banner345

Ekonomist Prof.Dr. Murat Ali Yülek: "Kemeri gevşetmeyelim yeter”

İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Murat Ali Yülek, Türkiye ekonomisinin kriz beklentisi içinde olmadığı görüşünde. Seçimlerden sonra dolar kurunun da mevcut durumunda kalmayacağını öngören Yülek şunu diyor: “Bardağın büyük kısmı dolu. Ekonomide rakamlar kötümser olmayı gerektirmiyor.

EKONOMİST 01.06.2018, 08:43 01.06.2018, 18:20 KobiEfor
6280
Ekonomist Prof.Dr. Murat Ali Yülek: "Kemeri gevşetmeyelim yeter”

Ancak iç talepten çıkıp dış talep ağırlıklı bir büyüme çizgisine geçerek dengeli bir büyüme modeline geçilmesi kaçınılmaz.”
İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Murat Ali Yülek, Türkiye ekonomisinin uluslararası konjonktürden bağımsız değerlendirilmesini yanlış buluyor. Dışarının riskini ise özellikle  ABD yönetiminden kaynaklı öngörülemez gelişmeler yaşanması ile açıklıyor. Yülek şöyle diyor:  “Rasyonel olmayan bazı gelişmeler oluyor. ABD’nin dış politikasını büyük oranda İsrail yönetiyor. Kuzey Kore, Rusya, İran gelişmeleri buna bir örnek. Politik olarak ciddi enteresan bir dönemden geçiyoruz ve bunun yoğunluğu artıyor. Bizler ise dışarıdan izleyenler gibiyiz, dünya yavaş yavaş ısınıyor. Ekonomik olarak ise bol likidite devam ediyor. ABD faizde 25 baz puan artırınca bizim gibi ülkelerde büyük sıkıntılar yaşanıyor.”

Türkiye’nin güncelliği
Ülke olarak siyasi dalgalanmaların çok sık yaşandığı bir dönemden geçmekte oluşumuza dikkat çeken Yülek, bu bağlamda ekonomide 3-4 yıl kaybettiğimizi, yapılması gerekenleri bir türlü hayata geçiremediğimizi belirtiyor. Murat Yülek bu ‘kayıp dönemi’ şu şekilde tanımlıyor: “Son 3-4 yılda birkaç hükümet değişti. Erken seçime gittik ve darbe girişimi oldu. Konjonktür olarak da komşularda ciddi sıkıntıların olduğu bir dönemdi. Ekonomi her şeye rağmen büyüdü. Bu yıl büyümenin yüzde 3’ün altına düşeceğine inanmıyorum. Dolayısıyla bu yıllarda büyümede bir kayıp yok. Ülke olarak mali disiplin önemli bir çıpadır. Nitekim ilk yarıda bütçe açığı biraz kötüye gitti ama ikinci yarıda toparlandı, yılı yüzde 2 ile kapattık. Sezar’ın hakkını Sezar’a verelim; büyüme ve mali disiplini tutturmuşuz. Ama olması gereken yerde mi? Hayır.”

Türkiye’nin ekonomik büyümesi
İç talep ağırlıklı büyümeden dış talep ağırlıklı büyümeye geçecek yapısal reformların yapılmadığını kaydeden Yülek, “3 yıldır bu dönüşümü sağlayacak reformlar yapılmadı. Bundan sonra yapılır mı? İnşallah” diyor. Seçimlerden sonra ekonomide kemer sıkma ihtiyacı doğacağı kanısında olmadığının da altını çizen Yülek, beklentisini şöyle özetliyor: “Hangi parti gelirse gelsin biz kemer sıkmayı 2003’te yaptık. Aynı zamanda ekonomiyi de büyüttük. GSYİH’nın yüzde 6’sı kadar faiz dışı fazla verdik ve bunu 5-6 yıl boyunca sürdürdük. Bu nedenle de 2008’deki küresel ekonomik krizden yara almadan çıktık. Bundan sonra kemer sıkmaya teknik olarak ihtiyaç yok. Ama sakın kemeri genişletmeyelim.”
Geçen yılın büyümede iyi geçtiğini ve bu yıl Orta Vadeli Program’da belirtildiği gibi yüzde 4 büyüme sağlamanın kafi olacağını belirten  Yülek, ancak daha kalıcı adımlar atılması zaruretine de işaret ediyor:  “Geçen yıl ki büyümede teşvikler başarılı oldu. KGF başarılı bir şekilde devreye sokuldu, şirketler rahatladı. Ancak bizim ihtiyacımız kalıcı uzun vadeli büyüme stratejileridir.”

Kur işletmelere yük getiriyor
Kurdaki hareketliliğin TL’de yüzde 70 oranında değer kaybına neden olduğunun, KOBİ’ler olmak üzere işletmelere ciddi yükler getirdiğinin altını çizen Murat Yülek, özel sektörün ise bu yükleri başarılı şekilde taşıdığına dikkat çekiyor.  Kurun son dönemde sadece ihracatçıya büyük avantaj sağladığının altını çizen Yülek’in konuya ilişkin değerlendirmesi şöyle: “Yapısal reformlar yapmadığımız için ithal ikameci bir ekonomimiz var. İthalat ihracata göre büyürse ülke büyümesinden çalıyordu. Şimdi ise ihracat hızlı koştuğu için büyümeye olumlu katkı sağlıyor. Ama şu da bir gerçek; ihracatımız ithalata çok bağımlı. Esas yapısal reformlar bu bağımlılığı yıkmaktan geçer.”

Yeni Nesil Kalkınma Bakanlığı
Büyük şirketlerin bu dönemde yeniden yapılandırma istemesine Murat Yülek’in bakışı şöyle: “Türkiye’de 2 büyük şirket 10 milyar dolarlık bir yapılanma istedi ve yapıldı. Bu şirketler bankacılık sektöründen 40-50 milyar TL finansman kullanmış. Müthiş bir rakam. Ve şunu da gösteriyor: Bizim finansal çeşitlendirmede sıkıntılarımız var. Bir grubun bu kadar borçlanmış olması finans sektörü açısından iyi durum değil. Aynı zamanda reel ekonomi için de iyi değil.”
Türkiye’de finansmana erişimin hala AB standartlarına göre düşük olduğunun altını çizen Yülek, şu bilgileri aktarıyor: “Bankacılık sektörü önemli bir aşama kaydetti. Sadece devlete ve büyük şirketlere borç veren yapı artık KOBİ’lere özel bölümler açarak hizmet veriyor. Ama halen daha istenilen noktada değil. Ve finans piyasasını kalkınmayı destekleyecek şekilde yapılandırmazsanız böyle devam eder. Özellikle de kalkınmayı finanse edecek bir yeni nesil kalkınma bankası kurulmalıydı. Türkiye’de iki tane bu alanda banka var.  Bunlar 40-50 yıl önceki yöntemlerle iş yapıyor. Sadece bizde değil tüm dünyanın yüzde 95’inde bu sistem yok. Topu topu gelişmiş 10-15 ülkede bu sistemler hayata geçirilmiş. Dolayısıyla orta gelir tuzağından çıkamayan bir yapı içindeyiz.”

“2019 yılında kriz beklemiyorum”
Kriz olasılığına ilişkin görüşlerini paylaşan Yülek’in öngörüsü şu şekilde: “Bankacılık tarafında şu anda olağanüstü durum yok. Bütçe tarafında biraz açık olmakla birlikte bu ülke için sıkıntı anlamına gelmiyor. Dövize olan talebin reel bir karşılığı olduğunu düşünmüyorum. Morallerin bozuk olmasından kaynaklı bir şey var. Benim kişisel görüşüm; dolar kuru seçimden sonra oluşacak güven ortamında bu noktalarda kalmayacaktır. Genel bakarsak Türkiye ekonomisinde bardağın büyük kısmı doludur.”

“EKONOMİ DENGE ÜZERİNE KURULUDUR”
Murat Ali Yülek’e göre ekonominin temel özelliği dengedir. Oysa ekonominin dengesinde şu aşamada bazı sıkıntılar var. Yülek, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler üzerindeki ekonomideki dengeyi şöyle anlatıyor: “Kısa dönemde hızlı büyüyen ülkeler ağırlıklı iç talebe yoğunlaşır. Uzun dönemli sürdürülebilir büyümeye sahip ülkeler ise dış talep ağırlıklı büyür.

Örneğin; Japonya, Almanya, Güney Kore buna örnektir. Gösterişsiz ve yavaş büyürler. Bu ülkeler tüm dünyaya ürün satmak ister. Hedefi belirlenmiştir. Çin, ucuz mal alan 5 milyar insanı hedefliyor. Almanya pahalı ürün alan 1 milyar insanı hedefliyor. Kısa vadeli büyüyen ülkelerde ise halkı aşırı borçlandırıp, kredi kanalları açıp şirketlere iş sağlamak yöntemi kullanılıyor. Dolayısıyla Türkiye de iç talep ağırlıklı büyüyen bir ülke. İç pazara dayalı büyümede kredi muslukları durduğu anda şirketler de duruyor. İn, çık ekonomisi oluyor. Dışa dayalı büyüme dengeli büyümenin anahtarıdır.
Ekonomide denge olmamasının bazı göstergeleri de var; enflasyonun yüksek olması, işsizliğin yüksek olması ve cari dengenin sağlanamamış olması gibi.”

Yorumlar (0)
10°
kapalı
Namaz Vakti 30 Mart 2020
İmsak 05:17
Güneş 06:44
Öğle 13:14
İkindi 16:46
Akşam 19:34
Yatsı 20:55
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 26 53
2. Başakşehir 26 53
3. Galatasaray 26 50
4. Sivasspor 26 49
5. Beşiktaş 26 44
6. Alanyaspor 26 43
7. Fenerbahçe 26 40
8. Göztepe 26 37
9. Gaziantep FK 26 32
10. Denizlispor 26 31
11. Antalyaspor 26 30
12. Gençlerbirliği 26 28
13. Kasımpaşa 26 26
14. Konyaspor 26 26
15. Malatyaspor 26 25
16. Çaykur Rizespor 26 25
17. Ankaragücü 26 23
18. Kayserispor 26 22
Takımlar O P
1. Hatayspor 28 53
2. Erzurum BB 28 47
3. Bursaspor 28 46
4. Adana Demirspor 28 45
5. Akhisar Bld.Spor 28 45
6. Fatih Karagümrük 28 43
7. Altay 28 43
8. Ümraniye 28 40
9. Giresunspor 27 38
10. Keçiörengücü 28 35
11. Balıkesirspor 28 35
12. Menemen Belediyespor 28 35
13. İstanbulspor 27 33
14. Altınordu 28 31
15. Boluspor 28 25
16. Osmanlıspor 28 24
17. Adanaspor 28 20
18. Eskişehirspor 28 17
Takımlar O P
1. Liverpool 29 82
2. Man City 28 57
3. Leicester City 29 53
4. Chelsea 29 48
5. M. United 29 45
6. Wolverhampton 29 43
7. Sheffield United 28 43
8. Tottenham 29 41
9. Arsenal 28 40
10. Burnley 29 39
11. Crystal Palace 29 39
12. Everton 29 37
13. Newcastle 29 35
14. Southampton 29 34
15. Brighton 29 29
16. West Ham 29 27
17. Watford 29 27
18. Bournemouth 29 27
19. Aston Villa 28 25
20. Norwich City 29 21
Takımlar O P
1. Barcelona 27 58
2. Real Madrid 27 56
3. Sevilla 27 47
4. Real Sociedad 27 46
5. Getafe 27 46
6. Atletico Madrid 27 45
7. Valencia 27 42
8. Villarreal 27 38
9. Granada 27 38
10. Athletic Bilbao 27 37
11. Osasuna 27 34
12. Real Betis 27 33
13. Levante 27 33
14. Deportivo Alaves 27 32
15. Real Valladolid 27 29
16. Eibar 27 27
17. Celta de Vigo 27 26
18. Mallorca 27 25
19. Leganés 27 23
20. Espanyol 27 20