banner472

banner458

banner457

Banka Kredileri ve Finans Olanakları:

Türk Bankacılık Sektörü başarıları, büyümesi, yüksek karlılığı, kredileriyle ekonomiye sağladığı yaşamsal katkıları yönünden tarihinin en parlak dönemini yaşıyor.2013 yılı ilk yarı sonuçlarına göre Avrupa ülkelerinde sektör daralırken Türkiye'de güvenli büyümesini sürdürüyor. Sektörün aktif toplamı 1 trilyon 528 milyar TL'ye ulaştı.

BANKACILIK 01.09.2013, 09:03 01.09.2013, 09:03
7643
Banka Kredileri ve Finans Olanakları:




Türk Bankacılık Sektörü’nün aktif büyüklüğü 2013 yılı ilk yarısı itibarıyla 1 trilyon 528 milyar TL’ye ulaştı. Sektör özellikle sağladığı kredilerdeki artışla konuşuldu.Türk Bankacılık Sektörü bu yüksek performansıyla aynı zamanda Faktoring ve Leasing sektörlerini de güçlendiriyor. Bu sayımızda Bankacılık Sektörü’nü krediler bağlamında analiz edecek, ardından da, hareketlendirdiği Leasing ve Faktoring gibi finans alanlarına bakacağız.



Banka kredilerinde artış

Modern kapitalist ekonomiyi bankalar yönetirler. Bankalar ekonomiye kan pompalayarak hayat verirler. Pompaladıkları kan “sattıkları para”dır. Buna “kredi” diyoruz. Banka kredileri, başat sektörlere odaklansalar bile ekonominin yaşayan bütün uzuvlarına “dengeli” biçimde ulaşmak zorundadırlar. Bu dengeyi kuran da, ekonomi yönetimidir.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun yayınladığı “Türk Bankacılık Sektörü Genel Görünümü Haziran 2013” raporu sektörün yılın ilk yarı performansını açıklıkla ortaya koydu. Rapordan görüyoruz ki Türkiye’de 2012 yılı ortasından itibaren;

- Ekonomideki olumlu gelişmeler,

- Merkez Bankası’nın piyasalardaki likiditeyi artırıcı ve fonlama maliyetlerini düşürücü yaklaşımı,

- Türkiye’ye yönelik risk algılarının iyileşmesi,

- Sermaye girişlerinin hızlanması,

- Ekonomik büyüme potansiyelinin güçlenmesi sonucu...

... 2012 yılı sonuna kadar kredi büyümesi ivme kazandı. Kredi büyümesi, 2013 yılında da ülke kredi notu artışı ve makro ekonomik konjonktürdeki olumlu görünümün etkisi ile devam etti. Mayıs ayı sonundan itibaren küresel belirsizlikler sermaye akımlarında titreşimler yarattı. Bunun Türkiye’ye etkisi, Türk Lirası’nda değer kaybı ve finansal piyasalarda dalgalanmalar şeklinde oldu. Ancak bu gelişmeler Bankacılık sektörünün aktif yönünde olumsuz bir etki yaratmadı. Kredi ve zorunlu karşılık hesaplarındaki artışın etkisiyle 2013’ün ilk çeyreğinde sektör yüzde 4.2 büyüdü. Büyüme ikinci çeyrekte yüzde 7 ile devam etti.



Salt kredi büyümesine bakarsak şu oldu: Toplam kredi hacmi –ağırlıklı olarak Kurumsal/ticari kredilerdeki artışın etkisi ile– 2013’ün ilk çeyreğinde yüzde 4.9, ikinci çeyreğinde daha da hızlanarak yüzde 10.5 büyüdü. Banka kredileri toplamı yılın ilk yarısında 126.4 milyar TL artışla 921.2 milyar TL seviyesine ulaştı. (Artış devam ederek 18 Ağustos itibarıyla yaklaşık 951 milyar TL’ye yükselecektir.)



Şirketlere krediler

Bankacılık sektörünün şirketler kesimine kullandırdığı krediler 2012 Ekim-Aralık döneminden itibaren yükselişe geçti ve bu yükseliş trendi, küresel piyasalardaki olumlu konjonktür ve ülke notunun iki ayrı derecelendirme kuruluşu tarafından yatırım yapılabilir seviyeye yükseltilmesinin de etkisiyle, 2013 yılında da kesintisiz sürdü. TCMB’nin faiz indirimleri de kredi talebini destekledi. Bu gelişmeler sonucu 2013 Haziran sonunda kredilerin toplam aktifler içindeki payı 2012 sonuna göre 1.3 puan yükselerek yüzde 60.3’e ulaştı. Kredilerin Haziran 2012–Haziran 2013 dönemi yıllık nominal artış oranı yüzde 25 olarak gerçekleşti. Enflasyondan arındırılmış yıllık reel artış ise yüzde 18.7 düzeyinde gerçekleşti.



Kamu bankalarının kredileri

Kamu bankaları 2012 yılında sektör genelinin oldukça altında bir kredi artışı sergilediler. Ancak 2013 yılının ilk yarısında en hızlı kredi artışı sağlayan banka grubu, yüzde 17.9 ile kamu bankaları oldu. 2012 yılı sonu ile karşılaştırıldığında, özel bankaların kredileri sektör ortalamasının altında bir artış gösterdi. Aynı dönemde yabancı bankalardaki kredi artışı sektör ortalamasının altında kalırken, kalkınma ve yatırım bankalarının kredi artış hızı sektör ortalamasının üzerinde  yüzde 16.7 olarak gerçekleşti.



Banka kredilerinin dağılımı

Haziran 2013 sonu itibarıyla bankacılık sektörü toplam kredilerinin dağılımı şöyle oldu:

- Kurumsal/ticari krediler yüzde 42.2

- Bireysel krediler yüzde 32.8

- KOBİ kredileri yüzde 25



Artışa hacim olarak bakılınca 2013 yılının ilk yarısında kredi hacminde gözlenen toplam 126.4 milyar TL’lik artışın dağılımı şöyle oldu:

- Kurumsal/ticari krediler: 56.1 milyar TL (%44,4)

- Bireysel krediler: 36.6 milyar TL (%29)

- KOBİ kredileri: 33.6 milyar TL (%26,6)

2013’ün ilk yarısında yüzde 17.1 ile KOBİ kredileri en hızlı artan kredi türü olurken, özellikle ikinci çeyrekteki kullandırımların etkisi ile kurumsal/ticari krediler yüzde 16.9 arttı, bireysel kredilerdeki artış ise yüzde 13.8 olarak gerçekleşti.



KOBİ kredileri niçin yükseldi?

Son bir yılda KOBİ kredilerindeki artış özellikle dikkat çekici olmalıdır. Bunun bir sebebi, 4 Kasım 2012 tarihinde yayınlan “Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Tanımı, Nitelikleri ve Sınıflandırılması Hakkındaki Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” oldu. Yönetmelik KOBİ’lerin sınıflamasında yıllık net satış hasılatını veya mali bilanço limitleri üst sınırını 25 milyon TL’den 40 milyon TL’ye yükseltmişti.

Ayrıca Kasım 2012’den itibaren sektör genelinde Kurumsal/ticari kredilerden KOBİ kredilerine yeniden sınıflamalar yapıldı. Bu sınıflama değişikliği özellikle KOBİ kredilerinin yıllık bazda yüzde 32.5 ile en fazla artış gösteren kredi türü olmasında belirleyici rol oynadı.

Anılan sınıflama değişikliği, canlı kredilerin yanı sıra, takipteki alacaklar ve takibe dönüşüm oranlarında KOBİ ve Kurumsal/ticari kredi türlerindeki değişimler üzerinde de etki oluşturdu.



Konut kredilerinde artış

2013 yılında tüketici kredileri içinde en yüksek artış hızına sahip kredi segmenti yüzde 29.7 ile konut kredileri oldu. Konut kredilerini yüzde 25.4 ile ihtiyaç ve diğer tüketici kredileri izledi.Toplam kredi kartı alacakları içinde taksitli kredi kartlarının payı Haziran 2013 itibarıyla yüzde 55.9’a yükseldi. Söz konusu eğilimde taksit sayısı ve taksitli nakit avans kullanımındaki artışın yanı sıra market ve AVM, sigortacılık, yapı malzemeleri, telekom ve elektronik gibi bazı sektörlerde taksitli ödemelerin daha yoğun kullanılması rol oynadı. 2012 yılsonu ile karşılaştırıldığında kamu bankaları grubunun tüm kredi türlerinde sektör payının arttığı, özel bankalar grubunun ve katılım bankalarının KOBİ kredilerinde, yabancı bankaların kurumsal/ticari ve bireysel kredilerde sektör payının azaldığı görülüyor. Anılan dönemde kalkınma ve yatırım bankalarının kurumsal/ticari ve KOBİ kredilerinde payı gerilerken, bireysel kredilerde artış görülüyor.



Sektörler ve krediler

Kredilerin sektörel dağılımında Haziran 2013 itibarıyla şu tablo görülüyor:

- Tüketici kredileri ve kredi kartları: yüzde 33.8

- Toplam imalat sanayi: yüzde 19.2

- Toptan ve perakende ticaret: yüzde 12.1

- İnşaat: yüzde 6.3

2013’ün ilk altı ayında  “Toplam imalat sanayisi”ne kullandırılan krediler yüzde 13.7, “Toptan ve perakende ticaret” sektörüne kullandırılan krediler yüzde 18.7, İnşaat sektörüne kullandırılan krediler ise yüzde 23.9 artış gösterdi.Bireysel kredilerin artış trendinin 2013 yılında da devam ettiği görüldü. Haziran 2013 itibarıyla 302.6 milyar TL seviyesine ulaşan bireysel kredilerin 79 milyar TL’si (%26.1) kredi kartı alacaklarından, 223.6 milyar TL’si (%73.9) ise tüketici kredilerinden oluştu.



Bankaların menkul değerleri

Sektörün menkul değerleri Haziran 2013 itibarıyla 274.2 milyar TL olarak gerçekleşti. Aralık 2011’de yüzde 23.4 olan menkul değerlerin toplam aktiflere oranı 2012 yılsonunda yüzde 19.7’ye, 2013 Haziran itibarıyla yüzde 17.9’a geriledi. Önümüzdeki süreçte menkul değerler portföyünde yükselme görülme olasılığı arttı.Türk bankacılık sektörünün yabancı kaynakları içinde Haziran 2013 itibarıyla yüzde 62.4 ile en fazla paya sahip olan “Mevduat”, 837.7 milyar TL düzeyine ulaştı. Türkiye’de döviz kurlarının yükseldiği dönemlerde döviz tevdiat hesaplarında çözülme ve Türk Lirası mevduata dönüş olmaktadır. Bu eğilim 2013 yılının ikinci çeyreğinde tasarruf mevduatında yine gözlendi. İncelenen dönemde TP tasarruf mevduatı 15.6 milyar TL artarken, YP tasarruf mevduatı 4.4 milyar USD azaldı.



Yurtdışı borçlanması

Gelişmiş ülke merkez bankalarının genişletici yöndeki para politikaları, iyileşen finansal piyasa koşulları ve Türkiye’de yaşanan olumlu makroekonomik gelişmelerin etkisi ile son yıllarda artış eğiliminde olan küresel piyasalardan sağlanan fonlar, 2013 yılının ilk yarısında da yüksek artışını sürdürdü. Sektörün yurtdışı bankalardan temin ettiği borçların toplamı, yılın ilk yarısında yüzde 14.8 oranında (16.6 milyar USD) artışla Haziran 2013 itibarıyla 128. 3 milyar USD’ye yükseldi. 

 

Sektörlerin karlılığı artıyor

Bankacılık sektörünün ilk yarı dönem net kârı önceki yılın aynı dönemine kıyasla 2.285 milyon TL (%19,7) artarak Haziran 2013’te 13.859 milyon TL’ye yükseldi. Bankacılık sektörü dönem net kârının artmasında, net faiz gelirlerindeki artışın yanı sıra, diğer faiz dışı gelir gider dengesindeki gelişme etkili oldu. 2012 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren TCMB’nin faiz koridorunun alt ve üst bandında yaptığı aşağı doğru uyarlamalar nedeniyle faiz oranlarında ve buna bağlı olarak getiri ve maliyetlerde belirli bir gerileme gerçekleşti. Bu dönemde mevduat maliyetindeki hızlı geri çekiliş ve genel olarak mevduat dışı kaynakların görece düşük maliyetleri nedeniyle bankaların faiz giderlerinde, faiz gelirlerinden daha yüksek düzeyde bir gerileme oluşturdu. Bankacılık sektörünün 2013 yılının ilk yarısında aktif kalitesi, özkaynak yeterliliği, fonlama yapısı ve kârlılık kapasitesi itibarıyla güçlü ve sağlıklı konumunu muhafaza ettiği görüldü.
FED’in parasal genişleme politikasına kademeli olarak son vereceğine dair oluşan tedirginliğin yarattığı piyasa volatilitesinin (değişkenliğinin), Bankacılık sektörünün temel göstergeleri üzerinde olumsuz bir etkisinin olmadığı gözlendi.



Şube ve çalışan sayısı artışı

Bankacılık sektörünün fiziki büyüklüğü 2013 yılında da artmaya devam etti ve Haziran 2013 sonunda aşağıdaki rakamlara ulaştı:

Toplam şube sayısı ise 11 bin 445 olarak ifade ediliyor.

İstihdam dağılımı şöyle:

- Kamu Bankaları:  52 bin 770

- Özel Bankalar: 92 bin 996

- Yabancı Bankalar: 41 bin 88

- Katılım Bankaları: 16 bin 196

- Kalk. ve Yatırım Bankaları: 5 bin 99

- TMSF Bankaları: 260

Toplam istihdam: 208.409



Şube sayıları dağılımı şöyle:

- Kamu Bankaları: 3 bin 180

- Özel Bankalar: 5 bin 234

- Yabancı Bankalar: 2 bin 99

- Katılım Bankaları: 889

- Kalk. ve Yatırım Bankaları: 41

- TMSF Bankaları: 2

Toplam şube sayısı: 11.445

(Haziran 2013 itibarıyla sektörde 36.555 adet ATM, 2.79 milyon adet POS ve 73.179 adet sanal POS ile hizmet verilmektedir. Bir yıllık dönemde ATM sayısında yüzde 11.3 oranında, POS sayısında yüzde 11 oranında ve sanal POS sayısında yüzde 21.4 oranında artış oldu.)



Batık KOBİ kredileri

KOBİ’lerin zamanında ödeyemedikleri için takibe düşen kredi borçlarının 2012 sonu itibariyle 6 milyar 391 milyon lira olan tutarı da bu yılın ilk yarısında yüzde 10.1 oranında 648 milyon liralık net artışla Haziran sonunda 7 milyar 39 milyon liraya yükseldi. Ancak batık kredilerdeki büyümenin ikinci çeyrekte hız kestiği gözlendi. İlk çeyrekte yüzde 7.2 oranında 458 milyon lira artan KOBİ’lerin batık kredileri, ikinci çeyrekte yüzde 2.8 oranında 190 milyon lira büyüdü. Batık kredi hacminin özellikle son iki ayda gerilediği gözlendi. Mart sonundaki 6 milyar 849 milyon liralık düzeyinden, Nisan sonunda 7 milyar 140 milyon liraya yükselen batık kediler, Mayıs sonunda 7 milyar 43 milyon liraya, Haziran sonunda da 7 milyar 39 milyon liraya geriledi. Bu gelişmelerle; KOBİ’lerin 2012 sonundaki yüzde 3.2 olan batık kredi oranı da Haziran sonu itibariyle yüzde 3’e geriledi.Batık KOBİ kredileri, Haziran sonu itibariyle son bir yılda ise yüzde 28.9 oranında 1 milyar 579 milyon liralık net artış kaydetti.



Eylül’den bakış

Kur düştü, faiz yükseldi: Bankacılık ve genelde Finans Sektörümüz açısından Haziran’dan sonra, koşulları değiştiren önemli küresel bir gelişme yaşandı. ABD Merkez Bankası FED uzun zamandır sürdürdüğü aylık 85 milyar dolarlık varlık alımı programını sonlandırma eğiliminde olduğunu açıkladı.  FED Başkanı Ben S. Bernanke, ekonomi beklentiler doğrultusunda gelişmeye devam ederse bu yıl içerisinde tahvil alımlarını azaltmaya başlayıp 2014 yılının ortalarında sonlandırma niyetinde olduklarını duyurdu.Duyuruyu yorumlayan analistler piyasalarda küresel faizlerin yükseliş eğilimi nedeniyle önemli bir baskı oluştuğu ve bu panik havasının özellikle gelişmekte olan ülke piyasalarında güçlü bir şekilde etkili olduğu –ve olacağı– görüşünde birleştiler. Türkiye “Gelişmekte Olan Ülke” olarak bu etki alanına girdi. TL değer kaybetti, dolar yükseldi, faizler tırmandı. Ancak yine de en az etki Türkiye’de oldu. Kur düşüşü Gelişmekte Olan Ülkeler’de yüzde 18-20 arasında olurken Türkiye’de yüzde 9.5 ile sınırlı kaldı. Ekonomide kredi daralması yaşanmaması için MB ve BDDK Ağustos ortasında şu kararları aldılar:

Reeskont kredileri artırıldı: Merkez Bankası Türk Eximbank'a tanıdığı reeskont limitini 5.5 milyar dolardan 11 milyar dolara çıkardı. Reeskont kredilerine ilişkin 120 günlük vade sınırlamasını 240 güne uzattı. KOBİ'lere son dört ayı Türk Eximbank kaynaklarından karşılanmak üzere 1 yıllık vadeli reeskont kredisi kullanma imkanı tanıdı. KOBİ'lerin reeskont kredisi imkanından daha etkin faydalanabilmeleri amacıyla halihazırda 200 bin dolar olan işlem alt limiti de KOBİ'ler için 50 bin dolara düşürüldü.

Karşılıklar düşürüldü: BDDK genel karşılık oranlarını, ihracat kredilerinde yüzde 1’den yüzde sıfıra, KOBİ kredilerinde ise yüzde 1’den yüzde 0.5’e indirdi. Böylece ihracatın ve KOBİ’lerin kredilendirilmesinde Bankaların kaynakları genişletilmiş oldu.

Katılım Bankaları:



KOBİ’de iki kat büyük

Türk finans sektöründe 28 yıllık geçmişi bulunan katılım bankaları hızlı bir gelişim sürecinden geçiyor. KOBİ ağırlıklı büyüyen sektör ilk kez 1985 yılında iki banka ve iki şube ile faaliyete geçti. 30 Haziran 2013 tarihi itibarıyla banka sayısı 4’e şube sayısı 900’e yükseldi. Çalışan sayısı ise 16 bin 200’e çıktı. Türkiye Katılım Bankaları’nın topladığı fon hacmi 55 milyara, kullandırdığı fon hacmi ise 59 milyara yükselmiş bulunmaktadır.Türkiye Katılım Bankaları Birliği Genel Sekreteri Osman Akyüz, aktiflerinin ise 83 milyara ulaştığını aktarıyor. Katılım bankalarının bankacılık sektörü içindeki payı 30 Haziran 2013’te; toplanan fonlarda yüzde 6.5’e, kullandırılan fonlarda yüzde 6.2’ye, aktifte ise yüzde 5.4’e yükseldi. Akyüz, toplanan fonlarda ve aktifteki paylarının son 10 yılda 3 misli arttığının altını çizdi.

Katılım bankaları finansmanda daha ziyade KOBİ ağırlıklı olarak çalışıyor. Akyüz, bankacılık sektörünün toplam kredileri içinde katılım bankalarının payının yüzde 6.2 iken KOBİ kredilerindeki payının bunun iki misli civarında olduğunu hatırlatıyor.



Katılım bankalarında kurallar

Katılım bankalarının finansman sağlama yönteminde 3 temel şartı bulunuyor

1- Müşteriye nakit kredi verilmez,

2- Ödeme müşteriye değil ona mal satan satıcıya yapılır,

3- Sadece mal veya hizmet alımının finansmanına ve kar–zarar ortaklığı  yatırımlarına  yönelik fon  kullandırılır. Yani herhangi bir alışveriş ya da ekonomik faaliyet olmaksızın fon kullandırılmaz.

Bu üç temel şarttan sonra yatırımcı–girişimciye sağlanan finansman olanakları şunlardır.

a) Kurumsal finansman desteği: Girişimcilere mal alımının finansmanı yoluyla daha ziyade kısa vadeli finansman ( işletme sermayesi)  ihtiyacının karşılanmasında kullandırılmaktadır.

b) Bireysel Finansman Desteği: Konut, işyeri, taşıt, dayanıklı tüketim, elektronik aletler  gibi tüketiciye yönelik mal ve hizmetlerin alımının finansmanında kullandırılmaktadır.

c) Finansal Kiralama: Daha ziyade sanayici firmaların makine ve ekipman gibi yüksek tutarlı yatırım malları ihtiyaçlarının orta ve uzun vadeli finansmanında kullandırılmaktadır.

d) Kar ve Zarar Ortaklığı Yatırımları: Banka ve girişimcinin ortaklaşa gerçekleştireceği projelerin (halk arasında mudarebe ve müşareke diye bilinen)  finansmanında kullandırılmaktadır.

e) Ortak Yatırımlar: Adına risk sermayesi (venture capital)  de denilen, sermaye ihtiyacı olan ve yüksek kazanç potansiyeli taşıyan işletmelerin sermayesine iştirak suretiyle yapılan finansman türüdür.

Katılım bankalarında finansal harçlar sorun

Osman Akyüz sektörün önündeki halen devam eden sıkıntıların tüm sektörü ilgilendiren sıkıntılar olduğunu söylüyor. Akyüz sözkonusu sıkıntıların da ağırlıklı mali sıkıntılar olduğunu aktarıyor: “Sektör üzerinde fazlaca mali yük bulunmaktadır. Bunların başında geleni şube başına alınan finansal harçlardır. Diğer bir mali yük ise son yıllarda bir hayli yükseltilen TCMB’de bloke tutulan zorunlu karşılıklara hiçbir getiri ödenmemesidir. Bu mali yükler doğrudan sektörün maliyetlerini etkileyerek sonunda sanayici ve tüccar kanalıyla halka yansıtılmaktadır. Bankaların bir diğer sorunu da İcra İflas Kanunu’na sonradan eklenen ve bankaların alacaklarının tahsilini güçleştiren “İflasın Ertelenmesi” müessesesidir. Bu sorunun çözümü için İcra ve İflas Kanunu’nda değişiklik yapmak gerekmektedir.”    

Leasing:



Yasal düzenlemeler gerekli

1994 yılında kurulmuş olan Finansal Kiralama Derneği (FİDER) halen üyelerine hizmet vermeye devam ediyor. 13 Aralık 2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmış olan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanununun 40, 41 ve 42 inci maddelerinde tanımlanan Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği’nin faaliyete geçmesi ile misyonunu Birliğe devretmiş olacak.

FİDER’in 26’sı finansal kiralama şirketi, 2’si katılım bankası olmak üzere 28 üyesi bulunuyor. FİDER üyesi şirketlerin aktif büyüklüğü sektörün aktif toplamının yüzde 99.2’sini temsil ediyor.

Finansal Kiralama Derneği (FİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Taşar, Birliğe üyeliğin kanun gereği zorunlu olduğunu, halen faaliyet iznine sahip 33 finansal kiralama şirketinin tamamının Birliğe üye olacağını söylüyor. Makina yatırımları finansmanı: Finansal kiralama sektörünün faaliyet konusu özel kesimin makine yatırımlarının finansmanıdır. Özel kesim makine teçhizat harcamaları cari fiyatlarla şöyle bir seyir izledi:



• 2007 yılında 92.9 milyar TL

• 2008 yılında 92.1 milyar TL

 2009 yılında 80.4 milyar TL

 2010 yılında 108.8 milyar TL

 2011 yılında 158.0 milyar TL

 2012 yılında 150.4 milyar TL

Finansal kiralamanın belirleyici özelliklerini sıralamak gerekirse şöyledir:

• Uzun vadeli,

 Sabit ödemeli,

 Düşük teminatlı

Bülent Taşar ayrıca ilave ediyor: “Sektörümüz yukarıda belirtilen özelliklerde yatırım kredisi kullandırırken fiyatlamadığı çok önemli hizmetler de vermektedir. Yurt dışından getirilecek bir makine için kiracının herhangi bir işlemi takip etmesi gerekmemektedir. Akreditif, gayri nakdi kredi temini, yasal izinler, nakliyat sigortası, nakliyat, gümrükleme hizmetlerinin tamamı leasing şirketi tarafından verilmektedir.”Bülent Taşar, finansal kiralama sektörünün gelişimi noktasında yapılması gereken yasal düzenlemeleri şöyle anlatıyor:

“Finansal kiralama faaliyeti gösteren şirketlerden yabancı sermayeli olanlar aleyhine rekabet eşitsizliğine neden olan düzenlemelerde iyileştirme yapılması.

BDDK mevzuatına göre ayrılan şüpheli alacak karşılıklarının vergi matrahından indirilebilmesine ilişkin düzenleme yapılması, Finansal Kiralama Şirketlerine KKDF uygulamasına son verilmesi. Finansal kiralama ile edinilen araçların Karayolu Taşıma Yönetmeliğinde “özmal” olarak kabul edilmesine ilişkin düzenleme yapılması,Organize Sanayi Bölgeleri’ndeki yatırımların finansal kiralama ile finanse edilebilmeleri için OSB Kanunu’nda düzenleme yapılması.”

FAKTORİNG

Sektörü 45 milyar TL



Faktoring Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Ataman, sektörün büyümesini sürdürmeye devam ettiğini ve BDDK tarafından açıklanan yarıyıl verilerine göre geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 büyüyerek 20 milyar TL aktif  büyüklüğe ulaşan sektörün işlem hacminin ise 45 milyar TL ciroya ulaştığını aktarıyor. Ataman, 30 Haziran itibarıyla sektörün reel sektöre 18 milyar TL kaynak yaratmaya devam ettiğini söyledi.

Faktoring sektörü, KOBİ’lerin finansman sorunlarına cevap verebilen ve finansal sistemi çeşitlendiren önemli ve güçlü bir sektör. Türkiye hem üretimin yüzde 90’ının çok küçük işletmelerce yapıldığı, hem de satışlarda çoğu vadeli çek–senet kullanımının yaygın olduğu bir ülke. Bu nedenlerle faktoring hizmetlerine olan talep düzenli olarak artıyor.

Ataman sektör hakkında şu bilgileri veriyor: “Biz  de KOBİ’lerin, ihracatçıların her büyüklükteki ve sektördeki firmaların garanti, tahsilat ve finansman ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Ticari alacağa dayalı bir enstrüman olan Faktoring kullanımında sektörel dağılım ortalaması yüzde 3 seviyelerinde. İlk sıralarda yer alan sektörler petrol ürünleri, toptan-perakende ticaret, tekstil, inşaat ve metal ana sanayi. Ticaretin genel konjonktürüne ve sektörel ihtiyaçlara göre tabi ki farklı dönemlerde farklı sektörlerin pazar payları öne çıkabiliyor. 2013 Haziran sonuna baktığımızda toplam cironun yüzde 64’ü imalat sanayiinde, yüzde 33’ü hizmet, yüzde 2’si de tarım sektörlerindeydi.”

Sektör 2006 yılından itibaren Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yapılan düzenlemelere tabi ve denetleniyor. Şirketlerin kuruluş ve faaliyet izinleri de BDDK tarafından veriliyor. 2013 yılında faaliyet izni alan 2 şirket de eklenince sektördeki şirket sayısı 77’ye çıktı, bir şirketin de faaliyet izni değerlendirme sürecinde.

Sektörün Türkiye ekonomisinde yatırımcıya ve girişimciye nasıl bir finans olanakları sunduğunu Ataman şöyle anlatıyor: “Sunulan hizmetler üç ana başlıkta toplayabiliriz; Alacak Garantisi. Alacak Yönetimi ve Tahsilat ve Finansman. KOBİ’lerimiz ihracatın da büyük bir kısmını gerçekleştiriyor ve ülkemizdeki KOBİ’lerin birçoğu işletme sermayesi yetersizliği nedeniyle büyük sıkıntı çekiyor. Bizler KOBİ’lerin yanında yer alarak bu sıkıntıları gidermeye çalışıyoruz. Özellikle Türkiye ihracatının yüzde 60’nın herhangi bir tahsilat güvencesi bulunmayan mal mukabili satışlardan oluştuğunu düşünürsek; sunduğu hizmetlerle mal mukabili satışları garanti altına alan ve finansmanını sağlayan alternatifsiz finansal bir ürün olan faktoringten daha çok firma faydalanmalı. Faktoring firmalara sağladığı düzenli nakit akışı ile hammadde ve mal alırken peşin alımlara imkan verir, firmalara maliyet avantajı kazandırır. Satış vadelerinde esneklikler tanıyabilme şanslarını artırarak sağlıklı büyümelerini destekler. Sınırlı insan kaynakları ile yürüttükleri pazarlama ve satış sonrası takip işlerine kolaylık getirir, mevcut istihdam sürekliliği ve verimliliği sağlar.” Faktoring ayrıca ulaşılması kolay ve süreçleri hızlı çalışan bir ürün. Bankalar, kredi verecekleri işletmelerin güçlü bir bilanço ve yeterli teminata sahip olmasını isterken faktoring; firmaların ticari alacaklarının temliği karşılığında finansman kolaylığı sağladığı için özellikle KOBİ’ler banka kredisine ihtiyaç duymadan, sattığı malın finansmanını faktoringden sağlayarak işletme sermayesi ihtiyacını karşılamış olur. Yani faktoring sayesinde işletmeler nakit ve dolayısıyla da hammadde temini sıkıntısı yaşamaz.

Zafer Ataman, sektörün önünde gördüğü sıkıntıları ve çözüm önerilerini ise şöyle anlatıyor: “Faktoring, Finansal Kiralama ve Finansman sektörleri olarak bir Kanun’a kavuşmak uzun zamandır beklediğimiz, takip ettiğimiz bir gelişmeydi. Kanunla yasal altyapımız güçlendi. Sektörün daha üst seviyelere taşınabilmesi için destekleyecek birtakım önlemlerin de alınması gerekiyor. Reel sektörü fonlayan bir finans hizmeti olan faktoringin de finans kuruluşu olarak kabul edilmesi ve bankacılık sektörüne tanınan vergisel hak ve istisnalara sahip olması sektörümüzün büyüme hızını destekleyecek, sektöre duyulan güvenin ve yatırımcıların da artmasını sağlayacaktır.”  Ataman, ayrıca bankalarla eşit haklara sahip olunması gerektiğini belirterek, “Faktoring şirketleri olarak müşterilerimize sunulan hizmetler karşılığında fatura düzenliyoruz ve bu faturalar BSMV’ye tabi ancak aynı zamanda kaynak yaratmak amacıyla kullandıkları kredilerin faiz, komisyon ve masrafları da BSMV’ye tabidir ve BSMV KDV gibi mahsup edilememektedir. Bu uygulamayla müşterilerimize sunduğumuz finansman maliyetleri yükselmektedir. Faktoring şirketlerinin de kullandıkları kredilerde BSMV’den muaf tutulması maliyetleri aşağıya çekecektir” diye konuşuyor.



GÖRÜŞLER



Rifat Hisarcıklıoğlu: TOBB Başkanı

MB VE BDDK KARARLARINI DESTEKLİYORUZ



ABD Merkez Bankası FED’in parasal genişlemeyi Eylül’den itibaren yavaşlatmaya başlayacağına dair işaretler giderek güçlendi. Bu durum küresel döviz likiditesini olumsuz etkileyecek. Döviz kazancı olmayan şirketler dövizde açık pozisyona girmemeye gayret etmeli.

Dövizde azalan likidite yurtiçinde faiz oranlarını da olumsuz etkiledi. Kredi faizleri artmaya devam edecek gibi görünüyor. Şirketler önümüzdeki dönemde daha az kredi daha çok özkaynak kullanmayı planlamalı. Avrupa ekonomilerinin yeniden toparlanmaya başladığı görülüyor. Avro Bölgesinde 8 çeyrektir devam eden küçülme geçtiğimiz ay son buldu. İhracat açısından bu hususu gözden kaçırmamalıyız.

Uzun süredir üretime yönelik kredilere “pozitif ayrımcılık” yapılması gerektiğini söyledik. BDDK ve Merkez Bankası’nın attığı adımlar doğrudur ve geç de olsa atılan bu adımları destekliyoruz. Geçtiğimiz dönemde kredi artışını sınırlandıran tedbirler devreye girdi. Biz o gün dedik ki bu işten KOBİ’lerimiz ve ihracatçılarımız daha olumsuz etkilenir. Maalesef sonuç korktuğumuz gibi oldu. Haziran 2013’e geldiğimizde konut kredilerinin yıllık artış hızı yüzde 36’dan yüzde 28’e indi. Kredi kartınde ise artış hızı yüzde 26’dan 29’a çıktı. Kaybeden üreten-ihracat yapan şirketler oldu. KOBİ kredilerinin artışı yüzde 44’den 21’e indi. İhracat kredilerinin artış hızı yüzde 39’dan 8’e indi.

BDDK ve Merkez Bankası başta olmak üzere tüm kurumları reel sektörü destekleyen adımlar için cesaretlendirmemiz gerekir. Hiçbir şey için geç değil. İhracat kredisi tarafında hem reeskont kredisi imkanının artırılması, hem de karşılık miktarının sıfırlanması çok önemli. Temennimiz KOBİ kredilerinde de genel karşılık oranlarının sıfırlanmasıdır.

Erdal Bahçıvan:İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı

KOBİ’LERE ŞEVK GETİRECEK



İSO Başkanı Bahçıvan BDDK’nın sermaye yeterliliği, karşılık ve kredi mevzuatına ilişkin değişiklikler konusunda atmış olduğu adımları şöyle yorumladı:

"BDDK’nın sermaye yeterliliği, karşılık ve kredi mevzuatına ilişkin değişiklikler konusunda atmış olduğu adımlar, tüketimi değil yatırımı ve istihdamı artırıcı kredilere pozitif ayırımcılık getirmesi anlamında çok önemlidir. Şöyle ki, genel karşılık oranları ihracat kredilerinde yüzde 1’den yüzde 0’a, KOBİ kredilerinde ise yüzde 1’den yüzde 0.5’e indirilmiştir. Bu indirimler, ihracatçı ve KOBİ niteliğinde kuruluşların kredi imkanlarını artıracaktır. Bu da sanayi sektörünün finansman sıkıntısının hafifletilmesine katkı sağlayacaktır. Bu uygulamalar özellikle tüketime değil üretime dayalı büyümeye geçiş anlamında atılmış önemli adımlardır. Toplam finansman kaynakları içinde sanayi ve KOBİ’lere aktarılan paylarda, sanayiciler açısından olumsuz bir dengenin olduğu uzun zamandan beri üzerinde durduğumuz bir konuydu. BDDK’nın almış olduğu son kararlar, konunun sanayi ve KOBİ’ler lehine iyileştirileceğine yönelik bir umut ışığıdır.

"Biz sanayiciler olarak uzun süreden beridir, bankacılık sektöründe sanayi kuruluşlarına yönelik uzun vadeli yatırımları destekleyen, proje bazlı kredi uygulamaları mutlaka hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Bu nedenle BDDK’nın bu kararları, geleceğe ilişkin umutlu olmamızı sağlıyor. Finans kaynakları açısından, sanayici ve KOBİ’leri yatırım yapma noktasında şevke getirici bu kararların altının biraz daha dolması, yatırım ikliminin daha da yeşermesi ve üretim kaynaklı büyümenin önünün açılması açısından önemlidir.



Hayrettin Kaplan: Türk Eximbank Genel Müdürü

KOBİ’LERE UCUZ VE BOL İHRACAT KREDİLERİ



Piyasadaki en uygun maliyetli kaynak imkanı olan reeskont kredisinde ihracatçılar lehine önemli değişiklikler yapıldı. Merkez Bankası'nın 19 Ağustos 2013 tarihinde yaptığı açıklama ile Türk Eximbank'a tanıdığı reeskont limiti 5.5 milyar dolardan 11 milyar dolara yükseltildi.
İhracatçılardan gelen yoğun talep doğrultusunda Merkez Bankası Kanunu değiştirilerek reeskont kredilerine ilişkin 120 günlük vade sınırlaması kaldırıldı. Bunun sonucunda, Merkez Bankası'nın onayı doğrultusunda reeskont kredilerinde azami vade 240 güne (sekiz aya) kadar uzatıldı.

Böylece, reeskont kredisini rotatif bazda kullanan ihracatçılarımızın aval ve köprü kredi maliyetlerinde de önemli bir azalış gerçekleştirilebilecek. Dolayısıyla ihracatçılarımız da, piyasalardaki en uygun faiz oranlarının yanı sıra önemli bir maliyet avantajına daha kavuşturulmuş olacak.

KOBİ'lere son dört ayı Türk Eximbank kaynaklarından karşılanmak üzere 1 yıllık vadeli reeskont kredisi kullanma imkanı da getirildi. Reeskont kredilerine erişmekte sıkıntı yaşayan KOBİ'lerin de bu krediyi daha etkin olarak kullanabilmelerinin, önü açıldı.

Döviz cinsinden kullandırılacak reeskont kredileri için faiz oranları 120 gün vade için Libor+0,75; 240 gün için Libor+1 ve 360 gün için de Libor+1.75 olarak belirlendi.

Reeskont limiti ile vadenin artırılması paralelinde ihracatçı firmaların daha fazla kredi kullanmasını sağlamak amacıyla firma limitleri de yükseltildi. Bu çerçevede, reeskont kredileri kapsamında firma limitleri, yarısı 120 gün vadeli, diğer yarısı 240 gün vadeli kullanılacak şekilde iki katına çıkartıldı.

Dolayısıyla, dış ticaret sermaye şirketleri için 120 milyon dolar olan firma limiti 240 milyon dolara, diğer ihracatçı firmalarımız için ise 90 milyon dolar olan limit 180 milyon dolara yükseltildi.

KOBİ'lerin reeskont kredisi imkanından daha etkin faydalanabilmeleri amacıyla halihazırda 200 bin dolar olan işlem alt limiti de KOBİ'ler için 50 bin dolara düşürüldü.



Suzan Sabancı Dinçer: Akbank Yönetim Kurulu Başkanı

SAĞLAM DURUŞ SERGİLİYORUZ


"FED'in hazine bonosu alımlarını azaltacağı sinyalini vermesi gelişmekte olan piyasalardan sermaye çekilişine sebep oldu. Tüm piyasalar, özellikle Hindistan, Brezilya, Endonezya gibi birçok gelişmekte olan piyasa bundan etkilendi, kurları değer kaybetti, faiz oranları yükseldi.

Hindistan Rupisi Amerikan Doları’na karşı yılbaşından bu yana yüzde 16 değer kaybetti. Brezilya Reali yüzde 18, Güney Afrika Randı yüzde 20 değer yitirdi.

Türk Lirası'ndaki (TL) gerileme yüzde 9.5 ile çok daha sınırlı seviyede. Türkiye 2010 - 2012 döneminde izlediği politikalarının da yardımıyla diğer gelişmekte olan ülkelere kıyasla daha sağlam bir duruş sergiliyor.FED'in kararı ile tetiklenen bu hareket devam ediyor ve öyle görünüyor ki önümüzdeki birkaç yıl daha devam edecek."



SEKTÖRDEN FİRMALAR



Yapı Kredi Leasing liderliğini sürdürecek

Yapı Kredi Leasing, 2013 yılında geçen yıla oranla yaklaşık yüzde 15’lik artış hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda müşteri adedindeki artışa paralel olarak 2013 yılının ikinci çeyreğinde de lider konumunu sürdürmeye kararlı olan Yapı Kredi Leasing, 1 milyar TL’lik özsermaye ve yıllık yaklaşık 1 milyar dolarlık yeni iş hacmi hedefine ulaşmayı hedefliyor. Geçtiğimiz yıl 25. yılını kutlayan Yapı Kredi Leasing’ten bugüne kadar yaklaşık 80 bine yakın müşteri hizmet almış. Bunlardan son üç yıl içinde kazanılan müşteri sayısı 9 bin 500 civarında. Temmuz sonu itibarıyla bakıldığında 2013 yılında KOBİ segmentinde gerçekleştirilen işlemlerin yaklaşık yüzde 70’inin yeni kazanılan müşterilere yönelik olduğu görülüyor. Sektöre baktığımızda ise tam bir istatistik olmamakla beraber, işlemlerin yüzde 70’ten fazlasının KOBİ’ler tarafından gerçekleştirildiği tahmin ediliyor.

Leasing işlem ağırlığının inşaat, imalat, tekstil gibi üretim ile sağlık ve turizm gibi hizmete yönelik sektörlerden geldiği görülüyor. Bu dağılım ise 50-60 bin kadar firmayı işaret ediyor. Ancak yeni yasa sonrası daha farklı sektörlerle işlem yapılacak olması bu rakamı yüzde 20-30 oranında artıracağı tahmin ediliyor.

Yapı Kredi Leasing, sat ve geri kirala yönteminin önemli farklılık yaratacağına, yeni kanun ile özellikle gayrimenkule yönelik yapılan sat ve yeniden kirala işlemlerinde önemli ölçüde KDV ve vergisel avantaj sağladığına, bu haliyle bu ürünün sektördeki işlem hacmini genişletmeye ciddi katkı sağlayacağına inanıyor. Yine yeni kanun ile birlikte sözleşmelerin tescilinin noter aracılığı ile değil kurulan birlik tarafından gerçekleştirecek olması da, maliyetleri düşüreceğinden, önümüzdeki dönemde sektörde daha küçük tutarlı işlemlerin adetlerinin artmasına katkı sağlanacağı düşünülüyor.

Yapı Kredi, klasik leasing ürünlerinin yanı sıra hemen her sektörden müşterilerin ihtiyacına yönelik özel çözümler ile hizmet veriyor. Firmanın ana sektörlerini ise inşaat ve imalat makineleri oluşturuyor. Ayrıca buna ek olarak,enerji, uçak ve tekne leasingi de gerçekleştiriyor.



TEB, KOBİ alanında büyümeye devam edecek

Türk Ekonomi Bankası’nın (TEB) ekonomiye ve müşterilerine  sağladığı desteğin en önemli göstergesi olan krediler, 31 Aralık 2012 tarihi itibarıyla yıllık bazda yüzde 16 oranında artarak 29.7 milyar TL’ye ulaştı. Toplam aktiflerin yüzde 68’ini oluşturan kredilerin içinde ekonominin lokomotifi KOBİ’lere kullandırılan kredilerin payı ise yüzde 46 oldu.

TEB KOBİ Bankacılığı Grubu Genel Müdür Yardımcısı Turgut Boz, 2013 yılının ilk yarısına bakıldığında KOBİ kredilerindeki büyümenin bankacılık sektörü için devam ettiğinin görüldüğünü söyledi. Boz, şöyle konuştu: “KOBİ’leri odağında tutan bir banka olarak TEB, nakdi kredilerin yüzde 46’sını Türkiye ekonomisinin istihdamının yaklaşık yüzde 75’ini oluşturan ve ekonominin lokomotifi olan KOBİ’lere kullandırmıştır. Önümüzdeki dönemde de KOBİ Bankacılığı’na gösterilen ilginin artan bir hızla devam edeceğini düşünüyoruz.”

TEB’i sektörde ayrıştıran, KOBİ’lerin Danışman Bankası olma yaklaşımlarını sürdürerek KOBİ Bankacılığı alanında sektörün üzerinde büyüme yakalayarak pazar paylarını artırmaya devam edeceklerini kaydeden Boz, “2012 yılına bakıldığında en fazla büyümeyi KOBİ Bankacılığı alanında gerçekleştirdiğimiz görülüyor; 2013 yılında da KOBİ kredileri en fazla büyüyeceğimiz alanlar arasında yer alacaktır” dedi.

KOBİ Bankacılığı’ndaki tecrübelerini girişimcilik alanına taşıyarak Türkiye’deki en geniş kapsamlı Girişim Bankacılığı hareketini başlattıklarını kaydeden Boz, İstanbul’da hizmete açtıkları TEB Girişim Evi ile girişimlerini başlatmış ancak henüz yolun başında olanlara da satış, pazarlama, hedef pazar araştırması, iş planı gibi konularda danışmanlık hizmeti sunduklarını aktardı.

TEB Girişim Evi’nin içinde bir Kuluçka Merkezi bulunuyor. Bilgisayar, yazılım, İnternet gibi IT altyapıları mevcut. TEB Girişim Evi’nde girişimcilere şu ek hizmetler de sağlanıyor: “Danışmanlık/Mentorluk”, “İş Yönetim Danışmanlığı”, “Networking Desteği”, “Akademik Destek”, “Kurumsal Web Sitesi Oluşturma Desteği”, “Marka, Patent, Fikir Tescili Danışmanlık Desteği” ve “Mali Müşavirlik Danışmanlık Desteği”.

E-business, bilişim ve yazılım üzerine projeleri olan girişimcilere fiziki bir çalışma ortamı sunmayı hedefleyen TEB, geliştirdiği bu Kuluçka Merkezi’nden 25’i sürekli, 25’i ise dönemsel olmak üzere 50 civarında girişimcinin yararlanmasını hedefliyor.



Akbank 1.5 milyar dolar kredi sağladı

Akbank, dünyanın önde gelen bankalarının katılımıyla yeni bir sendikasyon kredisi sağladı. Toplamda 779 milyon avro ve 419.5 milyon ABD Doları  tutarında, 1 yıl vadeli olarak yapılandırılan kredinin maliyeti 1 yıl için EURIBOR + yüzde 0,75 ve LIBOR + yüzde 0.75 olarak gerçekleşti. Akbank, imza attığı bu sendikasyon kredisi ile 2012 yılı Ağustos ayında EURIBOR + yüzde 1.35 ve LIBOR + yüzde 1.35 maliyet ile sağladığı kredisini başarı ile yenileyerek uluslararası borçlanmadaki gücünü ve saygınlığını bir kez daha kanıtladı.

Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, son dönemde Amerika Merkez Bankası’nın likidite politikalarına ilişkin açıklamalarının uluslararası piyasalarda borçlanma maliyetlerini bir miktar yukarı yönlü olarak etkilediğine dikkat çekerek, şunları söyledi: “Amerika Merkez Bankası’nın açıklamalarının tüm dünyada etkisi görüldü. Ancak ülkemizin makroekonomik göstergeleri bugün hala birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeden daha iyi. Mali disiplinini sürdüren ve sağlam  bankacılık sektörünün desteklediği Türkiye uzun vadeli hedeflerinde ilerlemeye ve çıkışını sürdürmeye devam ediyor. Ülkemizin geleceği parlak ve büyüme potansiyeli yüksek. Akbank olarak yatırım yapmaya ve ülkemizin atılımları için gerekli olan finansal desteği en uygun şartlarda sağlamaya devam ediyoruz. Bugün imzaladığımız sendikasyon kredimiz bir anlamda da ekonomimize ve bankacılık sektörümüze olan güvenin bir kanıtıdır. Geçen yıl yüzde 1.35 maliyetle aldığımız kredimizi, bu yıl maliyetimizi 60 bps düşürerek, yüzde 0.75 maliyet üzerinden yeniledik.



Akbank’ın yüksek marka gücü, uluslararası muhabir ilişkileri ve başarılı performansı ile bir kez daha örnek bir sendikasyona imza attığını vurgulayan Binbaşgil, şöyle konuştu: “Uluslararası piyasalarda ve özellikle Türkiye’nin de dahil olduğu gelişmekte olan piyasalarda faizlerdeki artış trendine rağmen, kredimizi çok daha düşük bir maliyet ile yeniledik. Bu başarılı sendikasyon kredimiz Akbank’ın saygınlığını ve gücünü yansıtıyor. Seçkin uluslararası bankaların katılımıyla temin ettiğimiz bu krediyi başta Akbank müşterileri olmak üzere bankanın tüm paydaşlarına değer yaratmak ve ekonominin büyümesini desteklemek yönündeki hedeflerimiz doğrultusunda, reel sektöre finansman yaratmak için kullanacağız.”



Tam Faktoring, Temmuz’da 4 şube daha açtı

Geçtiğimiz günlerde 1. yaşını kutlayan Tam Faktoring, Temmuz ayında 2600 aktif müşteriye ve 180 milyon TL’i aşan işlem hacmine ulaştı. Şirket 1 yıl içinde açtığı 12 şubeye Temmuz 2013’te 4 şube daha ekleyerek toplam şube sayısını 16’ya çıkardı. Tüm Türkiye’de KOBİ’lerin yoğun olarak bulunduğu lokasyonları tercih eden Tam Faktoring, 1. yaş kutlamalarının ardından, Temmuz’da Bursa/Yıldırım, İzmir/Karabağlar, Ankara/Ostim ve Gaziantep’te 4 şube daha açtı.

Toplamda 16 şubesiyle KOBİ’lerin yanında yer alan şirket, Türkiye genelindeki şube sayısını 2013 yılı sonunda 20’ye çıkarmayı hedefliyor. Faturalı alacaklarını kolayca nakde çevirmek isteyen KOBİ’lere yakın lokasyonlarda yer alan modern şubelere ve teknolojik altyapıya sahip Tam Faktoring, faktoring hizmetinde uzman çalışanlarıyla müşterilerine yeni bir faktoring deneyimi sunuyor. yüde 100 Vector Yatırım Holding iştiraki olan Tam Faktoring, 82 milyon TL ile sektörün en büyük ödenmiş sermayelerinden birine sahip. EBRD (Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası), Vector Yatırım Holding’in yüde 9.5 oranında ortağı.



Kent Factoring’in notu arttı

Süzer Grubu şirketleri arasında yer alan Kent Factoring A.Ş.’yi derecelendiren JCR Eurasia Rating, şirketin Uzun Vadeli Ulusal Notu’nu ‘A (Trk)’, Kısa Vadeli Ulusal Notu’nu ‘A-1+ (Trk)’, Uzun Vadeli Ulusal Notu’na ilişkin görünümü ise ‘Pozitif’ olarak teyit etti.

Kent Factoring’in KOBİ’leri hedef alan yeni yönetim stratejisi paralelinde beş yeni şube açarak şube ağı ile personel yapılanmasını genişlettiği belirtilen JCR-Eurasia Rating raporunda, şirketin yerel bazda yoğunlaşan işlemlerini genel müdürlüğü ve yedi şubesi vasıtasıyla yürütmekte olduğuna dikkat çekildi.

Kent Factoring’in beş yıllık kümülatif büyümesini sektörün oldukça üzerinde tuttuğuna dikkat çekilen raporda şu ifadelere yer verildi: “Şirketin organizasyon yapısı, piyasa etkinliği, aktif büyüklüğü ve kalitesi, fonlanma kabiliyeti, kurumsal yönetim uygulamaları ve tarihsel verisi dikkate alındığında, mevcut müşteri tabanını ve piyasadaki etkinliğini geliştirmesi kaydıyla bilançosunda üstlendiği yükümlülükleri yönetebilecek yeterli deneyim ve altyapıya ulaştığı kanaatine ulaşılmıştır. Bu kapsamda, JCR Eurasia Rating notasyonu içerisinde, Kent Faktoring A.Ş.’nin Ortaklardan Bağımsızlık Notu (B) olarak belirlenmiştir.”

Kent Factoring Genel Müdürü Serdar Sarıca, 2013 yılının ilk yarısını hedeflerinin üzerinde bir başarıyla tamamladıklarını belirterek şunları söyledi: “105 kişilik deneyimli ekibimizle, İstanbul’un yanı sıra Ankara, Antalya, Denizli ve Bursa şubelerimizle birlikte Türkiye’de geniş bir coğrafyaya hizmet ulaştırıyoruz. Başta KOBİ’ler olmak üzere şirketlere faktoring alanında yenilikçi enstrümanlar sunuyoruz. JCR-Eurasia Rating ölçümlemesinin de ortaya koyduğu üzere, sektörümüzde kuvvetli ve sağlam bir pozisyona sahibiz.”

Serdar Sarıca, Kent Factoring’in bugün itibarıyla 1.700’ün üzerinde müşteriye hizmet verdiğini belirterek, yıl sonu hedeflerinin 2.000 aktif müşteriye ulaşmak olduğunu ifade etti: “Müşteri sayımızdaki artışla birlikte, bugün 190 milyon TL civarında olan plasman rakamımızın yıl sonunda 230 milyon TL’ye ulaşacağını öngörmekteyiz. Kredi istihbarata dayalı istikrarlı büyümemizi devam ettirecek ve 2014 yılında yeni açacağımız şubelerle hızımızı daha da artıracağız.”



İntegral Menkul Değerler ile Beşiktaş sponsorluk anlaşması imzaladı

Ulukartal Holding bünyesinde faaliyet gösteren İntegral Menkul Değerler A.Ş. ile Beşiktaş Jimnastik Kulübü arasında sponsorluk anlaşması imzalandı. 28 Ağustos 2013 tarihinde başlayıp 28 Ağustos 2016’ya kadar üç yıl süreyle geçerli olacak anlaşmaya göre, Beşiktaş Erkek Basketbol Takımı’nın adı “Beşiktaş İntegral Forex”, BJK Akatlar Spor Kompleksi’nin adı ise “Beşiktaş İntegral Arena” olarak kullanılacak. 20 Milyon TL + KDV tutarındaki anlaşma uyarınca ayrıca Beşiktaş Erkek Basketbol Takımı’nın formasında “İntegral Forex” reklamı yer alacak. Sponsorluk anlaşmasının imzalandığı törende konuşan Ulukartal Holding Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Cenk Ulukartal, holdinglerine adını veren kartalı Türk sporunun Kara Kartalı ile buluşturmaktan büyük mutluluk duyduklarını söyledi. Ulukartal, anlaşmanın Türk sporunun gücüne güç katacağını umut ettiğini belirterek, şöyle konuştu: “Beşiktaş Erkek Basketbol Takımı’nın mücadele ettiği Beko Basketbol Ligi, bugünkü mali değeri ile Avrupa’nın en değerli ligleri arasında yer alıyor. Kalitenin günden güne yükseldiği, yoğun bir rekabetin sergilendiği bu ligde ve Avrupa arenasında takımlarımızın başarı gösterebilmeleri için, disiplin ve takım ruhunun yanı sıra güçlü kuruluşların desteklerinin de büyük önem taşıdığına inanıyoruz.” Beşiktaş JK Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Orman ise, “Beşiktaş Basketbol A.Ş.’nin kurulumu ile birlikte tamamen yeniden yapılandırdığımız basketbol organizasyonumuz, Beşiktaş taraftarını heyacanlandıracak savaşçı, hırslı, genç ve yepyeni bir kadro ile  mücadele edecek, önümüzdeki yıllara damgasını vuracak bir yapıya kavuşmuştur. Bu yeni dönemin başlangıcında, İntegral Menkul Değerler A.Ş.’nin vermiş olduğu destek bizim için büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.

Yorumlar (0)