SAHA İstanbul’un hedefi: “KOBİ Ekosistemi”

Savunma, havacılık ve uzay sanayisi alanlarında Türkiye’nin teknolojik dönüşümü ile milli teknoloji hamlesine destek vermek amacıyla kurulan SAHA İstanbul, bu yıl 500 üyeye ulaşmayı hedefliyor.

SAHA İstanbul’un hedefi: “KOBİ Ekosistemi”

Kamu-üniversite-sanayi ekosisteminin buluşma noktası olan SAHA İstanbul, yarattığı ekosistem ile hem yerli ve milli üretimin yol haritasını çiziyor hem de Ar-Ge ve Ür-Ge ile büyüyen, ihracat yapan, katmadeğerli üretim sağlayan üretici yaratmak için kuruluşlarla işbirliği gerçekleştiriyor.  Yerli ve milli üretim” stratejisinin savunma sektöründeki en önemli yapı taşlarından birini SAHA İstanbul kümelenmesi oluşturuyor. Türkiye’nin tüm bölgelerinden 400’ü aşkın üyesi bulunan SAHA İstanbul’un temellerini ise Kuzey Marmara Bölgesi’nin yerli ve milli üreticileri oluşturuyor.  Tabii önce Kuzey Marmara Bölgesi’nin potansiyelini ele alırsak; Bölgede; 100.000.000. m2’si İstanbul sınırlarında olmak üzere toplam 150.000.000 m2 sanayi alanı, 51 sanayi bölgesi ve Türkiye’de mevcut toplam 72 tersaneden SAHA bölgesine giren 55 adet tersane ile Türkiye ekonomisinin ve vergi gelirlerinin yüzde 50’sinden fazlasını üretiyor.
SAHA İstanbul Genel Sekreteri İlhami Keleş, “SAHA İstanbul bölgesinde ki üretici firmalar yüzü dışa dönük, ihracat yapan, dünyanın her yerinde diğer ülkelerin firmaları ile yarışan nitelikte faaliyet yürütüyor. Gerek teknolojik alt yapıları gerek bilgi birikimleri, gerek ise cesaretleri şunu göstermektedir ki: İrade, kaynak ve pazar ortaya konulduğu takdirde firmalarımızın yapamayacağı hiçbir şey yok” diyor. Keleş, SAHA İstanbul ilk kurulduğunda sözkonusu firmaların teknolojik ve altyapı birikimlerini savunma ve havacılık sektörlerinde değerlendirmek konusunda oldukça mesafeli durduklarını belirterek, “Bu sektörler hakkında bilgi sahibi olmayan ve savunma sanayinin merkezi konumundaki Ankara’yı mesafeli bulan firmalar, savunma, havacılık ve uzay endüstrisine yönelik üretim yapmaya sıcak bakmıyorlardı.  Bizim kuruluş amacımız; bu gri alanları ortadan kaldırarak firmaları bilgilendirmek, motive etmek ve bürokratik güçlükleri yenmelerine katkı sağlamak suretiyle firmalarımızı savunma, havacılık ve uzayın ihtiyaç duyduğu yüksek teknoloji gerektiren ürünleri ve sistemleri üretebilecek hale getirmek” diye konuşuyor.
Yıl sonunda 500 firmaya ulaşılacak
Kritik teknolojilerde dışa bağımlılığın ortadan kaldırılmasında Türk sanayi üretiminin yüzde 50’sini üreten bu coğrafyanın, daha etkin görevler üstlenmesinin önemli olduğuna dikkat çeken Keleş, bu hedef doğrultusunda çalışmalarını şöyle özetliyor: “Bölgedeki mevcut potansiyeli kullanarak yüksek teknolojik ürün geliştirmek ve üretmek için bölge firmaları arasında işbirliği oluşturarak sinerji yaratmayı hedefleyerek yola çıktık. Bunun sonucu olarak milli savunma sanayi projelerinde ve havacılıkta, yerli katkı oranını artırmak, bazı kritik projelerde yüzde 100 yerlilik düzeyine ulaşmak da SAHA İstanbul olarak öncelikli hedeflerimiz.
Bugün geldiğimiz noktada hedeflerimizin büyük bölümünü hayata geçirdik. En önemlisi ana yüklenici ve tedarikçi firmaların bakış açısını değiştirmiş durumdayız. Üyeleri arasında ilk insansız hava aracını (İHA) üreten Baykar, türbin motor çalışan Kale Grubu, uluslararası havayolu şirketlerine ait yüzlerce uçağın bakımını yapan THY Teknik, ASELSAN, TAI, ROKETSAN, HAVELSAN gibi vakıf şirketlerinin bulunduğu SAHA İstanbul bugün 391 üye ile Türkiye’nin en büyük sanayi kümelenmesi, Avrupa Havacılık Birliği’ne üye 2. büyük kümelenme. SAHA İstanbul’da yüzde 13 büyük ölçekli 50, yüzde 87 oranında ise 341 KOBİ ölçeğinde firma yer alıyor. Stratejik öneme sahip onlarca projeyi hayata geçirdik ve yenilerini üretmeye devam ediyoruz. 2019 yılı sonunda üye firma sayımızı 500’e çıkarmayı hedefliyoruz.
Bu yıl SAHA İstanbul, Avrupa Havacılık Kümeleri Birliği’ne kabul edildi. İlerleyen aşamada AB’ye karşı Türkiye’nin havacılık endüstrisi temsilcisi olacak. SAHA İstanbul olarak yürüttüğümüz UR–GE (Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi) projelerimiz var. Bu yıl içerisinde yeni bir UR–GE projesini daha başlatmak istiyoruz. Endüstriyel Yetkinlik Değerlendirme ve Destekleme Programı (EYDEP) kapsamında firmaları denetlemeye devam ediyoruz. Şu anda 11 firmanın denetlenmesi tamamlandı. 2019 yıl sonu itibariyle bu rakamı 100’e çıkarmayı hedefliyoruz.”
İlhami Keleş, Türkiye’de savunma sanayinin ana yüklenici firmaları olan vakıf şirketlerinin hepsinin SAHA İstanbul üyesi olduğunu hatırlatarak, “2019 yılı sonunda ortaya çıkacak SAHA İstanbul’un performans rakamları aynı zamanda yaklaşık olarak Türkiye’nin savunma sanayi performans rakamlarını da yansıtıyor olacak. Bu da 4 yılda kaydedilen gelişmenin ortaya konulmasında önemli bir ölçüt” diyor.
Hedef yüzde 100 yerli üretim 
Savunma sektörü ‘yerli ve milli üretim’ stratejisinin en önemli uygulama alanlarından birini oluşturuyor. Son yıllarda savunma sektöründeki gelişmeler tedarikçilerin olabildiğince yerli olmasına da katkı sağlıyor. Keleş, KOBİ ekosisteminin bu noktada önemli bir aşamaya geldiğini dile getiriyor: “Yine savunma sanayi ekosistemi içinde yer almaya aday firmalar da sanayinin lokomotifi olan ileri teknolojinin kullanıldığı bu alanda hizmet vermek adına, üretim kalitelerini savunma sanayinin gerektirdiği standartlara ulaştırmak için çaba gösteriyor. Bu tablonun ülke ekonomisine etkisine baktığımızda ise yerli üretimin artmasıyla savunma sanayi ithalat bütçesi küçülüyor, milli servetimiz yurtiçinde kalıyor, artan ihracat rakamlarıyla da ülkenin uluslararası arenada prestijinin artmasının, güçlenmesinin yanı sıra ülke ekonomisine de çok ciddi girdiler sağlanıyor. 
Ayrıca savunma sanayindeki gelişmeler dolaylı yoldan ülkedeki teknolojik gelişime de önemli katkı sağlıyor. Türkiye olarak şu anda savunma sanayisinde yüzde 65’lik yerlilik oranına ulaştık. Hedefimiz ise yüzde 100 yerlilik oranına ulaşmak.”
Ancak bir gerçeği de görmek gerekiyor: ‘Bu zincir henüz tam anlamıyla sorunsuz çalışır durumda değil.’ Keleş, SAHA İstanbul olarak olabildiğince yerli alt yükleniciyi sisteme dahil etmeye çalıştıklarına dikkat çekerek, “Bakış açısı önemli oranda değişti. Ancak değişmesi gereken daha pek çok şey var. Özellikle kamuda her koşulda yerlinin desteklenmesi fikri yerleşmeli. Bizler de çalışmalarımıza bu yönde devam ediyoruz. Savunma sanayi cirosu 2018 yılı rakamlarına göre bir önceki yıla oranla yüzde 31 oranla artarak 8 milyar 161 milyon doları bulmuş durumda. İhracatımız ise yüzde 20'lik bir artışla 2 milyar 188 milyon dolara ulaştı. 2018 yılında savunma alanında 1 milyar 448 milyon dolar Ar-Ge için harcanmış ve savunma sanayimizin gelişmesine önemli bir katkı oluşturmuş. Türkiye artık dünyada İHA ve SİHA üreten 5-6 ülkeden biri.  Savunma, havacılık ve uzay endüstrisinde kullanılan yüzlerce ürünün yerlileştirilmesi tamamlanmış durumda” bilgilerini veriyor.
SAHA İstanbul’un yerlileştirmede rol aldığı projelerden örnekler:
• THY Teknik için yerli uçak parçaları üreten 104 firma,
• Boeing’e onaylı tedarikçi firmalar
• ROKETSAN’a 33 çözüm ortağı firma
• ASELSAN’a alt sistem üreticileri
• ThyssenKrupp’a çözüm ortağı,
• Askeri fabrikalar ve askeri tersaneler için onaylı tedarikçiler,
• Makine ve Kimya Endüstri Kurumu’na tedarikçiler,
• Askeri kara araçları ana yüklenici firmalara tedarikçiler,
• TCG ANADOLU ve MİLGEM projelerine yerli tedarikçiler kazandırdı.
• Türkiye’nin titanyum dövme, ingot yeteneği kazanılmasına öncülük etti. 
Ana sanayi ve yan sanayi SAHA İstanbul’da buluştu
SAHA İstanbul’un yaptığı çalışmalar sonucunda ana yüklenici firmaların bakış açısında önemli oranda değişim oldu. Ana yüklenici firmalar ile tedarikçi olabilecek firmalar arasında oldukça sistematik bilgi akışı olması sağlandı. Dolayısıyla SAHA İstanbul ile birlikte ekosisteme dahil olan alt yüklenici sayısı da her geçen gün artıyor. SAHA İstanbul’un faaliyet gösterdiği alanlar ileri teknolojinin kullanıldığı, geliştirildiği Ar-Ge çalışmalarının hayati önem taşıdığı sektörler. Keleş, Ar-Ge çalışmalarını destekleyerek zaman zaman sektördeki ihtiyaçlar konusunda firmalara rehberlik yaptıklarını belirterek, “Burada milli kritik ürünlerin ülke içerisinde üretilebilir hale getirilmesi için teknoloji kazanımı konusunda yönlendirme ve destekler sunuyoruz. Bizim yürüttüğümüz projelerin dışında 391 firma aynı çatı altında birbirini tanıyor. Üretim yeteneklerinden haberdar oluyorlar. Çözümünü yurtdışında aradıkları üretim çözümlerinin aslında yanı başında bir firmada olduğunu keşfediyorlar. Ana yüklenici firmalarımız tedarikçi firmalarımızı tanıyor. Tedarikçi firmalarımız, üretim yaparken çok ciddi sertifikasyon sorumluluğu getiren konuları nasıl çözeceklerini ve ana yüklenici firmalarımızla iş yapmayı öğreniyor” açıklamasını yapıyor.
SAHA İstanbul buluşturdu, başarı hikayeleri yazılıyor
Türkiye’de son dönemde savunma, havacılık ve uzay endüstrisine yönelik ileri teknoloji ile üretilmiş araçların, üretici firmalarının ya da vakıf şirketlerinin tamamına yakını SAHA İstanbul üyesi. Firmalarımız yeni ürünler geliştirdikçe de kamuoyuna açıklamalarını yapıyorlar. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Son olarak TAI Milli Muharip Uçak'ın (MMU) birebir modelini ilk kez Uluslararası Paris Airshow'da sergiledi. İlhami Keleş, SAHA İstanbul olarak hedeflerinin farklı sektörlerde faaliyet gösteren firmaları bir projenin bileşeni olarak alt sistem ve sistem üretici olarak bir araya getirerek konsorsiyumlar oluşturmak olduğuna dikkat çekiyor.
Keleş, “Türkiye’de üretilemeyen alt sistemler için üretim grupları oluşturarak bunları üretilebilir hale getirmek. 5-6 firmayı gruplayıp bir ürün için bir konsorsiyum oluşturuyoruz. Tek bir firmanın üstesinden gelemeyeceği pek çok stratejik ürün bu şekilde üretilebilir hale gelebiliyor. Hatta ilerleyen aşamalarda bunları o sistemin üreticisi yeni firmalara dönüştürmeyi planlıyoruz. Buna dair güzel bir örnek TAI ile 4 firmanın ortaklığından doğan insanlı platformlar iklimlendirme sistemi üretmek üzere kurulan TAECS A.Ş. oldu. SAHA İstanbul öncülüğünde oluşturduğumuz pek çok konsorsiyum var. Bir kısmı çalışmalarına devam ediyor. Bir kısmı ise çalışmalarını tamamladı ve projeleri TÜBİTAK SAYEM (Sanayi Yenilik Ağ Mekanizması) Programı 1. Faz çağrısına da kabul edildi. Bunlardan 6 tanesini İDEF Fuarı’nda açıkladık ve imza törenini gerçekleştirdik.
İDEF 2019’da İmzalanan Projeler: 
• Lazer Silah Sistemlerinin Geliştirilmesi Projesi,
• HÜRKUŞ Uçağı İçin İklimlendirme Alt Sistem Tedarik Projesi,
• Havacılık Uygulamaları İçin Katmanlı Metal Yazıcı Tozları Projesi (ATOM),
• İnsansız Deniz Araçlarının Otonom Çalışabilmesi İçin Ölçüm, Test ve Seyrüsefer Amaçlı Kontrol Birimi Geliştirme Yol Haritası (İDA-OTOSEVK),
• Uydu Haberleşme Sistemleri,
• Nano partikül takviyeli kompozit malzeme üretimi.
Lazer Silah Sistemlerinin Geliştirilmesi Projesi ile tehdit yelpazesinde havadan yere atılan mühimmat ile top, havan ve roketlere karşı “Hava Savunma Lazer Sistemi” geliştirilmesi hedefleniyor.  Dünyada gelecek dönemde ağırlıklı olarak lazer silah sistemleri kullanılmaya başlanacak. Savunma sanayinde yönlendirilmiş enerjiye, lazer silah sistemlerine  bir evrilme var. Bu proje ile Türkiye dünya ile eş zamanlı olarak lazer silahları geliştirebilecek, hatta dünyada bu silahları üretebilen sayılı ülkeler arasında yer alabilir.  
HÜRKUŞ Uçağı İçin İklimlendirme Alt Sistem Tedarik Projesi ile uçak platformlarında kullanılan yerli iklimlendirme sistemleri üretimi gerçekleştirilmiş olacak. Üretimi tamamlanacak yerli iklimlendirme sistemleri ilk olarak HÜRKUŞ’ta kullanılacak.
Aynı zamanda SAHA İstanbul bünyesinde kurulan konsorsiyumlar ile üye firmalarla birlikte projeler yürütülüyor.
Devam eden projeler ise şöyle:
• Teknoparkta Ürün Geliştirme Tasarım ve Analiz Yazılımları Merkezi Projesi
• ARELPOTKAM Polimer Teknolojiler Kompozit Uygulama ve Araştırma Merkezi
• Uydu Haberleşme Terminal Sistemleri
• HATEM-Havacılık Test ve Sertifikasyon Merkezi Projesi
• MİHENK-Milli Havacılık Endüstrisi Komitesi
• Açık Kaynak Kod Yazılımları Projesi
• Siber Güvenlik Yazılımları Platformu Projesi
• Uluslararası Rekabeti Geliştirme Projesi Ur-Ge 1
• Uluslararası Rekabeti Geliştirme Projesi Ur-Ge 2
• Mini MBA
• Endüstriyel Yetkinlik Değerlendirme ve Destekleme Projesi (EYDEP).
Üniversite-sanayi işbirliğine örnek projeler
SAHA İstanbul, özellikli alanlar ya da yüksek teknoloji gerektiren ürünler geliştirmek suretiyle dünya markaları ortaya çıkarmak  için de çalışmalar yürütüyor. Türkiye’de savunma sanayinin paydaşları arasında köprü kuran SAHA İstanbul uluslararası çalışmalar ile uluslararası işbirliklerinin de yolunu açıyor. 
İlhami Keleş, “SAHA İstanbul, son olarak Avrupa Havacılık Kümeleri Birliği’ne (EACP) kabul edildi. 17-23 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilen Paris Havacılık Fuarı’nda Avrupa Kümeler Birliği (EACP) ile detaylı bir işbirliği imzaladık. Dernek olarak yurtiçinde ve yurtdışında gerçekleştirilen sektörel fuarlara katılarak uluslararası platformlarda firmalarımızı tanıtıyoruz, Türkiye’nin sahip olduğu potansiyeli anlatıyoruz, olası işbirlikleri için görüşmeler gerçekleştiriyoruz” diyor. Keleş, atılan bu adımların, savunma ve havacılık sanayi içinde yer alan üreticilere önemli katkılar sağlayacağı gibi genel çerçevede ülke ekonomisine de olumlu yansımaları olacağını paylaşıyor.
SAHA İstanbul’un faaliyet alanını oluşturan savunma, havacılık ve uzay endüstrisi diğer sektörlerden farklı olarak genellikle alıcıların devletler olduğu, hayata geçirilen her projenin pek çok firmayı zaman zaman kurumları ve üniversiteleri bir araya getirdiği, işbirliğinin önemli olduğu çalışmalar. “Bu nedenle SAHA İstanbul olarak gerçekleştirdiğimiz işbirliklerini önemsiyoruz” diyen Keleş şu noktalara değiniyor: “Bu sektörde faaliyet gösteren firmaların büyük bölümünü, ileri teknoloji alanında üretim yapan teknokent firmaları oluşturuyor. Sağlıklı bilgi akışı, projelerin geliştirilmesi sırasında potansiyelin doğru analiz edilmesi ve kullanılabilmesi için yeni teknolojilerin geliştirildiği teknokentlerle işbirlikleri geliştiriyoruz. Bilginin üretildiği, en değerli kıymetlerimiz olan insan kaynağının yetiştirildiği üniversitelerle yaptığımız işbirlikleri gençlerimizin, ülkemizin ve sanayimizin geleceği için çok önemli.”
“Savunma sanayinin millileşmesinde kendi yetiştirdiğimiz insan kaynağı çok önemli” 
Türkiye’nin, kendi uçağını, gemisini, silah ve sistemlerini üretebilen, teknolojik altyapısı ile dünyayla yarışan küresel bir güç olması için kurulan SAHA İstanbul, savunma sanayine yönelik üretim yapabilecek potansiyele sahip sanayicileri savunma, denizcilik, havacılık ve uzay sanayi alanlarında üretim yapan ana yükleniciler ve resmi kurumlar ile bir araya getirecek çalışmalar yapıyor. Ana yüklenici firmaları savunma sanayine yerli kaynak oluşturabilecek sanayicilerin ve KOBİ’lerin potansiyelinden haberdar eden SAHA İstanbul, ana üretici firmaların taleplerini de üyesi olan tedarikçi firmalara ileterek, sektördeki yerli kaynakların çoğalmasına, savunma sanayinin millileşmesine katkı sağlıyor.
İlhami Keleş, “En fazla dikkat sarf etmemiz gereken konu ise insan kaynağı... Milli bilimi ve milli teknolojiyi sadece kendi yetiştirdiğiniz insanla geliştirebilirsiniz. Bunun için insan kaynağının bilimi üretecek ve savunma sanayiindeki yüksek teknoloji gerektiren üretimleri gerçekleştirebilecek şekilde yetiştirilmesi hayati derecede önemlidir. İlkokuldan başlayarak doktora dahil her safhada eğitimin tasarımı bu hedefi dikkate alarak tasarlanmalı ve şekillendirilmelidir” diye konuşuyor.
SAHA İstanbul’un tarihçesi
21 Ocak 2010 tarihinde gerçekleştirilen TÜSİAD'ın 40. Genel Kurulu'nda, o dönemde Başbakan olan bugünkü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, “Yerli otomobil yapacak bir babayiğit arıyorum” diye seslenişi üzerine İTO (İstanbul Ticaret Odası) Sanayi İhtisas Komitesi tarafından, "Bu konuda neler yapabiliriz?" diyerek bir çalışma başlatıldı. Bu konuya yönelik uzun süredir yapılan çalışmalar sonucunda, otomotiv sektörünün Türkiye'nin geleceğine, "yüksek katmadeğerli üretim" anlamında bir şeyler katmasının yanı sıra bunu gerçekleştirecek asıl sektörün ise "Uçak Üretimi" olduğu sonucuna varıldı.
Bu noktadan hareketle, 2011 yılı sonunda İTO Sanayi İhtisas Komitesi’nde "Yerli Sivil Uçak Üretimi" konusunda 1.5 yıl kadar süren ve sektörün önde gelen 150 insanının katıldığı bir çalışma başlatılarak, 20'nin üzerinde toplantı ve çalıştay gerçekleştirildi. Nihayet, 2013 yılının Ocak ayında "Türkiye’de Sivil Yerli Uçak Üretiminin Stratejik Analizi ve Yol Haritası" raporu tamamlanarak İTO Oda Yönetim Kurulu’na teslim edildi. Çalışma süresince, sektörde faaliyet gösteren birçok yetkin firma ve uzman ile tanışma ve görüş alışverişinde bulunma imkânı oldu. Süreç sonunda, ülkemizin her türlü üretimi yapacak alt yapı ve insan kaynağının var olduğu, yan sanayimizin de buna hazır olduğu, elimizde gerekli her türlü teknolojinin de mevcut bulunduğu; aslında problemimizin birbirimizi tanımamak ve ortak çalışma kültürüne sahip olmamak olduğu görüldü.
Bu düşüncelere, THY’nın yükselen şirket profili THY Teknik HABOM gibi 300’ün üzerinde hava yolu şirketine bakım hizmeti veren firmalarımızın parça ihtiyaçları için ithalata ciddi kaynaklar harcanıyor olması da eklenince daha da motive edici oldu.
Dönemin Savunma Sanayi Müsteşarı Prof.Dr. İsmail Demir’in Deniz Kuvvetleri Komutanlığı projelerinin İstanbul ve hinterlandında yürütülüyor olmasına ve İstanbul’un metal, kimya ve kompozit teknolojisindeki üstünlüğüne dikkat çekerek faaliyet alanına “Savunma”nın da eklenmesini telkin etmesi üzerine; Sakarya’dan başlayıp, Yalova’yı da içine alacak şekilde Edirne’ye kadar Kuzey Marmara hinterlandında faaliyet göstermek, ortak bir sinerji oluşturarak sahip olduğumuz bu büyük potansiyeli harekete geçirmek üzere; SSM, İTO, İSO, TİM ve Teknopark İstanbul yönetiminin büyük desteği ile 27 kurucu üye tarafından, 17 Mart 2015 tarihinde SAHA İstanbul Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği kuruldu.

Güncelleme Tarihi: 15 Temmuz 2019, 12:05
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner269

banner256