banner472

banner488

banner480

banner458

banner457

banner493

31.08.2015, 08:00 4201

Sayın Yöneticiler, Bu Bir Dünya Savaşıdır!

Burak Turna’nın ‘Üçüncü Dünya Savaşı’ romanından söz etmediğime emin olun. Kitabın konusu bir dünya savaşının 2010 yılında çıkacağı üzerine tasarlanmıştı. 2015 yılını yaşıyor olmamız nedeni ile bu romanın sadece bir kurgu olduğu anlaşılmıştır. Oysa ben, bütün şiddeti ile devam eden ve tüm şirketlerimizi içine alan, küresel bir ekonomik savaştan söz ediyorum. Teknolojinin ateşlediği büyük değişime bağlı olarak bütün dünya pazarlarında devam eden bu ekonomik savaşın etkilerini her geçen gün biraz daha fazla hissedeceğimiz açıktır. Bu nedenle bu ekonomik savaşı iyi anlamalı, rasyonel olarak yorumlamalı ve ‘kurallarına uygun olarak’ savaşmalıyız.

- Bu savaşın komutanları, tüm şirketlerimizin patron ve yöneticileridir.

- Bu savaşın komuta merkezleri, şirket ve holdinglerimizin yönetim kurullarıdır.

- Bu savaşın en ön hattında savaşan sessiz askerleri, şirketlerimizin tüm çalışanlarıdır.

- Bu savaşın ‘Harp sahası’ bütün dünya pazarlarıdır.

- Bu savaşın kaleleri, fabrikalarımız, üretim yapan tezgahlarımız ve hizmet üreten ofislerimizdir.

- Bu savaşın ağırlık merkezleri veya askeri tabiriyle sıklet merkezleri, organize sanayi bölgelerimizdir.

- Bu savaşın silahları, üretmekte olduğumuz ürün ve hizmetler olup, yüksek kalite, uygun fiyat ve benzersiz olma özellikleri onların tahrip güçleridir.

- Bu savaşın lojistik destek güçleri, kamu kurumlarından üniversitelere, araştırma şirketlerinden yönetim danışmanlarına kadar, çok geniş bir yelpazede yeralan ve kendi ‘siperlerinde’ savaşan şirketlerimize destek sağlayan, tüm kurum ve kuruluşlardır.

- Bu savaşın en çarpıcı stratejisi, teknolojinin ateşlediği yoğun değişime karşı hızlı, farklı, yaratıcı davranışlar sergilemektir. Sadece verimliliği arttırarak, sadece daha ucuza üreterek veya sadece ürün/hizmet kalitesini arttırarak bu savaştan galip çıkma zamanı çoktan geçmiştir. Ünlü Stratejist Gary Hamel’in dediği gibi ‘Rakipler sektörünüzü altüst ederken sizin operasyon becerinizi arttırmanız, Roma yanarken keman çalmaya benzer.’

- Bu savaşın gerçek kahramanları, şirketlerin rakiplerine göre fark yaratabilecek yaratıcı fikirlerini ortaya atabilen şirket çalışanları ve bu fikirleri hızla hayata geçirebilen şirket yöneticileridir.

- Bu savaşın en ön hattında yeralan şirketlerimizin koruyucu kalkanı, onların sahip olabildikleri rekabet güçleridir.

- Bu savaşın nükleer silahı, şirketlerimizin içinde bulunduğu dünya pazarını alt üst edebilecek ve ‘oyunun kuralını’ yeniden tanımlayabilecek inovatif ürünlerdir.

- Bu savaşın ana fikri, ‘Su uyur, düşman uyumaz’ değil, ‘Düşman uyur, rakip uyumaz’dır. Değişim ve küresel savaşın yoğun etkisiyle biz uyurken dünyanın diğer yarısındaki potansiyel rakiplerimiz uyanıktır.

- Bu savaşta akan kan, şirketlerimizin zarar gösteren bilançoları, kayıpları ise küresel rekabete dayanamayıp, pazardan çekilen şirketleridir.

- Bu savaşın temel prensibi, ‘pazar ve rakip odaklı’ olabilmektir. Yıllarca düşük rekabet ortamında yaşaması nedeni ile ‘ürün odaklı’ olan şirketlerimiz bu özelliklerini kaybetmeden ‘pazar ve rakip odaklı’ düşünebilme becerisini hızla geliştirebilmelidir.

- Bu savaşın harp oyunları, giderek daha etkin olarak kullanılmaya başlanan ‘İş Oyunları (Business Game)’ olarak adlandırılan eğitim yardımcılarıdır.


Unutulmamalıdır ki, ‘Savaşa hayır’ sloganları günümüz dünyası için çok uygun ancak yaşamakta olduğumuz bu ekonomik ‘çatışma’ için anlamsızdır. Bu küresel ekonomik savaş için en uygun slogan, ‘Savaşa evet, yok olmaya hayır!’ olmalıdır. Ya bu savaşın kurallarını iyi öğrenecek ve hayatta kalmayı başaracağız veya şirketlerimizin ‘siperlerinde’ birer birer yok olduğunu üzülerek izleyeceğiz.
Sözlerimi Henry Kissinger’in strateji tanımı ile tamamlamak isterim: ‘Strateji, toplumların kendi geleceklerini güven altına almak üzere yaptıklarıdır.’ Geleceğimizi güven altına almak istiyorsak, bu küresel ekonomik savaşı kazanmak zorundayız.
Yorumlar (0)
banner366