banner472

banner488

banner480

banner458

banner457

banner493

İklim krizi Pandemi’den daha büyük bir kriz

İklim Haber ve KONDA Araştırma tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de İklim Değişikliği ve Çevre Sorunları Algısı 2021” araştırması dördüncü yılında yine çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Anket çalışmasının sonuçlarına göre;

HABER 01.03.2022, 00:01 28.03.2022, 10:21
22679
İklim krizi Pandemi’den daha büyük bir kriz

• Türkiye’de her dört kişiden üçü iklim krizinin insan faaliyetlerinin bir sonucu olduğunu düşünüyor.
• Yüzde 66’ı iklim değişikliği için endişeli olduğunu belirtiyor.
• Toplumun yüzde 77’si aşırı hava olaylarında iklim krizinin rolü olduğunu söylüyor.
• Toplumda her üç kişiden iki kişi iklim krizinin koronavirüsten daha büyük bir sorun olduğunu ifade ediyor.
• Yurttaşların sadece yüzde 25’inin Paris Anlaşması ve yüzde 17’sinin ise Türkiye’nin 2053 yılı net sıfır emisyon hedefine dair bilgisi var.

Araştırma aynı zamanda, iklim değişikliğinin Türkiye’de toplumun neredeyse dörtte üçünün endişelendiği bir konu olduğunu gözler önüne serdi. Ankete katılanların yüzde 42’si ‘Endişeliyim’ cevabını verirken, ‘Çok Endişeliyim’ diyenlerin oranı ise yüzde 24 oldu. Sonuçlar ayrıca, katılımcıların yüzde 58’inin iklim krizinin Pandemi’den daha büyük bir kriz olduğunu ve daha büyük bir tahribata yol açacağını düşündüğünü gösterdi.
KONDA Araştırma Genel Müdürü Bekir Ağırdır, 2021 yılı iklim değişikliği araştırması bulgularının bir yandan toplumsal değişime diğer yandan da değişmeyenlere işaret ettiğini ifade ederek, şöyle diyor: “İklim değişikliği konusunda değişen elbette bekleneceği gibi toplumsal farkındalıktaki artış. Öte yandan ülkenin uzun süredir ruhi ve zihni ambargosunun etkisinde olduğu iktidar yandaşlığı ve karşıtlığına dayanan kutuplaşmanın iklim değişikliğinin sonuçları konusunda da etkisini görüyoruz. Bu araştırma bir kez daha yaşanan gündelik hayat ve meseleler üzerinden farkındalığın ve endişenin yükseldiğini ama öte yandan da ne yapılacağı konusunda hem bilgi eksikliğinin hem de siyasi pozisyonların ürettiği farklılaşmaların olduğunu teyit ediyor.”

Yorumlar (0)