banner268

Herkes Tuzağı

“Herkes bana karşı, kimse beni anlamıyor, herkes acımasız, herkes kendini düşünüyor, hiç mutlu olmadım, kimse beni takmıyor; kimse kitap okumuyor, herkes sigara içiyor, herkes kötü niyetli, kimseye acımayacaksın, kimseye açılmayacaksın, sevmeyeceksin, herkes, herkes herkes…”
Noktalardan sonrasını sizler tamamlayın. Olumlu cümle kalıpları olsa da çoğunlukla olumsuz düşünce kalıplarını anlatmak için “herkes” tuzağına öyle ya da şöyle düşülür. Bu herkes öyle üretkendir ki, hep, hiç, asla, katiyen, kimse, her zaman, daima, mutlaka vs. gibi diğer kavramların üretilmesine öncülük ederek bizleri çeşitli açmazlarla karşı karşıya bırakır. Statta sigara içilme yasağına rağmen, içen kişiye, “Birader, sigara içmek yasaktır!” diyorsunuz, size yanıtı; “Abi, ‘herkes’ içiyor!” Öğrenciye sınavda,  “Neden kopya çekiyorsun?” diyorsun, yanıtı; “Hocam, herkes çekiyor!”
Özellikle olumsuz davranışlarımıza bahane bulmanın doğal bir savunması “herkes ve türevi olan” sözcükler, bir tür cankurtaran simidi gibi görev yapıyor. Bunların sınırını çizmediğimizde ise olumsuzluğun katmerli yansımaları insanı girdabına almaya başlıyor.
Bazı durumlarda herkes önemlidir. İnsana yalnız olmadığını; bazen korunduğunu, anlaşıldığını, sevildiğini, desteklendiğini, gösterebilir, bunlarda sakınca yoktur ama yanlış ve olumsuz olan şeylere sürekli bir bahane bulma dürtüsü insanı zayıflattığı gibi alçaltabilir de…
Ne kendimize, ne de başkalarına bu “herkes “ tuzağını kurmayalım. Daha net, açık ve kesin olalım. Davranışlarının sorumluluğunu alan ve başkalarını suçlamak yerine kendinde hata ve yanlış arayan insan olgun ve erdemli insandır. Yılların bilgeliğini anlatan, “insan önce iğneyi kendine batırmalı” önermesi önemli bir erdemdir… Kişi kontrol edebildiklerine odaklandığında hem yaşam kalitesi hem de mutluluğunu ve hayatını kontrol edebilme ve yönetebilme becerisi artacaktır.
İnsan, mükemmel çalışan bir sistemdir. Her türlü davranışı, yani “çıktısı” bir dizi çabanın ürünüdür. Düşünebilme yetisi olan insan düşünebilme yetisi ile hem iyiliği hem de kötülüğü yaratabilir. Önemli olan yanlışları azaltırken doğruları çoğaltabilmek ve kötüden kaçabilmektir. Herkes tuzağı,  insanın özgürlüğünün, bireyselliğinin, özgünlüğünün, sıra dışılığının, eşsizliğinin ve yaratıcılığının önündeki büyük bir engeldir. Kişi ne kadar bu tuzağa karşı koyabiliyor ve sorumluluk alabiliyorsa o kadar muhteşem bir hayat yaşıyor olacaktır; büyüklerimizin, “aydınlanma”, “adam olma” dediği şey de tam da budur bence… Her insan da bu potansiyele sahiptir. Kimisi bunun farkına varır ve muhteşem kullanır, kimileri farkına bile varamaz, acılar içinde debelenir durur, başkalarını suçlar, hayata isyan eder; kurban olduğuna inanarak başkalarının enerjisini emmeye çalışırlar…
Hepimiz “insan” doğarız ama “insan kalabilmek” herkese nasip ol(a)maz. Çaba göstermeden de bu muhteşemliğe ulaşılamaz…

YORUM EKLE

banner216

banner267

banner250

banner246

banner256