkanı 31 Aralık 2020 tarihi korunarak, kısa çalışma ödeneğinin süresini sektörel olarak ayrı ayrı veya bir bütün olarak uzatabilecek.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yetkisini kullanarak Kısa Çalışma Ödeneği düzenlemesini 31 Aralık 2020’ye kadar uzattı. 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri ile kamuya ait işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirilmesi zorunluluğu 31 Aralık 2023 tarihine kadar ertelendi.
Ekonominin normalleşmeye başlamasıyla birlikte iş yerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönülmesi teşvik edilecek.
Covid-19 salgını kaynaklı zorlayıcı sebebe bağlı olarak özel sektör işyerlerinde kısa çalışma ödeneğinden yararlananlar ile nakdi ücret desteğinden yararlananların çalıştıkları işyerinde haftalık normal çalışma sürelerine dönülmesi halinde sigortalı ve işveren paylarının tamamı 31 Aralık 2020 tarihini geçmemek üzere 3 ay süreyle İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacak.
İşverene her bir ay için sağlanacak destek süresi; kısa çalışma ödeneği alanlar için kısa çalışma ödeneği aldığı aylık ortalama gün sayısını, nakdi ücret desteğinden yararlandırılanlar için nakdi ücret desteği aldıkları aylık ortalama gün sayısını geçemeyecek.
Kısa çalışmadan yersiz yararlanıldığının tespiti veya kısa çalışma başvurusuna yönelik uygunluk tespitinin olumsuz sonuçlanması ya da nakdi ücret desteğinden yersiz yararlandığının tespiti halinde, işyeri bu düzenleme kapsamında sağlanan destekten yararlanamayacak veya yersiz yararlanmış sayılacak. Destekten yersiz yararlanıldığının tespiti halinde, yararlanılan destek tutarı işverenden gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte tahsil edilecek. Söz konusu teşvikten yararlanmakta olan işverenler, bu teşvikten yararlanılan ayda aynı sigortalı için diğer sigorta primi indirimi, teşvik ve desteklerinden yararlanamayacak.
Düzenleme kapsamında İşsizlik Sigortası Fonu tarafından işverene sağlanan, sigortalı hissesine karşılık gelen destek tutarının sigortalıya ödenmesi işverenden talep edilemeyecek. İşsizlik Sigortası Fonu’ndan düzenleme kapsamında karşılanan tutarlar, gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gelir, gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmayacak.
Cumhurbaşkanı, düzenlemede yer alan 3 aylık süreyi sektörel olarak ayrı ayrı veya bir bütün olarak 6 aya kadar uzatmaya yetkili olacak.
İşten çıkarma yasağının uzatılması için Cumhurbaşkanı’na yetki: Covid-19 salgını gerekçesiyle işçilerin iş akitlerinin feshedilmesinin önüne geçilmesine yönelik düzenlemenin uygulama süresini, 3’er aylık sürelerle 30 Haziran 2021 tarihine kadar uzatabilmesi için Cumhurbaşkanına yetki veriliyor.
Ayrıca, belirli süreli iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, işyerinin herhangi bir sebeple kapanması ve faaliyetinin sona ermesi, ilgili mevzuata göre yapılan her türlü hizmet alımları ile yapım işlerinde işin sona ermesi halleri, fesih engelinin istisnalarına ekleniyor.
Kıdem tazminatlarını Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu karşılayacak: Soma’da Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumunun taraf olduğu Maden Kanunu çerçevesinde imzalanmış rödovans sözleşmeleri kapsamında yer alan Işıklar, Atabacası ve Geventepe ocaklarında çalışan ve 13 Mayıs 2014’te meydana gelen maden ocağı kazası sonrasında kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde hizmet akdi sona erdirilen işçilerden, kıdem tazminatlarını veya iş sözleşmesinin bildirim şartına uyulmaksızın feshinden kaynaklanan tazminatını alamayanların tazminatları, Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu tarafından karşılanacak.
İşçilerin tazminatları, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 ay içinde Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu’na müracat edilmesi halinde müracat tarihinden itibaren 6 ay içinde ödenecek.
Yapılan ödeme nedeniyle Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu, rödovans sözleşmesinin tarafı olan ilgili şirketler ile bu şirketlerden tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan tutar için kıdem tazminatına hak kazanılacak şekilde iş sözleşmelerinin sona erdiği tarihten düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar görev yapmış yönetim kurulu üyelerine rücu edecek.
Toplu taşıma araçlarının engellilerin erişilebilirliğine uygun olmasının sağlanabilmesi için yapılacak yükümlülükleri düzenleyen hükümler uyarınca, ilk kez denetlenerek eksikliği olduğu tespit edilenler ile daha önce tespit edilip süre verilenlere; karşılanması gereken yükümlülüklerin Kovid-19 salgını sebebiyle aksaması dolayısıyla, yükümlülüğün maliyet ve niteliğine göre ilave süre verilebilecek.
Elektronik Kimlik Doğrulama Sistemi: Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun “tanımlar” kısmına  “Elektronik Kimlik Doğrulama Sistemi: Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartının elektronik kimlik doğrulama işlemlerinde kullanılabilmesini sağlayan sistem” tanımı ekleniyor.
Kimlik kartı kullanılarak yapılacak kimlik doğrulamada uygulanması öngörülen elektronik kimlik doğrulama sistemi İçişleri Bakanlığı tarafından belirlenecek. Elektronik Kimlik Doğrulama Sistemi’nin uygulanmasında Kişisel Verilerin Korunması Kanunu hükümlerine göre ve kişinin açık rızası alınarak işlem yapılacak.  Otoyollardan geçiş ücreti ödemeden geçen yabancı plakalı araçlar, yerli plakalı araçlarla aynı ceza ve usullere tabi olacak.
Covid-19 salgını nedeniyle eğitimlerin aksaması ve ilgili sınavların gerçekleştirilememesinden kaynaklı oluşacak uzman ve hekim açıklarını önlemek amacıyla, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun, 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri ile kamuya ait işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirilmesine ilişkin hükmünün yürürlüğü ötelenecek.
İç ticarette yeni bir dijital dönüşüm hamlesi
Tesciller, 2 saatte elektronik ortamda yayımlanacak: Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, “Ticaret Sicili Müdürlükleri tarafından yapılan tescillere ilişkin ilanlar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’ne artık elektronik ortamda gönderilebilecek ve en geç iki saat içerisinde yayımlanabilecek. Böylelikle ticari faaliyetler hız kazanacak” dedi.
Bakanlık bünyesindeki Merkezi Sicil Kayıt Sistemi’nin (MERSİS), halihazırda 45 farklı kurumla anlık olarak veri paylaştığını ve entegre olarak çalıştığını aktaran Pekcan, MERSİS üzerinden ticaret siciline ilişkin ihtiyaç duyulan bilgilere tek noktadan erişildiğini, kurum ve kuruluşlarla tacirler ve vatandaşlar tarafından sistemin önemli bir doğrulama kaynağı olarak kullanıldığını ifade etti: “İç ticaret işlemlerinin dijitalleştirilmesi kapsamında sürdürülen çalışmalar neticesinde MERSİS üzerinden elektronik ortamda yürütülen işlemlerin kapsamı genişletilmiş ve paydaş kurumlarla işbirliği yapılarak vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıran pek çok yeniliğe imza atılmıştır.”
Bu kapsamda, yakın zamanda devreye alınan elektronik belge uygulaması ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince verilen tüm belgelerin, ödeme aşamaları da dahil olmak üzere, tamamen elektronik ortamda MERSİS üzerinden temin edilebilmesinin sağlandığını hatırlatan Pekcan; İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa Ticaret Sicili Müdürlükleri başta olmak üzere toplam 40 ticaret sicili müdürlüğünde belgelerin tamamen elektronik ortamda talep edilebildiğini ve alınabildiğini kaydetti.
Tescile ilişkin ilanlar da artık elektronik ortamda verilecek: Bakan Pekcan, Bakanlığın dijital dönüşüm çalışmaları kapsamında vatandaşlara sunduğu hizmetlere bir yenisini daha eklediğini dile getirdi: “Ticaret sicili işlemlerinde, tescile ilişkin ilanlar fiziki olarak (posta veya kargo ile) Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’ne gönderilmekte bu durum maliyet ve zaman kaybına neden olmaktaydı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile yürütülen ortak çalışma sonucunda MERSİS ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Bilgi Sistemi entegrasyonu sağlanmıştır. Buna göre, Ticaret Sicili Müdürlükleri tarafından yapılan tescillere ilişkin ilanlar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’ne artık elektronik ortamda gönderilebilecek ve en geç iki saat içerisinde yayımlanabilecek. Söz konusu ilanlara Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin internet sayfası üzerinden ulaşılabilecek. Böylece ticari faaliyetler hız kazanacak. Zaman ve maliyet tasarrufu sağlayan ve 124 Ticaret Sicili Müdürlüğünde devreye alınan söz konusu uygulama kısa sürede tüm Ticaret Sicili Müdürlüklerinde hayata geçirilecek.”
Tüketici hakem heyetleri tebligatı elektronik yapacak: Ticaret Bakanlığı tarafından tüketici şikayetlerinin görüldüğü Tüketici Hakem Heyetleri tebligatlarının elektronik ortamda yapılması için çalışma yapıldığı bildirildi. Bakanlıktan yapılan açıklamada; Tüketici Bilgi Sistemi (TÜBİS) ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) ve Kamu Alacakları Tahsilat Platformu (KATP) bilişim sistemleri arasında kurulan entegrasyonlardan sonra 23 Haziran 2020’de TÜBİS ile Kurumsal Elektronik Tebligat Sistemi (KETSİS) arasında entegrasyon kurularak vatandaşların ve tüketici hakem heyetlerinin kullanımına açıldığı bildirildi.
İhraç ürünleri GEKAP kapsamı dışında
İş dünyasında çok geniş bir kesimi ilgilendiren geri kazanım katılım payı (GEKAP), uygulama esaslarında yeni düzenleme yapıldı. Yurt içinde piyasaya arz edilen ürünlere ilişkin satış noktaları ve üretim/ithalat yapanlardan geri kazanım katılım payı tahsil edilmesini öngören yönetmeliğin uygulama esaslarında, katılım payına tabi ürünlerle ilgili düzenleme, yorum farklılıklarını giderecek şekilde gerçekleştirildi.
GEKAP’a tabi ürünlerden, piyasadan toplatılanlar için katılım payı iade imkanı getirildi. Toplanan depozitolu ürüne GEKAP ödenmeyecek. Okulda ikramlar kapsam dışı, kantinde satılanlar için GEKAP ödemesi yapılacak. GEKAP, plastik poşet yanı sıra; lastik, akümülatör, pil, madeni yağ, bitkisel yağ, elektrikli ve elektronik eşya, ilaç, plastik ambalaj, metal ambalaj, cam ambalaj, ahşap ambalajı kapsıyor. İhraç edilen ürün kapsam dışı. İhracatın belgelenmesi durumunda tedarikçi ve ihracatçılar için geri kazanım katılım payı yükümlülüğü oluşmayacak.
Alüminyum folyo ve streç film ruloları, temizlik kağıdı ruloları, iplik makaraları gibi satış noktalarında ürünlerin satışa sunumu amacıyla kullanılan bobin, makara ve rulolar ambalaj olarak değerlendiriliyor, bu ürünler  ve bunlarla birlikte arz edilen palet, sepet, konteyner GEKAP kapsamında. İhtiyaç sahiplerine iletilmek üzere, kar amacı gütmeyen hayır ve insani yardım kuruluşları tarafından dağıtılan ambalajlı ürünler için GEKAP yükümlülüğü oluşmayacak. Yağdan bisküvi üreten firmalar katılım payı ödemeyecek. İthal edilen tarım ilaçları için ödeme yapılacak. Otomotiv üreticisi lastik için ödemeyecek. Araç buzdolabında satılan şirketin niteliğine göre değişecek. Powerbank için katılım payı ödenecek.
İhracatta yeni perspektif

Pandemi sonrası oluşacak yeni dünya düzeninde tedarik zincirleri kısalacak. Bu bağlamda Orta Asya pazarı Türk ihracatçısı için büyük umut vadediyor. Pandemi sonrası Türkiye-Kırgızistan destinasyonunda planlanan tren yolu projesi, Orta Asya’da ticaret/lojistik merkezleri oluşturulması, Türkiye ile Ortak Sanayi Bölgesi kurulması gibi karşılıklı yatırımların kolaylaştırılması, ticaretin artması ve ihracatın sürdürülebilirliği için çeşitli adımların atılması da bekleniyor.
Türk Cumhuriyetleri’ne ihracatımız kısa sürede rahatlıkla artırılabilir. Çünkü Kırgızistan ve Tacikistan’da Türk Sanayi Bölgeleri kurulacak ve tren yolu projesi hem üretim maliyetlerini hem de lojistik masraflarını düşürecek. Türk firmaları için çok fazla sayıda yatırım olanağı ve ihracat potansiyeli söz konusu olacak. Tren yolu ayrıca Türkiye’nin Çin’e ihracatını da artıracak. İhracatta bu yeni perspektif sanal ticaret heyetleri vasıtasıyla geliştiriliyor.
İhracat yeni normale rekorla başladı
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Haziran ayı ihracat rakamlarını açıkladı. Genel Ticaret Sistemi’ne (GTS) göre Türkiye’nin ihracatı 2020 Haziran’da yüzde 15.8 artışla 13 milyar 469 milyon dolar oldu. Mayıs’a göre yüzde 35.2 ile ihracatta rekor artış hızı elde edildi. Mayıs’ta 27 sektörün 25’i ihracatta düşüş yaşadı, Haziran’da 27 sektörün 24’ü ihracatta artış sağladı. 1.443 firma ihracat ailesine katılarak, Haziran’da 101 milyon 384 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi.  Son 12 aylık ihracat da yüzde 15.1 düşüşle 75 milyar 55 milyon dolar oldu. “Fındık ve mamülleri, hububat, mücevher, gemi ve yat, süs bitkileri” sektörleri ihracatlarını aylık bazda yüzde 50’nin üzerinde artırırken en çok ihracat gerçekleştiren ilk 5 sektör; “otomotiv, kimyevi maddeler, hazırgiyim, çelik ve elektrik- elektronik” oldu.
144 ülkeye ihracat 2.43 milyar dolar arttı: Türkiye küresel ticaretteki olumsuz tabloya rağmen Haziran’da 144 ülkeye ihracatını 2.43 milyar dolar artırmayı başardı. Bu 144 ülkenin 119’unda artış yüzde 10’un, 61’inde ise yüzde 50’nin üzerinde gerçekleşti. Bu ülkeler arasında, geçtiğimiz yılın Haziran’ına göre 304 milyon dolar ihracat artışıyla Birleşik Krallık, 272 milyon dolar ihracat artışıyla ABD ve 162 milyon dolar ihracat artışıyla İsrail dikkat çekti.
Otomotiv liderliği sürdürdü: Haziran ayının lideri, 2 milyar 16 milyon dolarlık ihracatla otomotiv. 1 milyar 425 milyon dolar ihracatla kimyevi maddeler sektörü ikinci, 1 milyar 358 milyon dolara ulaşan hazırgiyim sektörü üçüncü, 1 milyar 129 milyon dolar ile çelik sektörü dördüncü ve 903 milyon dolarla elektrik-elektronik sektörleri beşinci oldu. Haziran’ın en güçlü performansına imza atanlar ise yüzde 69.3 artışla 128.4 milyon dolar ihracata ulaşan fındık ve mamülleri, yüzde 66 artışla 572.4 milyon dolara ulaşan hububat, yüzde 60.2 artışla 345.1 milyon dolara ulaşan mücevher, yüzde 58.8 artışla 88 milyon dolara ulaşan gemi ve yat, yüzde 55.2 artışla 6 milyon dolara ulaşan süs bitkileri sektörleri oldu.
“İhracatçılar başarılamaz denileni başardı”: TİM Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle, tüm dünyada olduğu gibi salgının Türkiye’nin üretim ve ihracatını Mart-Nisan-Mayıs aylarında olumsuz etkilediğini belirterek, “İhracat ailesi, salgın döneminde ‘Önce Türkiye, Önce İhracat’ diyerek üreten Türkiye’nin dinamosu olmaya devam etti. Türkiye, küresel ticaretin ‘güvenilir limanı’ olduğunu tescilleyerek ihracatta normalin de ötesindeki seyrine başladı. Olağanüstü koşulların barındırdığı fevkalade fırsatların farkındayız. İhracatçılarımıza güveniyoruz. Çünkü onlar hep yapılamaz denilenleri yaptı, başarılamaz denilenleri başardı. Söz konusu Türkiye olunca dün yaptık, bugün de yaparız, yarın da yapacağız” dedi.
İsmail Gülle, hedef pazarlar arasında yer alan birçok ülke ekonomisinin de 2020 yılında önemli ölçüde küçülmeyle karşı karşıya kalmasının beklendiğini paylaştı: “PMI verileri küresel ölçekte iktisadi faaliyetteki daralmanın hız kestiğine işaret ediyor. Küresel ekonomide ve bilhassa ülkemiz ekonomisinde toparlanmanın hızla gerçekleşmesi en büyük temennimiz.”
“Haziran ayı ihracatı büyük bir çabayı yansıttı”: Gülle, firmaların salgının ortaya çıkardığı talep şokunu en az hasarla atlatmaları adına, ihracatçılara yönelik kredi hacminin artırılması ve ihracatçıların finansmana erişimlerinin kolaylaştırılmasına büyük önem verdiklerini söyledi. Başta Eximbank olmak üzere kamu bankalarının ve özel bankaların ihracatçılara sağladıkları desteklerin Haziran ayı ihracat verilerine tüm sektörlerde olumlu katkısına değinen Gülle, Pandemi sürecinde ortaya çıkan ve TİM olarak dile getirdikleri 53 talebin, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı’nın özverisiyle jet hızıyla çözüme kavuşturulduğunu da belirtti. 
Yeni Nesil Ticaret Diplomasisi faaliyetleri aralıksız devam edecek: Gülle, Türkiye’nin ve ihracatın geleceği için TİM’in yürüttüğü eylem planı çerçevesinde Haziran’da, Yeni Nesil Ticaret Diplomasisi faaliyetleri kapsamında Ticaret Bakanlığı koordinasyonu ile gerçekleştirdikleri Sanal Ticaret Heyetleri’nin üçüncüsünü 15-25 Haziran’da; Tarım, Gıda ve Gıda Dışı Hızlı Tüketim Ürünleri, Tarım Makinaları, Soğuk Hava Depoları ve İklimlendirme sektörlerini kapsayacak şekilde Hindistan’a gerçekleştirdiklerini anlattı: ”Sanal Ticaret Heyetlerimiz, Özbekistan, Kenya ve Hindistan ile sınırlı kalmayacak, TİM olarak, ihracat ailesinin 95 bin üyesiyle hedef pazarlarda Yeni Nesil Ticaret Diplomasisi faaliyetlerimize aralıksız şekilde devam edeceğiz.”
En çok ihracat gerçekleştirilen ülke Almanya oldu: Haziran’da ihracatçılar, ülkemizin bayrağını 202 ülke ve bölgede dalgalandırmayı başardı. En çok ihracat gerçekleştirilen ilk 3 ülke; 1 milyar 293 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 13 milyon dolar ile İngiltere ve 792 milyon dolar ile ABD oldu. Aralarında ABD, Almanya, İtalya ve Hollanda’nın da yer aldığı tam 17 ülkeye her sektör ihracat gerçekleştirmeyi başardı. En büyük pazar olan Avrupa Birliği’nin ihracattaki payı 6.53 milyar dolarlık bir hacimle yüzde 48.5 seviyesine düştü.
En dikkat çekici artış Kastamonu’da: Haziran’da 68 il ihracatını artırdı. En çok ihracat gerçekleştiren ilk 3 il; 5 milyar 404 milyon dolarla İstanbul, 931 milyon dolarla Bursa ve 865 milyon dolarla Kocaeli oldu. En dikkat çekici artışlar ise; yüzde 631 artışla 54 milyon dolar ihracata imza atan Kastamonu, yüzde 293 artışla 6 milyon dolara ulaşan Van ve yüzde 208 artışla 1.5 milyon dolar ihracat yapan Kırıkkale’de yaşandı. Kastamonu hazırgiyim sektörü ihracatını 11 kat,  Van’da madencilik sektörü ihracatını 161 kat, Kırıkkale’de makine sektörü ihracatını yüzde 44 artırdı.
174 ülkeye ihracat: Haziran’da, 174 ülkeye 4.2 milyar TL ihracat yapıldı, miktar bazında ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 28.3 artışla 12.5 milyon ton gerçekleşti, Euro Dolar paritesinin negatif etkisi 31 milyon 771 bin dolar oldu.
COVID-19, güvenlik ve devlet algısını da değiştirdi
İstanbul Ticaret Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü  akademisyenleri tarafından hazırlanan “COVİD-19 ile Birlikte Uluslararası İlişkililerde Değişim ve Süreklilik’ raporuna göre pandemi sürecinde ekonomiden güvenliğe, orduların işlevinden ulus devlet anlayışına kadar birçok konuda önemli değişimler yaşandı ve toplumlarda yeniden güçlü ulus devlet yönelimi başladı.
İstanbul Ticaret Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümünden Prof.Dr. Oya Dağlar Macar, Prof.Dr. Mim Kemal Öke, Dr. Öğr. Üyesi Uğur Yasin Asal, Dr. Öğr. Üyesi Ayfer Genç Yılmaz, Dr. Öğr. Üyesi Başak Özoral ve Dr. Kamala Valiyeva tarafından yazılan rapora göre doğaya yapılan müdahaleler ve ekosistemin bozulup, parçalanması dolaylı olarak hastalıkların yayılmasına etki edebiliyor. Küreselleşme de salgın hastalıkların yayılmasını hızlandırmaktaki en büyük faktör. İnsanların ve malların dolaşımı salgın hastalıkların yayılmasını kolaylaştırarak kısa sürede pandemiye dönüşmesine neden oluyor. Rapor, salgın hastalıkların büyük ölçüde çevresel sorunlar olduğunu kaydederek bu konuda alınacak tedbirlerin yeni küresel salgınların ortaya çıkmasını önlemede hayati önem taşıdığını savunuyor.
Salgın güvenliğin dönüşümünde bir aşama mı?: Raporda salgınla mücadele sürecinin ortaya çıkardığı yeni güvenlik ortamında ordunun ‘içeride’ çok daha fazla görünür olduğunun gözlemlendiğine yer verilirken ordunun bu içe dönük yeni görev tanımının, özellikle gelişmekte olan ve demokratik kurumları konsolide olmamış ülkelerde toplum nezdinde şüpheyle karşılandığı ifade ediliyor.
Covid-19 ile ulus devlet: Devletler salgına sınırları kapatarak ve sınır geçişlerini sınırlayarak, tıbbi malzeme ihracatını yasaklayarak, anayasal normları kişisel hakları sınırlayacak şekilde gözden geçirerek kamu sağlığı ve güvenliği adına sert önlemler aracılığıyla müdahale etti. Çalışmada bu önlemlerin, egemen ulus devletleri aşındıran bir ulusüstü bütünleşme projesi olan Avrupa Birliği içinde bile geçerli olduğunun görüldüğü, dolayısıyla, salgına karşı kolektif savunmanın sağlanması ve ekonomide oluşan sıkıntılı dönemin atlatılması için liberal piyasa ekonomisinin ulus devlete karşı en güçlü olduğu ülkelerde bile toplumun yeniden güçlü bir devlete yönelmeye başladığı kaydediliyor.
Covid-19 ve ekonomi: Krizle birlikte devlet, toplum ve ekonomi ilişkilerinin de yeniden düşünülmesi gerekliliğine değinen raporda salgınla mücadelede piyasa ekonomileri ile devletçi uygulamalar arasında başarı ve başarısızlıkların ortaya çıktığı bu sürecin küresel sorunlarla mücadelede mevcut mekanizmaların etkinliğini sorgulattığı ve yeni mekanizmaların arayışını hızlandırdığına yer veriliyor. Raporda COVID-19’un küresel ekonomi üzerinde dört temel stres testi oluşturacağının öngörüldüğü paylaşılıyor. Stres testlerinden ilkinin zayıflayan ihracat talebi, tedarik zincirinin dağılması, turizm harcamalarında radikal düşüş ile birlikte piyasaların durgunluğu üzerine olacağı öngörülüyor. İkincisi, COVID-19’un ekonomi ve finans dünyasındaki uyumu bozması ve bunun sonucunda iş bırakma ve seyahat kısıtlamalarının ortaya çıkması ile tüketimde düşüş, zayıflayan gelir ve sermaye giderlerinde daralma bekleniyor. Üçüncüsü; gelişmekte olan ülke para birimlerinin kademeli olarak dolar karşısında zayıflayacağı öngörülüyor. Dördüncüsü; jeopolitik gelişmelerin Covid-19 ile birlikte yeni bir görünüm kazanabileceği ve özellikle Çin’in yakın bölgesi (Güney Çin Denizi) ve küresel güç dengesinde yeni bir aşama oluşturabileceği öne sürülüyor.
Tüketici ‘dijital’ markalarla yola devam edecek
Pandemi nedeniyle finansal olarak kısıtlanmış ama dijital teknolojilerde daha gelişmiş, karar alma süreçlerinde daha seçici ve düşünceli olan tüketici, dünyadaki değerleri yeniden oluşturmak için Covid-19’u bir fırsat olarak görüyor.
KPMG, 12 ülkede 12 bin 334 kişiyle tüketicinin ‘yeni normal’ini araştırdı. Şirketlere karar alma süreçlerinde ve planlarında yeni dönemin yeni zorluklarıyla mücadele etmek için odak noktaları sunulan araştırmaya göre; Pandemi ile birlikte dijitalin getirdiği kolaylıkları iyice benimseyen tüketici, bundan sonra dijitalde bilgili ve hızlı şirketlerle etkileşimini artıracak. Covid-19’un getirdiği finansal zorluklar nedeniyle yeni dönemde en çok ödediği paranın karşılığını almak isteyen tüketicinin ikinci önceliği güven.
KPMG Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri Kerem Vardar, “Dünyanın her yerinde Covid-19 salgını döneminde geçici süreyle bankaların kapanması tüketicilerin bankalarla ilişkilerinde kalıcı değişikliklere yol açtı. Müşterilerin büyük bir çoğunluğu özellikle yatırım hesapları ve yüksek değerli ürün alımlarında internet bankacılığını ve dijital uygulamaları daha çok kullanmaya devam edecek” dedi.
Araştırmada öne çıkanlar:
• Önümüzdeki dönemde şirketlerle başlıca iletişim aracının sosyal medya kanalları olacağını düşünen tüketicilerin sayısı üç kat arttı.

• Katılımcılar gelecekte yapacakları alışverişlerinde nakitten çok dijital cüzdan ve kart seçeneklerini kullanmayı düşünüyor.
Ana kazananlar dijital bankalar: Bankalar arasında tercih yaparken müşterilerin dikkat ettiği konular arasında yüzde 46 ile ödenen paranın karşılığının alınması başı çekiyor. Kişisel güvenlik (yüzde 45), markaya duyulan güven (yüzde 45), müşteri deneyimi (yüzde 41).
• İnternet siteleri ve uygulamaların işlevselliğinin yanında kolay erişilebilirlik (kişisel güvenlik) müşterilerin önceliği. Covid-19 döneminde bankaların sunduğu hizmet tekliflerindeki proaktif iletişim de müşteriyi etkileyen başlıklardan.
• Covid-19 döneminde müşterilerin kendi bankalarına duydukları güven yüzde 15 arttı. Tüm tüketiciler bankalarına duydukları güvenin en az Covid-19 öncesi dönemdeki seviyede (yüzde 96).
• 10 kişiden biri Covid-19 salgını sonucunda bankalarını değiştirmeyi düşünüyor, böyle düşünen katılımcıların 10 kişiden dördünün ise dijital bankalara geçme ihtimali daha yüksek.
Sigorta sektörü güven sınavını geçti: Sigorta şirketleri, Covid-19 sürecinden güven konusunda yara almadan çıktı. Ancak tüketicilerin üçte biri aldıkları hizmetler ve poliçelerinin kapsamı konusunda daha proaktif bir iletişim istiyor. Sigorta şirketlerinin odaklanması gereken konuların başında sigorta talep süreçlerinin en etkin şekilde yürütülmesi geliyor (yüzde 39). İkinci sırada ise yenilikçi ürünler var. Covid-19’la birlikte poliçesini gözden geçirenlerin oranı yüzde 41. Yüzde 27’lik bir kesim hayat sigortası yaptırdığını, yüzde 26’sı ise sigorta yaptırmayı düşündüğünü belirtiyor.
• “Bir sonraki sigorta yaptırma sürecinizde neler etkili olacak” diye sorulduğunda yüzde 51 ‘fiyat’ diyor. Kişiselleştirilmiş ürün ve hizmet diyenlerin oranı yüzde 42. Yüzde 39’u ise olası pandemileri kapsayıcı bir poliçe tercih edeceklerini belirtiyor.
KOVID-19’un Türkiye’deki KOBİ’ler Üzerindeki Etkileri

Facebook, KOVID-19 pandemisinin Türkiye’deki küçük ve orta boyuttaki işletmeler (KOBİ) üzerindeki etkilerini ölçen araştırmasının ilk sonuçlarını yayınladı. İlk olarak Mayıs’ta Dünya Bankası ve Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ortaklığıyla ABD’de yayınlanan ve bundan böyle 50’den fazla ülkeyi kapsayacak şekilde aylık olarak yayınlanacak Küçük İşletmeler Küresel Durum Raporu (Global State of Small Business Report), dünya genelindeki ve Türkiye’deki KOBİ’lerin pandemi sonrası durumuna ilişkin önemli içgörüler sunuyor.
Araştırmaya göre, dünya genelindeki KOBİ’lerin yüzde 33’ü, Türkiye’deki KOBİ’lerin ise yüzde 34’ü pandemi sebebiyle çalışan sayılarını azalttı. Geçen yıla oranla satışlarının düştüğünü belirten KOBİ’lerin oranı dünya genelinde yüzde 62, Türkiye’de ise yüzde 70 oldu.
Rapor’un Türkiye verilerine göre; Facebook’taki KOBİ’lerin yüzde 63’ü faal durumda veya gelir getiren faaliyetlerde bulunuyor. Faal durumdaki KOBİ’lerin yüzde 70’inin, bu yıl ki satışları geçen seneye kıyasla daha düşük. Yüzde 34’ü KOVID-19 pandemisi sebebiyle çalışan/işçi sayılarını azalttı. Yüzde 61’i önümüzdeki birkaç ay nakit akışında zorluk yaşamayı bekliyor.
Facebook Orta Doğu, Afrika ve Türkiye Bölge Başkan Yardımcısı Derya Matraş, “Araştırmamız gösterdi ki ülkemizdeki ve dünya genelindeki birçok KOBİ bu zor dönemi atlatabilmek adına küçülme ya da geçici veya temelli olarak kepenk kapatma gibi çözümler bulmak zorunda kaldılar. Ekonomilerin bel kemiği KOBİ’lerin aldığı bu zarar, uzun vadede ekonomik krizle mücadelede önemli bir yere sahip olacak.
Araştırmamız, Türkiye’de KOBİ’leri işleten ve bu işletmelerde çalışan insanların oldukça güçlü olduklarını ortaya koyuyor. Türkiye’de Facebook kullanan KOBİ’lerin yüzde 43’ü işletmelerinin geleceğiyle ilgili oldukça iyimser hissediyor. KOBİ’lerimizin müşterilerine online üzerinden ulaşmak için yeni yollar bulduklarını da görüyoruz. Bu işletmelerin yüzde 33’ü, geçtiğimiz ay yaptıkları satışların yüzde 25’ten fazlasının dijitalden geldiğini söylüyor. Bunlar, inanılmaz umut verici veriler.”
5G ile 500 milyar doları aşacak beş sektör
Geleceğin sektörlerini araştıran KPMG, 5G ile yıldızı parlayacak sektörleri analiz etti. KPMG’nin değerlendirmesine göre; anlık veri transferi üzerine kurulu hayat 5G ile daha da hızlanacak. 5G ile birlikte büyüyecek ‘edge bilişim’ (edge computing) yepyeni fırsatlar yaratacak. Analize göre; 2023’e kadar, bağlanabilirlik, yazılım, donanım ve hizmet merkezli; “endüstriyel üretim, tele-sağlık, akıllı ulaşım, çevresel izleme ve oyun” sektörlerinin piyasa değerleri 500 milyar doları aşacak. KPMG’ye göre şu anda 361 milyar dolarlık hacme sahip 5 sektörün üç yıl içinde 517 milyar dolara ulaşması bekleniyor.
KPMG Türkiye Teknoloji, Medya ve Telekomünikasyon Sektör Lideri Serkan Ercin, 5G ile birlikte bilgi teknolojisi mimarisi olan edge bilişimin hayatımızı daha etkili yöneteceğini söyledi.
Endüstriyel Üretim: Yapay zekanın ve 5G’nin süreçlere dahil edilmesiyle sektör, yüksek kalitedeki ürünü daha hızlı ve daha ucuza, daha sürdürülebilir ve düşük emisyonlu, daha az üretim hatasıyla üretebilecek. Covid-19 nedeniyle pek çok fabrika üretimini durdurmak zorunda kaldıysa da 5G, Çin, Güney Kore, İngiltere, Almanya ve ABD gibi geçiş sürecinde aşama kaydetmiş ülkelerde fabrikaların toparlanma süreci için fırsatlar sağlayabilir.
Tele-sağlık: 5G ve edge bilişim 2023’e kadar sağlık sektöründe pazarı yüzde 66 büyüterek 27 milyar dolardan 45 milyar dolara çıkarma fırsatı sağlayacak. Geleceğin akıllı aygıtları şeker ölçüm sistemi, kan basıncı ölçme, nabız ölçümü gibi kolaylıklar içerecek. Hastanede ya da hastane dışında, hastalarla ilgili verileri toplayan ve analiz eden sensörlerle önleyici sağlık hizmetleri gelişecek, hastalıklar azalacak.
Akıllı ulaşım: 12 milyar dolarlık akıllı taşıma sektörü 2023’e kadar 24 milyar dolara büyüyebilecek. Yüzde 100’lük artışta akıllı şehirlerin potansiyeli etkili olacak. Geleceğin ulaşımında, daha hızlı ve güvenli seyahatlerle yolcuların yaşam kalitesi yükselecek.
Çevresel izleme: Çevresel gözlem artık bir sektör. Şu anda 2.8 milyar dolarlık pazara sahip sektörün 5 milyar dolarlık potansiyeli var. Çevre ve sağlık alanında çalışan şirketlerin, çevresel tehditleri anlamaları için farklı kanallardan gelen verileri yorumlaması, doğru kararlar alabilmek için karmaşık verileri analiz etmesi gerekiyor.
Oyun sektörü: 5G ile sektörün hacminin 2023’e kadar 180 milyar dolardan 236 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik gibi sistemlerle gelişen oyun sektörü, güçlü bağlantılara ihtiyaç duyuyor. 5G’nin hızlı ve güvenli bağlantısı sayesinde oyunseverler bu deneyimi başka bir noktaya taşıyacak. 5G ile oyun sektöründe bulut tabanlı sistemlere geçiş hızlanacak.
İşin geleceği dayanıklılık ve esneklik temeli üzerine kurulacak

Deloitte Türkiye’nin “COVID-19 Sonrası Çalışma Hayatının Geleceği” Raporu’nda ‘iş’in kendisinin nasıl değişeceği anlatılırken beş ana başlık üzerinde duruluyor: ‘Komuta Merkezi’, yani şirketlerin karar alma mekanizmaları, ‘İşin Tasarımı ve İş Yapış Şekli’, özellikle sanal ve hibrit çalışma modelleri ön plana çıkıyor, ‘Seyahat’, ‘Yazılım ve Donanım’, ve ‘İşgücü Analitiği’.
Rapora göre, çalışma hayatında yeni normale ve ofislere geri dönüşte sadece fiziksel açıdan değil, zihinsel ve ruhsal açıdan sağlıklı bir geçiş olması gerekiyor. Ofise dönüş ve kalıcı uzaktan çalışma modeline geçiş ile beraber, kısa-orta-uzun vadeli stratejilerin belirlenmesi ve fiziki ve sanal iş ortamları arasındaki etkileşimlerin kurgulanması gerekiyor.
İş seyahatlerini baştan tasarlamak; bunu yaparken maliyetleri, zaman yönetimini, tüm paydaşların sağlığını, ekolojik faktörleri, müşteri ve çalışan beklentilerini göz önünde bulundurmak gerekiyor.
İşin geleceğinde çalışanlara sunulan yan hak paketleri mevcuda kıyasla daha esnek hale getirilerek, toplam fayda içerisinde “sağlık ve zindelik” ön plana çıkarılırken yemek ve yol masrafları ile ilgili yeni düzenlemeler yapılacak.
Stratejik karar verebilen liderler pozitif yönde ayrışacak. Mevcut lider kadrolarında yakın zamanda önemli değişiklikler yaşanabilecek. Yeni profile uygun liderleri hızla yetiştirebilmek daha önemli hale gelecek.
Deloitte İnsan Yönetimi Hizmetleri Lideri Cem Sezgin, yaşanılan bu süreçte tüm dünya ve çalışma hayatının adeta koca bir laboratuvara dönüştüğünü; kurumların ve çalışanların da denekler haline geldiğini, bununla birlikte herkesin bu süreçten önemli dersler çıkardığını söylüyor. Sezgin, işin geleceğini şekillendiren üç ana başlık olan iş, işgücü ve iş yeri ile ilgili belirli inisiyatifleri daha önce hayata geçirmiş şirketlerin iş sürekliliğinde ve COVID-19’un yarattığı olumsuz koşulları yönetmede görece daha başarılı olduğunu vurguluyor. Cem Sezgin bu kurumların, işin geleceğini sanal kaynaklar, teknoloji ve yeni davranış kalıpları ile destekleyen şirket olduğunu belirttiyor.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.