banner472

banner458

banner457

Türkiye’nin en stratejik sektörlerinden; Denizyolu Taşımacılığı, hızla yeşil dönüşmeli

Dünya’da 2020’de taşınan yüklerin yaklaşık yüzde 89’u, Türkiye’de ise ithalatın yüzde 94’ü, ihracatın yüzde 82’si ‘Denizyolu Taşımacılığı’ ile gerçekleştiriliyor. Bu da hem küresel ticarette hem Türkiye’de ‘Denizyolu Taşımacılığı’nın en stratejik sektörlerden biri olmasını sağlıyor. Demiryolu ve denizyolu bağlantılarının güçlendirilmesi, limanların ‘yeşil limanlar’a dönüştürülmesi ve Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum ve mega limanların hayata geçirilmesi ise sektörün geleceği açısından bugünden atılması gereken adımların başında geliyor.

DOSYA 01.07.2022, 00:00 27.07.2022, 09:34
20768
Türkiye’nin en stratejik sektörlerinden; Denizyolu Taşımacılığı, hızla yeşil dönüşmeli

Ticaretin küreselleşmesinde öncü ve önemli role sahip ‘Denizyolu Taşımacılığı’ genellikle büyük hacimli, birim fiyatı ve zaman duyarlılığı düşük yüklerin taşınmasında tercih ediliyor. Konteynerleşmeyle birlikte ‘Denizyolu Taşımacılığı’ kombine taşımacılığın gelişimine de katkı sağlıyor. Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği UTİKAD’ın yayınladığı UTİKAD Lojistik Sektörü Raporu 2021’de, 2020’de Dünya’da taşınan yüklerin hacim olarak yüzde 89’unun denizyoluyla gerçekleştiği ifade ediliyor. Bu da denizyolu taşımacılığının küresel ticarette en stratejik sektörlerden biri olmasını sağlıyor.
Türkiye denizyolu taşımacılığının önünde yapılması gerekenlerin en başında denizyolu ile demiryolu bağlantılarının güçlendirilmesi ve özellikle Organize Sanayi Bölgeleri’nde (OSB’ler) denizyolu ve demiryolu bağlantılarının tamamlanması yer alırken, gelecek için bugünden atılması gereken adımların başında limanların ‘yeşil limanlar’a dönüştürülmesi, Avrupa Yeşil Mutabakatı’na hızlıca uyum geliyor.

“Transit taşımacılık faaliyetleri açısından gelişim alanları mevcut”
UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ayşem Ulusoy, coğrafi bakımdan bir yarımada olan Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Afrika’nın kavşak noktasında konumlandığını, bu sebeple Türkiye’nin dış ticaretinde önemli paya sahip ‘Denizyolu Taşımacılığı’nın önünde özellikle transit taşımacılık faaliyetleri açısından gelişim alanlarının mevcut bulunduğunu söyledi: “UNCTAD tarafından hazırlanan ‘Review of Maritime Transport 2021’ raporu, koronavirüs Pandemisi denizyolu taşımacılığını sekteye uğratsa da bu düşüşün beklenen kadar dramatik gerçekleşmediğine işaret ediyor. 2020 yılı ilk yarısında sekteye uğrayan bu taşımacılık türü yılın ikinci yarısında toparlanmaya başlayınca, 2021’de mal ticareti ve dünya üretimindeki toparlanmaya paralel olarak denizyolu ticareti yüzde 4.3 artış gösterdi. Orta vadeli görünüm olumlu olmaya devam ederken artan riskler ve belirsizlikler bu taşımacılık türünde de mevcut. 2021 verilerine göre Dünya’da deniz yolu ticaret hacmi 380 milyar dolar civarında, Türkiye’nin bu rakamdan aldığı pay ise yüzde 5.”
Türkiye’de 180 limanın 13’ünde demiryolu bağlantısı mevcut: Ayşem Ulusoy, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Clarksons Research’ün 2022 Ocak ayı yayınında dünya denizyolu yük taşımalarının 2021’de yüzde 3.6 arttığının tahmin edildiğini ifade etti. Toplamda farklı özelliklere sahip 180 limanımızın bir kısmının yat limanı, bir kısmının da ihracat limanı diğer adıyla karma limanlar olduğunu belirten Ulusoy, şu bilgileri verdi: “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de toplam 71 adet liman başkanlığı mevcuttur. Bu limanların 27 tanesi konteyner limanı olarak faaliyet göstermektedir. Haydarpaşa, Derince, İzmir, Bandırma, Mersin, Samsun, İskenderun, Tekirdağ, Zonguldak, Yılport, Evyap, DP World ve Nemport Limanları’nda olmak üzere 13 adet limana demiryolu bağlantısı bulunmaktadır.”
Türkiye’de ithalatın yüzde 94’ü, ihracatın yüzde 82’si denizyoluyla yapılıyor: 2020’de Dünya’da taşınan yüklerin hacim olarak yaklaşık yüzde 89’unun denizyoluyla gerçekleştiğini, Türkiye’de ise 2020’de hacim olarak ithalat amaçlı taşınan yüklerin yaklaşık yüzde 94’ünün, ihracat amaçlı taşınan yüklerin yaklaşık yüzde 82’sinin denizyoluyla gerçekleştiğini paylaşan Ulusoy, bu veriler ışığında küresel bazda denizyoluyla yapılan yük hacminin son yarım yüzyılda 20 kat büyüdüğünün görüldüğünü kaydetti.
“DWT bazında Türkiye, Dünya’da 16. sırada”: Ayşem Ulusoy, 2011’den 2021’e kadar Türkiye limanlarında elleçlenen yüklerin yıllar içerisinde TEU bazında hacmen artış gösterdiğine değindi: “2011’de elleçlenen TEU 6 milyon 523 bin 506 ton iken 2021’de yaklaşık yüzde 93 arttı ve 12 milyon 591 bin 470 ton oldu. UAB verilerine göre 2021’de limanlarımızda elleçlenen yük miktarı bir önceki yıla göre yüzde 6 artarak 526 milyon 306 bin 784 ton gerçekleşti. UNCTAD verilerine göre 2021’de Türkiye’de yabancı bayraklı bin 112 geminin toplam kapasitesi ki bunların 525 adeti milli bayraklı gemidir, 21 milyon 970 bin 706 DWT’dir; milli bayraklı gemilerle birlikte toplam DWT bazında Türkiye, Dünya’da 16. sırada olup Türk ve yabancı bayraklı gemiler, tüm dünyadaki DWT kapasitesinin yüzde 1.32’sini oluşturmaktadır.”

“İhracat limanlarının demiryolu bağlantıları tamamlanmalı”
“En güncel sorun yükselen navlun fiyatları”: Ayşem Ulusoy, Türkiye denizyolu taşımacılığının sorunları ve çözüm önerilerini de aktardı: “Türkiye’nin coğrafi konumu ve liman altyapıları sayesinde transit konteyner taşımacılığını çok daha yukarılara çıkarabilecek potansiyele sahip olmakla beraber gümrük süreçlerinde gerçekleştirilecek basitleştirmelerle Türk limanlarının üçüncü ülkeler arası taşımalarda verimli bir aktarma limanı olarak kullanılmasının yolu açılmalıdır. Pandemi süreci ile lojistik sektörü farklı krizlerle baş etmeye çalıştı. 2021’de sektörü bu krizlerden en çok yüksek maliyet artışlarına sebebiyet veren konteyner ve küresel tedarik zinciri krizleri zor durumda bıraktı. Pandemi’yle küresel ticaretin dengesizleşmesi deniz taşımacılığında lojistik sıkıntıları da beraberinde getirdi. Salgın öncesi yük gemisi fazlası varken salgın sonrası denizyolu taşımasında kullanılan konteynerlerin dünyanın belli başlı limanlarında birikmiş olması ve bu konteynerlerin yeniden sisteme dahil edilememesi küresel bir konteyner sorunu yaşanmasına neden oldu.  Konteyner tedariki ile başlayan sorunlar, navlun fiyatlarındaki artışlarla devam etti ve sektörümüz bugün hala yüksek navlun fiyatlarıyla karşı karşıya. 2021-2022 yılı denizyolu taşımacılığında mücadele edilen en güncel sorun yükselen navlun fiyatları diyebiliriz.
Tüm bunların yanı sıra daha genel perspektiften bakıldığında Türkiye’nin önünde duran ve çözmesi gereken sorunlar da mevcut. Bunlardan bazıları; ‘altyapı sorunları, intermodal taşımacılığın gereken düzeye ulaşmamış olması, Yeşil Mutabakat uyum süreçlerinde hızla atılması gereken adımlar ve kullanılan lojistik yazılımların kalitesinin arttırılması, yazılım kullanımını teşvik edilmesi.’ Çözüm içinse; ilk olarak uzun yıllardır vurguladığımız gibi demiryolu ağının lojistik merkezlere bağlanmasını sağlayacak altyapı yatırımlarının yapılmasıdır. Özellikle ihracat limanlarının demiryolu bağlantıları tamamlanmalı, demiryolu bağlantısı olan limanların kapasiteleri genişletilmeli ve dünya konjonktürü dikkate alınarak yeni limanların inşa edilmesi yönünde planlamalar yapılmalıdır. İntermodal taşımacılıkla daha sürdürülebilir bir yapıya kavuşmamız gerekmektedir. Özellikle Yeşil Mutabakat gibi ticaretimizi etkileyecek bir dünya vizyonu var önümüzde ve bizim de bu süreçlere hızla uyum sağlamamız gerekmektedir. Karbon salınımını azaltacak teknolojik gemilere yatırımlar yapılmalı ve bu yatırımlar teşviklerle desteklenmeli, yeşil liman uygulamalarının sayısı artırılmalıdır.”

“Türkiye konteyner taşımalarında ve özellikle transit yüklerde artış sağladı”
Türkiye Liman İşletmecileri Derneği (TÜRKLİM) Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Erdemir, “Küresel deniz taşımacılığı 2019 yılında tıpkı küresel ticaret gibi çok düşük bir oranda (yüzde 1.1) artmış, sonrasında Pandemi döneminde yüzde 3.6 gerilemiştir. 2021’de artış yüzde 3.6 gibi nispeten bir oranda gerçekleşmiş, bu sayede 2021’de, 2019 tonajı olan 11.9 milyar tona ancak ulaşılmıştır” dedi.
Aydın Erdemir, 2021 yılı itibarı ile deniz ticaretine hizmet eden kıyı tesisi sayımızın Filyos Limanı’nın da tamamlanması ile 207’ye ulaştığını, bu sayıya değişik formda ve özellikte iskele, şamandıra, dolfen ve platformların da dâhil olduğunu paylaştı: “Bu kıyı tesislerinin yüzde 44’üne karşılık gelen 90 adedi Marmara Bölgesi’nde, yüzde 24’üne karşılık gelen 50 adedi Akdeniz Bölgesi’nde, yüzde 18’ine karşılık gelen 38 adedi Karadeniz Bölgesi’nde ve yüzde 14’üne karşılık gelen 28 adedi ise Ege Bölgesi’ndedir. Diğer yandan bu sayının içinde tüm kıyı tesisleri yer almaktadır. Bizim bildiğimiz anlamda yük elleçleme hizmeti veren ve uluslararası yük trafiğine hizmet eden liman sayısı ise 90 civarındadır. Bu limanların 77’si TÜRKLİM üyesidir. Bu sayıda kıyı tesisi olmasına rağmen uluslararası yüklere hizmet veren liman sayısı ise 90 civarındadır.”
2019, 2020 ve 2021 yılı karşılaştırıldığında toplam yükte 484 milyon ton, 496 milyon ton ve 526 milyon ton hacimlerine ulaşırken, konteynerde 11.59 milyon TEU, 11.63 milyon TEU ve 12.59 milyon TEU hacmine ulaşıldığını aktaran Erdemir, şunları söyledi: “Aynı dönemlerdeki oransal değişim ise yine sırasıyla toplam yükte yüzde 5.2, yüzde 2.6 ve yüzde 6, konteynerde ise yüzde 6.9, yüzde 0.3 ve yüzde 8.7 olarak gerçekleşmiştir. Görüldüğü gibi ülkemizde hem toplam yükte hem de konteyner taşımalarında küresel verilerden farklı olarak artış sürekliliği sağlanmıştır. Elbette bu durum ülkemizin dinamik yapısından kaynaklanmaktadır. Ülkemizde Pandemi’de özellikle transit yüklerde ciddi bir ivme artışı yakalanmıştır.”
2021’de hem ihracata hem de ithalata konu olan yüklerin değer olarak yarısından fazlasının denizyoluyla taşındığını kaydeden Erdemir, denizyoluyla taşınan ihraç yüklerinin değerinin 2000’e göre yüzde 33 artış göstererek 134 milyar dolara, denizyolu ile taşınan ithal yüklerin değerinin ise yüzde 37 artarak 157 milyar dolara ulaştığını aktardı: “Bu USD değerler öngörüldüğünde; ihraç mallarımızın yüzde 59’unun, ithal mallarımızın yüzde 58’inin denizyoluyla taşındığı anlamına gelmektedir. Ağırlık olarak ise durum dünya ortalamasından farklı değildir. Türk limanlarında işlem gören yükün ağırlığı, dış ticarete konu olan ürünlerin toplam ağırlığının yaklaşık yüzde 85’idir. 2011-2021 yılları arasındaki küresel denizyolu istatistikleri incelendiğinde; toplam yükteki küresel artış yüzde 2.3 iken, Türkiye’deki limanlardaki artış yüzde 3.8, konteynerdeki küresel artış yüzde 3.8 iken, Türkiye’deki limanlardaki artış yüzde 6.6 olmuştur.”
Denizyolu ulaştırmasının, Dünya ticaretine konu olan ürünlerin bir noktadan başka bir noktaya aktarılmasında ağırlık olarak yaklaşık yüzde 85-92 gibi oldukça baskın bir paya sahip olduğunu vurgulayan Erdemir, öyle olunca denizyolu taşımacılığının gerçekleşmesinde gerekli olan temel araçları (gemiler) ve altyapıları (limanlar) ‘en önemli ulaştırma altyapıları’ olarak tanımlamanın doğru olacağını söyledi: “Denizyolu taşımacılığında etkin olan ülkelerin genellikle güçlü bir deniz ticaret filosuna sahip olduğu görülmektedir. Bu noktada ülkemizin deniz ticaret filosunun bu alanda en güçlü ülkeler arasında yer alması temennimizdir. Bizler limancılık sektörü olarak yüklere ve gemilere halihazırda uluslararası standartlarda hizmet veriyor ve ülkemizin dış ticaretinin sürdürülebilirliği için tüm gayretimizle çabalıyoruz.”

Dijital dönüşümün öncü sektörlerinden
“Liman kapasiteleri geliştirilmeli”: Erdemir, denizcilik sektörünün dijital dönüşümün öncü sektörlerinden birisi olduğuna da değindi: “Dünya’da 80 civarında yarı ve tam otomasyona geçmiş limanlar olduğu gibi hemen hemen tüm limanlarda dijital alt yapıların yer aldığını görüyoruz. Çünkü limancılık sektörü, doğası gereği karmaşık ve dinamik bir sektör olduğu için dijital teknolojilerin kullanımı kaçınılmazıdır. Diğer yandan tedarik zincirinde üs olmak için halihazırda limanlarımızın altyapısı yeterli olsa da yayınladığımız ‘TÜRKLİM Türkiye Limancılık Sektörü 2022 Raporu’nda ilan ettiğimiz yük talep projeksiyonları bizlere gösterdi ki önümüzdeki yıllarda artan yük talebine karşı liman kapasitelerinin geliştirilmesi gerekmektedir. Aksi halde üretim sektörüne ve dış ticaretimize destek vermemiz mümkün olmayacak, ülkemizin uluslararası pazarlardaki rekabetçi gücü azalacaktır.”

“Mega limanlara ihtiyacımız var”
2022’de yüzde 5 büyümeyle global ortalamanın üzerinde büyüme öngörüsü: Erdemir, 2022’de elleçlenen yük miktarının 540 milyon tonu ve böylece Türk limancılık sektörünün yüzde 5 büyümeyle global ortalamayı aşacağı öngörüsünü paylaştı.
TÜRKLİM’in yayınladığı Türkiye Limancılık Sektör Raporu-2007’nin ‘Vizyon 2023’ ve Türkiye Limancılık Sektörü 2022 Raporu’na değinen Erdemir, TÜRKLİM limanlarının 2050 yılı vizyonunun; “Dünya ticaretinde, etkin, verimli, esnek, çevreci, iş güvenliği ve sağlığına duyarlı, etik çalışma kurallarına uyan, uluslararası rekabet gücüne sahip, bölgesinde oyun kurucu limanlar” olarak belirlendiğini anlattı: “2050 yılında Türkiye’deki konteyner talebinin 41 milyon TEU’yu, toplam tonajın ise 1.3 milyar tonu geçeceği öngörülmüştür. Bu sonuçlar önümüzdeki yıllarda birçok yük türünde sadece ekipman yatırımıyla kapasite artışının sağlanamayacağını göstermektedir. Türkiye’nin 2050’ye kadar mevcut liman kapasitesini 2-2.5 kat arttırabilmesi için hem mevcut limanlarımızın kapasite artışlarına ve hem de ülke olarak yeni mega limanlara ihtiyacımız vardır.”
Türkiye’nin hızlı büyüyen dış ticaretinin limanlarda elleçlenen yük miktarlarını da olağanüstü şekilde artırdığına dikkat çeken Erdemir, şunları ifade etti: “Bu yük artışına karşın limanlarımızın zamanında yatırımlarla büyüyememesi gelecekte ciddi darboğazlar yaratabilecektir. Bugün birçok gelişmiş ülke limanlarında yaşanan darboğazlar beraberinde milyarlarca dolarlık kayıplara neden olacağı gibi ülkemizin gelişmesinin ve büyümesinin de önüne engel olacaktır. Bunun örnekleri yakın zamanda Amerika’da, Avrupa’da yaşanmıştır. Bu nedenle limanlarımızın gelişimi evrensel sürdürülebilirlik standartları çerçevesinde bir sürekliliğe sahip olmalıdır.”

1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı kutlu olsun
Türkiye’nin kabotaj hakkı ve denizlerdeki bağımsızlığı, özgürlüğü ve milli egemenliğinin teminatlarından biri. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kabul edilen ve 1 Temmuz 1926’da yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu ile Türkiye denizlerinde de egemenlik hakkını kazandı ve bu tarihi ‘Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’ olarak kutlamaya başladı. 1 Kasım 1937 yılında Meclis’in açılış konuşmasında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Denizciliği Türk’ün büyük milli ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda başarmalıyız” sözleriyle denizcilikte Türkiye’nin vizyonu belirlendi.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde Batılı ülkelere verilmiş olan kapütülasyon hakları sebebiyle imparatorluğun kabotaj hakkı yoktu ve kıyılarında yabancı bandıralı tekneler hizmet görürlerdi. Ancak 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Antlaşması uyarınca kapütilasyonlar lağvedildi. Böylece Türkiye kabotaj hakkına kavuştu. Türkiye’nin büyük ölçüde bir yarım ada ülkesi oluşu ve kıyı uzunluğunun 8333 km olduğu dikkate alındığında bu Türk denizciliğine büyük imkan tanıyordu. Bu nedenle 1 Temmuz tarihi Türk denizciliği açısından büyük önem taşıyor.
Türkiye’de Denizcilik ve Kabotaj Bayramı her yıl 1 Temmuz tarihinde kutlanıyor. 1 Temmuz, 1935’ten itibaren Kabotaj Bayramı olarak kutlanmaya başlandı, 2007 tarihinde kabotaj kelimesine denizcilik kelimesi de eklenerek bayramın adı Denizcilik ve Kabotaj Bayramı oldu. Kabotaj, bir ülkenin kendi karasularında kendi iskele ve limanları arasında gemi işletme ve her türlü liman hizmetlerini kontrolünde bulundurma hakkı olarak tanımlanıyor.
1 Temmuz 1926’da yürürlüğe giren ve Türkiye’de denizciliğin geliştirilmesini amaçlayan Kabotaj Kanunu, “Türkiye Limanları ve sahilleri arasında yük ve yolcu taşınması ile kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri, Türk vatandaşları ve Türk Bayrağı taşıyan gemilerce yapılır” hükmünü getirerek daha önceden yabancılara açık olan bu faaliyetleri bundan böyle sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının yapabileceğini belirtmiştir.

Kruvaziyer gemi ve yolcu sayısında önemli artış
İMEAK (İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz Bölgeleri) Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran, Rusya-Ukrayna Savaşı ile Türkiye dış ticaretinde düşüş yaşandığını, gemi inşa sanayi sektöründe özellikle gemi sacı temininde ciddi sorunlara neden olduğunu aktardı.
Kıran, birçok olumsuzluklara rağmen, deniz turizmi sektörlerinin alt branşları arasında en büyük hareketliliğin Türkiye’ye gelen kruvaziyer gemi ve yolcu sayısında önemli artışta gözlemlendiğini paylaştı.

Yorumlar (0)