Yeditepe Üniversitesi ‘Ar-Ge’de  Türkiye markasını güçlendirecek

Yeditepe Üniversitesi Kurucusu Bedrettin Dalan, Ar-Ge ve inovasyonla sektörün en güçlü yapılarından birini oluşturduklarını belirterek 320 patent sayısına ulaştıklarını duyurdu. Yıllık 30 milyon TL’si öz kaynak olmak üzere 100 milyon TL’yi Ar-Ge’ye ayırdıklarını kaydeden Dalan, “350’si doktoralı, toplam 750’yi aşkın Ar-Ge personeli ile Yeditepe markasını Atatürk’ün işaret ettiği gibi çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkarmayı hedefliyoruz” diyor.

Yeditepe Üniversitesi ‘Ar-Ge’de  Türkiye markasını güçlendirecek

Yeditepe Üniversitesi Kurucusu Bedrettin Dalan, “Yeditepe” markasının özellikle sağlık başta olmak üzere tarım ve sosyal bilimlerde önemli aşama kaydederek Avrupa’nın saygın kurumlarından biri haline geldiğini kaydediyor. Dalan, üniversite bünyesinde yürütülen çalışmaların bir sonu olmayacağını, araştırma ve geliştirme alanında iddialı olduklarını belirterek, “Yeditepe markasının Cumhuriyet ile ilelebet yaşamasını istiyoruz. Felsefemiz Atatürk’ün izinden Ar-Ge ve inovasyonda çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkmak. Daha iyi olabilirdik ama gelinen aşamadan da memnunum” diyor.
Yeditepe Üniversitesi’nin yıllık Ar-Ge bütçesi 100 milyon TL’yi buluyor. Yerli ve yabancı kaynaklı 60-70 milyon TL Ar-Ge’ye harcanırken Üniversite, 30 milyon TL öz kaynak sağlıyor. Dalan, yurtdışında 7 yıllık zorunlu konaklama nedeniyle bazı hedeflere ulaşmada geç kalındığını belirtse de gelinen noktayı şu sözlerle özetliyor: “Yurtdışından gelince dünyanın en hijyenik hastanesini yaptık. Ciddi bir yatırımla hizmet eder noktaya getirdik. Şu anda açıklayamayacağım ama insanlık için geliştirilen birçok teknoloji bulunuyor. 1-2 yıl sonra bazı teknolojilerde Türkiye parlayan yıldız olacak. Tüm bu iddianın nedeni ise altyapımızda gizli. 350’si doktoralı toplam 750 Ar-Ge personelimiz 600 milyon dolarlık çalışma yürütüyor. Biyoteknoloji özel ilgi alanımız. Üniversite olarak da en fazla öz kaynak kullanan üniversiteyiz.”

Uluslarasılaşma ana hedef ama…
Türk üniversitelerinde son yıllarda ‘uluslararasılaşma’ önemli bir akım. En son Yüksek Öğretim Kurumu’nun (YÖK) kontenjan sınırını kaldırmasıyla Türk yükseköğretimi atağa kalktı. Bu alanda bir kontenjan sınırının doğru bir yaklaşım olmadığını kaydeden Dalan, “Üniversiteye sınırlar konmamalı. İyi bir rekabet ortamı ile öğrenciler kendi üniversitesini seçmeli. Örneğin; ABD’de 4 bin tane üniversite var. İlk 50’si muhteşemdir. Devlet müdahale etmiyor. Türkiye’de yabancı öğrencilerin eğitim alması noktasında bölgesel olarak çekim merkezi olabilir. Tek şartla: 2 sandalye 1 masa ile üniversite olmayacak. Bu anlamda gerçekten iyi eğitim veren üniversiteler var; bu üniversiteleri; ODTÜ, Boğaziçi, Sabancı, Koç, Yeditepe, Bilkent, Başkent gibi sayabilirim” diye konuşuyor.

“Eğitim ticaret alanı değildir”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, YÖK toplantısında bazı üniversitelerin ‘ticari kurum’ gibi hareket ettiğini tespit ederek eleştirmişti. Bedrettin Dalan da aynı görüşte olduğunu belirterek eğitime ticari kurum gibi bakan hiçbir kurumun eğitim kurumu sayılamayacağına inanıyor ve sorumluluğun YÖK’te olduğunun unutulmamasını istiyor.
Bedrettin Dalan, “Bu konuları dillendirmek önemli ama aksiyon lazım. Anayasa’nın 130. Maddesi şöyle der:  Yüksek öğrenim devlet eliyle yapılır, kar gayesi gütmeyen vakıflar tarafından üniversiteler açılabilir. Kar gayesi gütmeyen vakıflar ise kamu yararına çalışanlardır. Bakanlar Kurulu tarafından da tasdik edilir. Her yıl vakıflar kontrol edilir. Ticari olmayan vakıflar tarafından kurulan üniversitelere şapkamı çıkartırım. Ama 4 kez satılan üniversiteye saygı duymam. 4 kez satılıyor ve YÖK, Maliye Bakanı izliyor” açıklamasını yapıyor.
Yeditepe Üniversitesi olarak yabancı öğrenci sayısını artırma yaklaşımında olmadıklarını ve şu anda 450-500 arasında yabancı öğrencileri bulunduğunu kaydeden Dalan, kaliteli ve yüksek standartlarda eğitime odaklanarak, diplomanın yurtdışında denkliğinin daha önemli olduğuna inanıyor: “Türkiye kanunlarına göre bırakın yurtdışında üniversite açmayı başka şehirde dahi açamazsın. Bunların hepsi kanuna karşı hileciliktir, ayıptır, günahtır. Yurtdışında 2 sandalye 1 masa ile bir binanın bir katını kiralayarak üniversite kurulmaz. Yurtdışında üniversitesi olduğunu söyleyenlerin hiçbiri hukuki ve yasal değil.”

“Üniversiteler kimlik yaratmada yerli ve milli olmalı”
Üniversitelerin kimlik yaratmada yerli ve milli olabileceğini ama ticari metaya dönüşen Ar-Ge ürün ve hizmetlerde yerlilik veya millilik olamayacağını aktaran Dalan, “Üretileni dünyaya üretmek, global, evrensel düşünmek zorundayız” dedi. Ar-Ge sonuçlarının evrensel olmasının önemini vurgulayan Dalan, Yeditepe Tıp Fakültesi bünyesinde yürütülen çalışmalara değiniyor: “Türkiye’nin en hijyen hastanesini yaptık. Aynı zamanda Ar-Ge ve patent alanlarında yetkin bir kadro kurduk. Üniversite bünyemizdeki doktorlarımız sadece hasta bakmıyor, tam gün veya haftada 2 gün laboratuvarlarda bilimsel araştırma hakları var. Teşvik ediyoruz.”
Bedrettin Dalan, dünyaca ünlü Gazi Yaşargil ve öğrencisi olan Uğur Türe’nin alanlarında marka olduğunu ve Yeditepe’yi tercih ettiğini hatırlatıyor: “Gazi Bey yaklaşık 10 yıl önce Uğur Bey’in kendisini geçtiğini ifade etmişti. Ben de ‘Hoca o seni geçmedi, sen kendini geçtin, Türe’de kendini yaşıyorsun’ demiştim. Uğur Türe’nin bugün dünya literatürüne giren cerrahi metotları var. Beyin sapı kanserinde örneğin; dünyada tek bir isim vardır: Uğur Türe. Bundan 3 ay evvel İsviçre’de 11 yaşında kız çocuğuna beyin sapı kanseri teşhisi konuyor. İsviçreli 2 beyin cerrahı kafayı açıyorlar ama ameliyatı yapamıyorlar. İki profesör 11 yaşındaki çocuğu Yeditepe Hastanesi’ne getirdiler. 20 saatlik ameliyat ile çocuk yürüme ve konuşma yetisini yeniden kazandı. Şimdi bir Türk olarak bu gelişmeler gurur vericidir. Helal olsun. Biz de dünyadaki gelişmiş hastanelerde ne varsa bir fazlasını Uğur Türe’nin imkanına sunuyoruz.”

Yeditepe Teknopark, İstanbul Teknopark’ta
Yeditepe Teknopark, Teknopark İstanbul’da 30 bin m2 alan üzerinde kuruldu. Türkiye’nin en büyük kök hücre laboratuvarının teknopark bünyesinde yer alacağını kaydeden Bedrettin Dalan, önümüzdeki yıllarda bağımsız bir alanda teknopark yatırımına devam edeceklerini ifade ediyor. Dalan, Teknopark İstanbul’da yer almalarının da kendileri için manevi bir boyutu olduğunu kaydediyor: “Türkiye’de teknopark kavramını belediye başkanı iken 1986’da ben getirdim. Hikayesi de şöyle oldu: Jacques Chirac arkadaşımdı, Paris’e gittim. Dönüşte başka bir havalimanından döndük. Paris’te 3 havalimanı olduğunu öğrendim. Bizim ise o yıllarda sadece Atatürk Yeşilköy Havalimanı bulunuyordu. Sabiha Gökçen Havalimanı fikri oradan yola çıktı.  Planda da 3000 dönüm araziyi de teknopark olarak planladık. Sadece fikir babası değilim çizimini de ben yaptım.”

“Sosyal Bilimleri ihmal eden yok olur”
Bedrettin Dalan’a göre teknik bilimler kadar önemli bir diğer konu da sosyal bilimler. Dalan, sosyal bilimlere önem vermeyen kurum ve ülkelerin yok olacağı uyarısında bulunarak görüşlerini şöyle aktarıyor: “Buna bir örnek vereyim; Türk Kimliği. Bu kimliğe son 200-300 yıldır Batılılar tarafından büyük saldırı var. Tarihimizi Ruslar, Almanlar, Yahudiler yazmış ve bizim okullarda da o yazınların kopyalarını okutuyoruz. İnanılmaz yanlışlıklar yapılıyor. Türk kimliğini yok sayan Batılılar, tarih tezleriyle bizi ‘Arap’laştırmaya çalışıyor. ‘Arap’laşırsak yok oluruz. Kimlikli olan kültür, Ar-Ge ve teknolojiyle gelişir ve hepsinde var olur. Rasist değilim ama dünyanın en sağlam kimliği Türk kimliğidir. Bir üniversitenin görevi de içinde bulunulan kimliğe sahip çıkmaktır. Sosyoloji, antropoloji, tarih alanında ciddi araştırmalar yapıyoruz. Geçtiğimiz günlerde ‘Tarih Boyunca Türk Kadını’ kitabını çıkardık, önsözünü de ben yazdım. Türk kadınını ‘Arap’laştırmaya çalışan akım var. Oysa tarih boyunca Türk kadını toplumun içinde güçlü olmuştur.”

Güncelleme Tarihi: 19 Kasım 2019, 09:42
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner321

banner269