Patronlar için ‘Andre Weil’ kuralı!

Ünlü Fransız Matematikçi Andre Weil’in çok bilinen bir kuralı vardır: “Birinci sınıf insanlar, birinci sınıf insanları yanlarına alırlar, ikinci sınıf insanlar ise üçüncü sınıf insanları yanlarına alırlar.”

Kendini her bakımdan iyi yetiştirmiş, yetkin ve başarılı insanlar beraber iş görmek üzere ekiplerine, genelde, kendileri gibi iyi yetişmiş insanları almayı tercih ederler. Oysa kendisini yeteri kadar geliştirme fırsatı bulamayan insanlar, yetkin insanları başarılı olarak yönetme konusunda sorunlar yaşayacağını düşündüklerinden, yanlarına kendisinden daha az yetkin insanları alırlar. Kendi pozisyonunu kaptırma kaygısı da yine düşük yetkinlikteki insanların yanlarına kendilerinden daha az yetkin insanları almasının önemli bir nedenidir. Bu kural, ‘cahil cesareti’ olarak bilinen ‘Kruger Sendromu’ ile birleştiğinde de durumunu iyice güçlendirir.

Ülkemizde şirket patronlarımızın gecelerini gündüzlerine katarak, şirketlerinin ve ülkemizin küresel pazarlarda başarılı olması için müthiş bir mücadele verdiğine şahit oluyoruz. Bu büyük mücadelelerine rağmen şirketlerimizin küresel pazarlarda hayal ettiğimiz başarıyı yakalayamamış olmasının kök nedenlerinden birisinin de; patronlarımızın yoğun çalışmaları arasından kendilerini geliştirmeye yeteri kadar zaman ve enerji ayıramıyor olması kabul gören bir görüştür.

Kendisini yeterince geliştirme fırsatı bulan iyi yetişmiş patronlar, ‘Andre Weil’ kuralı nedeni ile ekibine cesurca ‘birinci sınıf’ yöneticileri alırlar. Kendisini yeteri kadar geliştirme fırsatı bulamayan patronlarımız da ‘birinci sınıf’ yöneticileri başarılı olarak yönetme konusunda sorunlar yaşayacağını düşündüklerinden ekiplerine kendilerinden daha az yetkin ‘üçüncü sınıf’ olarak tanımlayabileceğimiz yöneticileri alırlar. Bu yöneticilerin patrona yönelik abartılı övgüleri de patronları kolayca ‘Kruger Sendromu’na sokar ve kendisini çok yetkin zannetmelerine neden olur. Çevrenizde kendisini yeteri kadar geliştirmeden, etrafındaki ‘üçüncü sınıf’ yönetim takımı ile şirketini dünya şirketi yapmayı hayal eden birçok şirket patronu görebilirsiniz.

Bu durumda ‘ikinci sınıf’ yöneticiler ne yapar? Onlar da ‘birinci sınıf’ patronlar tarafından tercih edilmediklerinden ve ‘ikinci sınıf’ patronlar tarafından da kabul görmediklerinden kendileri patron olma çabası içine girerler. Bu tip kendi işini kurma kararı alan yöneticiler de patronların işin doğasından dolayı sahip oldukları ‘risk algılama’ ve ‘risk alma’ yetkinliğine genelde sahip olmadıkları veya bunu önemsemedikleri için başarılı bir patron olmakta zorlanırlar.

Şirketleri bir ‘balon’ ve şirket patronlarını da onu yükseltmek isteyen bir lider olduğunu düşünelim. Fizik kuralı nedeni ile balonun içindeki bir kişi onu iterek yükseltmez, ancak kendisi daha yukarı çıkabilirse, balonunu da yukarı doğru çekerek yükseltebilir. Bu nedenle, şirketlerimizin sayın patronlarına, şirketlerini başarılı bir noktaya ulaştırma mücadelesinden önce kendilerini ve özellikle liderlik ve yönetim konularında geliştirmelerini öneririm.

Unutmayın! Patron kendisini geliştirmeden, şirketini geliştiremez. Fizik kurallarına aykırıdır. ‘Kendimizi geliştirmek’ ise birkaç günübirlik seminere katılmak, birkaç kitap okumakla varılacak bir nokta değil, bir yolculuk şeklidir.

YORUM EKLE

banner235

banner229

banner216