Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver: “İpek Yolu geleceğin zenginliği olacaktır”

Dergimiz KobiEfor, Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver ile 4 milyar insanın yeralacağı ekonomik coğrafya olan İpek Yolu Ekonomik Kuşağı’nı konuştu.

Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver: “İpek Yolu geleceğin zenginliği olacaktır”

Marmara Grubu Vakfı Başkanı Dr. Akkan Suver, Çin Halk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Xi Jinping tarafından bundan üç yıl önce gündeme getirilen İpek Yolu Ekonomik Kuşağı’nın çağımızın en önemli ekonomik projelerinden biri olduğunu söyledi.
Akkan Suver, “Ben bunu çağın felsefesi olarak adlandırıyorum. Zira bahse konu coğrafya, Pekin’i Londra’ya bağlayan bir coğrafyadır. Bu coğrafyanın önemli bir parçasında Karadeniz Bölgesi’nin ülkeleri vardır. Öte yandan bu projeye sıradan bir ticari proje veya taşımacılık veyahut da malların serbest dolaşımı gibi bakmak yanlıştır. Eksiktir” dedi.
Projenin omurgası ticaret: Ticaretin bu projenin omurgası olduğunu vurgulayan Suver, “Taşımacılık, malların serbest dolaşımı veya daha basit bir deyimle (‘win-win’ ‘kazan-kazan’) bu projenin bir parçasıdır. Ama daha da önemlisi bu bir medeniyet projesidir. Bu; kültürlerin, farklılıkların birbirini tanıma projesidir. Dinlerin birbirine yaklaşmasıdır. Barışa giden yoldur. Refaha uzanan düşüncedir. İstikrarın kaynağıdır. Ve bütün bunların oluşumunu sağlayacak olan da diyalogdur. Yaşamakta olduğumuz acımasız terörün ana kaynağı diyalogsuzluktur” diye konuştu.
Diyalogsuzluğun başlıca sebebinin ise bu coğrafyalarda hüküm süren devletsizlikler olduğuna değinen Suver, şunları kaydetti: “Devletin olmadığı yerde ümit de yoktur. Refah, zenginlik ulaşılmaz bir hayaldir. Dolayısıyla ümidin olmadığı bir coğrafyaya bizler bu projeyle ümit götürebiliriz. Terörü ancak ve ancak ümitle, taşıyacağımız güveni arttırıcı, refah ve zenginlik getirecek işbirlikleriyle yok edebiliriz.
Afganistan, Suriye  ve Irak için barış istiyorsak diyalogu ve ümidi arttıracağız. İşte bunun için İpek Yolu Ekonomik Kuşağı’nı önemsiyorum. Zira bu kuşakla 4 milyar insan bu projenin içinde kendisine bir yer bulabilecektir.”
İpek Yolu’nun başarısının bilgi teknolojilerinin etkin kullanımının yaratacağı rekabet ortamında gelişeceğine inanan Suver, inovasyon ve çevre ile uyumlu ticarete verilecek önemin finansal hedeflere ulaşılmasında anahtar rolü oynayacağını ifade etti: “Elbette Orta Asya ülkelerinin, Balkan ülkeleriyle gerçekleştirecekleri ticaret hacminin büyümesi ve ‘kazan-kazan’ prensibinin dengeli olarak gerçekleşebilmesi rekabet ortamından çok, inovasyonla ilgili olacaktır.
Yeni bitirilen ikinci Süveyş Kanalı ile Hint Okyanusu, Atlas Okyanusu ile birleşecektir. Türkiye bu birleşmede Akdeniz’de yeni bir merkez oluşturacaktır.
Öte yandan Türkiye’de İstanbul’da Marmara Denizi’nin altından geçen tren yolu ile Pekin Londra’ya bağlanacaktır. Türkiye Kars-Tiflis-Bakü demiryolu ile demirden İpek Yolu’na hizmet edecektir. Bu yol, Türkiye’den Balkanlar’a oradan Orta Avrupa’ya intikal edecektir.
Bütün bunlar gerçekleşirken Özbekistan’ın kültürü Romanya’ya, Azerbaycan’ın sanatı Sırbistan’a, Rusya’nın gelenekleri Hindistan’a, Çin’in düşünce dünyası Fransa’ya, Kazakistan’ın anlayış tarzı Bulgaristan’a taşınabilecektir. Azerbaycan’da Çince, Bulgaristan’da Özbekçe, Gürcistan’da Arapça, Rusya’da Türkçe duyulabilecektir. Dolayısıyla bu bir medeniyet projesi olduğu kadar bir barış projesidir de...”
Projenin başarısıyla barış ve küresel işbirliği imkanları da doğacak: Akkan Suver, bu proje ile İpek Yolu üzerindeki ülkeler arasında işbirliği ve ortak yatırımların arttırılmasıyla da katılımcı ülkelerin yeni pazarlara yüksek performanslı üretim gücü ile sermaye akışı ve teknoloji akışıyla tüm taraflar için fayda sağlayacak bir vizyon oluşacağını belirtti:
“İpek Yolu Ekonomik Kuşağı’nın kara boyutu olsun, deniz boyutu olsun başarılı olacaktır. Buna inanıyorum. Zira bu başarıyla yalnız ekonomik büyüme sağlanmayacak barış ve küresel işbirliği imkanları da doğacaktır.
Günümüzün en büyük problemi olan göç, terör gibi acı gerçeklerin karşısında da İpek Yolu felsefesi ile küresel boyutta başa çıkma ihtimali büyüktür.” 
“Diyalogla barışa daha yakın olabileceğiz”: Bütün bunların hayata geçirilebilmesini ise diyaloga bağlayan Akkan Suver, “Zira diyalogla barışa daha da yakın olabileceğiz. Diyalogla kültürlerimize, medeniyetlerimize, geleneklerimize daha anlayışla yaklaşabileceğiz. Diyalogla dinlerimize daha saygılı davranıp farklılıklarımızın zenginliğimiz olduğunu anlayabileceğiz” açıklamasını yaptı.

Güncelleme Tarihi: 30 Kasım 2015, 18:20
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner269

index

Advertisement