İhracat İçin Bir ‘Orkestra Şefi’ Aranıyor!

Bir nedenle yurt dışında biraz uzun kalıp, yurda dönmek üzere hava alanına geldiğimde, gözlerim uzaktan THY uçağını arar ve onun inişini gördüğümde de hep heyecanlanırım. Bu benim için yurda geldiğimin ilk işaretidir. Ülkemizin tek küresel markası olduğunu düşündüğüm ulusal hava yolumuz THY ile şüphesiz ben de iftihar ediyorum.
Biliyorsunuz, bu ulusal hava yolumuz hemen hemen bütün tanıtımlarında aynı sloganı kullanır; ‘Biz en çok ülkeye uçan hava yoluyuz.’ Gerçekten de THY, yaklaşık 120 farklı ülkeye uçuş gerçekleştirmekte, ikinci sıradaki hava yoluna bile yüzde 30 civarında fark atmaktadır.
Oysa aynı hava yolumuzu ne ciroda, ne brüt karlılıkta, ne de net karlılıkta ilk sıralarda göremiyoruz. Eğer, THY bir ticaret şirketi ise ilk amacın karlılık olması gerekiyor. En fazla ülkeye veya hava alanına uçmak olağanüstü bir strateji gerektirmiyor ama sektörünün en karlı şirketleri arasına girmek hiç de kolay değil.
Aynı durum küresel inşaat şirketlerimizde de vardır. Birçok ülkede inşaat yapan inşaat sektörümüz ile de iftihar ediyoruz ama en büyük şirketler sıralamasına ilk inşaat şirketimiz tam 76. sıradan girebiliyor. İnşaat konusundaki yetkinliklerimizi bazı coğrafik alanlara yoğunlaştırıp, lokal pazar liderliklerini ele geçiremediğimizden birçok alanda düşük ölçekte inşaatlar yapabiliyor ve bununla da iftihar ediyoruz. Ancak bu durum çok fazla enerji harcamamızı gerektiriyor ve harcadığımız pazarlama gayretlerinin de karşılığını alamıyoruz.
Benzer durumu bütün ihracat faaliyetlerimizde görmek mümkündür. İhracat yapmak için çok fazla enerji ve pazarlama gayreti sarf ediyor ancak sonuçlarından mutlu olamıyoruz. Bu durumu ölçmek mümkün mü? Kesinlikle evet.
Dünya ihracat verilerini toplu olarak görebileceğiniz malum siteye girip, ihracat listesini ‘Concentration of importing countries’e göre sıralarsanız, ülke olarak 0.03 değeri ile ihracatçı ülkeler sıralamasında sonuncular arasında olduğumuzu görürsünüz. Bu rakam, ihracatımızı herhangi bir coğrafik alan veya ülkelere konsantre edemediğimizin bir sonucudur.
Kısaca, ülke olarak içinde bulunduğumuz ekonomik sıkıntıların da bir sonucu olarak bütün iş dünyamızın dikkati ihracata döndü ama bütün ilgili kişi, şirket ve kurumlarımız bağımsız ve kendi perspektiflerinden hareket ettiğinden vermekte olduğumuz mücadele veya harcadığımız pazarlama gayretinin sonucunu almaktan uzağız.
Çözüm; ülkemizin ihracatını ‘küresel’ bir bakış açısı ile yönlendirebilecek bir ‘orkestra şefi’ kuruma ihtiyaç var. Bu kurum tercihen ihracatımız yeteri kadar artmaz ise ‘canı yanan’ bir kurum olmalıdır. Çünkü ihracatçı şirketler canlı organizmalardır ve adını strateji koymasalar bile uygun stratejileri üretemez ise hayatta kalamazlar.
Unutmayın! Ülke olarak beceri; birçok noktaya düşük ölçekte ihracat yapmak değil, sistematik ve rasyonel olarak belirlenecek coğrafik alan veya ülkelerde, o ülkeye uygun ürün grupları ile askeri tabir olarak ‘köprübaşı’ oluşturmak ve bu ‘köprübaşını’ ilk ekonomik krizde yıkılmayacak şekilde tahkim etmektir.

YORUM EKLE

banner303

banner269

banner297