2019 YILINDAN SEKTÖREL BEKLENTİLER

Türkiye 2018’in 2. yarısını ekonomik sarsıntıyla geçirdi. Alınan köklü önlemler 2019 yılı başında görece bir “dengeleme” sürecine girildiğini gördük. 2019 yılı için yapılan sektörel değerlendirmeler umut verici. Ekonomik toparlanma belirginleştikçe, teşvik ve destekler sonuç vermeye başlayınca yatırımlarda da bir canlanma beklentisi mevcut. “Her şeye rağmen 2018’den daha iyi bir 2019 yılı olacak mı?” Soru bu.

2019 YILINDAN SEKTÖREL BEKLENTİLER

CUMHURBAŞKANLIĞI HEDEFLERİ
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nca hazırlanan "2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı" kamusal 2019 yılı hedeflerini belirledi.
GSYH büyüme hızı:     yüzde 2.3
Tarım:               yüzde 1.5 artış
Sanayi:             yüzde 1.6 artış
Hizmetler:          yüzde 2.6 artış

İstihdam açısından bakıldığında, ekonomideki dengelenme süreci ve bu sürecin ima ettiği düşük büyüme oranları çerçevesinde istihdam artışı bir miktar hız kesecek; bir önceki yıla göre 439 bin kişi artacak; işsizlik oranı ise yüzde 12.1'e yükselecek. İşgücüne katılma oranı yükselişini sürdürerek 2019 yılında 0.5 puan artışla yüzde 53.7'ye ulaşacak.

Büyüme ihracat kaynaklı olacak
Programda yüzde 2.3 olması hedeflenen 2019 GSYH büyümesinin özellikle mal ve hizmet ihracatı kaynaklı olması tahmin ediliyor. Ayrıca göreceli olarak azalmakla birlikte tüketimin büyümeye pozitif katkısının devam etmesi de öngörüler arasındadır.
Özel kesim tüketim harcamalarında 2018'e göre yüzde 2.1, kamu kesimi tüketim harcamalarında ise yüzde 1.1 artış yaşanması beklenirken özel kesim sabit sermaye yatırımlarının yüzde 2 artacağı, kamu kesimi sabit sermaye yatırımlarının ise yüzde 36.1 azalacağı tahmin edilmektedir.
Beklentiler çerçevesinde 2019 yılı GSYH büyümesine; özel tüketim 1.3 puan, özel kesim sabit sermaye yatırımları ise 0.5 puan katkı yapacak.
Bu dönemde kamu tüketimi büyümeye 0.1 puan, kamu kesimi sabit sermaye yatırımları büyümeye negatif 1.4 puan katkı yapacak. GSYH büyümesine net mal ve hizmet ihracatının katkısı ise ekonomik dengelenmenin de bir sonucu olarak 1.5 puan olacak.

Yatırımlar
Yatırımlar tarafına bakıldığında kamu kesimi sabit sermaye yatırımları alınan harcama tedbirleri neticesinde 2019'da reel olarak yüzde 36.1 azalacak. Bu dönemde, cari fiyatlarla kamu kesimi sabit sermaye yatırımlarının yüzde 43'ünün merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki idareler, yüzde 44.7'sinin mahalli idareler, yüzde 11.6'sının işletmeci KİT'ler, yüzde 0.11'inin özelleştirme kapsamındaki kuruluşlar, yüzde 0.6'sının döner sermayeli kuruluşlar ve sosyal güvenlik kuruluşları tarafından gerçekleştirilmesi bekleniyor.
Kamu kesimi sabit sermaye yatırımlarının 2019’da  tarım, ulaştırma, eğitim ve diğer hizmetler alt sektörlerinde yoğunlaşması öngörülürken özel kesim sabit sermaye yatırımlarının reel olarak yüzde 2 artış göstereceği tahmin ediliyor. Özel kesim sabit sermaye yatırımlarının imalat sanayisi, ulaştırma ve konut alt sektörlerinde yoğunlaşması, bunun yanı sıra turizm sektörünün payının yüzde 3.6 seviyelerine kadar artması hesaplanıyor.
Program dönemi sonunda kamu sabit sermaye yatırımlarının GSYH içerisindeki payının yüzde 2.8, sermaye giderlerinin Merkezi Yönetim Bütçesi içerisindeki payının ise yüzde 5.7 olması hedefleniyor.

Kamu-özel işbirliği (KÖİ) yatırımlarında
Cumhurbaşkanlığı Programı’na göre, kamu-özel işbirliği (KÖİ) yatırımlarında sözleşmelerden doğacak yükümlülüklerin kamu mali dengeleri üzerindeki etkileri göz önünde bulundurulacak, proje süreçleri bütüncül olarak ele alınacak ve planlama, etüt, ihale, sözleşme gibi uygulama öncesi hazırlık süreçlerinin kalitesi artırılacak.
Bu amaçla başlatılan ve süreçlerin uluslararası uygulama örnekleri de dikkate alınarak iyileştirilmesini hedefleyen kamuda KÖİ kapasite geliştirme projesi tamamlanacak, projelerin izlenmesi ve değerlendirilmesi etkin şekilde devam ettirilecek. KÖİ yönteminin, yatırımların gerçekleştirilmesinde maliyet etkinliği sağladığı durumlarda tercih edilmesine özen gösterilecek, muhtemel yük, getiri ve sorumlulukların kamu ile özel kesim arasında dengeli bir şekilde paylaşılmasına dikkat edilecek.

SEKTÖRLERİN 2019 YILI ANALİZİ

Enerji sektörü
Türkiye’nin 2019’da toplam elektrik üretim ve tüketiminin 317 milyar kilovatsaat olması ve kişi başı elektrik tüketiminin 3.8 kilovatsaate yükselmesi, elektrik santrallerinin toplam kurulu gücünün ise yaklaşık yüzde 5 artarak 94 bin 760 megavata çıkarılması öngörülüyor.
Yerli kömür kaynaklarının elektrik enerjisi üretimindeki payının artırılması için, Konya-Karapınar/Ayrancı, Eskişehir-Alpu, Kahramanmaraş-Afşin/Elbistan C/D, Afyonkarahisar-Dinar ve Ankara-Çayırhan’da birer adet termik santral kurulacak.
Yüksek verimli elektrik motorlarına geçiş süresince, ‘KOBİ’lerde Enerji Verimli Motorların Teşvik Edilmesi’ kapsamında 5 adet Organize Sanayi Bölgesi’nde elektrik motorları dönüşüm programı uygulanacak. Sanayide kullanılan verimsiz motorlarla ilgili piyasa dönüşümünü sağlamaya yönelik örnek uygulamalar ve finans mekanizmaları geliştirilecek. Konuyla ilgili gerekli mevzuat düzenlemeleri yapılacak ve farkındalık artırılacak.
Yabancıların Türkiye’ye ilgisinin arttığı görülüyor. 2019 yılında enerji sektörüne yapılacak yabancı yatırımın 2 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor.
Türkiye'nin en önemli ithalat kalemlerinden biri olan sektörde 2019 yılı için ‘Ticaret Savaşları’ sebebiyle özellikle İran'a uygulanan yaptırımların etkisiyle daralma yaşanacaktır. Petrol üretiminin azalması sebebiyle petrol fiyatlarında artış öngörülmektedir. 2019 yılı için Türkiye'nin alternatif enerji kaynaklarına yönelmesi gerekmektedir. Güneş enerjisine yatırımlar artacaktır. TANAP ve TÜRK AKIMI projelerinin hayata geçirilmesiyle enerji sektörü olumlu bir gelişme trendi yakalayabilir. Venezuela ile 2018 yılı içinde yapılan anlaşmalar enerji sektörüne güç katacaktır.

Finansal hizmetler sektörü
Yükselen enflasyon ve faiz oranlarına bağlı olarak bankacılık sektörü reel sektöre destek olmak amaçlı fedakarlıklara başlamış bulunmaktadır. Döviz kurlarındaki hareketlilik, faiz oranlarının değişkenliği bankacılık ve finans sektörünün çeşitli yapılandırmalar yapmasını gerekli kılmıştır. 2019 yılında daha dengeli ve reel sektörü destekleyen bir finans sektörünün oluşacağına kesin gözüyle bakılmaktadır. Diğer yandan KOBİ’lerin birbirinden ve büyüklerden alacaklarına “Alacak Sigortası” sağlanması bankacılık sektörünü ‘riskli alacak’ baskısından kurtaracak niteliktedir. Devlet bankalarının konut kredilerine yüzde 0.98 faiz uygulamasına özel bankaların da katılacağı beklentisi sektörü hareketlendirecektir.
KGF kredilerinin yeniden yapılandırılma şartlarını düzenleyen kararname ile daha önce 36 aya kadar olan yeniden yapılandırma imkanı, işletme ve yatırım kredileri için yeniden düzenlendi. Bu kapsamda kredi veren, kredinin açılış tarihinden başlamak üzere işletme kredilerinde 96 ay, yatırım kredilerinde ise 156 ayı aşmamak kaydıyla yeniden yapılandırma yapılabilecek. Kredinin vadesi de değiştirilebilecek. Bu uygulama finans sektörünün 2018 ikinci yarısında daralan kredi hacmini 2019 yılında genişletecek olmasından başka KOBİ yatırımlarını da istikrara kavuşturacağı beklentisi güç kazandı. BDDK sektörde yönetilemez bir gelişme bulunmadığını açıkladı.

Mobilya sektörü
Türk mobilyacıları artık dünyanın dört bir yanına mağaza showroomlar açıyor. Yaklaşık 160 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. Mobilya ihracatı giderek ivme kazanıyor.
Sadece kaliteli ürünleri ile değil Türk mobilyacıları tasarım alanındaki ustalıklarıyla da artık dünya mobilya sektöründe yer ediniyor. Dünyada Türk mobilyasına olan talep artıyor.
Sadece bireysel talep değil, dünya mobilya markaları da artık kendi koleksiyonlarını Türkiye'deki kaliteli işçilik ve malzeme ile üretmek istiyor. Sektörün ihracatı olumlu gelişecektir.
2019 sektör için bir soluk alma yılı olabilir.
Mobilyada uygulanan KDV oranı yüzde 18'den yüzde 8'e indirildi ve bu da sektöre umut verdi.

Savunma ve havacılık sektörü
Havacılık sektörü, üçüncü havalimanıyla önem kazanacak.
Uzun vadede İpek Yolu'nun yeniden canlandırılmasıyla transit geçiş bölgesi olacak olan Türkiye önemli bir lojistik üs konumunu kazanacak. Uçak, yakıt gibi havacılık ürünlerinin ithalata bağımlı olması, bu sektörün maliyetlerini arttırmıştır. Son dönemde yapılan insansız hava araçları ile uzay araçlarının üretimi ve ihracatı, bu sektörü geliştirecektir. Ayrıca turizmin bir ayağı olan ulaştırma sektörü, havacılık sektörünü yolcu taşımacılığı açısından olumlu etkileyecektir.

Bilişim sektörü
Teknolojide meydana gelen değişimlerle birlikte öne çıkan bilişim teknolojileri sektörü, 2019 yılında gelişmesini hızlanarak sürdürecek.
Yapay zeka ve Endüstri 4.0 konusunda ilerlemeler sağlanacak; örnek “akıllı Fabrika” uygulamalarının sayısı artacak.
Teknoloji ihraç eden ülke haline gelebilmemiz için 2019 yılında Ar-Ge desteklerinin artırılması toplumsal beklentiye dönüşmüş bulunmaktadır; bu sektöre ilişkin teşvik desteklerde yoğunlaşma öngörülmektedir.

Otomotiv sektörü
Sektörün 2019 için öngörüleri 400 bin otomobil satışının gerçekleştirileceği yönünde birleşiyor. Bu da 2018’e göre pazarın yüzde 38, 2017 yılına göre ise yüzde 60 civarında düşeceği anlamına geliyor. Bütün bu sonuçlara ve tabloya göre ise markalar ve distribütörler 2019’da da ÖTV indiriminin devam etmesini beklemektedirler. ÖTV indirimi ise ikinci el otomobil stokları yüzünden sıkıntı yaratmaktadır. 2019’un, ikinci el araçların yılı olacağı söylenebilir. Bu araçların yaklaşık 100 bini ilk 6 ayda peyderpey gümrüklerden çekilecek 1 yaşındaki sıfır otomobiller, diğerleri yılsonunda satılmış gibi gösterilen sıfır ikinci el araçlar ve gerçekten stoklarda bekleyen kullanılmış araçlardan oluşacak. Bunlara 400 bin satış eklendiğinde pazarın toplamda 2018’i geçmesi sözkonusu olabilir.

Turizm sektörü
Turizm sektörü, kurdaki değişimler sayesinde toparlandı.
2019 yılında dengeli fiyatlama ve çeşitlendirilen turizm alternatifleri sayesinde (kültür turizmi, spor turizmi, sağlık turizmi) daha iyi yıl beklenmektedir. 2019 yılı için Avrupa pazarında turizmcilerin yüzde 66.3’ü 2018’e göre yüzde 10 ve üzerinde artış bekliyor. Yüzde 29.1’i yüzde 5 artış öngörürken yaklaşık yüzde 4.5’i de azalacağı veya aynı kalacağını düşünüyor. Rusya pazarı içinse yüzde 32.7 yüzde 10 ve üzeri, yüzde 28.8’i yüzde 5 artış beklerken yüzde 21.1’i yüzde 5 ve üzeri düşüş, yüzde 18’e yakını da aynı kalacağı görüşündedir.

Gayrimenkul sektörü
Türkiye ekonomisinde bir dönem büyümeyi olumlu yönde etkileyen inşaat sektörü 2018 ikinci yarısında daralma içine girdi. İnşaat firmalarının ellerinde ciddi bir konut stoğu oluştu. 2019 yılında  konut fiyatları düşecek. Konut kredilerinde faizlerin yüzde 1.0’in altına düşürülmesi 2019 yılında sektörde toparlanma sağlayacak.

Gıda-tarım sektörü
Yükselen enflasyonla birlikte artan gıda fiyatları, tarım sektöründe çeşitli teşvikleri acilleştirmiştir. Çiftçinin üretimini destekleyen, gıda fiyatlarının düşmesini sağlayan teşvik paketleri uygulamaya konmuştur. 2019 yılında üreticilere, kırsalı kalkındıracak, tarım üretimi ve ihracatını arttıracak söz konusu teşviklere, yenileri eklenecektir. 2019 yılında tarım için ayrıca önemli yapılandırmalar ve teşvikler beklenmelidir.

Metal-madencilik sektörü
Metal sektörü otomotiv sektöründe sanayii demir-çelik, hafif metaller, petro-kimya, lastik, plastik gibi sanayi dallarının temel ürünüdür. Döviz dalgalanmaları nedeniyle otomotiv sektörü daralmış olsa da asıl olarak uluslararası rekabette zorlanacaktır. Girdideki dış bağımlılık döviz kurları hareketleri sebebiyle maliyetler yükselecektir. Ancak desteklenirse otomotiv sektörü başta olmak üzere metal sektöründeki gelişmeler 2019’da olumlu ivme kazanacaktır.

Perakende sektörü
Sektör 2018’in ikinci yarısından başlayarak yavaşlamaya maruz kaldı, 2019 yılında enflasyondaki artışlardan kısa vadeli olarak olumsuz etkilenecek. 2019 yılında özellikle sektörün e-ticaret boyutu hızla artacak.

REFİK ONUR KILIÇER
Akdeniz Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (AKAMİB“Mobilya ihracatı yüzde 20 artar”
“2019 yılı çok çalışacağımız bir yıl olacak. Olağan olmayan zamanlardan geçiyoruz.
Sektör olarak bu durumu büyük fırsat olarak görüyoruz.
Bu bağlamda 2019 yılı yeni ve büyük işlere doğru adımlayacağımız bir yıl olacak. Kabuğumuzdan çıkıp dünya pazarında kendimizi göstereceğimiz, yeni pazarlara gireceğimiz bir yıl olacağını düşünüyorum.
2019’da ve sonraki yıllarda, Latin Amerika’daki payımızı arttırmaya çalışacağız. Şili, Bolivya, Paraguay ve Brezilya AKAMİB olarak potansiyel gördüğümüz hedef pazarlar arasındadır. Bunun yanında ABD, Kanada ve Avustralya’yı da hedef pazarlar listemize ekledik. 2019 için; çalışmalarına başladığımız pazar analizleri ve araştırmalarımızla bu pazarlarda kalıcı olarak tutunmayı ve öne çıkarmayı hedefliyoruz.
2017 yılında yüzde 8.4 oranında büyüdük. 2018 yılında ise ortalama sektör ihracat artışımız yüzde 14 oranında. 2019 yılında ise bu oranın en az yüzde 20 olması için elimizden geleni yapacağız. Hedefimiz 6 milyar dolar sınırını yakalayıp geçmektir.”

BARAN ÇELİK
Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı “Hedef 32 milyar dolar ihracat”
“Türkiye ihracatının lideri otomotiv endüstrisi açısından oldukça iyi bir yıl geçirdiğimizi söyleyebiliyoruz. Bu yıl sadece Ağustos ayında uzun süren bir bayram tatili kaynaklı ihracat düşüşü yaşadık. Onun dışında 2018 yılı için aylık bazda ortalama 2.65 milyar dolarlık bir ihracata imza atmış durumdayız. Endüstri Mart ayında tarihinde ilk kez 3 milyar doların üzerinde bir ihracata imza attı. Ayrıca Nisan ve Ekim aylarında 2.9 milyar dolar; Şubat, Mayıs, Temmuz ve Kasım aylarında 2.8 milyar dolar ile aylık bazda çok yüksek ihracat rakamlarına ulaşıldı.
Ocak-Kasım döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 12 artışla 29.1 milyar dolar ihracata ulaştık. Yani geçen yıl 28.5 milyar dolar ihracat ile kırdığımız rekoru bu yıl 11 ayda geride bıraktık. Bu yılın tamamında hedeflediğimiz 31 milyar doların da üzerinde bir ihracat rakamına ulaşacağız. Böylece otomotiv endüstrisi üst üste 13. kez ihracat lideri olarak yılı tamamlama başarısı gösterecek.
Ürün grupları olarak bakıldığında da yılın ilk 11 ayında tedarik endüstrisinde %14, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlarda %12, otobüs-midibüs-minibüslerde %11, çekicilerde %110 ile çift haneli ihracat artışları yaşandı, binek otomobiller ihracatımız da bu dönemde %6 arttı.
Otomotiv endüstrisi olarak 2019 yılı için temel hedefimiz 2018 yılında ulaşılan ihracat rakamının üzerinde bir ihracata imza atmaktır. 2019 yılının özellikle ilk yarısında parite kaynaklı ihracat kaybı yaşanması da muhtemeldir. İran’a yönelik ambargoların yeniden devreye alınması bu ülkeye yönelik ihracatımıza olumsuz yansımaktadır. Dolayısıyla bugünden bakıldığında 2019 yılı için önümüzde bazı zorluklar gözükmektedir. Otomotiv endüstrisi için 2019 yılı ihracat hedefi 32 milyar dolar olarak belirlenmiştir.”

MÜJDAT SEZER
İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı (İSHİB) “İhracat hepten katmadeğer”
“Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü tarım sektörü içerisinde en çok büyüme ve gelişme gösteren sektörler arasındadır. Sektör içerisinde en fazla ihracat gerçekleştirilen ürün grupları sırasıyla; su ürünleri, kanatlı ürünleri, süt ürünleridir. Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü ihracatçı firmalarının hemen hepsinin aynı zamanda üretici olması, sermaye yapısının neredeyse yüzde 100 Türk sermayesi olması ve ithalat yapmadan yerli kaynaklar ile ihracat yaparak katmadeğeri yüksek ihracat gerçekleştirmesi ile de dikkat çeken bir sektördür.
Sektörümüz 2017 yılında yüzde 19.6 oranında büyüyerek yılı 2 milyar 260 milyon dolar ihracat ile kapattı. 2018 yılının 11 aylık döneminde ise yüzde 12.8 oranında büyümüş ve 2 milyar 300 milyon dolar ihracat gerçekleşmiştir. Dolayısıyla şimdiden 2017 yılı rakamları aşılmış olup; 2018 yılı sonu itibari ile sektör ihracatımızın 2.5 milyar doları aşması beklenmektedir.
Hollanda, İtalya, Birleşik Krallık, Rusya, Almanya, Japonya ülkemizin en çok su ürünleri ihracatı gerçekleştirdiği ülkelerdir.
Bakanlıklarımızın destekleri,  İhracatçılar Birliği girişimlerinin önümüzdeki yıl da yoğun bir şekilde devam etmesi ile ilk olarak kapalı pazarlarımızı ihracata açacağız. Geçtiğimiz yıl ihracata açılan Japonya’ya sektör ihracatımızın önümüzdeki yıl katlanarak artacağını beklemekteyiz. Aynı zamanda Çin’e gerçekleştirilen hayvansal ürün ihracatının da serbest bırakılması ile 2019 yılı ihracat hedefi olan 3 milyar dolarlık ihracatın da üzerine çıkabileceğimizi düşünmekteyiz.”

Kemal Yamankaradeniz: “Ar-Ge ve inovasyona yapılan yatırımlar, katmadeğerli üretimin önünü açacak”
Fikri ve sınai haklar alanında sektör değerlendirmesi yapan Destek Patent Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yamankaradeniz, “2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girme hedefimiz için Ar-Ge yatırımlarımızı artırmamız gerekecek” dedi. Yamankaradeniz, bu yatırımlar sonucunda da yeni patentler alınması gerektiğini aktardı.
Destek Patent Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yamankaradeniz, ‘Fikri ve Sınai Haklar’ alanında yaptığı sektör değerlendirmesinde; bir ülkenin sürdürülebilir bir ekonomik büyüme gösterebilmesi için ihracatın yoğun olduğu sektörlere odaklanması gerekiyor. Bu sektörlerde söz sahibi olabilmek için de Ar-Ge ve inovasyona yatırım yapılmalı, katmadeğerli üretimin önü açılmalı. Bu yatırımlar sonucunda da yeni patentler alınmalı ki rakiplere karşı pazarda rekabet üstünlüğü sağlansın” diye konuştu.
“Dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girme hedefimiz için Ar-Ge yatırımlarımızı artırmamız gerekiyor”
Devlet bütçesinden Ar-Ge faaliyetleri için gerçekleştirilen hesaplamalara göre 2017 yılında Ar-Ge için bir önceki yıla göre yüzde 17.5 artışla 10 milyar 710 milyon TL harcama yapıldı. Bu sonuca göre 2017 yılı bütçesinden Ar-Ge faaliyetleri için gerçekleştirilen harcamaların gayrisafi yurtiçi hasıla içerisindeki oranı yüzde 0.34, devlet bütçe harcamaları içerisindeki payı ise yüzde 1.4 oldu. Bütçe başlangıç ödenekleri esas alınarak yapılan tahmini sonuçlara göre ise 2018 yılı merkezi yönetim bütçesinden Ar-Ge için tahsis edilen başlangıç ödeneği 12 milyar 950 milyon TL oldu. 2023 yılına kadar yıllık yüzde 3 ve yaklaşık 60 milyar dolar Ar-Ge harcamaları hedefi belirlendi. Yamankaradeniz, “2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girme hedefimiz için Ar-Ge yatırımlarımızı artırmamız gerekecek” dedi.
Marka ve patent başvurularına ilişkin de bilgi veren Yamankaradeniz, “Geçtiğimiz yılın ilk 10 aylık bölümünde 4 bin 822 yerli patent başvurusu gerçekleşti, 2018 yılının aynı döneminde ise yaklaşık yüzde 5 artış göstererek,  patent başvurusu 5 bin 66’ya ulaştı. 2018 yılının ilk 10 ayında ise marka başvurularında azalma gerçekleşti. Geçtiğimiz yılın 10 aylık bölümünde 84 bin 80 olan marka başvurusu 2018 yılının aynı döneminde 83 bin 921’e düştü” bilgisini verdi.
Yamankaradeniz yerli patent başvuru sayısını il bazında değerlendirek şunları söyledi: “Yerli patent başvurusunda 2017 yılında 3 bin 795 adet ile İstanbul  ilk sırada yer alırken bin 206 adet ile Manisa, 823 adet yerli patent başvurusu ile Ankara, Ankara’dan sonra 440 adet yerli patent başvurusu ile Bursa ve  Bursa’nın ardından 343 yerli patent başvurusu ile Kocaeli ili 2017 yılında en çok yerli patent başvurusu yapan 5 il sıralamasında yerini aldı.”
Marka başvurularında ise 2017 yılında ilk sırayı 49 bin 683 adet yerli marka başvuru sayısı ile İstanbul, 8 bin 536 adet başvuru sayısı ile Ankara, 7 bin 60 yerli marka başvuru sayısı ile İzmir, İzmir’den sonra 4 bin 847 adet başvuru sayısı ile Bursa ve ilk beşte son sırayı 3 bin 946 adet marka başvurusu ile Gaziantep aldı.

“Marka ve patent vekilini seçerken nelere dikkat edilmeli?”
Kemal Yamankaradeniz marka ve patent vekili seçerken dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle aktardı: “Üyesi olduğum; Patent ve Marka Vekillieri Disiplin Kurulu, yakın bir zamanda Marka ve Patent Vekilleri Disiplin Yönetmeliği yayınladı. Burada hedefimiz; bu mesleğin sağlam temellere oturtularak, mesleki etik  ilkelerinin oluşturulması. Bu sebeple çalışacağınız marka ve patent vekilleri, Türk Patent ve Marka Kurumu siciline mutlaka kayıtlı olmalı.”

Güncelleme Tarihi: 31 Ocak 2019, 10:52
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner269

banner256