ZAMANIN RUHU İNOVASYON

TİM’in düzenlediği “Türkiye İnovasyon Haftası” Mayıs başında kırk bin aktif katılımla gerçekleşti ve inovasyonu ülke gündemine oturtuverdi. Yirmi yıllık bir deneyimden sonra artık duyduğumuzu değil bildiğimizi konuşur duruma geldiğimiz söylenebilir. Girişimciliği, yenilikçiliği ve üretkenliği bütün yönleriyle öğrendikten sonra şimdi düzenli ve sabırlı bir çalışma dönemine geçmiş bulunuyoruz.
İnovasyona yönelik düzen, disiplin ve hedefe odaklanmış sabırlı çalışma ise ilhamla gelmez, tek başına kazanılamaz, işbirlikleri yoluyla belli bir inovasyon ekosisteminin içine girilerek kazanılır.
Önemli ayrıntılarını kapak dosyamızda bulacağınız İnovasyon Haftası bize “Milli ve Yerli Üretim!” şiarının dayanaklarını özellikle de “Savunma Sanayi” sektörü bağlamında açıkça gösterdi. Türkiye bugün, kendi milli yazılımları ile ürettiği SİHA’lar ve teknolojileriyle dünyada ilk 3’e girmiş bulunuyor; oysa dün bunları peşin ödemeyle dahi satın alamıyordu. Başka ve ilk olan milli silah üretimleri de var. Yerli üretimde bu yüksek başarıya, içinde 54 üniversitenin ve 2940 teknoloji KOBİ’sinin çalıştığı bir ekosistem sayesinde ulaşıldı.
Geleceğe yakından bakarak gördüğümüz şöyle bir mecburiyet ile karşı karşıya bulunuyoruz: Yaptığımız ihracatın katmadeğerini yükseltmemiz şart. Bunu rekabetçi milli ve yerli üretimle sağlayabiliriz. Bu noktada belirsizlik bulunmuyor. Üretim girdisi olarak ithal ettiğimiz ürünlerden 1000’ini içeride üreterek her yıl 30 milyar dolar gibi bir katmadeğere ulaşabileceğiz. Bu alan özellikle KOBİ’lerimiz için büyük fırsatları barındırıyor.
İnovasyon tek başına bir şeymiş gibi ülke gündemine oturmuyor. Oluşan bir inovasyon ekosistemi içine girdiğimizde yapay zeka, büyük veri, nesnelerin interneti, artırılmış gerçeklik, otonom sistemler, siber güvenlik, yapay ajanlar, bulut ve quantum bilişim,akıllı ev aletleri, blockchain ve kripto para, robotlar, 5G networkü, e-sağlık, yeni nesil haberleşme 5G teknolojileri gibi kavramlar ve olgular da gündemimize girmiş oluyor. Bunların her biri dijital devrimin  bileşeni veya uğraklarıdır. Dijital dönüşüm yolculuğu böyle başlıyor. Artık bu yolculuk herkes ve herşey için zorunlu ve kaçınılmazdır.
Dünyadaki gelişmeleri ve ticaret savaşlarını yakından izlemeliyiz. Devletin ortaya koyduğu inovasyon politikalarının amaç ve hedeflerini en doğru şekilde kavramalıyız.
Kendi değerini üreten ve bağımsızlığını koruyabilen bir sanayi, Türkiye’nin olmazsa olmazıdır. Böyle bir üretim yapısına ancak ve sadece inovasyon sayesinde gerçekleştireceğimiz teknik atılımlar ve yeniliklerle ulaşabileceğiz. Ekonomik büyüklüğümüz ve sanayinin bundaki payı, yetişmiş insan gücümüz, girişimciliğimiz, üniversitelerimiz düne göre çok daha güçlenmiş bulunmaktadır. Türkiye inovasyon envanteri ve potansiyeli bunlarla ortaya çıkmaktadır. Şunu da ekleyelim: İnovasyon sadece yüksek katmadeğerli ürünlerin üretilmesi için değildir. Buluşçuluğun da tetiklenmesidir. Küresel fikri mülkiyet ihracatında sıralamaya giren bir Türkiye düşünmeliyiz. 2023 hedeflerini yakalamamız topyekün toplumsal bir heyecanı gerektiriyor, buna katılmalıyız.
Türkiye’de girişimciliğin gelişmesinde ve KOBİ’lerin rekabet gücünün artmasında yaptığı proje ve etkinliklerle özel pay sahibi ve rol model olan Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı’nın (TOSYÖV) 30. kuruluş yılını kutluyoruz. Dergimizin çözüm ortağı olarak işbirliği yaptığı; benim de daha önce Yönetim Kurulu Başkanı şimdi de Denetim Kurulu Üyesi olarak hizmet verdiğim TOSYÖV’ün kuruluşundan günümüze emeği geçen kurucularına, yöneticilerine, üyelerine, çalışanlarına, Destekleme Dernekleri’ne, işbirliği ve güçbirliği yapan kuruluş, kurum, firma ve kişilere saygılarımı ve teşekkürlerimi sunuyorum.

Ramazan Bayramınızı kutlar, sağlık, mutluluk ve esenlikler dilerim.

YORUM EKLE

banner269