banner472

banner458

banner457

Dijital dönüşüm süreci SEM’lerin eğitimlerini çeşitlendirdi; “Yaşam boyu eğitimin adresi: SEM”

Sürekli eğitim merkezleri (SEM) üniversitelerde üretilen bilginin topluma ulaştırılmasında bir köprü olma görevine sahip.

DOSYA 01.01.2022, 00:00 29.01.2022, 13:30
20004
Dijital dönüşüm süreci SEM’lerin eğitimlerini çeşitlendirdi; “Yaşam boyu eğitimin adresi: SEM”

Bunun yanında bu yeni bilgiler, yeni meslekler ve çeşitli mesleklerde yeni gelişmeler anlamına da geldiği için SEM’ler sunduğu eğitimlerle toplumun çeşitli üyelerine yeni bir meslek edinmek, mevcut mesleki pozisyonunu korumanın yanısıra çalıştığı kurum veya firmada dikey olarak ilerlemek veya mevcut meslekten başka bir mesleğe geçiş yapabilmek için önemli ve değerli fırsatlar sunuyor.
Ülkemizde; 209 üniversite mevcut ve bu üniversitelerin 131’i devlet üniversitesi, 78’i ise vakıf üniversitesi. 209 üniversitenin 179’unda sürekli eğitim merkezi (SEM) bulunuyor. Bu 179 devlet ve vakıf üniversitesine ait SEM’lerin 147’si Türkiye Sürekli Eğitim Merkezi (TÜSEM) Konseyi Üyesi. TÜSEM Konseyi: 2010’da Ege Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ SEM müdürlerinin girişimleriyle 27 üniversite rektörünün yetkilendirdiği 37 temsilcinin oybirliği ile kurulmuş olan bir platform ve bu platform çatısı altında SEM yöneticileri her yıl düzenli olarak çeşitli sorunlarını tartışmak, bilgi ve deneyimlerini paylaşmak ve sorunlara çözüm önerileri geliştirmek için bir üniversite SEM’inin ev sahipliğinde ulusal ve uluslararası katılımlı toplantı ve çalıştaylar düzenliyor.
TÜSEM Konseyi’nin mevcut Yönetim Kurulu; Bartın Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, Çukurova Üniversitesi, ODTÜ, Atatürk Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi ve İstinye Üniversitesi SEM müdürlerinden oluşuyor.
TÜSEM Yönetim Kurulu Başkanı Doç.Dr. Hüseyin Kaygın, sürekli eğitim merkezlerinin devlet ve vakıf üniversiteleri olarak ayrılmasının aralarında bazı farklılıkların oluşmasına da neden olduğunu belirterek, “Devlet üniversitelerine ait SEM’ler Sayıştay denetimine tabi olduğundan hareket kabiliyetleri biraz sınırlanıyor. Vakıf üniversiteleri ise bu bağlamda daha esnek hareket edebiliyorlar. Örneğin; dijital bir dönüşüm yaşadığımız bugünlerde bazı devlet üniversitesi SEM’lerinin uzaktan eğitim gerçekleştirebilmesi ile ilgili karşılaştığı ilk sorun mevzuata dair bir eksiklik oldu. Kuruluş yönetmeliklerinde uzaktan eğitim gerçekleştirmeye dair bir açıklama bulunmayan bazı devlet üniversitesi SEM’leri yönetmeliklerinde revizyon yapmak durumunda kaldılar” diye konuşuyor.

Bununla beraber gerek devlet gerekse vakıf olmak üzere birçok üniversitenin SEM’lerinin yüzyüze eğitimin yanı sıra uzaktan eğitim yoluyla da faaliyet gösterdiği görülebiliyor. Bazı üniversite SEM’leri bu konuda kendi imkanlarını ve altyapısını kullanıyor, bazı üniversiteler üniversite bünyesinde mevcut olan uzaktan eğitim merkezi ile işbirliği yaparak bu bağlamda faaliyetlerini yürütüyor, bazı üniversite SEM’leri ise piyasada uzaktan eğitim alanında faaliyet gösteren firmalarla işbirliği yaparak topluma eğitimlerini ulaştırıyor. Kaygın, bu noktada kullanıcıları çevrimiçi ortamda merdiven altı olarak tabir edilebilecek sertifika programları düzenleyen firmalara dikkat etmeleri konusunda uyarırken, sürekli eğitim merkezlerince düzenlenen çevrimiçi eğitimlerin bu konuda güvenilir seçenekler oluşturduğunun altını çiziyor.
Bu dönemde özellikle Pandemi’nin yol açtığı sorunlara da bağlı olarak sağlıklı yaşam ve beslenme, zihinsel ve psikolojik sağlığın korunması, çocukların siber bağımlılık, siber zorbalık, vb. çeşitli olumsuz etkilerden korunması gibi konuların yanısıra dijital okuryazarlık, finansal okuryazarlık, çevrimiçi kamusal hizmetlerden yararlanma gibi çeşitli konularda talepler olduğunu belirten Kaygın, iş dünyasındaysa hem işveren hem de çalışanların özellikle yeni teknolojiler, uygulamalar ve yaklaşımları içeren programlara ilgi gösterdiğine değindi.
Bazı alanlara ilgi olmasına rağmen uzaktan eğitim, kurumların mevzuatlarının izin vermemesi nedeniyle gerçekleşmiyor. Online eğitimin kullanıcılar açısından büyük imkan yarattığını paylaşan Kaygın, ülkenin coğrafyadan bağımsız olarak SEM’lerdeki eğitimleri inceleme ve katılma şansına sahip olduğunu açıklıyor. Yurtdışındaki kullanıcıların online eğitimlerden yararlanabildiğini belirtiyor.
SEM’lerin yurt dışında önemli üniversitelerin sunduğu popüler çevrimiçi eğitimleri başarıyla gerçekleştirdiğini belirten Kaygın; sanal gerçeklik, yapay zeka, mikro cerrahi gibi konularda çevrimiçi eğitimler verebilen SEM’lerin yakın gelecekte arttırılmış gerçeklik, makine öğrenmesi gibi konularda da eğitimler verebileceğini öngörüyor.

Eğitimin süresi ve niteliği değişiyor
Sürekli eğitim merkezleri üniversitelerde üretilen bilginin topluma ulaştırılmasında bir köprü olma görevine sahip. Bunun yanında bu yeni bilgiler yeni meslekler ve çeşitli mesleklerde yeni gelişmeler anlamına da geldiği için SEM’ler sunduğu eğitimlerle toplumun çeşitli üyelerine yeni bir meslek edinmek, mevcut mesleki pozisyonunu korumanın yanısıra çalıştığı kurum veya firmada dikey olarak ilerlemek veya mevcut meslekten başka bir mesleğe geçiş yapabilmek için önemli ve değerli fırsatlar sunuyor.
Hüseyin Kaygın, günümüzde artık birçok ülkede eğitimin topluma arzı noktasında gerek yöntem gerekse süre bağlamında köklü değişimler yaşandığını dile getirerek, şu bilgileri veriyor: “Bu değişimler ise sürekli eğitim merkezlerini çok daha önemli hale getiriyor. Meslek edinme bağlamında üniversite eğitiminin süresinin uzunluğu tartışılmaya başlandı. Yakın geçmişte çok talep gören birçok meslek hızla eskimeye, popülerliğini ve güncelliğini yitirmeye ve haliyle yok olmaya başladı. Hatta bazı yeni meslekler bile hızla eskime ve sistemden silinme tehdidiyle karşı karşıya. Bilgi çok çabuk eskiyor ve mevcut bilgilerin sürekli güncellenmesi gereksinimi doğuyor haliyle. Çok kazançlı ve popüler bazı meslekler için sadece 6 aylık bir eğitim yeterli olabiliyor, 4 yıl süren bir eğitim almanız gerekmiyor artık ya da 4 yıl boyunca aldığınız eğitimi çeşitli başka yetkinliklerle desteklemeniz gerekebiliyor.”
Bu noktada son dönemde sıklıkla gündeme gelen mikro yeterlilik kavramına dikkat çeken Kaygın, görüşlerini şöyle açıkladı: “Mikro yeterlilik, görece olarak kısa süreli bir eğitimi takiben katılımcıların yeterliliğinin ölçülmesini içeren bir sınav sonrasında başarı gösterenlerin elde ettikleri kazanımlar olarak ifade edilebilir. Bu yeterlilik sayesinde insanlar istihdama katılabilme, mevcut pozisyonunu koruma veya daha üst pozisyonlara ilerleyebilme imkanı bulabiliyorlar. Bu bağlamda üniversitelerin daha zengin bir eğitim çeşitliğine sahip olabilmesi ve elbette esnek olabilmesi gerekiyor ki bu esnekliği sağlayabilecek en önemli birimler SEM’ler.”

SEM’ler dijital dönüşüme yoğunlaşıyor
SEM’ler yüz yüze, uzaktan veya karma yollarla ve daha esnek zaman diliminde eğitim sunabilmenin yanısıra eğitim programlarını çok hızlı güncelleyerek yeni bilgiyi kullanarak gerek mesleki gerekse kişisel gelişim bağlamında yeni eğitim programları geliştirebilme noktasında çok hızlı hareket edebiliyor. Kaygın, bu artıların sürekli eğitim merkezlerini çok değerli kılan faktörler olduğunu kaydederek, şu açıklamayı yaptı: “TÜSEM Konseyi olarak en önemli konu başlıklarımızdan birisi de bu oldu bu yıl. Mikro yeterliliklerin yanı sıra özellikle son dönemde Pandemi’nin de etkisiyle hız kazanan bireysel, mesleki ve toplumsal dönüşüm bağlamında SEM’lerin sunduğu eğitimlerin günden güne artan öneminin farkındayız ve eğitim süreçlerimizi içerik, yöntem, değerlendirme ve belgelendirme bağlamında daha nitelikli hale getirmenin yollarını arıyoruz.”

Yorumlar (0)