KobiEfor Sanayi Ekonomi Dergisi
2017-02-28 08:00:39

PISA’daki Olumsuzlukları Giderebiliriz

Hilmi Develi

28 Şubat 2017, 08:00

“Ar-Ge, İnovasyon, Endüstri 4.0, Bilim İnsanı” yetiştirme gibi alanlarda beceriyi ve başarıyı yakalamanın temel koşulu uluslararası standartlarda kaliteli eğitim sistemlerini uygulamaktan geçiyor.
Dünyada ülkelerin eğitimde başarı ve beceri düzeylerini değerlendiren programlardan biri de PISA.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), 2000 yılından bu yana 72 ülke ve ekonomide üç yılda bir, 15 yaş grubundaki öğrencilerin matematik, fen ve okuma becerilerini ölçen Uluslararası Öğrenci Değerlendirmesi Programı’nı (PISA) gerçekleştirmekte.
PISA, matematik, fen ve okuma alanlarında çoktan seçmeli ve açık uçlu sorulardan oluşur.
PISA’nın önemli özelliklerinden biri, öğrencilerin yalnızca bilgi düzeylerini değil, bilgiyi gerçek yaşamla ilişkili durumlara uygulama becerilerini de ölçmesi.
PISA 2015’te 72 ülkedeki 29 milyon 15 yaş çağ nüfusunu temsilen, 540 bin öğrenci değerlendirmeye alındı.
Türkiye’den ise 187 okuldan 5 bin 895 öğrenci katıldı.
PISA sınavlarında öğrencilerin sadece akademik performansları ölçülmüyor.
Bunun dışında öğrencilerin ekonomik, kültürel ve sosyal alanlardaki durumları da uygulanan çeşitli anket ve analizlerle ortaya konuluyor.
Dezavantajlı öğrencilerin eğitim durumundan göçmenlerin akademik performanslarına kadar ülkelerdeki eğitim sistemleri ve bunların işleyişiyle ilgi veriler paylaşılıyor.
PISA 2015 değerlendirmelerinde Türkiye; matematik, fen bilimleri ve okuma alanlarında PISA 2012’ye göre ortalama 7 sıra düştü.
En çok kayıp da 9 sırayla okuma ve fen bilimlerinde yaşandı.
Matematikte PISA 2012’de 448 puanla 44’üncü olurken 2015’te 420 ile 49’unculuğa geriledi. Fen bilimleri ve okumada da 9 sıra düştü.
PISA 2012’de 463 puanla 43’üncü sırada yer alırken 2015’te 425 ile 52’nci oldu.
Okumada ise PISA 2012’de 475 puanla yakalanan 41’incilik kaybedildi, 428 puan ancak 50’nciliğe yetti.
PISA değerlerindeki olumsuzlukları giderebilme bağlamında görüş ve değerlendirmelerden birkaç örnek vermek gerekirse;
İlk örnek Eğitim Reform Girişim (ERG) Yönetim Kurulu Başkanı, Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü döneminden tanıdığım Prof. Dr. Üstün Ergüder’in bu konudaki  makalesinden: “2003 yılında ‘Sivil Toplum Kuruluşu’ niteliğindeki  ‘Eğitim Reformu Girişimi’ni; ülkemiz gençlerinin eşitlikçi bir sistemde çağdaş bir eğitim almasını ve diğer ülkelerdeki akranlarıyla benzer yeterlikte olmalarını hedefleyen, akılcı ve veriler üzerine inşa edilmiş politikaların geliştirilmesi ve uygulanmasına katkıda bulunmak amacıyla kurduk. İnsan haklarına ve adalete değer veren, farklı dünya görüşlerine açık ve saygılı, analitik ve eleştirel düşünme becerilerine sahip, işbirliği odaklı bireylerin yetişebileceği ortamları hazırlamak olmalı temel meselemiz…
PISA’daki başarısızlığı gidermek için ne yapmalı denilirse? Her şeyden önce, geçmişle kavga etmeyi bırakıp geleceğe bakmak gerekiyor. Bu kapsamda, eğitimin amaçlarını, ‘Nasıl bir eğitimin şart’ olduğunu masaya yatırmamız lazım. Son dönemde yaşananlar bize cumhuriyetin temel değerlerinin önemini bir kez daha anımsattı. Temel değerlerden kastım elbette dogmalar değil, günümüze güncelleyerek taşıyıp ilke edineceğimiz değerlerden bahsediyorum; bilime ve akla verilen önem, demokrasi, hukukun üstünlüğü, laiklik ve sosyal devlet. Bunlara, ülkemizin geçmişinde pek aşina olmadığımız çoğulculuğu da muhakkak eklemek lazım.
Matematik ve fen becerileri elbette çok önemli ama eğitimin odağında demokratik ve barışçıl tutumları benimsemiş aktif yurttaşların yetişmesi olmalı diye düşünüyorum. Bu, müfredata konulacak bir dersle yaşama geçecek bir hedef değil elbette. Eğitime dair kamuoyundaki tartışmaları bu ruhla yürütmek, okul yaşamını buna göre düzenlemek gerekecek. Aksi halde, potansiyellerini gerçekleştirmiş bireyler ve toplumsal barış, hayal olarak kalmaya mahkum.”
Bir diğer örnek, Türk Eğitim Derneği Genel Başkan Selçuk Pehlivanoğlu’ndan: “PISA, matematik, okuma ve fen performansı değerlendiriyor. Biz bilgi ezberletiyoruz. Öz değerlendirme, muhakeme yeteneği 21’inci yüzyıla uygun yapıdan uzak olduğumuzu gösteriyor. Sınava teslim bir nesil yetiştiriyoruz.”
Son örnek ise Hürriyet’ten Önder Öndeş’in analiz haberinde: “Birçok eğitim uzmanı, bu kötü karnenin nedenleri olarak, özellikle 2012 yılı sonrası Türk eğitim sisteminde yapılan değişiklikleri gösteriyor. Bunlar arasında liselerin zorunlu olmasıyla daha çok öğrencinin eğitime katılmasını, 4+4+4 eğitim sistemine geçişi, TEOG odaklı sınav anlayışının PISA ile uyuşmamasını gösteriyorlar.”
Aktarmaya çalıştığım görüş ve öneriler dikkate alınarak uygulamaya konulabilinirse PISA’daki olumsuzlukları giderebiliriz.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.