Deri Yaşlanması, Nedenleri, Alınabilecek Önlemler

MedAmerikan Tıp Merkezi Dermatoloji Bölümü’nden Dr. Leyla Gürses ile “deri yaşlanması”, nedenleri ve alınabilecek önlemler üzerine konuştuk. Deri, vücudumuzdaki en büyük ve en göz önündeki organdır. Dolayısıyla derimiz etrafımıza “çok mu güneşte kalıyoruz, sigara mı içiyoruz, uyku düzenimiz nasıl, erken yaşlanma belirtileri var mı” gibi birçok konuda bilgi verir.
Erken yaşlanmaya neden olan dış etkenler; güneş ışınları (doğal veya yapay solaryum gibi), sigara içmek, besinler, uyku alışkanlıkları ve alkol tüketimidir. Güneşin zararlı etkileri birikici özellikte olup zaman içinde ortaya çıkar. Sürekli ultraviyoleye maruz kalmak ciltte kollajen ve elastik lif yıkımını artırır.
Ciltteki güneş hasarını hafiften ileri düzeye doğru sınıflandırırsak, deride şu değişiklikleri görürüz:

Hafif güneş hasarı: Çok hafif renk değişikliği, kırışıklık yok veya çok az, keratoz yok. Genellikle 20’li yaşlar bu gruba girer ve makyaj ihtiyacı ya duymaz ya da çok az yapar.

Orta güneş hasarı: Erken solan (güneşe bağlı) çiller, sadece mimik yapıldığında görülen kırışıklıklar, çok az keratoz. 30-40’lı yaşlar bu gruptadır ve genellikle pudra veya fondaten kullanır.

İleri güneş hasarı: Belirgin renk düzensizliği (açık-koyu lekelerin bir arada olması), mimik yapmadan da kırışıklık varlığı, keratoz varlığı. Genellikle 50’li yaşlar bu gruba girer ve her zaman ağır fondoten ihtiyacı gösterir.

Ciddi güneş hasarı: Sarımsı soluk mat renk, tüm yüzde yaygın kırışıklık, çok az normal cilt varlığı, keratoz. Genellikle 60-70 yaş grubudur, makyajla bile iyi bir sonuç alamaz.

Güneşin zararlı etkileri zaman içinde birikici özellikte olduğu için, bizim cildimiz açısından alacağımız en önemli bireysel önlem, 365 gün güneş ışığına maruz kalan yüzümüzü en az 30 koruma faktörlü bir güneş koruyucu ile korumaktır. Bunun yanı sıra doktorunuzla konuşarak cildinizin bütünsel değerlendirilmesinin yapılıp erken yaşlanmanın önüne geçmek, bireysel hangi önlemlerin alınabileceği ve hangi cilt ürünlerini kullanabileceğinin kararına varmak önemlidir.
Uygulanabilecek tıbbi işlemler arasında kimyasal peelinglerle derinin üst tabakalarının canlanması sağlanırken, hyaluronik asit enjeksiyonlarıyla hem kollajen yapımı hem de cildin nemliliği artırılabilir. Yine son yıllarda birçok alanda kullanılan PRP (kişinin kendi kanı alınarak büyüme faktörlerinden zengin plazmanın ayrılıp cilt içine enjeksiyonu) yöntemiyle cildin canlanması, kollajen yapımının uyarılması, lekelerin giderilmesi söz konusudur. Günümüzde geliştirilen yeni hyaluronik asit içeren dolgu maddeleriyle sarkmaların önüne geçmek ve zaman içinde yüzün kaybettiği V şeklini yüze kazandırmak, asıcı bağları desteklemek mümkündür. Yine zamanında yaptırılan botox enjeksiyonlarıyla zamansız oluşmuş mimik çizgilerinden kurtulmak, daha dinlenmiş bir ifadeye sahip olmak hiç de zor değildir. Son zamanlarda geliştirilen çeşitli yapıdaki iplerle herhangi bir ameliyata ihtiyaç duymadan yüzdeki sarkmaları, asimetrileri gidermek mümkün olabilmektedir. Cildin tonusunu artırmaya yardımcı olacak lazer tedavileri, radyofrekans gibi yöntemlerle cildin tüm tabakalarının yapılandırılması mümkün olmaktadır.

Tüm bu yöntemler kişinin ihtiyacına göre doktoruyla birlikte karar vereceği bir takvim çerçevesinde uygulanarak, genetik olarak gelen iyi özelliklerimizin daha uzun sürdürülmesine yardım edecektir.
Unutmamalıyız ki, amaç yaşlanmamak değil, güzel yaş almaktır.

 

YORUM EKLE

banner235

banner229

banner216