banner472

banner488

banner480

banner458

banner457

banner493

01.05.2015, 09:00 10035

Bildiklerinizi Unutun!

Ülkemizin KOBİ tarihi yazılırken çok özel bir yere sahip olacağından emin olduğum KobiEfor Dergisi’nde tekrar yazmaya başladığımdan dolayı öncelikle mutluluğumu ifade etmek isterim.
Bütün dünyada teknolojinin ateşlediği büyük bir değişim yaşıyoruz. Bu büyük değişim, siyasal, sosyal ve ekonomik sistemlerle beraber, şirketlerin iş yapış şekillerini de kökünden değiştirmektedir. Teknolojideki bu büyük değişim sadece rekabeti arttırmakla kalmamakla aynı zamanda küreselleştirmektedir. Bu yoğun ve yeni küresel rekabet ortamında ‘Hayatta kalmanın’ koşulları ise geçen yüzyılın geleneksel iş yapış şekillerinin büyük ölçüde geçersiz olduğu sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle, KOBİ patron ve yöneticilerimiz, geçen yüzyılın başarılı olma koşullarını tamamen unutmalı ve yeni paradigmalarla başarıları aramalıdır. Şirketlerin yeni başarılı olma koşullarını konuşmadan önce, şirket patronlarımızın öncelikli olarak yerine getirmesi gereken birkaç önemli konu olduğunu düşünüyorum. Yeni çalışma hayatında başarılı olmak için gerekli ama yeterli olmayan bu konuları sıralayalım:
- Şirketimizin finansal yapısını ajandamızda tuttuğumuz birkaç rakam ile kontrol etmek tarihe karışmıştır. Şirket bilanço ve gelir-gider tabloları tabii ki devlete vergi vermede esastır ve bankaların kredilerine temel oluşturur ama esas hazırlanış nedeni şirket patronlarına yön göstermektir. Karlılık oranlarının giderek düştüğü günümüzde şirket bilançosunu ve gelir-gider tablosunu ayrıntılı bir şekilde okuyup, buna uygun stratejik kararları alamayan patronlara artık iş dünyasında yer yoktur. ‘Sabahlara kadar’ çalışılan bir şirkette sürekli zarar ediliyor veya yeteri kadar kar edilemiyorsa bunun nedenleri şirket finansal tablolarında mutlaka mevcuttur.
- Geçen yüzyılda bir işi iyi yapmasını bilen bir girişimci şirket kurup, başarılı olabiliyordu. Rekabetin giderek artması ile beraber artık sadece bir işin iyi yapmasını bilmek, şirketin hayatta kalması için yeterli değildir. Yapılan işin üzerinde ‘Yönetim Bilimi’ şemsiyesi vardır ve yönetim bilimi ile ilgili olarak temel bilgilere sahip olmayan bir şirket patronunun şirketini ‘sağduyularına’ göre yönetmesi de artık giderek imkansız bir hale gelmektedir. Kriz yönetmek zorunda olan bir patron bazen yönetimde ‘Kriz Yönetimi’ diye bir büyük ana başlık olduğunu, proje yöneten bir başka patron da yönetimde ‘Proje Yönetimi’ diye bir büyük ana başlık olduğunu bilmemektedir. Yönetim kapsamında buna benzer ve patronlarımızın ihtiyacı olan birçok ana başlık vardır. Bu nedenle şirketlerimizde kendisini geliştirmeye en fazla ihtiyacı olan gruplar arasında şirket patronları da olduğu söylenebilir. Bain&Company şirketinin bir raporunda belirtildiği gibi Çinli yöneticiler yönetim konusundaki eksiklerini biliyor ve bunu kapatmaya çalışıyorlar. Aynı durum, bizim şirket patron ve yöneticilerimiz için de geçerli olmalıdır.
- Küreselleşen pazarlarla beraber, lokal pazar kavramı tarihe karışmıştır. Şirket yöneticilerimiz, küresel pazar bilgilerine ulaşma ve onu çok hızlı bir şekilde yorumlama becerisine sahip olmaları şarttır. Ayrıntılı bir sektör analizi şirketler için hayati öneme sahiptir. ‘Üretim’ odaklı bir şirket Ar-Ge’ye, ‘Pazar Odaklı’ bir şirket ise pazar analizlerine yatırım yapmasından anlaşılır. Ancak ben çevremde pazar analizine bir lira bile harcama yapan pek fazla şirket göremedim.
- Şirket patronlarımızın ‘Çalışma’ durumundan, şirketlerini ‘Yönetme’ durumuna geçebilmesi gerekir. Ancak bu durumda diğer yöneticilerin de ‘Yetkin’ olması gerekmektedir. Bir şirketin ‘ucuz’ eleman ve ‘ucuz’ yöneticiler ile çalışmasının artık ‘Çok pahalı’ olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle, şirketler daha kalifiye yöneticiler ile çalışmak zorundadır ancak bunun için de patronlar ‘Kalifiye’ yöneticileri yönetme becerisine sahip olmalıdırlar. Bir işi yönetmek ile ‘Yetkin’ bir yöneticiyi yönetmek çok farklı yetkinlik ve bilgi seti gerektirir. Unutulmamalıdır ki; ‘Birinci sınıf patronlar, birinci sınıf yöneticilerle, ikinci sınıf patronlar, üçüncü sınıf yöneticilerle çalışır.’
- Şirketler yönetimlerini ‘Tek adam’ yönetiminden çıkarmalı ve ‘ortak akıl’ oluşturabilmelidir. Bunun için şirket yönetim kurulu kağıt üzerinde kalmamalı, Yeni Ticaret Kanunu’n da önerdiği gibi yönetim kuruluna yönetim konusunda deneyimli ‘Profesyonel Yönetim Kurulu’ Üyesi katılması ve bütün stratejik kararların yönetim kurulunda tartıştıktan sonra alınması sağlanmalıdır.
- Bir KOBİ’nin büyük şirket olabilmesi için ‘olmaz-ise-olmaz’ unsurlardan bir tanesi de etkin bir ‘ERP (Kurumsal Kaynak Planlama)’ programı kullanma yetkinliğidir. Ülkemizde KOBİ’lerin ERP sistemi kullanma etkinliği, ne yazık ki çok düşüktür. Bu nedenle sadece ERP sistemi almak yeterli değildir ve bu sistemin etkin kullanılmasının sağlanması da yine patronun devredemeyeceği sorumluluğudur.
- Aile şirketlerimizin bir başka önemli sorunu da şirketin devamlılığıdır. Özellikle erkek evlat sahibi şirket patronlarımız, sürekliliği evlatlarında ararlar, küçük yaşından itibaren onu şirkete ısıtırlar, tahsil hayatından sonra da hemen şirkete dahil etmek isterler. Bu girişim aile şirketleri için, genelde, ölümcül bir hatadır. Kendi ayakları üzerinde kalmayı başaramadan, operasyonel işler ile şirket stratejileri arasındaki farkı bilmeden, hiyerarşik yapıda çalışmanın ne demek olduğunu görmeden şirketin sorumluluklarını üstlenmek isteyen bir genç, hem mutsuz, hem de büyük olasılıkla başarısız olur. Aile ilişkilerinin gördüğü zarar da genelde, bunun katmadeğeri olarak ortaya çıkar. Bu nedenle her ne kadar Anadolu’da bir şehir efsanesine dönüşmüş olsa da bu konuda ‘kurumsallaşma’ çalışmaları en uygun çözümdür. Bu çalışma bir uzmanlık konusudur ve bir uzman desteği alınmadan da çözülmeye çalışılmamalıdır.
- Şirketlerimiz ‘Taş yerinde ağırdır’ prensibi ile en iyi bildikleri işleri yapmaya devam etmeli, her rekabet baskısında başka bir alana kaymaya çalışmamalıdır. Çünkü o alanın da kendine özel ve dışarıdan görünmeyen dinamikleri vardır. Yeni bir iş alanına tabii ki girilebilir ama ancak ayrıntılı bir iş ve pazar analizinden sonra ayrıntılı bir ‘İş Planı (Business Plan)’ ışığında, yönetimin alacağı karar doğrultusunda olmalıdır. ‘İş Planları’ işletme fakültelerinin ortaya attığı ‘lüks’ bir çalışma değil, şirket patronlarının temel ihtiyaçlarından birisidir.
Yazılarımla ilgili olarak, görüş, öneri ve sorularınızı e-mail adresimden benimle paylaşabilirsiniz.

 

Yorumlar (0)
banner366