KobiEfor Sanayi Ekonomi Dergisi
2017-05-31 08:00:22

“Yaşadığımız Ekosistemin Tamamlayıcı Parçalarıyız”

Buket Eminoğlu Pilavcı

31 Mayıs 2017, 08:00

Yaşamın her alanında mükemmellik kültürünü benimsetmek ve yaşatmak için yola çıkan KalDer için çevre / ekoloji en öncelikli ve hayati konular arasında gelmektedir. Bu hassasiyetimizi her platformda sık sık dile getiriyoruz.
Bizler son 25 yılda küreselleşme rüzgârından güç alarak büyürken dünyamızda baş döndürücü pek çok gelişme yaşandı. Hep daha fazlasını üretmek için çaba sarfederken bir de baktık ki kontrolsüzce davranmış, kontrolsüzce büyümüşüz. Yeni yeni farkediyoruz ki doğal kaynaklarımızı, sonuçlarını hiç hesaplamadan tüketmişiz. Havamızı, suyumuzu, toprağımızı, ölçüsüzce kirletmişiz.

Sonuçları ise endişe verici.

Sel, kasırga, kuraklık, hava kirliliği, orman yangınları, su fakirliği… Ülkemizden ve dünyanın farklı köşelerinden gelen felaket haberlerini hepimiz kaygıyla izliyoruz.

Oysa bilim insanları bu konudaki söylemlerini yıllardır yineliyorlar.

Gezegen eşikleri çerçevesine göre; Dünya sistemindeki biyolojik ve fiziksel süreçlerin devamı için aşılmaması gereken dokuz eşik bellidir. Bu eşik insanlığın güvenli bir faaliyet alanı için gereksinim duyduğu ortamı oluşturur ve Dünya’nın Holosen benzeri bir durumda kalmasını garanti altına alır. Fonksiyonlarını yerine getiren bir Dünya ve onun biyosferi insan refahı için ışık tutar.

Okyanus asitlenmesi, iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik, azot ve fosfor dengesi, tatlı su kullanımı, arazilerin doğru kullanımı, ozon tabakası, muson sistemlerini bozan aerosol salımı ve kimyasal kirlilik…

İşte küresel sürdürülebilirlik gündemimizin konu başlıkları bunlar.

Artık tüm sosyoekonomik ve politik süreçlerimizi bu temel 9 başlığa göre belirlemek zorundayız. Küresel ve bölgesel risk faktörlerini ortadan kaldırmak, tehlikeli değişimleri önlemek için inovasyon ve orjinallik gerekiyor.

Yeni enerji sistemleri, nano teknoloji, biyoteknoloji ve bilgi teknolojileri gibi atılımlar hayatlarımızı hatırı sayılır şekilde iyileştirme potansiyeli taşıyor. Elbette tüm bunları yaparken evrenin uyum gösterme kapasitesini de gözden kaçırmamak gerek.

Süreçleri planlarken şunu unutmamalıyız; biz insanlar yaşadığımız ekosistemin tamamlayıcı parçalarıyız. Hazırlayacağımız bir eylem planı ile doğal sermayemizin muhasebesini yapmaya başlamalıyız.

Bu bir sorumluluk meselesi.

Sadece çevreyi korumak için değil kendi kalkınmamız için de gerekli.

Yaşayan gezegenin bekçisi olabilecek bir anlayışa, olgunluğa, bilgeliğe mi sahibiz yoksa ona bitmek tükenmek bilmez bir hammadde kaynağı olarak bakmaya devam mı edeceğiz?

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.