Makine sektörü bu yıl 18 milyar dolar ihracat hedefliyor

Türk makine sektörü 15 milyar dolar ihracata ulaşmış başarılı bir sektör. Ekonomik konjonktür ise sıkıntılı.

Makine sektörü bu yıl 18 milyar dolar ihracat hedefliyor
Ülkemizin kalkınması ve yüksek gelir sınıfına yükselmesindeki tek yol; sanayileşerek üretmek ve daha nitelikli üretmekten geçiyor. Sanayileşme treninin lokomotifi ise makine sektörü olarak görülüyor. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin açıkladığı ‘100 Günlük İcraat Programı’ da bunun bir kanıtı.
Zira bu kapsamda yaklaşık 
1.000 işletmeye 100 milyon liraya kadar makine-teçhizat desteği verilmesi planlanıyor.
Makine imalat sektöründe TÜİK rakamlarına göre 13 bin işletme ve 220 bin istihdam ile 15 milyar dolar ihracat sağlanıyor. Sektör, bu yılın ilk altı ayında yüzde 20 ihracat artışı gerçekleştirdi. Sektör temsilcileri 2018’de 18 milyar dolar ihracat hedefine ulaşmak istiyor.
Makine İmalat Sanayii Dernekler Federasyonu (MAKFED) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, KOBİ yoğun bir sektör olduklarını belirterek, “Sanayi sicil kayıtlarına göre 9.139 firma makine imalatı ile iştigal ederken bunların ancak 108’i büyük ve 690’ı orta boy işletme konumunda. Diğerleri ise küçük ve mikro işletme sınıflarında. KOBİ’lere yönelik destek ve politikalar şüphesiz çok önemli ancak dünya ölçeğinde firmalarımız ve markalarımız da mevcut” diyor.
Makine sektörü ihracatın önemini evvelce kavramış bir yapıda. Dolayısıyla bugün 200’ün üzerinde ülkeye ihracat gerçekleşiyor. İhracatın yarıya yakınının AB ülkelerine ve yüzde 16’sının ise Almanya’ya yapılıyor olması sektörün yakaladığı kalitenin de bir göstergesi. Dalgakıran, “Artık dünyada bir ‘Türk Makinesi’ imajı oluşmuş durumda. Bu başarıda sanayicilerimizin payı kadar ‘Türkiye’nin Makinecileri’ olarak ulusal ve uluslararası düzeyde yürütmüş olduğumuz tanıtım faaliyetlerinin de payının olduğunu düşünüyoruz” diye konuşuyor. Son 7 yılda dünya makine ihracatı yüzde 3 artarken Çin’de bu artış yüzde 15 düzeyinde gerçekleşiyor. Türkiye ise aynı dönemde yüzde 40’lık bir artış sağlamış. Buna rağmen dünya ihracatından ülkemizin aldığı pay hala yüzde 1’lere ulaşmış değil. Sektör her türlü göstergede imalat sanayinin üzerinde bir gelişme eğilimi gösteriyor. Ancak ülkemizin ekonomik hedeflerine de katkısı bakımından sektörde sağlanacak bir dönüşümle daha yüksek bir ivme yakalama zorunluluğu da inkar edilmiyor.

Trakya Bölgesi’nde Makine İhtisas OSB ihtiyacı var
Sektörün çatı kuruluşu olan MAKFED altındaki 19 makine imalat sanayi derneği yaklaşık 1.900 firmayı temsil ediyor. Dalgakıran, “Dolayısıyla sektör olarak arzu ettiğimiz örgütlenme düzeyine kavuşmuş olup kurumsal kapasitemizi gelişmek yolunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Makine enerjiden sonra en çok dış ticaret açığı verdiğimiz alan. Dolayısıyla iç pazarımızı kapsayıcı şekilde üretim kabiliyetimizi geliştirmek zorundayız. Hem bu amaçla hem de ihracat kapasitesini geliştirmek açısından sektöre yönelik doğrudan yabancı yatırımlar ve ortaklıklar da önem arz ediyor” bilgisini veriyor.
MAKFED’in yürüttüğü Makine İhtisas OSB projesine de değinen Dalgakıran, şu noktalara değiniyor: “Ülkemiz Organize Sanayi Bölgesi uygulamaları ve sonuçları bakımından oldukça başarılı. OSB’ler firmalara önemli imkanlar sunarken burada yerleşik firmalar ilave destek ve teşviklerinden de yaralanıyor. Sektörümüzde faaliyet gösteren 798 büyük ve orta ölçekli işletmenin yüzde 59’u OSB’lerde yer alıyor. Bu oran ilden ile farklılık gösterirken İstanbul’da yüzde 36 düzeyinde. İstanbul Avrupa ve Anadolu yakaları kendi içerisinde değerlendirildiğinde ise söz konusu işletmelerin OSB yerleşiklik oranı Anadolu yakasında yüzde 50 iken Avrupa yakasında yüzde 28. Halihazırda Gebze’de yer alan iki makine ihtisas OSB tam doluluğa ulaştı. Bu çerçevede Trakya bölgesinde de iyi koşullar ile konumlanacak bir makine ihtisas OSB’ye ihtiyaç olduğu görüldüğünden bu yöndeki çalışmalar başlatıldı.”
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin açıkladığı ‘100 Günlük İcraat Programı’ çerçevesinde KOBİ’lerin üretim gücünü artırmak adına bir dizi proje yer alıyor. Yerli üretim için teknoloji ve imalat sektörlerinin ön plana çıkarıldığı icraat planında, makine ve teçhizat destek programı da bulunuyor. Bu kapsamda yaklaşık 1.000 işletmeye 100 milyon liraya kadar makine-teçhizat desteği verilmesi planlanıyor.
Takım Tezgahları Sanayici ve İşadamları Derneği (TİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Aydoğdu, “Türkiye’nin ekonomik krizlere daha dirençli olabilmesi için üretim gücünün artırılması gerekiyor. Üretimi güçlü ülkeler ekonomik olarak güçlü ülkelerdir ve ekonomik dalgalanmalardan az etkilenir. Bir yerden başlamak gerekli. Hükümet’in verdiği teşvikler özellikle makine-teçhizat teşviği çok önemli. Zira makineleşemeyen ülkeler dışa bağımlı kalmak zorundadırlar. Uzun vadede çok olumlu sonuçlar vereceğine inanıyoruz” diye konuşuyor.
Geçmişte verilen teşvik programlarında bazı sıkıntılar yaşandığını ifade eden Aydoğdu, “Bu İcraat Programı’nda bunların yaşanmamasını temenni ediyoruz. Yaşanan en büyük sıkıntı; proje yazıldıktan sonra, yetkili merciler tarafından bunun çok uzun süre incelenmesi ve sonuçlanmasıydı. Bu esnada ekonomide oluşan negatif durumlar karşısında firmaların projeleri kabul edilmiş olsa bile dövizdeki artış sebebi ile firmaların çoğu bu projeleri yapmaktan vazgeçti. Bir projeyi sunup aylar sonra teşvik çıkması şirketlerin dengelerini bozdu. Böylece o teşvik de bir işe yaramadı. Teşviklerde yaşanan bürokrasi süreci, şirketleri zor durumda bıraktı” bilgisini veriyor.
Aydoğdu önerisini şöyle sunuyor: “Yapılacak teknolojik yatırımların yüzde 65’i ithal ürünlerden, yüzde 35’i de yerli ürünlerden tedarik ediliyor. Dolayısıyla hem ithal hem yerli makine üreticisi teşvik kapsamında TL olarak 6 ay veya 1 sene boyunca sabit fiyat veremiyor. Makine yatırım teşviklerinde işlem uzayacaksa reel fiyatlamalar göz önüne alınmalı ya da dövizdeki artış proje sonunda ek bütçe ile tamamlanabilir olmalı ki bu yatırımlar gerçekçi olabilsin.”

“Sanayileşme treninin lokomotifi makine sektörüdür”
MAKFED Başkanı Adnan Dalgakıran, ekonomik konjonktüre dikkat çekerek, “Malum olan günümüzdeki makro ekonomik koşulların alınacak tedbirlerle iyileştirilmesi öncelikli husus haline geldi. Bununla birlikte sektörümüzün ülke kalkınmasındaki kritik rolü hakkında sadece biz değil kamunun da farkındalığı olduğunu biliyoruz. Ülkemizin kalkınması ve yüksek gelir sınıfına yükselmesindeki tek yolumuz sanayileşerek üretmek ve daha nitelikli üretmek. Sanayileşme treninin lokomotifi ise makine sektörü. Dolayısıyla üretimi ve ihracatı merkezine alan bir ekonomik kalkınma modelini gerekli görüyoruz” diye konuşuyor. Kayıt ve kural dışı uygulamaların sektörde ölçek ekonomisine sekte vuran sorun alanları olduğunu vurgulayan Dalgakıran, bu noktada piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetlerinin etkinliğinin arttırılmasını elzem gördüklerini kaydediyor.
Dalgakıran, “İnsan kaynağı sektörümüzün en önem verdiği unsur. Dolayısıyla bunun sürekli beslenmesi ve güçlendirilmesi gerekiyor. İnsanların sanayide çalışmasını özendirici makro politikalar yanı sıra niteliği arttırıcı çalışmalar da önem arz ediyor. Önümüzdeki dönemde sanayinin dijital dönüşümü sürecini de iyi kullanabilirsek insan kaynağını geliştirici sağlam adımlar atabileceğimizi düşünüyoruz. Bunun yanı sıra gerek firmalarımızın gerekse ülkemizin marka değerinin arttırılması hayati önem taşıyor. Bu çerçevede Türkiye’nin makinecilerinin yürüttüğü tanıtım faaliyetlerinin ve uluslararası fuarlardaki etkin yapının arttırılarak sürdürülmesini önemsiyoruz” diye konuşuyor.

ABD’ye makine ihracatı 700 milyon dolar yükseldi
Makine İhracatçıları Birliği'nden (MAİB) yapılan açıklamaya göre sektör, Temmuz ayında ihracatını geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 21.2 artırarak toplam ihracatını 9.8 milyar dolara taşıdı. Gelişmiş ülkelerin tamamında pazar payını artırmayı başaran sektörün en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülkeler Almanya, ABD ve İngiltere oldu. Korumacı politikalarla ithalatı kontrol altına almaya çalışan ABD'de büyük ilgi gören Türk makineleri, ABD'ye yaptığı ihracatı yüzde 28.7 artırmayı başardı.
Makine sektörünün her ay 100 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiği ABD pazarında pazar payını artırmaya devam edeceğini ifade eden MAİB Yönetim Kurulu Başkanı Kutlu Karavelioğlu şunları söyledi: “ABD'de kapsamı genişleyen korumacı politikalar bu ülkede iş yapmak isteyen tüm sektörleri doğrudan etkiliyor ancak sanayi üretiminin yıllık yüzde 6 artış gerçekleştirdiği ülke makine gibi stratejik sektörlere de ticari anlamda yeni fırsatlar sağlıyor. Türk makinelerinin artan kalitesiyle ABD pazarında önemli bir alıcısı var. Bu dönemde ABD'ye yaptığımız türbin, turbojet, turbopropeller ve hidrolik silindir ihracatı 1.5 katına, motorlar, aksam ve parçaları ihracatı 2 katına çıktı.”
Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan ‘Geçici Dış Ticaret Verileri’ne de değinen Karavelioğlu şunları söyledi: "Temmuz ayında Türkiye ekonomisinde ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 70'e yükselmesi çok olumlu bir veri oldu. Dış ticaret açığında önemli bir düşüş sağlayan bu tabloyu geliştirmemiz gerekiyor. TÜİK verilerine göre Temmuz ayında en çok ihracatı yapılan ürün grubu, otomotiv ve aksamlarından sonra makine ve aksamları. Fakat makine ve aksamları, petrol ve ürünlerinden sonra en çok ithal ettiğimiz ikinci ürün grubu aynı zamanda. Sattığımız kaliteli ürünlerin muadillerini ithal etmek doğru bir yaklaşım değil. ABD’nin Türkiye’den ithal ettiği malı, sanayicimiz yurtdışında aramasın. Türkiye'nin yerli makine kullanması, daha fazla üretip daha fazla ihraç ederek büyümesi gerekiyor."

“Makine ve teçhizat teşvikleri zamanında yapılmalı”
Makine imalat sektöründe TÜİK rakamlarına göre 13 bin işletme ve 220 bin istihdam ile 15 milyar dolar ihracat sağlanıyor. Sektör, bu yılın ilk altı ayında yüzde 20 ihracat artışı gerçekleştirdi. Sektör temsilcileri 2018’de 18 milyar dolar ihracat hedefine ulaşmak istiyor.
Makine İmalat Sanayii Dernekler Federasyonu (MAKFED) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Dalgakıran, KOBİ yoğun bir sektör olduklarını belirterek, “Sanayi sicil kayıtlarına göre 9.139 firma makine imalatı ile iştigal ederken bunların ancak 108’i büyük ve 690’ı orta boy işletme konumunda. Diğerleri ise küçük ve mikro işletme sınıflarında. KOBİ’lere yönelik destek ve politikalar şüphesiz çok önemli ancak dünya ölçeğinde firmalarımız ve markalarımız da mevcut” diyor.
Makine sektörü ihracatın önemini evvelce kavramış bir yapıda. Dolayısıyla bugün 200’ün üzerinde ülkeye ihracat gerçekleşiyor. İhracatın yarıya yakınının AB ülkelerine ve yüzde 16’sının ise Almanya’ya yapılıyor olması sektörün yakaladığı kalitenin de bir göstergesi. Dalgakıran, “Artık dünyada bir ‘Türk Makinesi’ imajı oluşmuş durumda. Bu başarıda sanayicilerimizin payı kadar ‘Türkiye’nin Makinecileri’ olarak ulusal ve uluslararası düzeyde yürütmüş olduğumuz tanıtım faaliyetlerinin de payının olduğunu düşünüyoruz” diye konuşuyor. Son 7 yılda dünya makine ihracatı yüzde 3 artarken Çin’de bu artış yüzde 15 düzeyinde gerçekleşiyor. Türkiye ise aynı dönemde yüzde 40’lık bir artış sağlamış. Buna rağmen dünya ihracatından ülkemizin aldığı pay hala yüzde 1’lere ulaşmış değil. Sektör her türlü göstergede imalat sanayinin üzerinde bir gelişme eğilimi gösteriyor. Ancak ülkemizin ekonomik hedeflerine de katkısı bakımından sektörde sağlanacak bir dönüşümle daha yüksek bir ivme yakalama zorunluluğu da inkar edilmiyor.

Trakya Bölgesi’nde Makine İhtisas OSB ihtiyacı var
Sektörün çatı kuruluşu olan MAKFED altındaki 19 makine imalat sanayi derneği yaklaşık 1.900 firmayı temsil ediyor. Dalgakıran, “Dolayısıyla sektör olarak arzu ettiğimiz örgütlenme düzeyine kavuşmuş olup kurumsal kapasitemizi gelişmek yolunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Makine enerjiden sonra en çok dış ticaret açığı verdiğimiz alan. Dolayısıyla iç pazarımızı kapsayıcı şekilde üretim kabiliyetimizi geliştirmek zorundayız. Hem bu amaçla hem de ihracat kapasitesini geliştirmek açısından sektöre yönelik doğrudan yabancı yatırımlar ve ortaklıklar da önem arz ediyor” bilgisini veriyor.
MAKFED’in yürüttüğü Makine İhtisas OSB projesine de değinen Dalgakıran, şu noktalara değiniyor: “Ülkemiz Organize Sanayi Bölgesi uygulamaları ve sonuçları bakımından oldukça başarılı. OSB’ler firmalara önemli imkanlar sunarken burada yerleşik firmalar ilave destek ve teşviklerinden de yaralanıyor. Sektörümüzde faaliyet gösteren 798 büyük ve orta ölçekli işletmenin yüzde 59’u OSB’lerde yer alıyor. Bu oran ilden ile farklılık gösterirken İstanbul’da yüzde 36 düzeyinde. İstanbul Avrupa ve Anadolu yakaları kendi içerisinde değerlendirildiğinde ise söz konusu işletmelerin OSB yerleşiklik oranı Anadolu yakasında yüzde 50 iken Avrupa yakasında yüzde 28. Halihazırda Gebze’de yer alan iki makine ihtisas OSB tam doluluğa ulaştı. Bu çerçevede Trakya bölgesinde de iyi koşullar ile konumlanacak bir makine ihtisas OSB’ye ihtiyaç olduğu görüldüğünden bu yöndeki çalışmalar başlatıldı.”
Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin açıkladığı ‘100 Günlük İcraat Programı’ çerçevesinde KOBİ’lerin üretim gücünü artırmak adına bir dizi proje yer alıyor. Yerli üretim için teknoloji ve imalat sektörlerinin ön plana çıkarıldığı icraat planında, makine ve teçhizat destek programı da bulunuyor. Bu kapsamda yaklaşık 1.000 işletmeye 100 milyon liraya kadar makine-teçhizat desteği verilmesi planlanıyor.
Takım Tezgahları Sanayici ve İşadamları Derneği (TİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Aydoğdu, “Türkiye’nin ekonomik krizlere daha dirençli olabilmesi için üretim gücünün artırılması gerekiyor. Üretimi güçlü ülkeler ekonomik olarak güçlü ülkelerdir ve ekonomik dalgalanmalardan az etkilenir. Bir yerden başlamak gerekli. Hükümet’in verdiği teşvikler özellikle makine-teçhizat teşviği çok önemli. Zira makineleşemeyen ülkeler dışa bağımlı kalmak zorundadırlar. Uzun vadede çok olumlu sonuçlar vereceğine inanıyoruz” diye konuşuyor.
Geçmişte verilen teşvik programlarında bazı sıkıntılar yaşandığını ifade eden Aydoğdu, “Bu İcraat Programı’nda bunların yaşanmamasını temenni ediyoruz. Yaşanan en büyük sıkıntı; proje yazıldıktan sonra, yetkili merciler tarafından bunun çok uzun süre incelenmesi ve sonuçlanmasıydı. Bu esnada ekonomide oluşan negatif durumlar karşısında firmaların projeleri kabul edilmiş olsa bile dövizdeki artış sebebi ile firmaların çoğu bu projeleri yapmaktan vazgeçti. Bir projeyi sunup aylar sonra teşvik çıkması şirketlerin dengelerini bozdu. Böylece o teşvik de bir işe yaramadı. Teşviklerde yaşanan bürokrasi süreci, şirketleri zor durumda bıraktı” bilgisini veriyor.
Aydoğdu önerisini şöyle sunuyor: “Yapılacak teknolojik yatırımların yüzde 65’i ithal ürünlerden, yüzde 35’i de yerli ürünlerden tedarik ediliyor. Dolayısıyla hem ithal hem yerli makine üreticisi teşvik kapsamında TL olarak 6 ay veya 1 sene boyunca sabit fiyat veremiyor. Makine yatırım teşviklerinde işlem uzayacaksa reel fiyatlamalar göz önüne alınmalı ya da dövizdeki artış proje sonunda ek bütçe ile tamamlanabilir olmalı ki bu yatırımlar gerçekçi olabilsin."

Basınçlı havada enerji verimliliğini nasıl sağlarsınız?
Atlas Copco’nun yeni nesil invertörlü kompresörleri bir önceki tasarımlara oranla birim enerji maliyetleri yüzde 5-7 arasında düşürüyor. Her sektör ve üretim tesisinin ihtiyaçlarına göre  7-160kW arasında VSD+ model kompresörleri ile Atlas Copco sürdürülebilir verimliliği sağlarken enerji maliyetlerinde de tasarrufa yönelik çalışmalarını sürdürüyor.
Günümüzde işletmeler için elektrik ve su ne kadar kritikse basınçlı hava da aynı derecede kritik. Üretim süreçlerinde taşınması ve güvenlik açısından daha sorunlu olması sebebi ile basınçlı hava nerdeyse tüm ekipmanlarda kullanılır. Basınçlı havanın bu denli yaygınlaşması ile basınçlı havada enerji verimliliği de daha önemli ve öncelikli bir konu haline geldi. Bir kompresörün sıkıştırma işlemi sırasında harcadığı gücü 100 birim olarak düşündüğümüzde, basınçlı havaya dönüşen enerji miktarı sıkıştırma teknolojisine göre 10 ila 20 arasında kalacaktır. Geri kalan 80 ila 90 birim enerji atık enerjidir. Havanın tabiatı gereği oluşan bu atık enerjinin haricinde sıkıştırma işleminin ne kadar verimli yapıldığı da öncelikli hale geliyor.
Atlas Copco’nun 6. nesil invertörlü kompresörünü, eski tüm nesil kompresörlerden farklı kılan özelliği motor ve vidanın hem birbirine bağlanış hem de motor-vida grubunun kompresör içinde yerleştiriliş şekli. Motor ve vida tek mil üzerinde bulunuyor. Bu sayede aktarma kayıpsız hale geliyor. Motor ve vida kompresörde alışılagelmiş yatay montajdan farklı olarak dikey olarak monte edildiğinden, yataklara binen yatay yük ortadan kalkarak kompresörün taban alanı da daha az yer kaplıyor.
Tüm bu özellikleri ve verim artışları sayesinde VSD+ serisi kompresörleri, bir önceki VSD serilerinden yüzde 7-10 arası daha çok verimlilik sağlıyor.
Invertörlü kompresörler tam devirlerinde invertör direnci sebebi ile yükboş kompresörlerden daha çok güç çeker, VSD+ serisi kompresörlerin ise çoğu en yüksek devirlerinde aynı nominal motor gücündeki yükboş kompresör modellerine göre çok daha az güç çekmektedir.
Yeni soğutma fanı özelliği sayesinde kompresörlerin ses seviyeleri 67dB(A) civarındadır. Aynı zamanda VSD+ kompresörler için vida yeniden dizayn edilmiştir.
Atlas Copco’nun yeni nesil invertörlü kompresörleri bir önceki tasarımlara oranla birim enerji maliyetlerini yüzde 5-7 arasında düşürüyor. Her sektör ve üretim tesisinin ihtiyaçlarına göre 7-160kW arasında VSD+ model kompresörleri ile Atlas Copco sürdürülebilir verimliliği sağlarken enerji maliyetlerinde de tasarrufa yönelik çalışmalarını sürdürüyor.


Güncelleme Tarihi: 01 Eylül 2018, 13:45
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner235

banner229

banner216